|
ÖZET: Başvuran, Türkiye Kalkınma Bankası’nda çalıştığı dönemde psikolojik taciz iddialarında bulunmuş ve bu konuda soruşturma başlatılmasını talep etmiştir. 2008 yılından itibaren bankada uzman olarak görev yapan başvuran, yöneticilerle yaşadığı sorunlar nedeniyle önce İstanbul Şubesi’ne atanmış, ardından ihraç edilmiştir. İade sürecinde tekrar soruşturma başlatılarak yeniden ihraç edilmesi üzerine, mahkeme kararıyla göreve geri dönmüştür. Ancak, başvuranın iddialarına göre, kendisine yönelik psikolojik taciz uygulamaları devam etmiştir.
Türkiye Kalkınma Bankası, başvuranın iddialarını yanıtlayarak, yıllık izin kesintilerinin yasal çerçevede yapıldığını ve başvuranın ihraç edilme sürecinin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın FETÖ ile bağlantılı olduğu iddialarının da araştırmalar sonucunda geçersiz olduğu ifade edilmiştir. Banka, başvuranın iddialarını destekleyecek somut deliller sunulmadığını ve yapılan işlemlerin psikolojik taciz olarak nitelendirilemeyeceğini vurgulamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını inceleyerek, herhangi bir hukuka aykırılık tespit etmemiş ve başvurunun reddine karar vermiştir. Bu süreçte, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde yargı yolunun açık olduğu belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 14185-14185 |sayi|53878609-101.07.05.99-E.53878609-101.07.05.99-E.
BAŞVURU NO : 2018/4027 2018/ 4027
KARAR TARİHİ : 13/08/2018 |tarih|
RET KARARI ,
Adres :
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Türkiye Kalkınma Bankası Anonim Şirketi
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran tarafından kendisine yönelik psikolojik taciz uygulandığı ifade edilerek psikolojik taciz uygulayan kurum idarecileri ve müfettişleri hakkında soruşturma başlatılması ve söz konusu psikolojik tacizin sona erdirilmesi suretiyle mağduriyetinin giderilmesi talep edilmektedir .
BAŞVURU TARİHİ : 02/04/2018 2.4.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran tarafından, 12.02.2008 tarihinden itibaren Türkiye Kalkınma Bankasında uzman olarak çalıştığı, anılan idarede yönetici konumunda görev yapan kişilerle yaşadığı husumet sebebiyle önce İstanbul Şubesine atandığı, ardından herhangi bir soruşturma yapılmaksızın ihraç edildiği, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile göreve iade edildiği, iade tarihinden iki gün sonra hakkında soruşturma başlatılarak yeniden ihraç edildiği, bu işlemin iptali istemiyle Ankara 8.
İdare Mahkemesi nezdinde dava açtığı, söz konusu işlemin mahkemece iptal edildiği, bunun üzerine görevine geri döndüğü, ancak kurum müfettişlerince hakkında yeniden soruşturma başlatıldığı, söz konusu işlem ve eylemlerin psikolojik taciz teşkil ettiği, bu nitelikteki eylemlerin bankada göreve başladığı ilk dönemlerden bu yana sürdüğü, bu kapsamda tarafından odasına gelinerek tehdit edildiği, yıllık izinlerinde hukuka aykırı olarak kesinti yapıldığı, idarece kendisinin FETÖ
1 / 10mensubu olarak gösterildiği, Başbakanlık ile yapılan yazışmalarda isminin “ ” olarak
bildirildiği, 692 sayılı KHK’da ismi bu şekilde yer aldığından göreve iade işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı, iade başvurusunda bulunduğunda tarafından soyadındaki farklılığın incelenmesi gerektiğinin kendisine bildirildiği, 693 sayılı KHK ile söz konusu hatanın düzeltildiği, ancak göreve başlamadan idari işlemle yeniden ihraç edildiği, işten çıkarıldığının elektronik belge yönetim sistemi yoluyla kurumda çalışan tüm personele bildirildiği, 693 sayılı KHK ile göreve iade kararı alındıktan sonra pasaportunu alabilmek için Ankara Emniyet Müdürlüğüne başvurduğu, pasaport iadesi için idare ile yazışma yapılması gerektiğinin kendisine bildirildiği, bunun üzerine
Daire Başkanı ile görüşmeye gittiği, görüşme sırasında FETÖ ile irtibatı yüzünden ihraç edildiğinin kendisine ifade edildiği ve tehdit edildiği, ihraç işleminin iptali için Ankara 8. İdare Mahkemesinde görülen dava sırasında kurum bünyesinde hukuk müşavirliği bulunmasına rağmen Prof . Dr . avukat olarak görevlendirildiği, birçok idari yargı hâkiminin anılan öğretim üyesinin öğrencisi olduğu, görevlendirmenin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için Kamu İhale Kurumuna ve Sayıştay’a başvurduğu, ihraç işleminin mahkemece yürütmesinin durdurulmasından sonra en geç 30 gün içinde işe başlatılması gerekirken bu süre geçtikten sonra kendisine tebliğ yapıldığı, görevde olmadığı döneme ilişkin mali ve sosyal haklarının iadesi için idareye başvurduğu, ancak dava sonuçlanmadan bu işlemlerin yapılamayacağının kendisine bildirildiği, noter aracılığıyla idareye ihtarname gönderdiği, bunun üzerine görevde olmadığı döneme ilişkin ücretlerinin 13.03.2018 tarihinde ödendiği, 14.03.2018 tarihinde ihraç işleminin mahkemece iptal edildiği, 27.03.2018 tarihinde ise hakkında yeni bir inceleme başlatıldığının tarafına tebliğ edildiği, müfettişlerce kendisine otuz bir adet soru yöneltildiği, bu soruların tamamına dava sürecinde cevap verildiği, dolayısıyla kendisine yönelik psikolojik tacizin devam ettiği ifade edilerek kendisine psikolojik taciz uygulayan kurum idarecileri ve müfettişleri hakkında soruşturma başlatılması veya Kurumumuzun yetki alanı içerisinde bulunan yaptırımların uygulanması ve söz konusu psikolojik tacizin sona erdirilmesi suretiyle mağduriyetinin giderilmesi talep edilmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 29.05.2018 tarihli ve E. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından gönderilen 02.07.2018 tarihli ve
E. sayılı yazıda ve eklerinde; 2.1. Başvuranın yıllık izinlerinde hukuka aykırı biçimde kesinti yapıldığı iddiasına ilişkin olarak; anılan bankanın 4456 sayılı Kanun ile düzenlenen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket şeklinde, tüzel kişiliğe sahip bir kalkınma ve yatırım bankası olarak düzenlendiği, banka personeli ile ilgili hususları düzenleyen 4456 sayılı Kanunun 15’inci maddesinde “…Banka personelinin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri, nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, görevden alınma şekilleri, disiplin esasları, yükümlülükleri, unvan ve sayıları Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir…” hükmünün yer aldığı, buna istinaden 25.02.2000 tarihli ve 2000/ 465 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen personel yönetmeliğinin 12.05.2000 tarihli ve 24047 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, Türkiye
2 / 10Kalkınma Bankası Anonim Şirketi Personel Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmeliğin ise 10.03.2011 tarihli ve 27870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, anılan Yönetmeliğin “Mazeret izni” başlıklı 60’ıncı maddesinde “…Personele, mazeret beyanının birim yöneticisince uygun görülmesi halinde günde 4 saati aşmamak üzere saatlik mazeret izni verilebilir . Mazeret izinlerinin ayda 8 saati aşan her 8 saati için personelin yıllık izin hakkından 1 gün mahsup edilir .” hükmüne yer verildiği, başvuranın yıllık izninden yapılan kesintilerin bu hüküm çerçevesinde yapıldığı, söz konusu kesinti işleminin tüm personel için aynı şekilde uygulandığı, 2.2. Başvuranın göreve iade tarihinden iki gün sonra soruşturma başlatılarak yeniden ihraç edildiği iddiasına ilişkin olarak; başvuranın 01.09.2016 tarihli ve 672 sayılı KHK ile ihraç edildiği,
14.07.2017 tarihli ve 692 sayılı KHK ile göreve iade edildiği, Teftiş Kurulu Başkanlığının
31.03.2017 tarihli ve / sayılı Soruşturma Raporu üzerine Yüksek Disiplin Kurulunun 30.05.2017
tarihli kararıyla işten çıkarma cezası ile tecziye edildiği, dolayısıyla göreve iade tarihinden iki gün sonra soruşturma başlatılarak ihraç edildiği iddiasının dayanaksız ve gerçeğe aykırı olduğu, ayrıca işten çıkarma cezasıyla sonuçlanan soruşturma gerekçesinin anılan banka müşterisi olan
Tekstil Firması ile A.Ş. yetkililerinin başvuranla ilgili olarak bankaya sunduğu ihbar nitelikli dilekçe ve eklerinde yer alan banka faaliyetlerine endeksli finansal aracılık sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden başvurana verilen 75.000 Avro tutarındaki çekle ilgili ödeme emri belgeleri olduğu, 2.3. Başvuranın FETÖ mensubu olarak gösterildiği iddiasına ilişkin olarak; başvuranın
FETÖ/PDY’nin üst düzey bir yöneticisi ile irtibatlı olduğu bilgisine istinaden 672 sayılı KHK ile ihraç edildiği, ancak sonrasında yapılan araştırma ve başvuranla yapılan görüşmeler neticesinde söz konusu ilişkinin örgüt üyeliğini tevsik eder mahiyette olmadığı kanaatine varılarak Kurumun iradesi ve talebi üzerine 692 sayılı KHK ile göreve iade edildiği, 2.4. Başbakanlık ile yapılan yazışmalarda başvuranın isminin “ ” olarak bildirildiği iddiasına ilişkin olarak; başvuranın soyadının 692 sayılı KHK’da sehven “ olarak yer aldığı, bunun fark edilmesi üzerine 19.07.2017 tarihli ve E . sayılı yazıyla Başbakanlığa söz konusu hatanın düzeltilmesi gerektiğinin bildirildiği, bu bildirime istinaden söz konusu hatanın düzeltildiği, 2.5. Başvuranın işten çıkarıldığının elektronik belge yönetim sistemi yoluyla kurumda çalışan tüm personele bildirildiği iddiasına ilişkin olarak; bankadan herhangi bir nedenle ayrılan personelin sadece ilgili birimlere, KHK ile kamu görevinden çıkarılanların ve iade edilenlerin ise tüm personele değil, tüm birimlere bildirildiği, dolayısıyla tüm personele bildirildiği yönündeki iddianın gerçek dışı olduğu, 2.6. Banka bünyesinde hukuk müşavirliği bulunmasına rağmen Prof . Dr . hizmet alımı yoluyla başvuranla ilgili davada avukat olarak görevlendirildiği iddiasına ilişkin olarak; hukuk müşavirliğinde bir adet 1. Hukuk Müşaviri, iki adet hukuk müşaviri ve dört avukat olmak üzere toplam yedi avukatın çalıştığı, söz konusu personelin banka alacaklarının takibinde uzmanlaştığı, idari davalarda müşavirlikçe her defasında davaya esas olmak üzere İnsan Kaynakları Dairesi
Başkanlığının görüşünün sorulduğu, bu itibarla idari davalarda dilekçelerin anılan daire başkanlığının yazdığı mütalaalar ile oluşturulduğu, bu durumun bankanın idari davalardaki kayıp
3 / 10miktarını artırıcı bir unsur olarak göze çarptığı, bu itibarla başvuranın ve aynı gerekçeyle işten
çıkarma cezasıyla tecziye edilen diğer bir banka personelinin açtığı davayla ilgili olarak kurum dışından bir avukatla anlaşma yoluna gidildiği, ayrıca yalnızca başvuranla ilgili davada değil, vekâlet ücretleriyle ilgili bankanın taraf olduğu diğer davalarda da Prof . Dr . ’a vekâlet verildiği, 2.7. İdari yargı organlarınca verilen yürütmenin durdurulması kararı gereğince başvuranın en geç 30 gün içinde işe başlatılması gerekirken bu süre geçtikten sonra kendisine tebligat yapıldığı iddiasına ilişkin olarak; İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinde, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecbur olduğunun ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğinin kurala bağlandığı, yürütmenin durdurulması kararının bankaya 08.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, başvuranın göreve başlatılması hususunda 06.02.2018 tarihinde makam onayı alındığı, 07.02.2018 tarihinde göreve başlama yazısının başvurana gönderildiği, 08.02.2018 tarihinde söz konusu yazının başvurana tebliğ edildiği ve başvuranın 09.02.2018 tarihinde göreve başladığı, 2.8. Başvuranın görevde olmadığı döneme ilişkin mali ve sosyal haklarının iadesi için idareye başvurduğu, ancak dava sonuçlanmadan bu işlemlerin yapılamayacağının kendisine bildirildiği iddiasına ilişkin olarak; açıkta geçen sürelere ilişkin mali ve sosyal haklarının başvurana iade edildiği, 2.9. 14.03.2018 tarihinde işten çıkarma cezasının mahkemece iptal edilmesi üzerine 27.03.2018 tarihinde başvuran hakkında yeni bir inceleme başlatıldığı iddiasına ilişkin olarak; söz konusu cezanın eksik inceleme ve soruşturmaya dayalı olarak tesis edildiği gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu eksikliklerin giderilmesi amacıyla mahkeme kararının
Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderildiği, 28.02.2018 tarihli yazı ile iki müfettiş görevlendirildiği,
14.03.2018 tarihli iptal kararının daha sonra ihdas edildiği, iptal kararının gerekçesinde de eksik
inceleme ve soruşturma yapıldığı hususuna yer verildiği, yapılan soruşturmanın bu eksiklikleri giderme amacına matuf olduğu, 2.10. Başvuranın dava sürecinde cevaplandırdığı otuz bir adet sorunun müfettişlerce soruşturma kapsamında yeniden kendisine yöneltildiği, bu suretle kendisine psikolojik taciz uygulandığı iddiasına ilişkin olarak; söz konusu soruların başlatılan inceleme kapsamında görevli müfettişler tarafından başvurana yazılı olarak yöneltildiği ve 7 günlük cevaplama süresi verildiği, daha önceki
31.03.2017 tarihli ve / sayılı Soruşturma Raporundan başvuranın sözlü ve yazılı olarak davet
edildiği, ancak bu çağrılara uymadığı ve görevli müfettişlere hiçbir bilgi vermediğinin anlaşıldığı, başvurana yeniden cevap hakkı tanınması ve disiplin cezasına yol açan fiile ilişkin tespitlerin yapılabilmesi amacıyla söz konusu soruların yazılı olarak başvurana yöneltildiği, bu hususun yasal bir yetkinin amacına uygun olarak kullanılmasından ibaret olduğu, başvuranın müfettişlere bilgi vermekten imtina ettiği, noter marifetiyle ifadeye çağrılmasına karşın ifade vermeye gelmediği, başvuran ile müfettişler arasında herhangi bir husumet bulunmadığı, söz konusu soruşturmanın derdest olduğu, 2.11. Psikolojik taciz iddiasıyla ilgili olarak başvuran ile banka arasında devam eden ya da
4 / 10sonuçlanan dava bulunmadığı,
2.12. Başvuranın banka bünyesinde Kredi Değerlendirme Daire Başkanlığında görevlendirildikten sonra bankadan kredi talebinde bulunan firmalarca başvuran hakkında şikâyetler alındığı, başvuranın yakın arkadaşı olan diğer banka personeli hakkında da şikâyet alındığı, bu şikâyetlerin yazılı olarak yapılması üzerine anılan kişi hakkında soruşturma başlatıldığı ve işine son verildiği, ancak başvuran hakkındaki şikâyetlerin yazılı olarak yapılmaması ve somut veri sunulamaması sebebiyle soruşturmaya konu edilmediği, başvuranın İstanbul Şubesine tayin edildiği, mahkeme kararı ile tekrar Ankara’ya döndüğü, sonraki süreçte başvuran hakkında da yazılı şikâyette bulunulduğu, bu şikâyetlere istinaden soruşturma başlatıldığı, dolayısıyla psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek bir uygulamanın söz konusu olmadığı ifade edilmektedir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü yer almaktadır .
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında , “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” hükmü yer almaktadır .
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28’inci maddesinde “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur . Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez…” hükmüne yer verilmektedir .
6. 12.05.2000 tarihli ve 24047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Kalkınma Bankası
Anonim Şirketi Personel Yönetmeliğinin “Mazeret izni” başlıklı 60’ıncı maddesinde “Yıllık ücretli izin hakkı bulunmayan personele, geçerli özrünün varlığı halinde birim yöneticisinin önerisi ile, Genel Müdür tarafından mazeret izni verilebilir . Bu izin hiçbir şekilde 1 yıl içinde 10 günü geçemez . Personele, mazeret beyanının birim yöneticisince uygun görülmesi halinde günde 4 saati aşmamak üzere saatlik mazeret izni verilebilir . Mazeret izinlerinin ayda 8 saati aşan her 8 saati için personelin yıllık izin hakkından 1 gün mahsup edilir .” hükmü yer almaktadır .
7. 19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik
Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/ 2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını
5 / 10olumsuz etkilemektedir . Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması,
küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir…” ifadelerine yer verilmektedir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran tarafından öne sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığı, birtakım banka personeli tarafından tehdit edildiği yönündeki iddialara ilişkin olarak ise söz konusu iddiaları destekleyecek mahiyette somut bilgi veya belge sunulamadığı, anılan idarece başvuran hakkında tesis edilen işlemlerin, başvuranın itibarını ve onurunu zedeleyici, verimliliğini azaltıcı ve sağlığını kaybetmesine yol açarak çalışma hayatını olumsuz etkileyici, kasıtlı ve sistematik olarak aşağılayıcı, küçümseyici, dışlayıcı, kişiliğini ve saygınlığını zedeleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla psikolojik taciz olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığından söz konusu idari işlem ve eylemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak Ret Kararı Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran tarafından kendisine psikolojik taciz uygulandığı ifade ve iddia edilerek kurum idarecileri ve müfettişleri hakkında soruşturma başlatılması veya Kurumumuzun yetki alanı içerisinde bulunan yaptırımların uygulanması ve söz konusu psikolojik tacizin sona erdirilmesi suretiyle mağduriyetinin giderilmesi talep edilmektedir . Bu itibarla başvuru konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle başvurana psikolojik taciz uygulanıp uygulanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir .
10. 19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu / sayılı Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşlarıyla özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır .
11. Danıştay 12. Dairesinin 01.07.2015 tarihli ve E .2011/ 5125, K.2015/ 4394 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca psikolojik taciz kavramı; işyerlerinde
6 / 10bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre
sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren, kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanmıştır .
12. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de mobbing; bir çalışana veya bir grup çalışana intikamcı, acımasız veya kötü niyetli girişimlerle adaletsiz ve sürekli negatif tavır ve eleştiriler, sosyal ortamından izole etme, hakkında dedikodu yapma veya yanlış söylentiler yayma yoluyla zayıflatmak ya da aşağılamak amacını güden eziyet edilmeyi içeren bir psikolojik taciz şeklidir (Bkz . Danıştay 12. Dairesinin 01.07.2015 tarihli ve E .2011/ 5125, K.2015/ 4394 sayılı kararı) .
13. Başvuran tarafından, husumet sebebiyle İstanbul Şubesine atandığı, herhangi bir soruşturma yapılmaksızın ihraç edildiği, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile göreve iade edildiği tarihten iki gün sonra hakkında soruşturma başlatılarak yeniden ihraç edildiği, söz konusu işlemin mahkemece iptal edilmesi üzerine görevine geri döndüğünde hakkında yeniden soruşturma başlatıldığı, banka personeli tarafından tehdit edildiği, yıllık izinlerinde hukuka aykırı olarak kesinti yapıldığı, idarece kendisinin FETÖ mensubu olarak gösterildiği, Başbakanlık ile yapılan yazışmalarda isminin kasıtlı olarak “ ” olarak bildirildiği, 692 sayılı KHK’da ismi bu şekilde yer aldığından göreve iade işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı, iade başvurusunda bulunduğunda tarafından soyadındaki farklılığın incelenmesi gerektiğinin kendisine bildirildiği, işten çıkarıldığının elektronik belge yönetim sistemi yoluyla kurumda çalışan tüm personele bildirildiği, Daire Başkanı tarafından tehdit edildiği, ihraç işleminin iptali için Ankara 8. İdare Mahkemesinde görülen dava sırasında kurum bünyesinde hukuk müşavirliği bulunmasına rağmen Prof . Dr . ’ın avukat olarak görevlendirildiği, ihraç işleminin mahkemece yürütmesinin durdurulmasından sonra en geç 30 gün içinde işe başlatılması gerekirken bu süre geçtikten sonra kendisine tebliğ yapıldığı, görevde olmadığı döneme ilişkin mali ve sosyal haklarının iadesi için idareye başvurduğunda dava sonuçlanmadan bu işlemlerin yapılamayacağının kendisine bildirildiği, 14.03.2018 tarihinde ihraç işleminin mahkemece iptal edilmesi üzerine 27.03.2018 tarihinde hakkında yeni bir inceleme başlatıldığı, dava sürecinde cevap verdiği soruların müfettişlerce soruşturma kapsamında yeniden kendisine yöneltildiği yönündeki iddialara dayanılarak kendisine psikolojik taciz uygulandığı öne sürülmektedir .
14. Buna mukabil Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından Kurumumuza gönderilen yazı ve ekleri incelendiğinde; yıllık izin kesintisinin personel yönetmeliğinin 60’ıncı maddesi çerçevesinde yapıldığı, söz konusu kesinti işleminin tüm personel için aynı şekilde uygulandığı, başvuranın
14.07.2017 tarihli ve 692 sayılı KHK ile göreve iade edildiği, işten çıkarma cezasının ise Yüksek
Disiplin Kurulunun 30.05.2017 tarihli kararıyla verildiği, dolayısıyla göreve iade tarihinden iki gün sonra soruşturma başlatılarak ihraç edildiği iddiasının dayanaksız ve gerçeğe aykırı olduğu, ayrıca işten çıkarma cezasıyla sonuçlanan soruşturmanın anılan banka müşterisi olan Tekstil
Firması ile A.Ş. yetkililerinin başvuranla ilgili olarak bankaya sunduğu ihbar nitelikli dilekçe ve eklerinde yer alan banka faaliyetlerine endeksli finansal aracılık sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden başvurana verilen 75.000 Avro tutarındaki çekle ilgili ödeme emri belgelerine istinaden başlatıldığı görülmektedir .
7 / 1015. İdarece başvuranın FETÖ/PDY’nin üst düzey bir yöneticisi ile irtibatlı olduğu bilgisine istinaden
672 sayılı KHK ile ihraç edildiği, ancak sonrasında yapılan araştırma ve başvuranla yapılan
görüşmeler neticesinde söz konusu ilişkinin örgüt üyeliğini tevsik eder mahiyette olmadığı kanaatine varılarak Kurumun iradesi ve talebi üzerine 692 sayılı KHK ile göreve iade edildiği belirtilmektedir .
Buna ilaveten başvuran tarafından anılan idarece kendisinin FETÖ üyesi olarak gösterildiği iddiasını ortaya koyabilecek herhangi bir veri de sunmadığı gözetildiğinde bu yöndeki iddianın gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır .
16. Başvuranın soyadının 692 sayılı KHK’da sehven “ olarak yer aldığı, bunun fark edilmesi üzerine 19.07.2017 tarihli ve E . sayılı yazıyla Başbakanlığa söz konusu hatanın düzeltilmesi gerektiğinin bildirildiği, bu bildirime istinaden söz konusu hatanın düzeltildiği, dolayısıyla
Başbakanlık ile yapılan yazışmalarda başvuranın isminin kasıtlı olarak ” olarak bildirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, nitekim KHK’nın yayımlanmasından sonra beş gün gibi kısa bir süre içinde banka tarafından söz konusu hatanın düzeltilmesi yönündeki yazının
Başbakanlığa gönderildiği, dolayısıyla iade işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı yönündeki iddianın kabul edilemez olduğu değerlendirilmektedir .
17. Başvuranın işten çıkarıldığının elektronik belge yönetim sistemi yoluyla kurumda çalışan tüm personele bildirildiği yönündeki iddia incelendiğinde, işten çıkarma işleminin tüm banka personeline değil, yalnızca birimlere bildirildiği, bu hususun idarenin 18.07.2017 tarihli ve E . sayılı yazısıyla sabit olduğu, dolayısıyla söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığı görülmektedir .
18. Başvuranın kendisiyle ilgili davada özellikle Prof . Dr . ’ın avukat olarak görevlendirildiği yönündeki iddiası incelendiğinde, idarenin taraf olduğu bazı davalarda Prof . Dr .
’a vekâlet verildiği, bunun başvurana özgü bir işlem olmadığı, nitekim anılan öğretim üyesinin anılan idare adına yürüttüğü davalara ilişkin listenin Kurumumuza gönderilen yazı ekinde sunulduğu, dolayısıyla söz konusu iddianın dayanaksız olduğu görülmektedir .
19. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinde, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecbur olduğu ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği kurala bağlanmaktadır . Başvuranın işten çıkarılması işlemine ilişkin mahkemece verilen yürütmenin durdurulması kararının idareye 08.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında bu tarihten itibaren idarenin otuz günlük süreyi beklemeksizin işlem tesis etmesi gerekmekte ise de başvuranın göreve başlatılması hususunda 06.02.2018 tarihinde makam onayı alındığı, 07.02.2018 tarihinde göreve başlama yazısının başvurana gönderildiği, 08.02.2018 tarihinde söz konusu yazının başvurana tebliğ edildiği ve başvuranın 09.02.2018 tarihinde göreve başladığı, dolayısıyla yasada öngörülen sürenin aşılmadığı anlaşılmaktadır . Ayrıca başvuranın görevde olmadığı döneme ilişkin mali ve sosyal haklarının da iade edildiği görülmektedir .
20. 27.03.2018 tarihinde başvuran hakkında yeni bir inceleme başlatıldığı yönündeki iddia incelendiğinde, mahkemece yürütmenin durdurulması kararının işten çıkarma cezasının eksik inceleme ve soruşturmaya dayalı olarak tesis edildiği gerekçesiyle verildiği, söz konusu eksikliklerin giderilmesi amacıyla mahkeme kararının Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderildiği, 28.02.2018 tarihli
8 / 10yazı ile iki müfettiş görevlendirildiği, 14.03.2018 tarihli iptal kararının daha sonra ihdas edildiği,
iptal kararının gerekçesinde de eksik inceleme ve soruşturma yapıldığı hususuna yer verildiği, yapılan soruşturmanın bu eksiklikleri giderme amacına matuf olduğu, dolayısıyla göreve iade tarihinden sonra soruşturma başlatıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır .
21. Başvuranın dava sürecinde cevaplandırdığı otuz bir adet sorunun görevli müfettişler tarafından başvurana yazılı olarak yöneltildiği ve 7 günlük cevaplama süresi verildiği, daha önceki soruşturma sürecinde başvuranın görevli müfettişlere hiçbir bilgi vermediği, bu sebeple başvurana yeniden cevap hakkı tanınması ve disiplin cezasına yol açan fiile ilişkin tespitlerin yapılabilmesi amacıyla söz konusu soruların başvurana yöneltildiği anlaşılmaktadır .
22. Bu itibarla başvuran tarafından öne sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığı, birtakım banka personeli tarafından tehdit edildiği yönündeki iddialara ilişkin olarak ise söz konusu iddiaları destekleyecek mahiyette somut bilgi veya belge sunulamadığı, anılan idarece başvuran hakkında tesis edilen işlemlerin, başvuranın itibarını ve onurunu zedeleyici, verimliliğini azaltıcı ve sağlığını kaybetmesine yol açarak çalışma hayatını olumsuz etkileyici, kasıtlı ve sistematik olarak aşağılayıcı, küçümseyici, dışlayıcı, kişiliğini ve saygınlığını zedeleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla psikolojik taciz olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığından söz konusu idari işlem ve eylemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup Türkiye Kalkınma
Bankası A.Ş.’den istenen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde hesap verilebilirlik, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, dolayısıyla iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre
Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup başvuru konusu işleme karşı Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
9 / 10VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş.’ye tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi