onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, kadastro tespitine itiraz davasında, davacı Hazine’nin taşınmazların orman sınırları dışına çıkarıldığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı iddiasıyla dava açtığı belirtilmektedir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, taşınmazların orman kadastrosunun kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetlik süresinin 20 yılı bulmadığı gerekçesiyle bu kararı bozmuştur.

Yargıtay, bozma kararında, taşınmazların orman olarak tespit harici bırakıldığı ve kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğin dikkate alınamayacağını vurgulamıştır. Mahkeme, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taşınmazların niteliği ve zilyetlik durumunun belirlenmesi için yeniden keşif yapılması gerektiğine karar vermiştir. Nihayetinde, Yargıtay, davacı Hazine’nin taşınmazların orman vasfıyla tescil edilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına hükmetmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2021/16328 E.  ,  2024/7090 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2021/16 E., 2021/23 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    2011 yılında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 nci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında … köyü, 257 ada 6 parsel sayılı 66.53 m² yüzölçümündeki taşınmaz (birleşen dosya 2011/248 E.), 238 ada 41 parsel sayılı 9235.38 m² yüzölçümündeki taşınmaz (birleşen dosya 2011/216 E.), 300 ada 2 parsel sayılı 6605.42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/3 hisselerle davalılar adına tesbit edilmiştir.

    Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışına çıkarıldığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı iddiasıyla tespitin iptali ve taşınmazların Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.

    Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/8905 Esas, 2013/9372 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ‘‘Mahkemece, dava konusu taşınmazlarda, orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar sürdürülen zilyetlik süresinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde belirtilen 20 yılı bulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü, yörede 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu alanın, arazi kadastrosu sırasında devlet ormanı niteliğiyle tesbit harici bırakıldığı, bu tür yerlerin orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağı, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, ancak bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik ise davalı yararına hak doğurabileceği, genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi kapsamında imar – ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkü olduğu, somut olayda keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporu ile, çekişmeli taşınmazların 1957 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman olarak tespit harici bırakılan yerlerden olduğu ve kesinleşen orman tahdidine göre taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmesine karşın taşınmazların öncesi itibariyle orman olup olmadığının, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından yararlanmak sureti ile belirlenmediği gibi, taşınmazların orman içi açıklık olup olmadığı hususları da irdelenmediği, bu nedenle en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları getirtildikten sonra, yeniden keşif yapılması, taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik durumunun belirlenmesi, ormaniçi açıklık olup olmadıklarının irdelenmesi’’ gereğine değinilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 257 ada 6 parsel numaralı taşınmaza ilişkin davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline, dava konusu 238 ada 41 parsel numaralı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1146,36 m2’lik bölümünün tespit gibi tesciline, (B) harfiyle gösterilen 8089,02 m2’lik bölümünün tespitteki vasfı ile Hazine adına tesciline, dava konusu 300 ada 2 parsel numaralı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 3313,48 m2’lik bölümünün tespit gibi tesciline, (B) harfiyle gösterilen 3291,94m2’lik bölümünün tespitteki vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı Dairenin 05.11.2019 tarihli ve 2017/11056E6 Esas, 2019/6268 Karar sayılı ilamı ile hüküm kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir.

    Yargıtay ilamında özetle; “Davacı Hazinenin dava konusu 238 ada 41 sayılı parselin bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1146,36 m2 lik bölümüne, davalıların aynı parselin (B) harfiyle gösterilen 8089,02 m2’lik bölümüne ilişkin, davacı Hazinenin dava konusu 257 ada 6 parsel numaralı taşınmazın tamamına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazlar için kurulan hükümlerin onanmasına, davacı Hazinenin dava konusu 300 ada 2 parsel numaralı taşınmazın (A) bölümüne, davalıların aynı taşınmazın (B) bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ise, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 20.11.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 16 ncı maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğuna göre davacı Hazinenin bu parselin tamamına yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmadığı, bu itibarla davalıların dava konusu 300 ada 2 sayılı parselin (B) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddi ile davacı Hazinenin bu parselin (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması” gereğine değinilmiştir.

    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulü ile Kocaeli ili … ilçesi … köyü 300 ada 2 nolu parselin; 02.08.2016 tarihli fen ve orman bilirkişilerinin raporunun ekleri arasında olan ve taşınmazın 1959 tarihli memleket haritasındaki durumunu gösteren krokide (A) harfi ile gösterilen 3313,48 m2 lik kısmının kadastro tespitinin iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına , bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalıların temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir.

    İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmı yönünden davanın kabulüne, bu kısmın orman vasfı ile tesciline verilmiş; taşınmazın kalan kısmı için hüküm kurumamış olması doğru değilse de, bu eksikliğin giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 ayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

    Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kamu düzeni gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin kaldırılarak yerine “2) Kocaeli ili … ilçesi … köyü 300 ada 2 nolu parselin davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline” ifadesinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA,
    Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.