ÖZET: Başvuru, Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’ndan PTT aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderilen bireysel başvuru formunun ve eklerinin ulaşmadığı iddiasına dayanmaktadır. Şikâyetçi, 21 Eylül 2020 tarihinde gönderdiği evrakın, 22 Aralık 2020’de zarfsız bir şekilde ikamet adresine teslim edildiğini belirtmektedir. Ailesinin yaptığı sorgulama sonucunda, gönderinin 5 Ekim 2020’de teslim alındığı bilgisi ortaya çıkmıştır. Şikâyetçi, bu durumun kendisine maddi ve manevi zarar verdiğini ifade ederek PTT’nin sorumluluğunu kabul etmesini talep etmiştir.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, yapılan incelemelerde gönderinin Fransa’ya tam ve sağlam olarak ulaştığını, ancak ikamet adresine zarfsız bir şekilde teslim edilen evrakın ayrı bir gönderi olduğunu bildirmiştir. İlgili kurum, gönderinin hasarlı ulaştığına dair bir kayıt bulunmadığını belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, PTT’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğine dair bir tespit yapılmadığı sonucuna varmıştır.

Sonuç olarak, başvuru reddedilmiş ve PTT’nin hukuka uygun hareket ettiği belirlenmiştir. Başvuranın, PTT’nin hizmet kalitesine dair şikâyetleri ise dikkate alınmamıştır. Başvurana, idarenin işlemine karşı dava açma hakkının bulunduğu hatırlatılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/12011-S.21.19299

BAŞVURU NO : 2021/7603

KARAR TARİHİ : 17/08/2021

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumundan PTT aracılığı ile

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göndermiş olduğu zarf içerisindeki bireysel başvuru formu ve eklerinin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi’ne ulaştırılmadığı iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan (TC No: başvurusunda özetle, tutuklu bulunduğu Keskin T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu aracılığıyla PTT yoluyla 21/9/2020 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru formu ve eklerini A4 boyutlu zarf içerisinde mahkeme adresine gönderdiğini, gönderisine dair posta alındısında 634 gramdan oluşan postanın barkod kodu ile PTT Keskin Kırıkkale şubesince teslim alındığının belirtildiğini, ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmesi gereken bireysel başvuru formu ve eklerinin 22/12/2020 tarihinde zarfsız bir şekilde üzerinde herhangi bir kaşe ve barkod vs. olmaksızın şeffaf dosya içerisinde başvuru formunda yazılı olan ikamet adresine posta görevlileri tarafından teslim edildiğini, ailesi tarafından internet üzerinden barkod kodu ile yapılan sorgulamada ise

AİHM’e göndermiş olduğu postanın 5/10/2020 tarihinde teslim edildiğinin görüldüğünü, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi’ne gitmesi gereken fakat zarfsız bir şekilde başvuru formu üzerindeki ikamet adresine bırakılan başvuru formu ve eklerinin ailesi tarafından tutuklu bulunduğu Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu’na gönderildiği ve gönderinin 5/1/2021 tarihinde tarafına teslim edildiğini, süresinde yapmış olduğu bireysel başvurunun yapılan hatalardan dolayı yapılamadığını ve başvuru süresinin geçtiğini, yaşamış olduğu bu mağduriyetleri anlatarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne daha önceki başvurusunu yineleyerek form ve eklerini 11 Ocak 2021 tarihinde tekrar gönderdiğini ancak herhangi bir cevap alamadığını, 28 Aralık 2020 tarihinde Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’ye gönderdiği dilekçede maddi ve manevi mağduriyetine sebep olan hususları anlatarak tarafına bilgi verilmesini talep ettiğini, PTT

tarafından gönderilen cevabı yazıda anlattığı tüm olayların doğrulandığını, ancak sorumluluğun kabul edilmediğini, PTT tarafından gönderilen cevabi yazının 9 Mart 2021 tarihinde tarafına teslim edildiği, AİHM’e göndermiş olduğu evrakların değil boş bir zarfın intikal ettirildiğini, ücreti kendisinden tahsil edilen 634 gramlık bir gönderinin eksik gramajlı boş bir zarf içerisinde ülkemizden nasıl çıkış yapabildiğinin araştırılması gerektiğini, ancak Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’nin bu konuda herhangi bir sorumluluk kabul etmediğini, kendi değerlendirmesinin gramajı belli zarf içerisindeki gönderinin Türkiye sınırları içerisinde bulunduğu zarftan çıktığı ve zarfın boş hali ile varış adresine gönderildiği şeklinde olduğunu” iddia ve ifade ederek “söz konusu iddialarının araştırılmasını, maddi ve manevi mağduriyetinde ihmali olduğunu değerlendirdiği sorumluluk kabul etmeyen PTT’nin kusurlu olduğunun tespitini, aksi kanaat halinde hukuki sürece ilişkin haklarının tarafına bildirilmesini” talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Posta ve

Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nden 3/5/2021 tarihli ve E. Sayılı yazı ile bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nin 02/06/2021 tarih ve E.

sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1. Kırıkkale/Keskin PTT Müdürlüğü çıkış, Fransa varışlı barkodlu gönderi hakkında izleme sistemleri ve varış posta idaresi nezdinde yapılan araştırmada, gönderinin 22/09/2020 tarihinde servislerince kabul edildiği, 25/09/2020 tarihinde sayılı posta ile varış ülkesine tam ve sağlam olarak sevk edildiği, 05/10/2020 tarihinde de Fransa Posta İdaresi tarafından alıcısına teslim edildiği, teslim belgesinin bir örneğinin ekte gönderildiği,

2.2. Ancak; barkodlu gönderinin zarfsız şekilde şeffaf dosya içerisinde başvuru formunda yer alan ikametgah adresine iade edilmesi hakkında ‘ndan alınan dilekçe sonucu, servisler nezdinde yeniden yapılan araştırmada, İstanbul PTT Bölge Başmüdürlüğüne, söz konusu gönderi hakkında herhangi bir gerçekleme bulunup bulunmadığının sorulduğu, 18/01/2021 tarihli ve sayılı yazıyla alınan cevapta, bahse konu gönderinin varış ülkesine hasarlı ulaştığına dair herhangi bir gerçekleme olmadığının bildirildiği,

