|
ÖZET: Başvuruda, özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarının korunması amacıyla özel eğitim sınıflarına kamera yerleştirilmesi talep edilmiştir. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı, bu uygulamanın mevzuata uygun olmadığını belirterek, kamera yerleştirilmesinin eğitim ortamında dışarıdan müdahaleyi engellemek ve öğrencilerin mahremiyetini korumak amacı taşıdığını ifade etmiştir. Ayrıca, sınıflara kamera yerleştirilmesinin, veliler açısından yetersizlik duygusu yaratabileceği vurgulanmıştır.
Bu bağlamda, çocukların eğitim hakları ile kişisel verilerin korunması arasındaki dengeyi gözetmek önemlidir. İdare, özel gereksinimli çocukların güvenliğini sağlamak için alternatif yöntemler geliştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, çocukların her türlü ihmal ve istismara karşı korunması amacıyla, kişisel verilerin korunması hakkını daha az ihlal eden mekanizmaların oluşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/12625-S.23.19986
BAŞVURU NO : 2023/5012
KARAR TARİHİ : 04/10/2023
TAVSİYE KARARI
Adres:
,TCKN:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
Adres:
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun özel gereksinimi olan çocukların her türlü şiddetten korunarak nitelikli eğitime erişim haklarının korunması amacıyla sınıflara kamera uygulaması getirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 10/04/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarafından yapılan başvuruda özetle, T.C. Anayasası, ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmeler uyarınca özel gereksinimli bireylerin yaşam haklarının, eğitim ve eğitime erişim haklarının korunması amacıyla, özel eğitim sınıflarına, özel eğitim okulları dersliklerine ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi dersliklerine ailelerin de eğitim sürecine erişimlerini sağlayacak şekilde kamera yerleştirilmesi uygulamasının hayata geçirilmesi talebinde bulunulmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Söz konusu başvuru hakkında Kurumumuzca Milli Eğitim Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin 18/07/2023 tarih ve sayılı yazısında özetle;
2.1. 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunun Genel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ” Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.”; Kişisel verilerin işlenme şartları başlıklı 5 inci maddesi ” Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.” olarak hüküm altına alındığı,
2.2. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendindeki
“Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi: Özel eğitim gerektiren bireylerin konuşma ve dil gelişim güçlüğü, ses bozuklukları, zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal veya davranış problemlerini ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirmek, yeteneklerini yeniden en üst seviyeye çıkarmak, temel öz bakım becerilerini ve bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarını” hükmü ile İlgi (ç) Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (o) bendindeki “Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi: Özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından yapılan eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda destek eğitimine ihtiyacı olduğu belirlenen engelli bireylere destek eğitimi hizmeti veren özel öğretim kurumunu,” hükmü doğrultusunda faaliyet gösteren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin kurumsal işleyiş, eğitim, denetim vb.
konularda ilgi Kanuna tabi olduğu,
2.3. 28239 sayılı MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin, Kurum binaları başlıklı 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası ”Okullarda, bahçe giriş ve bina kapıları öncelikli olmak üzere, en az on beş gün süreyle görüntü kayıtlarını depolayacak güvenlik kamera sistemi kurulur. Ancak, (Ek ibare:RG19/2/2020-31044) okul ve diğer kurumların derslik ve ders yapılan bölümler, öğretmenler odası, yönetici ve diğer çalışma/dinlenme odaları, rehberlik odası, kütüphane, spor salonu, yüzme havuzu, tuvalet lavabo, ibadethane ve benzeri birimlerin içini görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilemez.” olarak düzenlendiği,
2.4. Ayrıca 28296 sayılı sayılı MEB Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin, Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi başlıklı 25 inci maddesinin sekizinci fıkrası ” Kurumlarca eğitim personelinin ders devam takibi, kurumun giriş ve çıkışlarını görüntüleyen ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılır. şeklinde olduğu,
2.5. 30.01.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2010/2 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 5 inci maddesinde ” Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet yürütülen mahallerin kamera ile izlenmesi uygulamaları gözden geçirilecek ;hizmetin niteliği itibariyle zorunlu güvenlik ihtiyacı ve kamu yararını gerçekleştirme amacı dışında insan onuru ve temel kişilik haklarına aykırı şekilde kamu görevlilerinin izlenmesine imkan veren uygulamaların tespit edilmesi durumunda bu uygulamaların önüne geçilmesi hususunda gerekli tedbirler alınacaktır.” şeklinde düzenlenerek temel kişilik hakları ve insan onuruna vurgu yapılmıştır.
2.6. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın İlgi 04.09.2008 tarihli ve 7124 sayılı yazısında ”Anaokulu, ana sınıfı, kreş, yuva ve diğer okulöncesi eğitim kurumlarında kameralı izleme sistemi kurulması ve uygulanması hakkında söz konusu eğitim etkinliklerinin kameralı sistemle izlenmesinin uygun olmayacağı ancak güvenlik amacıyla öğrenim etkinlikleri yapılan bölümlerin dışında kalan yerlerin kamerayla izlenebileceğinin değerlendirildiği” hususunun mütala edildiği,
2.7. Bu kapsamda Bakanlık Özel Eğitim Sınıfları, Özel Eğitim Okulları Derslikleri ve Özel Eğitim ve
Rehabilitasyon Merkezi Dersliklerine ailelerin de eğitime erişimlerini sağlayacak şekilde görüntülü kamera yerleştirilmesine mevzuata göre imkan bulunmadığı, tüm özel öğretim kurumlarının dersliklerine kamera takılmasını yasaklayan mezkûr hükümlerim, eğitici ile öğrenci/kursiyer/özel gereksinimli bireyler arasında gerçekleşen eğitim faaliyetine dışarıdan müdahale edilmesini engellemeyi ve böylece dış etkenlerden bağımsız, kendi olağan pedagojik dinamikleri ve mahremiyet çerçevesinde yürütülen bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçladığı, sınıflara kamera yerleştirilmesinin, öğrencilerin mahremiyeti başta olmak üzere sınıf ve okul yönetimi üzerinde veliler açısından yetersizlik duygusu oluşturabileceği,
2.8. Ayrıca dijital ortamdaki kayıtların güvenli ortamda saklanması açısından da problemler oluşturabileceği; özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin kaliteli eğitim almalarına yönelik öğretmen ve yöneticilere özel eğitime yönelik bilgilerini güncellemeleri, problem davranışlarla başa çıkma ve sınıf yönetimi gibi alanlarda hizmet içi eğitimler verildiği ve diğer bireylere yönelik eğitim faaliyetleri hazırlandığı; ayrıca, eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdüren öğrenciler için Bakanlık
Kaynaştırma/Bütünleştirme Yoluyla Eğitim Uygulamaları Ulusal Eylem Planı (2022) hazırlandığı,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması” başlıklı 13’üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga üçüncü cümle: 3/10/2001-4709/5 md.) (…) […] (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
3.3.“Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesinde; “[…]Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.[…]. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”
3.4. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci maddesinde; “Kimse eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.”
3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun: “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesi uyarınca: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
6.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin:
6.1.Sözleşmenin 3’üncü maddesinde, Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olduğu, 6.2. 4’üncü maddesinde düzenlenen, Taraf Devletlerin, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alacağı, 6.3. 6’ncı maddesinde düzenlenen, Taraf Devletlerin, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstereceği,
6.4 16’ncı maddesi ise şu hükmü içermektedir: “Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine
keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.” 6.5. Sözleşme’nin 23’üncü maddesinde düzenlenen, Taraf Devletlerin zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmaları için çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanıyacakları ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt edecekleri, 6.6. 28 ve 29’uncu maddelerinde düzenlenen, çocuğun eğitim hakkının fırsat eşitliği temelinde sağlanması ve çocuk eğitiminin Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi amaçlarına yönelik olacağı taahhütleri ile ilgili olduğu; dolayısıyla, eğitim hizmetlerinin sunumunda çocuğun/çocukların üstün yararının gözetileceği,
7.6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun
7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.”
7.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin (d) bendinde; “Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, ifade eder.”
7.3. “Genel ilkeler” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. […]”
8. Milli Eğitim Temel Kanununun; “Genel amaçlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türk Milli
Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini, […] 2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; İlgi, istidat ve kabiliyetlerini
geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; […].”
9. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin k bendinde, “Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi: Özel eğitim gerektiren bireylerin konuşma ve dil gelişim güçlüğü, ses bozuklukları, zihinsel, fiziksel, duyusal, sosyal, duygusal veya davranış problemlerini ortadan kaldırmak ya da etkilerini en az seviyeye indirmek, yeteneklerini yeniden en üst seviyeye çıkarmak, temel öz bakım becerilerini ve bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarını” ifade eder.
10. 28239 sayılı MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin Kurum binaları başlıklı 11’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; ”Okullarda, bahçe giriş ve bina kapıları öncelikli olmak üzere, en az on beş gün süreyle görüntü kayıtlarını depolayacak güvenlik kamera sistemi kurulur. Ancak, (Ek ibare:RG19/2/2020-31044) okul ve diğer kurumların derslik ve ders yapılan bölümler, öğretmenler odası, yönetici ve diğer çalışma/dinlenme odaları, rehberlik odası, kütüphane, spor salonu, yüzme havuzu, tuvalet lavabo, ibadethane ve benzeri birimlerin içini görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilemez.’
11.28296 sayılı sayılı MEB Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin;
11.1. 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde, “Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi: Özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından yapılan eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda destek eğitimine ihtiyacı olduğu belirlenen engelli bireylere destek eğitimi hizmeti veren özel öğretim kurumunu,” ifade eder.”
11.2. “Günlük çalışma saatleri ve devam devamsızlık takibi” başlıklı 25 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, “Kurumlarca eğitim personelinin ders devam takibi, kurumun giriş ve çıkışlarını görüntüleyen ve eğitim verilen ayın bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün süreyle kayıt yapabilme/depolayabilme özelliği olan kameralı görüntüleme sistemleri ile yapılır.”
12. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Şikâyet Hakkı” başlıklı 7 nci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarına karşı, Kanun ve bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde menfaati ihlal edilen gerçek ve tüzel kişiler Kuruma şikâyet başvurusunda bulunabilir. Ancak, şikâyetin insan hakları, temel hak ve özgürlükler, kadın hakları, çocuk hakları ve kamuyu ilgilendiren genel konulara yönelik olması hâlinde menfaat ihlali aranmaz.”
13. 30.01.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İlgi (d) 2010/2 sayılı Mülga Başbakanlık
Genelgesinin 5 inci maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet yürütülen mahallerin kamera ile izlenmesi uygulamaları gözden geçirilecek ;hizmetin niteliği itibariyle zorunlu güvenlik ihtiyacı ve kamu yararını gerçekleştirme amacı dışında insan onuru ve temel kişilik haklarına aykırı şekilde kamu görevlilerinin izlenmesine imkan veren uygulamaların tespit edilmesi durumunda bu uygulamaların önüne geçilmesi hususunda gerekli tedbirler alınacaktır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
14.Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin genel ilkeleri, engelli çocukların haklarını destekleyici prensipler içermesi açısından yakından bağlantılıdır. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Çocuk
Hakları Komitesi 23’üncü madde ile ilgili 2006 tarihli 9. Genel Yorumunda,
14.1.Sözleşmenin 3’üncü maddesi, engelli çocuklara hizmet veren kurumlar ve diğer tesisler söz konusu olduğunda, çocuğun yüksek yararı daha da önem kazanır; çünkü, bu kurumların ve tesislerin, çocukların güvenliğini, korunmasını ve bakımını birinci planda gözeten standartlara ve yönetmeliklere uygun davranmaları ve bu alandaki mülahazaları her durumda, örneğin bütçe tahsisleri yapılırken, diğer bütün mülahazaları önüne almaları gerekir.
14.2.Sözleşmenin 23’üncü maddesine ilişkin olarak, engelli çocuklar söz konusu olduğunda, Sözleşme’nin uygulanmasındaki baş ilke olarak görülmelidir. Taraf Devletlerin engelli çocukların haklarının yaşama geçirilmesine yönelik olarak aldıkları önlemler bu hedefi gözetmelidir. Bu paragrafın temel mesajı, engelli çocukların topluma tümüyle katılımının kapsanması gerekliliğidir. Sözleşme’de yer alan hakların engelli çocuklar için yaşama geçirilmesi yönünde alınan önlemler, örneğin eğitim ve sağlık alanındakiler, çocukların toplumlarınca mümkün olduğu kadar kapsanmasını hedef almalıdır. 23. maddenin gerektirdiklerinin yerine getirilmesi için, taraf Devletlerin, bir eylem planı da içeren kapsamlı bir politika geliştirmeleri ve uygulamaları gerektiğini vurgulamaktadır.
14.3.Sözleşmenin 28 ve 29’uncu maddelerinde, engelli çocuklar, diğer bütün çocuklar gibi eğitim hakkına sahiptirler ve bu haklarından Sözleşme’de de belirtildiği gibi herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadan, fırsat eşitliği temelinde yararlanacaklardır. Bu amaca yönelik olarak, “çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve fizikse kapasitesinin mümkün olan en üst düzeye ulaşması için engelli çocukların eğitim imkanlarına etkili erişimlerinin sağlanması gerekliliği kabul edilmektedir, açıklamalarına yer vermiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvurucu, ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmeler uyarınca özel gereksinimli bireylerin yaşam haklarının, eğitim ve eğitime erişim haklarının korunması amacıyla, özel eğitim sınıflarına, özel eğitim okulları dersliklerine ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi dersliklerine ailelerin de eğitim sürecine erişimlerini sağlayacak şekilde kamera yerleştirilmesi uygulamasının hayata geçirilmesi talebinde bulunmuştur. Ancak, İdare, ailelerin de eğitime erişimlerini sağlayacak şekilde görüntülü kamera yerleştirilmesinin mevzuata uygun olmadığını belirtmiş ve söz konusu düzenlemelerin, eğitici ile öğrenci/kursiyer/özel gereksinimli bireyler arasında gerçekleşen eğitim faaliyetine dışarıdan müdahale edilmesini engellemeyi ve böylece dış etkenlerden bağımsız, kendi olağan pedagojik dinamikleri ve mahremiyet çerçevesinde yürütülen bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçladığını, sınıflara kamera yerleştirilmesinin, öğrencilerin mahremiyeti başta olmak üzere sınıf ve okul yönetimi üzerinde veliler açısından yetersizlik duygusu oluşturabileceğini bildirmiştir.
17. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, Çocuk Hakları Sözleşmesinde düzenlenen özel gereksinimli çocukların eğitime erişim haklarının güvence altına alınmasını konu edinen başvuruda, özel gereksinimli çocukların hakları arasındaki olası çatışmalar göz önünde bulundurularak çocukların üstün yararını gözeten perspektifle değerlendirme yapılacak ve diğer ilgililer (öğretmenler) ile çocukların hakları arasında denge gözetilerek çocukların yüksek yararına öncelik verilecektir.
18. Bu bağlamda, başvuru, kişisel verilerin korunması hakkı çerçevesinde sınıf ortamında, idare tarafından özel gereksinimli çocukların eğitime erişim haklarının güvence altına alınması amacıyla talep edilen video kamera uygulamasının, çocukların ve öğretmenlerin kişisel verilerinin korunması hakkına müdahalede bulunup bulunmayacağı; ayrıca, çocukların okul ortamında her türlü şiddetten korunması hakları ile kişisel verilerinin korunması hakları arasında nasıl denge kurulacağı hususlarının tespiti noktasında toplanmaktadır.
19. Sınıf ortamında çocukların ve öğretmenlerin görüntülerinin sistematik bir şekilde kayıt altına alınması kişisel veri işlemesi olarak değerlendirilmekte olup, söz konusu izleme faaliyetinin, Anayasa’da güvence altına alınan kişisel verilerin korunması hakkı üzerinde hukuka uygun bir sınırlandırma getirip getirmeyeceğinin belirlenmesinde gerek ulusal mevzuat gerekse de söz konusu hakkı, özel hayata saygı hakkı kapsamında inceleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında ortaya çıkmış belirli esaslar çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, sınıf ortamında talep edilen kamera izlemesi uygulamasına geçilmesi durumunda, kamera izlemesine ilişkin kanuni bir düzenleme bulunup bulunmadığı, uygulamanın ölçülü bir nitelik taşıyıp taşımadığı, diğer ilgililer (öğretmenler) ile çocukların hakları arasında denge gözetilerek çocukların yüksek yararına uygun olup olmadığı incelenecektir.
20. Önemle vurgulamak gerekmektedir ki, başvuruda her ne kadar velilerin kamera ile sınıf içerisini izleme yetkisine sahip olmaları talep edilmekte ise de özel gereksinimli çocukların her türlü şiddetten korunarak nitelikli eğitim almalarının sağlanması amacıyla gerçekleştirilecek bir video kamera izlemesinin yalnızca kamu görevlileri tarafından yapılması gerekmektedir; diğer bir ifadeyle, üçüncü kişiler tarafından bu görüntülere erişimin mümkün olmaması, kişisel verilerin korunması hakkının en önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
21. Bununla birlikte, öğretmen ve çocukların video kamera aracılığı ile izlenmesi, onların kişisel verilerinin korunması haklarına bir müdahale oluşturacağından, bu müdahalenin mevzuat ile düzenlenmesi ve izlemenin amaç ve şartlarının da açık bir şekilde belirlenmesi gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır. Nitekim, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasanın ilgili maddesinde, temel haklara ilişkin müdahalelerin, bunların nedenini, amacını ve sınırını açıkça belirlemiş olması gerektiği amir hükümdür.
22. Özel gereksinimli çocukların ve öğretmenlerin video kamera aracılığı ile sınıflarda izlenmesinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi konusunda önemli olan bir diğer unsur video kamera ile getirilmesi ile amaçlanan önleyici tedbirin çocukların her türlü ihmal, istismar ve şiddete karşı konrunarak nitelikli eğitim alma haklarının güvence altına alınmasında, amaca ulaşmada elverişli olup olmadığı hususudur ki bu noktada sınırlandırma aracı ile amacının ölçülü olup olmadığı hususunda inceleme yapmak gerekmektedir.
23. Sınıf ortamında video kamera izlenmesi durumunda özel gereksinimli çocuklar ile öğretmenlerin kişisel verilerinin korunması haklarına müdahalede bulunulmakta; ancak diğer taraftan, söz konusu izleme ile önleyici tedbir alınarak çocukların herhangi bir ihmal, istismar ve şiddet olayına maruz kalmalarının önüne geçilmesi amaçlanarak hakları güvence altına alınmaktadır. Bu noktada öncelikle, özel gereksinimli çocukların her türlü şiddetten korunması amacına yönelen video kamera uygulamasına
nazaran çocukların ve öğretmenlerin kişisel verilerinin korunması hakkını daha az sınırlandıran mekanizmaların ve beşeri kaynakların olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
24. Bu bağlamda, özel gereksinimli birçok çocuğun iletişim güçlüğü çekmesi ve sorunları doğrudan bildirememeleri nedeniyle, ihmal, istismar ve şiddet açısından özel gereksimi olmayan çocuklara göre daha yüksek risk altında olduğu; dolayısıyla özel gereksinimi olan çocuklara özel koruma önlemlerinin eğitim ortamları açısından öncelikle alınması gerektiği bilinmektedir. Akademik çalışmalarda da vurgulandığı üzere, özel gereksinimli çocukların kendilerini fiziksel ve psikolojik bakımdan özgür hissettikleri güvenli sınıf ortamlarının oluşturulması gerekmektedir. Güvenli okul ve sınıf kavramı ise öğrenci ve personelin okulun her yerinde barış içerisinde yaşadığı, bir okuldaki tüm bireylerin birbirlerine saygılı davrandığı, okul iklimi içerisinde yönetici, öğretmen, öğrenci, personel ve velilerin olumlu etkileşim içinde bulundukları okul olarak tanımlanmaktadır.
25. Bununla birlikte, sınıf güvenliğini sağlamak için getirilecek video kamera uygulamasının sorunları çözmesini beklemek yerine, sorunu ve öncelikleri tanımlayıp gerekli analizleri yaparak buna uygun çözüm önerileri geliştirmenin daha doğru bir yaklaşım olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim, video kamera ile sınıf ortamlarının izlenmesi öğrenciler ve öğretmenlerin gözetim altında oldukları duygusuna kapılmalarına, çocukların birbirleriyle, öğretmenleriyle ilişkileri açısından doğallığını yitiren bir ortam oluşmasına, velilerin eğitim süreçlerine müdahaleci bir yaklaşımla dahil olmalarına; dolayısıyla, okul kültürü, iletişim ve güven gibi konularda sıkıntılar yaşanmasına; dolayısıyla, özel gereksinimli çocukların nitelikli eğitim alma hakkına ilişkin okullarda gerekli hizmetin sunulamamasına neden olabildiği tespitlerine akademik çalışmalardan ve alan araştırmalarından ulaşılabilmektedir.
26. Dolayısıyla, kişisel verilerin korunması hakkı gibi Anayasada düzenlenen ve AİHM tarafından özel yaşama saygı hakkı kapsamında ele alınan temel bir hakkın sınırlandırılmasından önce, video kamera uygulamasına nazaran çocukların ve öğretmenlerin kişisel verilerinin korunması hakkını daha az sınırlandıran; ancak çocukların üstün yararını önceliklendiren, özel gereksinimli çocukların her türlü şiddetten korunması amacına yönelen sınıf güvenlik mekanizmalarının göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmaktedir.
27. Okul ve sınıfların güvenliğinin sağlanmasında öncelik okul yönetimi ve öğretmenlerde olma üzere, tüm paydaşların işbirliği güvenliğin sağlanması sürecinde önem kazanmaktadır. Okul yönetiminin farklı kuruluşlarla işbirliği ve eğitim etkinlikleri yaparak güvenlik sorununu önlemeleri kadar, örneğin, özel gereksinimli çocukların sınıf kapılarına cam takılarak sınıf içinin şeffaf hale getirilmesi; öğretmen ve okul yönetiminin özel gereksinimli çocuklar ile çalışmaya elverişli ve etkin olup olmadıklarını denetleyen bilimsel bir metodun geliştirilerek denetlemenin niteliğinin artırılması gibi okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve aileler olmak üzere tüm ilgililerin sürece katılımını ve iletişimlerini kuvvetlendirerek aralarında güven ilişkisnin tesis edildiği etkin bir mekanizmasının herhangi bir diğer temel hakkı sınırlandırmadan oluşturulmasının, uzun vadede çok boyutlu bir konu olan sınıf güvenliğinin sağlanmasında etkili olacağı değerlendirilmektedir.
28. Başvuruya konu talep açısından ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sınıf güvenliğini sağlama ve özel hayatın gizliliğinin-kişisel verilerin korunması arasındaki dengenin çocukların nitelikli eğitime erişim haklarının güvence altına alınması sürecinde üstün yararları önceliklendirilerek gözetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, çocukların her türlü ihmal, istismar ve şiddete karşı korunmalarında video kamera uygulamasına nazaran çocukların ve öğretmenlerin kişisel verilerinin korunması hakkını daha az sınırlandıran okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve aileler olmak üzere tüm ilgililerin sürece katılımını ve iletişimlerini
kuvvetlendirerek aralarında güven ilişkisinin tesis edildiği etkin bir mekanizmasının oluşturulması amacıyla, multidisipliner bir yaklaşımla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir..
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
30. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle Başvurunun Kabulüne, Ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, sınıf güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması arasındaki dengenin, özel gereksinimli çocukların eğitim haklarına erişim sürecinde, üstün yararları önceliklendirilerek kurulması gerektiği; bu bağlamda, çocukların her türlü ihmal, istismar ve şiddete karşı korunmalarında video kamera uygulamasına nazaran çocukların ve öğretmenlerin temel bir hak olan kişisel verilerinin korunması hakkını daha az sınırlandıran ve okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve aileler olmak üzere tüm ilgililerin sürece katılımını ve iletişimlerini kuvvetlendirerek aralarında güven ilişkisinin tesis edildiği etkin bir mekanizmasının oluşturulması amacıyla, multidisipliner bir yaklaşımla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaların yapılması gerektiği yönünde, Milli
Eğitim Bakanlığına Tavsiyede Bulunulmasına, Kararın başvurucuya ve Milli Eğitim Bakanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi