ÖZET: Başvuruda, özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitim haklarına eşit erişim sağlanması talep edilmiştir. Başvurucu, çocuğunun down sendromu tanısı olduğunu ve 1. sınıfta kolaylaştırıcı kişi desteği aldığını, ancak 2. sınıfta yalnızca otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin bu destekten yararlanabileceğinin bildirilmesi üzerine, bu durumun fırsat eşitsizliği yarattığını ifade etmiştir. İstanbul Beylikdüzü, Yozgat Sorgun ve Kocaeli Kaymakamlıkları’nın projeleriyle diğer özel gereksinimli çocukların da bu destekten yararlandığını belirterek, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının tüm engel gruplarını kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının mevcut mevzuatta yer almadığını ve yalnızca otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için pilot bir uygulama olarak başlatıldığını açıklamıştır. Bakanlık, bu uygulamanın izleme ve değerlendirme çalışmalarına devam edildiğini, elde edilen veriler doğrultusunda gerekli düzenlemelerin yapılabileceğini belirtmiştir. Ancak, başvurucunun talep ettiği gibi diğer özel gereksinimli öğrencilerin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulup bulundurulmadığına dair yeterli bilgi verilmemiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesiyle birlikte, özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarının güvence altına alınması amacıyla, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının kapsamının genişletilmesi ve bu konuda gerekli düzenlemelerin yapılması için Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu süreçte, özel gereksinimi olan öğrencilerin ihtiyaçlarının bilimsel verilerle desteklenerek değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/7694-S.24.12048

BAŞVURU NO : 2024/3032

KARAR TARİHİ : 24.07.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

Başvurucunun, kolaylaştırıcı kişi desteğinden yalnızca otizm spektrum

BAŞVURUNUN KONUSU :

bozukluğu bulunan öğrencilerin yararlanabilmesine yönelik olan idare uygulamasının özel gereksinimi olan öğrenciler arasında fırsat eşitsizliği yarattığı iddiası ve özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitim hakkına eşit şartlarda erişimlerinin desteklenmesi için makul düzenleme yapılarak gerekli tedbirlerin alınması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvurucu, çocuğu

İlköğretim Okulu 2. sınıf kaynaştırma öğrencisi olduğunu ve down sendromu tanısı bulunduğunu, çocuğunun 1. sınıfa kolaylaştırıcı kişi/gölge öğretmen eşliğinde başladığını ve gölge öğretmen desteğinin 2. sınıfta da devam ettiğini, ancak birinci dönemin bitmesine günler kala otizm spektrum bozukluğu bulunan öğrenciler haricinde diğer özel gereksinimi bulunan öğencilerin kolaylaştırıcı kişi desteğinden yararlanamayacağının bildirildiğini, söz konusu uygulamanın öğrenciler arasında fırsat eşitsizliğine neden olduğunu; bununla birlikte İstanbul Beylikdüzü, Yozgat Sorgun ve Kocaeli Kaymakamlıkları’nın başlatmış olduğu projeler ile diğer özel gereksinimi olan çocukların da kolaylaştırıcı kişi ile derse girebildiklerini belirtmekte ve çocuğu için okul ortamında kolaylaştırıcı kişi bulunmasına izin verilmesi, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının down sendromu dahil tüm engel gruplarında yaygınlaştırılması, kolaylaştırıcı kişi uygulamasına Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer verilmesi taleplerinde bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumunun – / -S. sayılı bilgi-belge talepli yazısına istinaden; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 13/05/2024 tarih ve E- – – sayılı yazıda özetle; 2.1. Çoklu yetersizliği olan öğrencilere sunulan eğitim hizmetlerinin öğrencilerin yeterlilikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilmesi amacıyla öğretim programı uyarlama çalışmalarının gerçekleştirildiği, 2.2. Bu çalışmalar kapsamında 01.04.2020 tarihli ve – -E. sayılı Makam Oluru ile tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin akademik, sosyal ve öz bakım becerilerini okul ortamında desteklemek amacıyla sınıf içinde ve sınıf dışında öğrenciye yardımcı olmak üzere okulda “Kolaylaştırıcı Kişi” uygulamasının başlatıldığı, 2.3. Otizm Spektrum Bozukluğu(OSB)’nun Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2013 yılında yayımladığı

Ruhsal Bozukluklar Tanı ve İstatistik Kitabı-5’e (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders5/DSM-5)göre, sosyal iletişim ve etkileşimdeki kalıcı yetersizlikler, sınırlı/yinelenen davranış örüntüleri, aynılıkta ısrarcılık, rutinlere bağlılık ve duyusal uyaranlara aşırı duyarlılık ya da duyarsızlıkla kendini gösteren ve belirtileri çok yoğun olarak 24 ay ve sonrasında ortaya çıkan bir gelişimsel yetersizlik olduğu ve özel eğitim ihtiyacı olan öğrencinin sosyal etkileşim, iletişim ve uyum problemleri yaşamasına sebep olduğu, 2.4. Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her birinin farklı düzeyde ve çeşitte ihtiyacı bulunabileceğinden bireysel farklılıkları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim hizmetinin sunulduğu, söz konusu düzenlemenin ayrımcı sebeplerden değil otizm spektrum bozukluğu tanısı olan öğrencilerin okul ortamında desteklemek amacıyla velilerinden gelen yoğun talepler üzerine pilot uygulama olarak başlatıldığı, 2.5. “Kolaylaştırıcı Kişi” uygulamasının mevzuatta yer alan bir uygulama olmadığı, farklı model ve uygulamaların uyarlaması olduğu; söz konusu uygulamaya ilişkin izleme ve değerlendirme çalışmalarına devam edildiği ve elde edilecek veriler doğrultusunda gerekli görülmesi halinde düzenleme ve mevzuat değişikliklerinin yapılmasının planlandığı, 2.6. Bakanlığa söz konusu çalışmalarla özel eğitim alanında çalışan öğretmenler ve velilerden gelen talepler göz önüne alınarak özel çocuklar için en faydalı olanın yapıldığı; pilot uygulamalar neticesinde sahaya ilişkin gözlem yapma ve uygulamaların eksik yanlarını gözlemleyerek en mükemmeli ortaya koyma çalışmalarına devam edildiği, 2.7. Anayasa’da sayılan kişi ve gruplar lehine yapılacak farklı uygulamaların pozitif ayrımcılık niteliği taşıması nedeniyle hukuka aykırı sayılamayacağı Anayasa ile teminat altına alındığı; bu noktada eşitlik ilkesine aykırılıktan bahsetmek için her iki özel grup arasında birebir benzerlik aranması gerektiği; Bakanlık tarafından ihtiyaç halinde alınmış bir tedbir kapsamında pilot olarak başlatılan ve mevzuatta henüz düzenlenmemiş olan uygulamanın engellilik temelinde ayrımcılık oluşturduğu iddiasının kabul edilmesine imkân bulunmadığı, Açıklamaları yapılmıştır.

/

3. Kurumumuzun / Başvuru Numaralı ve 13/12/2021 tarihli Gönderme Kararına Aile ve

Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün sayılı cevabı yazıda özetle; 3.1. Tüm eğitim kurumlarının kapsayıcı eğitim sistemine geçmesinin zorluğu düşünüldüğünde; mevcut kaynaştırma sisteminden daha etkin yararlandırılmasının sağlanabilmesi için, özel eğitime gereksinimi olan tüm bireylerin eğitim kurumlarında “kolaylaştırıcı kişi” düzenlemelerinin yapılmasının Ülkemizin EHİS kapsamında taahhüt edilen yükümlülüklerinin yerine getirilmesine ve eşit eğitim hakkının kullanılmasına katkı vereceği, 3.2. Bu nedenle, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan 04/01/2021 tarihli sayılı

Genelgenin kapsamının genişletilerek; eğitim kurumlarında ayrımcılığa neden olmayacak ve ihtiyacı olan tüm özel gereksinimi olan öğrencileri kapsayacak yeni bir çalışmaya ihtiyaç bulunduğu değerlendirildiği, 3.3. Söz konusu talebin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu çerçevede değerlendirilerek tüm özel eğitime gereksinimi olan öğrencileri içerecek şekilde yasal ve idari tedbirlerin alınmasının sağlanması hususu, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(…)Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

4.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve

/

babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”

4.5. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

5.Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin, 5.1.BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Giriş Bölümünde; “İşbu Sözleşme’ye Taraf Olan Devletler, (c) Tüm insan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel, bölünmez, birbiriyle bağlantılı ve karşılıklı bağımlı olma niteliği ile engelli bireylerin bu haklardan herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın yararlanmalarının güvence altına alınması gerekliliğini tekrar teyit ederek, (e) Engelliliğin gelişen bir kavram olduğunu ve engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı gerçeğini kabul ederek, (h) Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek, (i) Bunun yanısıra engelli bireylerin çeşitliliğini kabul ederek, (j) Daha yoğun desteğe ihtiyacı olan engelliler dâhil olmak üzere, tüm engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerektiğini kabul ederek, […] anlaşmaya varmışlardır.”, (v) Fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmasını sağlamadaki önemini kabul ederek, (y) Engellilerin haklarını ve onurunu güçlendiren ve koruyan kapsamlı bir uluslararası sözleşmenin engellilerin ağır sosyal dezavantajlarının ortadan kaldırılmasına ve onların medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlara eşit fırsatlarla katılımının teşvik edilmesine, hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir katkı sağlayacağına ikna olarak, Aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya varmışlardır:”

5.2. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “Engelliliğe dayalı ayrımcılık” siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı kapsamaktadır. Engelliliğe dayalı ayrımcılık makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dâhil her türlü ayrımcılığı kapsar.”, 5.3.“Genel Yü kü mlü lü kler” başlıklı 4’ü ncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tü m engellilerin insan hak ve temel özgü rlü klerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgü rlü klerini gü çlendirmekle yü kü mlü dü r.

Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; ̈ (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tum yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; ̈ ̈ ̈ ̈ (b) Yururlukte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, duzenlemeler, gelenekler ve

̈ uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dâhil uygun tum tedbirleri almayı; (c) Tü m politika ve programlarda engellilerin insan haklarının korunmasını ve gü çlendirilmesini dikkate almayı; (d) Bu Sözleşme’ yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı; ̈ ̈ (e) Kişiler, örgutler veya özel teşebbuslerin engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için

̈ ̈ gerekli tum uygun tedbirleri almayı; [… ]taahhut eder.” 5.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinde, “[…] 2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her tü rlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını gü vence altına alır.3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak ü zere engellilere yönelik makul dü zenlemelerin yapılması için gerekli tü m adımları atar.

4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 5.5.“Engelli çocuklar” başlıklı 7’nci maddesinde; “1.“Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.

2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir”, 3. Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.” 5.6. “Eğitim” başlıklı 24’üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf

Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. …

2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:

(a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.

3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar…

4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, … eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alır. Sözkonusu eğitim engelliliğe ilişkin bilincin artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.” 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları

Sözleşmesinin; 6.1. 22’nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 6.2. 3’üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.” 6.3. 23’üncü maddesinde;“1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. 2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler. 3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana– babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından

etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

8. 1739 Sayılı Millî Eğ itim Temel Kanunu’nun;

8.1. 4’üncü maddesinde; “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. …”

̇

̈ ̆ ̈ ̈ 8.2. 7’nci maddesi “Ilkogretim gormek her Turk vatandaş ının hakkıdır…”

̈ 8.3. 8’inci maddesi “… Ozel eğ itime ve korunmaya muhtac cocukları yetistirmek icin ö zel tedbirler alınır.”

̧ ̧ ̧ ̧

9. 07/07/2018 tarihli ve 30471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri

Yönetmeliğinin, “Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim” başlıklı 22 nci maddesinde; “(1) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürebilirler.

(2) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilirler.

(3) Okul öncesi eğitim, ilköğretim ya da mesleki ve teknik eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okullarında kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilebilir.

(4) Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme birimi oluşturulması zorunludur.

