ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın özel öğretim kurumu açma talebinin, geçmişteki eylemleri nedeniyle reddedilmesi üzerine yapılan itirazı incelemektedir. Başvuran, çocuğunu FETÖ ile bağlantılı bir okula göndermesi gerekçesiyle iş yeri açma izninin verilmediğini, bunun yersiz ve soyut iddialara dayandığını, dolayısıyla hukuki güvenlik ve iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğunu savunmuştur. İdare, başvuranın adli sicil kaydının olmamasına rağmen, müzahir veli kaydının varlığı nedeniyle olumsuz bir değerlendirme yapmıştır.

Danıştay, başvuranın iddialarını değerlendirerek, başvuruya konu işlemin hukuka uygun olmadığını ve başvuranın durumunun yeniden incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, başvuranın yeni bir kurum açma izni talebinin, ilgili mevzuat ve içtihatlar çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi için Şanlıurfa Valiliğine tavsiyede bulunulmuştur. Karar, hukuki belirsizliklerin ve keyfi uygulamaların önlenmesi adına önemli bir içtihat oluşturmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/9581-S.21.15469

BAŞVURU NO : 2021/1840

KARAR TARİHİ : 29/06/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

ŞANLIURFA VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, “suç unsuru olmayan eylemleri hakkındaki mevcut tahdidin kaldırılması” talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/01/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza 27.01.2021 tarihinde Av. tarafından adına

yapılan başvuruda; müvekkil ’in Matematik öğretmeni ve aynı zamanda kurucusu olduğu, şirket kurucusu olarak 2019 yılında Şanlıurfa ili Haliliye ilçesinde Özel Atak Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık Kursu için kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı konusunda Şanlıurfa Valiliği İl Milli Eğitim

Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, bu başvurunun reddedildiği, nedeni sorulduğunda kurum yetkililerince

“2010 yılında çocuğunu Fetö okulluna gönderdiği için talebin reddedildiğinin” ifade edildiği, daha kaliteli bir eğitim almak için müvekkilin çocuğunu 2010 yılında Şanlıurfa Özel Çağlayan İlköğretim Okuluna gönderdiğinin doğru olduğu, gerek müvekkilin gerekse müvekkilin 1. derece yakınları hakkında herhangi bir soruşturma dahi olmamasına rağmen “yersiz ve soyut iddialarla” müvekkilin işyeri açma izninin reddedilmesinin hukuk devleti ve iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğu, bu işlemden ötürü müvekkilin bu aşamada eğitim öğretim kursu açmaktan vazgeçerek şirket payını 3. kişilere devretmek zorunda kaldığı ifade edilmekte ve müvekkil hakkında Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik ve arşiv araştırması neticesinde 5580 sayılı Kanun’un 4/1. maddesine ilişkin tahdidin bulunmasının müvekkili maddi ve manevi anlamda mağdur ettiği iddia edilerek müvekkil hakkında suç unsuru olmayan eylemleri hakkında mevcut tahdidin kaldırılması talep edilmektedir.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 08.02.2021 tarihli ve S sayılı yazısıyla bilgi-belge talep edilmiş olup

Şanlıurfa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 15.02.2021 tarihli ve sayılı yazısında; yapılan inceleme sonucunda Şirketi ortaklarından

’in adli sicil ve arşiv kaydının olmadığı, ancak Şanlıurfa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü

Güvenlik Şube Müdürlüğünün şahıs araştırması hakkındaki (sadece veli kaydı değil, müzahir veli kaydının tespit edilmiş olduğu) bilgisi ile 5580 sayılı Kanun’un 4/1 inci maddesinin “… terör örgütlerine ya da Millî

Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” hükmü birlikte değerlendirildiğinden yersiz ve soyut iddialarla iş yeri açma izni verilmediği iddiasının doğru olmadığının değerlendirildiği hususlarının açıklandığı;

3) Kurumumuzun 04.11.2020 tarihli Gönderme Kararı üzerine verilen Milli Eğitim Bakanlığı Özel

Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 12.11.2020 tarihli ve E. sayılı cevabında; Milli

Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde 19.02.2020 tarihinde yapılan değişiklik ile okullar ve sosyal etkinlik merkezleri dışındaki kurumların kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının Valilikler tarafından düzenlenmekte olduğu ve başvurana ilişkin Şanlıurfa Valiliği İl Milli

Eğitim Müdürlüğünün ret kararının sunulduğu;

Görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”

başlıklı 74 üncü maddesine göre; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

5) 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi”

başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6) 08.02.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun;

6.1) “Kurum açma izni” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bir kurumda öğretime başlayabilmek için kurum

açma izni alınması zorunludur. İzin başvuruları ilgili millî eğitim müdürlüğüne yapılır. Valilikçe yapılan inceleme sonucunda açılması uygun görülen okullar dışındaki kurumlara kurum açma izni verilir.

Valilikçe açılması uygun görülen okullara ilişkin başvurular ise kurum açma izni verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Kurum açma izni talebinin valilikçe reddedilmesi hâlinde, kurucu veya kurucu temsilcisi tarafından taleplerinin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren onbeş iş günü içinde Bakanlığa itirazda bulunulabilir. İtiraz, Bakanlıkça onbeş iş günü içinde karara bağlanır. Kurum açma izni alınmadıkça, kuruma öğrenci kaydı yapılamaz. Kurum açma izni verilmesi, binanın kullanılış amaçlarına ve Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve yeterli bulunmasıyla birlikte aşağıdaki şartların yerine getirilmesine bağlıdır: a) Ders araç-gerecinin kurumun amaç ve ihtiyaçları için yeterli olduğunun bir rapor ile tespit edilmesi. b) Kurumun; yönetici, öğretmen ve diğer personelinin sayı ve nitelikleri yönünden uygun

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

bulunması ve bu kurumda çalışacaklarının belgelendirilmesi. c) Kurumun yönetmelikleriyle öğretim programının Bakanlıkça incelenip onanmış olması. (Değişik beşinci fıkra: 1/3/2014-6528/10 md.)

Milletlerarası özel öğretim kurumları hariç bu Kanun kapsamındaki ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim okulları için 1 Eylül tarihinden sonra verilen kurum açma izinleri, ertesi eğitim-öğretim yılından itibaren geçerlidir. Kurumlara ad verilmesine ilişkin esaslar yönetmelikle belirlenir. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından; hizmet içi eğitim kapsamına giren faaliyetler dışında Kanun kapsamında belirtilen faaliyetler, bu Kanuna göre yetkili makamlardan kurum açma izni alınmadan yapılamaz. Askerî okullar, emniyet teşkilâtına bağlı okullar ve din eğitimi-öğretimi yapan kurumların aynı veya benzeri özel öğretim kurumları açılamaz. (Ek fıkra: 25/11/2010-6082/19 md.) 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye

Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi

Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen izin veya ruhsatlar, bu Kanun kapsamındaki özel öğretim kurumlarını kapsamaz. Özel öğretim kurumları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma ve çalışma ruhsatı Bakanlıkça verilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.

(Ek fıkra: 1/3/2014-6528/10 md.) Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Bakanlığın izin ve denetimine tabidir. Bu faaliyetleri yürütenler, özel öğretim kurumları için bu Kanunda öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür…”

6.2) “Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasında; “(Değişik birinci fıkra: 9/5/2018-7141/11 md.) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.”

7) 20.03.2012 tarihli ve 28239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel

Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin;

7.1) “Kurum açma” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kanunun 3 üncü maddesi hükmü doğrultusunda

özel öğretim kurumlarına kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilir. (2) Kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilebilmesi için aşağıdaki belgeler istenir; a) Form dilekçe (EK-1).

b) (Değişik:RG-19/2/2020-31044) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı… (3) (Değişik:RG-19/2/2020-31044) Gerçek kişilerde kurucu, tüzel kişilerde kurucu temsilcisi, açılacak kurum türü ve seviyesine göre ikinci fıkrada belirtilen belgeler ile kurum açmak için valilik veya kaymakamlıklara müracaat eder. Müracaat eden kişiye, tüm belgelerin eksiksiz olarak alındığının ve müracaat tarihinin yazılı olduğu bir alındı belgesi verilir.

Kaymakamlıklara yapılan müracaatlara ilişkin dosya, üç iş günü içinde bir üst yazı ile valiliğe gönderilir…”

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

7.2) “Bakanlıkça ve valilikçe yapılacak işlemler” başlıklı 6 ncı maddesinde; “(1) (Değişik:RG-

19/2/2020-31044) Yapılan müracaatın; 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, sosyal etkinlik merkezlerinde ise

5 inci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen şartlara, kurum açılacak binanın ve bölümlerinin kurumun

türüne göre Genel Müdürlükçe belirlenerek internet sayfasında yayınlanan standartlara, 3/4/2004 tarihli ve

25422 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Umuma Açık Yerler ve İçkili Yerler ile Resmî veya Özel

Öğretim Kurumları Arasındaki Uzaklıkların Belirlenmesine Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını incelemek üzere il millî eğitim müdürlüğünce beş iş günü içinde, maarif müfettişi/il veya ilçe millî eğitim şube müdürü/eğitim uzmanı/araştırmacılardan en az iki kişi görevlendirilir. Ayrıca, özel ulaştırma hizmetleri mesleki eğitim ve geliştirme kurslarının açılışında 1/2/2017 tarihli ve 29966 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Ulaştırma Hizmetleri Mesleki Eğitim ve

Geliştirme Kursları Yönetmeliğinde, motorlu taşıt sürücüleri kurslarının açılışında 29/5/2013 tarihli ve

28661 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu

Yönetmeliğinde belirtilen müracaat şartları da aranır. Görevlendirilen maarif müfettişi/il veya ilçe millî eğitim şube müdürü/eğitim uzmanı/araştırmacı inceleme raporunu görevlendirme yazısının/onayının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde düzenler ve teslim eder. (2) (Değişik:RG19/2/2020-31044) Birinci fıkra kapsamında düzenlenen inceleme raporunda kurum açılışının uygun görülmesi ve yetkili makamlarca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olduğunun belge ile tespit edilmesi durumunda okul öncesi eğitim kurumu ve sosyal etkinlik merkezlerine ait belgeler, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmek üzere beş iş günü içinde, ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim okullarına ait belgeler ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmek üzere en geç Ağustos ayının ikinci haftasından önce valiliğin uygun görüşü ile birlikte Bakanlığa gönderilir. Diğer kurumlara ise valilikçe uygun görülmesi halinde on beş iş günü içinde kurum açma izni (EK-2) ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı (EK-2/A) düzenlenir…

(12) (Ek:RG-19/2/2020-31044) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olmadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir.”

Şeklinde düzenlemeler olduğu görülmüştür.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, emsal yargı kararları ve tüm

dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kabulü ile başvuranın kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı başvurusunun ilgili mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde yeniden incelenmesi ve karar verilmesi hususunda Şanlıurfa Valiliğine tavsiyede bulunulması ve konu hakkında Milli Eğitim

Bakanlığına bilgi verilmesi gerektiği yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Kurumumuza yapılan başvuruda; ’in Şanlıurfa ili Haliliye ilçesinde Özel Atak Kamu

Personeli Seçme Sınavına Hazırlık Kursu için iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı konusunda Şanlıurfa

Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yaptığı başvurusunun reddedilmesine itiraz edildiği ve ret gerekçesi olarak sunulan “2010 yılında çocuğunu Fetö okulluna göndermesi” hususunun “yersiz ve soyut” olduğu iddiasıyla işyeri açma izninin reddedilmesinin hukuk devleti ve iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğu ve

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

yapılan güvenlik ve arşiv araştırması neticesinde 5580 sayılı Kanun’un 4/1. maddesine ilişkin tahdidin bulunmasının mağduriyet yarattığı ettiği iddia edilerek söz konusu tahdidin kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmıştır.

10) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; adına

kurucu temsilci kuruculuğunda Özel Atak Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık Kursunun açılmak istendiği, söz konusu şirkette başvuranın ortak olduğu, başvuran vekili tarafından, idarenin işlemlerinden ötürü müvekkilin bu aşamada eğitim öğretim kursu açmaktan vazgeçtiği ve söz konusu şirketteki payını 3. kişilere devretmek zorunda kaldığı beyanında bulunulduğu durumları dikkate alındığında, başvuranın bahsi geçen şirkete bağının kalmadığı ve bu şirkete bağlı olarak bir kurum açma izni gibi bir talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, başvuran vekilinin adı geçen şirketi temsile yetkili olmadığı da tespit edilmiştir. Bu kapsamda, ilgili şirket tarafından açılması düşünülen kurs için

Kurumumuzca herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olamayacağı sonucuna varılmakla birlikte, başvuran vekili tarafından, “… 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesine ilişkin tahdidin bulunması şüphesiz müvekkili maddi ve manevi anlamda mağdur etmektedir. Bu bağlamda … mevcut tahdidin kaldırılması hususunda idareye tavsiye niteliğinde karar verilmesini” şeklinde bir talepte bulunulduğu anlaşılmış ve bu beyandan, başvuranın herhangi bir başvuru kapsamında, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi şeklinde bir talebinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak uygulamada; başvuran vekilinin bahsettiği (tahdidin konulması/kaldırılması) şekilde bir işlem bulunmadığı, ayrıca 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında tahdit altına alınma, tahditli kişiler listesi ve/veya bu kapsamda kişilerin kayıt altına alındığı bir veri ortamı (sistem vb.) olmadığı gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; başvuruya konu esas talebin, başvuran tarafından İdareye yeniden bir kurum açma izni için başvurması halinde; ilgili İdarece, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 4/1 maddesi kapsamında olumsuz bir değerlendirme yapılmaması yönünde bir talep olduğu değerlendirilmiş ve inceleme de bu doğrultuda yapılmıştır.

11) Kurumumuz tarafından yapılan incelemeyle somut olayda;

11.1) 09.07.2019 tarihinde, Özel Atak Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık Kursunun açılışı ile ilgili

Haliliye Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne verilen form ve dosyanın Şanlıurfa Valiliği İl Milli

Eğitim Müdürlüğüne iletildiği;

11.2) Şanlıurfa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 23.07.2019 tarihli yazısıyla İl Emniyet

Müdürlüğünden, şirketi adına faaliyete açılması düşünülen Özel Atak Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık Kursu ile ilgili olarak adları verilen kişilerin

Anayasal düzene karşı işlenen suçlar ve Terör Örgütleri kapsamında herhangi bir adli işlemin olup olmadığı, Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatlarının olup olmadığının araştırılarak bilgi verilmesinin istenildiği;

11.3) İl Emniyet Müdürlüğünün 09.08.2019 tarihli cevabi yazısı ekinde KOM ve TEM Şube

Müdürlüklerinin yazılarının sunulduğu ve KOM Şube Müdürlüğünün 09.08.2019 tarihli yazısında, başvuran hakkında herhangi bir adli soruşturmanın olmadığı, başvuranın çocuklarından birinin FETÖ/PDY kapsamında kapatılan Özel Çağlayan İlkokuluna 2013-2014 yılları arasında eğitim gördüğü, okul kayıtlarına ilişkin detaylı bilginin İl Milli Eğitim Müdürlüğünden talep edilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği hususlarının belirtildiği; TEM Şube Müdürlüğünün 05.08.2019 tarihli yazısında ise, başvuranın FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu değerlendirilerek kapatılan Özel Çağlayan

İlkokulunda müzahir veli kaydının bulunduğunun tespit edildiği, terör suçları kapsamında herhangi bir bilgi

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

12) Konuyla ilgili mevzuata bakıldığında; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda, bir

kurumda öğretime başlayabilmek için kurum açma izni alınmasının zorunlu olduğu, izin başvurularının ilgili millî eğitim müdürlüğüne yapılacağı, Valilikçe yapılan inceleme sonucunda açılması uygun görülen okullar dışındaki kurumlara kurum açma izni verileceği, kurum açma izni talebinin valilikçe reddedilmesi hâlinde, kurucu veya kurucu temsilcisi tarafından taleplerinin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren onbeş iş günü içinde Bakanlığa itirazda bulunulabileceği, itirazın, Bakanlıkça onbeş iş günü içinde karara bağlanacağı, kurum açma izni alınmadıkça, kuruma öğrenci kaydı yapılamayacağı, kurum açma izninin verilmesinin, binanın kullanılış amaçlarına ve Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun ve yeterli bulunmasıyla birlikte bazı şartların yerine getirilmesine bağlı olduğu, bu şartlardan birinin de kurumun; yönetici, öğretmen ve diğer personelinin sayı ve nitelikleri yönünden uygun bulunması olduğu ve özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin

Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik

Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartının arandığı, diğer yandan özel öğretim kurumları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma ve çalışma ruhsatının

Bakanlıkça verileceği, Bakanlığın ise bu yetkisini valiliklere devredebileceği; 20.03.2012 tarihli Millî

Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde ise Kanunun 3 üncü maddesi hükmü doğrultusunda özel öğretim kurumlarına kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verileceği, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının verilebilmesi için çeşitli belgeler istendiği, bunlardan birinin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı olduğu, gerçek kişilerde kurucunun, tüzel kişilerde kurucu temsilcisinin, açılacak kurum türü ve seviyesine göre belirtilen belgeler ile kurum açmak için valilik veya kaymakamlıklara müracaat edeceği, müracaat eden kişiye, tüm belgelerin eksiksiz olarak alındığının ve müracaat tarihinin yazılı olduğu bir alındı belgesinin verileceği, Kaymakamlıklara yapılan müracaatlara ilişkin dosyanın, üç iş günü içinde bir üst yazı ile valiliğe gönderileceği; yapılan müracaatın, mevzuatta belirtilen şartlara, uygun olup olmadığını incelemek üzere il millî eğitim müdürlüğünce beş iş günü içinde, maarif müfettişi/il veya ilçe millî eğitim şube müdürü/eğitim uzmanı/araştırmacılardan en az iki kişinin görevlendirileceği, görevlendirilen kişinin inceleme raporunu görevlendirme yazısının/onayının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde düzenleyeceği ve teslim edeceği, düzenlenen inceleme raporunda kurum açılışının uygun görülmesi ve yetkili makamlarca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olduğunun belge ile tespit edilmesi durumunda valilikçe uygun görülmesi halinde on beş iş günü içinde kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının düzenleneceği, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olmadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceği hususlarının hükme bağlandığı görülmüştür.

13) Yapılan değerlendirmede;

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

13.1) Kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı için gerekli belgelerle yapılacak başvuru

üzerine Valilikçe inceleme yapılacağı ve bu inceleme sonucunda açılması uygun görülmesi halinde kurum açma izni verileceği, böylelikle bu hususta Valiliklere takdir ve sorumluluk verildiği, incelemenin ise iki

hususa ilişkin olacağı anlaşılmıştır:

13.1.1) Yapılan müracaatın, mevzuatta belirtilen şartlara, uygun olup olmadığını incelemek üzere il millî

eğitim müdürlüğünce beş iş günü içinde en az iki kişinin (maarif müfettişi/il veya ilçe millî eğitim şube müdürü/eğitim uzmanı/araştırmacılardan olmak üzere) görevlendirileceği, görevlendirilen kişinin inceleme raporunu görevlendirme yazısının/onayının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde düzenleyeceği ve teslim edeceği hususlarının mevzuatta açıkça belirlenmesine rağmen gelen bilgibelgeler içerisinde buna ilişkin evrakın olmadığı görülmüş olup şifahen bu durum sorulduğunda böyle bir incelemenin başlatılmadığı anlaşılmış ve sonuç olarak bu usulun takip edilmediği tespit edilmiştir.

13.1.2) Diğer yandan incelemenin bir parçası olarak yetkili makamlarca yapılacak güvenlik soruşturması

ve arşiv araştırması sonucunda Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartların belge ile tespit edilmesi gerekmektedir.

13.1.2.1) Başvuruya konu uyuşmazlıkta, başvuranın da ortağı olduğu

Şanlıurfa ili Haliliye ilçesinde Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık

Kursu açma talebinin, Şanlıurfa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünün şahıs araştırması hakkındaki müzahir veli kaydının tespit edilmiş olduğu bilgisi ile 5580 sayılı Kanun’un 4/1 inci maddesinin “… terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” hükmünün birlikte değerlendirilmesi neticesinde reddedildiği, başvuran vekilinin başvuran adına yaptığı başvurusunun da aynı değerlendirmelerle reddedildiği anlaşılmıştır.

13.1.2.2) Başvuranın çocuğunu, 2010 yılında Şanlıurfa Özel Çağlayan İlköğretim Okuluna gönderdiğini

kabul ettiği, ancak gerek kendisinin gerekse gerekse 1. derece yakınları hakkında herhangi bir soruşturma dahi olmaması karşısında ret işleminin “yersiz ve soyut iddialara” dayandığının ve bunun da hukuk devleti ve iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğunu iddia ettiği ve suç unsuru olmayan eylemleri hakkında mevcut tahdidin kaldırılmasını talep ettiği;

13.1.2.3) İdarenin ise başvuranın adli sicil ve arşiv kaydının olmadığının doğru olduğu, ancak Şanlıurfa

Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünün şahıs araştırması hakkındaki sadece veli kaydı değil, müzahir veli kaydının tespit edilmiş olduğu bilgisi ile 5580 sayılı Kanun’un 4/1 inci maddesinin

“… terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” hükmü birlikte değerlendirildiğinden yersiz ve soyut iddialarla iş yeri açma izni verilmediği iddiasının doğru olmadığını açıkladığı;

13.1.2.4) Bu çerçevede, söz konusu uyuşmazlığın idare tarafından yapılan değerlendirmenin ve

gerekçesinin hukuka aykırı olup olmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmış olup uyuşmazlığın çözümünün de “müzahir veli kaydının” 5580 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan

“terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı”nı karşılayıp karşılamadığının tespiti ile mümkün olacağı değerlendirilmiştir.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

14) Öncelikle sözlük tanımlarına bakıldığında, Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğünde Arapça

kökenli olan irtibat ve iltisak sözcüklerden “irtibat”ın bağlantı, “iltisak”ın da kavuşma, bitişme, birleşme anlamına geldiği; Arapça kökenli sıfat olan “müzahir”in de “arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı” anlamına geldiği görülmüştür.

15) Emsal yargı kararlarına bakıldığında;

15.1) Anayasa Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve E: 2018/89, K: 2019/84 sayılı kararında; “Dava

konusu kurallarda; terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanların noterliğe kabul edilmemesi, arabulucu ve bilirkişi olamamasının öngörüldüğü; dava dilekçesinde irtibat ve iltisak kavramlarının içeriğinin belirsiz ve öngörülemez olduğu, kuralların sadece OHAL süresince uygulanmakla kalmayıp sürekli nitelik taşıdığı, kamu hizmetine girme hakkına müdahale teşkil ettiği ve bu müdahalenin temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ölçütlere uygun olmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunun ileri sürüldüğü; yapılan değerlendirmede, Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 70. maddesinde hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceğinin hükme bağlandığı, bu hakka sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olmasının, kanunla yapılmasının ve ölçülü olmasının gerektiği, itiraz konusu kuralların, noter, arabulucu ve bilirkişi olabilmek için diğer koşullara ilaveten, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmama şartı getirdiği; noterliğin, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek amacıyla hukuki işlemlerin belgelendirilmesini konu edinen bir kamu hizmeti olduğu, bu hizmetin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayan bireylerce yerine getirilmesinin hukuki güvenliğin ve kamu yararının gerçekleşmesi bakımından önem taşıdığı, bu itibarla noterlik hizmetine girmede aranan terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmama koşulunun görevin gerektirdiği niteliklerden olduğu, bu yönüyle kuralla getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 70. maddesinde belirtilen sınırlama sebebine uygun olarak öngörüldüğü; kurallarda geçen iltisaklı kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramı ise bağlantılı anlamına geldiği, anılan kavramlar genel kavram niteliğinde olmakla birlikte bunların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunun söylenemeyeceği, bu kavramların hukuki niteliğinin ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, kurallar uyarınca söz konusu mesleklere alınmamasını haklı kılacak nitelikte olgusal temele sahip olan bağlantıların iltisak ve irtibat olarak değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, bu değerlendirmenin, cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin belirtilen görevlere alınmasının uygun olup olmadığı yönünde yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı, bu kapsamdaki değerlendirmenin noterlik için atama konusunda yetkili olan Bakanlık tarafından yapılacak olup söz konusu değerlendirme sırasında Bakanlığın, kendisine yapılan bildirimlere bağlı olmaksızın her türlü olay, olgu, bilgi ve bulguyu serbestçe gözetecek olduğu, bunun yanı sıra kurallarda öngörülen terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesinin ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan da söz edilemeyeceği; Arabuluculukla ilgili olarak; arabuluculuğun, görevini eşit ve tarafsız olarak yerine getirmekle yükümlü olunan, taraflarla görüşmelerin olumlu sonuçlanması hâlinde imzalanan anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayıldığı, başvurulması bazı davalar bakımından dava şartı olarak öngörülen bir faaliyet olduğu, bu nitelikleri gözetildiğinde arabuluculuk faaliyetinin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayan kişilerce yerine getirilmesinin kamu yararının sağlanması amacına yönelik olduğu, kuralın, bu amaç bakımından elverişli ve gerekli olmadığının söylenemeyeceği; bilirkişiliğin de, davayla ilgili vakaların takdirinde özel ve teknik bilginin gerekli olması hâlinde hâkim tarafından bilgisi ile oyuna başvurulan ve bu anlamda karar vermede hâkime yardımcı olan, hâkimin izni ile tanıklara veya sanığa doğrudan soru sorabilme ve dava dosyası kapsamında her türlü bilgi ve belgeyi inceleyebilme yetkisini barındıran bir faaliyet olduğu, dava konusu kuralla bilirkişiliğin de terör örgütleriyle ilgisi bulunmayan kişiler tarafından yerine getirilmesinin bu göreve ilişkin kamusal hizmetin doğru, tarafsız ve güvenilir bir şekilde yapılmasını temin etmek suretiyle kamu yararını

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

gerçekleştirmek amacıyla öngörüldüğü ve sonuç olarak açıklanan nedenlerle söz konusu kuralların

Anayasa’ya aykırı bulunmayarak iptal taleplerinin reddine karar verildiği;

15.2) Anayasa Mahkemesi’nin 14.11.2019 tarihli ve E.: 2018/90, K.: 2019/85 sayılı Kararında; “4734

Sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (g) bendinin incelenmesinde, … dava konusu kuralın, terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişilerin doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde kamu ihalelerine katılamayacaklarını öngördüğü; Anayasa’nın 48. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” denilmek suretiyle temel hak ve özgürlükler arasında yer alan çalışma ve sözleşme hürriyetinin güvence altına alındığı, kuralın terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu bildirilen gerçek ve tüzel kişilerin kamu ihalelerine katılamayacaklarını öngörmek suretiyle çalışma ve sözleşme hürriyetini sınırlamakta olduğu, Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denildiği, buna göre çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olmasının, kanunla yapılmasının ve ölçülü olmasının gerektiği, Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin ancak Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak sınırlanabileceği öngörülmüş ise de bunun, düzenlendiği maddede hiçbir sınırlama nedenine yer verilmeyen hakların mutlak olduğu ve bunların hiçbir şekilde sınırlanamayacağı anlamını taşımadığı, Anayasa’nın 5. maddesinde demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığı, terörle mücadele ederek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğini sağlamanın devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamında kaldığında tereddüt bulunmadığı, bu yönüyle millî güvenliğin sağlanması amacıyla çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getirilmesinin mümkün olduğu, kaldı ki kamu ihalelerine katılımın, işin doğasından kaynaklanan bazı sınırlamalara tabi olabileceği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve idari faaliyetlerin yürütülmesi bakımından büyük önem arz eden kamu ihalelerinin belirli şartlar ve buna uygun usuller ile gerçekleştirilmesinin bir zorunluluk olduğu, bu kapsamda ihalelere katılacak kişiler için malî, teknik, mesleki yeterlik yanında güvenlik koşullarının da belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu, millî güvenliğin kuşkusuz kamu ihalelerine katılım yönünden işin doğasından kaynaklanan bir sınırlama sebebi olarak değerlendirilebileceği, bu kapsamda terör örgütleri ile irtibat veya iltisakı tespit edilenlerin kamu ihalelerine katılmamasını öngören kuralın millî güvenlik amacı ile öngörüldüğünün ve anayasal anlamda meşru bir amaç taşıdığının söylenebileceği, belirtilen amaca yönelik olarak kanun koyucu tarafından idari önlemler öngörülebileceğinın açık olduğu, öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında çalışma ve sözleşme hürriyetini sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin bulunmasının yeterli olmadığı, yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği, temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının Anayasa’nın 2.

maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasının, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesinin gerektiği (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 153), kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 154), kuralla terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kamu ihalelerine katılamayacakları öngörülmekte olup kuralda geçen iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramı ise bağlantılı anlamına geldiği, anılan ibareler genel kavram niteliğinde olmakla birlikte bunların katagorik olarak belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunun söylenemeyeceği, millî güvenlik bakımından sakınca oluşturabilecek fiil veya durumları nedeniyle kişilerin kamu ihalelerine katılamamalarını düzenleyen kuralın kanun koyucu tarafından getirilen idari bir önlem niteliğinde olduğu, bu çerçevede millî güvenliğin sağlanması amacıyla kuralda öngörülen sınırlamaların elverişli ve gerekli olmadığının söylenemeyeceği, bununla birlikte idari önlemlere başvurulabilmesinin bu önlemler bakımından sınırsız bir yetkiye sahip olunması anlamını taşımadığı, kuralın, terör örgütleriyle iltisaklı yahut irtibatlı olma bakımından Emniyet

Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan bildirimi esas almakta olduğu; bu yönde bir bildirim yapılması hâlinde kişilerin otomatik olarak kamu ihalelerine katılamaması veya ihale dışı bırakılması sonucunu doğurmakta olduğu, kişiler hakkında ortaya çıkan bu sonucun belli bir süreyle de sınırlı olmadığı, ayrıca kuralın bu konuda yapılacak yargısal denetimin de etkinliğini sınırlayabilecek şekilde düzenlendiği ve yargısal süreçte idari işlem denetlenirken ihaleye katılacak gerçek ve tüzel kişilerin terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı olduğu konusunda ilgili kolluk biriminin bildiriminin bulunup bulunmadığıyla sınırlı bir denetim yetkisi olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan bildirimin kural olarak ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu bulunmadığı, diğer bir ifadeyle bu kapsamdaki değerlendirmeye esas alınan olay ve olguların istihbarî nitelikte olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu nedenle kamu ihalelerini gerçekleştiren idarelerce tesis edilecek işlemlerle ilgili yargısal denetimin daha da önemli hâle geldiği, ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu olmayan güvenlik kurumlarınca yapılacak değerlendirmenin otomatik sonuç doğurması ile idarelere ve idari işlemi denetleyecek mahkemelere gerçek ve tüzel kişilerin terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisinin verilmemesinin, söz konusu bildirimlerin doğruluğunu denetleme ve gerçek duruma göre idari işlem tesis etme imkânını önemli ölçüde sınırladığı, Kanun’da anılan yetkinin kuralın getiriliş amacına uygun olarak kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki olası keyfilikleri önleyecek yasal güvencelere de yer verilmediğinin görüldüğü, belirli bir süreyle sınırlı olmayan ve kamu ihalelerini yapan idareler ile bu işlemleri denetleyecek mahkemelere kural olarak değerlendirme yapma imkânı vermeyen düzenlemenin yukarıda belirtilen sonuçları dikkate alındığında çalışma ve sözleşme hürriyetine yönelik orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldığı ve kuralın

Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu denilerek 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale

Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (g) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle karar verildiği;

15.3) Danıştay Beşinci Dairesinin 23.06.2020 tarihli ve E. 2016/57781 ve K. 2020/2649 sayılı

kararında; “Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu

Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan tüm parasal ve özlük haklarının hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.

….

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.

Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını

”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.

Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.”

15.4) Danıştay 13. Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve E: 2018/3056 K: 2018/3074 sayılı kararında;

“Belediye Başkanlığınca açık ihale usulü ile gerçekleştirilen bir ihalenin 1. kısmına ilişkin olarak yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine dair Kamu İhale Kurulunun 07/02/2018 tarih ve 2018/UM.II-366 sayılı kararının iptalinin istenildiği, İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı şirket hakkında yapılan araştırma sonucunda Olağanüstü Hal Komisyonunun 25/12/2017 tarihli yazısı ekinde güvenlik soruşturması sonucu edinilen bilgiler doğrultusunda “şirket yetkilisi olan kişinin çocuklarının KHK ile kapatılan bir kolejde 2015 ve 2016 yıllarında öğrenim gördüğü” şeklinde istihbari bilgi notunun bulunduğu, anılan bilgi notuna istinaden yapılan değerlendirme sonucunda ihaleyi yapan idarece, davacı şirket 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 11. maddesinin (g) bendinin verdiği yetkiye istinaden bu kapsamda görülerek değerlendirme dışı bırakılmış ise de; ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasının kararında “davacı şirket yetkilileri hakkında şu ana kadar … kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

ayrıca şirket ortağı …’nin kapatılan … müzahir …’nin öğrencisi velisi olması 4734 sayılı Kanunun 11/a-g maddelerine aykırılık teşkil etmediği, ilgili şirketin herhangi bir yasaklılık halinin bulunmadığı, ihaleye katılmasında ve ihaleyi kazanmasında başkaca herhangi bir yasal engel ve aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi karşısında Olağanüstü Hal Komisyonu’nca gönderilen bilgi notunun ilgili mevzuat dahilinde davacı şirketin terör örgütü ile iltisakı kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varıldığı, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; davalı idare tarafından, ihaleyi gerçekleştiren idarece davacı hakkında ilgili birimlerden gerekli araştırmaların gerçekleştirildiği, bu araştırmaların ihaleye teklif veren diğer istekliler yönünden de yapıldığı, söz konusu birimlerden alınan bilgi ve belgeler doğrultusunda işlem tesis edildiği, ihale komisyonu kararında davacının teklifinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 11. maddesinin (g) bendi kapsamında değerlendirilmesi noktasındaki takdir ve sorumluluğun idarede olduğu, anılan hüküm gereğince terör örgütlerine iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu bildirilen gerçek ve tüzel kişilerin ihale dışı bırakılıp bırakılmaması hususunda idarelerin herhangi bir takdir yetkisinin olmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin bağlı yetki niteliğinde olduğu, ihaleyi gerçekleştiren idarelerin savcılık aracılığıyla güvenlik soruşturmasını yürütme yükümlülüğünün bulunmadığı, Mahkeme kararında belirtilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 28/02/2018 tarihli olduğu, bu tarihin ihaleyi gerçekleştiren idarece yapılan güvenlik soruşturması tarihinden sonra olduğu hususlarının ileri sürüldüğü, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulmasının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu, temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun oduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının onanmasına oybirliğiyle karar verildiği;

15.5) Danıştay 13. Dairesinin 08.01.2018 tarihli ve E: 2017/1833 ve K: 2018/75 sayılı kararında;

davanın, Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezince 07.12.2016 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Bina ve Açık Alanlarının 20 (yirmi) Personel İle Temizlik İşinin 01.01.2017 Tarihinden

31.12.2019 Tarihine Kadar İhtiyaç Duyulan Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından

yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine dair 01.03.2017 tarih ve 2017/UH.II-683 sayılı Kamu İhale

Kurulu (Kurul) kararının iptali istemiyle açıldığı, İdare Mahkemesi’nce, 4734 sayılı Kamu İhale

Kanunu’nun “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, terör örgütleri ile iltisakı veya irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü yahut Milli İstihbarat Teşkilâtı tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişilerin kamu ihalelerine katılamayacağı açık ise de, uyuşmazlıkta, ihaleyi yapan idare tarafından, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nce düzenlenen araştırma tutanağı esas alınarak işlem tesis edildiği, anılan Kanun hükmü uyarınca araştırmanın Emniyet Genel Müdürlüğü yahut

Milli İstihbarat Teşkilâtı tarafından yapılması gerektiğinden dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın davalı idare tarafından temyiz edildiği, 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 678 sayılı

Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 30. maddesiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 11. maddesine eklenen (g) bendi ile, terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişilerin doğrudan, dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamayacakları, bu yasağa rağmen ihaleye katılan isteklilerin ihale dışı bırakılacağı, bu bent kapsamındaki bildirimlere ilişkin usül ve esasların Bakanlar Kurulu’nca belirleneceği hususlarının kurala

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

bağlandığı, dosyanın incelenmesinden, Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından

07.12.2016 tarihinde gerçekleştirilen “Bina ve Açık Alanların 20 (yirmi) Personel İle Temizlik Hizmet

Alımı” ihalesine 6 isteklinin katıldığı, ihaleyi yapan idarece Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nden 17.12.2016 tarih ve 780-38 sayılı yazı ile, anılan ihaleye teklif veren davacı şirket hakkında, 4734 sayılı Kanun’un 11.

maddesinin (g) bendi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmanın yapılarak sonucundan bilgi verilmesinin istenildiği, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün 31.12.2016 tarih ve 59761 sayılı yazısı ve ekinde gönderilen araştırma tutanağına istinaden davacı şirketin ihale dışı bırakıldığı, anılan karara karşı davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, Ankara İl Emniyet

Müdürlüğünün 31.12.2016 tarih ve 59761 sayılı yazısı ekinde gönderilen “gizli” ibareli araştırma tutanağında, “davacı şirketin ortaklarının … ve … olduğu, …ün FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olabileceği değerlendirilen kurum/kuruluşlar ile irtibatının olabileceği, GBT kayıtlarında

“ihaleye fesat karıştırmak” suçundan dolayı “yakalandı” kaydının olduğu, erkek kardeşinin Sağlık

Bakanlığında “doktor” olarak çalışıyorken Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği ve … Turizm Eğitim Hizmetleri inşaat Taahhüt A.Ş. isimli iş yerinde çalıştığı, …’ın ise …’ın eşi olduğu, kardeşi …’ın Bank Asya’da hesap kayıtlarının olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü güdümünde faaliyet yürüttüğü bilinen dershane ve özel eğitim kurumlarında çalışmış olabileceği, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olabileceği değerlendirilen kurum/kuruluşlar ile irtibatının olabileceği, diğer kardeşi …ün

Bank Asya hesap kayıtlarının olabileceği ve Fatih Üniversitesi’nde eğitim gördüğü, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir iş yerlerinde çalışmış olabileceği, UYAP kayıtlarında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dolayı Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 2016/3037 sayılı dosyasında “aranıyor” kaydının bulunduğu, …ün annesi …ün Bank Asya hesap kayıtlarının olduğu” tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü, aktarılan araştırma tutanağı incelendiğinde, tutanakta, “davacı şirketin ortaklarının … ve …

olduğu, …ün da …ün eşi olduğu” bilgisine yer verildiği, dosyaya sunulan 22.09.2015 tarih ve 8911 sayılı

Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nden, …ün % 10 hissesini 16.09.2015 tarihli hisse devir sözleşmesiyle …’a devrettiği, bu tarihten sonra şirketin tek ortağının … olduğu, yine dosyaya sunulan 16.11.2017 tarihli nüfus kayıt örneğinden, … ün … ün eşi olduğu anlaşılmakta ve araştırma tutanağında yer alan bahse konu bilginin gerçeği yansıtmadığı; öte yandan, davacı şirketin % 100 hissesinin sahibi olan …ün kendisi, eşi ve yakınlarına yönelik anılan tutanakta yer alan diğer bilgilerin de varsayıma dayalı soyut ifadelerden ibaret olduğu, davacı şirketin FETÖ/PDY terör örgütüyle veya başka terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunmadığının görüldüğü; 4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (g) bendinde yer alan “Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler” ifadesi uyarınca haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadeler yerine, hukukî denetime elverişli bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiğinin kuşkusuz olduğu, aavacı şirketin tek sahibinin … olduğu, araştırma tutanağında, kendisi ve şirket hakkında FETÖ/PDY terör örgütüyle veya diğer terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatının bulunduğuna dair herhangi bir soruşturma veya bu hususta açılmış dava bilgisine ya da başka bir bilgi ve belgeye yer verilmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla, kesin istihbarat bilgisinin değil, “… olabileceği” şeklindeki tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerin yer aldığı araştırma tutanağına istinaden davacı şirketin ihale dışı bırakılmasında ve bu karara yönelik yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kamu İhale Kurulu kararında hukukî isabet, işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Ankara 5. İdare Mahkemesinin 06.06.2017 tarih ve E:2017/755, K:2017/1649 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına oyçokluğuyla karar verildiği;

15.6) Danıştay 13. Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve E. 2018/4015 ve K. 2019/408 sayılı kararında; “…

Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nca 05/03/2018 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen

“… İli … İlçesi 8 Derslikli … İlköğretim Okulu Yapım İşi” ihalesine yönelik olarak davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin Kamu İhale Kurulu’nun 12/06/2018 tarih ve 2018/UY.I-1163 sayılı kararının iptali istenilmiştir.

… İdare Mahkemesi’nce; uyuşmazlık konusu ihalenin ihalesinin davacı şirket üzerinde bırakıldığı, davalı idareye … Valiliği tarafından gönderilen 09/04/2018 tarih ve 6263 sayılı yazıda, en avantajlı teklif sahibi olarak belirlenen davacı firma yetkilisi …’ın 4734 sayılı Kanun’un 11/g maddesi kapsamında terör örgütleri ile iltisaklı olduğunun bildirildiği, bu nedenle 27/04/2018 tarihli düzeltici komisyon kararı ile davacı şirketin teklifinin 4734 sayılı Kanun’un 11/g maddesi kapsamında ihale dışı bırakıldığı, davacı tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunda, Kurul tarafından, idareden ihale sürecinin son durumuna ilişkin bilgi ve belge talebinde bulunulduğu, alınan cevapta, … Valiliği tarafından davacı firmanın yetkilisine ilişkin yapılan araştırmada herhangi bir ilişik kaydına rastlanılmadığının belirtildiği, davacı şirket yetkilisi …

hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … tarih ve Soruşturma No:… sayılı kararıyla terör örgütü üyeliğine ilişkin olarak hakkında kamu davası açmaya yetecek şüphe içeren delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, söz konusu durum ile ilgili olarak ihaleyi gerçekleştiren idarenin bilgilendirildiği, idare tarafından ise, İçişleri Bakanlığı’na gönderilen yazıda, 4734 sayılı Kanun’un 11/g maddesi kapsamında yapılan işlem nedeniyle daha önce başlatılmış olan yasaklama sürecinin sona erdirilmesi hususunda talepte bulunulduğu, fakat idarece tespit edilen yeni duruma ilişkin olarak ikinci bir düzeltici komisyon kararı alınmadığı, bu durumda, ihale tarihi olan 05/03/2018 tarihi itibarıyla hakkında …

Cumhuriyet Başsavcılığı’nca … silahlı terör örgütü kapsamında adli soruşturma yürütüldüğünün sabit olduğu, 4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi çerçevesinde davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir…

Uyuşmazlık konusu ihale üzerinde bırakılan davacı şirketin yetkilisi olan …’ın, 4734 sayılı Kanun’un 11/g madde kapsamında terör örgütleri ile iltisaklı olduğunun … Valiliği tarafından ihaleyi gerçekleştiren idareye bildirilmesi üzerine, 27/04/2018 tarihli düzeltici komisyon kararı ile, davacı şirket ihale dışı bırakılmıştır.

Söz konusu karara karşı davacı tarafından idareye yapılan şikâyet başvurusunda sunulan … Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın … tarih ve Soruşturma No:… sayılı kararında “terör örgütü üyeliğine ilişkin olarak hakkında kamu davası açmaya yetecek yeter şüphe içeren delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği” belirtilmesine ve buna müteakip ihaleyi gerçekleştiren idare tarafından İçişleri

Bakanlığı’ndan daha önce başlatılmış olan yasaklama sürecinin sona erdirilmesi hususunda talepte bulunulmasına rağmen ihale komisyonu tarafından yeni bir düzeltici işlem gerçekleştirilmeyerek şikâyet başvurusu reddedilmiştir.

Davacının şikâyet başvurusunun idarece reddedilmesi üzerine Kamu İhale Kurumu’na yaptığı itirazen şikâyet başvusuru sonucunda, Kurul tarafından, davacının herhangi bir ilişik kaydına rastlanılmadığı, bu durumdan haberdar olunmasına rağmen idarece yeni bir komisyon kararı tesis edilmediği ve davacının ihale dışında bırakılıp bırakılmayacağı hususunun takdir ve sorumluluğunun idarede olduğundan bahisle başvurunun reddine karar verilmiştir.

Anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, ihalenin, “Bu Kanunda yazılı usul

ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri” ifade ettiği belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında, “Aşağıda sayılanlar doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamazlar: … g)Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu, Millî İstihbarat

Teşkilâtı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler.”; dördüncü fıkrasında, “Bu yasaklara rağmen ihaleye katılan istekliler ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir. Ayrıca, bu durumun tekliflerin değerlendirmesi aşamasında tespit edilememesi nedeniyle bunlardan biri üzerine ihale yapılmışsa, teminatı gelir kaydedilerek ihale iptal edilir.” kuralı yer almıştır.

Anılan Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 08/03/2018 tarih ve 30554 sayılı Resmî

Gazete’de (Mükerrer) yayımlanan 7071 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle “Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler.” şeklinde değiştirilmiştir…

Dava konusu işlemin sebep unsuru, davacı şirketin yetkilisi olan …’ın 4734 sayılı Kanun’un 11/g maddesi kapsamında terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu iddiasıdır. Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle …’ın idari işlemin gerçekleşmesine neden olan terör örgütleri ile iltisak durumunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Olayda, … Valiliği’nin 20/03/2018 tarih ve sayılı yazısıyla ihale üzerinde kalan davacı şirketin yetkili temsilcisi olan …’ın … terör örgütü şüphelisi şerhi olduğu önce … Valiliği’ne, daha sonra ihaleyi gerçekleştiren idareye bildirilmiştir. Bu belgede yer alan bilgiye dayanılarak ihale komisyonu tarafından düzenleyici işlem tesis edilerek davacı firma ihale dışı bırakılmıştır. Sonrasında ise, … Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın … tarih ve Soruşturma No:… sayılı kararıyla, … hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, bu durum … Valiliği tarafından 14/05/2018 tarih ve sayılı yazı ile … Valiliği’ne iletilmiş ve … Valiliği’nce 18/05/2018 tarih ve sayılı yazıyla ihaleyi yapan idareye bildirilmiştir. Söz konusu yazıdan önce davacı tarafından idareye yapılan şikâyet başvurusunda da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sunulmuş, fakat ihale komisyonu tarafından düzeltici işlem yapılmasına gerek görülmemiştir.

Bu durumda, her ne kadar ihale tarihinde adli soruşturma olsa da, uyuşmazlığa konu ihale kapsamında davacı şirket yetkilisi …’ın 4734 sayılı Kanun’un 11/g maddesinde belirtilen terör örgütleri ile iltisaklı olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ve belge olmaması, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve söz konusu kararın şikâyet ve itirazen şikâyet aşamalarında sunulmuş olmasına rağmen dikkate alınmaması, dava konusu işlemi sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hâle getirdiğinden davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.”

15.7) Danıştay 13. Dairesinin 13.03.2018 tarihli ve E. 2017/1613 ve K. 2018/955 sayılı kararında;

“Dava, davacı şirket tarafından, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce 28.11.2016 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “2017 Yılı Araç Kiralama” ihalesine ilişkin olarak yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine dair 01.02.2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açılmış,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

İdare Mahkemesi’nce; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 11.

maddesinde, terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu, Milli İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet

Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen isteklilerin ihale dışı bırakılacağının açıkça düzenlendiği, MİT

Müsteşarlığı’ndan gelen ve Mahkemece de görülen bilgi doğrultusunda davacı şirketin ihale dışı bırakılarak, ihalenin işlem tarihi itibarıyla terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde Milli

İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından davalı idareye verilmiş bir bilgi bulunmayan ve en ekonomik 1. teklifi sunan Kaya Seyahat Tur. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakılmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından bu karara karşı itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu, MİT raporu doğrultusunda tesis edilen itirazen şikayet başvurusunun reddine dair 01.02.2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı Kamu İhale Kurulu kararında rapora istinaden alınmış olması sebebiyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.

22.11.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 678 sayılı KHK ile 4734 sayılı Kamu

İhale Kanunu’nun “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı 11. maddesinde değişiklik yapılarak, terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu, Milli İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen isteklilerin ihale dışı bırakılacağı belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nca

28.11.2016 tarihinde “2017 Yılı Araç Kiralama” ihalesinin gerçekleştirildiği, ihalede davacı şirketin de

aralarında bulunduğu 3 şirketin istekli olduğu, ihaleyi yapan idare tarafından 29.11.2016 tarih ve 45644 sayılı yazı ile yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca ihaleye katılan isteklilerin terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı hakkında ilgili mercilerden bilgi istenildiği, MİT

Müsteşarlığı’ndan gelen bilgi doğrultusunda davacı şirketin ihale dışı bırakılmasına ve ihalenin en ekonomik 1. teklifi sunan Kaya Seyahat Tur. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. üzerinde kalmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından bu karara karşı yapılan şikayet ve itirazen şikayet başvurularının reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dairemizce 21.11.2017 tarihinde yapılan ara kararı ile, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’ndan; dava konusu ihalede tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında davacı firmanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilişkisi olduğundan bahisle teklifinin Kamu İhale Kanunu’nun 11/1-g bendi uyarınca değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe olarak gösterilen ve anılan Kanun hükmü gereği Müsteşarlık tarafından tanzim edilen

09.12.2016 tarih ve 11.010.210.03.019.2952-4-58/901-92444467 sayılı işlemin istenilmesine karar

verilmiş; MİT Müsteşarlığı tarafından tanzim edilen bu işlemin (raporun) içeriğinin Dairemizce görülmesi üzerine, 04.01.2018 tarihinde yapılan ara kararı ile, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan; davacı Hilal Tur

Seyahat Turizm Ticaret Ltd. Şti.’nin, 29.05.2015 tarihi itibarıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71’inci maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nca (BDDK) TMSF’ye devredilen ve tasfiye halinde bulunan Asya Katılım Bankası A.Ş.’de (Bank Asya)

hesabının bulunup bulunmadığının sorulmasına, bulunduğu takdirde ise davacı şirkete ait ayrıntılı hesap dökümünün istenilmesine karar verilmiştir.

Anılan ara kararlarına karşı ilgili idareler tarafından verilen cevapların değerlendirilmesinden; davacı şirketin Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) Ankara/Siteler Şubesinde 1 adet vadesiz mevduat hesabının olduğu, bu hesabın 17-25 Aralık süreci öncesinde 14.02.2013 tarihinde açıldığı, bu tarihten itibaren 18.03.2014 tarihine kadar çok sayıda alacak veya borç kaydı ile hesap hareketinin bulunduğu,

18.03.2014 tarihi itibarıyla Bank Asya ile yapılan işlemlerin sonlandırıldığı ve bu tarihten sonra davacı

tarafından aktif ya da pasif herhangi bir işlem yapılmadığı, son olarak hesapta kalan 8,67-TL paranın hesap

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

işletim ücreti adı altında banka tarafından çekildiği ve bu tarihte hesabın sıfırlandığı, bu tarihten sonra herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı; hesap hareketleri tarih, miktar ve işlem içeriği bakımından incelendiğinde ise; her ayın belirli günlerinde davacıya ait farklı banka hesaplarından Bank Asya hesabına

EFT yoluyla para aktarıldığı, aktarılan paranın miktar bakımından tamamının (TL veya kuruş düzeyindeki farklılıklar hariç) “maaş ödemesi” kaydıyla aynı gün içinde 3. kişilere gönderildiği, bu bakımdan hesap hareketlerinin, davacı şirketin Banka Asya’da bulunan hesabının yalnızca taşeron firma işçilerine yapılan maaş ödemesi nedeniyle hesap işletim/eft/havale ücreti alınmadığı için kullanıldığı, taşeron firmalara ödeme yapılacağı gün bu hesaba para aktarıldığı ve aynı gün “maaş ödemesi” kaydıyla hesaptan para çıkışının yapıldığı iddiası ile uygunluk gösterdiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Bank Asya kayıtlarında davacı şirkete ait çek/senet kaydı, kiralık kasa kaydı, kredi kartı kaydı ve davacı şirket tarafından kredi ya da teminat mektubu kullanılmadığından kredi veya teminat kaydı bulunmadığı görülmektedir.

Öte yandan, davacı şirket ve şirket ortakları hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçu nedeniyle

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada (Sor.No. 2016/154964, Kar. No.

2017/16852), “Pol-net ortamında yapılan sorgulamada şüphelilerin Bank Asya’da 23 Aralık 2013 tarihinden sonra hesap artışlarının olmadığı, Bylock isimli haberleşme programını kullandıklarına yönelik herhangi bir kaydın bulunmadığı, terör örgütü yöneticileri olarak bilinen kişiler ile aralarında iletişim araçlarıyla bir irtibatlarının bulunmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik olarak yürütülen soruşturmalarda şahısların kayıtlarının bulunmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün şirketlerinden

SSK kayıtlarının bulunmadığı, şahısların herhangi bir derneğe üyeliklerinin olmadığı” gerekçesiyle delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, yasal süresi içinde itiraz edilmediğinden anılan kararın kesinleştiği görülmektedir.

Bu durumda, davacı şirkete ait Bank Asya’da bulunan hesap hareketlerine son işlem tarihi de dikkate alınarak bakıldığında, 17-25 Aralık sürecinden sonra hesapta para tutma ya da hesapta bulunan para miktarını artırma yönünde işlemlerin bulunmadığı, aksine davacı tarafından hesaba yatırılan paranın çoğu kez aynı gün çekildiği ve hesapta para tutmama yönündeki iradenin bunu destekler nitelikte olduğu; hesap hareketlerinin içeriği incelendiğinde, her ayın belirli günlerinde yatan paranın yalnızca “maaş ödemesi” kaydıyla çıkışının yapıldığı ve davacıya ait kredi, teminat vb. kaydın bulunmamasının bu hesabın sadece eft/havale/hesap işletim ücreti almaması nedeniyle taşeron firma işçilerine maaş ödenmesi amacıyla kullanıldığını ortaya koyduğu; MİT Müsteşarlığı tarafından davacı şirkete veya ortaklarına yönelik başka herhangi bir tespitin olmadığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği hususları da dikkate alındığında, davacı şirketin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacı firmanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilişkisi olduğundan bahisle teklifinin Kamu

İhale Kanunu’nun 11/1-g bendi uyarınca değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin 01.02.2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı Kamu İhale Kurulu kararında hukuka uygunluk, bu işleme karşı açılan davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”

15.8) Danıştay 13. Dairesinin 20.05.2019 tarihli ve E.2018/977 ve K. 2019/1748 sayılı kararında; “…

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce pazarlık usulü ile gerçekleştirilen “… İmam Hatip Ortaokuluna Donatım

Malzemesi Alımı” ihalesinin davacı üzerinde bırakıldığı, 16/05/2017 tarihli yazı ile … İlçe Olağanüstü Hal

Bürosu’ndan davacının bir terör örgütü ile bağlantısının olup olmadığının sorulduğu, gelen 30/05/2017

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

tarihli cevap yazısında davacı hakkında yapılan araştırmada terör örgütü ile iltisaklı olan ve 667 sayılı KHK ile faaliyetine son verilen … Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne üye olduğunun bildirildiği, bu nedenle … Kaymakamlığı’nın 06/06/2017 tarih ve … sayılı kararı ile ihalenin iptal edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı 11. maddesinin birinci

fıkrasında, “Aşağıda sayılanlar doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamazlar:”; 22/11/2016 tarih ve 29896 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

678 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname’nin (KHK) 30. maddesiyle birinci fıkraya eklenen (g) bendinde, “Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu, Millî İstihbarat Teşkilâtı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler”; dördüncü fıkrasında, “Bu yasaklara rağmen ihaleye katılan istekliler ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir. Ayrıca, bu durumun tekliflerin değerlendirmesi aşamasında tespit edilememesi nedeniyle bunlardan biri üzerine ihale yapılmışsa, teminatı gelir kaydedilerek ihale iptal edilir.”; beşinci fıkrasında, “Birinci fıkranın (g) bendi kapsamındaki bildirimlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.” kuralı yer almıştır.

Bilâhare, Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 23/01/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî

Gazete’de yayımlanan 684 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle “Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî

İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler” şeklinde değiştirilmiştir.

Dava konusu işlem, … Kaymakamlığı İlçe Olağanüstü Hal Bürosu’nun 30/05/2017 tarih ve 24953926-530E.1856 sayılı yazısında belirtilen davacıya ilişkin yapılan tespit üzerine tesis edilmiştir. Söz konusu yazıda,

4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında sorgulanan davacının, 667

sayılı KHK ile faaliyetine son verilen … Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne üye olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, bunun üzerine davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılarak ihalenin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümlenmesi için gerekli görüldüğünden, Dairemizin 03/12/2018 tarihli ara kararı ile …

Valiliği’nden; Davacı …’nın, İl Dernekler Müdürlüğü’nün 23/05/2017 tarih ve 5972 sayılı yazısından, terör örgütleri ile iltisaklı olan ve 667 sayılı KHK ile faaliyetine son verilen “… Aktif Sanayici ve İş Adamları

Derneği”ne üyeliğinin bulunduğunun anlaşıldığı, davacının anılan derneğe hangi tarihte üye olduğu, dernek kapatıldığı sırada üyeliğinin devam edip etmediği, söz konusu derneğin yönetim ve organizasyon işlerinde görev üstlenip üstlenmediği, derneğe aidat yatırıp yatırmadığını ve dernek ile ilişkisini gösteren tüm bilgi ve belgeler istenilmiş, … Valiliği tarafından verilen 17/01/2019 tarih ve 85514762-703.06-E.799 sayılı cevapta; davacının … Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne 30/01/2012 tarihinde üye olduğu, 2013,

2014 ve 2015 üye aidatlarını ödediği, dernek yönetiminde görev almadığı bildirilmiş, Dairemizin

14/03/2019 tarihli ara kararı ile bu defa … Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan; davacı … hakkında …/… terör örgütüne iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle adlî soruşturma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise soruşturma sürecine ilişkin tüm bilgi ve belgeler istenilmiş, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 24/04/2019 tarih ve 2019/432 MUH sayılı cevapta, “Uyap kayıtlarında 24/04/2019 tarihi itibarıyla yapılan sorgulamada … için …/… kapsamında yürütülmekte olan herhangi bir soruşturma kaydına rastlanılmadığı” bildirilmiştir.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Terör

örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler” ifadesi uyarınca haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, hukukî denetime elverişli güncel bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.

Dairemizin ara kararlarına verilen cevaplardan, davacı hakkında, …/… terör örgütüyle veya diğer terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatının bulunduğuna dair herhangi bir yakalama, gözaltı, soruşturma veya bu hususta açılmış dava bilgisine yer verilmediği, hakkında dernek üyeliği dışında terör örgütüyle iltisakını ya da irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacının ihale dışı bırakılarak ihalenin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.”

15.9) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarihli ve E: 2017/1809 K: 2017/5155 sayılı kararında;

“Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, hükme esas alınan ikrarı ve HTS kayıt içeriğine göre A… İlçe Tarım Müdürlüğü’nde ziraat mühendisi olarak görev yaptığı dönemde, örgütün ilçe imamı olduğu iddia edilen ve örgütün ilçe yapılanması içerisinde görevli oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütülen şahıslarla telefonla görüşmek suretiyle irtibat içinde olmak, çoğunluğu kamuoyu nezdinde örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan, hukuki kılıflarla kamu görevlileri ve sivil şahıslara yönelik bir kısım operasyonlara başladığı 2013 yılı öncesinde olmak üzere birkaç kez de bu tarihten sonra örgütün dini sohbet toplantılarına katılmak, örgüt tarafından çıkarılan gazetelere gerçek ismiyle abone olmak ve çocuğunu örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan A… isimli okula göndermekten ibaret eylemlerinin, sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.”;

15.10) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 28.05.2018 tarihli ve E. 2018/726 K. 2018/1754 sayılı kararında;

“Sanığın, hakkındaki disiplin soruşturmaları neticesinde verilen idari kararlara karşı Danıştay’da yasa yolunu kullanması ve çocuğunu örgüte müzahir okullara göndermesinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği ve aleyhe tespit içermeyen MASAK raporu ve örgüt liderinin talimatı ile Bank

Asya’ya para yatırdığı ya da hesap açtırdığını açıkça ortaya koymayan cevabi yazının sanık aleyhine mahkumiyet hükmüne esas teşkil etmeyeceği”;

15.11) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/5527 E. 2020/2677 K. Sayılı kararında;

“Sanık …’in, örgütle iltisaklı Bank Asya nezdindeki rutin bankacılık işlemlerinin; sanık …’ün çocuklarını örgüte müzahir okula göndermesinin; yine sanık …’ın çocuğunu örgütle iltisaklı okula göndermesi ve bu sanığın eşinin, aynı suçtan hapis cezası almasının “suç ve cezaların şahsiliği ilkesi” gereğince sanıklar yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği”nin belirlendiği;

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

15.12) İdare Mahkemesinin 21.02.2019 tarih ve 2019/772 nolu kararında: “…Davacının çocuğunun

FETÖ/PDY bağı olduğu gerekçesiyle kapatılan…Ortaokulunda 2015-2016 eğitim ve öğretim dönemine ilişkin kaydının olduğu… veli kaydına ilişkin tespitin tek başına davacı ile FETÖ/PDY terör örgütü arasında normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir bağ teşkil etmediği anlaşıldığından…” dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; Görülmüştür.

16) Kurumuz tarafından yapılan değerlendirmede; yukarıda 10 nolu paragrafta da yer verildiği üzere

adına Özel Atak Kamu Personeli Seçme Sınavına Hazırlık

Kursunun açılmak istendiği, söz konusu şirkette ortak olan başvuranın, idarenin işlemlerinden ötürü bu aşamada eğitim öğretim kursu açmaktan vazgeçtiği ve söz konusu şirketteki payını 3. kişilere devretmek zorunda kaldığı beyanı ile başvuranın bahsi geçen şirkete bağının kalmadığı ve bu şirkete bağlı olarak bir kurum açma izni gibi bir talebinin bulunmadığı, diğer yandan “… 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesine ilişkin tahdidin bulunması şüphesiz müvekkili maddi ve manevi anlamda mağdur etmektedir. Bu bağlamda

… mevcut tahdidin kaldırılması hususunda idareye tavsiye niteliğinde karar verilmesi” şeklinde bir talepte bulunulduğu, ancak uygulamada ve ilgili mevzuatta tahdidin konulması/kaldırılması şekilde bir işlem bulunmadığı anlaşıldığından başvuruya konu esas talebin, başvuran tarafından İdareye yeniden bir kurum açma izni için başvurması halinde; ilgili İdarece, 5580 sayılı Özel Öğretim Kanunu’nun 4/1 maddesi kapsamında olumsuz bir değerlendirme yapılmaması yönünde bir talep olduğu değerlendirilmiş ve bu doğrultuda inceleme tamamlanmış olup;

16.1) 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen

Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının kapatıldığı ve söz konusu Özel Çağlayan İlköğretim Okulunun ekli listede yer aldığı ve başvuranın, çocuğunun 2010 yılında bu okula gittiğini kabul ettiği; ilgili idarenin ise, ilgili Güvenlik Şube

Müdürlüğünün şahıs araştırması hakkındaki “sadece veli kaydı değil, müzahir veli kaydının” tespit edilmiş olduğu bilgisine dayalı olarak başvuran hakkında olumsuz bir değerlendirme yaptığı anlaşılmıştır.

16.2) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer aldığı

üzere özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca

Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranacağı ve Özel Öğretim Kurumları

Yönetmeliğine göre de yetkili makamlarca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kişilerin aynı fıkrada belirtilen şartları haiz olduğunun belge ile tespit edilmesi gerektiği görülmüş olup;

16.3) Anayasa Mahkemesinin yukarıda 15.1 nolu paragrafta yer verilen kararlarında görüldüğü üzere söz

konusu şartın aranmasının, özellikle kamu hizmeti niteliğindeki noterlik, arabuluculuk ve bilirkişilik gibi hizmetlere girişlerde aranmasının, anayasaya aykırı olmadığı, bu hizmetlerin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayanlarca yerine getirilmesinin hukuki güvenlik ve kamu yararı bakımından önem taşıdığı, bir anlamda söz konusu şartın görevin gerektirdiği niteliklerden olduğu, diğer yandan irtibat ve iltisak kavramları genel olsa da belirsiz ve öngörülemeyen nitelikte olmadığı, hukuki niteliğinin ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceği, bu hizmetlere alınmamayı haklı kılacak nitelikte olgusal

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

temele sahip olan bağlantıların iltisak ve irtibat olarak değerlendirilebileceği; özellikle Anayasa

Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve E. 2018/89 ve K. 2019/84 sayılı kararında irtibat ve iltisakın ortaya konulabilmesi için örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak amacıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulunduğu hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşumunun yeterli olacağı, ancak idare tarafından bunu ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların ortaya konulması gerektiği;

16.4) Diğer yandan, emsal bir durum olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılamayacak

olanlar” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasındaki, “Aşağıda sayılanlar doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamazlar: (g) Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu, Millî İstihbarat Teşkilâtı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler” şeklindeki maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesinde görülen davada, Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin ancak Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak sınırlanabileceği, bununla birlikte terörle mücadele ederek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğini sağlamanın devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamında kaldığından millî güvenliğin sağlanması amacıyla çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getirilmesinin mümkün olduğu, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve idari faaliyetlerin yürütülmesi bakımından büyük önem arz eden kamu ihalelerinin belirli şartlar ve buna uygun usuller ile gerçekleştirilmesinin bir zorunluluk olduğu, millî güvenliğin de kamu ihalelerine katılım yönünden işin doğasından kaynaklanan bir sınırlama sebebi olarak değerlendirilebileceği, bu kapsamda terör örgütleri ile irtibat veya iltisakı tespit edilenlerin kamu ihalelerine katılmamasını öngören kuralın millî güvenlik amacı ile öngörüldüğünün ve anayasal anlamda meşru bir amaç taşıdığının söylenebileceği, belirtilen amaca yönelik olarak kanun koyucu tarafından idari önlemler öngörülebileceği, ancak Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında çalışma ve sözleşme hürriyetini sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin bulunmasının yeterli olmadığı, yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği, ayrıca hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olarak kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasının, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesinin gerektiği; bir bildirim yapılması hâlinde kişilerin otomatik olarak kamu ihalelerine katılamadığı veya ihale dışı bırakıldığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan bildirimin kural olarak ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu bulunmadığı, bu kapsamdaki değerlendirmeye esas alınan olay ve olguların istihbarî nitelikte olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu nedenle kamu ihalelerini gerçekleştiren idarelerce tesis edilecek işlemlerle ilgili yargısal denetimin daha da önemli hâle geldiği, ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu olmayan güvenlik kurumlarınca yapılacak değerlendirmenin otomatik sonuç doğurması ile idarelere ve idari işlemi denetleyecek mahkemelere gerçek ve tüzel kişilerin terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisinin verilmemesinin, söz konusu bildirimlerin doğruluğunu denetleme ve gerçek duruma göre idari işlem tesis etme imkânını önemli ölçüde sınırladığı, Kanun’da anılan yetkinin kuralın getiriliş amacına uygun olarak kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki olası keyfilikleri önleyecek yasal güvencelere de yer verilmediğinin görüldüğü, belirli bir süreyle sınırlı olmayan ve kamu ihalelerini yapan idareler ile bu işlemleri denetleyecek mahkemelere kural olarak değerlendirme yapma imkânı vermeyen düzenlemenin yukarıda belirtilen sonuçları dikkate alındığında çalışma ve sözleşme hürriyetine yönelik orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldığı ve bu kuralın iptal edildiği;

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

16.5) Anayasa Mahkemesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı

11 inci maddesinin birinci fıkrasının g bendini iptal kararı öncesinde de bu gerekçeyle yapılan bazı ret

işlemlerinin idare mahkemelerince iptal edilebildiği ve yukarıda da yer verildiği üzere Danıştay tarafından da bu kararların onandığı görülmüş olup mesela şirket yetkilisinin çocuklarının KHK ile kapatılan bir kolejde 2015 ve 2016 yıllarında öğrenim gördüğü şeklindeki bilgi notunun terör örgütü ile iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği ve başka yasal bir engel ve aykırılık olmadığından 4734 sayılı

Kanun’un 11 inci maddesinin g bendine aykırılık teşkil etmeyeceği hususlarının karara bağlandığı;

16.6) Diğer yandan, “Olabileceği” şeklindeki tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerin yer aldığı

araştırma tutanaklarının kabul edilemeyeceği, ancak kesin bilginin ortaya konulması gerektiği; mesela terör örgütleri ile iltisaklı olan ve 667 sayılı KHK ile faaliyetine son verilen bir derneğe üyeliği nedeniyle 4734 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi çerçevesinde yapılan bir ret işlemi ile ilgili davada, davacının derneğe hangi tarihte üye olduğu, dernek kapatıldığı sırada üyeliğinin devam edip etmediği, söz konusu derneğin yönetim ve organizasyon işlerinde görev üstlenip üstlenmediği, derneğe aidat yatırıp yatırmadığı ve dernek ile ilişkisini gösteren tüm bilgi ve belgelerin istenildiği, gelen cevapta 30/01/2012 tarihinde üye olduğu, 2013, 2014 ve 2015 üye aidatlarını ödediği, dernek yönetiminde görev almadığı hususlarının bildirildiği, bununla yetinilmeyerek davacı hakkında terör örgütüne iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle adlî soruşturma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise soruşturma sürecine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin istenildiği, yürütülmekte olan herhangi bir soruşturma kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, 4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan

“Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler” ifadesi uyarınca haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, hukukî denetime elverişli güncel bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği, davacı hakkında, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatının bulunduğuna dair herhangi bir yakalama, gözaltı, soruşturma veya bu hususta açılmış dava bilgisine yer verilmediği, hakkında dernek üyeliği dışında terör örgütüyle iltisakını ya da irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından davacının ihale dışı bırakılarak ihalenin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmadığının karara bağlandığı;

16.7) İdare mahkemesince verilen bir kararda ise müzahir okula veli kaydının tek başına terör örgütü ile

kişiler arasında normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir bağ teşkil etmediğinin karara bağlandığı;

16.8) Bu çerçevede, başvuruya konu somut olay açısından, KPSS hazırlık kursu gibi özel öğretim

kurumlarının açılışında bu kurumların gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde söz konusu terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik

Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı”nın aranacağının kurala bağlandığı, en temel kamu hizmeti olan ve Milli Eğitim Bakanlığının denetimde özel öğretim kurumlarınca da yerine getirilebilen eğitim-öğretim hizmeti ile ilgili söz konusu şartın aranmasının hukuki güvenlik ve kamu yararı açısından reddedilemez olduğu ve idarenin, başvuru özelinde Valiliğin söz konusu şartın başvuran açısından karşılanıp karşılanmadığı yönünden tespiti noktasında takdir ve sorumluluğu olduğu ve ilgili

Yönetmelik’le yetkili makamlarca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda belirlenen şartları haiz olduğunun belge ile tespit edilmesi sonrasında uygun görülmesi halinde gerekli iznin verileceğinin açık olduğu; diğer yandan başvuruda iddia edildiği gibi suç unsuru olmayan eylemler

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

olmadığı takdirde gerekli işlemlerin doğrudan yapılması gerektiği ifade edilse de söz konusu terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartının aranmasında bildirilen eylemlerde sadece suç unsuru olup olmamasının araştırılmasının yeterli olmayacağı, diğer bir ifadeyle suç unsuru olmasa da iltisak veya irtibatın varlığı halinde de iznin verilmeyeceği, ancak bu tespitin belgeleriyle ortaya konması gerektiği; yetkili makam olarak Şanlıurfa

Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünden gelen yazıya göre başvuranın adli sicil ve arşiv kaydının olmadığı, ancak Güvenlik Şube Müdürlüğünün şahıs araştırması hakkındaki müzahir veli kaydının tespit edilmiş olduğu bilgisi ile işlem tesis edildiği, mevcut başvuruda başvuranın çocuğunu KHK ile kapatılan bir okula, başvuranın ifadesiyle 2010 yılında, idarenin ifadesiyle 2013-2014 yılları arasında gönderdiği bilgisi ile başvuran hakkında olumsuz değerlendirme yapıldığı, bu bilginin belge ile ortaya konulmadığı, İl Emniyet

Müdürlüğünün yazısında kayıtlara ilişkin detaylı bilgilerin İl Sivil Toplumla İlişkiler ve İl Milli Eğitim

Müdürlüklerinden talep edilmesinin uygun olacağının bildirilmesine rağmen bu yönde bir işlem dahi yapılmadığı, diğer yandan belge ile ortaya konulması halinde ise esası açısından yukarıda yer verilen yargı kararlarında görüldüğü üzere başvuran hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde adli sicil ve arşiv kaydı olmadığının açıkça belirtilmesine rağmen başvuranın çocuğunu KHK ile kapatılan bir okula gönderdiğine ilişkin bilginin, idarenin ifadesiyle “müzahir veli kaydı bilgisinin” yukarıda yer verilen emsal yargı kararları ışığında, tek başına, başvuranın söz konusu terör örgütüne iltisakının ya da irtibatının tespitini yapmaya yetecek düzeyde olmadığı değerlendirilmiş ve sadece bu bilgiye dayalı olarak işlem yapılmasında hukuka ve hakkaniyete uyarlık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

17) Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat, emsal yargı kararları ve tüm dosya

kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; yukarıda açıklanan gerekçelerle, “terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı”na ilişkin olarak yetkili makam olarak Şanlıurfa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünden gelen yazıya göre başvuranın adli sicil ve arşiv kaydının olmaması karşısında başvuranın çocuğunu KHK ile kapatılan bir okula gönderdiği bilgisinin tek başına, söz konusu terör örgütüne iltisakı ya da irtibatı olduğu tespitini yapmaya yetecek düzeyde olmadığı gibi bunun da mevzuat gereği belge ile ortaya konulmadığı anlaşıldığından, idare tarafından başvuranın adli sicil ve arşiv kaydının olmadığı, ancak 5580 sayılı Kanun’un 4/1 inci maddesinin

“… Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” hükmünün birlikte dikkate alınarak başvuran hakkında yapılan değerlendirmede ve sonuç olarak İl Milli

Eğitim Müdürlüğünün 11.11.2020 tarihli ve E. sayılı ret işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği, bu nedenle

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde

herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Şanlıurfa İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun KABULÜ ile başvuran tarafından yeni bir kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı başvurusunda bulunulması halinde, başvuran hakkında 5580 sayılı Kanun’un 4/1 inci maddesi yönünden yapılacak değerlendirmede; kararımızda belirtilen ilgili mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde konunun incelenmesi ve bu kapsamda karar verilmesi hususunda ŞANLIURFA

VALİLİĞİNE tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

ŞANLIURFA VALİLİĞİ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, Başvuran vekiline ve ŞANLIURFA VALİLİĞİNE tebliğine ve bilgisi için MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞINA gönderilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr