|
ÖZET: Uyuşmazlık, kesinleşmiş orman tahdidi ve eylemli orman iddiasına dayanan tapu iptali ve tescil davasından kaynaklanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığına karar vererek davanın kabulüne hükmetmiştir. Davalı taraf, taşınmazın zeytinlik vasfında olduğunu ve orman sınırları içinde bulunmadığını savunarak istinaf başvurusunda bulunmuştur. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın orman kadastrosu kapsamında değerlendirildiğini ve orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, 1984 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleştiğini ve bu tarihten itibaren taşınmazın orman vasfını kaybetmediğini vurgulamıştır. Ayrıca, davalıların itirazlarının usulüne uygun olmadığını ve orman tahdit sınırlarının kesinleştiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz başvurusu da reddedilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar, orman tahditinin kesinleşmesi ve orman alanlarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmakta; mülkiyet haklarının sınırlandırılması ve orman alanlarının tespiti konusundaki hukuki çerçeveyi netleştirmektedir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/3783 E. , 2024/6032 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/942 E., 2021/1367 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/92 E., 2019/34 K.
Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidinden ve eylemli orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Orman Kanunu’na (3116 sayılı Kanun) göre yapılmış orman tahdidi bulunmayıp, 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre yapılarak 1984 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2896 sayılı 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanunla (2896 sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması, 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 1994 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması, 2007 ve 2016 yıllarında 6831 sayılı Kanun’un 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (4999 sayılı Kanun) değişik 9 uncu maddesine göre yapılmış fenni hata düzeltme çalışması, 509 sayılı Tapulama Kanunu (509 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılarak 1968 yılında kesinleşen tesis kadastrosu çalışması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılarak 2011 yılında kesinleşen uygulama kadastrosu çalışması bulunmaktadır.
2. Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Antalya ili … ilçesi … Mahallesi 537 ada 7 (eski 1781) parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, bir yerde orman tahdit işleminin yapılarak orman sınırlarının belirlenmesi ve bu işlemin kesinleşmesi ile var olan tapuların hükmünü kaybedeceğini, … Mahallesi 3402 sayılı Kanun’un 22/A uygulaması çalışmaları sırasında taşınmazın 25 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılarak 29.06.1984 tarihinde kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığını, ancak şahıslar adına tapusu olduğunun tespit edildiğini, orman kadastro çalışmasına şahıslar tarafından itiraz edilmeyerek sınırların kesinleştiğini, taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın kendisine atalarından kaldığını, zeytinlik vasfı ile tapuya kayıtlı olduğunu, davaya konu yerde 50 yaşın üstünde aşılı zeytin ağaçlarının olduğunu, 1967-68 ve 2008 yılında meydana gelen yangınlarda taşınmazlarının yakınındaki ormanlık alanların yandığını ancak zeytinliklerinin ormanla bağlantısı olmadığından yanmadığını, 1984 yılında taşınmazların orman sınırı içinde kaldığına dair yapılan çalışmadan ve bu çalışmanın askıya çıktığından haberleri olmadığını, yapılan işlemin usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, davanın esastan reddini, talepleri kabul görmez ise davaya konu taşınmaz üzerindeki zeytinlerin kendisine ait olduğuna ve tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı İdare üzerine bırakılmasını savunmuştur.
2. Davalılar …, …, …, …, … cevap dilekçesinde özetle, davaya konu taşınmazın kendilerine atalarından kaldığını, zeytinlik vasfı ile tapuya kayıtlı olduğunu, davaya konu yerde 50 yaşın üstünde aşılı zeytin ağaçlarının olduğunu, 1967-68 ve 2008 yılında meydana gelen yangınlarda taşınmazlarının yakınındaki ormanlık alanların yandığını ancak zeytinliklerinin onmanla bağlantısı olmadığından yanmadığını, 1984 yılında taşınmazların orman sınırı içinde kaldığına dair yapılan çalışmadan ve bu çalışmanın askıya çıktığından haberleri olmadığını, yapılan işlemin usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, davanın esastan reddini, talepleri kabul görmez ise davaya konu taşınmaz üzerindeki zeytinlerin kendilerine ait olduğuna ve tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı İdare üzerine bırakılmasını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahallinde keşif yapıldığı ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyet raporunda dava konusu edilen taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğunun rapor edildiği, hava fotoğraflarına, memleket ve amenajman haritalarına göre ve fiili durum itibariyle de orman vasfında olduğu, dolayısıyla taşınmaz 6831 sayılı Kanun’un 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Antalya ili … ilçesi … Mahallesi 537 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taşınmazın zeytinlik vasfında olduğunu, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda A ve B olarak bir kısmının çalılık bir kısmının zeytinlik olarak ikiye ayrıldığını, tapu alanlarını içine alacak şekilde orman tahdit sınırı tespitinin mülkiyet hakkına tecavüz olduğunu, davalıların yapılan tespitten haberleri olmadığını, usulüne uygun askı ilanı yapılmadığını, taşınmazın atalarından kaldığını, 50 yaşın üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğunu, hava fotoğraflarında orman görülmesinin taşınmazı orman yapmayacağını, tapulu alanlar içinde kalan orman ağaçlarının tapu sahibinin özel mülkü kabul edildiğini, bu ağaçları kesmek ve kullanmak suretiyle kazanç elde edildiğini, kerestesinden gelir elde edildiğini için ağaçların kesilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 1968 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışması sonucunda 1781 parsel sayısıyla … adına zeytinlik niteliğiyle tapuya tescilinin yapıldığı ve 2005 yılında intikalen davalılar adına zeytinlik niteliğiyle tapuya tescil edildiği, 2014 yılında kesinleşen uygulama kadastrosu sonucunda 537 ada 7 parsel sayısını aldığı; 1968 yılında kesinleşen ilk tapulama çalışmasındaki bu tespitin 10.12.1962 tarihli 14 sayılı (37 cilt, 93 sayfa no) tapuya dayanarak yapıldığı görülmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesince tespit dayanağı olan bu tapu kaydının oluşumuna esas belgelerin dosyaya getirtilmemesi nedeniyle 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu kapsamında verilmiş zeytincilik tapusu olup olmadığı ve bu kapsamdaysa uygulamasının yapılmamış olunması nedeniyle dava konusu taşınmazın zeytincilik parselasyon haritası kapsamında kalıp kalmadığı anlaşılamadığından, eksik incelemenin dairece duruşma açılarak tamamlanması yoluna gidildiği, bu doğrultuda dava konusu taşınmazın ve komşu parseller olan 537 ada 6 parselin (eski 1782 parsel) kadastro tespit dayanağı olan 10.12.1962 tarihli 37 cilt, 93 sayfa ve 12 sıra nolu tapu kaydının; 539 ada 4 parselin (eski 1789 parsel) kadastro tespit dayanağı olan 19.02.1965 tarihli 41 cilt, 94 sayfa ve 11 sıra nolu tapu kaydının, 539 ada 5 parselin (eski 1788 parsel) kadastro tespit dayanağı olan 16.02.1965 tarihli 41 cilt no, 94 sayfa no, 10 sıra nolu tapu kaydının, 537 ada 8 parselin (eski 3956 parsel) kadastro tespit dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile hükmen ifrazen tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı örneğinin, 537 ada 9 parselin (eski 1780 parsel) kadastro tespit dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile hükmen tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı örneğinin, 537 ada 10 parselin (Eski 3955 parsel) kadastro tespit dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile hükmen ifrazen tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı örneğinin, 537 ada 11 parselin (eski 3543 parsel) kadastro tespit dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile hükmen tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı örneğinin, 537 ada 12 parselin (eski 1779 parsel) kadastro tespit dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile hükmen tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı örneğinin, parsellerin tesis kadastrosu tutanak örnekleri ve tedavüllü tapu kayıtları ile söz konusu taşınmazlarda yapılan 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun (3573 sayılı Kanun) çalışmalarına ilişkin tutanaklar, zeytincilik tapuları ve zeytincilik parselasyon krokileri ve parselasyon haritaları ilgili yerlerden sorularak mevcut bilgi ve belgelerin getirtilerek dosya arasına alındığı, talimat yoluyla keşfen zemine uygulanması ve bu doğrultuda rapor düzenlenmesinin sağlandığı, çekişmeli eski 1781 parsel sayılı taşınmazın, … ilçesi … Mahallesinde 1968 yılında yapılan ilk tapulama çalışmalarında davalıların murisi … adına ve 10.12.1962 tarihli ve 14 sayılı (37 cilt, 93 sayfa no) tapu kaydına dayanılarak tespit ve tescil edildiği; tespit dayanağı olan tapu kaydının, devlete ait yabani zeytinlik iken 3573 sayılı Kanuna göre usulünce verilen bir zeytincilik tapusu olup dava konusu yerin 3573 sayılı Kanun hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilen bir yer olduğu ve … Mahallesi 537 ada 7 parsel (eski 1781 parsel) nolu dava konusu taşınmazın yerinin bu kanun kapsamında oluşturulan zeytincilik haritasındaki 11-12 nolu parsellere isabet ettiği ve dolayısıyla 3573 sayılı Kanun hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edildiği, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2008 tarihli ve 2008/20-157 Esas ve 2008/194 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar ve ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi ya da verilen bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağı (Yargıtay 20.Hukuk Dairesi’nin 05/03/2020 tarihli 2017/8442 esas 2020/1187 karar sayılı ilamı vb), davalıların murisi adına 1968 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda zeytincilik tapusuna dayalı olarak oluşmuşsa da sonrasında yörede 6831 sayılı Kanun’a göre yapılarak 1984 yılındaki askı ilanı sonucunda kesinleşen orman kadastrosu sonucunda Devlet Ormanı içerisine alındığı ve halen kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı ve bu çalışmanın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar da 10 yıllık dava açma hak düşürücü süresinin geçtiği (Yargıtay 20.Hukuk Dairesi’nin 19/11/2013 tarihli 2013/9359 esas 2013/10381 karar sayılı ilamı); bu nedenle 1984 yılında orman tahdit sınırı içine alınan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve Kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1984 yılındaki orman kadastrosundan vatandaşın haberdar olmasının beklenmemesi gerektiğini, haberdar olmuş olsa idi dahi, elinde Devletçe verilmiş tapu kaydı bulunduğunu, tapunun iptali şeklinde işlem tesis etmeden ve tapunun iptali için dava açmadan tapuyu geçeriz kabul etmenin mülkiyet hakkının açıkça yok kabul edilmesi anlamına geldiğini, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ilgisiz idari işlem ile yok saymanın ve geçersiz kılmanın kabul edilemeyeceğini, İstinaf mahkemesinin kararına dayanak gösterdiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2013 tarihli ve 2013/9359 Esas, 2013/10381 Karar sayılı ilamı, somut dava yönünden mahkemenin davayı ret kararını destekler mahiyette olmadığını, 1952 tarihi itibarı ile zeytincilik tapusu verildiğine göre Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2008 tarihli ve 2008/20-157 Esas, 2008/194 Karar sayılı kararına göre davaya konu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu, Orman İdaresinin 1984 yıllarında davaya konu taşınmaza komşu parsellerinde bulunduğu, o bölgedeki bir çok parselin orman sınırları içinde kaldığından bahisle dava açtığını ancak 3573 sayılı Kanun gereği Orman İdaresinin açtığı davaların reddedildiğini, komşu birçok parselin hükmen tescil edildiğini, 1952’de 3573 sayılı Kanuna göre 1968 yılında da tesis kadastrosu ile tapu muris adına tespit ve tescil dildiğine göre ve davacı … İdaresinin 1968 tarihinden sonra 10 yıllık süre içinde dava açmadığına göre davalılar yararına mülkiyet hakkının kazanılmış hak olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kesinleşmiş orman tahdidinden ve eylemli orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanun, 3573 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hüküm tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesiyle 3402 sayılı Kanun’a eklenen 36/A maddesi; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda; anılan Kanun hükmü göz ardı edilerek Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı taraf aleyhine harca hükmedilmesi doğru değil ise de; bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle; davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2 no.lu bendinin hüküm yerinden çıkarılarak, yerine 2 nci bent olarak “3402 sayılı Yasa’nın 36/A maddesi gereğince davalı taraftan harç alınmasına yer olmadığına ve istinaf kanun yoluna başvuru harçları ile tahsil edilmiş ise bakiye karar harcının istek halinde iadesine” cümlesinin eklemesine ve hükmün bu şekliyle 6100 sayılı Kanun’ur 370 nci maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.