onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı şirketin ortağı olduğu dava dışı şirketlerin kamu borçlarının ödenmesi nedeniyle davalıların paylarına düşen kısmın tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacı tarafından ödenen kamu borçlarının tahsilinin öncelikle dava dışı şirketten talep edilmesi gerektiğini, bu şirketlerin aciz durumda olduğuna dair bir bilgi veya belge sunulmadığını belirterek davaları reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacı şirketin ödemeleri gerçekleştirdiği tarihlerde, dava dışı şirketlerin kanuni temsilcilerinin başka kişiler olduğunu ve dolayısıyla davalıların bu borçlardan sorumlu olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine atıfta bulunarak, ortakların yalnızca şirketten tahsil edilemeyen kamu alacaklarından sorumlu olabileceğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. Bu karar, şirketlerin borçlarının öncelikle kendi mal varlıklarından karşılanması gerektiğini ve ortakların sorumluluğunun sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır.

11. Hukuk Dairesi         2024/887 E.  ,  2024/9228 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1539 Esas, 2023/1467 Karar
    HÜKÜM : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/392 E., 2021/203 K.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    KARAR

    I. DAVA
    1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin %35 sermaye ile ortağı bulunduğu dava dışı … Savunma Teknolojileri Makine ve Elektronik Tic. Ltd. Şti’de davalılar …’un %32,49, …’ın %32,49 ve …’in %0,01 pay sahibi olduğunu, dava dışı şirketin vergi ve SGK’ya olan prim borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, sebepsiz zenginleşme olarak davalıların paylarına düşen 227.355,93 TL’den davalı …’un, 227.355,93 TL’den davalı …’ın, 69,98 TL’den davalı … …’in sorumlu olduğunu ileri sürerek toplamda şimdilik 454.781,84 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla müvekkilinin %35, davalılar …’un %31,70, …’ın %31,70 ve …’in %0,38 pay sahibi olduğu dava dışı … Medikal Elektronik İnşaat Yazılım Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin (… Medikal şirketinin bir Limited Şirket iken 18/08/2010 tarih ve 7631 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde şirketin nev’i değiştirilerek anonim şirket olarak tescil edilen) kamu borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak davalıların paylarına düşen şimdilik 262.619,64 TL’den davalı …’un, 262.619,64 TL’nin davalı …’ın, 3.147,82 TL’den davalı … …’in sorumlu olduğunu ileri sürerek toplamda şimdilik 528.387,10 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    1.Davalı … vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçelerinde; müvekkilinin hem ortağı hemde yönetim kurulu başkanı olduğu asıl dava dilekçesine konu … Savunma Teknolojileri Makina ve Elektronik Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve birleşen dava dilekçesine konu … Medikal Elektronik Mekanik İnşaat Yazılı Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş.ye TTK’nın 329. Maddesi gereği ödenmemiş sermaye taahhüdü bulunmadığından ortaklık sıfatı ile sorumluluğunun söz konusu olmadığını, 6183 Sayılı Kanunu’nun mükerrer 35. maddesine göre amme alacaklarından dolayı şirket ortaklarının herhangi bir sorumlulukları bulunmayıp bu borçlardan sadece kanuni temsilcilerin sorumluluğunun bulunduğunu, yönetim kurulu başkanlığından dolayı da müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, söz konusu borçlardan dolayı doğrudan yönetim kurulu üyelerine başvurulmuş olmasının da hatalı olduğunu savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

    2.Davalı … … vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçelerinde; dava konusu kamu alacaklarından doğan sorumluluğun ortağı bulunduğu dava dışı şirketlere ait olduğunu, ortaklar aleyhine işlem yapılabilmesi için şirkete ait kamu borcunun mevcut olması ve şirkete ait kamu borcunun tahsil edilememesi, tahsil imkanının bulunmaması şartlarının gerçekleşmesinin gerektiğini, ortakların sorumluluğunun fer’i olduğunu, müvekkilinin söz konusu şirkette yönetim kurulu üyeliği ve dolayısıyla kanuni temsilci sıfatı bulunmadığını, alınan kararların hiçbirisinde müvekkilinin imzası ve onayının bulunmadığını, hisse oranlarına bakıldığında bu hususun ortada olduğunu, şirketin borçlanmasında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

    3.Davalı … vekili asıl ve birleşen davalarda cevap dilekçesinde; davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı vergi ve SGK Prim borçlarını talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, davacı …’nun şirketin kendi mal varlığından şirket borçlarını ödediğini, bu ödemeden dolayı şirket ortaklarına ilgili yasa hükmü gereği rücu hakkının olmadığını, 6183 Sayılı Kanunun 35. Maddesine göre limited şirketin kanuni temsilcilerinin kanun kapsamına giren kamu borçlarından dolayı sorumluluğunun feri nitelikte olduğunu, tahsil imkansızlığının gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesine göre ödenmeyen vergi borcundan dolayı yapılandırmaya konu dönemde şirketin müvekkilinin şirketin kanuni temsilcisi olmadığını ve asli soruluğunun bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31/03/2008 tarihli ve 2007/2139 Esas 2008/4159 Karar sayılı kararında da ortakların asıl borcunun taahhüt etikleri sermayeyi ödemek olduğunu, bunun yanında amme borcunun muhatabının ise şirket olduğunu, öncelikli şirketin öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, tarafların ortağı olduğu dava dışı şirketlerin kamu borçlarının davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, davalıların paylarına düşen kısmın tahsili istemiyle açılan davada, asıl ve birleşen davalarda dava dışı şirketlerin aciz halinde bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığı gibi taraflarca da bu hususta herhangi bir iddianın bulunmadığı, davacının öncelikle ödediği kamu borçlarını şirketten talep etmeden ortaklardan istenemeyeceği, alınan bilirkişi heyet raporu ile dava dışı şirketin alacakları, demirbaşları, taşıtları bulunduğu, ödediği kamu borcunun şirketten tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davacı şirketin %35, davalı …’ın ve davalı …’un %32,49’şar ve davalı … …’in (…) %0,01 oranında dava dışı … Savunma Teknolojileri ve Elektronik Sanayi Tic. Ltd. Şti’nin, birleşen davada ise davacı şirketin %35, davalılar … ve …’ın %31,7’şer, davalı … …’in (…) %03,8 oranında dava dışı … Medikal Elektronik Mekanik İnşaat Yazılım Danışmanlık Sanayi ve Tic AŞ’nin ortakları oldukları, asıl davada, dava dışı … Savunma..Ltd. Şti’nin 02.01.2017 tarihinde 363.364,78 TL, 30.11.2016 tarihinde 336.407,25 TL vergi borcunun; birleşen davada ise dava dışı … Medikal Danışmanlık AŞ’nin 30.11.2016 tarihinde 362.806,53 TL ve 159.864,08 TL vergi, 02.01.2017 tarihinde 305.704,11 TL SGK prim borçlarının davacı şirket tarafından ödendiği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 35. Maddesine göre; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tutulacaklarının, mükerrer 35. Maddesinde ise tüzel kişilerin ve bu maddede belirtilen kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, son fıkrasında ise temsilcilerin bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebileceklerinin düzenlendiği, Vergi Usul Kanunu’nun 10. Maddesinde; tüzel kişilerin vergi yükümlüklerinin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmesinin öngörüldüğü, kamu borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren “aciz vesikasının” düzenlenmesi gerektiği, kanuni temsilcilerin kim olduğunun ise tüzel kişinin türüne göre değiştiği, anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin yönetim kurulu başkan ve üyeleri, limited şirketlerde şirket müdürü oldukları, fakat limited şirketlerde müdürlerin yanısıra ortakların da 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre ortaklık payı oranında kamu alacaklarından sorumlu oldukları, asıl davada dava dışı … Savunma..Ltd. Şti’nin, birleşen davada ise dava dışı … Medikal Danışmanlık AŞ’nin rücuya esas vergi ve SGK primlerinden oluşan kamu borçlarının ödeyen davacı ortağın, ödeme tarihleri itibarıyla dava dışı limited şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, ödeme tarihleri olan 30.11.2016 ve 02.01.2017 tarihlerinde asıl davada davalılar … ve … dava dışı limited şirketi münferiden temsili yetkili, birleşen davada ise 06.07.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçilen …, …, …’in davaya konu ödemelerin yapıldığı 30.11.2016 ve 02.01.2017 tarihlerinde dava dışı … Medikal..AŞ’ni temsile yetkili kişiler dolduğu, birleşen davada davalı olarak gösterilen hem … hem de …’in vergi ve SGK borcu ödenen dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığı, bu nedenle onlara birleşen davada husumet yöneltilemeyeceği, asıl ve birleşen davada dava dışı limited ve anonim şirketin ödenen kamu borçlarının asıl mükellefi olan dava dışı …..Ltd. Şti. ve … Medikal..AŞ aleyhine vergi ve/veya SGK tarafından yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz vesikası alındığının davacı tarafından iddia edilmediği, aksine asıl ve birleşen davalarda dava dilekçelerinde getirilen yapılandırma fırsatlarından yararlanılabilmesi için borcun davacı ortak tarafından ödendiğinin belirtildiği, gerek asıl davada gerekse birleşen davada davacının ödediği kamu borçlarının asıl mükellefi olan asıl davada dava dışı limited şirketten, birleşen davada dava dışı anonim şirketten tahsil etme yoluna gitmeksizin dava açtığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kurduğu hükme karşı davacı istinaf istemlerinin esastan reddine, birleşen davada davalı … hakkında kurulan karara ilişkin davacı istinaf isteminin esastan reddine, birleşen davada diğer davalılara ilişkin kurulan karara karşı davacı istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bu davalılar bakımından kaldırılmasına, birleşen davada davalılar … ile … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, birleşen davada davalı … hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, davacı şirketin ortağı bulunduğu asıl davada dava dışı limited şirketin, birleşen davada dava dışı anonim şirketin ödenen kamu borçlarının asıl ve birleşen davalarda dava dışı limited ve anonim şirketlerin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri olan davalılardan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak hisseleri oranında tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 35 ve 75 inci maddeleri.

    3. Değerlendirme
    İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun’un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

    VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.