onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacılar, babalarının zilyet olduğu taşınmazın 2/B vasfında olduğunu ve bu nedenle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması gerektiğini ileri sürerek tapu kaydına zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğuna karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın orman sınırları içinde kaldığını ve dolayısıyla 2/B şerhi verilmesi talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Mahkeme, 1942 yılında yapılan orman tahdidinin geçerliliğini koruduğunu ve bu tahdide dayanarak taşınmazın orman sınırları içinde kaldığını, dolayısıyla Hazine’nin bu taşınmaz üzerindeki haklarının devam ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarma işleminin idari bir tasarruf olduğunu ve mahkemelerin bu tür işlemleri zorlayamayacağını ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz talebi kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/4446 E.  ,  2024/4657 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

    Taraflar arasındaki tapu kaydına 2/B ve zilyetlik şerhi verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; … ili Kepez ilçesi …Mahallesi 28145 ada 21 parsel sayılı taşınmazın zilyedinin davacıların babası … Ocak’a ait iken ölümüyle taşınmazın zilyetliğinin davacılara intikal ettiğini, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan … Kadastro Mahkemesinin 1991/319 Esas, 1994/67 Karar sayılı dosyasında taşınmazın 2/B vasfında olduğu gerekçesiyle Hazinenin davaya müdahil olduğu ve taşınmazın 2/B vasfında olduğu gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilerek Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşip tapuya tescil edildiğini, yine 38127 ada 31 parsel hakkında da 2/B olduğunun tespitine karar verildiğini ve kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde babadan kalma evlerin bulunduğunu, davacıların taşınmazı satın almak için başvuruda bulunmak istediklerini ancak 2/B şerhi olmadığı için kullanım tespiti yapılamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve davacının zilyet olduğunun tespiti ile tapu sicilinin beyanlar hanesine şerh verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Dava konusu, … ili Kepez ilçesi …Mahallesi 28145 ada 21 parsel (eski … ili Kepez ilçesi … Köyü 1294 parsel) sayılı taşınmazın, 2.386,21 metrekare yüzölçümünde betonarme ev ve bahçesi vasfında Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde ” Betonarme ev içindeki 15 yaşında 50 adet kavak ağacı, 10 adet zeytin ağacı, 3 narenciye … oğlu … aittir.” şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ” Dosya kapsamı dikkate alınarak mahalinde keşif yapılmış, taşınmaz başında dinlenen Orman Mühendisi bilirkişisinin verdiği raporda taşınmazın eveliyatının orman iken daha sonra orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu tespit edilmiş, yine fen bilirkişisinin sunduğu raporda taşınmaza yakın parsellerin bir kısmının 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereği Hazinesi adına orman sınırlarının dışına çıkarıldığı, yine taşınmaza yakın 28127 ada 31 parsele ilişkin görülen dava’nın temyiz incelemesini yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.02.2016 tarihli ve 2015/17356 Esas, 2016/475 Karar sayılı ilamında taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu tespit edilmiştir. Aynı taşınmaz üzerinde bulunun muhtesatların davacıların murisi … Ocak’a ait olduğuna ilişkin belirtme bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 maddesi gereği kullanıcı tespiti yapılması ve 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği hak sahibine tanınan hakların kullanılabilmesi için dava konusu yerin orman sınırının dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti gerektiğinden davacıların bu yönden dava açmakta hukuki yararları oldukları görülmekle buna yönelik talebin kabulüne,
    Kullanıcı tespitinin 3402 sayılı Kanun’un 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek-4 maddesi uyarınca yapılacak kullanım kadastrosu veya güncelleme çalışması bulunması halinde yapılabilceği, buna ilişkin bir çalışma yapılmadığı anlaşıldığından, buna ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.” gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 28145 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine, kullanıcı şerhi taleplerinin reddine karar verilmiş; iş bu kararın, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “Bu şekilde gerek ilk derece mahkemesince yapılan araştırma sonucuna ve gerekse dava konusu taşınmaz ve eldeki davanın taraflarının da yer aldığı kesinleşmiş karar gerekçesine göre dava konusu parselin 1942 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında devlet ormanı kapsamına alındığı ve 1976 yılında yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmalarında ise orman dışına çıkarıldığının saptandığı ve dolayısıyla kesinleşen bu kararda da dava konusu taşınmazın 2/B kapsamında bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince bu istem yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı; Nitekim tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde orman sınırı dışına çıkarıldığına dair şerh bulunmayan benzer taşınmazlar yönünden açılan davalarda, bu hususun şerh verilmesine ilişkin hükümlerin Yargıtay tarafından da onanması nedeniyle Yargısal içtihatlara da uygun olduğu;
    Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesi istemi yönünden ise çekişmeli taşınmazın 5831 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4 üncü maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu olmadığından ve bu çalışma yapılmadan 2/B alanlarında zilyetlik şerhi verilmesi de mümkün olmadığı gibi, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.01.2013 tarihli ve 2012/8390 Esas, 2013/104 Karar sayılı ilamında da “Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı halde, Ek 4 üncü madde uygulaması yapılmayan yerler için, idareyi uygulama yapmaya zorlamaya yönelik olarak adli yargıda dava açılamaz.” şeklinde belirtildiği üzere, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkartılan alanlarda kullanım kadastrosu yapılması işlemi idari bir tasarruf olup, mahkemece idareyi kullanım kadastrosu yapmaya zorlayacak şekilde karar verilemeyeceği gibi, mahkemenin idare yerine geçerek böyle bir işlem yapma olanağı da bulunmadığından, kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yerlerde davacılar adına kullanıcı şerhi verilebilmesi mümkün olmayıp, bu gibi yerlerde idare tarafından kullanım kadastrosu yapılması gerektiğinden, buna ilişkin istemin ise reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ve dolayısıyla davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin, hükmün esasına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
    Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine ve diğer yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazına gelince; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kullanıcı şerhine yönelik davalarda davalı Hazine yasal hasım kabul edilirken, 2/B şerhine yönelik davalarda ise davalı Hazine yasal hasım olarak kabul edilmediğinden, davalı Hazine vekilinin, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı sonucuna varılmış; bununla birlikte yargısal içtihatlarla kabul edildiği üzere eldeki davanın şerhe yönelik olması nedeniyle maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği halde her iki taraf yararına da nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olunması isabetsiz olduğundan, davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş” gerekçesiyle, davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile, “28145 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tapuya şerh verilmesine, davacıların çekişmeli taşınmazın zilyetliklerinde bulunduğunun tapuya şerh verilmesine yönelik istemlerinin reddine” karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin, …ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının, sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, ancak makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa, 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığı, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı ” denilerek işaret edildiği, 1976 yılında Orman Kadastro Komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiğinin kabul edildiği, çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında orman sayılmayan haritada sarıya boyalı alan içerisinde bırakıldığı, söz konusu çalışmaya ilişkin tutanakların 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi çalışmalarına konu edilmediği anlaşılmaktadır.
    Tüm bu açıklamalar ışığında; 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı …ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda, 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu, orman sınırı içerisinde olmasına rağmen taşınmazı orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmaz bakımından ayakta olan 6831 sayılı Kanun’un 2 nci madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, davacının iddiasına dayanak yaptığı çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararında da, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ya da 2/B maddesi kapsamında alanda olduğu yönünde herhangi bir belirlemenin bulunmadığı saptanmıştır.
    Hal böyle olunca; temyiz talebinin, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında olduğuna dair şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın anılan Kanun’ un 2 nci maddesi kapsamında veya 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    09.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
    (Muhalif)
    K A R Ş I O Y
    Dava, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılması istemi olmayıp, mahkemece Maliye Hazinesi adına tescil kararıyla betonarme ev ve bahçesi niteliği ile oluşan tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
    1. Olayımızda dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde kaldığı, sadece Vakıflar İdaresince tahdide itiraz edildiği, bu itiraz yerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla, Vakıflar idaresinin davası ve dayandığı …ait tapulu taşınmazlar yönünden tahdidinin iptal edildiği, bu tahdide karşı davacı ve/veya murisinin bir itirazı bulunmadığı, davacı ve/veya murisi yönünden orman tahdidinin kesinleştiği ve taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı sabittir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2006 tarihli ve 2005/15158 Esas, 2006/349 Karar sayılı kararı ve birçok kararında bu hususa değinilmiştir). 1976 yılında 7 No’lu orman aplikasyon ve 2/B kadastro komisyonunca dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılma işlemlerinin yapıldığı ancak ilan edilmezden önce vakıflarla ilgili tahdidin iptali kararı üzerine tüm tahdidin iptal edildiği kabul edilerek ikinci kez orman kadastrosu yapılarak orman sınırları dışında bırakıldığı, sonrasında taşınmazın kadastro tespitinde davacıların murisi adına tespit gördüğü bu tespite karşı Hazinenin davası üzerine betonarme ev ve bahçesi niteliği ile Maliye Hazinesi adına tescil kararı verilmekle kesinleşen bu mahkeme kararı, sonucu itibariyle taşınmazın orman dışına çıkarılması sonucunu doğurmuştur. Bu durumda taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca şerh verilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır.
    2. Anayasaya göre, Mahkeme kararları gerekçesiz olamaz. Gerekçe hükmün ayrılmaz bir parçasıdır. Mahkeme gerekçesi, temyiz etmeyen taraflar için bağlayıcıdır. Hazinenin açtığı veya müdahil olduğu davanın taşınmazın geçmişinin orman olması ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu gerekçesiyle reddi, Hazine’yi bağlar. Hazinenin açtığı dava, kesin hüküm teşkil etmese de temyiz etmeyen Hazine bakımından bağlayıcı olduğundan ve … Kadastro Mahkemesinin kabulü de bu yönde olduğundan şerh verilmesine ilişkin talebinin kabulü gerekir. Ayrıca, … Kadastro Mahkemesince bir kısım kararlarında taşınmazın Hazine adına tesciline karar verirken taşınmazın geçmişinin orman ve 2/B niteliğinde olduğunu belirlendiğine ve gerekçesinde belirttiğine göre, davacının talebi, mahkemece eksik bırakılan hususun tamamlanması niteliğindedir.
    3. 6292 sayılı Kanun, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak orman köylülerinin desteklenmesini amaçlamıştır. Davanın kabulü ile taşınmazın zilyetleri taşınmazın rayiç bedelinden sadece doğrudan %25 indirimle satın alma hakkı kazanmaktadır. Yargıtay (Kapatılan) 16. ve 20. Hukuk Dairelerininin yukarıda açıklanan nedenlerle uzun yıllardır zilyetlerin açtığı tapuya 2/B şerhi verilmesine ilişkin mahkemelerin verdiği kabul kararlarını onaması sonucu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki taşınmazların büyük bölümüne ve taşınmazın komşularına 2/B şerhi verilmiştir. Kanun koyucu tarafından Dairelerin bu uygulamasını değiştirecek yeni bir yasal düzenleme yapılmamış ve Dairemizde az sayıda dosya kalmış iken davaların reddi gerektiğine ilişkin Dairemizin bozma kararı, hukuk güvenliği, öngörülebilirlik, hukuki istikrar, kanun önünde eşitlik, yargının kişiler arasında eşit davranma yükümlülüğü ve sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Bu durum kişilerin devlete, adalete ve yargıya olan güvenini tamamen sarsacaktır.
    Tüm bu nedenlerle Dairemizin 2/B şerhi verilmesine yönelik davalarda davanın reddi gerektiğine ilişkin kararının yerinde olmadığı ve davaların kabulü gerektiği düşüncesindeyim.