|
ÖZET: Başvuran, pasaportuna konulan tahdidin kaldırılmasını talep ederek Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda bulunmuştur. Başvurusunda, adli veya idari bir soruşturmasının bulunmadığını, cezasının sona erdiğini ve yaptığı başvurulara yanıt alamadığını belirtmiştir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, başvurunun değerlendirilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğünden bilgi talep ettiğini, ancak henüz bir yanıt almadığını ifade etmiştir.
Kurum, başvuranın talebini değerlendirirken, ilgili mevzuat hükümlerine ve idarenin takdir yetkisine atıfta bulunmuştur. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesi gereğince, genel güvenlik açısından mahzur bulunan kişilere pasaport verilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, idarenin başvuruya ilişkin işlemlerinin makul bir süre içinde sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiş, bu bağlamda hukuki belirlilik ilkesine uyulması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvuranın talebinin değerlendirilmesi ve sürecin hızlandırılması için tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, başvuru sahibine bilgi vermesi için 30 gün içinde işlem yapması gerektiği vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/287-S.24.461
BAŞVURU NO : 2023/9998
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Pasaporta konulan tahdidinin talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda özetle, “adli/idari herhangi bir soruşturma veya kovuşturmasının olmadığını, altı yıl üç ay cezasının hak ediş dahil tümü ile (2 Temmuz 2023 tarihinde)
bittiğini, hem CİMER’den hem de Şırnak Nüfus Vatandaşlık İl Müdürlüğü aracılığıyla yaptığı tüm başvurularda tarafına cevap bile verilmediğini, sadece “size pasaport veremeyiz” denildiğini, İdarenin sadece tedbir konulduğunu ifade ettiğini, adliyeye gittiğinde kendi görev alanına giren bir durum olmadığını belirttiklerini, Şırnak İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne fiziki olarak defaatle başvuru yaptığını ve cevap alamadığını, CİMER’den de İçişleri Bakanlığı’na, Emniyet Genel Müdürlüğüne dilekçe yazdığını ve cevap alamadığını, 10/07/2023 tarihinde de fiziki olarak Şırnak İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuru yaptığını, şoförlük yaparak geçimini sağlamak istediğini” iddia ve ifade ederek “pasaport şehrinin kaldırıp tarafına pasaport verilmesini” talep etmektedir
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 25/08/2023 tarihli ve sayılı, 21/11/2023 tarihli ve ve 22/12/2023 tarihli ve sayılı yazılar ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğünden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur.
2.1. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 04/10/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “sistem üzerinden yapılan incelemede; hakkında ilgi (a) yazıya istianeden ilgi (b) yazı ile cevap verildiği, başvurusuna istinaden 26.08.2022 , 01.03.2023 tarih ve sayılı 27.07.2023 tarih ve sayılı yazılarla onay makamı olan Emniyet Genel
Müdürlüğünden adı geçen hakkında, 5682 sayılı Pasaport Kanununun 22 nci maddesi kapsamında pasaport
düzenlenmesinde genel güvenlik bakımından mahzur bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istendiği, Emniyet Genel Müdürlüğünden henüz cevap alınamadığı, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınacak cevaba göre işlem tesis edilip davacıya ayrıca bilgi verileceği”,
2.2. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 28/12/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, “5682 sayılı Pasaport Kanunun Ek-7 inci maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 2021/36 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesinin de uygulama süresinin dolması nedeniyle bu kapsamda hakkında Şırnak Valiliği ve Genel
Müdürlük tarafından girilen idari karar kayıtlarının anılan Bakan Oluruna istinaden 01.08.2022 tarihinde kaldırıldığı; 5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesinin; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri
Bakanlığınca tespit edilenlere (…) pasaport veya seyahat vesikası verilmez… ” hükmünde olduğu, adı geçen hakkında adı geçen hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan 31.07.2022 tarihli Bakanlık Olur’u ile
01.08.2022 tarihinde yeni bir idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın halen devam ettiği; adı geçenin,
idari karar kaydının kaldırılması talebiyle Şırnak İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu ve bu başvurunun Genel Müdürlüğe gönderilmesi üzerine, 26.08.2022 tarihli yazı ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 02.09.2022 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiği”nin bildirildiği, ‘ın başvurusunun tekraren 01.03.2023, 27.07.2023 ve 23.11.2023 tarihli yazılar ile onay makamı olan Emniyet Genel
Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, alınacak cevaba göre işlem tesis edilerek sonucundan bilgi verileceği” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvu rm a h akkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.2. “ Y erleşm e ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23’üncü maddesinde; “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;
4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
4.2. “İn celem e ve araşt ırm a” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,
5. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…) pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde Cumhurbaşkanının onayı ile pasaport veya pasaport
yerine geçen seyahat vesikası verilebilir.
Bu durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir.
İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu il emniyet müdürlüğü kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan emniyet müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu il emniyet müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirir.
Bunların yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, verilmişse geri alınır.
Birinci fıkrada yazılı makamlar tarafından pasaport verilmesi veya yurt dışına çıkması yasaklananlarla, yurt dışında kalmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlerin süreleri dolan pasaportları yenilenmez, kendilerine Türkiye’ye dönmeleri için seyahat vesikası verilir.
Pasaport veya pasaport yerine geçen vesikaları kaybedenlerden, bunu haklı bir sebebe dayandıramayanlarla bulundukları ülkelerden sınır dışı edilmiş olanlara, bu ülkelerden çıkarılış sebepleri gözönünde tutularak pasaport veya vesika verilmeyebilir.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV.KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından, şikâyetçinin talebi, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ve dosya kapsamında tarafımıza sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu dosya hakkında
Tavsiye Karar Önerisi hazırlanarak Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. B A Ş VURA NIN İDDİA VE TALE PLER İ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle, pasaportu üzerindeki tahdidin kaldırılmasını ve pasaport verilmesini talep etmektedir.
8. 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun “Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller” başlıklı 22’nci maddesinde; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere (…) pasaport veya seyahat vesikası verilmez” hükmüne yer verilmiştir.
9. Uyuşmazlık konusu hakkında, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından
Kurumumuza iletilen yazılarda özetle, 5682 sayılı Pasaport Kanunun Ek-7 inci maddesinin, Anayasa
Mahkemesinin 2021/36 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici
35 inci maddesinin de uygulama süresinin dolması nedeniyle hakkında Şırnak Valiliği ve
Genel Müdürlük tarafından girilen idari karar kayıtlarının anılan Bakan Oluruna istinaden 01.08.2022 tarihinde kaldırıldığı, adı geçen hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan 31.07.2022 tarihli Bakanlık
Olur’u ile 01.08.2022 tarihinde yeni bir idari karar işlemi tesis edildiği ve bu kaydın halen devam ettiği; adı geçenin, idari karar kaydının kaldırılması talebiyle Şırnak İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu ve bu başvurunun Genel Müdürlüğe gönderilmesi üzerine, 26.08.2022 tarihli yazı ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 02.09.2022 tarihli cevabi yazıda davacı hakkında “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22’nci maddesi gereğince pasaportunda bulunan idari tedbir kararının devam etmesi gerektiği”nin bildirildiği, ‘ın tekraren başvurusu üzerine 01.03.2023, 27.07.2023 ve 23.11.2023 tarihli yazılar ile onay makamı olan Emniyet
Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, alınacak cevaba göre işlem tesis edilerek sonucundan bilgi verileceği” yönünde açıklamada bulunulduğu tespit edilmiştir.
10. İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok bir hareket serbestisi
tanınmış ise “takdir yetkisi”nden söz edilir. İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini, alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Kanun koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. Bu gibi durumlarda takdir yetkisinden söz edilir. İdare kendisine tanınan bu yetkiyi, kanunların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı doğrultusunda kullanmak zorundadır. İdare takdir yetkisini kullanırken kanunun koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, kamu yararını gözetmeli, hizmetin gereklerini göz önüne almalı, gerekçe göstermeli ve eğer kanunlar özel koşullar öngörmüş ise bunlara da uymalıdır.
11. Bu noktada yürüttüğü hizmetler nedeniyle idareye tanınmış olan birtakım yasal ayrıcalık ve üstünlükler idari hizmetlerin çeşitliliğine bağlı olarak, idareye belirli sınırlar içinde hareket etme özgürlüğü tanıyarak hizmetin en etkin biçimde yapılması, kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. İdareye kanunlarla tanınan bu ayrıcalık ve üstünlükler, yine aynı kanunlar tarafından hukuka uygun olup olmamaları açısından denetlemeye tabi tutulmak zorundadırlar. Bir yandan bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, diğer yandan kamu hizmetinin yürütülmesi gerekliliği, her iki amaç arasında dengeli bir uyumun sağlanması zorunluluğunu ortaya koymaktadır (Kadir KORKMAZ, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda Kullanımı ve Yargısal Denetimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C.XIII, S.1-2, s. 241-243, 2009).
12. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul ettiği İdari Takdir
Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında
Uygulanacak Temel İlkeler bölümünde, “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. (2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar. (3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir. (4)
İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar” ifadelerine yer verilmiştir.
13. Yargı kararlarında da takdir yetkisi ve kamu yararı birlikte ele alınmış ve bu yetkinin mutlak olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay 8. Dairesinin 27/01/2010 tarihli ve 2010/2 E. sayılı davada yürütmenin durdurulması hakkında verdiği kararında; “İdarelerin idari işlem tesis ederken, eylemde bulunurken yararlandığı serbestiye takdir yetkisi denilir. Takdir yetkisi idareye bıkarılan belli ölçüde karar alma özgürlüğüdür. Hukuken kabul edilebilir koşulların oluşumu halinde tanınmış bir serbestidir. Keyfi bir hareket yetkisi olmayıp ancak hukuka uygun olarak kullanılabilir.
Hukuk Devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı işl eml erin , hukukun beli rlediği sın ırl ar ve eşit li k ku ralı gözetilerek kamu yararı n a ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
14. Bu kapsamda idarenin cevabi yazısında yer verdiği “…01.03.2023, 27.07.2023 ve 23.11.2023 tarihli yazılar ile onay makamı olan Emniyet Genel Müdürlüğünden genel güvenlik bakımından mahzurlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, alınacak cevaba göre işlem tesis edilerek sonucundan bilgi
verileceği” yönündeki açıklaması dikkate alındığında, idarenin başvuru konusu talep hakkında henüz kesin ve nihai bir işlem tesis etmediği, bununla birlikte söz konusu işlemin ne zaman sonuçlandırılacağı konusunda herhangi bir süre öngörülmediği tespit edilmiştir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel esaslarından biri “belirlilik”tir. Bu esasa göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerekmektedir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (Anayasa Mahkemesinin 18/01/2018 tarihli ve 2017/129 E., 2018/6 K. sayılı kararı). Dolayısıyla hukuk güvenliğinin sağlanması açısından idari süreçler hakkında belli bir süre öngörülmesi ve idarenin işlemlerinin belirlenen süre zarfında tamamlanması gerektiği değerlendirilmiştir.
15. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22’nci maddesinde İçişleri Bakanlığınca yurt dışına çıkmaları genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmeyeceği hükme bağlanmış olup idarenin cevabi yazısında yer verdiği açıklamalar ve konuyla ilgili tesis edilen idarenin işlem tarihleri birlikte dikkate alındığında, başvuranın “pasaportu üzerindeki tahdidin kaldırılması” yönündeki talebi hakkında idare tarafından yürütülen iş ve işlemlerin, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkeleri kapsamında makul süre içerisinde tamamlanması ve başvuru sahibine bilgi verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idarenin “makul sürede karar verme” ve “kararl arın gerekçeli olm ası” ilkelerine uygun şekilde davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜNE,
Uyuşmazlık konusu ve buna bağlı talep hakkında idare tarafından yürütülen iş ve işlemlerin, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkeleri kapsamında tamamlanarak başvuru sahibine bilgi verilmesi için
NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi