|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, eser sözleşmesi çerçevesinde bakiye iş bedeli ve kesin teminat mektubu bedelinin tahsili üzerine bir hukuki uyuşmazlık incelenmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının inşaatın %70 seviyesine ulaştığını ve toplam 495.300,00 TL alacak talep ettiğini kabul ederek davayı kabul etmiştir. Ancak, davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların kusur durumunu değerlendirerek, inşaatın ruhsatsız ve kaçak olarak başlandığını, dolayısıyla her iki tarafın da sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduğunu tespit etmiştir.
Mahkeme, ortak kusur durumunda kesin teminat mektubunun irat kaydedilmesinin mümkün olmadığını belirterek, teminat mektubu bedelinin iadesine hükmetmiştir. Ayrıca, davacının ihtarname ile davalıyı temerrüde düşürdüğünü ve bu nedenle alacakların faizlerinin hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, 400.000,00 TL ve 33.300,00 TL alacakların belirli tarihlerden itibaren, 62.000,00 TL’nin ise başka bir tarihten itibaren faiziyle birlikte tahsil edilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz başvurusu, kamu düzenine aykırılık hallerinin re’sen gözetildiği ve istinaf incelemesinin usulüne uygun yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, tarafların sözleşme ilişkisi ve yükümlülükleri açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. |
6. Hukuk Dairesi 2023/914 E. , 2024/4788 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/175 E., 2022/1217 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/399 E., 2020/793 K.
1- İlk Derece Mahkemesince, eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedeli ile irat kaydedilen kesin teminat mektubu bedelinin tahsili davasında 17.02.2014 tarihinde ihalesi yapılan Hatay/Hassa SGM Hizmet binası işi davacı ile davalı arasında 15.04.2014 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacı tarafça işe başlanıldığı ve inşaatın raporda belirtildiği üzere %70 seviyesine getirilmiş olduğu ve dava tarihi itibariyle bedelinin de 713.300,00 TL olduğu kabul edildiği, talep ve ıslah dilekçesi ve ıslah dilekçesinde yapılan mahsup hesabı da nazara alınarak davanın kabulü ile 50.000,00 TL’nin dava tarihi olan 08.09.2016 tarihinden itibaren, ıslah ile arttırılan 445.300,00 TL’ye ise ıslah tarihi olan 07.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere toplam 495.300,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; mahkemece sözleşmenin feshinde tarafların kusur durumunun değerlendirilmediği, davacı tarafça yasal sorumluluk olan inşaat yapı ruhsatının alınması yönünde davalıya herhangi bir ihtar gönderilmediği, inşaata ruhsatsız ve kaçak olarak başlandığı, bu nedenle inşaatın 15.08.2014 tarihinde mühürlenmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla yüklenicinin kusurlu olduğu, davalı iş sahibinin ise ruhsatsız olarak inşaata başlanmış olmasına sebebiyet vererek ve dosya kapsamı ile yapılan imalatlar yönünden sözleşme hükümlerine aykırı olarak ödemede temerrüde düştüğü anlaşılmakla kusurlu olduğu, böylece tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, sözleşmenin feshinde ortak kusur halinde kesin teminat mektubunun irat kaydedilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece de kabul edildiği üzere irat kaydedilen kesin teminat mektubu bedelinin iadesi gerektiği, davacının 01.08.2016 tarihli “ihtarname” başlıklı yazısı ile bakiye davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğunu belirterek fesih kesin hesabının çıkarılarak 400.000,00 TL alacağın 10 gün içerisinde ödenmesini talep ettiği, yazı davalıya aynı tarihte tebliğ edilmiş olmakla davalının temerrüde 12.08.2016 tarihinde düştüğünün kabulü gerektiği, hüküm altına alınan 400.000,00 TL alacak yönünden bu tarihten itibaren, irat kaydedilen teminat mektubu bedeli olan 62.000,00 TL yönünden ise, dosya kapsamındaki T.C. Ziraat Bankası’nın 21.02.2014 tarihli yazısından teminat mektubunun süreli olduğu ve 19.02.2016 tarihine kadar geçerli olduğu, bu nedenle davalı idare tarafından paraya çevrildiği anlaşılmakla temerrüdün sözleşmenin feshi tarihi itibariyle gerçekleştiği, bu nedenle bu miktara 21.07.2016 tarihinden, bakiye 33.300,00 TL yönünden ise dava tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği, belirtilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ve davanın kabulü ile 495.300,00 TL’nin; 400.000,00 TL’sinin 12.08.2016 tarihinden, 33.300,00 TL’sinin dava tarihi olan 08.09.2016 tarihinden, bakiye 62.000,00 TL’sinin ise 21.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3- Bu karara karşı davalı iş sahibi vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re’sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 11.12.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.