ÖZET: Başvuru, pasaport üzerindeki tahdidin kaldırılması talebine ilişkindir. Başvuran, İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’ne 11.12.2023 tarihinde yaptığı başvurunun ardından, Genel Müdürlüğe yönlendirildiğini ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden bilgi beklenildiğini belirtmektedir. Ancak, iki ayı aşkın bir sürede herhangi bir geri dönüş alamadığı için CİMER’e başvuruda bulunmuş, burada da benzer bir yanıt almıştır. Başvuran, 06.03.2020 tarihinde beraat ettiğini ve yurtdışı yasağının kaldırıldığını ifade ederek, mahkeme kararına uygun olarak pasaportundaki tahdidin kaldırılmasını talep etmektedir.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, başvuruya ilişkin olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınan yazılara atıfta bulunarak, başvuranın genel güvenlik açısından mahzurlu bulunduğunu belirtmiştir. İdare, başvuranın talebine ilişkin işlemleri henüz sonuçlandırmamış ve bu konuda bir süre vermemiştir. Anayasa’nın 2. maddesi gereği hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan belirlilik ilkesi doğrultusunda, idarenin işlemlerinin makul bir süre içinde tamamlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile birlikte, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne, başvuranın talebi hakkında yürütülen işlemlerin hukuk güvenliği ve belirlilik ilkeleri çerçevesinde tamamlanması ve başvuru sahibine bilgi verilmesi için tavsiyede bulunulmuştur. İlgili idarenin bu karar doğrultusunda otuz gün içinde işlem yapması gerekmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8484-S.24.13264

BAŞVURU NO : 2024/4012

KARAR TARİHİ : 13.08.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Pasaporta konulan tahdidinin kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 19.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayetçi tarafından yapılan başvuruda özetle, “pasaport başvurusu esnasında hakkında tahdit olduğunu öğrendiğini, İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’ne 11.12.2023 tarihinde tahdidin kaldırılması için başvurduğunu, İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’nün 13.12.2023 tarih ve sayılı yazı ile başvurusunun Genel Müdürlüğe gönderildiği yazısının ulaştırıldığını, Nüfus ve

Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği 20.12.2023 tarih ve sayılı yazıda Emniyet

Genel Müdürlüğü’ne görüş sorulduğu ve tarafına bilgi verileceğinin yazıldığını, iki ayı aşan sürede herhangi bilgi verilmediği ve tahdit kaldırılmadığı için 06.03.2024 tarihinde CİMER’ e başvurduğunu, İçişleri Bakanlığı, Pasaport Şube Müdürlüğü’nün 13.03.2024 tarihinde CİMER başvurusuna verdiği cevapta “… başvurunuz 18.12.2023 tarihli yazı ile idari karar işlemlerinin kaldırılmasında onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğü’ ne değerlendirilmek üzere gönderilmiş olup, alınacak cevabi yazıya göre işlem tesis edilerek sonucundan tarafınıza bilgi verilecektir …” yazıldığını, bu cevabın kendisine

20.12.2023 tarihinde gönderilen cevabın aynısı olduğunu, iki kez aynı cevap verildiğini fakat tahdidin

kaldırılmadığını, CİMER başvurusuna da aynı yazı gönderildiği ve tahdit kaldırılmadığı için Kurumumuza başvuru yapma zorunluluğu doğduğunu, hakkındaki yargılama sonucunda 06.03.2020 tarihinde beraat kararı ve yurtdışı yasağının kaldırılması kararı verildiğini, bu karar Yargıtay tarafından da onanmış olup buna ait 30.11.2022 tarihli kesinleşme şerhinin mevcut olduğunu, mahkeme kararı ile yurtdışı yasağı kaldırılmasına ve başvurularına rağmen halen tahdidin devam etmekte olduğunu, ilk başvurusundan bu yana üç aydan fazla süre geçtiği halde tahdidin kaldırılmadığını, hukuki sürece başlamadan önce bu sorununun Kurumumuz tarafından çözüleceğine ve tahdidin kaldırılacağına inanarak bu başvuruyu yapmak

durumunda kaldığını” iddia ve ifade ederek “mahkeme kararına uygun olarak pasaport tahdidinin kaldırılmasının sağlanmasını” talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 18.04.2024 tarihli ve sayılı ve 26.06.2024 tarihli ve sayılı yazılar ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur.

2.1. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 30.04.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “29.04.2024 tarih ve saat 10:20 itibari ile sistem üzerinden yapılan incelemede; Emniyet

Genel Müdürlüğünce alınan 31.07.2022 tarihli Bakanlık Olur’u ile adı geçenin anılan kanun hükmü kapsamında genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunduğu ve idari işlem tesis edilmesine karar verildiğinin Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine, 01.08.2022 tarihinde idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın halen devam ettiği anlaşılmıştır. Adı geçenin, idari karar kaydının kaldırılması talebiyle 11.12.2023 tarihinde İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu ve bu başvurusunu Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi üzerine 18.12.2023 tarihli yazımız ile onay makamı olan

Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi istenilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 15.04.2024 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiği” bildirilmiş olup, 19.04.2024 tarih ve sayılı yazımız ile tarafına bilgi verilmiştir”,

2.2. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “… adı geçenin 05.06.2024 tarihli dilekçe başvurusuna istinaden idari karar işlemlerinin kaldırılmasında onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğüne 25.06.2024 tarihli yazılarımız ile tekraren görüş sorulmuş olup, alınacak cevabı yazıya göre işlem tesis edilerek sonucundan ayrıca bilgi verilecektir” açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvu rm a h akkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herk es, bilgi edinme ve kamu denetçisine baş v urma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlı ğına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçili ği Kurumu idarenin işl eyişi yle ilgili şikâyetl eri inceler…”,

3.2. “Y erleşm e ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23’üncü maddesinde; “Herkes, y erleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Y erleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik g eli şmey i sağl amak, sağl ıklı ve düzenli kentl eşme yi gerç ekleştir mek ve kamu mallar ını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç so ruşt urma ve kovuştur mas ı sebebiyle ve suç işl enm esini önlemek;

Amaçları yla kanunla sını rlana bil ir.

Vatandaşı n yurt dışı na çıkma hürriyeti, ancak suç soruş turması veya kovuştur ması sebebiyle hâkim kararı na bağlı olarak sınırl anabil ir.

Vatandaş sını r dışı edilemez ve yurda girme hak k ından yoksun bırakıl amaz”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;

4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işl eyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işl em leri ile tutum ve davranı şlar ını ; insan hakları na dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araşt ırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

4.2. “İn celem e ve araşt ırm a” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araşt ırması nı başvuru tarihinden itibaren en geç alt ı ay içinde sonuçlandı rır”,

5. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışı na çıkmaları ; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrıl maları nda genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişl eri Bakanlı ğınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, il ti sakı veya irt ibat ı belirlenen yurtdı şında ki her türlü eğit im, öğreti m ve sağ lı k kurul uşlar ı ile vakıf , dernek veya şir k etl erin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalı ştı ğı İçişl er i Bakanlı ğınca tespit edilenlere (… ) pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yaban cı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışı nda kalanlara, zaruri hallerde C umhurbaşkanını n onayı ile pasaport veya pasaport

yerine geçen seyahat vesi kası verilebilir.

Bu durumda olanl arın açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıt lı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler taraf ından mahallin polis makamları na bildirilir.

İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü kanalı yla en seri haberleşme aracıyla yaz ıl ı olarak hudut kapısı bulunan emniyet müdürlüklerine, şahsı n nüfusa kayıt lı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürl üğüne bildirir.

Bunları n yurt dışı na çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, veril mişse geri alı nır.

Birinci fı krada yazıl ı makamlar taraf ından pasaport verilmesi veya yurt d ışı na çıkması yasaklananlarla, yurt dışı nda kalmalar ında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaport ları yenilenmez, kendilerine Türkiye’ye dönmeleri için seyahat v esikası verilir.

Pasaport veya pasaport yerine geçen v e sikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe dayandır amayanlar la bulundukları ülkelerden sını r dışı edil miş olanlara, bu ülkelerden çıkarıl ış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika verilmeyebilir.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. B A Ş VURA NIN İDDİA VE TALE PLER İ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle, mahkeme kararı na uygun olarak pasaportu üzerindeki tahdidin kaldı rıl masını talep etmektedir.

8. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışı na çıkmaları ; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrıl maları nda genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişl eri Bakanlı ğınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, il ti sakı veya irt ibat ı belirlenen yurtdı şında ki her türlü eğit im, öğretim ve sağ lı k kurul uşlar ı ile vakıf , dernek veya şir k etl erin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalı ştı ğı İçişl er i Bakanlı ğınca tespit edilenlere (… ) pasaport veya seyahat vesikası verilmez” hükmüne yer verilmiştir.

9. Uyuşmazlık konusu hakkında, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza iletilen yazılarda özetle, Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan 31.07.2022 tarihli Bakanlık

Olur’u ile adı geçenin anılan kanun hükmü kapsamında genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunduğu ve idari işlem tesis edilmesine karar verildiğinin Genel Müdürlüğe bildirilmesi üzerine, 01.08.2022 tarihinde idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın halen devam ettiği, adı geçenin, idari karar kaydının kaldırılması talebiyle 11.12.2023 tarihinde İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu ve bu başvurusunun Genel Müdürlüğe gönderilmesi üzerine 18.12.2023 tarihli yazı ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 15.04.2024 tarihli

cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiği” bildirilmiş olup, 19.04.2024 tarih ve sayılı yazımız ile tarafına bilgi verildiği, adı geçenin 05.06.2024 tarihli dilekçe başvurusuna istinaden idari karar işlemlerinin kaldırılmasında onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğüne 25.06.2024 tarihli yazı ile tekraren görüş sorulmuş olup, alınacak cevabı yazıya göre işlem tesis edilerek sonucundan ayrıca bilgi verileceği yönünde açıklamada bulunulduğu tespit edilmiştir.

10. İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok bir hareket serbestisi tanınmış ise “takdir yetkisi”nden söz edilir. İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini, alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Kanun koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda takdir yetkisinden söz edilir. İdare kendisine tanınan bu yetkiyi, kanunların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı doğrultusunda kullanmak zorundadır. İdare takdir yetkisini kullanırken kanunun koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, kamu yararını gözetmeli, hizmetin gereklerini göz önüne almalı, gerekçe göstermeli ve eğer kanunlar özel koşullar öngörmüş ise bunlara da uymalıdır.

11. Bu noktada yürüttüğü hizmetler nedeniyle idareye tanınmış olan birtakım yasal ayrıcalık ve üstünlükler idari hizmetlerin çeşitliliğine bağlı olarak, idareye belirli sınırlar içinde hareket etme özgürlüğü tanıyarak hizmetin en etkin biçimde yapılması, kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. İdareye kanunlarla tanınan bu ayrıcalık ve üstünlükler, yine aynı kanunlar tarafından hukuka uygun olup olmamaları açısından denetlemeye tabi tutulmak zorundadırlar. Bir yandan bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, diğer yandan kamu hizmetinin yürütülmesi gerekliliği, her iki amaç arasında dengeli bir uyumun sağlanması zorunluluğunu ortaya koymaktadır (Kadir KORKMAZ, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda K ull anı mı ve Y argı sal Denetimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Dergisi, C.XIII, S.1-2, s. 241-243, 2009).

12. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul ettiği İdari Takdir

Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında

Uygulanacak Temel İlkeler bölümünde, “ T akdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veril iş amacından başka amaç güdemez. (2) Y alnı zca olaya il işkin öğel eri hesaba katarak nesnell i ğe ve taraf sız lı ğa uyar. (3) Hakkaniyete uymayan ayırı mcıl ığı önleyerek yasa önünde eşit li k ilkesini gözetir. (4)

İşlemin amacıyla, kişi ler in hakları , özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arası nda uygun bir denge sağl ar” ifadelerine yer verilmiştir.

13. Yargı kararlarında da takdir yetkisi ve kamu yararı birlikte ele alınmış ve bu yetkinin mutlak olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay 8. Dairesinin 27/01/2010 tarihli ve 2010/2 E. sayılı davada yürütmenin durdurulması hakkında verdiği kararında; “İdarelerin idari işl em tesis ederken, eylemde bulunurken yararl andığı serbestiye takdir yetkisi denilir. Takdir yetkisi idareye bıka rıl an belli ölçüde karar alma

özgürl üğüdür. Hukuken kabul edilebilir koşul ları n oluşu mu halinde tanı nmış bir serbestidir. Keyfi bir hareket yetkisi olmayıp ancak hukuka uygun olarak kull anıl abil ir.

Hukuk Devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işl emlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanma sıdı r. Takdir yetkisine dayalı işl eml erin , hukukun beli rlediği sın ırl ar ve eşit li k ku ralı gözetilerek kamu yararı n a ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.

14. Bu kapsamda idarenin cevabi yazısında yer verdiği “ … adı geçenin 05.06.2024 tarihli dilekçe başvurusuna istinaden idari karar işlemlerinin kaldırılmasında onay makamı olan Emniyet Genel

Müdürlüğüne 25.06.2024 tarihli yazılarımız ile tekraren görüş sorulmuş olup, alınacak cevabı yazıya göre işlem tesis edilerek sonucundan ayrıca bilgi verileceği…” yönündeki açıklaması dikkate alındığında, idarenin başvuru konusu talep hakkında henüz kesin ve nihai bir işlem tesis etmediği, bununla birlikte söz konusu işlemin ne zaman sonuçlandırılacağı konusunda herhangi bir süre öngörülmediği tespit edilmiştir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel esaslarından biri

“belirlilik”tir. Bu esasa göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerekmektedir.

Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (Anayasa Mahkemesinin 18/01/2018 tarihli ve 2017/129 E., 2018/6 K. sayılı kararı). Dolayısıyla hukuk güvenliğinin sağlanması açısından idari süreçler hakkında belli bir süre öngörülmesi ve idarenin işlemlerinin belirlenen süre zarfında tamamlanması gerektiği değerlendirilmiştir.

15. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22’nci maddesinde İçişleri Bakanlığınca yurt dışına çıkmaları genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmeyeceği hükme bağlanmış olup idarenin cevabi yazısında yer verdiği açıklamalar ve konuyla ilgili tesis edilen idarenin işlem tarihleri birlikte dikkate alındığında, başvuranın “pasaportu üzerindeki tahdidin kal dırı lması” yönündeki talebi hakkında idare tarafından yürütülen iş ve işlemlerin, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkeleri kapsamında makul süre içerisinde tamamlanması ve başvuru sahibine bilgi verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idarenin “makul sürede karar verme” ve “kararl arın gerekçeli olm ası” ilkelerine uygun şekilde davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

Uyuşmazlık konusu ve buna bağlı talep hakkında idare tarafından yürütülen iş ve işlemlerin, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkeleri kapsamında tamamlanarak başvuru sahibine bilgi verilmesi için

NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel

Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi