|
ÖZET: Bu karar, başvuranın 19/06/2018 tarihinde Ankara Tren Garı önünde sivil bir polis tarafından kimlik kontrolü yapılması sırasında yaşadığı olayla ilgilidir. Başvuran, kendisini tanıtmayan ve kimlik göstermeyen sivil polisin, kendisine kimlik kontrolü yapmaya çalıştığını, bu sırada polisin kimliğini göstermesini talep ettiğinde, polisin tehditkar bir tavır sergilediğini öne sürmüştür. Başvuran, polisin kimlik sorma yetkisi olduğunu ancak öncelikle kendi kimliğini göstermesi gerektiğini ifade ederek olayın yeniden soruşturulmasını talep etmiştir.
Danıştay, polisin kimlik sorma yetkisinin 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu çerçevesinde düzenlendiğini, bu yetkinin makul şüpheye dayandığını belirtmiştir. Olayın gerçekleştiği yerin kamuya açık bir alan olması ve daha önce terör eylemi yaşanmış olması, polisin kimlik sorma yetkisini kullanmasını haklı kılmaktadır. Ayrıca, başvuranın iddialarının somut delillerle desteklenmediği ve olayın çok uzun sürmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın şikayeti reddedilmiş, polisin kimlik sorma işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu karar, polisin görevini yerine getirirken kimliğini göstermesi gerektiği ilkesini de vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7815-S.11951
BAŞVURU NO : 2019/5935
KARAR TARİHİ : 29/08/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Polisin kimlik kontrolü hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 12/03/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; 19/06/2018 günü Ankara Tren Garı (eski gar binası) önünde memur olarak görev yaptığı TCDD’ye bağlı Marşandiz’de bulunan işyeri kampüsüne gitmek için servis aracı beklediği sırada, kendisini tanıtmayıp ve de herhangi bir belge veya kimlik göstermeyen elinde telsiz olan sivil bir şahıs tarafından kimlik kontrolü yapılmak istendiğini, şahsa “polis misiniz?” diye sorduğunda “evet polisim” cevabı karşısında polis kimliğini göstermesini talep ettiğini, şahsın bir anda anlaşılmaz bir tavır takınıp öfkelenerek adeta tehdit edercesine üzerinde korku saldığını, “sen gel bakalım benim ile gel ben sana kimliğimi göstereceğim birazdan göreceksin kimliğimi” diyerek kendisi ile gelmesini istediğini, TCDD’de memur personel olduğunu söyleyince şahsın bir anda fikrini değiştirerek oradan uzaklaşmasını istediğini iddia ederek; polisin görevini somut olarak ifa ederken vatandaştan kimlik sorabileceğini ama önce kendi kimliğini göstermek zorunda olduğunu, bu çerçevede kamera görüntüleri tekrar izlenerek olayın yeniden soruşturulmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile 26/03/2019 tarihli ve … sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan İdarenin 24/04/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısı ve ekleriyle istenen bilgi ve belgeler (olay gününe ait kamera kayıtları dahil) Kurumumuza iletilmiştir. Söz belgeler üzerinde yapılan incelemede; 2.1. Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün 14/11/2018 yazısında; Müdürlük emrinde görevli bazı emniyet mensupları hakkında, … … isimli şahsın çeşitli iddiaları ihtiva eden 19/06/2018 tarihli dilekçesinde özetle, Ankara Tren Garında oturduğu esnada elinde telsiz ile sivil kıyafetli bir erkek şahıs tarafından kimlik kontrolü yapıldığını, kendisinin polis olduğunu söylediğini fakat kimlik göstermediğini, güvenlik kameralarının incelenip şahsın kim olduğunun tespit edilerek olayın doğruluğunun araştırılmasını istediğine dair CİMER başvurusunda belirtilen konu ile ilgili 08/11/2018 tarih ve … sayılı yazı ile yapılan yazışmada; bahse konu şahsın aynı konularda 21/06/2018 tarihi ile 25/09/2018 tarihinde tekrar CİMER başvurusunda bulunduğu; Solmaz
Kılıçtepe Polis Merkezi Amirliğince 23/07/2018 tarihi ile 25/09/2018 tarihinde düzenlenen tutanaklarda, tren garı kamera kayıtlarının incelendiğini ve suç unsuruna rastlanılmadığının belirtildiği, ayrıca sivil ve resmi görev yapan personele konu ile ilgili bilgilendirmenin yapıldığı, Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğünün 13/11/2018 tarih ve … sayılı yazısı ekinde yer aldığı, ayrıca mevcut haliyle disiplin yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığının belirtildiği, Tespit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 1982 Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun; 5.1. 1’inci maddesi: “Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eder.
Yardım istiyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eder. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve ilgili mevzuatın kendisine verdiği vazifeleri yapar.”, 5.2. “Durdurma ve kimlik sorma” başlıklı 4/A maddesi: “ Polis, kişileri ve araçları; a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek, amacıyla durdurabilir.
Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.
Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.
Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.
Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.
Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez. (Ek cümleler: 27/3/2015-6638/1 md.) Ancak, el ile dıştan kontrol hariç, (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 4/5/2017 tarihli ve E.: 2015/41, K.: 2017/98 sayılı Kararı ile)(2) (…) Kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Bu fıkra kapsamında yapılan araç aramalarına ilişkin olarak kişiye, arama gerekçesini de içeren bir belge verilir. (1)
Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında, polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.
Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.
Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal
Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.
Kimliğinin tespiti amacıyla tutulan kişiye, kimliği tespit edildikten sonra ve talepte bulunması halinde, bu amaçla tutulduğuna ve tutulma süresine dair bir belge verilir. Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.
Nüfusa kayıtlı olmadığı için kimliği tespit edilemeyen kişilerin nüfusa kayıtlarının temini için gerekli işlemler yapıldıktan sonra, 5 inci maddeye göre fotoğraf ve parmak izi tespit edilerek kayda alınır.
Kimliği tespit edilemeyen kişinin yabancı olduğunun anlaşılması halinde, 5682 sayılı Pasaport
Kanunu ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.”, 6. 01/06/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin “ Durdurma, durdurma sonrası kontrol ve arama işlemleri” başlıklı 27’nci maddesi: “ Kolluk, kişileri ve araçları; a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek, amacıyla durdurabilir.
Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için, “umma” derecesinde makul şüphe bulunmalıdır.
Somut emarelerle desteklenen şüphe bulunmadan, süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.
Kolluğun durdurma yetkisini kullanabilmesi için tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanarak, kişinin bir suç işleyeceği veya işlediği hususunda veya kişinin silâhlı olduğu ve hâlen tehlike yarattığı konusunda makul bir sebebin bulunması gerekir.
Kolluk, görevini yerine getirirken, kendisinin kolluk görevlisi olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir; şüpheye yol açan davranışları ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir. Kişi, kimliğine ilişkin olanlar hariç, sorulan sorulara cevap vermekle yükümlü değildir. Durdurma yetkisinin kullanılmasına neden olan şüphe, yapılan açıklamayla veya herhangi bir şekilde ortadan kalkarsa, kişilerin gitmesine ve araçların ayrılmalarına izin verilir.
Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.
Durdurma üzerine aşağıdaki işlemler yapılır:
a) Durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır. Bu işlem sonucunda, kişide silâh bulunduğu sonucunu çıkarmaya yeterli şüphe meydana gelirse, memur kendiliğinden silâh ve diğer suç eşyası araması yapabilir.
b) Yoklama suretiyle kontrol, kişinin cinsiyetinde bulunan görevli tarafından yapılır.
c) Yapılan kontrolün konusu ve sebepleri ilgiliye açıklanır.
ç) Bir kişinin veya aracın durdurulma süresinin, şartlara göre makul olması ve kontrol için ayrılan süreyi aşmaması gerekir.
d) Yoklama suretiyle kontrol, kişiye en az sıkıntı verici şekilde yapılır.
e) Yapılan kontrolün neticesinde suça ilişkin iz, eser, emare ve delil elde edilirse, kişi yakalanır.
f) Uyuşturucu gibi belirli bir şeyin, kişinin herhangi bir yerinde gizlendiği düşünülüyorsa, daha geniş çaplı kontrol yapılabilir.
g) Yoklama suretiyle kontrol, kişinin veya aracın ilk durdurulduğu yerde veya o yerin yakınında, mümkün olduğu kadar başkalarının göremeyeceği tarzda yapılır. Başka yere götürülerek kontrol yapılamaz.
ğ) Makul sebebi oluştuğu takdirde, daha geniş kapsamlı kontrol yapılması için, kolluk aracından veya yakındaki kapalı bir yerden yararlanılabilir.
h) Kontrolden sonra talep üzerine olay yerinde derhâl bir tutanak düzenlenir….”, Şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; 19/06/2018 tarihinde Ankara Tren Garı (eski gar binası) önünde servis aracı beklediği sırada, kendisini tanıtmayıp ve de herhangi bir belge veya kimlik göstermeyen elinde telsiz olan sivil bir şahıs tarafından kimlik kontrolü yapılmak istendiğini, şahsa “polis misiniz?” diye sorduğunda “evet polisim” cevabı karşısında polis kimliğini göstermesini talep ettiğini, şahsın bir anda anlaşılmaz bir tavır takınıp öfkelenerek adeta tehdit edercesine üzerinde korku saldığını, “sen gel bakalım benim ile gel ben sana kimliğimi göstereceğim birazdan göreceksin kimliğimi” diyerek kendisi ile gelmesini istediğini, TCDD’de memur personel olduğunu söyleyince şahsın bir anda fikrini değiştirerek oradan uzaklaşmasını istediğini iddia ederek; polisin görevini somut olarak ifa ederken vatandaştan kimlik sorabileceğini ama önce kendi kimliğini göstermek zorunda olduğunu, bu çerçevede kamera görüntüleri tekrar izlenerek olayın yeniden soruşturulmasını talep etmektedir.
9. Polisin kimlik sorma işlemi genel olarak (5) ve (6) numaralı paragraflarda yer verilen 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Buna göre polise, 2559 sayılı Kanunun 4/A-3 maddesindeki “Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.” hüküm uyarınca durdurma yetkisini kullanarak ya da 4/A-8 maddesindeki “Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir.” hükmü kapsamında kolluk görevini yerine getirerek bir kişiye kimliğini sorabilme yetkisi tanınmıştır.
10. Ayrıca anılan Kanunda ve Yönetmelikte, polisin durdurma yetkisinin amaçları da belirlenmiştir. Bu çerçevede polis; “Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek”, “Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek”, “Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek” ve “Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek” amacıyla kişileri durdurup kimliği sorabilmektedir. Yine kimlik sorma işleminin bu doğrudan amaçları yanında; maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak, kimlik hırsızlığı ve sahte kimlik kullanmayı önlemek ve tespit etmek, kimliği olmayan kişilerin tespit edilmesi halinde nüfusa kayıt edilmelerini sağlamak, potansiyel suçluları caydırmak gibi dolaylı amaçları da bulunmaktadır.
11. Bahse konu durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için, “umma” derecesinde makul şüphe bulunmalıdır. Somut emarelerle desteklenen şüphe bulunmadan, süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılmamalıdır. Kolluk, tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanarak, kişinin bir suç işleyeceği veya işlediği hususunda veya kişinin silâhlı olduğu ve hâlen tehlike yarattığı konusunda makul bir sebebin bulunması gerekmektedir.
12. Öte yandan, kimlik sorma işleminde, kolluğun kendisinin kolluk mensubu olduğunu belirleyen belgeyi göstermesi zorunlu olduğu gibi kollukça usulüne göre kimliği sorulan kişi de bir kimlik belgeyi göstermek suretiyle kimliğinin belirlenmesini sağlamak zorundadır.
13. Diğer taraftan Kanunda, kimlik sorma işlemi sırasında kişinin en fazla ne kadar süreyle tutulabileceği konusunda açık bir süre bulunmamaktadır. Bununla birlikte Kanuna göre bu süre, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olmamalıdır. Sebep ortadan kalktıktan sonra kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilmesi gerekmektedir.
14. Bu kapsamda eldeki bilgi ve belgeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; başvuruya konu olayın 19/06/2018 tarihinde öğlen saat 12:42-12:45 civarında gerçekleştiği, başvuranın
Ankara Tren Garı (eski gar binası) önündeki ağacın altında bulunan banklarda oturduğu sırada elinde telsiz bulunan sivil polis görünümlü bir kişi tarafından fark edildiği, daha sonra bu şahsın başvuranın yanına gittiği, kısa bir süre sonra başvuranla birlikte kamera açısında görülecek şekilde garın diğer tarafına doğru yürüyerek kameranın açısından çıktıkları, yaklaşık bir dakika sonra başvuranın tek başına daha önce oturduğu yere doğru hareket ettiği, bundan sonra başvuranla sivil polisin bir karşılaşmasının olmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan başvuranın oturduğu yerde bulunan ağacın kamera açısını engellemesi dolayısıyla sivil polisle aralarında nasıl bir konuşma gerçekleştiği, ayrıca fiziki bir müdahale olup olmadığına yönelik bir tespit yapılamamıştır. Zaten başvuranın da kendisine yönelik fiziki bir müdahale olduğu noktasında bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
15. Başvuran, kendisine yapılan kimlik sorma işlemi sırasında, sivil polisten kimliğini göstermesini istemesi sonrasında söz konusu kişinin “tehdit edercesine üzerinde korku salacak” şekilde hareket ettiğini, bundan dolayı “korku ve paniğe kapıldığını”, kendisinin hiçbir şüpheli ve huzur bozucu davranışta bulunmadığını iddia ederek, polisin kimlik sorabileceğini ancak vatandaş olarak kendisinin de polisten kimliği göstermesini isteme hakkı olduğunu belirtmektedir. Konuyla ilgili olarak, İdarenin Kurumumuza gönderdiği belgeler arasında yer alan belgeler incelendiğinde, başvuranın CİMER aracılığıyla yaptığı başvuruya Altındağ İlçe
Emniyet Müdürlüğünün mail adresi üzerinden 26/07/2018 tarihinde “Ankara Tren Garında görev yapan gerek resmi gerekse sivil yaya polis ekiplerinin konu ile ilgili bilgilendirilerek gerekli ikaz ve uyarıların yapıldığı” şeklinde bir cevap verildiği tespit edilmiştir. Bunun dışında söz konusu kişinin polis kimliğini göstermeyerek Görevi Kötüye Kullanma suçu işlediği gerekçesiyle, başvuran tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … Soruşturma Nolu dosya için 02/01/2019 tarihinde, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer
Olmadığına Dair Karar verildiği görülmüştür.
16. 10-14 numaralı paragraflarda açıklandığı üzere, polisin makul şüphe durumunda kişilerden kimlik sorma yetkisi bulunmaktadır. Bu yetkisini kullanırken keyfi şekilde hareket etmemelidir.
Bunun tespiti açısından eldeki deliller önem arz etmektedir. Bu noktada olayın gerçekleştiği yerdeki kamera kayıtları ile olayın gerçekleştiği yer ve zaman yol gösterici olacaktır. Bilindiği üzere olayın gerçekleştiği eski tren garının önünde, 10 Ekim 2015 tarihinde DAEŞ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen intihar saldırısında 100 vatandaşımız yaşamını yitirmiş 391 vatandaşımız da yaralanmıştır. Olayın gerçekleştiği yer ve yapılış şekli göz önüne alındığında, belirtilen yerdeki güvenlik önlemleri alınması bağlamında daha hassas davranılması gerekeceği çok açık bir durumdur.
17. Diğer taraftan, başvuruya konu kimlik sorma olayının gerçekleştiği zamana bakıldığında, gündüz (öğle vakti) olduğu başvuranın açıklamaları ve kamera kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Olay günü şikayete konu sivil polis memurunun elinde telsizle tren garının önünde dolaştığı kamera kayıtlarından görülmektedir. Söz konusu kişinin kamera açısına girmesi, başvuranın yanına gitmesi, daha sonra başvuranla birlikte yürümeleri ve ayrılmaları arasında geçen süre yaklaşık olarak 3-4 dakika sürmektedir. Olayın seyrine göre bakıldığında, başvuranın maruz kaldığı kimlik sorma işleminin çok uzun sürmediği anlaşılmaktadır. Ancak, başvuranla sivil polis memurunun ilk karşılaşmalarında, aralarında nasıl bir konuşmanın geçtiği ya da sivil polis memurunun kimliğini gösterip göstermediği, başvuranın şüpheli hareketlerde bulunup bulunmadığı hususları kamera kayıtlarından tespit edilememektedir. Bu konuda olaya tanık başka bir kişi de bulunmamaktadır.
18. Bu kapsamda, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olayın gerçekleştiği yerde daha önce terör eylemi gerçekleştirilmesinin kimlik sorulma açısından herhangi bir vatandaş için makul şüphe açısından yeterli olması, kimlik sorma işleminin gerçekleştiği yerin herkesin bulunabileceği kamuya açık bir alanda bulunması, ayrıca başka kişilerin de olaya şahit olabileceği gündüz vakti yapılması, yine kimlik sorma işlemi sürecinin çok uzun sürmemesi hususları dikkate alındığında, somut olayda başvuranın kendisine yönelik baskı kurma ve keyfi olarak hareket etme amacıyla kimlik sorma işleminin gerçekleştirildiği şeklindeki iddiasının yerinde olmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “makul sürede karar verme” ve
“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı, ayrıca her ne kadar İdare başvuranın iddiaları çerçevesinde gerekli incelemeyi yaptığını ve bahse konu yerde görev yapan kolluk görevlilerini uyardığını belirtmekteyse de 2559 sayılı Kanunda açıkça düzenlendiği üzere polisin görevini yerine getirirken kimliğini göstermesinin zorunlu olduğu hususunu dikkate almadan şikayete konu olayı inceledikten sonra genel bir yazıyla başvurana cevap verme yoluna gittiği, bu yönüyle özensiz davranarak iyi yönetim ilkelerinden “nezaket” ilkesine de uygun hareket etmediği anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ANKARA İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi