|
ÖZET: Başvuran, 28 Şubat 2018 tarihinde emeklilik talebinde bulunmuş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 1992 tarihli basamak hesabı hatasından kaynaklanan 377,64 TL prim borcu ile 20.641,23 TL gecikme cezası ve zammının bulunduğu bildirilmiştir. Başvuran, bu borçların ödenmesi gerektiği belirtilerek emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesi için bu tutarları ödemek zorunda kalmıştır. Başvuru, hatalı hesaplamalar nedeniyle ödenen bu tutarların yasal faiziyle birlikte geri verilmesi talebini içermektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın prim borcunun basamak intibakından değil, 2002 yılında taksitlendirdiği borcunu tam olarak ödememesinden kaynaklandığını belirtmiştir. Başvuranın dosyasında yapılan incelemelerde, tasfiye halindeki şirketin durumu ve başvuranın sigortalılık süreleriyle ilgili çeşitli belgeler tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın fazla ödediği tutarın yasal faiziyle birlikte geri verilmesi gerektiği yönünde bir öneri Kamu Denetçiliği Kurumu’na sunulmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kısmen kabul edilmesine ve kısmen reddedilmesine karar vermiştir. Başvuranın ödemek zorunda kaldığı tutarın geri verilmesi talebi reddedilirken, fazla ödeme olarak kaydedilen tutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği yönünde Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 17129-17129 |sayi|53878609-101.07.06-E.53878609-101.07.06-E.
BAŞVURU NO : 2018/4461 2018/ 4461
KARAR TARİHİ : 11/10/2018 |tarih|
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, hatalı basamak intibakı nedeniyle ödemek zorunda kaldığını ifade ettiği prim borcu ile gecikme cezası ve gecikme zammının tarafına yasal faiziyle birlikte geri verilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 11/04/2018 11.4.2018
I BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 28/ 2/ 2018 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğunu, anılan tarihe kadar hizmet dökümlerinde herhangi bir borç bilgisi yer almadığı halde 1992 yılındaki basamak hesabı hatasından doğan 377,64 TL prim aslı 20.641,23 TL gecikme ceza ve gecikme zammı borcu bulunduğunun bildirildiğini, 3/ 6/ 2018 tarihinde prim aslı borcunu ödediğini ve gecikme ceza ve zammının kaldırılarak emekli işlemlerinin yapılmasını talep ettiğini ancak Sosyal Güvenlik Kurumunca 22/ 3/ 2018 tarihli yazı ile bildirilen gecikme cezasının ve zammının ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, emeklilik işlemlerinin yapılabilmesi için Kurum kayıtlarındaki hatadan kaynaklandığı ifade edilen basamak hesabından doğan söz konusu gecikme cezasını ve zammını ödemek zorunda kaldığını b ecek yasal
1 / 9faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 04/ 05/ 2018 tarihli ve . sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 22/ 06/ 2018 tarihli ve . sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle ; 2.1.Başvuranın 1479 sayılı Kanun kapsamındaki (BAĞ-KUR) tescilinin ilk defa 15/ 03/ 1992 tarihinde l . Basamak üzerinden yapıldığı,
2.2.5510 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin “ 1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun
kapsamında 1/ 10/ 2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez . Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir .” Hükmünü amir olduğu, 2.3.Adı geçen sigortalının dosyasının incelenmesi neticesinde, ortağı olduğu limited şirketin 26/ 04/ 2002 tarihinde tasfiyeye girdiği; 30/ 04/ 2002 tarihinden önceki Bağ-Kur prim borcunu 18 taksitle ödeme planına bağladığı ancak tamamını ödemediğinden ödediği tutarların prim borcuna mahsup edildiği; tasfiyenin devam ettiğine ilişkin ilişkin ilk bildirimin 27/ 04/ 2010 tarihli belge ile, tasfiyenin bittiğine dair bildirimin ise 27/ 05/ 2011 tarihinde Kurumlarına yapıldığı; sigortalının 07/ 05/ 2002 ile 28/ 02/ 2018 tarihleri arasında kesintisiz 4/a kapsamında hizmetinin bulunduğu; 27/ 04/ 2010 tarihinde sigortalılığının durdurulduğu ve 19/ 02/ 2018 tarihinde ise durdurma işleminin geri alındığı; sigortalıya çıkan prim borcu ve cezasının basamak intibakından değil, 2002 tarihinde 2. tecil kapsamında taksitlendirdiği borcunu tam olarak ödememesinden kaynaklandığı; sigortalılığın durdurulma işleminin 19/ 02/ 2018 tarihinde geri alınıp, aynı tarih itibariyle 06/ 05/ 2002 tarihi itibariyle geriye dönük olarak 4/b kapsamındaki sigortalılığın sonlandırılması ile birlikte yapılandırmanın tamamen ödenmemesinden dolayı kalan prim aslı borcuna, 19/ 02/ 2018 tarihine kadar gecikme cezası ve gecikme zammının işlemesi ile ortaya çıkan 20.541,23 TL tutarın ödettirilerek tahsis işlemlerinin tamamlandığının anlaşıldığı, 2.4.22/ 2/ 2013 tarihli ve 2013/ 11 sayılı Kurum Genelgesi ile yürürlükten 2009/ 37 sayılı Genelgenin
“ 3.5.3- Şirket Ortaklarının Sigortalığının Sona Ermesi” bölümünde “h) Mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya münfesih duruma düşmesine karar verilen, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ( 3)
numaralı alt bendinde belirtilen şirketlerin ortaklarından Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi çalışmaya başlayanların sigortalılıkları, çalışmaya başladıkları tarihte sona erer ve bu tarih sigortalılarca işten ayrılış bildirgesi ile Kuruma bildirilecektir .” hususunun talimatlandırıldığı, 2.5.Ancak, sigortalı dosyası incelendiğinde, tasfiyenin devam ettiğine ilişkin 27/ 04/ 2010 tarihli belge ile yapılan bildirime rağmen, 06/ 05/ 2002 tarihi itibariyle sigortalılığın sonlandırılması
2 / 9işleminin, tasfiyenin devam ettiğine dair bildirimin Kuruma intikal ettiği tarihte değil de 2018 yılı
Şubat ayı içinde yapıldığının tespit edildiğinden konuya ilişkin tekrar bir değerlendirme yapıldığı ve tasfiyenin devam ettiğine ilişkin 27/ 04/ 2010 tarihli belge ile yapılan bildirim üzerine 06/ 05/ 2002 tarihi itibariyle sigortalılığın sonlandırılması gerektiğinden, sigortalı tarafından 23/ 03/ 2018 tarihinde ödenen tutarın 10.291,52 TL’si için 2010 Nisan dönemine göre Kurum Kodu değerlendirilmesi yapıldığı, yapılan işlem sonucu sigortalının 4/b hesaplarında 10.576,74 TL fazla ödemesi bulunduğu, belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1.“Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası; “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir . Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır . Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır .” 5.2.“1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalıların basamak tespiti” başlıklı Ek 8 inci maddesi; “(Ek : 10/ 1/ 2013- 6385/ 11 md.) 1479 sayılı Kanun ve mülga
2926 sayılı Kanun kapsamında 1/ 10/ 2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan
sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez . Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir .
Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz .” 5.3.“Kendi adına ve hesabına çalışanların sigortalılıklarının durdurulmasına ilişkin hükümler” başlıklı geçici 17 nci maddesi; “(Ek : 17/ 4/ 2008- 5754/ 73 md.) Kendi adına ve hesabına
3 / 9bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı
kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur . Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez .
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir .
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır .” 6. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın Mülga 5/ 3/ 2009 tarihli ve 2009/ 37 sayılı
Sigortalılık İşlemleri konulu Genelgesinin “Şirket Ortaklarının Sigortalığının Sona Ermesi” başlıklı 3.5.3 üncü maddesinin h bendi; “Mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya münfesih duruma düşmesine karar verilen,
5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ( 3) numaralı alt bendinde
belirtilen şirketlerin ortaklarından Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi çalışmaya başlayanların sigortalılıkları, çalışmaya başladıkları tarihte sona erer ve bu tarih sigortalılarca işten ayrılış bildirgesi ile Kuruma bildirilecektir .” hükmünü amirdir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın, basamak intibakından dolayı ödemek zorunda kaldığını ifade ettiği 20.421,76 TL’nin tarafına ödenmesi talebinin reddi; adına fazla ödeme olarak kaydedilen tutarın ise yasal faiziyle birlikte başvurana ödenmesi hususundaki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle; yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu 28/ 02/ 2018 tarihine kadar tarafına herhangi bir prim borcu bildirilmediği halde 1992 tarihindeki ilk BAĞ-KUR kaydı esnasındaki basamak hesabı hatasından doğan 377,64 TL prim aslı borcu ile 20.641,23 TL gecikme ceza ve zammı borcu olduğunun bildirildiğini, aylığının bağlanması için bu tutarı ödemek zorunda kaldığını belirterek haksız yere ödemek zorunda kaldığı tutarın ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle Kurumumuza başvurmuştur .
4 / 99. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca özetle; sigortalıya çıkan prim borcu ve cezasının basamak
intibakından değil 2002 tarihinde 2. tecil kapsamında taksitlendirdiği borcunu tam olarak ödememesinden kaynaklandığı, sigortalı dosyasının yeniden yapılan incelemesinde; başvuranın sigortalılığının 06/ 05/ 2002 tarihi itibarıyla sonlandırılması işleminin ortağı olduğu şirketin tasfiyesinin devam ettiğine ilişkin 27/ 04/ 2010 tarihli belge ile yapılan bildirim üzerine Nisan 2010 itibarıyla yapılması gerekirken 2018 yılı Şubat ayı içerisinde yapıldığının tespit edildiği, sonlandırma işleminin Nisan 2010 dönemine çekilmesi neticesinde sigortalı tarafından 23/ 03/ 2018 tarihinde ödenen tutarın 10.291,52 TL’sinin kurum kodu değerlendirmesi yapıldığı bildirmiştir .
10. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvurana çıkarılan prim borcunun ve buna bağlı gecikme cezası/zammının basamak hesabı hatasından mı yoksa başvuranın ödenmeyen diğer prim alacaklarından mı kaynaklandığı noktasında düğümlendiği görülmektedir .
11. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, başvuranın 1/ 2/ 1992 tarihinde vergi dairesi kaydının oluşturulduğu, 14/ 03/ 1992 tarihinde SSK kaydının sonlandırılmasının ardından da 1479 sayılı Kanun kapsamındaki (BAĞ-KUR) tescilinin ilk defa 01/ 02/ 1992 tarihinde l . Basamak üzerinden yapıldığı, Mart 1998 dönemine kadar genel olarak düzenli ödendiği anlaşılan primlerinin bu tarihten itibaren düzenli ödenmemeye başlandığı ve prim borcunun birikmeye başladığı, başvuranın ortaklığının bulunduğu şirketin 26/ 4/ 2002 tarihinde tasfiyeye girdiği, şirketin tasfiyeye giriş sürecini takiben başvuranın 6/ 5/ 2002 tarihinden itibaren SSK kapsamında sigortalı olduğu, şirketin tasfiyeye girdiği hususunun ise başvuran tarafından ilgili BAĞ-KUR İl Müdürlüğüne tasfiyenin başladığı 26/ 4/ 2002 tarihinde bildirilmeyip ancak 27/ 4/ 2010 tarihinde SGK’ya bildirildiği, bilahare, tasfiyenin bildirim tarihinde SGK tarafından yapılması gereken, başvuranın yeniden SSK kapsamında tescilinin yapıldığı 6/ 5/ 2002 tarihinden geçerli olmak üzere BAĞ-KUR tescilinin sonlandırılması (terk) işleminin de 20/ 02/ 2018 tarihinde yapıldığı, 11.1.29/ 4/ 2002 tarihinde, başvuranın 3.773.981.999 TL tutarındaki prim borcunun 18 taksitte ödenmek üzere yapılandırıldığı, anılan kapsamda 1.478.866.630 TL tutarında toplam 7 taksit ödendikten sonra ödemeye devam edilmemesi nedeniyle yapılandırmanın bozulduğu, 11.2.27/ 4/ 2010 tarihinde yapılan işlemle başvuranın BAĞ-KUR tescilinin, 5510 sayılı Kanunun
Geçici 17 nci maddesi gereği maddenin yürürlük tarihi itibarıyla 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu olması nedeniyle daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu olan 29/ 02/ 2000 tarihi itibarıyla durdurulduğu ve prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek bu sürelere ilişkin Kurum alacaklarının takibinden vazgeçildiği, BAĞ-KUR sigortalılığının durdurulduğu ve prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık olarak değerlendirilmediği bu aşamada başvuranın 01/ 02/ 1992 ile 29/ 2/ 2000 tarihleri arasında toplam 8 yıl
29 gün BAĞ-KUR hizmeti bulunduğu,
11.3.12/ 02/ 2018 tarihinde başvuranın, prim borcu bulunması nedeniyle durdurulan sigortalılık sürelerinin ihyası talebiyle SGK’ya başvurduğu, talebinin 19/ 02/ 2018 tarihinde kabul edildiği ve tarafına 1/ 3/ 2000- 30/ 4/ 2008 ile 1/ 5/ 2008- 28/ 02/ 2011 dönemlerini içerecek şekilde 3.958 gün için 92.376,76 TL ihya tutarı bildirildiği ancak anılan bildirimden bir gün sonra 20/ 02/ 2018 tarihinde bu kez BAĞ-KUR tescilinin 15/ 03/ 1992 tarihinden başladığı ve 06/ 05/ 2002 tarihinde sona erdiği ile ihya kapsamında değerlendirilecek hizmetinin bulunmadığının bildirildiği,
5 / 911.4.Başvuranın bu arada 28/ 02/ 2018 tarihinde çalıştığı işyerinden ayrılarak tahsis talebinde
bulunduğu, yapılan borç çıkarma işlemine itiraz ettiği 6/ 3/ 2018 tarihli başvurusuna SGK tarafından 23/ 3/ 2018 tarihinde ret cevabı verilmesi üzerine itirazı kaydını düşmek suretiyle tarafına bildirilen borcu ödediği ve 26/ 03/ 2018 tarihinde tahsis talebini yenilediği, SGK tarafından kendisine 1/ 4/ 2018 tarihinden başlamak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(a) bendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı görülmüştür .
12. Tasfiye halindeki şirkete ortaklığı devam etmekteyken SSK kapsamında sigortalı olan sigortalıların BAĞ-KUR kapsamındaki sigortalılığının, 2009/ 37 sayılı Genelge’nin amir hükmü (§
6) gereği İşten Ayrılış Bildirgesi ile SGK’ya yapılan bildirim üzerine SSK kapsamında sigortalı
olunan tarihten itibaren sona erdirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır . Buna göre, tasfiye halindeki şirkete ortaklığı devam etmekteyken 6/ 5/ 2002 tarihi itibarıyla SSK kapsamında sigortalı olan başvuranın BAĞ-KUR sigortalılığının, 27/ 4/ 2010 tarihinde SGK’ya yaptığı bildirim üzerine 6/ 5/ 2002 tarihi itibarıyla sona erdirilmesi gerekmektedir . Ancak, gerek dosya kapsamındaki belgelerden gerekse SGK’dan alınan cevabi yazıdan başvuranın BAĞ-KUR sigorta kaydının 27/ 4/ 2010 tarihinde değil de 20/ 02/ 2018 tarihinde yapılan işlem ile 6/ 5/ 2002 tarihi olarak düzeltildiği görülmektedir .
13. Bu durumda, başvuranın BAĞ-KUR tescilinin 15/ 3/ 1992 tarihinde başladığı ve 6/ 5/ 2002 tarihinde sona erdiği, ortağı olduğu şirketin tasfiyeye girdiğini 27/ 4/ 2010 tarihinde SGK’ya bildirdiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır . Ancak, 20/ 02/ 2018 tarihli düzeltme işlemi yapılana kadar başvuranın BAĞ-KUR terk tarihinin 29/ 02/ 2000 olarak, ortağı olduğu şirketin tasfiye girdiğini bildirdiği tarihin ise 20/ 02/ 2018 tarihi olarak dikkate alındığı ve SGK tarafından bu tarihler esas alınarak işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır .
13.1.Nitekim 11.2 numaralı paragrafta da yer verildiği üzere, 28/ 4/ 2010 tarihinde yapılan işlem ile başvuranın halen BAĞ-KUR kapsamında sigortalı olduğu ve 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunduğu değerlendirilmesine gidilerek 5510 sayılı Kanunun Geçici 17 nci maddesi gereği daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu olan 29/ 02/ 2000 tarihi BAĞ-KUR tescilinin sona erdiği tarih olarak belirlenmiştir . Oysaki ortağı olduğu şirketin tasfiyeye girdiğinin 27/ 4/ 2010 tarihinde SGK’ya bildirildiği göz önüne alındığında, başvuranın BAĞ-KUR tescilinin 2009/ 37 sayılı
Genelge gereği 6/ 5/ 2002 tarihinden geçerli olarak sona erdirilmesi, 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu olmadığı için Geçici 17 nci madde gereği sigortalılığının 29/ 02/ 2000 itibarıyla durdurulmaması ve borçlarının silinmeyip işlemeye devam etmesi gerekmektedir .
13.2.Daha sonra, başvuranın 12/ 02/ 2018 tarihli ihya talebi doğrultusunda yürütülen işlemler esnasında, tasfiyenin başlangıcına ilişkin evrakın SGK’ya verildiğinin görülmesi üzerine bu kez 20/ 02/ 2018 tarihli işlem ile başvuranın BAĞ-KUR terk tarihinin 6/ 5/ 2002 olarak belirlendiği ancak daha önce belirlenmiş terk tarihi olan 29/ 02/ 2000 ile yeni belirlenen terk tarihi arasındaki sürenin de başvuranın hizmet süresine eklenmek suretiyle toplam BAĞ-KUR hizmetinin 8 yıl 29 günden 10 yıl 1 ay 21 güne yükseltildiği , ilk tescil basamağının 3. Basamak olarak belirlendiği , Şubat
2018 dönemine kadar biriken borcunun 377,64 TL prim aslı, 20.236,59 TL Gecikme
Cezası/Gecikme Zammı Borcu olmak üzere toplam 20.641,23 TL olarak hesaplandığı, borç tutarının ve ihya kapsamında hizmetinin bulunmadığının başvurana bildirildiği görülmektedir .
6 / 913.3.Diğer taraftan, yapılan işleme ilişkin 20/ 02/ 2018 tarihli 1479 Sigortalı Bilgileri kaydı ve
Dönemlere Göre Sigortalı Borç Alacak Bilgileri kaydı incelendiğinde; 20/ 02/ 2018 tarihli işlem neticesinde başvuranın hizmet süresinin 2 yıl 22 gün arttığı , 6/ 5/ 2002 tarihinde sona erdirilmesi gerekirken sehven devam ettirilen BAĞ-KUR kaydına istinaden bu tarihten sonra adına tahakkuk ettirilen primlerin iptal olması nedeniyle 29/ 4/ 2002 tarihli yapılandırma işlemi sonrasında 6/ 5/ 2002 tarihinden sonraki cari aylar için ödenen primlerin de 6/ 5/ 2002 tarihinden önceki prim borçlarına ve gecikme zammı/cezasına mahsup edildiği, yani başvuranın Mayıs-Ekim 2002 döneminde yapılandırma kapsamında yaptığı ödemelerin, söz konusu dönem artık hizmet süresinden sayılmadığı için başvuranın önceki aylara ilişkin prim aslı borcu ile gecikme cezası/zammına mal edildiği, başvurana bildirilen gecikme cezası ve gecikme zammının, başvuran tarafından 27/ 4/ 2010 tarihinde SGK’ya sunulan ortağı olduğu şirketin tasfiyesinin başladığına ilişkin belge dikkate alınmayarak hatalı olarak işlemin yapıldığı 20/ 02/ 2018 tarihine kadar yürütülmek suretiyle hesaplandığı anlaşılmaktadır .
14. Bilahare, başvuranın Kurumumuza yaptığı başvuru sonrasında SGK’ya gönderilen bilgi ve belge talepli yazımız üzerine başvuranın dosyasının tekrar tetkik edildiği, SGK’nın 30/ 05/ 2018 tarihli işlemiyle başvuranın ilk tescil basamağının yeniden 1. Basamak olarak belirlendiği, bu değişiklik sonrasında, ödemiş olduğu 20.641,23 TL de hesaba katıldığında Şubat 2018 dönemi itibarıyla birikmiş borcunun bulunmayıp 302,82 TL fazla ödemesinin çıktığı; 14/ 06/ 2018 tarihli yeni bir işlemle başvuranın prim borcunun tasfiyeye giriş tarihini bildirdiği Nisan 2010 dönemi itibarıyla 371,33 TL prim aslı ve 9.770,33 TL gecikme cezası/zammı olmak üzere toplam 10.141,66 TL olarak yeniden hesaplandığı; aynı tarihli takip eden işlemle ilk tescil basamağı yeniden 3. Basamak olarak yapılan hesaplamada başvuranın prim borcunun 377,64 TL prim aslı ve 9.913,88 TL gecikme cezası/zammı olmak üzere toplam 10.291,52 TL olarak yeniden hesaplandığı görülmektedir .
15. Nihayetinde inceleme araştırma süreci esnasında Kurumumuzca tespit edilen hususlara ilişkin
SGK ile yapılan karşılıklı görüşmeler neticesinde 28/ 9/ 2018 tarihinde yapılan işlemle başvuranın ilk tescil basamağının 1. Basamak olarak düzeltildiği, BAĞ-KUR terk tarihi ( 6/ 5/ 2002) itibarıyla mevcut olan prim borcu için, tasfiyeye giriş tarihinin SGK’ya bildirildiği ay sonuna kadar ( 30/ 04/ 2010) gecikme cezası/zammı hesaplandığı, hesaplama neticesinde, daha önce ödediği tutardan 10.141,66 TL’nin prim borcu ve gecikme ceza/zammı karşılığı olarak değerlendirildiği, 10.658,20 TL’nin ise fazla ödeme olarak kayda alındığı ancak bu tutarın 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği yasal faiziyle geri verilmesi gerekirken hâlihazırda yazılı olarak başvurana bildirilmediği görülmektedir .
16. Sonuç olarak, başvuranın ilk BAĞ-KUR tescilinin 1. Basamak üzerinden yapılmak suretiyle düzeltildiği, her ne kadar SGK tarafından Kurumumuza gönderilen ilk yazıda farklı bir nedene işaret edildiyse de esasen başvurana bildirilen prim aslı borcu ve gecikme cezasının/zammının asıl kaynağının başvuranın BAĞ-KUR hizmetinde meydana gelen 2 yıl 22 günlük artış olduğu , anılan borca ilişkin ilk hesaplamanın Nisan 2010 dönemi yerine sehven Şubat 2018 dönemine kadar yürütülmesi nedeniyle başvurana 20.641,23 TL borç bildirildiği, söz konusu hesaplamanın daha sonraki işlemlerle düzeltildiği ve 10.658,20 TL’nin başvuran adına fazla ödeme olarak kaydedildiği ancak fazla ödemenin başvurana kanuni faiziyle birlikte geri verilmediği anlaşılmaktadır .
17. Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuran adına
7 / 9çıkarılan borcun basamak intibakı düzenlemesinden kaynaklanmayıp hizmetine eklenen süreden
kaynaklandığı anlaşıldığından İdare tarafından tesis edilen borç çıkarma işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı ancak İdarenin bildirimi üzerine başvuran tarafından yapılan ödemenin sonradan fazla ödendiği anlaşılan kısmının, başvurana yasal faiziyle birlikte geri verilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verilmediği ve şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine başvuran bakımından uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir .
19. Ayrıca, Kurumumuz bilgi ve belge talebine istinaden İdare tarafından gönderilen yazıdaki cevabın hatalı olduğu, somut olayın bilgisine ancak Kurumumuzca yapılan tespitler üzerine İdare ile yapılan görüşmeler sonucunda ulaşılabildiği dolayısıyla şikâyet başvurularının incelenmesi ve değerlendirilmesi hususunda İdarenin yeterli özeni ve dikkati göstermediği, yapılan görüşmelerden sonra yazıda tespit edilen hataların düzeltilmesi hususunda da gerekli süratin ve hassasiyetin gösterilmediği görülmüştür .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İzmir İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE;
Başvuranın basamak intibakından dolayı ödemek zorunda kaldığını ifade ettiği 20.421,76 TL’nin tarafına ödenmesi talebinin REDDİNE , Başvuran adına fazla ödeme olarak kaydedilen tutarın yasal faiziyle birlikte başvurana ödenmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
8 / 9Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi