ÖZET: Başvuran kooperatif, 1967 yılında Mersin ili Mezitli ilçesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tescil edilen taşınmazlarının orman sınırları dışında kalması nedeniyle kadastro işlemlerinin yapılmasını talep etmiştir. Başvuru, 3402 sayılı Kanun kapsamında orman kadastrosu sonuçlarına dayanmaktadır. Başvuran, mahkeme kararları ve kadastro tutanakları ile taşınmazlarının orman sayılmayan alanlar içerisinde bulunduğunu, ancak bu durumun resmi kayıtlara yansıtılmadığını iddia etmektedir.

İdare, başvuranın talebinin 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi kapsamına girmediğini belirtmiş ve mahkemeye başvurmaları gerektiğini ifade etmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için mevzuat değişikliği önerisinde bulunmuştur. Bu öneri, Geçici 8. maddeye, özel mülkiyete konu olan ve mahkeme kararı ile tespit dışı bırakılan alanların da dahil edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için gerekli adımların atılması yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. Bu süreç, mülkiyet haklarının korunması ve kadastro işlemlerinin hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 11567-11567 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2017/3266 2017/ 3266

KARAR TARİHİ : 02/10/2017 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : 1. T .C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Resen), Mustafa Kemal Mahallesi

Eskişehir Devlet Yolu(Dumlupınar

Bulvarı) 9. km . No: 278

Çankaya/ANKARA 2. Tapu ve

Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM)

(Resen), Dikmen Cad . No: 14

Bakanlıklar/ANKARA 3. Mersin

Kadastro Müdürlüğü, Limonluk Mah .

Hüseyin Okan Merzeci Bul . Neoflant

Sitesi No:412 Kat :3

Yenişehir/MERSİN

BAŞVURUNUN KONUSU : Kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman sınırları dışında kalan taşınmazının 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosunun yapılması istemi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 31/03/2017 31.3.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1 / 131. temsilen 31/ 03/ 2017

tarihinde yaptıkları başvuruda özetle, 1.1. 1963 yılında Mersin ili, Mezitli ilçesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda numaralı kadastro parselinin ilk malik adına tespitinin yapıldığını ve 1967 yılında tapu siciline tescil edildiğini; 1.2. 1969 yılında üçüncü kişilerce bahse konu parsel hakkında “tapu iptali ve tescil davası” açıldığını, davaya 1973 yılında Orman İşletme Müdürlüğünün müdahil olduğunu ve 4/ 11/ 1975 tarihinde Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesince “davanın reddine ve numaralı parselin orman olarak tespit dışı bırakılmasına” karar verildiğini; 1.3. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleşmesi öncesinde, numaralı parselin imar uygulamasına alınarak çok sayıda parsele ifraz edildiğini, bu minvalde numaralı parselin gittisi olan ( 15815 m 2) ve ( 1485m 2) numaralı parselleri tapu kütüğüne güvenerek 25/ 5/ 1987 tarihinde dördüncü nesil malik olarak satın aldıklarını; 1.4. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının 20/ 01/ 1989 tarihinde kesinleştiğini ve 06/ 04/ 1989 tarihinde Orman İşletme Müdürlüğünün istemi üzerine kararın 14 yıl sonra tapu kayıtlarına yansıtılarak Tapu Müdürlüğünce “bu taşınmazın tamamı orman olarak tespit dışı bırakıldı” şerhinin düşüldüğünü; 1.5. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin numaralı parsele ilişkin kararının 1992 yılında numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından araziye uyarlandığını ve Komisyonca tespit edilen orman sınır noktalarının birleştirilmesi ile belirlenen kapalı poligonun içinde kalan alanın “ no.lu parsel olduğu ve 2/B olarak Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, Poligonun dışında kalan yerlerin ise orman sayılmayan yerler olduğu” yönünde karar alındığını; bu doğrultuda

3148 numaralı parselin ( 1485 m 2) 328,94 m 2’lik bölümünün numaralı parsel kapsamında

bulunduğunun ve geriye kalan diğer bölümünün ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiğini; 1.6. 1995 yılında kooperatiflerinin konut projelerinin onaylandığını, inşaat ruhsatının alındığını, inşaata başlanıldığını, iki bloğun dörder katının tamamlandığını, bir bloğunda su basmanı atılmışken arsanın Hazine adına tescil edilerek 2/B arazisi olduğu uyarısı ile karşı karşıya kaldıklarını ve 2/B kısıtlılık hali kaldırılıncaya kadar inşaatların dondurulması yönünde Kooperatif olarak karar aldıklarını; 1.7. Mersin Kadastro Müdürlüğünce 2000 yılında Mezitli köyünde yapılan 2/B kullanım kadastrosu neticesinde, numaralı parselin bir bölümü parsel numarası altında mülkiyeti Maliye

Hazinesi adına, kullanıcısı ise Kooperatifleri adına tespit gördüğünü; iptal edilen sayılı parselin bulunduğu bir kısım alanın ise Orman ve 2/B sınırları dışında olduğunun belirlendiğini ancak bu kısmın tespit görmediğini; 2009 yılında kullanıcı tespiti çalışmalarında da herhangi bir değişiklik yapılmadığını; 1.8. İptal edilen numaralı parselin bulunduğu bir kısım alanın Orman ve 2/B sınırları dışında

2 / 13olduğunun Mersin Kadastro Müdürlüğünün 03/ 10/ 2016 tarihli yazısında aynen yazılarak kabul

edildiğini ancak numaralı parselin hatalı tescilinin düzeltilmesi yönünde yaptıkları başvurunun reddedilerek kendilerine dava yolunun gösterildiğini; öte yandan numaralı parselin Orman ve 2/B sınırları dışında olan kısmının emlak vergisini Mezitli Belediyesine ödemeye devam ettiklerini iddia ve ifade ederek, numaralı imar parsellerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen bölümünün kadastrosunun yapılmasını ve tapularının buna uygun olarak tanzimi için gereğini

Kurumumuzdan talep etmişlerdir .

2. Başvuran talebine dayanak olarak 23 No.lu Orman Kadastro Komisyonunca hazırlanan Orman

Kadastro Tutanağı (Tutanak No:12 ) ve 2/B Madde Uygulama Tutanağını (Tutanak No: 28) dosyasına kanıt olarak sunmuş olup, söz konusu tutanakların başvuru konusuna ilişkin bölümleri aşağıda aynen

alıntılanmıştır :

2.1. No.lu Orman Kadastro Komisyonunca hazırlanan 29/ 05/ 1992 tarihli Orman Kadastro

Tutanağında (Tutanak No:12 ), “İçel ili Merkez ilçesi Mezitli Beldesi mülki sınırları içinde kalan ormanlarda orman kadastrosu yapmak üzere…Konuş Mevkiine gelindi… . bu mevkiide 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinin esas karar ve 4.11.1975 tarihli kararıyla orman sayılan

…. no.lu parsel ile …mahkemece orman sayılan no.lu parseli, bu parsellerin orman olarak sınırlandırılmasına ve mahkeme kararlarını aplike etmek üzere mahkemece orman sayılan No.lu k . parselinin kuzeybatı köşesine ve ağaç kazık üzerine no.lu orman sınır noktası tesis edilerek başlandı …. no.lu orman sınır noktasından no.lu orman sınır noktasına buradan da tekrar başlangıç noktasına kadar gidiş yönüne doğru sağ tarafı devlet ormanı sol tarafın ise orman sayılmayan yerler olduğuna oybirliği ile karar verildi . … Meray Devlet ormanı sınır noktalarını birleştiren orman sınır nokta ve hatları, ilgili tapulama paftasına arazide aktarıldı .” ifadelerine yer verilmiştir .

2.1. No.lu Orman Kadastro Komisyonunca hazırlanan 26/ 06/ 1992 tarihli 2/B Madde

Uygulama Tutanağında (Tutanak No: 28), “Mezitli Beldesi sınırları içinde bulunan ve sınırlaması yapılan ormanlarda 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B madde uygulaması yapmak üzere …. Köycivarı mevkiine gelindi . … Konuş mevkiinde …, Meray Yapı Kooperatiflerinin işgalinde bulunduğu bilirkişi tarafından bildirilen ve orman sınırları dışına çıkartılması şagillerince istenilen; … 2. Asliye Hukuk

Mahkemesince orman sayılan no.lu parselden oluşan ve komisyonumuz tarafından mahkeme kararı gereğince No.lu o.s. noktalarıyla Meray Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerin incelenmesinde, bu yerin 31/ 12/ 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olduğu tarım alanı haline dönüştüğü, kısmen tarım arazisi kısmen de yerleşim birimi olarak kullanıldığı bu haliyle kullanılmasında yarar olduğu görülmekle, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca maliye hazinesi adına orman sınırları dışına çıkartılmasına oybirliği ile karar verildi . Verilen karar gereğince no.lu orman sınır noktalarını birleştiren poligon hattının içinde kalan yer yukardaki karara göre, …., Meray Yapı Kooperatiflerinin işgalinde bulunan ve maliye hazinesi adına orman sınırları dışına çıkartılan yerdir… ”, ifadelerine yer verilmiştir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

3 / 133. Mezitli Tapu Müdürlüğünün 01/ 08/ 2017 tarih ve sayı ile Kurumumuz kayıtlarına

giren 25/ 07/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Mersin ili Mezitli İlçesi Mezitli Mahallesi numaralı parsel ile ilgili olarak söz konusu taşınmaza ilişkin Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davası ile ilgili olarak taşınmaz üzerinde herhangi bir şerh olmadığı; 3.2. 22/ 05/ 1987 tarih ve yevmiyeli kısmi imar işlemi ve 25/ 05/ 1987 tarih ve yevmiyeli ifraz işlemlerinden sonra Mersin Orman İşletme Müdürlüğünün 29/ 03/ 1989 tarih ve sayılı yazı ve ekinde gönderilen Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/ 11/ 1975 tarih ve 6 Esas ve

Karar sayılı mahkeme kararı ile parsel sayılı taşınmazın gitti parselleri üzerine 06/ 04/ 1989 tarih ve yevmiye sayılı işlem ile orman olarak tespit dışı bırakıldığına dair beyan tesis edildiği; 3.3. Söz konusu parselle ilgili Mahkeme kararı dışında işlem yapılamayacağı; Belirtilmiş olup, bahse konu parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı tapu kaydı ile gitti parsellerin tapu kayıtları ve Mersin Orman İşletme Müdürlüğünün şerh düşülmesi için

Müdürlüklerine gönderdiği evrakın bir örneği Kurumumuza iletilmiştir .

4. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 12. Bölge Müdürlüğü Kadastro Şube Müdürlüğünün yazı ekinde sunulan Mersin Kadastro Müdürlüğünün 03/ 08/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve ekinde yer alan bilgi ve belgelerde özetle ; 4.1. Mersin ili Mezitli Mahallesi numaralı parselin ilk tesis kadastrosunun 15/ 05/ 1967 yılında bitirildiği ve . adına tescil gördüğü; 4.2. numaralı ilk tesis kadastro parselinin 7500 m 2lik kısmının imar uygulaması sonucu ve numaralı parseller olarak belirlendiği, geriye kalan 42060 m 2lik kısmının ise

Mezitli Belediye Encümeni tarafından ifraz işlemine tabi tutulduğu ve ila numaralı parseller olarak belirlendiği ve bir kısmının da yola gittiği; 4.3. numaralı kök parsele ilişkin Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde esasına kayıtlı dosya ile dava açıldığı, ancak dava ile ilgili kök parselin kütük sayfasında belirtme yapılmadığı, bu nedenle yukarıda bahse konu imar uygulaması ve ifraz işlemlerinin numaralı parsel davasızmış gibi yapıldığı; 4.4. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin bahse konu dava dosyasının sayılı karar ile karara bağlanarak 1989 yılında kesinleştiği, söz konusu kararla numaralı kök parselin orman olduğu yönünde hüküm kurulduğu ve pasif durumda olan tapu kütüğünün kapatıldığı, 4.5. Mahkeme kararı sonucunda ifraza gelen ve numaralı parsellerin kısmen kök parselin içerisinde kısmen de 2/B sahası dışında kaldığı; ile numaralı parsellerin ise kök parselin dışında kaldığı ve numaralı parselin belediye hizmet alanı olarak bırakıldığı, numaralı parselin gittisi olan diğer parsellerin de anılan Mahkeme kararı ile orman olmasından dolayı kapatıldığı;

4 / 134.6. Anılan Mahkeme kararına istinaden orman olarak kapatılan kök numaralı parselin olduğu

kısmın orman kadastrosu çalışmaları sonucunda 2/B olarak belirlendiği ve 2/B kadastro çalışması yapılması için Müdürlüklerine iletildiği, Müdürlüklerince kök parsel içinde 2/B olarak bırakılan alanda 12/ 05/ 2000 tarihinde kadastro çalışması yapılarak eski numaralı parsel yeni ve kısmen [eski 3148’in 328,94m 2lik kısmı] numaralı parsellerin 2/B parseli olarak belirlendiği, 4.7. Kök parselin üzerinde yapılan 2/B kadastro çalışmaları sonucu ve numaralı parsellerin mülkiyeti Maliye Hazinesine kullanımı ise adına tapu kütüğüne tescil edildiği ve 2010 yılında yapılan 2/B güncelleme çalışmaları sonucunda da ve numaralı taşınmazların durumunun aynen korunduğu; 4.8. adına kullanıcı tespiti yapılan parsellerin dışında numaralı parsellerin orman nedeniyle tapu kütük sayfalarının kapatıldığı; 4.9. Başvuranın talebinin 3402 sayılı yasanın Ek 4 ve Geçici 8. maddeleri kapsamında olmadığı, talepte bulunduğu parsele ilişkin Mahalli Hukuk Mahkemelerine dava açabileceği; Hususları belirtilmiştir .

5. İdarenin yukarıda 3 numaralı paragrafta yapılan tespitlere dayanak olarak gösterdiği 30/ 11/ 2011 tarihli Rapor incelendiğinde ise, Mersin Asliye Hukuk Mahkemesince verilen orman kararının fiziksel olarak numaralı parseli kapsamasına rağmen, Mahkeme kararının numaralı parselin gittisi parsellere uygulandığı ve mahkeme kararında orman olarak belirlenen alanın dışında kalan parsellerin de kaydının kapatıldığı yönünde tespit de bulunulduğu görülmüştür .

6. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kadastro Dairesi Başkanlığının 16/ 08/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinin incelenmesinden, başvuranın söz konusu talebine ilişkin olarak Teftiş Kurulu Başkanlığına başvurduğu, Teftiş Kurulu Başkanlığının 22/ 06/ 2016 tarihli ve sayılı ve 12/ 07/ 2017 tarihli ve sayılı yazılarıyla başvuranın talebinin, incelenmek üzere Kadastro Dairesi Başkanlığına gönderildiği görülmüştür .

6.1. TKGM Kadastro Dairesi Başkanlığının Hatay 12. Bölge Müdürlüğüne hitaplı 24/ 06/ 2017 tarihli ve sayılı ve 13/ 07/ 2016 tarihli ve sayılı yazılarıyla başvuranın talebinin “3402 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi ve 2014/ 5 nolu genelgenin 1-E maddesi kapsamında incelenmesinin” ve “3402 sayılı Kanunun geçici 8. Maddesi kapsamında kadastroya tabi tutulabilecek yerlerden olup olmadığı, değilse ne sebeple idaremizce kadastroya tabi tutulamayacağı ve hükmen halli gerektiği hususlarında dilekçiye net bir şekilde bilgi verilmesi” şeklinde incelemenin yapılması yönünde talimatlandırıldığı tespit edilmiştir .

6.2. Mersin Kadastro Müdürlüğünün 29/ 09/ 2016 tarihli ve sayılı ve 21/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazılarında, “Eski parsel Orman İşletme Müdürlüğünce 2/B olarak tespit edilmiş, Müdürlüğümüzce 2000 yılında 2/B kadastro çalışmalarında bir kısmı parsel numarası altında, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kullanıcısı ise Kooperatifiniz adına kullanıcı tespiti yapılmıştır . Yine Müdürlüğümüzce 20/ 10/ 2006 tarihinde yapılan güncelleştirme

5 / 13çalışmalarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır . İptal edilen 3148 numaralı parselin

bulunduğu bir kısım alan Orman sahası içinde kaldığından bu kısım üzerinde herhangi bir tespit işlemi yapılmamıştır . Bu yerin Kooperatifiniz adına tescilinin sağlanması için mahalli hukuk mahkemelerine dava açabileceğiniz kanaatiyle…” denmek suretiyle başvuran kooperatifin talebi reddedilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

7. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının 7.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”; 7.2. “ Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “ Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir . Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz .”; 8. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”; 9. 22/ 11/ 2001 tarihli ve 4721 sayılı Medeni Kanunun 9.1. 1007 nci maddesinde, “ Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur . Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder .”; 9.2. 1010 uncu maddesinde, “Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir : 1. Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları, …Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir .”; 9.3. 1023 üncü maddesinde, “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur .” 10. 21/ 06/ 1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10.1. 22 nci maddesinde – (Değişik :22 / 2/ 2005 – 5304/ 6 md.), “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz . Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır . Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir . Ancak; a) Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve

6 / 13hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik

nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, b) Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara

Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında

Kanun hükümlerine tâbi yerlerde, Birinci fıkra hükmü uygulanmaz .

10.2. Ek 4 üncü maddesinde – (Ek : 15/ 1/ 2009- 5831/ 8 md.), “6831 sayılı Orman Kanununun 20/ 6/ 1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/ 9/ 1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/ 6/ 1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir . Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz… .”; 10.3. Geçici 8 inci maddesi (Ek : 15/ 1/ 2009- 5831/ 9 md.), “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmazlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerde ve çalışma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında kalan tapulu ve tapusuz taşınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır .” 11. 31/ 8/ 1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 inci maddesinde (Değişik : 5/ 6/ 1986 – 3302/ 1 md.), “Orman sayılan yerlerden : …B) 31/ 12/ 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır . Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır . Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır…”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Kamu Denetçisince başvuru konusuna ilişkin yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, 3402 sayılı Kadastro Kanunun Geçici 8. Maddesinde, resen gözetilmesi gereken hususlar da dikkate alınarak “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ veya tespit dışı bırakılması gerekirken ilk tesis kadastrosu/genel kadastro sonucu özel mülkiyete konu olan ve Mahkeme kararı ile tespit dışı bırakılmasına karar verilen” ibaresi veya benzer kapsamda bir ibare eklenmek suretiyle başvuran ve benzer konumda olan kişilerin Geçici 8. Madde kapsamına dâhil edilmesi yönünde mevzuat değişikliği yapılması hususunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve ilgili Bakanlıkça hazırlanacak

7 / 13“mevzuat değişikliği teklifi” ne ilişkin tasarıyı gündemine alması hususunda takdir ve gereği için

Başbakanlığa ve yapılacak mevzuat değişikliğini müteakiben başvuranın mağduriyetinin giderilmesi yönünde yeni bir işlem tesis etmesi hususunda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile

Mersin Kadastro Müdürlüğüne Tavsiyede Bulunulması gerektiği yönündeki önerisini, Kamu

Başdenetçisine sunmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran kooperatif 31/ 03/ 2017 tarihli dilekçesinde özetle, 1967 yılında genel arazi kadastrosu ile kesinleşen ve tapu siciline tescil edilen kök numaralı parselin gittisi olan ve imar uygulaması sonucunda oluşan numaralı parsel ile ifraz işlemi sonucunda oluşan numaralı parseli 25/ 05/ 1987 tarihinde dördüncü nesil malik olarak tapu kaydına güvenerek satın aldığını ve taşınmazların adına tapu siciline tescil edildiğini; taşınmazı satın almadan önce kök parsel hakkında Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde üçüncü kişilerce 1969 yılında “tapu iptali ve tescil davası” nın açıldığını; davanın 20/ 01/ 1989 tarihinde kesinleştiğini ve ilk derece Mahkemesinin 4/ 11/ 1975 tarihli “ numaralı parselin orman olarak tespit dışı bırakılması” yönündeki kararından 14 yıl sonra parsel sayılı taşınmazın gitti parselleri üzerine 06/ 04/ 1989 tarihli işlem ile “orman olarak tespit dışı bırakıldığına” dair tapuda beyan tesis edildiğini; söz konusu Mahkeme kararının Orman kadastro komisyonu tarafından araziye uyarlandığını, bu doğrultuda başvuruya konu numaralı parselin ( 1485 m 2) 328,94 m 2’lik bölümünün numaralı parsel kapsamında bulunduğunun ve geriye kalan diğer bölümünün ise “orman sayılmayan yerlerden” olduğunun tespit edildiğini; Komisyonun 2/B madde uygulama tutanağında da söz konusu parselin bir bölümünün orman sınır noktalarını birleştiren poligon hattının dışında kaldığının kabul edildiğini; Mersin

Kadastro Müdürlüğünce 2000 yılında Mezitli köyünde yapılan 2/B kullanım kadastrosu neticesinde de numaralı parselin orman sınır noktaları içinde kalan 328,94 m 2’lik bölümünün parsel numarası altında mülkiyeti Maliye Hazinesi adına, kullanıcısı ise Kooperatifleri adına tespit gördüğünü ancak iptal edilen sayılı parselin 1156,06 m 2lik kısmının Orman ve 2/B sınırları dışında olduğu yönündeki belirlemeye karşın bu kısmın tespit görmediğini; 2009 yılında kullanıcı tespiti çalışmalarında da herhangi bir değişiklik yapılmadığını belirterek, halihazırda emlak vergisini

Mezitli Belediyesine ödemeye devam ettikleri numaralı imar parselinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen bölümünün kadastrosunun yapılmasını ve tapularının buna uygun olarak tanzimi için gereğini Kurumumuzdan talep etmektedir .

14. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde kadastro, “bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi” olarak tanımlanmaktadır . 21/ 06/ 1987 tarihli 3402 sayılı Kadastro Kanununun 1 inci maddesinde, kadastro çalışmaları ile ülkenin koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmanın ve mekânsal bilgi sisteminin alt yapısını oluşturmanın amaçlandığı belirtilmiştir . Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, kadastro işlemleriyle nihai olarak tapu sicilinin kurulmasının amaçlandığını, tapu kütüğünün oluşturulmasındaki ilk aşamayı kadastro işlemlerinin ir .

8 / 13oluşturduğunu, söylemek mümkündür .

15. Ülkemizde yürütülen kadastro çalışmalarını tarihsel süreç içinde ele alıp inceleyen ve 20- 24

Nisan 2015 tarihlerinde TKGM’nin organizasyonunda İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Kadastro

Zirvesi’nde sunulan “Türkiye’de Çeşitlerine Göre Kadastro Süreçlerinin Analizi” başlıklı tebliğde ( http : //web .itu .edu .tr/tahsin/tahsin/Book-WCadastre_files/Session% 204- 3.pdf , Kemalettin Toker, TKGM, Ankara) , orman ve orman dışı ayrımı gözetmeksizin kadastronun tek bir amacı varken, orman alanlarının kadastrosunun orman idaresince ve dışındaki alanların kadastrosunun ise tapu kadastro idaresince yürütülmesinin sakıncalarına değinilmiş ve kadastronun iki ayrı mevzuata göre iki farklı idare eliyle yürütülmesi “Bu sorunlar, çalışmaların her iki idarece eşgüdüm sağlanarak eş zamanlı olarak yapılamamış olması, ölçümlerde farklı teknik metotların kullanılması, teknik yetersizlik ve uyumsuzluklar nedenleriyle orman haritalarının tescilinde bir takım sıkıntıların yaşanmasına yol açtığı gibi, tapu-kadastro idaresi tarafından önceden yapılan kadastro sonucu tapuya tescil edilen özel mülkiyet vasıflı bir kısım parsellerin kısmen veya tamamen orman ile mükerrerliğine de sebebiyet vermiştir .” denmekle, eleştirilmiştir .

16. Yukarıdaki paragrafta yer verilen açıklama somut olaya uyarlandığında, başvuruya konu parselin bulunduğu bölgede 1967 yılında kesinleşen genel kadastro işlemleri öncesinde orman sınırları belirlenmesi gerekirken, bu belirlemenin zamanında yapılmadığı; bireyler adına tapular düzenlendikten sonra da tapuya kayıt düşülerek taşınmaz sahiplerinin malları üzerinde tasarrufta bulunmalarına engel olunmadığı, 3148 numaralı parselin kök parseli olan 326 numaralı parsel hakkında Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına istinaden orman kadastro çalışmalarının başlatıldığı bu minvalde tapu-kadastro idaresi tarafından önceden yapılan kadastro sonucu tapuya tescil edilen özel mülkiyet vasıflı parselin kısmen orman ile mükerrerliğine sebebiyet verildiği sonucuna ulaşılmıştır .

17. Bu minvalde başvuruya konu uyuşmazlığın ilk aşamasını, başvuran kooperatifin 1967 yılında genel arazi kadastrosu (ilk tesis kadastrosu) ile kesinleşen tapu kaydına güvenerek satın aldığı ve adına tapuya tescil edilen taşınmazların geldiği 326 numaralı kök parsele ilişkin Mersin 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 20/ 01/ 1989 tarihinde kesinleşen “ orman olarak tespit dışı bırakılması” yönündeki kararı oluşturmakla birlikte, başvuranın şikayetinin söz konusu kararın araziye aplikasyonu sonucunda , Orman Kadastro Komisyonunun 29/ 05/ 1992 tarihli Orman Kadastro

Tutanağında ve 26/ 06/ 1992 tarihli 2/B Madde Uygulama Tutanağında , numaralı parselin bir bölümünün ( 328,94 m 2lik) kök numaralı parsel kapsamında Orman, geriye kalan kısmının ( 1156,06 m 2lik) ise Orman ve 2/B sınırları dışında olduğu yönündeki belirlemeye karşın gerek 12/ 05/ 2000 tarihinde yapılan 2/B kullanım kadastrosu çalışmaları neticesinde gerekse de 2009 yılında yapılan 2/B güncelleme çalışmaları sonucunda kadastrosunun yapılmayarak, tapuda adına tescil edilmesi yönündeki isteminin reddinden kaynakladığı anlaşılmaktadır .

18. Bu noktada başvuran, 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. Maddesinin ve Ek 4. maddenin bahse konu taşınmaza uygulanmasını talep ederken, şikâyete konu idare başvuranın talebinin her iki madde kapsamında da olmadığını iddia ve ifade etmektedir .

19. Bu bağlamda 3402 sayılı Kanuna 15/ 1/ 2009 tarihli ve 5831 sayılı Kanunun 8. Maddesi ile eklenen Ek 4. maddesi incelendiğinde, maddenin 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B bendine göre

9 / 13orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kadastrosu ve

tesciline ilişkin düzenleme getirdiği, başvuranın Kurumumuza numaralı parselin orman sayılmayan yerlerden olan kısmına ilişkin şikayette bulunduğu, kaldı ki gerek 2000 yılında yapılan 2/B kadastro çalışmasında gerekse 2009 yılında yapılan 2/B güncelleme çalışmasında numaralı parselin eski parsel içinde kalan kısmının ( numaralı parsel) mülkiyeti maliye hazinesi ve kullanıcısı başvuran adına tespit gördüğü anlaşıldığından, başvuruya konu ’in orman ve 2/B sınırları dışında kalan kısmının maddenin uygulama alanı kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir .

20. 3402 sayılı Kanununa 15/ 1/ 2009 tarihli ve 5831 sayılı Kanunun 9. Maddesi ile eklenen

Geçici 8. madde incelendiğinde ise, maddenin 3402 sayılı Kadastro Kanununun yayımlandığı tarih olan 09/ 07/ 1987 tarihinden önce yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sırasında kadastro yapılmayarak tespit harici bırakılan taşınmazlar ile çalışma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle kadastro yapılmayarak tespit harici bırakılan alanları kapsadığı , başvuranın numaralı şikayete konu taşınmazının geldisi olan numaralı kök parselin 1967 yılında ilk tesis kadastrosu yapılarak özel mülkiyete konu edildiği, dolayısıyla genel arazi kadastrosu esnasında orman olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakılmadığı görülmektedir . Bu bağlamda söz konusu madde lafzen yorumlandığında, başvuranın talebinin madde kapsamı dışında kaldığı değerlendirilmektedir . Bununla birlikte, bahse konu madde gerekçesi aşağıda aynen alıntılanmakla, şikâyete konu uyuşmazlığın çözümünde ayrıca irdelenmesi gerektiği düşünülmektedir .

“Ülkemizdeki kadastro çalışmaları 1934 yılında başlamış ve hâlen devam etmektedir . Kadastro çalışmaları sırasında, kadastrodan önce tapuda kayıtlı olmasına rağmen maliklerinin o yerde ikamet etmemeleri, muhtar ve bilirkişilerce de mülkiyet durumunun bilinmemesi nedeniyle tespit dışı bırakılmış taşınmazlar bulunmaktadır . 3402 sayılı Kanun 1987 yılında yürürlüğe girdiğinde Kanunun 22 nci maddesi ile bu nitelikli taşınmazların kadastroya tabi tutulmasına imkân sağlanmış iken, bu hüküm 2005 yılında yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunla uygulamadan kaldırılmış, bunun sonucunda da bir kısım vatandaşlarımızın mağduriyetine neden olunmuştur . Diğer taraftan, mülga 766 sayılı Tapulama

Kanunu’nun 2 nci maddesine göre, ormanların TKGM tarafından tapulama veya kadastroya tabi tutulması mümkün olmadığından, çalışma alanı sınırı içinde kalan bu nitelikte yerler tespit harici bırakılmaktaydı . Daha sonra 6831 sayılı Orman

Kanunu hükümleri uyarınca bu alanlarda yapılan çalışmalar sırasında, kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığından Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırı dışına bırakılan özel mülkiyet konusu taşınmazların, 3402 sayılı

Kanunun 22/ 1 maddesi uyarınca kadastroya tabi tutulması mümkün olmadığından hak sahiplerince tescil davaları açılmaktadır . Bu nedenlerle, söz konusu düzenlemenin yapılması zorunluluğu doğmuştur .

21. Gerekçe incelendiğinde, 3402 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde 2005 yılında yapılan değişiklik nedeniyle oluşan mağduriyetlerin telafi edilmesinin amaçlandığı, bu doğrultuda iki hedef kitlesinin olduğu, bunlardan ilkini “kadastrodan önce tapuda kayıtlı taşınmazların” oluşturduğu, ikincisini ise, mülga 766 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmü kapsamında çalışma alanı içinde kalan ve

10 / 13orman niteliği sebebiyle TKGM tarafından kadastro ve tapulaması yapılamayan ancak daha sonra

“kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerler arasında kaldığı tespit edilen ve orman sınırı dışına bırakılan özel mülkiyete konu taşınmazların” oluşturduğu görülmektedir . Bu bağlamda, söz konusu madde ile bahse konu nitelikteki taşınmazların 3402 sayılı Kanunun 22/ 1 maddesinden ayrıksı tutularak kadastrosunun yapılması ve böylelikle tescil davalarının açılmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır .

22. 15 ila 16 ve 20 ila 21 numaralı paragraflarda yapılan tespitler ve idarenin açıklamaları ışığında şikayet başvurusu incelendiğinde, başvuruya konu parselin bulunduğu bölgede tapu-kadastro idaresi tarafından önceden ( 1967 yılında) yapılan kadastro sonucu tapuya tescil edilen özel mülkiyet vasıflı başvuruya konu parsel, başvuran tarafından tapu kaydına güvenilerek satın alınmış, ancak Mahkeme kararına istinaden yapılan ve 1992 yılında kesinleşen orman kadastrosu sonucunda söz konusu parselin kısmen orman sınırları içinde kısmen de orman sınırları dışında kaldığı tespit edilmesine karşın TKGM tarafından “tapulama ve kadastrosu yapılmayan yerlerden ” dolayısıyla 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle ek kadastroya alınmadığı sonucuna ulaşılmıştır .

23. Her ne kadar Geçici 8. madde lafzen değerlendirildiğinde, başvuranın talebinin bu madde kapsamında olmadığı söylenebilirse de, madde gerekçesi incelendiğinde, “orman olduğu gerekçesiyle kadastro ve tapulama dışı bırakılması gerekirken orman sınırlarının belirlenmemiş olması sebebiyle genel arazi kadastrosu sonucunda özel mülkiyete konu olan ve

Mahkeme kararına istinaden tespit dışı bırakılan ve sonradan kesinleşen orman kadastrosuna göre de orman sayılmayan yerler arasında kaldığı belirlenen ve orman sınırı dışına bırakılan özel mülkiyete konu taşınmazların da madde kapsamı içine alınması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır .

24. 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. Maddesinde yukarıdaki kapsamda değişiklik yapılması

Medeni Kanunun tapu siciline güven ilkesini düzenleyen 1007. maddesinin bir gereği olmakla, Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına saygı ilkesinin ancak bu şekilde korunabileceği değerlendirilmektedir . Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/ 11/ 2009 tarih ve

E .2009/ 4- 383, K.2009/ 517 sayılı kararında vurgulandığı gibi, t apu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine göre Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir .

Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur . Kusursuz sorumluluk tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır . Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür .

25. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 1973 yılında genel arazi kadastrosu ile kesinleşen tapu kaydına güvenerek satın aldığı ve adına tapu siciline tescil edilen taşınmazlarının, 2001 yılında kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarına dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu bedelleri ödenmeksizin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan 2013/ 102 sayılı başvuruya ilişkin yaptığı değerlendirmesinde, AİHM’in 15/ 5/ 2012 tarih ve numaralı

11 / 13Altunay/Türkiye kararına değinmiş ve Mahkemenin tapu kayıtlarındaki yanlış kayıtlardan

kaynaklanan ayni hak ya da menfaatleri kaybolmuş ya da kısıtlanmış olanların tapu kayıtlarındaki düzensizliklerden dolayı Devleti sorumlu tutabileceğine hükmettiğine vurgu yapmıştır .

26. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tapu-kadastro idaresi tarafından 1967 yılında yapılan kadastro sonucu tapuya tescil edilen özel mülkiyet vasıflı başvuruya konu parselin başvuran tarafından tapu kaydına güvenilerek 1987 yılında satın alındığı, başvuruya konu parsel hakkında 1969 yılında dava açıldığı ancak 1989 yılında dava kesinleşinceye kadar tapu kaydında “davalıdır” yönünde bir belirtme yapılmadığı, bu süreçte davaya konu parselin davasızmış gibi imar ve ifraz işlemine tabi tutularak çok sayıda parsele ayrıldığı, dava sonucunun numaralı parselin kısmen ve tamamen orman sınırı içinde kalan tüm parsellerine uygulanarak tapu kütüğünde 1989 tarihli işlemle orman olarak tespit dışı bırakıldığı yönünde beyanlar hanesinde belirtme yapıldığı, Mahkeme kararının 1992 yılında araziye aplikasyonu sonucu başvuruya konu parselin bir kısmının orman ve 2/B olmadığının belirlendiği, 2000 yılında yapılan 2/B uygulama kadastrosu sonucunda başvuruya konu parselin kısmen orman ve 2/B olduğu belirlenen kısmının yeni parsel numarası aldığı ancak orman sayılmayan kısmının ise kadastro dışı bırakıldığı ve 2009 yılında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda da aynı durumun muhafaza edildiği anlaşılmakla, kadastro işlemleriyle nihai olarak tapu sicilinin kurulmasının amaçlandığı, tapu kütüğünün oluşturulmasındaki ilk aşamayı kadastro işlemlerinin oluşturduğu, t apu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı

Kanun’un 1007. maddesine göre Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, tapu kayıtlarındaki yanlış kayıtlardan kaynaklanan başvuranın ayni hak kaybının iadesinin

Anayasanın 35. maddesinde ve AİHS Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının korunması ilkesinin gereği olduğu ve idareye bu yönden tavsiye vermek gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkelerine Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “bilgi edinme hakkı”, “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvuranın talebine yönelik 3402 sayılı Kanunun

Ek- 4 maddesi ile Geçici 8. maddesi kapsamında yaptığı değerlendirmenin yeterince açık olmadığı bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun olmadığı, öte yandan başvuranın talebine yönelik İdarenin işleminin ise 3402 sayılı Kanunun yürürlükteki hükümlerine uygun olmakla, 4721 sayılı Medeni Kanunun 1007. maddesi, Anayasanın 35. maddesi ve AİHS’nin

1 No’lu Protokolünün 1.maddesi kapsamında işlem değerlendirildiğinde “kanunlara uygunluk”,

ilkesi ile bağdaşmadığı hususları tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi beklenmektedir .

12 / 13VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Hukuk

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunun Geçici 8. maddesinde, resen gözetilmesi gereken hususlar da dikkate alınarak “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ veya tespit dışı bırakılması gerekirken ilk tesis kadastrosu/genel kadastro sonucu özel mülkiyete konu olan ve Mahkeme kararı ile tespit dışı bırakılmasına karar verilen” ibaresi veya benzer kapsamda bir ibare eklenmek suretiyle başvuran ve benzer konumda olan kişilerin Geçici 8. madde kapsamına dâhil edilmesi yönünde mevzuat değişikliği yapılması hususunda ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

2. Yapılacak mevzuat değişikliğini müteakiben başvuranın mağduriyetinin giderilmesi yönünde yeni bir işlem tesis etmesi hususunda TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE MERSİN

KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK

BAKANLIĞI, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE MERSİN KADASTRO

MÜDÜRLÜĞÜNCE, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin veya eylemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA, ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA, TAPU VE KADASTRO

GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE VE MERSİN KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi