ÖZET: Başvuran, 4/1-(b) statüsünde emekli olabilmek için gerekli olan 9000 prim gün sayısını aşan prim ödemelerinin iadesini talep etmiştir. Başvurusunda, 27/03/2021 tarihinde emeklilik yaşını doldurduğunu ve toplamda 9350 prim günü ile emeklilik başvurusu yaptığını belirtmiştir. Ancak, başvurusu reddedilmiş ve sonrasında açtığı davada emekliliği onaylanmış, fakat bu karar istinaf mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. EYT yasasının yürürlüğe girmesiyle tekrar emeklilik başvurusunda bulunmuş, ancak prim borcu olduğu gerekçesiyle talebi reddedilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın 5510 sayılı Kanun’a göre sigortalı sayıldığını ve prim borçlarının ödenmeden emekli aylığı bağlanamayacağını ifade etmiştir. Kurum, başvuranın prim borcunu ödediği tarihi takip eden ay başından itibaren emekli aylığının bağlandığını belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olmadığını değerlendirerek ret kararı vermiştir. Bu karar, başvuranın iddialarının yasal dayanağı bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın fazladan ödediği primlerin iadesi talebi, hukuki çerçevede geçerli bir gerekçe taşımadığından reddedilmiştir. İlgili mevzuat ve yargı süreçleri göz önünde bulundurularak, başvuranın prim borçlarıyla ilgili durumu ve SGK’nın uygulamaları hukuka uygun bulunmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/16268-S.23.25572

BAŞVURU NO : 2023/11263

KARAR TARİHİ : 20.12.2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın 4/1-(b) kapsamında emekli olabilmek için gereken 9000

BAŞVURUNUN KONUSU :

prim ödeme gün sayısından fazlasına denk gelen prim ödemelerinin tarafına iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 31.07.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 27/03/2021 tarihinde emeklilik yaşını (51 yaş) doldurması üzerine toplam 9350 prim gün sayısı ile emeklilik başvurusu yaptığını, başvurusunun reddedilmesi üzerine açtığı davanın kabul edildiğini ve 23/03/2021 tarihi itibarıyla emekliliğine karar verildiğini ve kararın SGK tarafından uygulandığını, ancak istinafta yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, bu kararın da Yargıtayca onandığını ve böylece de emekliliğinin iptal edildiğini, bu süreçte

EYT yasası çıkmış olduğundan tekrar emeklilik başvurusunda bulunduğunu ancak 23/03/2021 tarihinden itibaren prim borcu olduğu, bunları ödemeden emekli olamayacağı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, oysa Bağ-Kur’dan emekli olabilmek için gerekli şartların yalnızca 9000 gün Prim Ödeme Gün Sayısı ve

25 yıllık sigortalılık süresi olduğunu, kendisinin zaten 23/03/2021 tarihi itibarıyla 9350 gün ödenmiş

primi ve 32 senelik sigortalılık süresi bulunduğunu, bu nedenle 9000 gün üstü süreler için tarafına borç çıkarılamayacağını belirterek 9000 gün primden sonra ödemek zorunda kaldığı 50.882,84 TL prim ödemesinin tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 24/08/2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 18/10/2023 tarihli ve – – sayılı yazıda;

2.1. 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinin bir numaralı alt bendinde ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanların sigortalı sayıldığı, 2.2. Anılan Kanun’un “Yaşlılık sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 28’inci maddesinde ise “…Yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)

bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dâhil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması zorunludur.” hükmünün yer aldığı, 2.3. Öte yandan 2018/38 sayılı Genelge’nin İkinci Kısım Üçüncü Bölümü’nde yer alan “5. Prim Borcu

Olan Sigortalıların Aylık Başlangıcı” başlığı altında; Kanun’un yürürlük tarihinden sonra yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için sigortalıların yazılı istekte bulunduğu tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primleri dâhil, kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması gerektiği, içinde bulunulan ay ile bir önceki aya ait prim borçları talep tarihi itibarıyla muaccel hale gelmeyen sigortalıların aylıklarının prim borçlarının yasal süresi içinde ödenmesi halinde tahsis talep tarihini takip eden ay başından, ödenmemesi halinde ise borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağının talimatlandırıldığı, 2.4. Buna göre başvuran hakkındaki Kurum kayıtlarının tetkikinde; Burdur 1. Asliye Hukuk (İş)

Mahkemesinin 26/05/2022 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararı gereğince ilgilinin 23/03/2021 tarihini takip eden ay başından itibaren aylığının bağlandığı, Yargıtay ilamı sonrası emekli aylığı başlangıç tarihi itibarıyla iptal edildiğinden 08/01/1997 tarihinden bu yana devam eden Burdur Vergi

Dairesi avukatlık faaliyetleri kapsamında 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinin bir numaralı alt bendi uyarınca zorunlu sigortalı sayılan başvuran hakkında 23/03/2021 tarihinden 24/05/2023 tarihindeki tahsis talebine kadar bahse konu bent kapsamında zorunlu sigortalılık durumu meydana gelmiş olup söz konusu zorunlu sigortalı olunan sürelere ilişkin oluşan prim borcunun başvuran tarafından ödenme tarihini takip eden ay başı olan 01/06/2023 tarihi itibarıyla başvurana emekli aylığı ödemesinin başlatıldığı, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi; “(…)Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.(..)”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

5.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; “b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;

1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi

olanlar,

2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,

3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit

şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,

4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,

(…)sigortalı sayılırlar.”, 5.2. “Yaşlılık sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 28’inci maddesinin onuncu fıkrası; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dâhil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması zorunludur.”, 5.3. “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1’inci maddesi; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal

Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar

Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.”, 5.4. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı geçici 2’nci maddesinin son fıkrası; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu

Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır. Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanuna göre

5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına

girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri esas alınır. (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir. Bu

Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.”, 5.5. “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 6’ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları; “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 86 ncı maddesi hükmüne göre topluluk sigortasına tabi olanların ödedikleri iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve

ölüm sigortaları primleri genel sağlık sigortası dahil bu Kanuna göre ödenmiş sayılır. Bu süreler yatırıldıkları sigorta kolları bakımından başlangıç süresi ve prim ödeme gün sayısı olarak kabul edilir.(..)

Bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 86 ncı maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından topluluk sigortasına devam edenler, bu kanunun 4 üncü maddesi kapsamında durumları değerlendirilerek, durumlarına uyan bent kapsamında sigortalı sayılırlar. Bunların kendileri veya işverenleri tarafından verilmesi gereken belgeler en geç üç ay içerisinde Kuruma verilmek zorundadır(..)”, 5.6. “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7’nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve

506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga

17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.

Kanunun yürürlük tarihinden önce 24/6/1965 tarihli ve 635, 18/3/1986 tarihli ve 3269, 22/7/1965 tarihli ve 644, 1/11/1983 tarihli ve 2937, 25/3/1957 tarihli ve 6940 ve 26/10/1990 tarihli ve 3671 sayılı kanunlar ile 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre fiili hizmet süresine müstehak görevlerde çalışanların bu görevlerde geçirdikleri süreler bu Kanunun 40 ıncı maddesi gereğince aranan 3600 günün doldurulmasında nazara alınır. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde sayılan itibari hizmet süresi kapsamında yer alıp bu Kanunun 40 ıncı maddesinde sayılmayan işlerde bu

Kanunun yürürlük tarihinden önce geçen çalışma sürelerinin bu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesinde 3600 gün prim ödeme şartı aranmaz.”, 6. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu

Kanunu’nun geçici 10’uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklıdır.

23/05/2002 tarihini takip eden aybaşı itibarıyla, kadın ise 20 tam yıl, erkek ise 25 tam yıl prim ödemiş olanlar ile prim ödeme sürelerinin dolmasına; (…)

l) 12 tam yıldan fazla, 13 tam yıl veya daha az kalan kadınlara 51 yaşını, 17 tam yıldan fazla, 18 yıl 6 ay veya daha az kalan erkeklere 55 yaşını, (…)

Doldurmaları, kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödemeleri şartıyla ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.”, 7. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un;

7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.”, 7.2. “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4’üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.

Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”, 7.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8’inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”, 8. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 57’nci maddesinin ikinci fıkrası; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılır ve aylık bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.”, hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden Ret Kararı verilmesine ilişkin hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle; tarafına emekli aylığı bağlanması talebiyle açtığı davada ilk derece mahkemesinin lehine karar verdiği ve sonucunda kendisine emekli aylığı bağlandığını, daha sonrasında istinaf kanun yolunda söz konusu mahkeme kararının kaldırıldığını ve temyiz aşamasında istinaf kararının kesinleştiğini, kesinleşme sonrası ilk derece mahkemesi kararı sonucu kendisine bağlanan emekli aylığının kesildiğini, ayrıca dava görülmekteyken geçen sürelerin geriye dönük 4/1-(b) statüsü kapsamında tarafına borç çıkarıldığını ve emeklilik koşulu olan 9000 gün prim ödeme gün sayısının da üzerinde bir borcunun oluştuğunu, EYT yasasının ardından emekli olabilmek için 9000 günün üzerindeki prim borçlarını da ödemek zorunda kaldığını, ancak oluşan bu durumda kendisinin bir hatası ve

kusurunun bulunmadığından mücbir bir sebep oluştuğunu belirterek ödemek zorunda kaldığı prim borçlarının tarafına iadesini talep etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 08/01/1997 tarihinden beri devam eden

Burdur Vergi Dairesi avukatlık faaliyeti olduğu, bu kapsamda 4/1-(b) statüsünde zorunlu sigortalılığı bulunduğu, o nedenle 23/03/2021 tarihinden 24/05/2023 tarihindeki tahsis talebine kadar anılan statüde zorunlu sigortalılık durumu devam ettiği için söz konusu sürelere ilişkin prim borcunun oluştuğu, 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde yer alan prim borçları ödenmeden sigortalılara aylık bağlanamayacağı hükmü dolayısıyla başvuranın prim borcunu ödediği tarihi takip eden ay başı olan 01/06/2023 tarihi itibarıyla tarafına emekli aylığı bağlandığı, emeklilik için aranan prim ödeme gün sayısını aşan prim tutarlarının sigortalılara iadesinin kanunen mümkün olmadığı belirtilmiştir.

12. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın 4/1-(b) statüsü üzerinden emekli olabilmesi için gereken prim ödeme gün sayısı (9000 gün) koşulunun üzerinde ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği prim tutarının daha sonrasında kendisine iade edilip edilemeyeceği konusunda ortaya çıktığı görülmektedir.

13. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın 27/03/2021 tarihinde Burdur Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğüne emeklilik başvurusu yaptığı, idare tarafından verilen cevapta 55 yaş koşulunu sağlaması gerektiğinden bahisle talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın tarafına emekli aylığı bağlanması için idarenin işleminin iptali talebiyle 24/05/2021 tarihinde Burdur 1. Asliye Hukuk (İş)

Mahkemesinde dava açtığı, adı geçen mahkemenin 26/05/2022 tarihinde verdiği E. / , K. / sayılı kararıyla 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden başvuranın 4/1-(b)

statüsüne tabi olduğu ve 08/09/1999 tarihinden önce sigorta girişi bulunduğundan 1479 sayılı Kanun’un geçici 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre yaş haddinin 51 olduğundan bahisle davanın kabulü ile başvurana 23/03/2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, bunun üzerine davalı idarenin istinaf yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 25/11/2022 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararında 1479 sayılı Kanun’un geçici 10’uncu maddesi hükümleri uyarınca başvuranın 01/06/2002 tarihi itibarıyla sigortalılık süresinin 7 yıldan fazla olup 51 yaşında emekli olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle anılan idari işlemin yerinde olduğundan dolayı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması yönünde hüküm kurulduğu, başvuranın istinaf kararını temyize götürmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarihli ve

E. / , K. / sayılı ilamıyla bölge adliye mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği görülmüştür.

14. Yukarıda aktarılanlara göre; Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı üzerine başvurana emekli aylığı bağlandığı, devam eden süreçte söz konusu kararın istinaf aşamasında kaldırılmasına ve temyiz yolunda bu hükmün onanmasına karar verildiği, bu itibarla ilk derece mahkemesi kararıyla 23/03/2021 tarihinden itibaren tarafına yaşlılık aylığı bağlanan başvuranın Yargıtayın 13/03/2023 tarihli kararında ortaya konulduğu şekliyle dava tarihi itibarıyla 4/1-(b) statüsü üzerinden aylık bağlanılmasına yönelik 1479 sayılı Kanun’un geçici 10’uncu maddesinde düzenlenen yaş koşulunu (55 yaş) sağlamadığı, ayrıca başvuranın 08/01/1997 tarihinden beri Burdur Vergi Dairesine kayıtlı olarak sürdürdüğü avukatlık faaliyetine hâlihazırda devam ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararı sonucu aylık bağlanmış bulunan 23/03/2021 tarihi ile başvuranın yeniden tahsis talebinde bulunduğu 24/05/2023 tarihi arasında geçen sürede kendisinin 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(b) maddesinin birinci alt bendi kapsamında yürütmekte olduğu mesleki faaliyetten ötürü anılan tarih aralığında zorunlu sigortalılığının devam ettiği anlaşılmaktadır.

15. Kamuoyunda EYT Yasası olarak bilinen 7438 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra her ne kadar başvuranın emekli olabilmek için 1479 sayılı Kanun gereği tabi olduğu yaş koşulu ortadan kalkmış olsa da yukarıda bahsedilen tarih aralığında 4/1-(b) statüsü üzerinden sigortalılığı devam eden başvuranın bu sürelere ilişkin prim borcunu ödememesi durumunda 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca tarafına yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ortadadır. Öte yandan ilk derece mahkemesinin kararı sonucu söz konusu tarih aralığında başvurana yaşlılık aylığı bağlanması koşullarını taşıyormuş gibi aylık ödemesi yapılmış olmasına karşın hukuk düzeni içerisinde mahkeme kararlarının üst derece mahkemeleri yoluyla yargısal denetimi mümkün olduğundan söz konusu ilk derece mahkemesi kararının temyiz mercii olarak Yargıtayca hukuka aykırı bulunması ve buna bağlı olarak ise başvurana yaşlılık aylığı bağlanması işleminin kaldırılmasıyla beraber başvuran açısından geçmişe dönük birtakım sonuçlar da doğmuş olması kaçınılmazdır. Yani başvuranın açmış olduğu davanın derece mahkemelerinde görülmesi sürecinde kendisinin Burdur Vergi Dairesine kaydı da devam ettiğinden yargılama aşamasının sonucunda kurulan hükme bağlı olarak ilgili sürelere ilişkin geçmişe dönük 4/1-(b) kapsamında sigortalılık durumu ve prim borcu ortaya çıkmıştır. Başvuranın mesleğinin serbest avukatlık olduğu göz önüne alındığında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(b) maddesinin birinci alt bendi uyarınca kendisinin serbest meslek kazancı nedeniyle sigortalı sayıldığı ve bu durumun anılan Kanun’un sistematiği içerisinde zorunlu bir sigortalılık türüne denk geldiği de açıktır. O nedenle bildirilen sigortalılık sürelerine dair prim borçlarının ödeme tarihinden sonraki bir tarihte iadesinin istenmesi gibi bir durumun 5510 sayılı

Kanun’un ortaya koyduğu sosyal sigorta düzeni içerisinde yeri bulunmamaktadır (Sosyal sigortalarda zorunluluk esasına ilişkin değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2022/15, K.2022/73, 01/06/2022, §§ 311).

16. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin onuncu fıkrasında 4/1-(b) statüsü üzerinden yaşlılık aylığı bağlanacak kişiler için yazılı talep tarihi itibarıyla GSS primi dâhil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcun olmaması şart koşulmuştur. Anılan kurala koşut bir düzenlemeye ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 57’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmiş olup söz konusu fıkrada hizmet birleştirilmesi yoluyla aylık bağlanacağı durumlarda 4/1-(b)

kapsamında geçen hizmetlerin, prim ve prime ilişkin her türlü borcun ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılacağı ve aylığın da bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

17. Başvuru konusu somut olayda, başvuran 23/05/2023 tarihinde tüm hukuki haklarını saklı tutarak mevcut prim borçlarını ödemek suretiyle tarafına yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunmuştur. SGK kayıtlarına 24/05/2023 tarihinde geçen bu tahsis talebine istinaden var olan prim borçlarını da ödeyen başvurana 4/1-(b) statüsünden aylık bağlandığı anlaşılmaktadır. Bir önceki paragrafta yer verilen mevzuat hükümlerine göre hizmet birleştirilmesi yapılarak 4/1-(b) statüsü üzerinden yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalılara aylık bağlanabilmesi için bu kişilerin prim borcunun bulunmaması gerekmekte ve aylık başlangıç tarihi de ilgili borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren başlamaktadır. Haliyle başvuranın da tahsis talebinde bulunduğu tarihte 4/1-(b) kapsamında prim borcunun olduğu göz önüne alındığında idarenin başvuran hakkında yaşlılık aylığı bağlanmasına dair uyguladığı işlemde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

18. Ayrıca başvuranın bahsi geçen prim borçlarının ortaya çıkmasına ilişkin mücbir bir sebebin oluştuğu iddiasının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Şöyle ki 14 no.lu paragrafta bahsedildiği üzere yargılama süreçlerinin olağan akışında derece mahkemeleri arasında dava konusu olayların ele alınması ile hukuksal değerlendirmeler bakımından görüş ayrılıklarının bulunması, bunun sonucunda üst derecede yer alan bir mahkemenin alt derecedeki mahkeme kararını kaldıracak veya bozacak şekilde

hüküm kurması, yargısal denetimin sağlanabilmesi açısından var olagelen ve hukuk devleti ilkesinin düzgün bir şekilde yaşama geçmesi için olması da gereken bir durumdur. Bu itibarla somut olayda yer alan ve başvuranın lehine sonuç doğuran ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda hükümsüz kalması ve bundan dolayı her ne kadar geçmişe etkili de olsa başvuran aleyhine bir sonucun ortaya çıkması, mücbir bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği gibi hukuk güvenliğini de ortadan kaldırmaz. Aksine herhangi bir yargı makamının kararlarının bir başka yargı mercii tarafından hukuksal bir denetime bağlı kılınması hukuk devleti olmanın en önemli gereklerinden biridir.

19. Bu kapsamda başvuranın iddiası, idarenin cevabı ve bütün dosya kapsamına göre

Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın ileri sürdüğü kendisinden fazladan prim borcu alındığı iddiası ile anılan prim ödemelerinin tarafına iadesi talebinin yerinde olmadığı, idare tarafından uygulanan başvuran adına geçmişe dönük 4/1-(b) kapsamında prim borcu çıkarılması işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararı’nın başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Burdur İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi