|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının orman vasfıyla kayıtlı taşınmaz üzerindeki muhdesatın (fıstık ağaçları) tespiti ve bedelinin ödenmesi talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın orman vasfında olduğunu ve bu nedenle muhdesatın bedelinin ödenemeyeceğine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise, ormanların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesi kapsamında özel mülkiyete konu olamayacağı ve dolayısıyla muhdesatın hukuki değerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.
Mahkeme, davacı tarafından belirtilen dava değerinin 500,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini, ancak davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de bu miktarı geçmeyeceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, muhdesatın orman arazisinde bulunması nedeniyle tazminat talebinin hukuken geçersiz olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, orman vasfındaki taşınmazlar üzerindeki muhdesatların hukuki durumunu netleştirmiştir. |
7. Hukuk Dairesi 2024/876 E. , 2024/5653 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1288 E., 2023/1086 K.
DAVALILAR : … vekilleri Avukat … vd., … vekilleri Avukat … vd., … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 22.06.2020
KARAR : Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, davalı … Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kabulü ile, davanın reddine
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı Hazine vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/18 E., 2021/89 K.
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın DSİ Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne, davalılar … ve … açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, davalı … Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali üretim tesislerinin kurulabilmesi için kamulaştırma kararı verildiğini, söz konusu proje kapsamında su tutulmasına müteakiben, tapuda orman vasfıyla … adına kayıtlı bulunan … ili, Merkez ilçesi,…Köyü, 101 ada 1 parsel No.lu taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından dikilip yetiştirilen muhdesatın (ağaçlar) 2020 yılı içersinde Ilısu Baraj gölü altında kalarak zayi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zilyetliğindeki muhdesatın bedelinin dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalı idareye başvuru şartı yerine getirilmediğinden bu yöndeki davanın reddi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının hiçbir yasal dayanağının olmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın yapılan kadastro tespit çalışmaları sonucunda orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/16 D. İş sayılı dosyasında tespit edilen taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacıya ait olduğu ve mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer menfaatinin bulunduğu, davalı DSİ tarafından davacıya ait olduğu belirtilen muhdesatların içinde bulunduğu dava konusu taşınmaza davacının rızası dışında el atılmış olduğu ve fakat davacıya herhangi bir ad altında ödeme yapılmadığından bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin davacıya verilmesi gerektiği kanaati ile davanın … yönünden kabulüne, … ve … açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kapitalizasyon faizinin meyve bahçesi değerlendirmesinde %4 olarak alınması gerektiğini, taşınmazın sulu arazi değerinin yüksek alındığını, münavebenin hatalı olduğunu, zeminin kuru arazi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Kamulaştırma Kanunu’nun 19/12. maddesinin orman arazisinde yetiştirilen ağaçların tazminine cevaz verdiğini, husumet yönünden davanın reddine karar verilen davalılara vekalet ücreti verilmesinin isabetsiz olduğunu, bedel artırım dilekçesinde DSİ yönünden bedeli artırdıklarını, diğer davalılara vekalet ücretine hükmedilecekse bile dava dilekçesindeki bedel olan 500,00 TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman vasfı ile kayıtlı olduğunu, ormanlar üzerindeki işgal ve faydalanmanın konusu itibariyle suç teşkil ettiğini, davacı tarafından işgal edilen bu nitelikteki taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19 uncu maddesi hükmünün uygulanamayacağını, davacının Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi hükmüne göre kötüniyetli olduğunu ve bu kötüniyetinin korunamayacağını, idarenin tapu maliki olmadığını, davada taraf sıfatı olmadığından davanın müvekkili yönünden husumetten reddedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu fıstık ağaçlarının bulunduğu taşınmazın orman vasıflı olup, orman sınırları içinde kaldığı, ormanların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesine 5177 sayılı Kanun ile eklenen ek fıkrada açıkça ayrık tutulduğu, anılan hükümde sayılan ve farklı bir hukuki statüsü bulunan “sahipsiz yer” kavramının ormanları kapsamadığı, dolayısıyla ormanlar üzerinde, Kanunun tarif ettiği biçimde muhdesat oluşturulması ve bedelinin ödenmesi olanağının bulunmadığı, bu suretle özel mülkiyete konu olamayacak yerdeki muhdesata hukuki değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından dava dilekçesinde dava değerinin 500,00 TL olarak belirtildiği ve bu miktarın ayrım yapılmaksızın davalılardan müştereken ve mütessilen tahsilinin istendiği, dava açılırken ödenmesi gereken peşin harcın da bu değer üzerinden yatırıldığı, davacı tarafça yargılama sırasında dava değerinin yalnızca davacı DSİ Genel Müdürlüğü bakımından artırıldığı, kendileri hakkında davanın reddine karar verilen davalılar … ve … lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden dava değeri 500,00 TL olduğu gözetilerek, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2 nci maddesi uyarınca, Mahkemece belirtilen davalılar lehine bu miktarı geçmeyecek tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı … Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Yerel Mahkeme kararının Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi içtihatlarına uygun olarak verildiğini, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/16 değişik iş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda tespit tarihi olan 12.12.2019 tarihi itibarıyla dava konusu ağaçların 14-16 yaş aralığında olduğunun tespit edildiği, muhdesatın dikili bulunduğu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 17.02.2009 tarihli olduğu, ağaçların dikildiği tarih itibarıyla…Köyünde kadastro çalışması ve kamulaştıma ilanının yapılmadığı, arazinin baraj gölü alanında kalacağına dair kimsenin bir bilgisinin bulunmadığı, müvekkilinin öteden beri kullanageldiği araziye tarımsal faaliyet gayesiyle … ektiğini, köyde yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın orman parseli içine dahil edildiğini, bu süreçte fidanların sökülmesi ve müdahaleye son verilmesi yönünde ne Hazine ne de Orman İdaresinin davacıya bir bildirimi olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporları ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmiş, davacı tarafından dava değeri ıslah edilmiş, ıslah harcı tamamlanmış ve tüm davalılar yönünden aynı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalılar adına farklı farklı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK m.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 ve 718 inci maddeleri.
4. 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.