ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın Ordu Devlet Hastanesi’nde mobbing mağduru olduğunu iddia ederek yöneticilerin soruşturulmasını talep ettiği belirtilmiştir. Mobbing, işyerinde bir veya birden fazla kişi tarafından sistematik olarak uygulanan, mağdurun kişilik değerlerine zarar veren olumsuz tutumlar olarak tanımlanmaktadır. Mobbingin unsurları arasında, sistematik bir şekilde tekrarlanması, kasıtlı yapılması ve mağdurun sağlığına zarar vermesi yer almaktadır.

Yargıtay içtihatlarına göre, mobbingin varlığı için mağdurda psikolojik rahatsızlık oluşması zorunlu değildir; işyeri stresinin de benzer etkileri olabileceği vurgulanmıştır. Başvurana yönelik iddialar incelendiğinde, idarenin bazı işlemlerinde hukuka aykırılıklar tespit edilmesine rağmen, başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek bir mahrumiyet yaşadığı sonucuna varılamamıştır. Bu nedenle, başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5957-S.22.9083

BAŞVURU NO : 2021/19224

KARAR TARİHİ : 29/04/2022

RET KARARI

Adres:

ORDU İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza tarafından yapılan başvuruda, başvuran 10 yıldır Ordu Devlet

Hastanesinde genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığını, eski Ordu İl Sağlık Müdürü eski Tıbbi Hizmetler Başkanı Personel Başkan Yardımcısı Ordu

Devlet Hastanesi eski Başhekim Vekili ve Başhekim tarafından tarafına mobbing yapıldığını belirterek, tarafına mobbing uygulayan yöneticilerin soruşturulmasını, mobbinge uğradığının tespit edilmesini, sorumluların tespitini, haklarında gerekli idari bildirimlerin yapılmasını ve gerekli mercilere suç duyurusunda bulunulmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme yazısına istinaden, Ordu Valiliği Hukuk

İşleri Şube Müdürlüğünün 16/12/2021 tarih ve sayılı yazısı ile Ordu İl Sağlık Müdürlüğünün 25/03/2022 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde,

2.1) Başvuranın mobbing iddiası ile ilgili herhangi bir başvurusu bulunmadığından, hakkında

inceleme/araştırma yapılmadığı,

2.2) Başvuranın Kumru ilçesine “10 Temmuz 2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak

yürürlüğe giren I Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 371. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince” ve Rize iline ise Disiplin İşlemleri Dairesi Başkanlığının 17/05/2021 tarih ve sayılı yazısına ekli 28/04/2021 tarihli ve sayılı Teftiş Kurulu Başkanlığınca alınan Makam Onayına istinaden atandığı, /

2.3) Başvuranın Kuruma yapmış olduğu tüm bilgi edinme başvurularının yasal mevzuatlar çerçevesinde

cevaplandığı,

2.4) Başvuranın Sağlık Bakanlığının bilgi talebine konu ile alakalı olmamasına rağmen FETÖ/PYD ile

ilişkili olma ve Sayın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iftiralarının eklendiğine ilişkin Kurumda bilgi ve belge bulunmadığı,

2.5) 14.06.2021 tarihinde gönderilen mesajın Kalite standartları gereği ve aynı zamanda çalışan

memnuniyetini artırmak için Kuruma gelen ya da Kurumda hizmet verip daha sonra farklı bir kuruma giden tüm çalışanlara gönderildiği,

2.6) Başvuranın yıllık izin iptal başvuruları ve ret cevabi yazılarının yazı ekinde sunulduğu, başvuranın

yıllık izninin 28/08/2020 tarihinden sonraki kısmının iptal edilmesi hakkındaki talebinin hastanede elektif vakaların iptal edilmesi, covid alanında yeterli çalışacak hekim bulunması nedeniyle Devlet Personel

Başkanlığı’nın 29.04.2016 tarih ve sayılı görüş yazısı doğrultusunda Hastane Başhekimliğince uygun görülmediği, Patoloji Uzmanı Nefroloji Uzmanı ve Göğüs

Cerrahi Uzmanı benzer şekildeki taleplerinin her birinin ayrı Uzmanlık branşında olması, branşındaki mevcut Uzman sayısı, hasta yoğunluğu ve hastanenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Başhekimlikçe değerlendirilip uygun görüldüğü,

2.7) Endoskopi Ünitesinin ağırlıklı olarak Gastroenteroloji branşının hizmetine sunulduğu, kalan günlerde

hastanede görev yapan Genel Cerrahların her birine eşit endoskopi gün süresinin tanındığı,

2.8) Nöbet ücretlerinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 33. Ek Maddesi gereğince ödendiği,

başvuran yoğun bakım nöbeti değil, cerrahi havuzda branş nöbeti tutuğu, bu nedenle branş nöbeti tutmuş olan başvurana 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun Ek 33. Maddesi ve Sağlık Bakanlığının 24.06.2016 tarih ve sayılı Nöbet Ücretleri konulu yazılarına istinaden nöbet ücretinin % 50 artırımlı ödenmesi imkanının bulunmadığı,

2.9) Başvuranın bahsettiği kalbinden bıçaklanma hastasının başarılı şekilde tedavi edilip hayata

döndürülmesinden dolayı ameliyata giren bütün ekibin Altınordu Kaymakamınca Başarı Belgesi ile ödüllendirilmesi sonrasında kendisi dışında başarı belgesi alan ekipteki herkese Ordu Devlet Hastanesince döner sermaye ödüllendirilmesi yapıldığı iddiasının doğru olmadığı, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık

Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik gereğince yapılan ödüllendirmenin döner sermaye komisyonu tayfından uygun görülen personele oy çokluğu ile verildiği, bu kapsamda yapıla oylamada döner sermaye komisyonunca uygun görülen personele ödüllendirmenin yapıldığı,

2.10) Başvuranın kendisi dışındaki diğer doktorların hafta sonu dâhil resmi izin almalarına müsaade

edilirken kendisinin bu yöndeki talebinin reddedilmesi gibi bir durumun yaşanmadığı, başvuranın izin taleplerinde diğer çalışanlar gibi Sağlık Bakanlığı İzin Yönergesine göre işlem tesis edildiği, hafta sonu dahil resmi izine diğer doktorlara müsaade edilip, kendisinin talebinin reddedildiği yönündeki iddiasının anlaşılamadığı,

2.11) Ordu Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından 28.10.2021 tarih ve sayılı yazı ile başvuran

hakkında Bakanlık Müfettişlerince değerlendirme yapılması talepli yazının Müdürlükçe Bakanlığa gönderildiği, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kumlu Başkanlığı tarafından görevlendirilen Başmüfettiş

/

tarafından başvuran hakkında disiplin soruşturması yapıldığı ve ceza teklif edildiği, aynı konularda yine Bakanlık Başmüfettişi tarafından 4483 sayılı Kanun Kapsamında ön inceleme yapıldığı, neticesinde Ordu Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü tarafından 05.08.2021 tarih ve sayılı Soruşturma

İzni Verilmemesine dair karar verildiği ve bu karara Müdürlüğümüzce yapılan itiraz neticesinde; itirazların kısmen kabulüne, itiraza konu kararın “1,3,5,ve 6 maddede” belirtilen eylemlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına, söz konusu eylemler yönünden soruşturma izni verilmesine, diğer eylemler yönünden ise

Ordu Valisinin 05.08.2021 tarih ve sayılı kararına yapılan itirazların reddine, Samsun Bölge İdare

Mahkemesince 16.11.2021 tarih ve Esas , Karar No: sayılı karar verildiği,

2.12) Başvuranın mesai dışı poliklinik yapmasının uygun görüldüğü, ameliyat, endoskopi-kolonoskopi,

servis viziti vb. işlemlerin mesai dışı hizmet olarak değerlendirilmesinin hekimler tarafından mesai dışı performans puanlarını doldurarak poliklinik hizmetlerini aksatacağından, aynı zamanda farklı branş hekimlerinin performans sisteminden yararlanmasını sağlamak amacıyla tüm hekimler için mesai dışı hizmet puanı olarak değerlendirilmesinin Hastane Yönetimince uygun görülmediği, veya başka hekimlerin de mesai dışında poliklinik hizmeti dışında yaptıkları herhangi bir işlemin girişimsel işlem puanının mesai dışı poliklinik puanı olarak işlem görmesinin engellendiği,

2.13) Hastanede başvuranın iddia ettiği gibi “whatsapp ODH duyuru grubu” bulunmadığı, Hastanede

çalışan doktorlar için duyuruların, hekimler arası iletişimin sağlandığı “Ordu Devlet Hastanesi Doktor

Duyuru Grubu” bulunduğu, başvuranın bu grupta yer almadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

3.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların

hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

/

4) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun

4.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu

maddesinin ikinci fıkrasında; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır.

Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”

4.2) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

Hükümleri yer almaktadır.

6) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi

yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran eski Ordu İl Sağlık Müdürü

eski Tıbbi Hizmetler Başkanı Personel Başkan Yardımcısı

Ordu Devlet Hastanesi eski Başhekim vekili ve Başhekimi tarafından tarafına mobbing yapıldığını belirterek, tarafına mobbing uygulayan yöneticilerin soruşturulmasını, mobbinge uğradığının tespit edilmesini, sorumluların tespitini, haklarında gerekli idari bildirimlerin yapılmasını ve gerekli mercilere suç duyurusunda bulunulmasını talep etmektedir.

9) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak

tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

10) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

11) Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında; “Kural

olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir.

Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

12) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

13) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde

/

olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

14) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı

kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

15) Yukarda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde başvurana mobbing yapılıp

yapılmadığını tespit edebilmek için başvuranın mobbing olduğunu iddia ettiği eylem ve işlemlerin incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

16) Bu kapsamda başvuranın Kumru ilçesi ile Rize iline hukuka aykırı olarak atandığı iddiası

incelendiğinde,

16.1) Başvuranla ilgili Ordu İdare Mahkemesinin 07/02/2020 tarihli sayılı

kararında; “(…) Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından, Ordu Devlet Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak görev yapan müvekkilinin, ihtiyaca binaen Kumru Devlet Hastanesi’ne aynı unvanla atanmasına ilişkin 04.07.2019 tarihli, sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada, davacının Ordu Devlet Hastanesi’nde doktor olarak çalışan eşi

‘ın Kumru ilçesinde çalışma imkanının bulunup bulunmadığı hususunda Mahkememizin

02.01.2020 tarihli ara kararıyla davalı idareye bilgi sorulmuş olup, davalı idare tarafından verilen cevap

yazısında eşinin Kumru ilçesinde çalışabileceği bir kadronun bulunmadığı hususunun ifade edildiği

/

görülmüştür. Bu durumda, yukarıya alınan düzenlemelere göre aynı Bakanlık bünyesinde çalışan eşlerin aile birliğinin muhafaza edilmesi gerektiği esas olup, bu husus göz önünde bulundurularak bir işlem tesis edilmesi gerekirken Anayasamız ve yukarıdaki mevzuat ile güvence altına alınan aile birliğini bozacak şekilde davacının Kumru Devlet Hastanesi’ne atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. (…)” denildiği,

16.2) Başvuranla ilgili Ordu 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2021 tarihli

sayılı kararında; “(…) 28/04/2021 tarihli soruşturma raporunda, davacının, yatan hastaların %70’ine ilaç olmayan, dolayısıyla endikasyonundan da bahsedilemeyecek olan ve Ordu ili piyasasında 160 -190 TL arasında satış fiyatı olan “naturikon liquid extract 150 ml” isimli ürünü matbu reçeteye veya kağıda yazdığı, hatta genel cerrahi yoğun bakımda yatan hastalara dahi reçete ettiği, hastaların bir kısmına Ordu ilinde ürünü tedarik eden firmanın yerini tarif ettiği, yine bir kısmına mutlaka alınması gerektiğini söylediği, ürünün hastalara verilip verilmediği hususunda şişeleri kontrol ederek hemşirelere baskı kurmaya çalıştığı, ürünü matbu reçeteye yazarak ilaç olduğu izlenimini oluşturduğu ve hastaların sağlık sorunlarından dolayı içinde bulundukları acziyetten yararlanarak piyasada bulunan zerdaçal ekstrelerine göre fiyatı yüksek olan ürünü satın almalarını sağladığı, bu şekilde görevinin gereklerine aykırı davranarak hastaların ödedikleri bedel nedeni ile zararına, üçüncü kişilerin menfaatine işlem tesis ettiği gerekçesiyle üç yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasının, idari yönden ise anılan fiili nedeniyle Ordu ilinde görevine devam etmesinin kamu yararı ve hizmet gereği açısından bir başka ile atamasının teklif edildiği, anılan teklife istinaden dava konusu 08/06/2021 tarih ve sayılı işlem ile, görev yeri İl Sağlık

Müdürlüğü tarafından belirlenmek üzere Rize Sosyalleştirme Bölgesine atamasının yapılması üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. (…) davacı tarafından hastalara anılan ürünün önerilmesinin tıbbi bir uygulamaya ilişkin olduğu ve görev yerinin değiştirilmesini gerektirir bir fiil niteliğinde olmadığı, diğer taraftan, davacının bahsi geçen ürün nedeniyle ilaç firması ile menfaat ilişkisi içerisinde olduğu, bu nedenle anılan ürünün hastalara önerildiği yönünde bir tespitin de bulunmadığı dikkate alındığında, davacıya isnat edilen söz konusu fiilin davacının görev yerini değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı gibi davacının Ordu ilinde başarısız ve yetersiz olduğu, çalışma barışının ve iş veriminin düştüğü yönünde somut bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından, davacının, bulunduğu yerde görevine devam etmesinin kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden sakıncalı olduğunun ortaya konulmamış olması karşısında, dava konusu atama işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denildiği,

16.3) Kurumuzca başvuranla ilgili verilen 2021/17662 başvuru numaralı ve 24/02/2022 karar tarihli

Tavsiye Kararında, “Bu bakımdan her ne kadar Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermayeli kurum ve kuruluşlarda görevli personele döner sermayeden ek ödeme yapılabilmesi için 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında ilgili kurum ve kuruluşta fiilen çalışılması ve döner sermaye gelirlerinin elde edilmesine katkıda bulunulması şartı aransa da bu düzenlemenin olağan akış içinde hizmetlerin görülmesi ve gelirlerin dağılımına ilişkin olduğu başvuranın ise kendi tasarrufunda olmayan ve sonradan hukuka aykırılığın tespit edilerek iptal edilmek suretiyle ortadan kalkan bir idari işlem neticesinde mahrum kaldığı anlaşıldığından iptal kararının doğası gereği hizmet ilişkisi hiç kesilmemiş gibi değerlendirilerek işlem tesis edilmesi diğer bir deyişle başvurana mahrum kaldığı ödemelerin başvurana verilmesi yönünde işlem tesisinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir.” denildiği,

16.4) Bu kapsamda başvuranın Rize iline atanmasının yukarda yer verilen mahkeme kararından da

anlaşıldığı üzere kamu personelinin soruşturma nedeniyle görev yerinin değiştirilebilmesi için yerine getirdiği kamu hizmeti de göz önünde bulundurularak soruşturma kapsamında tarafına atfedilen fiil veya fiillerin sübuta erdiğinin ortaya konulması ve görev yerinin değiştirilmesini gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olması, kamu hizmetinin işleyişinin ne şekilde olumsuz yönde etkileneceğinin ortaya konulması gerektiği, somut olayda bu yönde bir tespit yapılamadığından soruşturma sonucunda gerçekleştirilen yer değişikliğinin hukuka aykırı olduğunun tespitiyle başvuranın Rize iline atamasının iptal edildiği, ayrıca

Kurumuzca 2021/17662 başvuru numaralı ve 24/02/2022 karar tarihli Tavsiye Kararı ile başvuranın söz konusu iptal kararı sonrasında mahrum kaldığı ek ödeme ve nöbet ücretlerinin yasal faiziyle tarafına ödenmesine karar verildiği, yine yukarda yer verilen mahkeme kararında görüldüğü üzere başvuranın

Kumru ilçesine atamanın aile birliğinin gözetilmediği gerekçesiyle Ordu İdare Mahkemesince iptal edildiği, böylelikle söz konusu atamanın da hukuka aykırı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiği anlaşıldığından başvuranın Kumru ilçesi ile Rize iline atanmasında hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

17) Başvuranın Sağlık Bakanlığının bilgi talebine konu ile alakalı olmamasına rağmen Ordu İl Sağlık

Müdürlüğünce FETÖ/PYD ile ilişkili olma ve Sayın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iftiralarının eklendiği iddiası incelendiğinde, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 01.08.2019 tarihli ve sayılı yazısı ile Ordu İl Sağlık Müdürlüğünden başvurana ait CİMER başvurularında yer alan iddialarla ilgili gerekli değerlendirmenin ve incelemelerin yapılarak başvurana ve Teftiş Kurulu

Başkanlığına bilgi verilmesini istendiği, Ordu İl Sağlık Müdürlüğünce Teftiş Kurulu Başkanlığına bu doğrultuda 09.08.2019 tarihli ve sayılı yazı ile cevap verildiği, söz konusu cevabi yazıda başvurana ait sosyal medya hesabında (facebook) FETÖ/PDY ile alakalı paylaşımından dolayı konunun hassasiyeti ve önemine binaen inceleme/disiplin soruşturması başlatıldığı, ayrıca yapılan soruşturma dosyasının adli yönden incelenmek üzere Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği hususuna yer verildiği, başvuranın

21.05.2019 tarihli CİMER başvurusunda yedi yıl öncesine ait sosyal medya (facebook) paylaşımlarının

tarafını FETÖ/PDY ile ilişkilendirerek suç isnat etme amacıyla ortaya atılması nedeniyle sorumlular hakkında incelme yapılması talebini dile getirdiği, bu nedenle Ordu İl Sağlık Müdürlüğünün yukarda yer verilen cevabi yazısı ile başvurana ait sosyal medya hesabında (facebook) başvuranın FETÖ/PDY ile alakalı paylaşımlara yer verdiği iddiası ile ilgili soruşturma açıldığına ilişkin açıklamalara yer verdiği görülmekle birlikte söz konusu değerlendirmelerin Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının talebi doğrultusunda yapıldığı, ayrıca başvuranın hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen Beraat ve

Takipsizlik Kararlarının Bakanlığa gönderilmesi talebinin kabul edilerek söz konusu Kararların İl

Müdürlüğünce Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına iletildiği anlaşıldığından, Ordu İl Sağlık

Müdürlüğünün Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderdiği söz konusu yazı ile başvuranı Bakanlık nezdinde kasıtlı olarak itibarsızlaştırmak suretiyle mobbing uyguladığı sonucuna varılamamıştır.

18) Başvuranın göreve başlayan diğer hekimlerden ayrı olarak whatsapp ODH duyuru grubuna

kasıtlı olarak eklenmediği iddiası incelendiğinde, İdarece hekimler arası iletişimin sağlandığı Ordu

Devlet Hastanesi Doktor Duyuru Grubunun bulunduğu, başvuranın ise bu grupta yer almadığının ifade edildiği, kişiler arası iletişim sağlamak amacıyla oluşturulan whatsapp gruplarına katılımın kişisel tercih kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hekimler arası iletişim amacıyla oluşturulan whatsapp grubuna başvuranın katılmak istemesi durumunda ise söz konusu talebinin karşılanmasının whatsapp grubunun

oluşturulma gayesine uygun olacağı, ancak başvuranın bu yönde bir talepte bulunduğunu ve söz konusu talebinin reddedildiğini iddia etmediği, bu bakımdan başvuranın söz konusu whatsapp grubuna kasıtlı olarak eklenmediği iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından, söz konusu olayda başvurana ayrımcılık yapılmak suretiyle mobbing uygulandığı sonucuna varılamamıştır.

19) Başvuranın yıllık iznini kesip göreve başlama talebi reddedilirken benzer şekilde talepte bulunan

bütün hekimlerin taleplerinin kabul edildiği, tarafına uygulanan söz konusu muamelenin mobbing amaçlı yapıldığı iddiası incelendiğinde,

19.1) Kurumuzca başvuranla ilgili verilen 2021/5370 başvuru numaralı ve 02/04/2021 karar tarihli

Tavsiye Kararında, “Başvuru konusu olayda, başvuranın 21/08/2020-04/09/2020 tarihleri arasında yıllık izinli olduğu, ancak bu iznin 28/08/2020 tarihinden itibaren sonlandırılması talebiyle İdareye başvurduğu, İdarenin ise elektif vakaların iptal edilmesi, pandemiyle mücadelede çalışacak yeterli sayıda hekim bulunması nedenleriyle bu talebi reddettiği görülmektedir. Diğer yandan İdarenin izin kullanılış usul ve esaslarını belirlemede takdir yetkisini haiz olduğu da açıktır. Bu açıklamalardan, İdarenin iznin kullandırılmasında kendisine tanınan takdir yetkisini kamu yararını ve hizmet gereklerini göz önünde bulundurarak gerçekleştirdiği anlaşılmış olup başvuranın talebinin uygun bulunmamasının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu belirlenmiştir.” denilmektedir.

19.2) Bu kapsamda somut olay incelendiğinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yıllık izinlerin

kullanılışı” başlıklı 103 üncü maddesinde “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir.” hükmüne yer verildiği, bu kapsamda Devlet Personel

Başkanlığı’nın 29.04.2016 tarih ve sayılı görüş yazısında da ifade edildiği üzere yıllık iznini yarıda keserek göreve dönmek isteyen memurun talebinin karşılanmasında amirin takdir yetkisinin bulunduğu, somut olayda İdarece hastanede elektif vakaların iptal edilmesi, covid alanında yeterli çalışacak hekim bulunması nedeniyle başvuranın yıllık iznini kesip göreve başlama talebinin reddedildiğinin ifade edildiği, başvuran tarafından benzer talepte bulunan hekimlerin taleplerinin karşılandığı iddia edilmekle birlikte başvuranın emsal olarak gösterdiği hekimlerin her birinin branşının farklı olduğu, dolaysıyla branş bazındaki mevcut uzman sayısı ve hasta yoğunluğu dikkate alındığında Hastanenin söz konusu hekimlere olan ihtiyacının değişkenlik gösterebileceği, bu bakımdan başvuranla aynı branşta olmayan hekimlerin yıllık iznini kesip göreve başlama talebinin kabul edilmesinin başvuran açısından emsal teşkil etmeyeceği anlaşıldığından İdarenin söz konusu işlemi ile başvurana ayrımcılık yapılmak suretiyle mobbing uygulandığı sonucuna varılamamıştır.

20) Başvuranın gastroenterolog ve genel cerrahın endoskopi yapmasına izin verilirken endoskopi

sertifikası olan bir doktor olarak 1 tam gün endoskopi yapma talebinin keyfi olarak mobbing amaçlı reddedildiği iddiası incelendiğinde, İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden, Endoskopi

Ünitesinin ağırlıklı olarak gastroenteroloji branşına tahsis edildiği, kalan günlerde ise hastanede görev yapan genel cerrahların her birine eşit olarak tanımlandığının görüldüğü, bu kapsamda hastanede görev yapan bütün genel cerrahi uzmanlarının haftada yarım gün endoskopi yapmasına izin verildiği anlaşıldığından, İdarenin söz konusu işlem ile başvurana ayrımcılık yapılmak suretiyle mobbing uygulandığı sonucuna varılamamıştır.

21) Başvuranın mesai dışı çalışma yapma istediğinin keyfi olarak mobbing amaçlı reddedildiği

iddiası araştırıldığında, başvuranın mesai dışı poliklinik yapmasının uygun görüldüğü, ameliyat,

endoskopi-kolonoskopi, servis viziti vb. işlemlerin mesai dışı hizmet olarak değerlendirilmediği, başvuranın emsal nitelikte ileri sürdüğü veya başka hekimlerin de mesai dışında poliklinik hariç herhangi bir işlem dolayısıyla girişimsel işlem puanı elde etmesinin ve mesai dışı poliklinik puanı olarak işlem görmesinin engellendiği, İdarenin poliklinik hizmetlerinin aksamaması ve farklı branş hekimlerinin eşit şartlarda mesai dışı performans sisteminden yararlanması amacıyla söz konusu uygulamayı yapığı dikkate alındığında İdarenin hukuken kabul edilebilir gerekçelerle başvuranın söz konusu talebini reddettiği anlaşılmış olup, başvuranın söz konusu talebinin reddedilmesi ile başvurana mobbing yapıldığı sonucuna varılamamıştır.

22) Cerrahi yoğun bakım nöbeti tutmasına rağmen yüzde elli nöbet farkı ile nöbet ücreti yatırılması

talebinin keyfi olarak mobbing amaçlı reddedildiği iddiası araştırıldığında, başvuranın artırımlı nöbet ücreti ödenmesi talebiyle 23/09/2021 tarihinde Kurumumuza başvuru yaptığı, Kurumumuzca 2021/16279 başvuru numaralı ve 23/02/2022 karar tarihli Ret Kararı ile “Somut olayda, başvuranın haftalık çalışma saatleri dışında normal nöbet niteliğinde nöbet tuttuğu, anılan düzenlemelerle % 50 artırımlı nöbet ücretinin sayma yoluyla belirlenen diyaliz, ameliyathane, yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetleri birimlerinde tutulan nöbetler ile sınırlandırıldığı, mali haklarla ilgili düzenlemelerin yorum ve kıyas yoluyla genişletilmesinin hukuka uygun olmadığı, bu sebeplerle mevzuatta sayılmayan bir birimde görev yapan ve bu birimde nöbet tutan başvuranın burada ifa ettiği nöbet nedeniyle acil servis birimine de hizmet verdiğinden bahisle % 50 artırımlı nöbet ücretinden yararlanamayacağı” sonucuna varıldığı anlaşıldığı anlaşılmış olup, İdarenin söz konusu işleminde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden başvurana mobbing yapıldığı sonucuna varılamamıştır.

23) Başvuranın kalbinden bıçaklanma hastasının başarılı şekilde tedavi edip hayata

döndürülmesinden dolayı ameliyata giren bütün ekibin Altınordu Kaymakamınca Başarı Belgesi ile ödüllendirilmesi sonrasında kendisi dışında başarı belgesi alan ekipteki herkese Ordu Devlet

Hastanesince döner sermaye ödüllendirmesi yapıldığı iddiası incelendiğinde, Sağlık Bakanlığına Bağlı

Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinin c fıkrasında “Personelin yaptığı işe ilişkin bilgi ve yeteneği, işini düzenli ve kaliteli yapabilme, bağımsız iş yapabilme ve inisiyatif kullanabilme, verilen işi organize edebilme becerisi, kendini geliştirme gayreti, amir ve çalışma arkadaşlarına karşı tutum ve davranışları, hizmet sunduğu kesime karşı tutum ve davranışları, birim tarafından yapılan işlerin geliştirilmesine katkısı, işin güçlüğü ve riski gibi faktörler dikkate alınarak, çalışan personel sayısının % 5’ini geçmemek kaydıyla başhekimin gerekçeli teklifi üzerine döner sermaye komisyonunun 2/3 oy çokluğu ile belirlenen personele, o dönem için sağlık tesisi puan ortalamasının % 20’sine kadar ek puan verilebilir. (…)” hükmüne yer verildiği, bu kapsamda Ağustos ve Eylül 2018 Döner

Sermaye Komisyonu Kararları incelendiğinde döner sermaye komisyonunca uygun görülen personellere ödüllendirilme yapıldığı, Altınordu Kaymakamınca Başarı Belgesi ile ödüllendirilen bütün personele ödüllendirme yapılmadığı anlaşılmış olup, İdarenin söz konusu işlemi ile başvurana ayrımcılık yapmak suretiyle mobbing uygulandığı sonucuna varılamamıştır.

24) Başvuranın Ordu Devlet Hastanesi Başhekimliğine vermiş olduğu 05.07.2019 tarih ve

barkod numaralı, 08.07.2019 tarih ve barkod numaralı, 8.07.2019 tarih ve barkod numaralı Kumru ilçesine yapılan atamanın iptal edilmesi talepli dilekçelerine 45 gün boyunca cevap verilmediği gibi söz konusu dilekçelerinin İl Sağlık Müdürlüğüne dahi gönderilmediği iddiası incelendiğinde, Ordu Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Ordu Devlet Hastanesinin 05.07.2019 tarih ve

barkod numaralı yazısı ile başvurana “İdaremize vermiş olduğunuz 16/08/2019 tarihli dilekçeniz ile; 05/07/2019 tarihli ve barkot numaralı ve 08/07/2019 tarih ve barkot numaralı dilekçenizin akıbeti hakkında bilgi istediğiniz belirtilmektedir. Söz konusu tarih ve barkot numaralı dilekçeleriniz İl Sağlık Müdürlüğüne iletilmiştir.” şeklinde cevap verildiği anlaşıldığından başvurana mobbing uygulandığı sonucuna varılamamıştır.

25) Başvuranın kendisi dışındaki tüm hekimlere Covid alanında nöbet verilerek Sağlık Bakanlığı

Yönetmeliğine göre tavandan döner sermaye ödemesi yapılırken kendisine nöbet verilmediği iddiası incelendiğinde, başvuranın 13.05.2020 tarihli dilekçesinde de ifade ettiği üzere 2020 yılı Nisan ayında

Covid 19 polikliniğinde çalışmak isteyenlerin Başhekimliğe dilekçe vermesi üzerine taleplerinin uygun görüldüğü, başvuranın ise 2020 yılı Nisan ayında Kumru Devlet Hastanesine görev yapması nedeniyle söz konusu tarihlerde görevlendirilme talebinde bulunamadığı, 2020 yılı Mayıs ayında görevlendirme talebinde bulunmakla birlikte Hastane Yönetimince Covid Poliklinik ve Covid Servis alanlarında çalışma programı ve nöbet tutacak kişilerin belirlemiş olması ve şu an için bu alanlarda ihtiyaç bulunmaması nedeniyle başvuranın talebinin karşılanamadığı, bu kapsamda başvuranla aynı tarihte görevlendirme talebinde bulunan hekimlerin talepleri karşılanırken başvuranın talebinin reddedildiği yönünde bir tespit yapılmadığından, İdarenin söz konusu işlemi ile başvurana ayrımcılık yapmak suretiyle mobbing uyguladığı sonucuna varılamamıştır.

26) Başvuranın Başhekim ve ’nun yapmış olduğu performans

puanlarını hukuka aykırı olarak kestiği iddiası incelendiğinde, başvuranın Ordu Devlet Hastanesinde görev yaptığı döneme ilişkin kesilen performans puanı nedeniyle eksik aldığı son beş yıllık döner sermaye ücretlerinin yasal faizi ile ödenmesi istemiyle Ordu İdare Mahkemesinin Esasına kayden dava açtığı görülmektedir. Bu kapsamda 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği hüküm altına alındığından söz konusu performans puanının kesilmesi işlemine ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.

27) Başvuranın bilgi edinme başvurularına cevap verilmediği iddiası incelendiğinde,

27.1) Kurumuzca başvuranla ilgili verilen 2020/101261 başvuru numaralı ve 20/05/2021 karar tarihli

Tavsiye Kararında, “Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Başvuranın, bilgi edinme talebinin karşılanması için varsa istenen soruşturma dosyaları hakkında üçüncü şahıslara ait kimlik bilgileri ile kimliklerin tespitine imkan veren her türlü bilgi ve ifade, 4982 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi çerçevesinde çıkarılmak/karartılmak suretiyle başvuru sahibinin erişimine sunulması gerektiği değerlendirilmiştir.” denilmektedir.

27.2) Kurumuzca başvuranla ilgili verilen 2021/9072 başvuru numaralı ve 06/10/2021 karar tarihli

Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Kararında, “Başvuranın bilgi edinme hakkı çerçevesinde talep ettiği bilgi belgenin anılan İdare tarafından (5.5) numaralı paragrafta da yer verilen ilgili Kanunun 21 inci maddesinin gerekçe gösterilerek yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Anılan Kanun maddesinde idarelerin, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi

/

edinme hakkı kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir. Bu doğrultuda başvuranın talep ettiği bilgilerin 01.06.2020–19.02.2021 tarihleri arasında kaç kişinin sağlık raporu aldığı ve bunların kaçının hakem hastanesine gönderildiğine ilişkin olduğu, rapor alan kişilere ait herhangi bir sağlık bilgisi veya kimliğine ilişkin bilgi talebinde bulunmadığı, başvuranın istatistiki bilgileri talep ettiği, talebinin kişi bilgilerine yönelik olmadığı, ayrıca başvuranın iş yeri sendika temsilcisi olduğu bu doğrultuda söz konusu bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan başvura anılan kanun maddesi gerekçe gösterilerek olumsuz cevap verilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.” denilmektedir.

27.3) Kurumuzca başvuranla ilgili verilen 2020/103663 başvuru numaralı ve 18/05/2021 karar tarihli

Tavsiye Kararında, “Somut olayda, idare tarafından başvurana kendi ürettiği puan ve ücret ile ilgili bilginin verildiği, ancak diğer hekimlerin yapmış olduğu tıbbi işlemler karşılığında ürettiği puan ile puana denk gelen ek ödemelere ilişkin bilginin verilmediği anlaşılmış olup, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü Ordu

Devlet Hastanesi tarafından her bir hekimin ürettiği puan ve puana denk gelen ek ödemelerin ilgili hekimlerin belirli veya belirlenebilir olmasını önleyecek şekilde ilanının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Başvuranın iddiaları, idare konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; bilgi edinme hakkının demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerinin sağlanmasının çok önemli bir aracı olduğu göz önünde bulundurularak, başvuranın talebinin idarece reddedilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilmektedir.

27.4) Bu kapsamda Kurumumuzun yukarda yer verilen Kurumumuz Kararlarından da anlaşıldığı üzere,

başvuranın bilgi edinme kapsamında yapmış olduğu başvuruların ilgili İdare tarafından hukuka aykırı olarak reddedildiği sonucuna varılmıştır.

28) Başvuranın 6284 sayılı Kanun’un “Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasının a, c ve d bentleri kapsamında Ordu Devlet Hastanesi Başhekimi

hakkında koruma kararı aldırdığı iddiası incelendiğinde, başvuran ve

’in karşılıklı suç isnadında bulunduğu, yukarda yer verilen mahkeme kararlarından da anlaşıldığı kadarıyla bir olayın mobbing olarak değerlendirilmesi için işyerinde gerçekleşmesi gerektiği, bu kapsamda taraflar arasında husumetten kaynaklanan davranış ve tutumlar nedeniyle adli yargıya yansıyan işlemlerin işyerine yansımadığı müddetçe mobbing olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup, söz konusu koruma kararına yönelik işlemin mobbbing kapsamında değerlendirilmemesi gerekliği sonucuna varılmıştır.

29) Başvurana “FERINJECT 500 mg/10 ml adı ilacın endikasyonu olmadığı halde hastalara reçete

edildiği” iddiası üzerine verilen “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ½ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması işlemi incelendiğinde,

29.1) Dünya Sağlık Örgütüne göre aneminin, hemoglobin düzeyinin kadınlarda 12gr/dl, erkeklerde 13gr/dl,

yaşlılarda ve gebelerde 11 gr/dl olarak tanımlanması sebebiyle demir eksikliği anemisinde hemoglobinin bu değerlerin altında, % Fe saturasyonun % 20’in altında, ferritin düzeyinin normal kişilerde 50 mg/dl altında, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve kronik inflamasyon durumlarında 100 mg/dl altında olarak tanımlandığı, başvuran tarafından Ordu Devlet Hastanesinde Ocak/20l7-Temmuz/2019 ayları arasında 25 hastaya (mütemadiyen), Kumru Devlet Hastanesinde çalıştığı zaman zarfında ise 10 hastaya (Hasta da anemisi ve demir eksikliği olmadığından/Hasta da anemi olmasına rağmen demir eksikliği

/

olmadığından/Hemoglobin yüksekliği nedeniyle) endikasyonu olmadan ferinject adlı ilacın reçete edilmesi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-ı maddesinde belirtilen “…kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak” fiilini işlediği gerekçesiyle başvurana “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının teklif edildiği, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/5 maddesi gereğince öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadroların son kademelerinde bulunan başvurana söz konusu cezasının ½ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulandığı görülmektedir.

29.2) Konuyla ilgili Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine yazılan 21.10.2020 tarihli ve sayılı

yazı ile uzman heyeti görevlendirilmesinin talep edildiği, Başhekimlikçe yazılan 28.10.2020 tarihli ve cevabi yazı ekinde belirtilen İç Hastalıkları Uz. Dr. , İç Hastalıkları Uzmanı Dr.

ve Hemotoloji Uz. Dr. ’nın 26.10.2020 tarihli Uzman Görüşünde aynen, “Dünyaya Sağlık örgütüne göre anemi, hemoglobin düzeyi kadınlarda 12gr/dl, erkeklerde 13gr/dl, yaşlılarda ve gebelerde 11 gr/dl olarak tanımlanmıştır. Demir eksikliği anemisi demek için hemoglobinin bu değerlerin altında, % Fe saturasyonun % 20’in altında ferritin düzeyinin normal kişilerde 50 mg/dl altında, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve kronik inflamasyon durumlarında 100 mg/dl altında olarak tanımlanmıştır. Bu değerlerin üstündeki durumlarda demir replasmanına gerek yoktur. Demir eksikliği yokken hemoglobin düzeyi düşükse demir replasmanı yerine kan transfüzyonu endikasyonu vardır. Aşağıda ferinject reçete edilen hastaların bir kısmında ferinject verilme endikasyonunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Demir eksikliği yokken hastaya ferinject verilmesinin yan bir etkisi yoktur.” denildiği, bu kapsamda başvuranın Ordu Devlet Hastanesinde Ocak/2017-Temmuz/2019 ayları arasında 25 hastaya, Kumru Devlet Hastanesinde çalıştığı zaman zarfında ise 10 hastaya (Hasta da anemisi ve demir eksikliği olmadığından/Hasta da anemi olmasına rağmen demir eksikliği olmadığından/Hemoglobin yüksekliği nedeniyle) endikasyonu olmadan ferinject adlı ilacın reçete edilerek kamu zararına neden olduğu tespit edildiğinden başvurana söz konusu disiplin cezası verilmesi işleminde hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

30) Başvuranın “ameliyat raporlarına yaptığı girişimsel işlemleri yazmak yerine, girişimsel işlem

puanı yüksek olan fournier gangreni veya ventral herni ameliyatı yapıldığına ilişkin bilgileri yazdığı” iddiası üzerine verilen “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ½ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması işlemi incelendiğinde, başvuranın söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle Ordu İdare Mahkemesinin Esasına kayden dava açtığı görülmektedir. Bu kapsamda 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği hüküm altına alındığından söz konusu disiplin cezası işlemine ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.

31) Başvuranın “ adlı kişinin Sağlık Kurulu Raporunun dayanağı olan muayene

fişini gerçeğe aykırı olarak düzenleyerek Sağlık Kurulu Üyelerini yanıltmaya yönelik eylemde bulunması” iddiası üzerine verilen “1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ¼ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması işlemi incelendiğinde,

31.1) TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalık ve Arızalar Listesine göre, kaşeksi rahatsızlığı ile ilgili

olan Madde kodunun yer aldığı inci ile üncü kodlar ve listede yer almayan kodundan (her ne kadar başvuran tarafından sağlık kurulu raporunun dayanağı olan muayene fişine el yazısı ile “bu

/

koşullarda askerlik yapamaz” ibaresi yazılsa da) askerliğe elverişsizdir raporu tanzim edilemeyeceği, başvuranın pilor sitenozu nedeniyle 8 hafta sonra endoskopi önerdiği hastanın iyileşmesi durumunu öngörmeyerek/gözetmeyerek muayene fişine kodu yazmak suretiyle hastanın genel cerrahi açısından 12.08.2020 tarihindeki mevcut sağlık bilgilerine ve mevzuata göre askerlik yapamayacağına ilişkin bir durumu olmadığı halde Sağlık Kurulu Raporunun dayanağı olan Muayene Fişine el yazısı ile

“Bu koşullarda askerlik yapamaz” ibaresi yazarak gerçeğe aykırı belge düzenlediği ve Sağlık Kurulu üyelerini yanıltmaya yönelik eylemde bulunduğunun tespit edildiği, bu kapsamda 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun 125/D-f maddesinde belirtilen “Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek” fiilini işlediği sonucuna varılarak başvurana “1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının teklif edildiği, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/5 maddesi gereğince öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadroların son kademelerinde bulunan başvurana söz konusu cezasının ¼ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulandığı görülmektedir.

31.2) Bu kapsamda söz konusu disiplin cezasına ilişkin soruşturma dosyası incelendiğinde,

Gastroentroloji Uz. Dr. tarafından verilen tıbbı görüşün sonuç kısmında “Hastanın yatışı esnasında hekim ve hemşire kabul notları birbiri ile ve 22.07.2020 tarihinde üst GİS endeskopi bulguları hastanın kliniği ile uyumludur. İlgili hekim tarafınca 12.08.2020 tarihinde TSK_SYY’ye göre kodu ile kurula sevk edilmiş olup Giresun Prof. Dr. A. Eğitim ve Araştırma Hastanesinden

Gastroenterolog Prof. Dr. kurul muayenesi ve Yrd. Doç.

Üst GİS Endeskopi raporunda prepilorik divertikül saptanmış olup, pilor stenozu saptanmamıştır ve önceki Uz. Dr. endeskopi raporu ile uyumsuzdur. İki rapor arasında 34 gün bulunmakta olup, bu sürede uygulanan medikal tedavi ile endeskopik düzelme sağlamış olabilir. 26.08.2020 tarihli sağlık kurulu sonuç raporunda Uz. Dr. tarafınca hastaya genel cerrahi açıdan muayene fişinden farklı “Sağlam kararı” verildiği, 3 ay hava değişiminin Endokrinoloji tarafınca kilo azlığı nedeniyle kodu ile verildiği anlaşılmıştır.” denildiği, söz konusu uzman görüşünden de anlaşıldığı kadarıyla başvuranın hasta ile ilgili teşhisinden 34 gün sonra farklı bir teşhiste bulunulmasının uygulanan medikal tedavi dolayısıyla olabileceği, mevcut bilgi ve belgeler ile uzman görüşünden başvuranın kasıtlı olarak veya bilgi eksiliği dolayısıyla hastayla ilgili yanlış teşhis koyduğunun hiçbir şüpheye yer verilmeyecek nitelikte ispatlanmadığı anlaşıldığından söz konusu disiplin cezası işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

32) Başvuranın “Görevinin gereklerine aykırı davranarak hastalarına naturikon liquid extract 150

ml adlı ilaç olmayan ürünü reçete ederek hastaların (ödedikleri bedel nedeni ile) zararına, üçüncü kişilerin ise menfaatine işlem tesis ettiği” iddiası üzerine verilen “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ½ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması işlemi incelendiğinde, başvuranın söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle Ordu İdare Mahkemesinin 1 Esasına kayden dava açtığı görülmektedir. Bu kapsamda 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği hüküm altına alındığından söz konusu disiplin cezası işlemine ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.

33) Yukarda yer verilen disiplin cezaları ile ilgi başlatılan disiplin soruşturması bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, İdare tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda Ordu Devlet

Hastanesince başvuranın yazmış olduğu reçetelerin ve ameliyat dosyalarının Bakanlık ve/veya SGK müfettişlerince değerlendirilerek herhangi bir kamu zararının olup olmadığı hususunun incelemesinin istenmesi üzerine Bakanlık Müfettişince soruşturma açıldığı, sonuç olarak başvurana 3 addet “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ½ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması ve bir addet “1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasının ¼ oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanması yönünde işlem tesis edildiği, yukarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere başvurana verilen disiplin cezalarında bazı hukuka aykırılıklar tespit edilmekle birlikte İdarenin başvuranı cezalandırma kastıyla soruşturma başlattığı yönünde bir tespite bulunulamadığı, kamu zararı ihtimaline karşı başvuranın yazmış olduğu reçetelerin ve ameliyat dosyalarının Bakanlıktan müfettiş talep etmek suretiyle incinmesinde kamu yarının da bulunduğu dikkate alındığında söz konusu disiplin soruşturması açılması işlemi ile mobbing yapıldığı sonucuna varılmamıştır.

34) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, başvuranın yukarda maddeler halinde belirtildiği üzere görev yerinin değiştirilmesi, hakkında disiplin soruşturması açılması, ayrımcılığa maruz kalması, maddi ve manevi zarara uğratılması, pasifize edilmesi vb. gerekçelerle mobbing iddiasında bulunduğu, başvuranın mobbing iddiasını temellendirdiği iddialar hakkında ispat yükünü taşıyan ilgili idare tarafından mobbinge dayanak olarak bahsedilen bazı eylem ve işlemlerin haklı sebeplere dayandığına dair değerlendirme/gerekçe ve belge sunulduğu, başvuranın döner sermaye ödüllendirmesi, 1 tam gün endoskopi yapma, covid alanında nöbet tutma, yıllık iznini kesip göreve başlama, ameliyat, endoskopikolonoskopi, servis viziti vb. işlemleri mesai dışında yapabilme, hekimler arası iletişimin sağlandığı whatsapp grubuna eklenmeme, yüzde elli nöbet farkı ile nöbet ücreti yatırılması taleplerinin reddedilmesi işlemlerinde hukuka aykırılık ve başvurana ayrımcılık yapıldığı yönünde bir tespitte bulunulamadığı, yine

İdarece FETÖ/PYD ile ilişkili olma ve Sayın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddialarıyla başvuranın

Bakanlık nezdinde itibarsızlaştırılmak istendiği yönünde bir tespitte bulunulamadığı, başvuranın Ordu

Devlet Hastanesi Başhekimi hakkında koruma kararı aldırmasının ise adli yargı sürecine ilişkin taraflar arasındaki husumetten kaynaklanan bir işlem olduğu anlaşıldığından başvuranın söz konusu iddialarında bahsettiği eylem ve işlemlerde başvurana mobbing yapıldığı sonucuna varılamadığı, bunun haricinde başvuranın atamasının Kumru ilçesi ile Rize iline yapılması, başvurana verilen bazı disiplin cezaları ile başvuranın bilgi edinme taleplerinin reddedilmesi işlemlerinde hukuka aykırılıklar tespit edildiği, ancak yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere Mobbingin meydana gelebilmesi için bir çalışanın hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerektiği, bu kapsamda İdarenin başvuranla ilgili bazı işlemlerinde hukuka aykırılıklar tespit edilmekle birlikte başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek seviyede bir mahrumiyet yaşadığı veya kötü muameleye maruz kaldığı tespit edilemediğinden başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

/

35) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

36) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ordu İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve ORDU İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi