|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, orman tahdidi ve kadastro işlemleri arasındaki hukuki uyuşmazlıkları ele almaktadır. Davacı … İdaresi, 1946 yılında kesinleşmiş orman tahdidine dayanarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi uyarınca yapılan düzeltmelerin iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın orman vasfında olduğunu belirleyerek davayı kabul etmiş, ancak davalılar tarafından yapılan itirazlar üzerine Yargıtay, kadastro mahkemesinin görevli olmadığına ve yapılan işlemlerin yasal çerçevede incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay, davanın hem mülkiyet iddiasına hem de yenileme kadastrosuna itiraz niteliği taşıdığını belirterek, yerel mahkemenin kararının bozulmasına ve gerekli bilirkişi incelemelerinin yapılmasına hükmetmiştir. Bu bağlamda, taşınmazın orman niteliği ve kadastro işlemlerinin uygunluğunun araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Nihayetinde, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğuna ve davacı idarenin temyiz taleplerinin reddine karar vermiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6875 E. , 2024/6851 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/105 E., 2022/52 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi; Antalya ili Kepez ilçesi Duacı köyü 27922 ada 1 parselin yörede 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre ilk orman tahdidinin 1946 yılında yapılıp kesinleştiğini, daha sonra 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması ve aplikasyon işlemlerinin yapıldığını, tüm bu çalışmalar sırasında dava konusu taşınmazın kısmen tahdit sınırları içinde kaldığını, 2010 yılında ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi uyarınca düzeltmelerin yapılması işleminde dava konusu parselin davalılar adına tespit edildiğini, davalılar adına tespit edilen bölümün tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Antalya Kadastro Mahkemesi’nin 2010/439 Esas, 2011/383 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu taşınmazın yenileme kadastrosunun yapıldığı, bu çalışmanın teknik çalışmalar ile sınırlı olduğu, yenileme kadastrosu nedeniyle tapu siciline geçmiş ya da geçmemiş mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağı, yenileme kadastrosunda ilk kadastroda belirlenen sınırlara uyulacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Orman idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 09.02.2012 tarihli ve 2012/949 Esas, 2012/1646 Karar sayılı ilamında; davanın dava konusu taşınmazın yenileme çalışmalarından önce orman tahdidi içinde kaldığı iddiasının yanı sıra 3402 sayılı Kanun’un 22/2-A maddesi ile ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılan teknik çalışmaya itiraz niteliği taşıdığından çalışmanın yasa ve yönetmelik hükümlerine göre yapılıp yapılmadığının yöntemince araştırılması, taşınmazın yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesiyle Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığının saptanması, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınması, çalışmaların uygun yapıldığı saptanırsa davanın reddine karar verilmesi, taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan devlet ormanı olduğu iddia edildiğinden bu davada kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek bu talep yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince karara direnilmiş, davacı … İdaresi vekili kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2013 tarihli ve 2013/20-414 Esas, 2013/1423 Karar sayılı ilamında; dava dilekçesinde, davacı idarenin davasının yenileme kadastrosu tespitine itiraz mı yoksa mülkiyet iddiasına mı yönelik olduğu ya da her iki istemi de içerip içermediğinin açıkça belli olmadığı, yerel mahkemece öncelikle davacı idareye dava dilekçesinin açıklattırılması gerektiği, davanın 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme işlemine itiraza ilişkin olması halinde yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince çekişmeli parselin yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesiyle, 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının saptanması, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınması, yapılan çalışmaların yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirlenirse, bu aykırılıkları giderecek şekilde hüküm kurulması, çalışmanın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı saptanırsa, Orman İdaresinin bu yöne temas eden davasının reddine karar verilmesi gerektiği, Orman İdaresinin davasının yalnızca mülkiyet iddiasına dayalı olması halinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun, kadastro mahkemesinin genel olarak görevini düzenleyen 25 inci maddesi ve aynı Kanun’un 26 ncı maddesi uyarınca, mülkiyete yönelik davaya bakmaya kadastro mahkemesinin görevli olmaması ve davanın genel mahkemede görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine; Yerel Mahkeme kararında olduğu gibi tutanakların da tapu kütüğüne aynen aktarılmasına karar verilmesi gerektiği, davanın hem mülkiyet iddiasına, hem de 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olması halinde ise; yenileme işlemine itiraz istemi yönünden, bozma ilamında ve yukarıda değinilen araştırmaların yapılarak, karar verilmesi; mülkiyet iddiası yönünden ise görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Antalya Kadastro Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2013/464 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca oluşturulan uygulama tutanağının Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi ile taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 22/A maddesi kapsamında oluşturulan uygulama tutanağındaki gibi 27922 ada 1 parselin 383,23 m2 yüzölçümlü olarak tesciline, davacı … İdaresinin davalı taşınmazın orman niteliği ile hazine adına tesciline ilişkin istemi yönünden ise; taşınmazın mülkiyetine ve niteliğine ilişkin davalarda görevli olmadığı gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/10560 Esas, 2019/1353 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Yapılan yargılama sonunda, Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.03.2022 tarihli ve 2019/105 Esas, 2022/52 Karar sayılı kararında; mülkiyete ilişkin iddialar yönünden; dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfında olduğu, davacı tarafça taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescilinin talep edildiği, davanın kabulü ile taşınmazın fen bilirkişisi tarafında (A) harfi ile gösterilen 126,08 m2’lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davacı … İdaresi vekili; bilirkişi raporunda krokide (A) harfi ile gösterilen 126,08 m2 nin kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığının belirlendiği, ancak taşınmazın daha büyük bir alanının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı, taşınmazın tamamının 2/B şartlarını taşımadığı ve eylemli orman vasfını koruduğu, orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, taşınmaza ait tapunun tamamının iptali ile orman vasfı ile tesciline karar verimesi gerektiği iddiası ile kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.