ÖZET: Başvuran, vefat eden oğlundan dolayı aldığı ölüm aylığının geçmişe dönük beş yıl için ödenmesini ve aylığının %70 engelli olarak belirlenen tutara yükseltilmesini talep etmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan incelemede, başvuranın gelir durumunun tahsis talep tarihi esas alınarak değerlendirildiği ve geçmişe dönük gelir tespitinin fiili imkânsızlık nedeniyle yapılamadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, başvuranın talebi kısmen reddedilmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, ölüm aylığı bağlanabilmesi için başvuranın gelirinin asgari ücretin net tutarından az olması gerektiği ifade edilmiştir. Başvuranın 2022 sayılı Kanun çerçevesinde engelli aylığı alabilmesi için gerekli koşulları sağladığı, ancak ölüm aylığı alan bir anne olarak bu talebinin reddedildiği vurgulanmıştır. Ayrıca, başvuranın mevcut ölüm aylığının, 2022 sayılı Kanun kapsamında hesaplanan engelli aylığından fazla olması durumunda, ölüm aylığından feragat ederek engelli aylığına geçiş yapabileceği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın geçmişe dönük gelir tespitinin yapılması ve bu doğrultuda tahsis işleminin yeniden değerlendirilmesi önerilmiş, ancak 2022 sayılı Kanun kapsamında hesaplanan engelli aylığı ile ölüm aylığı arasındaki farkın ödenmesi talebi reddedilmiştir. Karar, başvurana ve SGK’ya tebliğ edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6516-S.24.10221

BAŞVURU NO : 2024/356

KARAR TARİHİ : 14.06.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın ölüm aylığının geçmişe dönük olarak beş yıl için ödenmesi

BAŞVURUNUN KONUSU :

ile ölüm aylık tutarının 2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylığı tutarına yükseltilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; vefat eden oğlundan dolayı ölüm aylığı aldığını ancak söz konusu aylığın geçmişe dönük 5 yıllık kısmının tarafına ödenmediğini, aynı zamanda

%70 oranında engelli olduğunu, engel oranı dikkate alınarak aylığının 2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylığı tutarına yükseltilmesi için yaptığı başvurunun hak sahibi anne olarak ölüm aylığı alması nedeniyle reddedildiğini belirterek ölüm aylığı tutarının 2022 sayılı Kanunla ödenmesi öngörülen tutara yükseltilmesini ve geçmişe dönük 5 yıllık aylıklarının tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan 24.01.2024 tarihli ve – – sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmekle özetle; 2.1. Başvuranın oğlu ‘in 19.08.2010 tarihinde vefat ettiği ve hak sahibi başvuranın

20.09.2022 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunduğu,

2.2. Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 34’üncü maddesine göre ana ve babaya ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması, her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması gerektiği, ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla ölüm aylığı bağlandığı,

2.3. Diğer taraftan, 2018/38 sayılı Emeklilik İşlemleri Genelgesinin İkinci Kısım Dördüncü Bölümünün

“2.2. Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar” başlığı altında yer alan “2.2.3. Ana ve Baba” başlığı altında

“Sigortalının ölümü üzerine aylık bağlama talebinde bulunan ana ve baba için Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihi esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığı değerlendirilecek ve bağlanacak aylıklar anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacaktır.” düzenlemesine yer verildiği, 2.4. Öte yandan, gelir tespit işlemlerinde ana ve babanın tahsis talep tarihinden geriye dönük ölüm aylığı bağlama koşullarını 5510 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesine göre sağlayıp sağlamadığının tespiti fiili imkânsızlık sebebiyle mümkün bulunmadığı, bu sebeple ilgili mevzuat hükümlerine göre hak sahibi ana ve baba için bağlanacak ölüm aylıklarının başlangıcında tahsis talep tarihi esas alındığı, bu kapsamda başvuranın geçmişe dönük beş yıllık aylıklarının tarafına ödenmesine imkân bulunmadığı, 2.5. Başvuranın 23.09.2022 tarihli ölüm aylığı talep dilekçesine istinaden anılan Kanun hükümleri gereği gelir tespiti talebinde bulunulduğu, 31.01.2023 tarihli ve – – sayılı denetim raporuyla, başvuranın 2022/Eylül, Ekim, Kasım, Aralık dönemleri ile 2023/Ocak döneminde her türlü kazanç ve irattan elde ettiği gelirinin ilgili dönemlerde yürürlükte olan asgari ücretin net tutarının altında olduğunun tespit edildiği ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda işlem tesisinin uygun olacağının bildirilmesi üzerine başvurana 01.10.2022 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 2.6. 2022 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin son fıkrasında; birinci fıkra hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki farkın ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödeneceği ve bu şekilde ödenen tutarların

Hazineden tahsil edileceği öngörüldüğü, 2.7. 2018/38 sayılı Emeklilik İşlemleri Genelgesine göre ölüm aylığı veya geliri almakta olan hak sahibi çocuklardan, 2022 sayılı Kanun’da belirtilen koşulları yerine getirenlere fark aylık ödeneceğinin düzenlendiği, 2.8. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinde de açık bir şekilde belirtildiği üzere; söz konusu uygulamanın aylık farkı almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve sosyal güvenlik kurumlarından yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocukları kapsadığı anlaşıldığından başvuranın

26.04.2023 tarihli dilekçesi ekinde; Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporunu sunarak hak sahibi

anne olarak almakta olduğu ölüm aylığının engellilik derecesine göre aylık seviyesine yükseltilmesi talebine işlem yapılamayacağı hususu 19.09.2023 tarihli ve sayılı yazı ile başvurana bildirildiği, 2.9. Diğer taraftan 2022 sayılı Kanuna göre aylık almakta iken sigortalı olan çocuklarının ölümleri sebebiyle Kurumumuzdan ölüm aylığı talebinde bulunan ana ve babalara, 5510 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinde yer alan koşulları taşımaları halinde ölüm aylığı bağlandığı, bağlanan bu aylıklar sebebiyle ana ve babaların 2022 sayılı Kanun kapsamında aldıkları aylıklarının kesilmesi gerektiği, Mevcut durumda

2022 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylıkların ölüm aylıklarından fazla olması nedeniyle ana ve babalar

tarafından ölüm aylıklarından feragat ettiklerine dair Kurumlarına dilekçeler verildiği, bu gerekçeye dayanarak 14.02.2019 tarihli ve karar numaralı Yönetim Kurulu kararında; 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık almakta iken sigortalı olan çocuklarının ölümleri sebebiyle ölüm aylığı bağlanan ana ve

babaların feragat etmeleri halinde bağlanan aylıklarının talep tarihini takip eden ödeme döneminden itibaren kesilmesi, yeniden 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesine istinaden ölüm aylığının bağlanması talebinde bulunulması ve bu madde kapsamında aylığa hak kazanma koşullarının oluşması halinde de taleplerinin kabul edilerek talep tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmasına oy birliği ile karar verildiği, 2.10. Anılan Yönetim Kurulu kararında da belirtildiği üzere başvuranın 2022 sayılı Kanun kapsamında almış olduğu aylığın bağlanan ölüm aylığından fazla olması halinde, başvuran kendisine bağlanmış olan ölüm aylığından feragat ederek 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasını yeniden tercih edebileceği, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık

Bağlanması Hakkında Kanunun 2 nci maddesi; “65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra; a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hali devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, b) İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hali devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanır.

…

Birinci fıkra hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir ve bu şekilde ödenen tutarlar Hazineden tahsil edilir.”, 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun; 6.1. “Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 35 inci maddesinin birinci fıkrası; “Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar; a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.”, 6.2. “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97 nci maddesi; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.

Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.

…”, 7. 2018/38 sayılı Emeklilik İşlemleri Genelgesinin İkinci Kısım Dördüncü Bölümünün “2.2. Hak

Sahiplerine İlişkin Koşullar” başlığı altında yer alan “2.2.3. Ana ve Baba” başlığı; “…

Sigortalının ölümü üzerine aylık bağlama talebinde bulunan ana ve baba için Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihi esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığı değerlendirilecek ve bağlanacak aylıklar anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacaktır.

…”, şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran özetle; 2010 yılında vefat eden oğlundan dolayı hak kazandığı ölüm aylığının geçmişe dönük olarak beş yıl için ödenmesini ve ölüm aylığı tutarının %70’in üzerinde engelli olması nedeniyle

2022 sayılı Kanun uyarınca daha önce almakta olduğu engelli aylığı tutarına yükseltilmesini talep

etmektedir.

10. İdarece özetle; başvurana oğlundan dolayı ölüm aylığı bağlanabilmesi için başvuranın gelir durumunun tespitinin gerektiği, bu tespitin ise fiili imkânsızlık nedeniyle geçmişe dönük olarak yapılamadığı, bu nedenle 2018/38 sayılı Genelge uyarınca başvurana tahsis talep tarihi esas alınarak aylık bağlandığı, diğer yandan 2022 sayılı Kanun uyarınca engelli aylığı alacak durumda olup ölüm aylığı alan çocuklara ölüm aylıkları ile engelli aylığı arasındaki farkın ödendiği, ana ve babalara ödenmediği, bu nedenle başvurana söz konusu farka ilişkin ödeme yapılmadığı ifade edilmiştir.

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvurana geçmişe dönük olarak beş yıl için ölüm aylığı ödenip ödenemeyeceği ile başvuranın ölüm aylığı tutarının 2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylığı tutarına yükseltilip yükseltilemeyeceği olmak üzere iki noktada toplandığı anlaşılmaktadır.

Başvurana geçmişe dönük olarak beş yıl için ölüm aylığı ödenip ödenemeyeceğine yönelik

olarak:

12. 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesine göre, ölen sigortalıların 65 yaşından büyük ana ve babasına ölüm aylığı bağlanması için her türlü kazanç ve irattan elde etmiş oldukları gelirlerinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması gerekmektedir.

13. Diğer yandan Kanunun 3 üncü maddesinde hak sahibinin, sigortalının/yaşlılık aylığı almakta olanın ölümü halinde gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası olduğu, Kanunun 35 inci maddesinde ölüm sigortasından bağlanacak aylıkların sigortalının ölüm tarihini, hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde ise bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı, Kanunun 97 nci maddesinde de Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ölüm halinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.

14. Somut olayda başvuranın 13.05.1943 tarihinde doğduğu, 15.03.2008 tarihinde 65 yaşını doldurduğu, oğlunun yaşlılık aylığı almaktayken 19.08.2010 tarihinde, eşinin ise herhangi bir gelir ya da aylık almıyorken 11.01.2021 tarihinde vefat ettiği, başvuranın 23.09.2022 tarihinde oğlundan dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu, yapılan denetimde 2022/Eylül, Ekim, Kasım, Aralık dönemleri ile 2023/Ocak döneminde her türlü kazanç ve irattan elde ettiği gelirinin ilgili dönemlerde yürürlükte olan asgari ücretin net tutarının altında olduğunun tespit edilmesi üzerine tahsis talebini takip eden ay başından itibaren ölüm aylığının bağlandığı anlaşılmıştır. İdarece başvuranın hak sahibi olup olmadığı değerlendirmesi yapılırken, gelir tespit işlemlerinde geriye dönük olarak ölüm aylığı bağlama koşullarını sağlayıp sağlamadığının tespitinin fiili imkânsızlık sebebiyle mümkün olmadığı, bu nedenle geçmişe dönük aylık bağlanmadığı ifade edilmiştir. İşlemin dayanağı olarak ise 2018/38 sayılı Genelgedeki “Sigortalının ölümü üzerine aylık bağlama talebinde bulunan ana ve baba için Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihi esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığı değerlendirilecek ve bağlanacak aylıklar anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacaktır.” düzenlemesi işaret edilmiştir.

15. 5510 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde hak sahiplerinin ölüm aylıklarının, sigortalının ölüm tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanacağı, hak sahibi niteliğinin daha sonra kazanılması halinde ise niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, çocuklarından dolayı ölüm aylığı bağlanması için ana ve babanın öncelikle hak sahibi niteliğini taşıyıp taşımadığının (yani 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi kapsamına girip girmediğinin), taşıyorsa bu niteliği hangi tarihte kazandığının tespiti gerekmektedir. Eğer ana ve baba hak sahibi niteliğini çocuklarının vefat tarihi itibarıyla taşıyorlarsa, ölüm aylıklarının, zamanaşımı hükümleri de dikkate alınmak suretiyle ölüm tarihinden itibaren bağlanması, eğer hak sahibi niteliğini ölüm tarihinden sonradan kazanmışlarsa yine zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle bu kez hak sahibi niteliğini kazandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanması gerekmektedir.

16. Ancak 2018/38 sayılı Genelgedeki düzenleme ile “hak sahibi” niteliğinin kazanılma tarihinin tespitinin yalnızca ilgililerin tahsis talep tarihinden sonraki dönem esas alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mevcut düzenleme, ana ve babaya yalnızca sigortalının öldüğü ay içerisinde tahsis talebinde bulunmaları halinde sigortalının ölüm tarihinden sonra aylık bağlanmasına imkân vermekte, sigortalının öldüğü aydan sonra tahsis talebinde bulunmaları halinde sigortalının ölüm tarihini takip eden ay başından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına imkân vermemektedir. Bu durumda söz konusu Genelge ile “hak sahibi” kavramının zaman yönünden kanunda öngörülmeyen bir sınırlamaya tabi kılındığı, buna bağlı olarak da Kanunla tanınmış bir hakkın Genelge yoluyla sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.

17. Hukuk düzeninde normlar hiyerarşisi, Anayasa, kanun, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemler olarak sıralanmakta; daha altta yer alan bir norm, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler getiremeyeceği gibi bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamaması gerekmektedir. İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca, normlar hiyerarşisinde kanunlardan sonra gelen ve idarelerin, takdir yetkisini kullanarak yaptıkları yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenleyici işlemler, bir üst hukuk kuralının uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla açıklayıcı hükümler taşıyan, dayanağı mevzuatta yer alan hükümlere aykırı düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir.

Anılan düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmakla birlikte, idarelerin düzenleme yetkisinin yasalarla getirilen hükümleri aşacak veya daraltacak bir biçimde kullanılamayacağı hususu da göz önünde tutulmalıdır.

18. Somut olayda hak sahipliği niteliğinin kazanılması yönünden yalnızca talep tarihinden sonraki dönem için araştırmaya gidilmesi ve buna göre aylık bağlanması yönündeki Genelge hükümlerinin, ana ve babaya bağlanacak ölüm aylıklarının başlangıç tarihi yönünden Kanunda yer verilmeyen bir sınırlamaya neden olduğu, dolayısıyla normlar hiyerarşisi ilkesine ve hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

19. Diğer yandan 2018/38 sayılı mevcut Genelge ile yürürlükten kaldırılan ve uygulamanın önceki halini düzenleyen 2013/36 sayılı 4/1-(a) ve 4/1-(b) Sigortalılarına İlişkin Tahsis Uygulamaları konulu

Genelgede “Sigortalının ölümü üzerine tahsis talebinde bulunan ana ve babaya bağlanacak ölüm aylığının başlangıcı, sosyal güvenlik denetmenlerinin gelir tespitine ilişkin raporunda belirtilen tarih esas alınmak üzere belirlenecektir. Diğer bir ifadeyle, denetmen ana babanın bu koşulları sigortalının ölüm tarihinde yerine getirip getirmediğini mutlaka belirtecek, ölüm tarihinden sonraki bir tarihte bu koşullar yerine geliyor ise (denetim süreci içerisinde) bu tarih de raporda belirtilecektir. Böyle bir tarihin denetim raporunda yer almaması halinde, ölüm aylığı ölüm tarihi esas alınarak başlatılacaktır.” denilmek suretiyle geçmişe dönük olarak gelir tespiti yapılacağının açıkça düzenlendiği görülmüştür. Geçmişe dönük gelir

tespiti yapılmamasının gerekçesine yönelik olarak idarece Kurumumuza verilen cevapta her ne kadar geriye dönük ölüm aylığı bağlama koşullarının tespitinin fiili imkânsızlık sebebiyle mümkün bulunmadığı ifade edilmişse de mevcut Genelge öncesinde yapıldığı anlaşılan tespitin artık neden yapılamadığına, uygulamadaki değişiklin gerekçelerine, fiili imkânsızlığın sebeplerine yer verilmemiştir. Diğer taraftan, fiili imkânsızlık durumu mevcutsa bile bu durumun sonuçlarının doğrudan hak sahiplerine yüklenmesinin gerekçesine ve en önemlisi yasal dayanağına ilişkin bir açıklamaya rastlanmamıştır.

20. Tüm bunların ötesinde, ilgililere sosyal güvenlik yardımlarının ödenmemesine yönelik olarak yapılan başvurular üzerine Anayasa Mahkemesince verilen kararlarda mülkiyet hakkına yönelik olarak yapılan değerlendirmelerde; bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu, söz konusu menfaatin korunması adına gerekli sınırlandırıcı işlemlerin Anayasanın 35 inci maddesi gereğince kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği kabul edilmiştir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36; Yeşim Bullock, B. No: 2014/13223, 20/9/2017, § 38 ).

21. Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde kanuna dayalı olmayı incelenmesi gereken ilk ölçüt olarak belirlemiştir. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford

Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

22. 5510 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde hak sahiplerinin ölüm aylıklarının, hak sahibi niteliğinin daha sonra kazanılması halinde niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda ise başvuranın ölüm aylığı geçmişe dönük olarak hak sahipliği tespiti yapılmaksızın yalnızca tahsis talep tarihinden geçerli olmak üzere bağlanmıştır. Başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin gerekçesi olarak gösterilen gelir tespiti işleminin, geçmişe dönük yapılmayacağına ya da fiili imkânsızlık nedeniyle yapılamaması durumunda ilgililere tahsis talep tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanacağına dair hakkı sınırlayan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bahse konu uygulama bir Genelge hükmüne dayandırılmaktadır.

23. Bununla birlikte, gelir tespitinin sonuçlarının, ilgililere aylık bağlanmasını gerektirebileceği gibi aylık bağlanmamasını da gerektirebileceği açıktır. Ancak geçmişe dönük olarak gelir tespiti yapılmayarak başvuruların sistematik olarak reddedilmesinin, kişilerin mülkiyet hakkına kanuna dayalı olmayan bir müdahale niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.

24. Bu durumda çocuklarından dolayı ölüm aylığı talebinde bulunan ana ve babalar hakkında geçmişe dönük gelir tespiti yapılmayarak tahsis talep tarihinden önceki dönem için değerlendirme yapılmaması uygulamasının Anayasanın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucu doğurabileceği de göz ardı edilmemelidir.

25. Yukarıda yer verilen mevzuat, açıklama ve değerlendirmeler neticesinde; başvuran yönünden geçmişe dönük gelir tespiti yapılmaması ve başvuranın tahsis talebinin bu sonuç esas alınarak değerlendirilmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Başvuranın ölüm aylığı tutarının 2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylığı tutarına

yükseltilip yükseltilemeyeceğine yönelik olarak:

26. 2022 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki farkın ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödeneceği ve bu şekilde ödenen tutarların Hazineden tahsil edileceği düzenlenmiştir.

27. Buna göre, söz konusu aylık farkı ödemesinin yalnızca yetim çocuklar için öngörüldüğü, başka bir sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alan eş, ana ya da babanın bu hak kapsamda sayılmadığı açıktır.

28. Diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurulu Yönetim Kurulunun 14.02.2019 tarihli ve karar numaralı Yönetim Kurulu kararında; 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık almakta iken sigortalı olan çocuklarının ölümleri sebebiyle ölüm aylığı bağlanan ana ve babaların feragat etmeleri halinde bağlanan aylıklarının talep tarihini takip eden ödeme döneminden itibaren kesilmesi, yeniden ölüm aylığının bağlanması talebinde bulunulması ve aylığa hak kazanma koşullarının oluşması halinde de taleplerinin kabul edilerek talep tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

29. Buna göre, başvuranın, 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylığının oğlundan dolayı bağlanan ölüm aylığından fazla olması halinde ölüm aylığından feragat ederek 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasını tercih edebileceği anlaşılmıştır.

30. Yukarıda yer verilen mevzuat, açıklama ve değerlendirmeler neticesinde; oğlundan dolayı ölüm (yetim) aylığı alan başvurana 2022 sayılı Kanuna göre hesaplanan aylığı ile mevcut ölüm aylığı arasındaki farkın ödenmemesi, bir diğer deyişle ölüm aylığı tutarının 2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylığı tutarına yükseltilmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk ve hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı; diğer taraftan idarece başvurana verilen cevabi yazıda ilgili işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idarenin söz konusu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA HÜRRİYETİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE; – Başvuranın gelir tespitinin geçmişe dönük olarak yapılması ve bunun sonucuna göre tahsis işleminin yapılması, – 2018/38 sayılı Genelgenin geçmişe dönük gelir tespiti yapılmamasına yönelik ilgili hükmünün işbu kararın Değerlendirme ve Gerekçe kısmında yer verilen hususlara uygun şekilde yeniden düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

– Başvuranın 2022 sayılı Kanuna göre hesaplanan engelli aylığı ile ölüm aylığı arasındaki farkın tarafına ödenmesi talebinin REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi