|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davası incelenmiştir. Davacı, Düzce ili Cumayeri ilçesinde yer alan bir taşınmazın orman niteliğinde olduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini savunarak tapu kaydının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, bu karar istinaf başvurusu ile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın orman niteliği ile ilgili yapılan incelemelerde, eski hava fotoğrafları ve memleket haritalarının dikkate alındığını ve taşınmazın bir kısmının orman sayılan alan içerisinde bulunduğunu belirtmiştir. Mahkeme, orman kadastro çalışmalarının 3402 sayılı Kanun’a göre yapılmadığını ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılma işleminin mahkeme tarafından değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz başvuruları reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. Bu karar, orman kadastro işlemlerinin hukuki niteliği ve mahkemelerin bu konudaki yetkileri açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2023/4517 E. , 2024/5311 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Düzce ili Cumayeri ilçesi … köyünde 135 nolu orman kadastro komisyonunca 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uygulamasına esas olmak üzere 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanunla değişik hükümleri uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında orman olan yerlerinde özel mülkiyete konu edildiğini, 124 ada 106 parsel sayılı taşınmazın fındıklık niteliği ile Hazine adına tespit edildiğini, daha sonrada Davut …’ya satıldığını, anılan taşınmazın orman niteliğinde olduğunu, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, idari yoldan Hazineden tahsisinin istendiğini, ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek tapu kaydının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne karar verilmiş, davacı … davalı … vekillerince karar istinaf edilmiştir. Verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/97 Esas, 2019/1808 sayılı kararı ile eksik araştırma ve inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yargılamaya devam edilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda; 01.04.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının OS.2051-OS.2052-OS.2053-OS.20254 hattının oluşturduğu köy üstü VIII Devlet Ormanı’nda kaldığı, (B) harfi ile gösterilen kısmın ise 1966, 1976 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarında ziraat formunda orman sayılmayan alan olarak görüldüğünden davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın orman ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen 01.04.2020 tarihli rapor ve krokide (A) ile işaretlenen 411,27m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilip orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; çekişmeli taşınmazın güney kısımları üzerinde orman ağaçlarının bulunduğu, diğer bölümlerinin kapama fındıklık olduğu, 1944, 1966, 1979 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aleti ile üç boyutlu incelendiği, 1944 tarihli hava fotoğrafında ve 1960 tarihli memleket haritasında tamamının orman sayılan alan, 1966, 1979 ve 1984 tarihli hava fotoğrafında (A) ile işaretlenen 411,27m2 yüzölçümlü kesiminin orman sayılan alan, geriye kalan bölümünün ise orman sayılmayan alan olarak gözüktüğü, rapor ekindeki aplikeli 1955, 1966, 1976 tarihli hava fotoğraflarında (B) ile işaretlenen kesimi aplikeli olarak açık alanda işaretlendiği, dolayısıyla uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından eski tarihli ve 1980’li yıllara ilişkin hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen bölümünün kapalılık teşkil eden fındıklık niteliğinde bulunduğu, (A) ile işaretlenen kesiminin ise orman tahdidi içinde bulunduğu, öncesi itibariyle ve eylemli biçimde orman sayılan yerlerden olduğu, halen üzerinde orman ağaçlarının bulunduğu, güneyinde yer alan 124 ada 109 sayılı orman parseli ile bütünlük içinde olduğu halde kadastro sırasında yolsuz olarak fındık bahçesi niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, Orman İdaresi tarafından yolsuz tescil iddiasıyla her zaman dava açılabileceğinden İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı … İdaresi ile davalı … vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 1960 ve 1982 tarihli memleket haritalarında yeşil renk ile gösterilen ormanlık alanda kaldığını, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eski hava fotoğraflarının gerekçe gösterilerek taşınmazın orman vasfında olduğunun değerlendirilmesinin hatalı olduğu, Orman İdaresi tarafından bir işlem sonucu 2/B’ye ayrılan bir taşınmazın yine Orman İdaresinin talebiyle orman vasfında bir taşınmaz olarak tescilinin istenmesi de idarenin ve hukukun güvenirliliğini aykırı olduğu gibi hakkaniyetli de bulunmadığı, ayrıca bu kararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi kapsamında Hazineye külfet oluşturabilecek bir kusursuz sorumluk hali yüklediği, bu nedenle işbu kararın değerlendirilmesinde bu hususun da dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tüm dosya bilgileri incelendiğinde; yörede orman kadastro çalışmalarının 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine göre yapıldığından kesinleşmiş bir orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmadığı gibi, arazi kadastro ekibi tarafından orman kadastro çalışmalarına uyulmadığından ikmal edilmiş bir orman kadastrosu da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, taşınmazların 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılma işlemi münhasıran orman kadastro komisyonlarının görevi dahilinde bulunup, mahkemelerin böyle bir görevleri bulunmadığından, mahkemece taşınmazın 2/B madde gereğince orman sınırları dışına çıkartılacak yerlerden olup olmadığı hususunda karar veremeyeceği unutulmamalıdır. Bu durumda; taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda ancak; mahkemece usulüne uygun teknik bilirkişiler ve orman bilirkişileri ile yapılacak keşif sonrası, taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritalarının dairemizin yerleşik uygulamalarında anlatıldığı şekilde uygun incelenmesi sonucunda krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli sunulan raporlarla tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenen sonuca göre karar verilecektir.
Bu itibarla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritalarının incelenmesi sonucunda krokili bilimsel verileri bulunan bilirkişi raporuna, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.