|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Bingöl Merkez Çiriş Köyü 101 ada 19 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı taşıyıp taşımadığına ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı Orman İdaresi, parselin orman toprak ve muhafaza karakteri taşıdığını iddia ederek, bu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ve Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda parselin orman sayılan yerlerden olmadığına karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, parselin orman vasfı taşımadığını ve dolayısıyla davanın reddine hükmetmiştir. Ancak Yargıtay, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesine atıfta bulunarak, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağını belirtmiştir. Dava konusu parselin ormanla çevrili olması ve orman içi açıklık niteliği taşıması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bu durum, orman vasfı taşıyan alanların özel mülke dönüşemeyeceği ilkesini pekiştirmektedir. |
8. Hukuk Dairesi 2023/333 E. , 2024/7032 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/482 E., 2022/837 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/1 E., 2018/67 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; Bingöl Merkez Çiriş Köyü 101 ada 19 parsel sayılı taşınmazın orman toprak ve muhafaza karakteri taşıdığını ve bu nedenle 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davalılar adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Kadastro Mahkemesinin 2005/8 Esas ve 2011/85 Karar sayılı ilamıyla, 101 ada 19 nolu parsel hakkında herhangi bir itirazın olmaması sebebiyle tespiti gibi tapuya tesciline karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtayca ilgili parsel hakkında herhangi bir dava olmadığından tutanak asıllarının olağan yollarla kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine şeklinde düzeltilerek onandığı, bunun üzerine mahkemece ilgili parselin Yargıtay onama ilamında belirtildiği üzere olağan usullere göre kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderildiği ve Kadastro Müdürlüğünce yeniden ilan yapıldığı, eldeki davanın ise 03.04.2015 tarihinde açıldığı ve Kadastro Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasında eldeki dava yönünden oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2017/703Esas, 2017/563 Karar sayılı kararı ile giderilerek Kadastro Mahkemesinin görevli olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından görevli merci olarak belirlenen Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “… orman bilirkişi raporunda dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı detaylı ve denetime açık rapor ile belirtildiği, ayrıca jeodezi fotogrametri ve orman bilirkişi ortak raporunda, farklı tarihlere ait hava fotoğraflarında dava konusu yerin orman örtüsü barındırmadığı ve orman sayılmayan alanlardan olduğu tespit edildiği, ziraatçi bilirkişinin raporunda dava konusu yeri ham toprak olarak değerlendirmesinin davacının iddiasını kanıtlayacak bir durum olmadığı, davacının iddiası orman yönünde olduğu, ayrıca dava konusu yerin terör sebebiyle 30 yıldır kullanılmadığının mahalli bilirkişiler tarafından da belirtildiği, bu kadar süre terör sebebiyle kullanılamayan bir yerin ham toprak haline gelmesinin doğal olduğu, terör sebebiyle zilyetliğin terkinin iradi terk sayılmayacağı ..” gerekçesiyle davanın reddine, tespit maliki … ölü olduğundan Bingöl ili Merkez ilçesi Çiriş Köyü 101 ada 19 nolu parselin, 19.09.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 508,48 metrekare yüzölçümü ile, toplamı 32 pay kabul edilerek, 8 payın… ve … kızı …, 3 payın … ve … oğlu …, 3 payın … ve … oğlu …, 3 payın … ve … kızı …, 3 payın … ve … oğlu …, 3 payın … ve … kızı …, 3 payın … ve … kızı … Buğrahan, 3 payın … ve … oğlu …, 3 payın … ve … oğlu … adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Orman İdaresi tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;”…ilk derece mahkemesince çekişmeli parselin eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olmadığının belirlendiği, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Orman İdaresi vekilince temyiz edilmiştir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesinde; “Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Devlet ormanlarında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, Orman Genel Müdürlüğü tarafından derhal yıkılır veya ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık hizmetlerinde kullanılabilir. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir” hükmüne yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunu’ nun 17/2. maddesindeki bu düzenlemeyle, kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde “orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların” orman içi açıklık olduğu ve anılan Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.12.1997 tarih ve 1997/20-830-1034, 17.12.1997 tarih ve 1997/20-808-1039, 22.10.2003 tarih ve 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 tarih ve 2004/7-531-581 Esas, Karar sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi, bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemez.
Somut olayda; dava konusu 101 ada 19 nolu parselin, dava dışı 101 ada 14 nolu orman parseli içerisinde yer aldığı ve kısmen de 101 ada 2 sayılı orman parseline batı yönünden komşu olduğu, dava dışı 101 ada 14 parselin 09.04.2019 tarihinde orman olarak tescil edildiği, yine 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/6234 Esas, 2012/15124 Karar sayılı onama ilamı neticesinde orman olarak tescilli olduğu, bu haliyle dava konusu 101 ada 19 parselin dört tarafının ormanla çevrili olması nedeniyle orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar ışığında çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olduğu ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.