ÖZET: Başvuru, pasaport üzerindeki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması talebine ilişkindir. Başvuran, 2016 yılında cezaevine girmiş, 2021’de denetimli serbestlik ile çıkmış ve 2024’te tahliye olmuştur. Ancak, İçişleri Bakanlığı tarafından kendisine uygulanan yurt dışı çıkış yasağının devam ettiğini öğrenmiştir. Bu nedenle, yasağın hukuka aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, başvurunun ardından yapılan incelemelerde, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından başvuranın genel güvenlik açısından sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle pasaportuna konulan tahdidi sürdürmüştür. Başvuran, bu kararın kaldırılması için çeşitli tarihlerde başvurular yapmış, ancak olumsuz yanıt almıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığını incelemiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne, başvuranın pasaportundaki tahdidin kaldırılması talebinin somut bilgi ve belgelere dayandırılması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, ilgili idarenin otuz gün içinde uygulamaya geçmesi gereken bir süreç başlatmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/10869-S.24.16594

BAŞVURU NO : 2024/9808

KARAR TARİHİ : 08.10.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Pasaporta konulan tahdidinin kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 09.08.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayetçi tarafından yapılan başvuruda özetle, “08/08/2016 tarihinde cezaevine girdiğini,18/03/2021 tarihinde denetimli serbestlik kapsamında cezaevinden çıktığını, 31/01/2024 tarihinde tahliye olduğunu ve bu süre kapsamında hiçbir suça karışmadığını, ancak İçişleri Bakanlığının hakkında konulan yurt dışı çıkış yasağını kaldırmadığını, 07/08/2024 tarihinde konuya ilişkin olarak Manisa İl Nüfus

Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğini, bu dilekçeye aynı tarihte verilen cevapla yasağın devam ettiğini öğrendiğini iddia ve ifade ederek, hukuka ve hakkaniyete aykırı olan bu kararın kaldırılmasını talep etmektedir.”

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 19.08.2024 tarihli ve sayılı ve 03.09.2024 tarihli ve sayılı yazılar ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur.

2.1. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 29.08.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “27.08.2024 tarih ve saat 10:11 itibari ile sistem üzerinden yapılan incelemede; Emniyet

Genel Müdürlüğünce alınan 01.09.2022 tarihli Bakanlık Olur’u ile adı geçenin anılan kanun hükmü kapsamında genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunduğu ve idari işlem tesis edilmesine karar verildiğinin Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine, 01.09.2022 tarihinde idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın devam ettiği anlaşılmıştır. Adı geçenin, idari karar kaydının kaldırılması talebiyle

15.05.2023 tarihinde (CİMER) Genel Müdürlüğümüze başvuruda bulunması üzerine, 02.06.2023,

27.07.2023 ve 23.11.2023 tarihli yazılarımız ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel

güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi istenilmiştir. Bu kapsamda, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 15.01.2024 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı

Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiği” bildirilmiştir. Ayrıca, başvuru dilekçesine 06.02.2024 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi verilmiştir.”

2.2. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 17.09.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “Adı geçen hakkında ilgi (a) sayılı yazı ile talep ettiğiniz hususlara ilişkin, ilgi (b) sayılı yazımız ile kurumunuza cevap verildiği anlaşılmış olup eklenecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.2. “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23’üncü maddesinde; “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;

4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

4.2. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,

5. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…) pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport veya pasaport

yerine geçen seyahat vesikası verilebilir.

Bu durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir.

İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan emniyet müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirir.

Bunların yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, verilmişse geri alınır.

Birinci fıkrada yazılı makamlar tarafından pasaport verilmesi veya yurt dışına çıkması yasaklananlarla, yurt dışında kalmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaportları yenilenmez, kendilerine Türkiye’ye dönmeleri için seyahat vesikası verilir.

Pasaport veya pasaport yerine geçen vesikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe dayandıramayanlarla bulundukları ülkelerden sınır dışı edilmiş olanlara, bu ülkelerden çıkarılış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika verilmeyebilir.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle, pasaportu üzerindeki tahdidin kaldırılmasını talep etmektedir.

8. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…) pasaport veya seyahat vesikası verilmez” hükmüne yer verilmiştir.

9. Uyuşmazlık konusu hakkında, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza iletilen yazılarda özetle, Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan 01.09.2022 tarihli Bakanlık

Olur’u ile adı geçenin anılan kanun hükmü kapsamında genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunduğu ve idari işlem tesis edilmesine karar verildiğinin Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine, 01.09.2022 tarihinde idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın devam ettiği, adı geçenin, idari karar kaydının kaldırılması talebiyle 15.05.2023 tarihinde (CİMER) Genel Müdürlüğümüze başvuruda bulunması üzerine, 02.06.2023, 27.07.2023 ve 23.11.2023 tarihli yazılar ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi istenildiği, Emniyet Genel

Müdürlüğünden alınan 15.01.2024 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiğinin bildirildiği yönünde açıklamada bulunulduğu tespit edilmiştir.

10. İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok bir hareket serbestisi tanınmış ise “takdir yetkisi”nden söz edilir. İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini, alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Kanun koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda takdir yetkisinden söz edilir. İdare kendisine tanınan bu yetkiyi, kanunların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı doğrultusunda kullanmak zorundadır. İdare takdir yetkisini kullanırken kanunun koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, kamu yararını gözetmeli, hizmetin gereklerini göz önüne almalı, gerekçe göstermeli ve eğer kanunlar özel koşullar öngörmüş ise bunlara da uymalıdır.

11. Bu noktada yürüttüğü hizmetler nedeniyle idareye tanınmış olan birtakım yasal ayrıcalık ve üstünlükler idari hizmetlerin çeşitliliğine bağlı olarak, idareye belirli sınırlar içinde hareket etme özgürlüğü tanıyarak hizmetin en etkin biçimde yapılması, kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. İdareye kanunlarla tanınan bu ayrıcalık ve üstünlükler, yine aynı kanunlar tarafından hukuka uygun olup olmamaları açısından denetlemeye tabi tutulmak zorundadırlar. Bir yandan bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, diğer yandan kamu hizmetinin yürütülmesi gerekliliği, her iki amaç arasında dengeli bir uyumun sağlanması zorunluluğunu ortaya koymaktadır (Kadir KORKMAZ, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda Kullanımı ve Yargısal Denetimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Dergisi, C.XIII, S.1-2, s. 241-243, 2009).

12. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul ettiği İdari Takdir

Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında

Uygulanacak Temel İlkeler bölümünde, “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. (2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar. (3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir. (4)

İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar” ifadelerine yer verilmiştir.

13. Yargı kararlarında da takdir yetkisi ve kamu yararı birlikte ele alınmış ve bu yetkinin mutlak olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay 8. Dairesinin 27/01/2010 tarihli ve 2010/2 E. sayılı davada yürütmenin durdurulması hakkında verdiği kararında; “İdarelerin idari işlem tesis ederken, eylemde bulunurken yararlandığı serbestiye takdir yetkisi denilir. Takdir yetkisi idareye bıkarılan belli ölçüde karar alma özgürlüğüdür. Hukuken kabul edilebilir koşulların oluşumu halinde tanınmış bir serbestidir. Keyfi bir hareket yetkisi olmayıp ancak hukuka uygun olarak kullanılabilir.

Hukuk Devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı işlemlerin, hukukun belirlediği sınırlar ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.

14. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22’nci maddesinde İçişleri Bakanlığınca yurtdışına çıkmaları genel güvenlik bakımından sakıncalı bulunduğu tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümle idarenin takdir yetkisinin, ancak kişilerin yurtdışına çıkmasında hangi nedenlerle ve genel güvenlik bakımından ne gibi sakıncalar bulunduğunun açıkça tespiti halinde kullanılabilecektir. Bu kapsamda, idareden alınan cevabi yazıların tetkikinden; Emniyet Genel

Müdürlüğünden alınan 15.01.2024 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport

Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiğinin bildirildiği açıklaması dışında, şikayetçinin yurtdışına çıkmasında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğuna ilişkin başkaca bir tespite yer verilmediği hususu dikkate alındığında, şikayetçinin pasaportu üzerindeki idari tedbir kararıyla yurtdışına çıkma hürriyetinin sınırlanmasına ilişkin şikayet konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

15. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçi hakkında tesis edilen pasaport tahdidinin kaldırılması talebinin reddine dair idari işlemin, yürürlükte olan 5682 sayılı Kanun’un 22’nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında İdareye tanınan geniş takdir yetkisine istinaden tesis edildiği anlaşılmakla birlikte, idarenin şikayete konu işleminde takdir yetkisini kullanırken sebep unsurunun somut bilgi ve belgelere dayandırması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ilkesine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜ,

5682 sayılı Kanun’un 22’nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında İdareye tanınan geniş takdir yetkisine

istinaden tesis edilen şikayete konu idari işlemin sebep unsurunun, somut bilgi ve belgelere dayandırılması gerektiği cihetiyle NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel

Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi