|
ÖZET: Başvuran, 2014 yılında vefat eden eşinden ve 2015 yılında vefat eden babasından dolayı ölüm ve yetim aylığı almakta iken, 4/b kapsamındaki aylığının kesilmesi ve borç çıkarılması nedeniyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Başvurusunda, her iki aylığın müktesep hakkı olduğunu ve kesilmemesi gerektiğini, ayrıca belirli tarihler arasındaki aylıkların mahsup işlemine tabi tutulmamasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise, başvurana yapılan işlemlerin yasal çerçevede olduğunu ve tercih dilekçesi doğrultusunda aylıkların bağlandığını belirtmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını, SGK’nın açıklamalarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuranın, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereğince birden fazla aylık almasının mümkün olmadığını, bu nedenle tercih yapması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, yersiz ödemelerin geri alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talep ettiği aylıkların yersiz ödemeler olarak değerlendirildiği ve SGK’nın işlemlerinin hukuka uygun olduğu belirlenmiştir. Başvuru, bu gerekçelerle reddedilmiştir. Başvuran, kararın tebliğ tarihinden itibaren yargı yoluna başvurabilecektir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/8110-S.12412
BAŞVURU NO : 2019/7385
KARAR TARİHİ : 09/09/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 5510 s. Kanun’un 4/1-(a) ve 4/1-(b) ölüm aylıklarının müktesep hakkı olduğu ve bağlanması gerektiği talebi ile birlikte 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arası biriken 4/1-(a) aylık tutarının mahsup işlemine tabi tutulmaması talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 01/04/2019
I BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Başvuran, 2014 yılında vefat eden eşinden dolayı 4/b kapsamında ölüm aylığı, 2015 yılında vefat eden babasından dolayı da yetim aylığı almaya başladığını sonrasında ise 4/b aylığının kesilerek kendisine borç çıkarıldığını ancak her iki aylığının da müktesep hakkı olduğunu ve aslında kesilmemesi gerektiğini, yapılan işlemlerin bir an doğru olduğu varsayılsa bile 09/10/2015 tarihinden 18/07/2018 tarihine kadar olan 4/b aylıklarının borç olarak yansıtılmasını ayrıca 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arası 4/a aylığının faiziyle tarafına ödenmesini ve mahsup işlemine tabi tutulmamasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Kurumumuzun 09/04/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 02/08/2019 tarihinde e-mail olarak gönderilen ve Kurum kayıtlarına giren yazı ve
eklerinde özetle:
2.1.Başvurana 08/01/2015 tarihindeki talebine istinaden 01/01/2015 tarihi itibariyle eşinden ölüm aylığı bağlandığı, babasının ölüm tarihini takip eden ay başı olan 01/11/2015 tarihi itibariyle de yetim aylığının bağlandığı, 01/11/2015 tarihi itibariyle ise eşinden aldığı ölüm aylığının durdurulduğu, 5510 sayılı kanunun 54 üncü maddesi gereği birden fazla dosyadan gelir, aylık veya gelir ve aylığa hak kazanılması durumunda, hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya bağlanacağı hükmü getirildiğinden kişinin ölüm aylığının kesildiği, Bağımsız Çalışanlar
Emeklilik Daire Başkanlığının 19/01/2019 tarih ve … sayılı yazısında belirttiği üzere tercih dilekçesinin alınarak tarafına bilgi verilmesi üzerine hak sahibinden dilekçe alınıp ilgili yere gönderildiği, başvuran kişinin ölüm aylığının 09/10/2015 tarihi itibariyle değil 01/11/2015 tarihi itibariyle durdurulduğu ve borcun bu tarihten sonra tahakkuk ettirildiği, tercih dilekçesinin alınması üzerine 04/02/2019 tarihinde ilgili dilekçesinin alınarak 11/02/2019 tarihinde Bağımsız Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığına aylığın kesilmesine dair yazı ve söz konusu dilekçenin yazı ekinde gönderilerek hak sahibine bilgi verildiği,
İfade edilmiştir.
2.2.Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 18/03/2019 tarihli ve … sayılı yazıda ise, başvurana babasından dolayı bağlanan aylıklar tutarı olan 11.873,52 TL’nin 31.431,80 TL ye mahsup edileceği ifade edilmiş olup bu husus 06/08/2019 tarihinde Bağımsız ve Hizmet
Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı ile yapılan görüşme ile de teyit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun
5.1.“Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesi; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
…
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan
kızlarının, her birine % 25’i, …
oranında aylık bağlanır.” 5.2.“Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddesi; “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından;
…
5) (Değişik: 17/4/2008-5754/34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm
aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, …
bağlanır.” 5.3. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
…
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
…
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır…” 5.4. “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi; ı) Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar,
4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”
6.12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliği’nin 6.1.5/12/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten önceki “Eski gelir ve aylıklarda durum değişiklikleri ve alt sınır aylığı” başlıklı Geçici 4 üncü maddesi; “(1)
Sigortalı veya hak sahiplerine, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanıp, Kanun hükümlerine göre ödenmesine devam edilen gelir ve aylıkların, durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanır. 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri saklıdır.
(2) Ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hâllerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümleri, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümleri uygulanır. Gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ölen sigortalının hak sahipleri için de Kanun hükümleri uygulanır.
…” 6.2.5/12/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonraki “Eski gelir ve aylıklarda durum değişiklikleri ve alt sınır aylığı” başlıklı Geçici 4 üncü maddesi; “(1)
Sigortalı veya hak sahiplerine, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 506, 1479, 2925 ve
2926 sayılı kanunlara göre bağlanıp, Kanun hükümlerine göre ödenmesine devam edilen gelir
ve aylıkların, durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanır. 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri saklıdır.
(2) (Değişik:RG-5/12/2017-30261) Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.
…” hükmünü amirdir.
IV.KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
7.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8.Başvuran özetle; 2014 yılında vefat eden eşinden dolayı 4/b kapsamında ölüm aylığı, 2015 yılında vefat eden babasından dolayı da yetim aylığı almaya başladığını sonrasında ise 4/b aylığının kesilerek kendisine borç çıkarıldığını ancak her iki aylığının da müktesep hakkı olduğunu ve aslında kesilmemesi gerektiğini, yapılan işlemlerin bir an doğru olduğu varsayılsa bile 09/10/2015 tarihinden 18/07/2018 tarihine kadar olan 4/b aylıklarının borç olarak yansıtılmasını ayrıca 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arası 4/a aylığının faiziyle tarafına ödenmesini ve mahsup işlemine tabi tutulmamasını talep etmektedir.
9.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvurana 08/01/2015 tarihindeki talebine istinaden 01/01/2015 tarihi itibariyle eşinden ölüm aylığı bağlandığı, babasının ölüm tarihini takip eden ay başı olan 01/11/2015 tarihi itibariyle de yetim aylığının bağlandığı, 9.1.29/06/2018 tarihinde … Odasına kayıtlı olduğu dolayısıyla 4/b ye tabi (tarım Bağ-Kur)
tescil kaydından dolayı aylıklarının Kapsam Projesi programınca 18/07/2018 tarihinde durması ve başvuranın yeniden aylık talebinde bulunması sonucu her iki aylığı da aldığının idarece tespit edildiği, 9.2.29/06/2018 tarihinde … Odasınca tarım muafiyet belgesi verilmesi nedeniyle 5510 sayılı
Kanunun 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca (5.4. pragraf) 29/06/2018 tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmaması gerektiğinden aylık alabilecek konumda olduğunun tespit edildiği, 9.3.Başvurana 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereği tercih ettiği aylığın bağlanabileceğinin Bağımsız Çalışanlar Daire Başkanlığının 19/01/2019 tarihli yazısıyla bildirildiği, 9.4.Başvuranın 4/a aylığının bağlanması talebini içeren tercih dilekçesinin 04/02/2019 tarihinde alınması üzerine 18/07/2018 tarihinde kesilen 4/a yetim aylığının 14/03/2019 tarihinde yeniden bağlandığı, 9.5.18/07/2018-14/03/2019 tarihleri arası ödenmeyen 11.873,52 TL 4/a aylık tutarının başvuran adına tahakkuk ettirilerek yersiz ödeme gerekçesiyle 4/b aylık tutarına (toplam 31.431,80 TL) aynı Kanunun 96/1-(b) hükmü gereğince mahsup edildiği, 9.6.Başvuranın tercih dilekçesinin 04/02/2019 tarihinde alınması üzerine 11/02/2019 tarihinde
Bağımsız Çalışanlar Daire Başkanlığına, aylığın kesilmesine dair yazı yazılarak 01/11/201518/07/2018 tarihleri arası yersiz ödenen 4/b aylık tutarı olan 31.431,80 TL için 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında borç çıkarma işleminin yapıldığı, Anlaşılmaktadır.
10.Bu çerçevede uyuşmazlığın, eşinden dolayı 4/1-(b) kapsamında aylık almakta iken sehven babasından dolayı 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanan başvurana, 4/1-(a) kapsamındaki aylık tercih ve talebi üzerine, 4/1(a) aylığının bağlandığı 01/11/2015 tarihinden aylıkların durdurulduğu 18/07/2018 tarihleri arasında ödenen 4/1-(b) aylıklarının yersiz ödeme uyarınca geri istenip istenemeyeceği ayrıca 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arası 4/a aylıklarının mahsup işlemine tabi tutulup tutulmayacağı noktasında toplanmaktadır.
11.Başvurana vefat eden eşinden ve babasından dolayı aylık bağlandığı ve eşinden bağlanan aylığın durdurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliği’nin Geçici 4 üncü maddesinde (6.1. pragraf), ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hâllerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümlerinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, eşinin (25/12/2014) ve babasının (09/10/2015) 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat ettiği anlaşılan başvurana, hak sahibi olarak aylık bağlanması, kesilmesi, artırılması, azaltılması veya yeniden bağlanması halinde Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
12.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde (5.2.pragraf), Kanuna göre uzun vadeli sigorta kollarından birden fazla aylık bağlanabilecek durumda olan sigortalılardan hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara bu aylıklardan tercih ettiği bir tanesinin bağlanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, eşinden dolayı aylık almakta iken babasından dolayı da hak sahibi olması nedeniyle aylık bağlanması talebinde bulunan başvurana ikinci bir aylığın bağlanmaması gerektiği, tercihte bulunması istenerek tercih ettiği aylığın bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Somut olayda ise, eşinden dolayı aylık almakta iken bu durumu açıkça bildirmek suretiyle babasından dolayı hak sahibi olduğu ikinci aylığın da bağlanmasını talep eden başvurana, tercihte bulunması istenmeksizin idarece hatalı işlem tesis edilerek ikinci bir aylığın bağlandığı anlaşılmaktadır.
13.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin (b) bendinde (5.3. pragraf) Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan her türlü fazla veya yersiz ödemenin; hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan kısmının geriye alınacağı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemeler için faiz uygulanmayacağı, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler için ise bu süre sonundan itibaren kanunî faiz uygulanacağı, ilgililerin
Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, Kurumdan gelir veya aylık alınıyor olması durumunda söz konusu ödemelerin gelir ve aylıklardan % 25 oranında kesileceği hüküm altına alınmıştır.
13.1.Madde ile Kurum tarafından fazla veya yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü ödemenin geri alınacağının düzenlendiği, fazla veya yersiz ödemenin ne şekilde ve hangi esaslar doğrultusunda geri alınacağının ise fazla veya yersiz ödemeyi doğuran sebebin sigortalıların kasıt veya kusuru ile Kurum hatasından doğmasına göre farklılaşacağı belirlenmiştir. Kurumun hatalı işlem yapabileceği öngörülerek Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemelerin hafifletilmiş şartlarla geri alınmasına yönelik bir düzenlemeye gidildiği görülmektedir. Somut olayda, kurumun hatalı işlemi nedeniyle başvurana yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların da maddenin (b) bendi kapsamda geri alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Nitekim başvurana ve Kurumumuza gönderilen yazılardan da başvuranın aylık tercihinde bulunmasını müteakip anılan bent kapsamında borç kaydı işlemi yapılacağının idare tarafından bildirildiği anlaşılmaktadır.
14.Nitekim kendilerine fazla veya yersiz ödenen emekli aylıklarının geri istenmesi işlemleri üzerine sigortalılar tarafından yapılan bireysel başvurular üzerine verilen benzer nitelikteki kararlar ile mülkiyet hakkına müdahalenin sınırlarının AİHS kapsamında tartışıldığı Anayasa
Mahkemesi’nce verilen diğer kararlarda da; Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkının, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğunun kabul edilmesi gerektiği (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, Ş 36; benzer yöndeki
AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77;
Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 38), AİHM’in, bir mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılmasının, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel olmayacağını ifade ettiği (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 40), 14.1.Mülkiyet hakkının mutlak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasının mümkün olduğu, ancak
Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62), 14.2.Ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM,
E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, 14.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149,
K.2013/63, 22/5/2013; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2016/37, 5/5/2016;
E.2016/13, 142016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38), 14.3.Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiği (Uğur Ziyaretli, § 65), 14.4.Öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No 2013/711, 3/4/2014, § 68), 14.5.İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 71), 14.6.Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku bulunmadığı, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumun kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği (Tevfik Baltacı, § 74), 14.7.Emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanmasının, kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gerekli olduğu (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 58)
İfade edilmiştir.
15.Yukarıda yer verilen ifade ve açıklamalar ışığında somut olayda, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle Kanun’a aykırı şekilde başvurana yapılan fazla veya yersiz ödemelerin 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi ile getirilen kurala dayanarak Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla geri alınmak suretiyle sınırlandırılabileceği, kural ile kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkılarının dikkate alındığı ve hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanmasındaki usul, tahsilatın başvuranın dara düşmesini önleyecek bir takvime bağlanması gibi kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından makul kabul edilebilecek şekilde belirlendiği ve idarenin de bu çerçeveye uygun şekilde işlem tesis ettiği değerlendirilmiştir.
16.Tüm bu değerlendirmeler ve açıklamalar çerçevesinde; başvuru konusu somut olayda, eşinden dolayı aylık almakta iken bu durumu açıkça bildirmek suretiyle tarafına babasından dolayı da aylık bağlanmasını talep eden başvurana, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin açık hükmüne karşın tercihte bulunması istenmeksizin vefat eden babasından dolayı ikinci bir aylık bağlanmasının ve yaklaşık 3 yıl boyunca her iki aylığın da ödenmeye devam edilmesinin idarenin açık hatasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. İdarenin açıkça hukuka aykırı işlemlerini her zaman geri alabileceği ve 5510 sayılı Kanunun 96’ıncı maddesi gereği Kurumun hatalı işleminden kaynaklansa dahi sigortalılara fazla veya yersiz yapılan her türlü ödemenin geri alınmasının bir zorunluluk olduğu değerlendirildiğinden başvuranın 04/02/2019 tarihli tercih dilekçesi üzerine iddiada bulunduğu gibi 25/12/2014 tarihinden değil 4/a yetim aylığının bağlandığı 01/11/2015 tarihinden 18/07/2018 tarihine kadar yersiz ödenen 4/b ölüm aylığının 96’ncı maddenin (b) bendine göre geri alınması yönünde idarece yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
17.Başvuran, 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arasında ödenmeyen 4/a ölüm aylıklarının karşılığı olan 11.873,52 TL’nin faiziyle ödenmesini ve mahsup işlemi yapılmamasını talep etmektedir. Ancak Bağımsız Çalışanlar Daire Başkanlığının 19/01/2019 tarihli yazısıyla, 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereği tercih ettiği aylığın bağlanabileceği başvurana bildirilmiş, başvuranın 4/a aylığının bağlanması talebini içeren tercih dilekçesinin 04/02/2019 tarihinde alınması üzerine 18/07/2018 tarihinde kesilen 4/a yetim aylığı 14/03/2019 tarihinde yeniden bağlanmış, 18/07/2018-18/02/2019 tarihleri arası biriken 11.873,52 TL aylık tutarı başvuran adına tahakkuk ettirilerek yersiz ödeme gerekçesiyle 4/b aylık tutarına (toplam 31.431,80 TL) aynı Kanunun 96/1-(b) hükmünde yer alan ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir düzenlemesi uyarınca (5.3. pragraf) mahsup edilmiştir.
Dolayısıyla başvuranın yapılan mahsup işleminin yasal olmadığı ve biriken 11.873,52 TL’nin tarafına verilmesi talebinin reddine ilişkin idari işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırılık taşımadığı değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18.İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;
İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, başvuranın taleplerine tam ve açık şekilde cevap verilmemiş olması sebebiyle “idarenin kararların gerekçeli olması”, “bilgi edinme hakkı” ve “dürüstlük” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarenin anılan ilkelerle uygun davranması ve “hukuka uygunluk” ve
“nezaket” ilkelerine ise daha fazla özen göstermesi önerilmektedir.
19.Bununla birlikte, hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve
“haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir. İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine, yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi