ÖZET: Başvuran, Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde eşinin normal doğum yaptırılması gerektiği halde sezaryen yapılmadığı ve bu nedenle bebeğinin sağ kolunda hareket kısıtlılığı oluştuğunu iddia ederek şikayette bulunmuştur. İlgili incelemelerde, doğum sırasında omuz distosisi (omuz takılması) yaşandığı ve bu durumun doğumda görevli personel tarafından mcroberts manevrası ile yönetildiği belirlenmiştir. Bilirkişi raporları, doğumun komplikasyon olarak değerlendirildiğini ve personelin hatalı veya kusurlu bir davranışının olmadığını ortaya koymuştur.

Başvuranın, yoğun bakımda hemşirelerin kötü davrandığı ve dinlenme odasının yetersiz olduğu yönündeki iddiaları da incelenmiş, bu iddiaları destekleyen somut bir veri bulunamamıştır. Ayrıca, Covid-19 nedeniyle anne otelinin kullanılmadığı ve annenin dinlenme odasına yönlendirildiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/701-S.23.1238

BAŞVURU NO : 2022/9943

KARAR TARİHİ : 17/01/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : BİNGÖL KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTALIKLARI

HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİ

Başvuranın bebeğinin doğumu sırasında kolunda hasar oluştuğundan

BAŞVURUNUN KONUSU :

bahisle sorumlular hakkında gereğinin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 18/07/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 29/03/2022 tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; eşinin

Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde doğum yaptığını, doğumun çok ağır geçtiğini, sezaryen doğum yapılması gerekirken normal doğuma alındığını, bebeğin doğum sırasında yaşadığı travma nedeniyle sağ kolunu kullanamadığını, doğum sonrasında bebeğin yoğun bakıma alındığını, eşinin iki saatte bir çocuğu beslemek için içeri girmesi gerekmesine rağmen kapıda kimse olmadığı ve kapı kilitli olduğu için sürekli ayakta beklemek durumunda kaldığını, çocuk yoğun bakım servisinde görevli hemşirenin eşine kötü davrandığını, iki gün sonra eşini taburcu ettiklerini ancak bebeğin yoğun bakımda kalmaya devam ettiğini, anne otelinde boş odalar olmasına rağmen eşinin dinlenme odasına yönlendirildiğini, dinlenme odasının kapasitesinin yetersiz olduğunu ve bir çok kişinin burada beklemek zorunda bırakıldığını iddia ederek hastane yönetimi ve görevli sağlık personeli hakkında gereğinin yapılmasını talep etmiştir. İlgili başvuru 07/04/2022 tarih ve sayılı Gönderme Kararı ekinde Sağlık Bakanlığına iletilmiştir.

Başvuran tarihinde aynı konuda tekrar başvuru yaparak taleplerini yinelemiştir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacı ile Kurumumuzun 08/08/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Bingöl İl Sağlık Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, ilgili idarenin 24/08/2022 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Kurumumuzun 07/04/2022 tarih ve sayılı Gönderme Kararı üzere başvuranın iddialarının incelenme/araştırma yapılması gerekirse disiplin soruşturması yapılmak üzere Kamu

Hastaneleri Hizmetleri Uzm. Dr. nın muhakkik olarak görevlendirildiği,

2.2. Muhakkik tarafından hakkında inceleme yapılanların ifadesine müracaat edildiği, 2.2.1. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Dr. nün ifadesinde; “17/02/2022 tarihinde Kadın

Doğum Acilde nöbette iken nöbetçi temizlik personeli Hanım kendisi ile yakın şahsi ilişkilerimiz olduğundan birkaç gündür sürekli nöbetlere yeğeni getirdiğinden ve aynı günün sabahı nöbetçi doktor hanım tarafından da muayene edildiğini şu an sancılarının sıklaştığını bu durumda ne yapılması gerektiği konusunda tarafıma danıştı. Ben de hastaneye gelip muayene olması gerektiğini söyledim. Sonra hastayı bana muayene etmem için getirdiler. Hastaya yapılan ultrason ve vajinal muayenesinde normal doğuma elverişli olduğundan ve hasta da normal doğum yapmak istediğini beyan ettiğinden doğumhaneye yatışına karar verildi. Hasta hastaneye yatmak istemediğinden sancılarını bir süre daha evde çekmek istediğini, vajinal açıklığı ilerlediğinde gelmek istediğini belirtti. Normal yatış kabul etmeyen hastadan tedavi ret imzası alınması gerekirken personelimizin yakını olması ve ikili ilişkilerimizin çok iyi olması sebebi ile hastaya aileden biri gibi özel ihtimam gösterilmiş ve imzası alınmadan evine gönderilmiş ve tarafıma kontrole çağırılmıştır. Yaklaşık iki saat sonra hastaneye tekrardan başvurmuş …

doğumhaneye yatışı yapıldı.

Ben nöbet şartlarında Bingöl Merkez ve İlçeler dahil olmak üzere servis, acil, ameliyathane, doğumhane ve yoğun bakımın ildeki tek sorumlu hekimi olduğumdan ve ebelerin normal doğum yetkisi olduğundan hastanemiz bünyesinde doğum takibi doktor kontrolünde ebeler tarafından yapılmaktadır. Ebeler tarafından hastanın kan sonuçları NST’si ve doğumun normal ve sıkıntısız olduğu ile ilgili tarafıma bilgi verildi. Hasta 4cm açıklıkla hastaneye geldi ve ilk gebeliği olduğu halde yaklaşık 2 saat içerisinde normal doğum yapmıştır. Bu zaten sürecin sağlıklı ve normal ilerlediğinin göstergesidir. Tarafıma doğumda br sıkıntı olmadığı bebeğin 8-9 apgar ile doğduğu solunum sıkıntısından dolayı yeni doğan yoğun bakıma alındığı bilgisi ebeler tarafından verilmiştir. Şikayet gününe kadar bebekte gerçekleşen komplikasyondan haberim olmamıştır. Pediatri uzmanı ile görüştüğünde yatışının ertesi günü fark edildiği bilgisini aldım.

Ertesi gün hasta lohusa servisinde tarafımca hem ultrason muayenesi hem dikiş kontrolü yapılmıştır. Normal doğum sonrası hastanede gözlem amaçlı kalması gereken Bakanlıkça belirlenen süreyi beklemeden, hasta kendini iyi hissettiği gerekçesi ile hastaneden ayrılmak istemiştir.

Gerekli bilgilendirmeler yapılmış tedavi ret tutanağı ile hastaneden ayrılmıştır.” Şeklinde belirttiği, 2.2.2. Doğumhanede görevli ebe ., ve ifadelerinde özetle; bebeğin doğduğu gün doğum salonunda nöbetçi olduklarını, annenin Gece 01.20 de doğum salonuna yatışının yapıldığını, annenin vital bulgularının normal olduğunu, sezaryen gerektirecek bir sıkıntısının olmadığını, doğum anına kadar geçen doğum sürecinin yaklaşık 1 saat 35 dakika sürdüğünü, doğumun sıkıntısız ve dışarıdan herhangi bir indikasyon verilmeden spontane geçtiğini, annenin vajinal muayene bilgileri ve NST bulguları hakkında

Dr. .’ye bilgi verildiğini ancak çağırmayı gerektirecek herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, saat 02.55’te gebenin epiz yolu normal spontane doğumu esansında baş çıktıktan sonra omuz distosizi (omuzların takılması) gözlemlendiğini, baş çıktıktan sonra anneye mcroberts manevrası ve suprapupik bası uygulanarak ön omuzun doğumu kolaylaştırılarak bebeğin doğumunun gerçekleştirildiğini, bebek doğduktan sonra bakım ve aşılarının yapıldığını, daha sonra bebekte solunum sıkıntısı gözlemlendiği için nöbetçi Dr. ye bilgi verildiğini, doktorun yönlendirmesi ile bebeğin yeni doğan yoğun bakım servisinde görevli nöbetçi ebeye teslim edildiğini, bebeğin kol hareket kısıtlığı ile ilgili bir şey fark etmediklerini belirttikleri, 2.2.3. Yeni doğan yoğun bakım servisinde görevli hemşire . ifadesinde özetle; belirtilen tarihte yeni doğan yoğun bakım servisinde nöbetçi olduğunu, başvuranın bebeği ile ilgilenen hemşire olduğunu, anneye bebek bakımı için gerekli olan eğitimleri bizzat verdiğini, kaba bir davranışın söz konusu olmadığını, lohusa anneler ile iletişime ayrıca dikkat ettiklerini, bebeğin babası emzirme saatinde içeri girmek istediğinde diğer bir hemşire arkadaşın annelerin emzirme saati olduğu için içeri giremeyeceğini belirttiğini ancak babanın ısrarcı olması üzerine olaya kendisinin müdahale ederek isterse yanındaki bayanın girmesine müsaade edebileceğini ancak kabul etmediklerini belirttiği,

2.2.4. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. nin ifadesinde; “O gün doğan tüm bebekleri muayene ettim. Tüm bebeklerin muayene formunu doldurdum. Söz konusu bebek Berdibek ile ilgili dosyada muayene formum bulunmadığı ve üzerinden zaman geçtiği için muayene bulgularımı hatırlamıyorum.

Ancak yeni doğan yoğun bakımda yatarken yazılan epikriz raporu incelendiğinde bebeğin iri bir bebek olmadığı ve klavikula kırığının olmadığı anlaşılmaktadır. Bebeğin kolunda oluşan hareket kısıtlılığı her normal doğumda yaşanabilecek bir komplikasyondur.” hususunu belirttiği, 2.2.5. Yeni doğan yoğun bakım servisinde görevli Uzm. Dr. .’nin ifadesinde; “17/02/2022 gece saat 2 ya da 3 civarı doğan bebeğin tarafımca muayenesi gündüz mesai saatlerinde yapılmıştır. Solunum sıkıntısı nedeni ile doğum sonrası nöbetçi çocuk doktoru tarafından yeni doğan yoğun bakıma yatırılan bebeğin sağ kolunda oluşan hareket kısıtlılığı yeni doğan yoğun bakım nöbetçi hemşireleri tarafından ilk yatışta fark edilmiş olup tarafımca mesai saatleri içerisinde muayenesi yapılarak teyit edilmiştir. Düz grafi çekilerek herhangi bir kırık hattı saptanmamış aileye durum hakkında bilgi bizzat tarafımca verilmiş, ilgili ekstremite notral pozisyonda sargı bezi ile fikse edilmiştir. Taburcu sonrası ileri tetkik ve tedavi hususlarında aile bilgilendirilmiştir. Sağ kolunda oluşan hareket kısıtlılığının doğum esnasında geliştiği ve doğum esnasında bu tür komplikasyonlar olası yaşanabilecek durumlardandır.” şeklinde ifade ettiği, 2.3. Muhakkik olarak atanan Kamu Hastaneleri Hizmetleri Uzm. Dr. nın inceleme raporunda;

“İNCELEME VE TAHLİL:

Sağlık Müdürlüğü’nün 14/04/2022 tarihli ve sayılı yazısı ekindeki Kamu Denetçiliği Kurumunun 07/04/2022 tarihli Gönderme Kararında belirtilen şikayeti incelenerek kendisi yeniden ifadelerine başvurulmak üzere davet edilerek konu tekrar sorulmuştur. Aynı şikayeti ifadesinde tekrar beyan etmiştir, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinden bebek tedavisi ile ilgili bilgi ve belgeler istenilerek değerlendirilmiştir.

Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinden bebek ile ilgili detaylı hasta dosyası istenerek değerlendirilmiştir.

Söz konusu şikayete konu tüm personel ve hekimlerin ifadelerine başvurulmuştur.

Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinden gelen hasta dosyasının incelenmesinde doğumun normal ve sorunsuz gerçekleştirildiği ancak bilgisine başvurulan doğum salonu ebelerinin ifadelerinde doğumun normal olduğu, bebeğin başı çıktıktan sonra omuz distosisi yaşandığı (omuzların takılması), bu durumun doğum anında yaşanabilecek bir durum olduğu, bebeğin başı çıktıktan sonra anneye mcroberts manevrası uygulanıp doğum kolaylaştırılarak bebeğin doğumunun gerçekleştiği, bebeğin solunuma bağlı olarak yeni doğan yoğun bakım servisinde müşahede altına alındığı ifade edilmiştir.

Yeni doğan yoğun bakım servisi hemşirelerinin ifadelerinde anneye bebek emzirme, tutuş, kanguru, tentene temas eğitimi ve acil durumlarda yapılacaklar eğitimlerinin verildiği, şikayete konu olayın babanın emzirme saatinde içeri girmek istemesi nedeni ile babaya annelerin emzirme saatinde içeri giremeyeceği belirtilmesi üzerine … tartışma yaşandığı, hasta mahremiyetinin sağlanması amacı ile babanın içeriye alınmaması ile sıkıntı ve tartışma yaşandığı anlaşılmıştır. Anneye yönelik herhangi bir uygunsuz davranış yaşanmamış verilen eğitimlerin tatbiki istenmiştir.

Bilgisine başvurulan çocuk hastalıkları uzmanı tarafından bebeğin yapılan değerlendirilmesinde ise bebeğin iri bir bebek olmadığı ve klavikula kırığı olmadığı, bebeğin kolunda oluşan hareket kısıtlılığının her normal doğumda yaşanabilecek bir komplikasyon olduğu, yine bilgisine başvurulan yeni doğan uzmanı tarafından bebeğe düz grafiği çekildiği, kırık saptanmadığı, bebeğin kolunda oluşan hareket kısıtlılığının doğumda oluştuğu ve oluşabilecek bir komplikasyon olduğu bu nedenle taburcu sonrası ileri tetkik tedavi hususunda ailenin bilgilendirildiği ifade edilmiştir.

Doğum esnasında bebeğin başı çıktıktan sonra omuzların takılması yaşandığından mcroberts manevrası uygulanıp doğum kolaylaştırılarak bebeğin doğumunun gerçekleştirildiği, bu durumun doğum öncesi

/

öngörülmeyen, ancak doğum esnasında yaşanabilecek bir durum olduğu, yaşanan durumun tecrübeli

Ebeler tarafından uygun manevra ve müdahalelerle kolaylaştırılarak doğumun gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

NETİCE VE KANAAT:

Söz konusu şikayete tabi yaşanan olaylar incelendiğinde şikayete konu personeller hakkında 657 sayılı

DMK’nın 125. maddesinin ilgili disiplin hükümlerince işlem yapmaya gerek olmadığı kanaatinde olduğumu arz ederim.” yönünde kanaat bildirdiği dolayısıyla adı geçen personeller hakkında herhangi bir disiplin cezası uygulanmadığı, 2.4. Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin 22/04/2022 tarih ve sayılı yazısında; olay tarihinde anne otelinin Covid-19 nedeni ile kullanılmadığı, lohusa servisinde kalmakta olan annenin dinlenme odasında kalmak istemediği ve zaten kalmasına gerek kalmadan bebekle birlikte tabucu olduğunun ifade edildiği, 2.5. Bingöl İl Sağlık Müdürlüğü’nün 09/05/2022 tarih ve sayılı yazısı ile; Covid-19 nedeni ile anne otellerinin kullandırılmayarak anne dinlenme odalarının kullandırılması kalabalığı arttıracağından bulaş oranının artacağı, hastane idaresi tarafından anne otellerinin kullandırılmamasına yönelik resmi dayanak belge bulunmadığı dolayısıyla anne otellerinin kullanım amacını yerine getirilmemesinin nedenine ilişkin açıklama yapılması istenilmiş olup, ilgili Hastanenin 17/05/2022 tarih ve sayılı yazısında; anne dinlenme odasının aktif olduğu, söz konusu odada yer bulunmaması halinde hastaların anne oteline yönlendirildiği, bu konuda hasta mağduriyeti olmayıp, hastanenin anne dinlenme odası ve anne otelinin aktif bulunduğunun ifade edildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” 3.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “(1)Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(3) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 3.4. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde; “(1)İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.(…) (7) İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun:

4.1.“Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanununun 69’uncu maddesi; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

6. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin:

6.1. 2’nci maddesi; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 6.2. 6’ncı maddesi; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 6.3. 13’üncü maddesi; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”

7. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:

7.1. ““İlkeler” başlıklı 5’ inci maddesinde; “Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere

uyulması şarttır:

a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.

b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.

c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.

d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.

e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.

f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 7.2. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesi; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 7.3. “Tıbbi Özen Gösterilmesi” başlıklı 14’üncü maddesi; “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” 7.4. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesi; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”

Hükümleri amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle: Bingöl Kadın Doğum ve

Çocuk Hastalıkları Hastanesinde doğum yapan eşine sezaryen doğum yaptırılması gerekirken normal doğum yaptırıldığı dolayısıyla bebeğinin sağ kolunda hareket kısıtlılığı meydana geldiğinden bahisle sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

10. Anayasamızın 17’nci maddesinde kişilerin “yaşama hakkı” ve “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme” hakkına sahip olduğu belirtilmiş, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, rızası dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı vurgulanmıştır.

11. Ayrıca, 1219 sayılı Kanunda “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında ise

“hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis; 1992 yılında yapılan 44. Dünya Tabipler

Birliğinin Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu Marbella

Bildirgesinin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır” şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir. Ayrıca hekimin sorumluluğundan bahsedebilmemiz için hekimin kusurunun bulunması, bir zararın doğması ve kusur ile zarar arasında neden sonuç ilişkisi (uygun illiyet bağı) bulunması gerekmektedir. Hasta veya hasta yakınlarının hekimin tıbbi kötü uygulama (malpraktis) ya da tıbbi hatası olduğunu düşünmesi halinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava haklarının bulunduğunun da kabulü gerekir.

12. Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13’üncü maddesine göre hekimin modern tıp bilimine uygun olarak koyduğu teşhis ve uyguladığı tedavinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı deontoloji bakımından eleştirilemeyeceği düzenlenmişse de bunun kişiye doğru teşhis ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususunu içermediğinin; kişinin tedavinin tamamlanmasından sonra şifa bulamaması ve hastalığının maddi ve manevi varlığını tehdit etmesi durumlarında kendisine uygulanan teşhis ve tedaviyi sorgulayarak doğru, uygun ve gerektiği gibi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin oluşan şüpheyi bertaraf etmek istemesinin son derece doğal ve zaruri olduğunun kabulü gerekir.

13. Diğer taraftan komplikasyon kavramı ise tıbbi standartlara uygun müdahale yapılmasına ve her türlü tedbir alınmasına rağmen meydana gelen olumsuzluk olarak tanımlanmaktadır. Tıbbın kabul ettiği normal riskler / komplikasyonlar zamanında fark edilmezse, fark edilmesine rağmen önlem alınmazsa, fark edilip önlem alınmasına rağmen yerleşmiş standart tıbbi tedavi ve müdahalede bulunulmazsa tıbbi kötü uygulamadan (yani malpraktisten) söz edilebilecek ve yine hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir.

14. Somut dosya kapsamında doğum sırasında meydana gelen omuz distosisi hakkında genel bir araştırma yapıldığında; omuz distosisinin sık rastlanmayan, tüm doğumların % 0,2 – 3’ ünde görülen ancak ciddi maternal ve neonatal komplikasyonlara neden olan, önceden öngörülemeyen ve önlenemeyen acil obstetrik bir durum olduğu, uygun bir yaklaşımda dahi önemli oranda perinatalmortalite ve morbiditeye neden olabildiği, vakaların çok az bir kısmında beklenen ve önlemi alınan bir durumken, çoğunlukla belli bir risk faktörü olmadan ortaya çıktığı görülmüştür (Tokmak A. ve ark.; Vajinal Doğumun Korkulan

Komplikasyonu: Omuz Distosisi; Jinekoloji – Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi 2016;13(4);176-183). Bununla birlikte omuz distosisinin, yeterli teknik bilgi ve beceriye sahip ebe ve doktorlar tarafından uygun yaklaşımların seçimi ve kullanılması ile başarılı bir biçimde yönetilebileceği, bunun için kullanılan manevraların literatürde birincil, ikincil ve üçüncül olarak nitelendirildiği, en yaygın olarak ise McRoberts,

Rubin, Wood ve Gaskin manevralarının kullanıldığı, doğum anında hangi müdahalenin kullanılacağına, doğuma yardım eden sağlık personelinin bilgi ve deneyimine bağlı olarak tercihte bulunabileceği anlaşılmıştır (Şenoğlu A., Karaçam Z.; Omuz Distosisi: Ebelik Eğitim ve Uygulamalarındaki Yeri; Lokman Hekim

Dergisi, 2019;9(2):147-159). Her ne kadar bu manevraların hiç birinin tek başına uygulandığında bir diğerine üstünlüğü yoksa da en çok tercih edilen McRoberts manevrasıdır. McRoberts manevrasının omuz distosisinde tek başına etkinliği ve başarısı % 42 olmakla birlikte, omuz distosisi gelişmeden bunun uygulanmasının hiçbir avantaj sağlamadığı, McRobert manevrası ile brakial pleksus hasarının % 53 oranında azaltılabildiği, ayrıca suprapubik basının omuzların çıkmasına yardımcı olduğu, pubik basının

McRobert manevrası ile birlikte uygulandığında başarı oranının % 54,2-58’e ulaştığı bilimsel olarak ifade edilmektedir (SUKGEN G., TURKAY Ü.; Vajinal Doğum Sırasında İstenmeyen Durumlar: Omuz Distosisi; Bozok

Tıp Dergisi, 2020;10(4):7-14).

15. Danıştay 15. Dairesi tarafından görülen, Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen doğumda un vücut fonksiyonlarını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat verilmesi istemiyle açılmış olan davada; “ Adli Tıp Genel Kurulunca hazırlanan 24/04/2014 tarih ve sayılı raporda sonuç olarak, ‘ oğlu 2010 doğumlu un doğumuna ait tıbbi belgelerde 1973 doğumlu .’un 23/04/2010 tarihinde Polatlı Duatepe Devlet Hastanesine miadında ağrılı gebe olarak yatırıldığı, 2.doğumu olan bebek doğum ağırlığı gr. olan gebenin normal vajinal doğum kararının doğru olduğu, ileri yaştaki annenin kronik diyabet ve hipertansiyon hastası olmasının, bebek doğum ağırlığının sezaryen yapılması açısından mutlak gereklilik teşkil etmediği, doğum eyleminde gecikme tanımlanmadığı, omuz distosisinin (omuz takılması) vajinal doğumlarda her türlü özene rağmen görülebilen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, brakial pleksus zedelenmesinin düşük tartılı bebeklerde de görülebileceği, travayda (doğum eyleminde) olan gebelerde bebeğin tahmini doğum ağırlığının tespitinin zor olduğu, ilerlemiş doğum eyleminde sezaryan ile doğumun anne ve bebek için daha komplike sonuçlar doğurabileceği, omuz takılmasının doğumu yaptıran kişiye (Doktor veya Ebe) bağlı olmadığı, / /2010 doğumlu gr. doğum ağırlığında ta ortaya çıkan brakial pleksus zedelenmesinin doğumun bir komplikasyonu olarak meydana geldiği cihetle davalı idare ve doğuma katılan sağlık personeline atfı kabil kusur tespit edilemediği” şeklinde görüş belirtildiği görülmektedir.

Adli Tıp Genel Kurulu raporunda da belirtildiği gibi, ileri yaştaki annenin kronik diabet ve hipertansiyon hastası olması ve bebek doğum ağırlığı sezaryen yapılması açısından mutlak bir gereklilik teşkil etmemektedir. Omuz distosisi (omuz takılması) vajinal doğumlarda her türlü özene rağmen görülebilen bir komplikasyon olarak nitelendirilmektedir. Brakial pleksus zedelenmesi düşük tartılı bebeklerde de görülebilmektedir. Bu durumda, ilerlemiş doğum eyleminde sezaryen ile doğumun anne ve bebek için daha olumsuz sonuçlar doğurabileceği hususu da dikkate alındığında, normal yolla yaptırılan doğum sonucu

‘ta ortaya çıkan brakial pleksus zedelenmesinin doğumun bir komplikasyonu olarak meydana geldiği, davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı…” değerlendirilmiştir (Danıştay 15.

Daire, 14/05/2015 tarihli, 2015/512 E. ve 2015/2914 K.).

16. Dolayısıyla, somut olayımızda başvuranın tedavisi ile ilgili olarak ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde tıbbi kötü uygulama (malpraktis) olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiği değerlendirilmiş olup, başvuru dosyası kapsamında idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyulmuştur. Bu kapsamda

Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmakta olan Kadın Hastalıkları ve Doğum branşında görev yapan bir uzman hekime; “-Omuz distosisinin doğum öncesi öngörülebilir bir durum olup olmadığı, komplikasyon olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, omuz distosisi riskini arttıran faktörlerin neler olduğu ve önlenebilir olup olmadığı, -Dosyada yer alan veriler kapsamında vajinal doğum kararı verilmesinin doğru olup olmadığı,

-Omuz distosisi yaşanması durumunda ilk müdahalenin nasıl olması gerektiği ve müdahale sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar, -Başvuru konusu dosyada başvuranın iddiaları, ilgili personellerin ifadeleri ve hasta dosyası birlikte değerlendirildiğinde; doğum anında anne ve bebeğe gerekli müdahalenin yapılıp yapılmadığı, personelin hatalı, ihmali veya kusurlu bir davranışının söz konusu olup olmadığı” soruları yöneltilmiştir.

17. Bilirkişi olarak görevlendirilen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç Dr. tarafından 05/01/2022 tarihinde imza altına alınan bilirkişi raporunda; “Dosyaları incelemem neticesinde normal doğumla, gebenin 3960 gr canlı kız bebek doğurduğu anlaşılmaktadır. Doğum esnasında omuz takılması gerçekleşmiş ve ebeler tarafından gerekli müdahaleler yapılmış ve takılan omuzun kurtarıldığı belirtilmiştir.

Omuz takılması olguları nadir görülen ve çoğu doğum öncesi ve doğum sırasında öngörülemeyen olgulardır. Omuz takılması gelişen gebelerin yarısından fazlasında tanımlanabilir herhangi bir risk faktörü yoktur.

Omuz takılması öngörmemizi sağlayabilen diyabet, obezite ve makrozomi gibi risk faktörleri ile omuz takılmaları düşük oranda öngörülmektedir. Dolayısıyla anne karnında makrozomik yani doğum ağırlığının fazla olmasından kuşkulanılan tüm olgularda elektif olarak sezaryen yapılması uygun değildir. Son on yılda

4000 gramın üzerindeki doğumların oranı artsa da, omuz distosisi oranı zaman içerisinde sabittir (%0-

%1.4). Omuz takılması olgularının %50-60’ı 4000 gramın altındaki bebeklerde görülmektedir. Doğum travmasının; özellikle omuz ve kola giden sinirlerin bulunduğu brakial pleksus denilen sinir köklerinin hasarının önlenebilmesi için diyabetik olmayan gebelerde 4500 gram, diyabetik gebelerde 4000 gramın üzerinde tahmin edilen doğum ağırlığı baz alınarak sezaryen doğum yapılması eğilimi mevcuttur. Bununla birlikte American Obstetri ve Jinekoloji Demeği (ACOG) doğum öncesi tahmini doğum ağırlığı diyabetik olmayanlarda 5000 gram, diyabetik olanlarda ise 4500 gramdan fazla olan gebelerde sezaryen yapılmasını önermektedir.

Ayrıca omuz distosisinin kendisi brakial pleksus sinirinin zedelenmesine yol açmakla birlikte annenin doğum eylemi sırasında uyguladığı uygunsuz endojen güçlerinde (yanlış ıkınma gibi) brakial pleksusun yaralanmasında etkili olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.

adlı gebede bilinen diyabet öyküsü dosyasında bulunmamaktadır. Bebek doğum kilosu

3960 gr olup risk grubunda değildir. Doğum sonrası ebeler tarafından omuz distosisine gerekli müdahale

yapıldığı dosyasından anlaşılmaktadır. Bebeğe de doğum sonrası taburcu olmadan yeni doğan uzmanı tarafından takılan, omuza yönelik müdahalelerin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dosya incelemesi neticesinde; doğum anında anne ve bebeğe gerekli müdahale yapılmış, personelin hatası, ihmali veya kusuru olmadığı kanısına varılmıştır.” yönünde tıbbi görüşünü beyan etmiştir.

18. Başvuranın bebeği yoğun bakım servisinde iken hemşirelerin kendisine ve eşine kötü davrandığı, yoğun bakım servisi kapısında beklettikleri iddialarına ilişkin olarak; yapılan incelemede başvuranın iddialarını destekler nitelikte somut veri bulunmadığı, bununla birlikte İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen inceleme kapsamında alınan ifadelerden annelerin emzirme saatinde başvuran babanın bebeğin yanına girmek istemesi üzerine hemşireler tarafından içeri girmesine izin verilmediği dolayısıyla tartışma yaşandığı anlaşılmıştır.

19. Yine başvuranın anne otelinde boş odalar olmasına rağmen eşinin dinlenme odasına yönlendirildiğini, dinlenme odasının kapasitesinin yetersiz olduğu ve birçok kişinin burada beklemek zorunda bırakıldığı iddialarına ilişkin olarak; başvuranın eşinin doğum yaptığı tarihte anne otelinin

Covid-19 nedeni ile kullanılmadığı, bu nedenle annenin dinlenme odasına yönlendirildiği, akabinde annenin dinlenme odasında kalmasına gerek kalmadan bebeği ile hastaneden taburcu olduğu, bununla

birlikte İl Sağlık Müdürlüğü’nün 09/05/2022 tarihli yazısına istinaden anne otelinin aktif hale getirildiği, dinlenme odasında yer olmaması durumunda hastaların anne dinlenme oteline yönlendirildiğinin bildirildiği, dolayısıyla her iki hizmetinde aktif hale getirildiği görülmüştür.

20. Sonuç olarak başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın eşine sezaryen doğum yaptırılması gerekirken normal doğum yaptırıldığı dolayısıyla bebeğinin sağ kolunda hareket kısıtlılığı meydana geldiği iddiasıyla ilgili olarak, doğum sırasında omuz distosisi (omuz takılması)

meydana geldiği, doğumda görevli personel tarafından mcroberts manevrası ve suprapupik bası uygulanarak doğumun gerçekleştirildiği, bu durumun Bingöl İl Sağlık Müdürlüğünce incelemeci olarak görevlendirilen Uzman Doktor ve Kurumumuzca bilirkişi olarak görevlendirilen Kadın Hastalıkları ve

Doğum Uzmanı tarafından komplikasyon olarak değerlendirildiği, başvuranın diğer iddialarına yönelik olarak ise idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilemediği dolayısıyla başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde Kurumumuzun bilgi ve belge taleplerine süresi içinde cevap verilmediği tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Van İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi