ÖZET: Başvuran, 1980 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kesilen ölüm aylığının Yargıtay kararıyla yeniden bağlandığını, ancak geriye dönük ödemelerin güncel değerleme oranına göre yapılmadığını belirtmiştir. Başvuru, ölüm aylığına ilişkin ödenmesi gereken faiz talebini içermektedir. SGK’nın verdiği yanıtta, Yargıtay kararında faiz ödemesine dair bir hüküm bulunmadığı ifade edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, başvuranın ölüm aylığına ilişkin ödemelerin faizleriyle birlikte yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Anayasa ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde, başvuranın hak kaybına uğradığı ve bu nedenle faiz talebinin hukuka uygun olduğu vurgulanmıştır. İdarenin, başvuranın talebine ilişkin yeterli bilgi sunmaması, iyi yönetim ilkelerine aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’ya başvuranın faiz talebinin karşılanması yönünde tavsiyede bulunmuş ve bu kararın uygulanması için SGK’nın 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerektiğini belirtmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/10894-S.21.17518

BAŞVURU NO : 2021/2847

KARAR TARİHİ : 26/07/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Müteveffa eşinden dolayı kendisine bağlanan ölüm aylığına ilişkin

BAŞVURUNUN KONUSU :

faizin ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 07/02/2021

I.BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuran, 9210023210 tahsis numarası ile eşinden dolayı aylık almakta iken 1980 yılında SGK tarafından kesilen ölüm aylığının Yargıtay kararına istinaden tekrar bağlandığını, ancak geriye dönük ödemelerin bugünkü değerleme oranına göre yapılmadığını, kuruşlarla aylık ödeme yapıldığını ifade etmiş; yargı kararının yerine getirilerek hak ettiği ücretin güncellenerek faizleriyle beraber kendisine ödenmesini talep etmiştir.

II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından 11/03/2021 tarih ve sayılı yazı ile istenilen bilgi ve belge talebine

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın vermiş olduğu 31/03/2021 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Yargı kararına istinaden adı geçene 01/10/1980 tarihinden itibaren bağlanan ölüm geliri 26/04/2021 ödeme dönemi itibariyle 1.922,53 TL olup, 161.682,78 TL birikmiş ölüm geliri ödemesi yapıldığı, 2.2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin / Esas / Karar ile onana Sakarya 3. İş

Mahkemesi’nin / Esas / Karar numaralı mahkeme kararında ’a 24/09/1980 tarihinden itibaren bağlanmasına hükmedilen ölüm gelirinin faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığından söz konusu ödemenin faiz hesap edilerek yapılmadığı ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 6. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 7. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Şikayet başvurusunun incelenmesi neticesinde başvuranın eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının idarece kesildiği, Yargıtay kararına istinaden tekrar bağlandığı, ancak arada geçen süre zarfında alamadığı aylıkların faizi ile birlikte ödenmesi gerekirken ödenmediğini ifade ettiği, söz konusu tutarın faizinin kendisine ödenmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

10. İdareden gelen cevabi yazıda ise Yargıtay tarafından onanan Sakarya 3. İş Mahkemesi’nin /

Esas / Karar numaralı mahkeme kararında, başvurana faiz ödemesi yapılmasına ilişkin bir ifade bulunmadığından ödemenin faiz hesaplanmaksızın yapıldığı ifade edilmiştir. Başvuruya konu uyuşmazlığın; başvurana müteveffa eşinden mahkeme kararıyla almaya hak kazandığı 24/09/1980 tarihi ile 26/07/2020 tarihleri arasındaki ölüm aylığına ilişkin ödenen tutara SGK tarafından faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

11. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanun ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin

Kanun da düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz

Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda kapsamında, ilgili idarenin başvurana ödenmesi gereken malul erkek yetim aylığının verildiği ana kadar

geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

12. Anayasa Mahkemesi’nin, 15.12.1998 tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanunî faize ilişkin kararında; “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir “semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” 13. Anayasa Mahkemesinin E:1988/7 K:1988/27 sayılı Kararında; faiz ekonomik açıdan paranın fiyatı şeklinde tanımlanıp, kendisine ait olmayan bir parayı hangi isim altında olursa olsun belli bir süre kullanan kişinin paranın likidite özelliğinden dolayı paranın asıl sahibine “faiz” ödemekzorunda olduğuna vurgu yapıldığı, Yüksek mahkemenin faiz olgusuna 10/02/2011 tarih, E:2008/58 K: 2011/37 sayılı kararlarında da yer verdiği, görülmektedir.

14. Her ne kadar sosyal güvenlik kanunda özel bir düzenleme bulunmasa da borç ilişkilerini düzenleyen

Borçlar Kanunu kapsamında faize ilişkin değerlendirmenin yapılması gerektiği düşünülmektedir. Yargıtay 10. . . ‘nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında “ Zararın kapsamının saptanmasında

Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca, “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki “muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir.

Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması(ihtirazı kayıt) karşısında davalı

Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurmuştur.

15. Kurumumuzun “yıllık ücretli izin haklarının paraya çevrilerek faiziyle birlikte ödenmesi istemine” ilişkin 30/09/2013 tarih ve 2013/8 sayılı Kararında; Anayasa Mahkemesinin 2008/58 sayılı kararına atıfta bulunarak, mezkur kararda ifade edilen; geciken tahsilatlara faiz uygulanmasının, ekonomik bir gereklilik olduğu, enflasyonist bir sistemde geç tahsilatın her iki taraf içinde aynı sonucu doğurduğu, faizin enflasyonist sistemde ekonomik değer kaybının tazmin aracı olduğu dolayısıyla geciken ödemelerde alacaklı devlet de olsa mükellef de olsa aynı ekonomik kurala tabi olup faiz her ikisi yönünden de aynı önemde bir hak olduğu ve bu nedenle devlet alacağına faiz uygulayıp mükellef alacağına (vergi iadesine)

faiz uygulamamanın hukuki ve ekonomik bir izahının olmayıp kanun önünde eşitlik ilkesine uyarlık bulunmadığı hükmü çerçevesinde şikayetçinin söz konusu talebinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi konusunda İdareye tavsiyede bulunulduğu, 16. Yine Kurumumuzun, “emeklilik tarihi itibariyle eksik bağlandığı iddia edilen emeklilik maaşı ile emekli ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebine” yönelik 16/01/2014 Tarihli Kararında; eksik ödenen yaşlılık aylıklarının faizlerinin de ödenmesine yönelik şikayetin kabulü ile şikâyetçinin 01/02/200512/01/2010 tarihleri arasında eksik ödenen yaşlılık aylıklarına ilişkin yasal faizin de Sosyal Güvenlik

Kurumu tarafından şikâyetçiye ödenmesi hususunda tavsiyede bulunulduğu, ayrıca, benzer sorunların önüne geçilmesi amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca, Kurumun sigortalılara olan borçlarının kanuni faiziyle birlikte ödenmesine imkan sağlayacak mevzuat çalışması yapılması hususunda İdareye tavsiyede bulunulduğu, Kurumumuzun 2017/428 sayılı Tavsiye Kararında da “Sosyal Güvenlik Kurumunun

hatalı işlemi sonucunda eksik ve/veya geç ödenen aylıklar bakımından sigortalıların faiz talebinde bulunmaları durumunda aylıkları faizleri ile birlikte ödemeleri hususunda” Sosyal Güvenlik Kurum

Başkanlığına Tavsiyede bulunulduğu, görülmektedir. Benzer talepli 2018/2533 numaralı başvuruda

Kurumumuzun emsal bir karar verdiği görülmektedir. ( ve başvurusu).

17. Ülkemizde yargılama süreci; mahkemelerin iş yükü gibi nedenlere bağlı olarak kimi durumlarda uzun sürelere yayılmaktadır. Bu durum parasal alacaklar söz konusu olduğunda enflasyon olgusu ve paranın kullanım hakkından istemeyerek de olsa imtina edilmesine bağlı olarak oluşan zaman değeri sebebiyle kişilerin mağduriyetlerine neden olabilmektedir.

18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen yargı kararları

Kurumumuzun tavsiye kararları ve yapılan açıklamalar ışığında, başvuranların İdare mahkemesinin vermiş olduğu karara istinaden SGK tarafından kendilerine yapılan ödemeye ilişkin faiz taleplerinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.

20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen malul erkek yetim aylığı ödemelerine ilişkin başvuranların faiz talebine istinaden aylıkların faizinin ödenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK

KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUM BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi