| İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi E: 2023/56 K: 2023/159 |
|
ÖZET : Dava, imar uygulamasının iptali istemine ilişkindir. Parselasyon işleminin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren bireysel işlem olması nedeniyle, bu işleme karşı tapuda kayıtlı taşınmaz malikleri veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, işlemin niteliği gereği malik olmayanların, davacı belediye başkanlığı olsa bile parselasyon işlemine karşı dava açma hakkı bulunmadığından ve dava konusu parselasyon işlemiyle davacı idarenin yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı Belediyenin davaya konu edilen taşınmazlarla herhangi bir mülkiyet bağının bulunmadığı ve dava konusu parselasyon işlemiyle kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin de ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, istinaf talebinin kabulüne ve İdare Mahkemesi’nin kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul ili, … ilçesi, … mahallesi, eski 4434, 4435 parseller ile eski 5955, 6339 parsel sayılı taşınmazların bir kısmı ile kadastral yolu kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılan 11.11.2021 tasdik tarihli imar uygulamasının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 31/10/2022 tarih ve E:2021/2400, K:2022/1838 sayılı kararının; davalı idare tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, DOP kesintisinde yasal sınıra ve eşitlik ilkesine uyulduğu, ilgili idarece kamu lehine bila bedel bağış yapıldığından geri dönüş işlemi yapılmadığı, uygulamanın dayanağı uygulama imar planına, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu, müdahil tarafından da; planlama alanının kuzeyinde kamulaştırma sınırı bulunduğu, kamu yararı gözetilere bu sınır içerisinde yer alan parsellerin de uygulamaya dahil edildiği, evvelce yapılan terk miktarlarının dikkate alındığı, DOP oranının Maliye hazinesi ve TOKİ’ye ait parsellerden bağış yapılarak düşürüldüğü, uygulama imar planı hükümleri ve kamu yararı gözetilerek uygulama yapıldığı, teknik açıdan geri dönüş işlemi yapılması zorunluluğunun bulunmadığı, işlemin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ : İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü: KARAR : Dava, İstanbul ili, … ilçesi,… mahallesi, eski 4434, 4435 parseller ile eski 5955, 6339 parsel sayılı taşınmazların bir kısmı ile kadastral yolu kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılan 11.11.2021 tasdik tarihli imar uygulamasının iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; “… dava konusu kadastral parsellerde yol, park ve rekreasyon alanı olan TOKİ ve Maliye hazinesi parsellerinden toplam 222337.02 m2 bağış yapılarak D.O.P.O.= 0.4499996 olarak hesaplanmış olup 999080.10 m2’nin imar parsellerine tahsis edildiği, dava konusu imar uygulaması ile toplam 1029380.03 m2 alanın imar uygulamasına tabi tutulduğu, daha önceden 4107 parselde imar uygulaması yapıldığından eskiden kesintileri hesaplanarak %36.55532 DOP kesildiğinin belirtildiği, dava konusu imar uygulaması ile 67333.23 m2 alandan %45 DOP kesildiği, uygulama alanındaki 962046.80 m2 alanlı parsellerden DOP kesintisi yapılmadığı, uygulama alanındaki tüm parsellere eski DOP kesintileri iade edilerek geri dönüşüm hesabı ile hesaplanan alan uygulamaya alınması ve buna göre tüm parsellere eşit oranda DOP hesaplanarak eşit oranda DOP kesintisi yapılması gerekirken aksi yöndeki uygulamanın, imar uygulamasında uygulamaya giren parseller arasında eşitlik ilkesine aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu anlaşıldığından, bu haliyle 12/11/2021 tarihinde askıya çıkarılan İstanbul ili, Avcılar ilçesi, Firüzköy mahallesi, eski 4434, 4435 parseller ile eski 5955, 6339 numaralı taşınmazların bir kısmı ile kadastral yola ilişkin 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi hükümlerine göre hazırlanan dava konusu imar uygulamasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin ( a ) fıkrasında, idari davaların idari işlemleri hakkında yetki, sebep, şekil konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14.maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15.maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen yasa hükmünde ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” dokrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken haklarına göre idari yargı yerince belirlenmektedir. İmar mevzuatına göre parselasyon işlemi, mevcut tapu kayıtları esas alınarak kadastro parsellerinin düzenlenmesi amacıyla yapılan subjektif nitelikte bir imar planı uygulama aracıdır. Parselasyon işleminin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren bireysel işlem olması nedeniyle, bu işleme karşı tapuda kayıtlı taşınmaz malikleri veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, işlemin niteliği gereği malik olmayanların, davacı belediye başkanlığı olsa bile parselasyon işlemine karşı dava açma hakkı bulunmadığından ve dava konusu parselasyon işlemiyle davacı idarenin yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı Belediyenin davaya konu edilen taşınmazlarla herhangi bir mülkiyet bağının bulunmadığı ve dava konusu parselasyon işlemiyle kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin de ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer uyuşmazlıklarda Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 14.09.2022 tarih ve E:2022/2558, K:2022/2510 sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinin 25.01.2022 tarih ve E:2018/851, K:2022/714 sayılı kararları da aynı doğrultudadır. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 31/10/2022 tarih ve E:2021/2400, K:2022/1838 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın ehliyet yönünden reddine, aşağıda dökümü yapılan 5.607,40-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında fazladan yatırılan 80,70-TL karar harcının istemi halinde ilgilisine iadesine, istinaf safhasında davalı idarec yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen posta gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, aşağıda dökümü gösterilen müdahil yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra re’sen ilgililerine iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 09.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|
| ÖZET: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, imar uygulamasının iptali istemine ilişkin davayı değerlendirerek, parselasyon işleminin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen bireysel bir işlem olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, yalnızca tapuda kayıtlı taşınmaz malikleri veya hak sahiplerinin dava açabileceği, davacı belediyenin ise bu işlemlerle yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve istinaf talebi kabul edilerek, önceki mahkeme kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir. |