onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, Artvin ili Borçka ilçesinde bulunan 142 ada 17 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olup olmadığı hususu üzerinde durulmuştur. Davacı, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla davalı adına tescil edildiğini, daha önceki mahkeme kararlarıyla orman arazisi olarak belirlendiğini iddia ederek tapu kaydının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın uzun yıllardır eklemeli zilyetlik yoluyla kullanıldığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, orman tahdidi ve taşınmazın güncel durumu üzerine yeni bir inceleme yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Yapılan incelemeler sonucunda, taşınmazın orman niteliğinde olduğu ve bu durumun teknik bilirkişi raporlarıyla desteklendiği tespit edilmiştir. Yargıtay, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bu karar, orman arazilerinin korunması ve tapu iptali davalarında hukuki belirliliğin sağlanması açısından önem taşımaktadır. Yargıtay, orman vasfının tespiti için gerekli olan bilirkişi raporlarının güvenilirliğine vurgu yapmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2023/3574 E.  ,  2024/7552 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/8 E., 2023/474 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/134 E., 2021/367 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Artvin ili Borçka ilçesi Arkaköy Köyü 142 ada 17 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ayrıca Borçka Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/63 Esas ve 1984/181 Karar sayılı dosyasında çekişmeli parseli de kapsayan bölümler hakkında yapılan yargılama sonucunda bu yerlerin orman arazisi olduğunun tespit edildiğini ve kararın kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “…Dava konusu taşınmazın en az 50 yıl önce imar ve ihya edilerek bu tarihten sonra aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla eklemeli zilyetlik yoluyla kullanıldığı, bu hususun mahalli bilirkişi beyanları, mahkemece yapılan gözlem ve teknik bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarıyla desteklendiği, orman alanları ile komşuluğunun olmadığı, toprağının orman yapısında olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı bu sebeplerle taşınmazın orman vasfında olmayarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi: “…yapılacak inceleme ve değerlendirmeler sırasında Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere öncesi çalılık ve makilik olup, eğimi %12’yi aşan yerler orman tahdidinin yapılıp kesinleştiği tarihe kadar 6831 sayılı Yasanın 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, ancak orman tahdidi yapılıp orman sınırı dışında bırakılması halinde tahdidin kesinleştiği tarihten sonra zilyetliğe konu olabileceği hususu göz önünde bulundurulması gerektiği, taşınmazın güncel tapu kaydı temin edilerek davalıların taraf ehliyetleri değerlendirilmeli, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “…Dava konusu taşınmazın uzun yıllardır orman vasfında olup, toprağının orman toprağı yapısında olduğu, bu hususun teknik bilirkişi raporları ve taşınmazın fiili durumuyla desteklendiği, orman niteliğindeki taşınmazın tapu kaydı üzerinde 3. kişi lehine, kısıtlayıcı şerh bulunamayacağı…” gerekçesiyle davanın kabulü ile Artvin ili Borçka ilçesi Arkaköy Köyü 142 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “…uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmiş olmasına, kaldırma kararı sonrası aldırılan raporun üç kişilik orman yüksek mühendisi bilirkişi kurulu tarafından ve önceki rapor da gözönüne alınmak suretiyle düzenlenmesi nedeniyle tek orman mühendisi bilirkişinin düzenlediği raporla arasında çelişki oluştuğundan söz edilemeyecek olmasına, kaldırma kararı sonrası aldırılan bilirkişi kurulu raporunun oluşa ve dosya kapsamına daha uygun bulunmasına, Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1983/63 Esas-1984/181 Karar sayılı dosyasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmiş olmasına, aynı ada içerisinde bulunan 140 ada 20, 21, 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava dosyalarında çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmiş olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu…” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; işbu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.