|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, orman kadastrosu ve tapu iptali konusunu ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, Amasya ili Merkez ilçesindeki taşınmazın orman sınırları içinde kaldığına ve bu nedenle tapusunun iptal edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Davalı vekili, taşınmazın uzun yıllar tarım arazisi olarak kullanıldığını ve orman vasfı taşımadığını savunarak karara itiraz etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, orman kadastrosu ve bilirkişi raporlarının yeterli olduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Yargıtay, dosya incelemesinde, İlk Derece Mahkemesi’nin orman kadastrosu ile ilgili belgeleri yeterince değerlendirmediğini ve eksik araştırma yapıldığını tespit etmiştir. Mahkeme, orman kadastro haritası ve tutanaklarının karşılaştırılmadığını, dolayısıyla hükmün denetime elverişli olmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve yeniden keşif yapılmasını istemiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, orman kadastrosu ve tapu iptali konusundaki hukuki değerlendirmelerde eksiklikler bulunduğuna dikkat çekerek, temyiz itirazlarını kabul etmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu durum, orman kadastrosunun geçerliliği ve mülkiyet hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2023/1257 E. , 2024/7565 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1182 E., 2022/1304 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/372 E., 2020/256 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Amasya ili Merkez ilçesine bağlı … köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereği orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışması yapıldığını, çalışma sonuçlarının askı ilanına çıkartıldığını ve tutanakların itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, dava konusu Amasya ili Merkez ilçesi … köyü 102 ada 54 parsel sayılı taşınmazın orman kadastro komisyonu tarafından yapılan çalışma sonucunda orman tahdit sınırları içinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının tespit edilerek tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde yer alan haciz, ipotek, muhdesat gibi taşınmazın devir ve temlikini engelleyen kayıtların terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, … köyünde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosuna göre dava konusu taşınmazın krokide “A” harfi ile gösterilen 8.548,04 m²’lik kısmının orman sınırları içerisinde kaldığı ve bu nedenle orman niteliğinde olduğu, bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın 8.548,04 m²’lik kısmının orman açısından uygun koşullarda olduğunun belirtildiği, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 26.10.2020 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ve ekinde yer alan krokide “A” harfiyle gösterilen, 8.548,04 m²’lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tüm takyidatlardan ari bir şekilde tescilin sağlanmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının usul ve yasaya uygun ve yeterli nitelikteki hükme esas alınan orman ve harita bilirkişi raporlarında kesinleşen tahdit içinde kaldığının tespit edildiği, orman sayılan taşınmazlar üzerindeki mülkiyeti kısıtlayıcı her türlü şerh ve sınırlı ayni hakların terkininin gerektiği, buna göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin ailesi tarafından dava konusu taşınmazda çok uzun yıllar ekim dikim işleri yapıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkili ve mirasbırakanı adına 1995 yılında tarla vasfıyla tespit ve tescil edildiğini, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının bu durumu destekler nitelikte olduğunu, mahalli bilirkişi beyanları ve uzman bilirkişilerin raporları doğrultusunda haklılıklarının ortada olmasına rağmen yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğunu, mahkemenin yapılan orman kadastrosu uygulaması bakımından taşınmazın orman tahdit alanında kalıp kalmadığını, komisyon kararının kesinleşip kesinleşmediğini, kadastro işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetlemediğini, belgelerin eksik olduğunu, orman kadastrosunun bağımsız olarak askı ilanına çıkartılmadığını, taşınmaz üzerinde ceviz, alıç ve elma ağaçlarının bulunduğunu, bunların yanında açık alanlarda ise hububat tarımı yapıldığını, taşınmaz üzerinde yıllardır tarım yapıldığını, taşınmazın hiçbir bölümünün toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü bakımından orman vasfı taşımadığını, tapuda kişiler adına kayıtlı taşınmazların sonradan kadastro tespit işlemleri ile orman tahdit sınırlarına dahil edilmesinin kişilerin mülkiyet hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, 1993 yılında Amasya ili Merkez ilçesi … köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) uygulamalarında esas olmak üzere 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre orman sınırlarının tespiti ve 2/B maddesi uygulama çalışması yapıldığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilmemiş, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritası ve tutanaklarındaki konumu bilirkişi raporu ile karşılaştırılarak denetlenmemiştir. Bu suretle yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, bilirkişi raporları da denetime elverişli değildir.
Şöyle ki; ziraat ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 20.10.2020 tarihli müşterek bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 8548,04 m²’lik kısmının orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan yerler içerisinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen 5451,22 m²’lik kısmının orman kadastrosu dışında bulunduğu belirtilmiş ise de, orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanaklarının eksik olması nedeniyle rapor ekinde ibraz edilen taşınmazın orman kadastro haritasındaki konumunu gösterir krokinin denetlenemediği ve krokide belirtilen orman sınır noktaları ile dosya arasında mevcut bulunan çalışma tutanaklarındaki orman sınır noktalarının birbiri ile örtüşmediği anlaşılmıştır.
Buna göre, İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro ve 2/B uygulama çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, 1993 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulamalarında esas olmak üzere yapıldığı gözetilerek bu tarihten sonra herhangi bir orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı ve çekişmeli taşınmazın tüm bu orman kadastro çalışmalarına göre konumu belirlenerek, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.