onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay, kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin kararını temyiz eden davacı vekilinin taleplerini değerlendirirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca taşınmazların askıya çıkmadan dava açılmasının usul eksikliği oluşturduğuna dikkat çekmiştir. Mahkeme, taşınmazların orman niteliği taşıdığına dair bilirkişi raporuna dayanarak, zilyetlik yoluyla edinim koşullarının oluşmadığını belirlemiştir. Bu bağlamda, orman niteliğindeki taşınmazların özel mülke dönüştürülmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olduğu ve bu nedenle 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca zilyetlik yoluyla kazanımın mümkün olmadığı ifade edilmiştir. İlk derece mahkemesinin, bu hukuki çerçeveye aykırı olarak davayı kabul etmesi, Yargıtay tarafından usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak, davanın reddine yönelik karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2022/2315 E.  ,  2024/7271 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2019/53 E., 2021/23 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesine üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.

    Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar veriliştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Yörede yapılan kadastro çalışmalarında … ilçesi … köyü 101 ada 2, 101 ada 3, 101 ada 4 ve 101 ada 5 sayılı parseller sırasıyla 1375,97 m², 3041,32 m² , 5957,74 m² ve 12229,14 m² yüzölçümü ile nitelikleri ve malik haneleri … Kadastro Mahkemesinin 2015/31 Esas sayılı dosyasında davalı oldukları gerekçesi ile açık bırakılarak tespit yapılmıştır.
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili … ilçesinde dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) Ek 5 inci ve 8 inci maddesi gereğince orman kadastro çalışmasının yapıldığını, 12.09.2015 tarihinden itibaren 3402 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi gereğince 30 gün askıya çıkartıldığını, dava konusu taşınmazların 101/1 orman parseli içinde ve sınırlarında yer alan tescil harici olarak gösterilen sahalar olduğunu, buraların kısmen orman sayılan yerlerden olduğunu, tespitinin kısmen iptal edilerek dava konusu yaptıkları taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince davanın 30 günlük askı ilânına çıkarılmadan açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı … İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 2016/13003 Esas, 2019/2705 Karar sayılı 17.04.2019 tarihli ilamı ile; 3402 sayılı Kanun’un 26/4 üncü maddesi gereğince orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında olumlu tespit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte, orman olmadığı konusunda “olumsuz tutanak ve harita” düzenlendiği kabul edilip 6831 sayılı Kanun’un 11/1 inci maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Orman Genel Müdürlüğünün kısmi ilan süresi içerisinde dava açabileceği, açılacak bu davada davanın ilgilisine yöneltilebileceği, Mahkemenin malik hanesi açık bırakılarak düzenlenebilecek olan taşınmaz tespit tutanaklarının kanun ve yönetmelik hükümlerine göre Mahkemeye gönderilmesini isteyebileceği, tespit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde keşif sırasında tespit edilen hak sahiplerinin davaya katılması, tespit tutanağının düzenlenmesi halinde, dava ile birleştirip, 3402 sayılı Kanun’un 27 nci 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince tespit tutanağında yazılı hak sahipleri davaya katılarak, taraf teşkili sağlandıktan sonra aynı yasa 30/2 nci maddesi gereği tarafların delilleri ve resen gözetilecek deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; “taşınmazların bilirkişi raporlarında gösterilen bölümlerinin öncesinin eylemli orman niteliğinde bulunduğu, davalıların uzun yıllar taşınmazları zilyet olarak kullansalar bile 3402 sayılı Kanun’un 18. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen orman niteliğindeki taşınmazların zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığı, 3402 sayılı yasa 14. Maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı … İdaresi vekili tarafından reddedilen kısımlara yönelik olarak buraların orman olduğu eğer orman değilse de zilyetlik koşullarının tam olarak araştırılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

    Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna aykırıdır.

    Şöyle ki; temyiz incelenmesine konu edilmeyen, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü, 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü, 101 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü, ve 101 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen kısımları yönünden Mahkemece Orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tescil kararı verilmiştir. Hal böyle olunca 101 ada 2 parselin (B) harfi ile gösterilen bölümü, 101 ada 3 parselin (B1) ile gösterilen, 101 ada 4 parselin (B) harfi ile gösterilen ve 101 ada 5 parselin (B) harfi ile gösterilen kısımlarının dört yönünün orman vasfındaki 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazla çevrili olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde “orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların” orman içi açıklık olduğu ve aynı yönetmeliğin 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir.

    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar ışığında çekişmeli 101 ada 2 parselin (B) harfi ile gösterilen bölümü, 101 ada 3 parselin (B1) ile gösterilen, 101 ada 4 parselin (B) harfi ile gösterilen ve 101 ada 5 parselin (B) harfi ile gösterilen kısımlarının 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olduğu gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
    Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.