|
ÖZET: Uyuşmazlık, orman niteliğindeki bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve el atmanın önlenmesi ile ilgili olarak ortaya çıkmıştır. Davacı, taşınmazın orman tahdit sınırları içinde bulunduğunu ve bu nedenle tapu kaydının geçersiz olduğunu savunarak, Hazine adına tescil edilmesini istemiştir. Davalı ise taşınmazın orman sınırları dışında olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporlarına dayanarak taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığına karar vermiştir.
Yargıtay, davacının iddialarını değerlendirerek, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, davalının taşınmaz üzerindeki tasarrufunun haksız olduğunu ve el atmanın önlenmesi talebinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, ilk mahkeme kararını bozarak, taşınmazın orman olarak tesciline ve davalının el atmasının önlenmesine yönelik karar verilmesini sağlamıştır. Bu karar, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağı ilkesini pekiştirmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/2716 E. , 2024/6463 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/315 E., 2022/90 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve yıkım talepli davanın yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli Bahçeköy beldesi 39 ada 6 parsel sayılı 184 m² yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde; 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1976 yılında yapılan tahdidin aplikasyonu, 29.12.1989 tarihinde ilân edilen 3116 sayılı Kanuna göre tahdid, 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu, aynı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması ve 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları yapılmış ormanlarda, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanların orman kadastro ve 2/B madde uygulama çalışmaları ile 1959 yılında ilân edilen arazi kadastro çalışmaları vardır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, Belgrad Devlet Ormanının 1950 yılında Bakanlar kurulu kararı ile muhafaza Ormanı statüsüne alındığını, 6831 sayılı Kanunun 1744, 2896 ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu olmadığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescile, davalının müdahalesinin menine ve üzerinde bulunan yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2009 tarih ve 2007/230 Esas, 2009/223 Karar sayılı ilamı ile; bilirkişiler tarafından verilen kök rapor ve ek raporlarda dava konusu taşınmazın tamamının 3116 sayılı kanun uyarınca 1938 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman tahdidine göre orman sınırları dışında kaldığı, 1744 ve sonraki orman Kanunları uyarınca yapılan aplikasyon çalışmalarında 16-44 hattının yanlış aplikasyonu sonucu dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit hattı içerisinde kaldığının belirttiği, bilirkişi raporlarının oluşa, dosya içeriğine Yüksek 20. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına uygun bulunduğundan Mahkemece de benimsendiği, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalmadığı ve orman sayılan yerlerden bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2. Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2009 Tarih ve 2007/230 Esas, 2009/223 Karar sayılı ilamına karşı davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.12.2010 tarihli ve 2010/14882 Esas, 2010/15835 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2012 tarih ve 2011/232 Esas, 2012/189 Karar sayılı ilamı ile; toplanan delillerden çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre kesinleşen orman sınırları içerisinde kalmadığı, orman sayılan yerlerden bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.04.2013 tarihli ve 2012/13592 Esas, 2013/4818 Karar sayılı kararıyla, yörede henüz 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman İdaresinin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği, buna göre çekişmeli parselin ifrazen geldisi olan 59 sayılı asıl parselin tamamının 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Ormanı kadastrosu içinde bulunduğu, 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve dava konusu parselle aynı konumda bulunan daha önce dairede temyiz incelemesi yapılan Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 E. – 2006/362 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 11, 20034/581 E. – 200/361 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 7, 2003/578 E. – 2006/360 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 9, 2005/74 E. – 2008/263 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 35 ada 1, 2003/873 E. – 2008/412 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 4, 2003/814 E. – 2009/8 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 da 1, 2003/580 E. – 2009/7 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 da 2 ve 2007/428 E. – 2009279 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 1 sayılı parseller ve Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/589 E. – 2008/408 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 6, 2003/592 E. – 2009/410 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 7, 2003/591 E. – 2008/409 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 ada 3 ve 2003/823 E. – 2008/411 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 2 sayılı parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle mahkemelerince 40 ada 11, 38 ada 7, 40 ada 9, 35 ada 1 (998,97 m²’lik kısmının), 40 ada 1, 38 ada 4, 38 ada 6, 40 ada 7, 39 ada 3, 40 ada 2, 39 ada 1, 39 ada 2 ve 38 ada 1 sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği ve verilen bu hükümlerin dairenin sırasıyla, 2008/17581 E. – 2009/3985 K., 2008/18007 E. – 2009/3986 K, 2008/17582 E. – 2009/3987 K., 2009/1828 E. – 4239 K., 2009/5281 E. – 8607 K., 2009/12440 E. – 14622 K., 2009/12442 E.-14624 K., 2010/8423 E. – 12306 K., 2009/5280 E. – 8608 K., 2009/5278 E.- 8609 K., 2009/5277 E. -8610 K. ve 2009/7723 E.-11398 K sayılı kararları ile onandığı çekişmeli taşınmazın ifrazen geldisi olan 59 sayılı ana parselin tamamının orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.K.1025) tapuya tescil edildiği, ancak, 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, TMK.nun 1026 (İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Kanunun 1023 (T.M.K. 931, İsviçre M.K. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı ve 40 ada 11, 38 ada 7, 40 ada 9, 35 ada 1 (998,97 m²’lik kısmının), 40 ada 1, 38 ada 4, 38 ada 6, 40 ada 7, 39 ada 3, 40 ada 2, 39 ada 1, 39 ada 2 ve 38 ada 1 sayılı parsellerin orman olarak tesciline ilişkin kararları onanan dosyalarda memleket haritasındaki görünümün aplikasyon ile uyumlu olduğu, parsellerin orman olarak tescili kararlarının onanması ile kesinleştiği ve bunun sonucunda da orman tahdit hattının da, dosyalardaki orman aplikasyon hattının doğru olduğu yönünde kesinleştiği anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmaza yönelik Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2014 tarih ve 2014/6 Esas, 2014/83 Karar sayılı ilamı ile; yörede henüz 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman İdaresinin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve Mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği, buna göre çekişmeli parselin ifrazen geldisi olan 59 sayılı asıl parselin tamamının 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Ormanı kadastrosu içinde bulunduğu, 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve dava konusu parselle aynı konumda bulunan daha önce dairede temyiz incelemesi yapılan Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/583 E. – 2006/362 K. Sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 11, 20034/581 E. – 200/361 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 7, 2003/578 E. – 2006/360 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 9, 2005/74 E. – 2008/263 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 35 ada 1, 2003/873 E. – 2008/412 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 4, 2003/814 E. – 2009/8 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 da 1, 2003/580 E. – 2009/7 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 da 2 ve 2007/428 E. – 2009279 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 1 sayılı parseller ve Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/589 E. – 2008/408 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 38 ada 6, 2003/592 E. – 2009/410 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 7, 2003/591 E. – 2008/409 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 39 ada 3 ve 2003/823 E. – 2008/411 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 2 sayılı parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle mahkemelerince 40 ada 11, 38 ada 7, 40 ada 9, 35 ada 1 (998,97 m²’lik kısmının), 40 ada 1, 38 ada 4, 38 ada 6, 40 ada 7, 39 ada 3, 40 ada 2, 39 ada 1, 39 ada 2 ve 38 ada 1 sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği ve verilen bu hükümlerin dairenin sırasıyla, 2008/17581 E. – 2009/3985 K., 2008/18007 E. – 2009/3986 K, 2008/17582 E. – 2009/3987 K., 2009/1828 E. – 4239 K., 2009/5281 E. – 8607 K., 2009/12440 E. – 14622 K., 2009/12442 E.-14624 K., 2010/8423 E. – 12306 K., 2009/5280 E. – 8608 K., 2009/5278 E.- 8609 K., 2009/5277 E. -8610 K. ve 2009/7723 E.-11398 K sayılı kararları ile onandığı, çekişmeli taşınmazın ifrazen geldisi olan 59 sayılı ana parselin tamamının orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.K.1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.K.’nun 1026 (İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Kanunun 1023 (T.M.K. 931, İsviçre M.K. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı ve 40 Ada 11, 38 ada 7, 40 ada 9, 35 ada 1 (998,97 m²’lik kısmının), 40 ada 1, 38 ada 4, 38 ada 6, 40 ada 7, 39 ada 3, 40 ada 2, 39 ada 1, 39 ada 2 ve 38 ada 1 sayılı parsellerin orman olarak tesciline ilişkin kararları onanan dosyalarda memleket haritasındaki görünümün aplikasyon ile uyumlu olduğu, parsellerin orman olarak tescili kararlarının onanması ile kesinleştiği ve bunun sonucunda da orman tahdit hattının da dosyalardaki orman aplikasyon hattının doğru olduğu yönünde kesinleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; dava konusu İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Bahçeköy Köyü, Mezarlık Mevkiinde kain, 184 m2 yüzölçümlü arsa niteliğindeki 39 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalı … oğlu … adına olan tapu kaydının iptali ile dava konusu taşınmazın Orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının dava konusu taşınmaza bodrum artı üç katlı betonarme ev, bahçe ve müştemilat yapmak ve ağaç dikmek suretiyle vaki el atmasının önlenmesine, davalı tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan bodrum artı üç katlı betonarme ev bahçe ve müştemilatlar ile yapıların yıkımına karar verilmiştir.
6. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarihli ve 2014/5545 Esas, 2014/8244 Karar sayılı kararıyla, tapu iptali ve tescil kararına yönelik temyiz itirazı yönünden: dosya kapsamına ve Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile taşınmazın tapu kaydının iptali yönünde kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, elatmanın önlenmesi ve yıkım kararına yönelik temyiz itirazları yönünden, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı gerçek kişinin dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiği, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemeyeceği, bu itibarla, Orman İdaresinin elatmanın önlenmesi ve üzerinde bulunan yapıların yıkımı istemine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin elatmanın önlenmesi ve taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımı kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/8410 Esas, 2015/8949 Karar sayılı kararıyla, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
7. İlk Derece Mahkemesi’nin 25.02.2016 tarih ve 2015/473 Esas, 2016/54 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece 27.02.2014 tarih ve 2014/6 Esas, 2014/83 Karar sayılı karar ile davacının davasının kabulüne karar verildiği, hükmün davalı vekili tarafından süresinde temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 gün ve 2014/5545 Esas 2014/8244 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının iptali yönünde kurulan usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, davalı vekilinin el atmanın önlenmesi ve taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımı kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulmasına karar verildiği, davacı … İdaresi vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, tapu iptali ve tescil istemi yönünden hükmün onanması ve karar düzeltme isteğinin reddi ile kararın kesinleştiği, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı gerçek kişinin dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiği, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve yıkım davasının reddine karar verilmiştir.
8. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2020 tarihli ve 2017/8956 Esas, 2020/1680 Karar sayılı kararıyla, dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasında isabetsizlik bulunmadığı ancak Mahkemece yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususlarında verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince Orman İdaresinin açtığı dava nedeniyle davalı aleyhine harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığı, yine davacı … İdaresinin açtığı davada reddine karar verilen el atmanın önlenmesi ve yıkım talebi yönünden davacı … İdaresi aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hangi değer üzerinden ne şekilde belirlendiğinin anlaşılamadığı, ayrıca karar tarihinden sonra, 28.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanunun 33. maddesi ile Orman Genel Müdürlüğü, 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, bu Kanunda belirtilen görevleri kapsamında düzenlenen kâğıtlar sebebiyle damga vergisinden ve tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden muaftır, hükmü gereğince Orman İdaresinin açtığı dava nedeniyle aleyhine harçlara hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı … İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
9. İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2022 tarih ve 2020/315 Esas, 2022/90 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece 27.02.2014 Tarih ve 2014/6 Esas, 2014/83 Karar sayılı karar ile davacının davasının kabulüne karar verildiği, hükmün davalı vekili tarafından süresinde temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 gün ve 2014/5545 Esas 2014/8244 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının iptali yönünde kurulan usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, davalı vekilinin el atmanın önlenmesi ve taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımı kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulmasına karar verildiği, davacı … İdaresi vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, tapu iptali ve tescil istemi yönünden hükmün onanması ve karar düzeltme isteğinin reddi ile kararın kesinleştiği, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı gerçek kişinin dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiği, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davacının davasının el atmanın önlenmesi ve yıkım talebi yönünden ayrı ayrı reddine, davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, davalı vekil ile temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince 16.775,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … İdaresi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 39 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 3302 sayılı Kanun ile kesinleşen orman tahdit hattı içerisinde kaldığını, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığından baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağını, orman niteliğindeki dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olmayacağı gibi hukuki geçerliliği olan bir tapuya da dayanılmadığından tapunun iptali yanında el atmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi gerektiğini, ormanların özel mülkiyete konu olamayacaklarını ve yapılaşmanın da söz konusu olamayacağını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu. 3116 Sayılı Orman Kanunu. 6831 Sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33. Maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.