(5) Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu ile Ödül ve Disiplin Kurulu’nda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili alınacak kararlarda BEP geliştirme birimiyle iş birliği yapılır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Başvurucunun iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvurucu, 2. sınıf kaynaştırma öğrencisi olan ve down sendromu tanısı konulan çocuğunun 1. sınıfa kolaylaştırıcı kişi/gölge öğretmen eşliğinde başladığını ve gölge öğretmen desteğinin 2. sınıfta da devam ettiğini, ancak birinci dönemin bitmesine günler kala otizm spektrum bozukluğu bulunan öğrenciler haricinde diğer özel gereksinimi bulunan öğencilerin kolaylaştırıcı kişi desteğinden yararlanamayacağının

bildirildiğini, söz konusu uygulamanın öğrenciler arasında fırsat eşitsizliğine neden olduğunu belirterek çocuğu için okul ortamında kolaylaştırıcı kişi bulunmasına izin verilmesi, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının down sendromu dahil tüm engel gruplarında yaygınlaştırılması, kolaylaştırıcı kişi uygulamasına Özel

Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer verilmesi talepleri ile Kurumumuza başvuruda bulunmıştur.

12. İdare tarafından yapılan açıklamadan, “Kolaylaştırıcı Kişi” uygulamasının mevzuatta yer alan bir uygulama olmadığı, farklı model ve uygulamaların uyarlaması olduğu; söz konusu uygulamaya ilişkin izleme ve değerlendirme çalışmalarına devam edildiği ve elde edilecek veriler doğrultusunda gerekli görülmesi halinde düzenleme ve mevzuat değişikliklerinin yapılmasının planlandığı, söz konusu düzenlemenin ayrımcı sebeplerden değil otizm spektrum bozukluğu tanısı olan öğrencilerin okul ortamında desteklemek amacıyla velilerinden gelen yoğun talepler üzerine pilot uygulama olarak başlatıldığı, Bakanlık tarafından ihtiyaç halinde alınmış bir tedbir kapsamında pilot olarak başlatılan ve mevzuatta henüz düzenlenmemiş olan uygulamanın engellilik temelinde ayrımcılık oluşturduğu iddiasının kabul edilmesine imkân bulunmadığı değerlendrimelerinin yapıldığı görülmektedir.

13. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, bizzat çocuklar tarafından veya çocukların haklarını gözeterek yetişkinler tarafından yapılan başvurularda, çocukların haklarının bütüncül olarak güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

23’üncü maddesinde düzenlenen özel gereksinimli çocukların haklarının güvence altına alınmasını konu edinen başvurularla ilgili yapılacak olan araştırma ve incelemelerin, çocukların üstün yararını gözeten perspektifle, Sözleşme’de güvence altına alınan diğer tüm haklar açısından yapılması gerekmektedir.

14. Başvurucunun, kolaylaştırıcı kişi desteğinden yalnızca otizm spektrum bozukluğu bulunan öğrencilerin yararlanabilmesine yönelik olan idare uygulamasının özel gereksinimi olan öğrenciler arasında fırsat eşitsizliği yarattığı iddiasında bulunarak özel gereksinimi olan öğrenciler arasında ayrım yapılmaması ve söz konusu ayrımın giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınması talebi hakkında yapılacak inceleme ve araştırma aşamasında ulusal ve ulusal mevzuat çerçevesinde düzenlenen eğitim hakkının güvence altına alınması ve desteklenmeleri sürecinde özel gereksinimi olan öğrenciler arasındaki fırsat eşitliğinin sağlanması için alınması gereken yasal, idari, bütçesel önlemlerin alınarak çocuklara gerekli desteğin verilip verilmediği; çocukların ihtiyaçları doğrultusunda makul düzenleme yapılıp yapılmadığı hususlarının incelenmesi amaçlanmaktadır.

15. İlgili İdare tarafından yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere “Kolaylaştırıcı Kişi” uygulamasının mevcut durumda mevzuatta düzenlenmediği, tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin sınıf içinde ve sınıf dışında öğrenciye yardımcı olmak üzere okulda görevlendirilen kişiyi ifade ettiği görülmektedir. Sınıf içi ve sınıf dışında öğrenciye yardımcı olacak kolaylaştırıcı kişinin ise ailenin teklifi, bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme biriminin kararı doğrultusunda belirleneceği hususlarının Bakanlık Makamı Olur’lu “kolaylaştırıcı kişi” konulu 04.01.2020 tarih ve – -E. sayılı yazı ile düzenlendiği ve kolaylaştırıcı kişiden yararanabilecek öğrenciler kapsamına yalnızca kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden “otizm spektrum bozukluğu” olan öğrencilerin alındığı anlaşılmaktadır.

16. Farklı özellikleri ve ihtiyaçları bulunan özel gereksinimi olan çocuklar arasında kolaylaştırıcı kişi uygulaması açısından ilgili idare tarafından farklı bir özel tedbir alındığı görülmektedir. Dolayısıyla, söz konusu uygulamanın kapsamının belirlenmesi sürecinde farklı özel gereksinimi bulunan çocuk gruplarının

/

ihtiyaçlarının da benzer bilimsel yaklaşımlar yoluyla dikkate alınıp alınmadığı, özel gereksinimi olan diğer öğrencilerin özel durumları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarının tespitinin yapılıp yapılmadığı, bu bağlamda kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda onlar açısından makul düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı konusunun idare tarafından açıklığa kavuşturulup kavuşturulmadığı tespitlerinin yapılması gerekmektedir.

17. Dolayısıyla, kolaylaştırıcı kişi desteğinden yalnızca otizm spektrum bozukluğu bulunan öğrencilerin yararlanabilmesine yönelik olan idare uygulamasının özel gereksinimi olan öğrenciler arasında fırsat eşitsizliği yaratıp yaratmadığı tespitinin yapılmasına ilişkin olarak; 17.1. Bilindiği üzere, Türkiye BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ni 30 Mart 2007 tarihinde imzalamış ve

Sözleşme 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’nin Sözleşme’ye ilişkin bir çekince veya beyanı söz konusu değildir. Taraf Devletler’in ayrımcılık yapılmaması ve eşitliğin sağlanmasına ilişkin yükümlülükleri, Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci maddesinde, “[…] Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak ü zere engellilere yönelik makul dü zenlemelerin yapılması için gerekli tü m adımları atar. 4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu

Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” şeklinde düzenlenmiştir. Engelli

Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddelerine göre taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.

17.2.Nitekim Anayasa’nın 10’uncu maddesinde de herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı ve bütün Devlet organları ile idari makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmeleri gerektiği düzenlenmiştir.

17.3.Yine tarafı olduğumuz Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de yer alan hakların engelli çocuklar için yaşama geçirilmesi yönünde alınan önlemlerin, örneğin eğitim alanındakilerin, çocukların toplumlarınca mümkün olduğu kadar kapsanmasını hedef almasının önemli olduğu; engelli çocukların, diğer bütün çocuklar gibi eğitim hakkından herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadan, fırsat eşitliği temelinde yararlanmaları; bu amaca yönelik olarak, “çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve fizikse kapasitesinin mümkün olan en üst düzeye ulaşması için engelli çocukların eğitim imkanlarına etkili erişimlerinin sağlanması gerektiği; taraf Devletlerin bir eylem planı da içeren kapsamlı bir politika geliştirmeleri ve uygulamaları hususlarının Çocuk hakları Komitesi tarafından vurgulandığı görülmektedir.

17.4.Yukarıdaki paragraflarda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere gerek Anayasa’nın gerekse uluslararası insan hakları hukukunun temel prensiplerinden olan eşitlik ve ayrımcılık yapmama, Sözleşme’de taraf Devletlerin engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklayacağı ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alacağı hükmü ile düzenlenmiştir.

17.5.Bu bağlamda, özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarının güvence altına alınması sürecinde ayrımcılığa maruz kalmalarının önüne geçmek üzere uygulanacak engelli odaklı eğitim politikalarının eşitlik ilkesi temelinde geliştirilmesi gerektiği, söz konusu eşitliğin ise mutlak bir eşitlik değil nispi bir

/

eşitlik olduğu; çünkü farklı durumda olanlara eşit davranıldığı durumlarda ayrımcılık yasağının gündeme geleceği zira Engelli Hakları Sözleşmesinin 5’inci maddesinde düzenlenen engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli tedbirlerin alınacağı pozitif yükümlülüğü ve bu düzenlemelerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği emredici hükmü ile Taraf Devler’in eşitlik ve ayrımcılık yasağını nasıl uygulayacaklarını açıklığa kavuşturan Engelli Hakları Komitesi Genel Yorum’ları bir arada değerlendirildiğinde, özel gereksinimi olan çocuklara bazı konularda uygulanan pozitif ayrımcılığın, sözleşme kapsamında eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına engel olmayacağı görülmektedir.

17.6. Nitekim ilgili İdare tarafından tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin akademik, sosyal ve öz bakım becerilerini okul ortamında desteklemek amacıyla sınıf içinde ve sınıf dışında öğrenciye yardımcı olmak üzere okulda kolaylaştırıcı kişi pozitif ayrımcılık uygulaması ile öğrencilerin özel durumları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarının tespitinde bilimsel çalışmaların dayanak gösterilerek eğitim haklarının güvence altına alınmasının amaçlandığı; bu bağlamda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin sosyal, ekonomik ve toplumsal hayata eşit bir şekilde dahil olmalarına yönelik olarak alınan söz konusu özel tedbirin alınması hususunun ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.

17.7. Ancak diğer taraftan, ilgili İdare tarafından tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerinin uyum ve davranış problemlerinin yoğun olarak görülmesi, öğrenci velileri ile sivil toplum kuruluşlarının konuya ilişkin yoğun taleplerde bulunmaları nedeniyle otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere yönelik kolaylaştırıcı kişi uygulaması ile makul uyumlaştırmaya gidildiği açıklaması yapılırken otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler dışındaki diğer farklı özellikleri ve ihtiyaçları bulunan özel gereksinimi olan çocukların ihtiyaçlarının bilimsel araştırmalar yoluyla dikkate alınıp alınmadığı, özel gereksinimi olan diğer öğrencilerin özel durumları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarına ilişkin tespitin yapılıp yapılmadığı, bu bağlamda kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda onlar açısından makul düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı konusunda idare tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı, idare tarafından söz konusu uygulamaya objektif gerekçeler sunulmadığı tespit edilmiştir.

17.8. Başka bir ifadeyle, özel eğitime gereksinim duyan bireylerin tipik gelişim gösteren bireyler ile aynı eğitim ortamında eğitim hizmetlerinden istifade edebilmeleri için beşeri ve fizikî imkânların güçlendirilmesi amacıyla hazırlandığı anlaşılan Milli Eğitim Bakanlığı Kaynaştırma/Bütünleştirme

Yoluyla Eğitim Uygulamaları Ulusal Eylem Planı (2022-2026) incelendiğinde, bütünleştirmenin amacının öğrencileri, aileleri, eğitimcileri ve toplumun diğer üyelerini bir araya getiren okullar yaratma felsefesi olduğu; bütünleştirmenin, iş birliğine açık, destekleyici ve öğrenmeye uygun (öğrenmeye teşvik edici) ortamlarda tüm öğrencilerin öğrenmek için gereksinim duyduğu hizmetlerin ve fiziksel koşulların sağlanması olduğu görülmekte, dolayısıyla, özel gereksinimi olan çocukların her engel türünün ihtiyacına göre alınması gereken özel tedbirin birbirinden farklı olması gerekebileceği, idare tarafından özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarına diğer bireyler ile eşit şartlarda erişebilmesine yönelik taraf Devletlere yüklenen makul uyumlaştırma yapma yükümlülüğünün otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler açısından kolaylaştırıcı kişi görevlendirilmesi suretiyle yerine getirildiği anlaşılırken diğer öğrenciler açısından herhangi br değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

18. Bununla birlikte, Kurumumuza kolaylaştırıcı kişi uygulamasından faydalanma hakkının sadece otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için değil tüm özel gereksinimli çocuklara tanınması talebiyle

Kurumumuza yapılan 2022/5206 dosya numaralı başvuru hakkında verilen 22/09/2022 tarih ve 2022/12233-S. sayılı Tavsiye Kararına ilgili idare tarafındna verilen cevabi yanıtta da kolaylaştırıcı kişi uygulamasına ilişkin izleme ve değerlendirme çalışmalarına devam edildiği ve elde edilecek veriler doğrultusunda gerekli görülmesi halinde düzenleme ve mevzuat değişikliklerinin yapılmasının planlandığı açıklamaları karşısında ilgili idarenin aradan geçen uzun süre akabinde söz konusu çalışmaların ne zaman tamamlanacağı, mevcut durumda çalışmalardan elde edilen veriler kapsamında hangi öğrencilerin kapsama alınabileceği, kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda diğer özel gereksinimli öğrenciler açısından makul düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı hususlarında belirsiziğin hala sürdüğü; ancak diğer taraftan konuya ilişkin olarak öğrenci velileri ile sivil toplum kuruluşlarının Kurumumuza benzer talep ile başvurularının devam ettiği tespit edilmiştir.

19. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar ve ilgili mevzuat çerçevesinde sonuç olarak; özel gereksinimi olan çocukların her engel türünün ihtiyacına göre alınması gereken özel tedbirin birbirinden farklı olması gerekebileceği, idare tarafından özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarına diğer bireyler ile eşit şartlarda erişebilmesine yönelik taraf Devletlere yüklenen pozitif ayrımcılık, makul uyumlaştırma yapma yükümlülüğünün otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler açısından kolaylaştırıcı kişi görevlendirilmesi suretiyle yerine getirildiği anlaşılırken otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler dışındaki diğer farklı özellikleri ve ihtiyaçları bulunan özel gereksinimi olan çocukların ihtiyaçlarının bilimsel araştırmalar yoluyla dikkate alınıp alınmadığı, özel gereksinimi olan diğer öğrencilerin özel durumları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarına ilişkin tespitin yapılıp yapılmadığı, bu bağlamda kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda onlar açısından makul düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı konusunda idare tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı, idare tarafından söz konusu uygulamaya objektif gerekçeler sunulmadığı tespit edildiğinden, idare tarafından uzun süredir yapıldığı belirtilen izleme ve değerlendirme çalışmalarının tamamlanma sürecinin ivedilikle planlanması, çalışma neticesinde tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla öğrenimlerine devam özel gereksinimli çocuklara yönelik engel durumuna göre ihtiyaç ve taleplerinin gözetilerek mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturularak en kısa sürede uygulanmaya başlanması, başvurucunun özel gereksinimi olan çocuğuna kolaylaştırıcı kişi görevlendirilmesi talebinin yukarıdaki açıklamalar doğrultunda yeniden değerlendirilmesi yönünde ilgili idareye Tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

Özel gereksinimi olan çocukların her engel türünün ihtiyacına göre alınması gereken özel tedbirin birbirinden farklı olması gerekebileceği, idare tarafından özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarına diğer bireyler ile eşit şartlarda erişebilmesine yönelik taraf Devletlere yüklenen makul uyumlaştırma yapma yükümlülüğünün otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler dışındaki diğer farklı özellikleri ve ihtiyaçları bulunan çocukların gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarına ilişkin tespitin yapılarak kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda onlar açısından makul düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı açısından idare tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı; söz konusu uygulamaya ilişkin objektif gerekçeler sunulmadığı tespit edildiğinden, ilgili İdare tarafından uzun süredir yapıldığı belirtilen izleme ve değerlendirme çalışmalarının tamamlanma sürecinin ivedilikle planlanması; özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarına diğer çocuklar ile eşit şartlarda erişebilmesine yönelik getirilen kolaylaştırıcı kişi uygulaması konusunda hangi çocuğun kapsama alınacağı hususunun bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimince belirlenmesi, çalışma neticesinde tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturularak en kısa sürede uygulanmaya başlanması, başvurucunun özel gereksinimi olan çocuğuna kolaylaştırıcı kişi görevlendirilmesi talebinin ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi yönünde MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞI’NA TAVSİYE’DE BULUNULMASINA,

Bu kararın BAŞVURUCUYA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/