2.3. Ayrıca; Ankara PTT Başmüdürlüğüne ikametgah adresine zarfsız şekilde şeffaf dosya içerisinde teslim edildiği belirtilen evrakın Nallıhan PTT Müdürlüğüne ne şekilde ulaştığının sorulduğu, 17/02/2021 tarihli ve sayılı yazıyla alınan cevapta, söz konusu gönderinin

Nallıhan PTT Müdürlüğüne bağlı Çayırhan Şubesine kayıtsız olarak intikal ettiği ve dosya üzerinde bulunan adrese dağıtım personeli tarafından teslim edildiği bilgisinin verildiği,

2.4. Buna göre; barkodlu gönderinin zarfsız bir şekilde şeffaf dosya içerisinde başvuru formunda yer alan ikametgah adresine iade edilmesi hakkında ‘ndan alınan dilekçeye 03/03/2021 tarihli ve sayılı yazı ile cevap verildiği,

2.5. Diğer yandan, Ankara Nallıhan PTT Müdürlüğüne bağlı Çayırhan Şubesine kayıtsız olarak teslim edilen gönderinin barkodlu gönderiden ayrı bir gönderi olup olmadığı bilgisine istinaden Dünya Posta Birliğine (UPU) üye posta idareleri tarafından kabul edilen kayıtlı posta gönderilerinin kabulünde S10 Teknik Standardına uygun toplamda 13 karakterli alfanümerik barkod kullanıldığı, bu barkodun ilk iki harfinin gönderinin türünü, sonraki 8+1 rakam ile son iki harfinin ise ülke kodundan oluştuğunu, bunun dışındaki tüm gönderilerin kayıtsız gönderi olarak kabul edildiğini, bu kapsamda aşağıdaki barkodların örnek olarak verildiği;

Gönderi Türü Açıklamalar Örnek Barkod

Numarası

Acele Posta Gönderisi EMS EA-EZ ile başlar. EE123456785TR

(APG)

Kayıtlı Mektup Postası RA-RZ ile başlar. RR876543216FR

Gönderisi (Taahhütlü)

Koli Postası Gönderisi CA-CZ ile başlar. CP654321092GM

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

… ” , 3.2. “Haberleşme hürriyeti” başlıklı 22’nci maddesinde; “ Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz…”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde, “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,

6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68. maddesinde; “(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.”;

7. 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun

7.1. “Amaç” başlıklı 1’nci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; ülke genelinde posta hizmetlerinin kaliteli, sürekli, tüm kullanıcılar için karşılanabilir bir ücretle, etkin, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde sunulmasını sağlamak üzere posta sektörünün serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaflığı sağlanmış bir sektör oluşturulması ve bu sektörde düzenleme ve denetimin gerçekleştirilmesi ve posta hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

7.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin (g) fıkrasında, “Evrensel posta hizmeti: Belirlenmiş ilke ve kurallar çerçevesinde, bir posta hizmetinin coğrafi alan farkı gözetilmeksizin ülke sınırları içerisinde tüm kullanıcılar için karşılanabilir ücretlerle kesintisiz olarak sağlanmasını,”,

7.3. “Görev ve yetkiler” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“(1) Kurumun posta sektörüne ilişkin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Bakanlıkça belirlenecek politika ve stratejilere uygun olarak kullanıcılara, güvenilir, kesintisiz ve karşılanabilir bir ücretle posta hizmetleri verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak, …

h) Uluslararası kurum ve kuruluşların sektöre ilişkin düzenleme ve uygulamalarını takip etmek, değerlendirmek ve gerekli kararları almak, ı) Kullanıcıların şikayetlerini değerlendirmek ve gereken tedbirleri almak, …

j) Posta sektörü ile ilgili denetleme, inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmek ve yetkisi dâhilindeki yaptırımları uygulamak, k) Evrensel posta hizmetinin belirlenen ulusal veya uluslararası standartlara uygun olarak yürütülmesine ilişkin faaliyetleri izlemek, denetlemek ve gerekli tedbirleri almak, l) Posta sektöründe rekabeti tesis etmeye ve korumaya, rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı uygulamaların giderilmesine yönelik düzenlemeleri yapmak, …

n) Posta sektöründe kullanıcı menfaatlerinin korunmasına yönelik gerekli her türlü düzenlemeleri yapmak

…”,

7.4. “Evrensel Posta Hizmeti İlkeleri” başlıklı 13’üncü maddesinin (a) fıkrasında; ‘‘Posta hizmetinin etkin, verimli, kaliteli, süratli bir şekilde ve karşılanabilir bir ücretle ülkenin her yerinde sunulması.”; (b)

fıkrasında; “herkesin evrensel posta hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması ve posta hizmetinin haftada beş iş gününden az olmamak kaydıyla verilmesi,”,(d) fıkrasında; ”Posta gönderilerinin kaybı, çalınması veya hasarı hâlinde sorumluluk üstlenilmesi,”,

7.5. Sorumluluk, başvuru hakkı ve zamanaşımı” başlıklı 29. maddesinin ilgili fıkralarında; “(2) PTT hizmetleri ile ilgili olarak herhangi bir talepte bulunmak ve PTT’nin sorumlu olduğu hâllerde dava etme hakkı o hizmetten yararlanana aittir.

(3) PTT hizmetleri ile ilgili olarak talepte bulunma ve dava açma hakkı faaliyet konusu işlemin tesisi tarihinden itibaren bir yılın sonunda zamanaşımına uğrar. Bu süre, PTT’ye başvuru ile kesilir ve yapılan inceleme ve araştırmaların sonucunun ilgililere bildirildiği tarihte kesildiği yerden yeniden başlar. Bu süre yeni bir başvuru ile tekrar kesilmez.

(4) PTT anlaşmazlık konusu olmayan posta hizmetine ait evrakı iki yıl saklamak zorundadır. Ancak mahkemeye, icra dairesine ve kanunla yetkili kılınmış mercilere başvurulduğunun tebliğ edilmesi hâlinde, anlaşmazlık konusu evrak ihtilaf sonuçlanıncaya kadar saklanır.

(5) Mahkemeye, icraya ve kanunla yetkili kılınmış mercilere başvurulması hâlinde zamanaşımı süresi hariç genel hükümler uygulanır.”;

8. 03/06/2014 tarih ve 29019 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Posta

Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Yönetmeliğin;

8.1. “Kullanıcı hakları” başlıklı 16 ncı maddesinde;

“ (1) Posta hizmetlerinden yararlanan kullanıcılar, aşağıda sıralanan haklara sahiptir:

a) Benzer konumdaki kullanıcıların hizmetlere eşit şartlarda erişebilme ve ayrım gözetmeyen adil ücretlerle hizmetlerden yararlanma hakkı.

b) Hizmet sağlayıcılarının sunduğu posta hizmetinin kapsamı hakkında bilgi alabilme hakkı.

c) Kullanıcılara sunulan hizmet için uygulanacak tarifeler konusunda açık, detaylı ve güncel bilgilere erişebilme hakkı.”,

8.2. “Hizmetin sunumunu ispatlayan belge düzenleme yükümlülüğü” başlıklı 17 nci maddesinde; “ (1) Hizmet sağlayıcılar, kayıtlı gönderilere ilişkin ilgili mevzuata uyumlu olarak hizmet sunumunu ispatlayan belge düzenlemekle yükümlüdür.

(2) Kurum, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, hizmet sağlayıcıları tarafından düzenlenen söz konusu belgelerin posta hizmetinin sunumuna ilişkin içeriğini belirleme ve değiştirmeye yetkilidir.”,

8.3. “Hizmet kalitesi” başlıklı 20 nci maddesinde; “ (1) Kurum, hizmet sağlayıcıları tarafından posta hizmetlerinin kaliteli ve sürekli bir şekilde sunulmasının sağlanması amacıyla söz konusu posta hizmetlerine yönelik başta gönderinin emniyeti ve teslim süresi olmak üzere hizmet kalitesi ölçütlerini, hizmet sağlayıcıları tarafından yayınlanacak bilgilerin içeriğini, şeklini ve hizmet kalite seviyesine ilişkin diğer hususları belirlemeye yetkilidir.

(2) Hizmet sağlayıcılar, hizmet seviyesi taahhütlerini asgari olarak internet sitelerinde veya Kurum tarafından belirlenebilecek diğer yöntemlerle kolay erişilebilir bir şekilde yayımlamakla yükümlüdür.

(3) Kurum, hizmet sağlayıcılardan hizmet seviyesi taahhütlerinde değişiklik, iyileştirme ve düzeltme yapmasını talep edebilir. Hizmet sağlayıcıları, söz konusu değişiklik, iyileştirme ve düzeltmeleri Kurum tarafından belirtilen sürede yerine getirmekle yükümlüdür.

(4) Hizmet sağlayıcısının kusurundan kaynaklanan nedenlerle, taahhüt ettiği hizmet kalitesi seviyesinin sağlanamaması halinde tazminat ve/veya geri ödemeye ilişkin prosedür hizmet sağlayıcılar tarafından yayınlanır. Kurum kullanıcı lehine olarak söz konusu prosedürlerde değişiklik talep etme hakkına sahiptir.”,

8.4. “Kullanıcı şikâyetleri çözüm mekanizması” başlıklı 22 nci maddesinde;

“ (1) Hizmet sağlayıcılar, kullanıcı şikâyetlerinin cevaplanmasında şeffaf, hızlı ve kolay uygulanabilir bir şikâyet çözüm mekanizması oluşturmak ve işletmekle yükümlüdür. Kurum, gerekli görmesi halinde hizmet sağlayıcılarının kullanıcı şikâyetleri çözüm mekanizmalarına yönelik asgari hususları belirleyebilir.…”,

9. Üyesi olduğumuz, Kuruluş Yasası ve Ek Protokollerini Uygun Bulma Kanunları ile

Onayladığımız Dünya Posta Birliği’nin Temmuz 2019’da güncellenen Konvansiyon Kararları’nın 21. maddesinde ‘Sorumluluk’; 22. maddesinde ‘Belirlenmiş İşletmecilerin SorumluluğuTazminatlar’; 23. maddesinde ‘Üye ülkelerin ve belirlenmiş işletmecilerin sorumluluğu olmaması’; 24. maddesinde ‘Gönderenin Sorumluluğu’; 25. maddesinde ‘Belirlenmiş işletmecilerin sorumluluğunu belirleme prosedürleri’; 26. maddesinde ‘Tazminatın göndericiden veya muhataptan olası geri kazanımı’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

9.1. Dünya Posta Birliği Konvansiyonu Kararlarının “Belirlenmiş İşletmecilerin Sorumluluğu – Tazminatlar” başlıklı 22. maddesinin “Genel” ana başlıklı maddesinde; “1.1 23. maddede belirtilen

durumlar dışında, belirlenmiş işletmeciler aşağıdakilerden sorumludur:

1.1.1 taahhütlü gönderilerin, normal kolilerin (özellikleri Konvansiyon’da ayrıca tanımlanan e-ticaret

teslimatı kategorisindeki (“ECOMPRO kolileri”) koliler hariç) ve sigortalı gönderilerin uğradığı kayıp, hırsızlık veya hasar;

1.1.2 teslim edilmeme nedeninin bildirilmediği taahhütlü gönderilerin, sigortalı gönderilerin ve olağan

kolilerin iadesi.

(…)

1.5 Ödenecek tazminat tutarları, Konvansiyon’da belirtilen tutarları aşmayacaktır.

1.6 Yükümlülük durumlarında, dolaylı zararlar, kar kaybı veya manevi zararlar ödenecek tazminatta

dikkate alınmaz.

1.7 Belirlenmiş işletmecilerin sorumluluklarına ilişkin tüm hükümler sıkı, bağlayıcı ve eksiksiz olmalıdır.

Belirlenmiş işletmeciler, hiçbir durumda, ciddi bir kusur durumunda dahi, Konvansiyon’da öngörülen limitlerin üzerinde sorumlu tutulamazlar.”;

9.2. “Tazminat” ana başlıklı “Mektup postası” başlıklı maddesinde; “2.1.1. Sözleşmenin 22.2.1 maddesinde belirtilen, taahhütlü bir gönderide gerçekleşen tam hırsızlık veya tam hasardan kaynaklanan tazminat tutarı 30 SDR’dir. Taahhütlü bir M torbanın kaybına, tam çalınmasına veya tam hasarına ilişkin tazminat 150 SDR olacaktır. Kayıt ücreti hariç olmak üzere gönderinin postalanması nedeniyle gönderen tarafından ödenen masraf ve ücretler ödenecek toplam tazminatın belirlenmesi için bu değerlere eklenecektir.

2.1.2. Kısmen yıpranmış veya kısmen hasar görmüş taahhütlü mallar için Sözleşmenin 22.2.2. Maddesinde belirtilen tazminat tutarı, kaybolan, tamamen yıpranan veya tamamen zarar gören taahhütlü mallar için 2.1.1. fıkrada belirtilen ilgili tutarları aşmayacaktır.”;

10. 03/06/2014 tarih ve 29019 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi

Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinin “Kullanıcı menfaatlerine ilişkin ihlaller” başlıklı 9 uncu maddesinde; “ (1) Aşağıda belirtilen hallerde ilgili hizmet sağlayıcısına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde

ikisine (%2) kadar idari para cezası uygulanır:

a) Hizmet sağlayıcısının, kullanıcılara yaptığı bilgilendirmelerin yanlış olması.

b) Hizmet sağlayıcısının, hizmetin kısıtlanmasına veya durdurulmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi.

c) Hizmet sağlayıcısının, şeffaflığın sağlanması ve bilgilendirmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi.

ç) Hizmet sağlayıcısının, kullanıcı mağduriyetinin giderilmesine yönelik yükümlülüklerini yerine getirmemesi.

d) Hizmet sağlayıcısının, kullanıcı şikâyetleri çözüm mekanizmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi.

(2) Hizmet sağlayıcısının, hizmet sunumunu ispatlayan belge düzenlemesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde söz konusu hizmet sağlayıcısına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde birine (%1) kadar idari para cezası uygulanır.

(3) Evrensel posta hizmet yükümlüsü veya evrensel posta hizmet sağlayıcısının evrensel posta hizmetini belirlenen ulusal veya uluslararası standartlara uygun olarak yürütmemesi halinde söz konusu hizmet sağlayıcısına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde birine (%1) kadar idari para cezası uygulanır.”

11. 03/12/2018 tarihli Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nün

11.1. “Başvurma hakkı ve zaman aşımı” başlıklı maddesinde; “5.17.1 Postaya verilen kayıtlı gönderiler için hak aramak veya tazminat istemek yahut dava açma hakkı göndericinindir. Gönderici bu hakkını alıcıya devredebilir. Göndericinin bu hakkını alıcıya devrettiğini bildiren yazı, alıcı tarafından verilirse, PTT A.Ş. bu belgedeki imzanın tasdikini isteyebilir.

5.17.2 Başvurma hakkı, kayıtlı gönderinin kabul edildiği tarihin ertesi gününden başlayarak, yurtiçi kayıtlı

gönderilerde bir yılın sonunda, yurtdışı kayıtlı gönderilerde ise gönderi türüne bağlı olarak Dünya Posta

Birliği Kararları ve yabancı ülke Posta İdareleri ile yapılan ikili anlaşmalarda belirtilen süre sonunda zaman aşımına uğrar. Bu süreler içerisinde PTT A.Ş.’ye, icraya veya mahkeme ya da Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurulursa zaman aşımı süresi durur. Bununla beraber başvurma üzerine yapılan inceleme veya araştırma sonucunun ilgililere bildirildiği tarihten itibaren yeni bir süre başlar. Bu süre yeni bir başvuru ile tekrar kesilmez.

5.17.3 PTT A.Ş. kullanıcılarla yaptığı sözleşmelerde belirtilen özel saklama süreleri hariç olmak kaydıyla,

anlaşmazlık konusu olmayan hizmetlerine ait evrakı iki yıl saklamak zorundadır. Ancak mahkemeye, icra dairesine ve kanunla yetkili kılınmış mercilere başvurulduğunun tebliğ edilmesi halinde, anlaşmazlık konusu evrak, ihtilaf sonuçlanıncaya kadar saklanır.”;

11.2. “PTT A.Ş.’nin sorumluluğu” başlıklı maddesinde; “5.18.1 PTT A.Ş. hizmetleri ile ilgili görevlerin yerine getirilememesi halinde, 6475 sayılı Kanun, 6102 sayılı Kanun, 4925 sayılı Kanun, 6502 sayılı

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve bu prosedürde belirtilen durumlar ile özel sözleşme/protokollerde belirlenen tazminat hadleri içinde sorumludur. 5.18.2 KKTC varışlı posta kolisi ve

APG’ler hariç, yurtdışı varışlı gönderilerin, uluslararası sözleşme ve anlaşmalara göre sorumluluk kabul eden yabancı bir ülkede kaybolması halinde PTT A.Ş. kullanıcıya karşı ilgili yabancı posta idaresinin vereceği tazminat derecesinde sorumludur.

5.18.3 Tabiat ve mahiyetleri bakımından hasar (kırılma, bozulma, kokma) tehlikesi kuvvetli bulunan

maddelerde zararın bu yüzden ileri geldiği kabul olunur. Ancak, gönderme sırasında alınacak özel bir tedbir için ek ücret alınmışsa, PTT sorumludur.

5.18.4 Kapsamı çalınmış veya hasara uğramış kayıtlı gönderilerin teslim alınması esnasında alıcı tarafından

ihtirazi kayıt ileri sürülmüş ise ve yapılan tespitte de PTT A.Ş.’nin sorumluluğu ortaya çıkmışsa tazminat alma hakkı durumuna göre gönderici veya alıcıya geçer.”;

11.3. “Tazminat miktarları ve ödenmesi” başlıklı maddesinde; “5.21.1 Gönderiler için, postada meydana gelen hasar, kaybolma veya çalınmadan dolayı aşağıdaki şart ve hadler dikkate alınarak tazminat ödenir.

5.21.2 Posta kargosu ile kargo gönderileri hariç kayıtlı yurtiçi diğer posta gönderilerinin, kaybolması veya

kapsamının tamamen çalınması halinde, Kurul tarafından belirlenen temel ücretin en fazla yüz katı tutarında tazminat ödenir. Tazminat tutarının hesaplanmasında gönderinin kabul tarihinde yürürlükte olan temel ücret dikkate alınır.

5.21.4 5.21.2 ve 5.21.3 üncü fıkralarda belirtilen hadleri aşmamak kaydıyla, ödenecek tazminatın

tespitinde, gönderinin kabul edildiği yerdeki ve zamandaki gerçek değeri göz önünde bulundurulur.

5.21.5 Yurtdışı kayıtlı posta gönderilerine Dünya Posta Birliği kararları ile yabancı posta idareleri ile

yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde belirlenmiş limitler dâhilinde tazminat ödenir.

5.21.6 Kayıp veya tamamen hasar halinde tazminat ödenecek yurtiçi kayıtlı posta gönderileri ile

kargolardan kabulde alınmış olan ücretler talep halinde iade edilir.

5.21.7 Kayıp veya tamamen hasar halinde tazminat ödenecek yurtdışı kayıtlı posta gönderilerinden, taahhüt

ücreti ile varsa değerlendirme ücreti hariç alınmış ücretler talep halinde iade edilir.

5.21.9 Değer konulmamış ödeme şartlı özel hizmetini içeren bir gönderinin PTT servislerinde kaybolması,

çalınması veya hasarı halinde, PTT bu maddeler için, şart koşulan bedel üzerinden değil, bunların ödeme şartlı olmayanları derecesinde gönderi türüne göre sorumluluk kabul eder ve öngörülen tazminatı öder.

Ödenmesi şart koşulan para tutarı “değer koyma/sigortalı” sayılmaz. Ancak PTT, ödeme şartlının, alıcıya, şart koşulan bedel tahsil edilmeksizin verilmesi ve alıcıdan ne maddeyi geri almanın, ne de şart koşulan parayı tahsil etmenin mümkün olmaması halinde göndericilerine karşı ödemeli bedeli tutarında sorumludur.

5.21.10 Değer konulmuş veya sigortalı özel hizmetini içeren bir gönderinin kaybolması, çalınması veya

hasarı halinde, gönderi içeriğinin hükümsüzleştirilmesi imkanı var ise sigorta bedeli ödenmez hükümsüzleştirme masrafı ödenir.

5.21.11 Yurtiçi ve yurtdışı kayıtlı gönderilere ilişkin tazminat ödemelerinde gerçekleşmemiş kârlar veya

dolaylı zararlar dikkate alınmaz.

5.21.12 Sözleşmelerle, gönderilerde oluşabilecek zarara ve tazminat ödemelerine ilişkin özel

düzenlemelere yer verilebilir. Bu durumda sözleşme hükümleri uygulanır.

5.21.13 Hak sahibi, ödenmesi gereken miktardan daha az tazminat isterse kendisine o miktar tazminat

verilir, sonradan bunun artırılması isteği kabul edilmez.

5.21.14 Kayıtsız gönderilerin postaya verildiği her hangi bir suretle ispat edilse bile bunların

kaybolmalarından çalınmalarından veya hasara uğramalarından dolayı tazminat ödenmez.

5.21.15 PTT’nin, kayıtlı gönderilerin taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, kabul ücreti ile

varsa özel hizmet ücreti toplamı ile sınırlıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Ceza infaz kurumunda bulunan başvuran AİHM’e PTT kanalıyla göndermiş olduğu başvurusunun tam ve eksiksiz olarak gönderilmediğini, başvuru formunda yer alan ikamet adresine zarfsız, şeffaf dosya içerisinde iade edildiğini, AİHM’e boş zarfın gönderildiğini düşündüğünü, başvuru süresinin geçtiğini

/

düşünerek ilgili evrakı AİHM’e tekrar gönderdiğini ancak AİHM’den başvuru ile ilgili herhangi bir geri bildirim alamadığını iddia ve ifade ederek maddi ve manevi mağduriyetinde ihmali olduğunu değerlendirdiği sorumluluk kabul etmeyen PTT’nin kusurlu olduğunun tespitini talep etmektedir.

14. Posta, yurt içi ve dışında bir yerden bir yere mektup, para ve paket gibi gönderilen şeyleri yerine ulaştırmak için, genelde devlet denetimi altında bulunan kurum kurulması, insanlık için gerekli hale gelmiş ve çeşitli yerlerde merkezler yapılmak suretiyle posta teşkilatları kurulmuştur. Bilinen en eski posta teşkilatı M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Zaman içerisinde değişen ihtiyaçlarla 19 uncu yüzyılda posta teşkilatı önemli değişiklikler yaşamıştır. Zaman içerisinde postaların çeşidi, işlevi, maliyeti, süresi değişmiştir. Küreselleşen dünya ile birlikte e-ticaret önemli ölçüde artış göstermiş bundan dolayı yurt dışı posta hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Ayrıca küresel bir kriz haline gelen salgın hastalık pek çok alanda olduğu gibi alışveriş biçimini de değiştirmiş ve e-ticaret kanallarına binen yükü daha da artırmıştır.

15. Gelişen teknoloji mektup gibi geleneksel haberleşme yöntemlerinin kullanımını ciddi ölçüde düşürmüşken, ‘posta hizmetleri’ nin neden bu kadar stratejik önem atfedilen tartışmaların odağında yer aldığını anlamak ve tartışmaları doğru yorumlayabilmek için, öncelikle posta hizmetleri diye adlandırılan sektörün bugün neyi ifade ettiğini bilmek gerekmektedir. Posta hizmetleri diye genelleştirilen sektör, geleneksel haberleşme niteliğindeki mektup gönderilerinin taşınmasının yanı sıra kargo taşımacılığı, lojistik ve finansal hizmetler alanında çözümler sunan çok geniş ve entegre bir hizmet ağını içermektedir.

Giderek büyüyen e-ticaret pazarı da günümüzde posta sektörü için önemli bir faaliyet konusu haline gelmiş durumdadır. E-ticaret sektörü pasta ağının sürdürebilirliği açısından vazgeçilemeyecek fırsatlar sunduğu gibi e-ticaretin işleyişi açısından da posta ağı ve bu ağın bileşenleri önemli bir belirleyici olarak ortaya çıkmaktadır. (BOZGEYİK, Kenan, “145.Yılında Kritik Bir Dönemeçte Dünya Posta Birliği ”, dünya.com/köşe yazısı, 19 Eylül 2019)

16. Bilindiği üzere, posta hizmeti kabulden teslime kadar süreç itibariyle evrensel hizmet niteliği taşıyan bir sektördür. 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nda geçen tanımı ile evrensel posta hizmeti, belirlenmiş ilke ve kurallar çerçevesinde, bir posta hizmetinin coğrafi alan farkı gözetilmeksizin ülke sınırları içerisinde tüm kullanıcılar için karşılanabilir ücretlerle kesintisiz olarak sağlanmasıdır.

17. Evrensel bir hizmet olan posta gönderilerinin birbirine entegre şebekelerden oluşan tek bir posta alanı içerisinde serbest dolaşımını temin etmek, tüm ülkeler için geçerli ortak standartların oluşturulmasını ve teknoloji kullanımı teşvik etmek, paydaşlar arasında işbirliği ve etkileşimi sağlamak, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak ve teknik işbirliği geliştirmek amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülke tarafından 1874 yılında Dünya Posta Birliği (UPU) kurulmuştur. UPU, 1948 yılından itibaren Birleşmiş Milletler’ in bir uzmanlık örgütü olarak faaliyet göstermektedir. Merkezi İsviçre’nin

Bern şehrinde bulunmaktadır. Dünya Posta Birliği Anlaşması`nı kabul eden ülkeler mektup ve diğer posta çeşitlerinin değişiminde tek bir posta sınırı olarak hareket edeceklerdir. Ulaşım özgürlüğü bu sınırlar içerisinde garanti altına alınmıştır. Birliğin amaçları; posta hizmetlerinin gelişmesini ve örgütlenmesini sağlamak, insanlar arasındaki iletişimin geliştirilmesine etkin posta hizmetleri ile katkıda bulunmak, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda uluslararası işbirliğine katkıda bulunmak, üye ülkelerin talebi üzerine teknik yardımda bulunmaktır.

18. Türkiye’de son yıllarda özelleştirme kapsamında posta hizmetinde de önemli yenilikler olmuş ve 2013 yılında yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile evrensel posta hizmeti detaylı bir şekilde

Kanun’da tanımlanmıştır. Bu tanımda göstermektedir ki, evrensel posta hizmetinde karşılanabilir ücret

belirlenmesi yapılan işin bir sonucu olarak ortaya konulmuştur. Kanun’da evrensel posta hizmet sağlayıcısı, evrensel posta hizmetini yetki belgesi uyarınca yürütmekle yetkili kılınan hizmet sağlayıcısı olarak tanımlanmıştır. Kanunun 9 uncu maddesine göre, PTT A.Ş. bu Kanun çerçevesinde yurt içi ve yurt dışında posta hizmetlerini yürütmeye ve gerekli altyapıyı kurmaya yetkilidir. PTT’nin söz konusu yetkiye ilişkin hak ve yükümlülükleri Kurum ile imzalanacak görev sözleşmesi ile belirlenmektedir. Ayrıca bu Kanun hükümlerine göre posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sermaye şirketlerin hizmet sağlayıcısı olacağı belirlenmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) sitesinden alınan verilere göre, Türkiye’de PTT A.Ş. ile birlikte 39 adet posta hizmet sağlayıcısı görev yapmaktadır. Bunlar içerisinde PTT A.Ş. haricinde diğerleri yetkilendirmelerini 15 yılda bir yenilemek durumundadır.

19. Elektrik, telefon vb. gibi evrensel bir hizmet olarak kabul edilen posta hizmetinin ülke genelinde kaliteli, sürekli, tüm kullanıcılar için karşılanabilir bir ücretle, etkin, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde sunulmasını sağlamak üzere posta sektörünün serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaflığı sağlanmış bir sektör oluşturulması ve bu sektörde düzenleme ve denetimin gerçekleştirilmesi ve posta hizmetlerinin yürütülmesi temel amaçtır. Burada hizmet sağlayıcısının, ilgili pazarda, tek başına ya da diğer hizmet sağlayıcılarla birlikte, rakiplerinden ve kullanıcılarından fark edilir bir şekilde bağımsız olarak hareket edebilmesine imkân sağlayan ekonomik yeterliliği etkin piyasa gücünü oluşturmaktadır. Kanun’a göre, hizmet sağlayıcılarının, posta hizmetinin sunulması karşılığında kullanıcılardan veya diğer hizmet sağlayıcılarından farklı adlar altında alabilecekleri ücretleri gösteren tarifeler bulunmaktadır.

20. Evrensel hizmet sunumunun ortaya çıkmasının temel amaçlarının en başında vatandaşlara hizmet sunulması sürecinde temel hak ve hürriyetler ile kamu yararına sunulan hizmetlerin garanti altına alınması bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 22’nci maddesi ile herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu düzenlenmekte ve bu hakkın Anayasada belirtilen istisnai durumlar haricinde engellenemeyeceğine ve haberleşmenin gizliliğine dokunulamayacağına yer verilmektedir. Anayasanın 26’ncı maddesinde ise “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” ifadesi posta hizmetlerinin önemli bir anayasal fonksiyonunu daha ortaya koymaktadır. Yine uluslararası metinlerde de posta hizmetine ilişkin önemli kararlar bulunmaktadır. Örneğin 1948 yılında kabul edilen “Birlemiş Milletler İnsan Hakları Evrensel

Bildirisi”nin 12’nci maddesinde; “Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine konut dokunulmazlığına ya da yazışma özgürlüğüne keyfi olarak karışılamaz; kimsenin onur ve ününe karşı kötü davranışlarda bulunulamaz. Herkesin bu karışma ve kötü davranışlara karşı yasalarla korunma hakkı vardır.” denilmekle kişilerin posta haberleşmesi hakkının güvence altına alınması amaçlanmıştır. Yine Bildirinin 19’uncu maddesinde; “Herkesin düşünme ve anlatma özgürlüğü vardır. Buna göre, hiç kimse düşüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir” denilmekle bireylerin düşünce ve ifade özgürlüğüne vurgu yapılmakta ve bilgi ve düşüncelerin her türlü araç marifetiyle alınıp iletilmesi hakkını tesis edilmeye çalışılmıştır.

21. Her ülke milli hukukunun kendine özgü, genellikle de iç hukuk kaynaklı uyuşmazlıkların çözümüne yönelik hükümler içermesi, milletlerarası sözleşme aktörlerinin menfaatleri bakımından adilane çözüm getirilmesini her zaman mümkün kılmamaktadır. Bu nedenle de posta faaliyetinin yürütülmesi esnasında, çıkış (belirlenmiş işletmeci), varış ve geçiş ülkesinin egemenlik haklarına saygı çerçevesinde yürütülmesinde ve taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde kullanılmak üzere, milletlerarası alanda geçerliliği olan yeknesak bir takım yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur.

22. Yurt içi posta faaliyetinden farklı olarak, birden fazla ülkenin sınır ve toprakları içerisinde gerçekleşen uluslararası posta gönderim faaliyetinin yürütülmesi sırasında karşılaşılan hukuki sorunların çözümünde kullanılması ve mümkün olduğunca asgari düzeye indirilmesi amacıyla yabancılık unsuru içeren bu türden uyuşmazlıkların milletlerarası anlaşmalarla çözümü yoluna gidilmiştir.

23. 6475 sayılı Kanunun “Evrensel posta hizmeti ilkeleri” başlıklı 13 üncü maddesine göre posta hizmetinin etkin, verimli, kaliteli, süratli bir şekilde ve karşılanabilir bir ücretle ülkenin her yerinde sunulması, posta gönderilerinin kaybı, çalınması veya hasarı hâlinde sorumluluk üstlenilmesi gerekmektedir. Yine Kanunun 7 nci maddesine göre, hizmet sağlayıcıları ile posta hizmetlerinde çalışanlar veya herhangi bir şekilde posta hizmetleri ile ilgili bilgiye sahip olanların, bu bilgileri ve posta hizmetleri ile ilgili ilişkileri açığa vurmaları, gönderileri açmaları, içlerinde ne olduğunu araştırmaları, üçüncü kişilere bilgi vermeleri veya herhangi birinin bunları yapmasına neden olmaları, gönderileri zapt veya yok etmeleri yasaklanmış ve hizmet sağlayıcıları, yürüttüğü hizmetlerle ilgili olarak gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlü tutulmuştur. Çünkü şikâyetçinin talebine konu edilen gönderi evrensel posta hizmetinin temel unsurunu oluşturmaktadır ve ilgili hizmet sağlayıcısı açısından evrensel posta hizmet yükümlüsü veya evrensel posta hizmet sağlayıcısının evrensel posta hizmetini belirlenen ulusal veya uluslararası standartlara uygun olarak yürütmemesinin sorumluluk doğuracağı aşikârdır.

24. Postaların kaybolması halinde tazminat bakımından üst sınır (azami miktar) öngörülmesi yalnızca

PTT A.Ş. tarafından öngörülen bir belirleme olmayıp, 192 üyesi bulunan Dünya Posta Birliği tarafından da öngörülmüştür. Burada tüm akit devletler bakımından sınırlı bir sorumluluk söz konusudur. Sınırlı sorumluluğu düzenleyen kuralların, postacılık faaliyetlerinde yer almasının nedeni, taşımacılığın arz ettiği yüksek tehlike ve zarar ihtimalleri olup, bu kuralların amacı ise; çalışanlarının kusurları veya muameleleri sebebiyle, sorumluluklarını sınırlama hakkına sahip olan kişilerin çok ağır sorumluluklar altına girmelerini önlemek ve taşıma risklerini belirsiz olmaktan çıkararak, bu riskleri öngörülebilir ve hesaplanabilir hale getirmektir. Yine bir diğer amaç da posta idarelerinin postanın taşınması işini üstlendiği, bu işin olumlu bir amaç taşıdığı, buna rağmen bir zarar doğmuşsa, posta idaresinin sınırsız bir şekilde sorumlu tutulmak istenmemesidir. (Taşıma faaliyetleri ile ilgili ifade eden KULA Nil, Türk Eşya Taşıma Hukuku, Seçkin

Yayınları, 2018, sayfa 71-72.)

25. Dünya Posta Birliği’nin “Belirlenmiş İşletmecilerin Sorumluluğu – Tazminatlar” başlıklı 22.

maddesinde, belirlenmiş işletmecilerin kaybolan postalardan sorumlu olduğu düzenlenmiş ancak bu hallerde ödenecek tazminat miktarının Konvansiyon’da belirtilen tutarları aşmayacağı (1.5. maddesi)

belirtilmiştir. Yine tazminata ilişkin genel hükümler kısmında belirlenmiş işletmecilerin sorumluluklarına ilişkin tüm hükümlerin sıkı, bağlayıcı ve eksiksiz olması gerektiği hiçbir durumda, ciddi bir kusur durumunda dahi, Konvansiyon’da öngörülen limitlerin üzerinde sorumlu tutulamayacakları (1.7. maddesi)

ve yükümlülük durumlarında, dolaylı zarar, kar kaybı veya manevi zararların ödenecek tazminatta dikkate alınmayacağı (1.6. maddesi) hüküm altına alınmıştır. Konvansiyon Kararlarında mektup postasının kaybolması halinde ödenecek tazminat miktarı da düzenlenmiş olup, bu miktar 30 SDR’dir (2.1. maddesi)

(SDR/DTS (Özel Çekme Hakkı) Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun uluslararası hesaplaşmalarda kullandığı para birimidir.). 30 SDR’lik bu tazminat miktarına kayıt ücreti hariç olmak üzere gönderinin postalanması nedeniyle gönderen tarafından ödenen masraf ve ücretler ödenecek toplam tazminatın belirlenmesi için bu değerlere ekleneceği düzenlenmiştir.

26. 03/12/2018 tarihli Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nde de PTT A.Ş.’nin sorumluluğuna

5.18 ve devamı maddelerinde yer verilmiş olup, yurtdışı varışlı gönderilerin, uluslararası sözleşme ve

anlaşmalara göre sorumluluk kabul eden yabancı bir ülkede kaybolması halinde PTT A.Ş. kullanıcıya karşı ilgili yabancı posta idaresinin vereceği tazminat derecesinde sorumlu olduğu (5.18.2 maddesi); yurtdışı kayıtlı posta gönderilerine Dünya Posta Birliği kararları ile yabancı posta idareleri ile yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde belirlenmiş limitler dâhilinde tazminat ödeneceği (5.21.5 maddesi); kayıp veya tamamen hasar halinde tazminat ödenecek yurtdışı kayıtlı posta gönderilerinden, taahhüt ücreti ile varsa değerlendirme ücreti hariç alınmış ücretler talep halinde iade edileceği (5.21.7 maddesi); yurtiçi ve yurtdışı kayıtlı gönderilere ilişkin tazminat ödemelerinde gerçekleşmemiş kârlar veya dolaylı zararların dikkate alınmayacağı (5.21.11 maddesi) düzenlenmiştir.

27. Görüleceği üzere hem Konvansiyon kararlarında hem de ilgili Prosedür’de posta idarelerinin sorumlu olacağı tazminat miktarlarının tavan ücreti düzenlenmiştir. Tavan miktarı belirlenen bu tazminat miktarları yalnızca mektup postaları için geçerli olmayıp, koliler için de ayrı bir miktar belirlenmiştir. Yine belirtilmesi gerekir ki, sadece yurtdışı postaları için değil, yurtiçinde kaybolan bir posta ile ilgili olarak da

PTT A.Ş. tarafından tavan tazminat ücreti belirlenmiştir.

28. 03/12/2018 tarihli Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nde de yurt dışı postalarla ilgili olarak Dünya Posta Birliği Kararlarının uygulanacağı ifade edilmiş olup, mevcut dosyada, Kırıkkale/Keskin PTT’den, Fransa’ya gönderilen postanın, yabancılık unsuru içermesi nedeniyle

Dünya Posta Birliği Kararlarının somut olaya uygulanması gerekmektedir. Ancak somut olay kapsamında sorumluluğa hükmedilebilmesi için kayıtlı gönderinin alıcıya tam ve eksiksiz ulaşıp ulaşmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

29. Kurumumuza yurt dışı kargolarının teslim edilmediği ve akıbetleri hakkında bilgi alınamadığı iddiasıyla yapılan 14/10/2020 tarihli ve 2020/98473 sayılı başvuru ile ilgili olarak, kayıtsız postalara ilişkin sorgulama yapılabilmesine imkân sağlayan çalışma gerçekleştirilmesi yönünde Posta ve Telgraf Teşkilatı

Anonim Şirketine 17/3/2021 tarihli ‘Tavsiye Kararı’ verilmiştir. Kurumumuza yapılan benzer nitelikteki 16/7/2019 tarihli ve 2019/12540 Başvuru No.lu kayıtsız postaların kaybolmaması için APS veya taahhütlü mektuplar gibi kayıt altına alınması, gerekirse bu konuda mevzuat düzenlemesi yapılması talebi hakkında kayıtsız postaların kaybolmaması için APS veya taahhütlü mektuplar gibi kayıt altına alınması, gerekirse bu konuda mevzuat düzenlemesi yapılması talebinin reddi, kayıtsız postalara ilişkin gönderilerin kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki ve dağıtımı süreçlerinde başta gönderinin emniyeti ve teslim süresi olmak üzere hizmet kalitesinin arttırılmasında ve kullanıcı şikâyetlerinin cevaplanmasında şeffaf, hızlı ve kolay uygulanabilir bir şikâyet çözüm mekanizması oluşturulması ve işletilmesinde daha hassas davranılması hususunda Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’ne tavsiyede bulunulmuştur. Ancak somut olayda şikayetçi kayıtlı posta olarak gönderdiği gönderinin gönderilmediğini değil varış adresine tam ve sağlam olarak teslim edilmediği iddiasında bulunmaktadır. İdare ise gönderinin tam ve sağlam olarak sevk edildiğini ve hasarlı ulaştığına dair bir gerçekleme bulunmadığını iddia etmektedir.

30. Kurumumuza yapılan bir başvuru üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen 8/4/2021 tarihli ve 2020/98365 Başvuru No.lu kararda, şikayetçinin AİHM’e yapmış olduğu bireysel başvuru dosyasının postada kaybolduğu, ikinci kez yapmış olduğu başvurusunun ise süre şartını taşımaması nedeniyle AİHM tarafından kabul edilemez bulunduğu iddia edilerek kaybolan postası nedeniyle mağduriyetinin giderilmesi, ceza infaz kurumlarında PTT yanında özel kargo hizmetinden de faydalanılmasına izin verilmesi ve PTT aracılığıyla AİHM’ne başvuruların engellenip engellenmediğinin tespiti talebiyle yapılan başvuru hakkında yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, “başvuranın Van

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan AİHM’e 20/09/2020 tarihinde göndermiş olduğu postasının Fransa’ya gönderildiği, Fransa postası tarafından kayıt aldığı, ancak sonrasında akıbetinin tespit

edilemediği, Fransa Posta Teşkilatı ile PTT A.Ş. arasında ikili anlaşma olmadığı, yurtdışı posta gönderimi ile ilgili olarak Dünya Posta Birliği Konvansiyon kararlarının geçerli olduğu, bahsi geçen Konvansiyon kararlarında göndericiye (başvurana) ödenecek tazminat miktarlarında üst limit belirlendiği (30 SDR), manevi zararların ise tazmin edilmeyeceğinin düzenlendiği, tazminatın ödenmesi başlıklı 25. maddesinde ise tazminatın ödenmesi ile ilgili olarak bir ülkenin diğerine yetki vereceğinin düzenlendiği, Konvansiyon

Kararlarına uygun olarak PTT A.Ş.’nin başvurana yaptığı 30 SDR tazminat (ve gönderim ücreti ile birlikte toplam 339,73 TL) teklifinin bu yetki kapsamında yapıldığı, ancak başvuranın kabul etmediğinin tespit edilmiş olduğu, Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nde de PTT A.Ş.’nin yurtdışı varışlı gönderilerden, ilgili yabancı posta idaresinin vereceği tazminat derecesinde sorumlu olduğunun ve Dünya

Posta Birliği kararları çerçevesinde belirlenmiş limitler dâhilinde tazminat ödeneceğinin düzenlendiği tespit edilmiş olduğundan, PTT A.Ş.’nin Dünya Posta Birliği Konvansiyon kararlarının 21, 22 ve 25. maddelerine uygun hareket ettiği görülmüş olup PTT A.Ş. tarafından tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediği” kanaatine varılarak ret kararı verilmiştir.

31. Somut olay kapsamında yapılan incelemede, uyuşmazlığın, şikayetçinin 21/9/2020 tarihinde Keskin

T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu aracılığıyla PTT yoluyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderdiği bireysel başvuru evraklarının zarf içinden çıkarılarak boş zarf olarak gönderildiği iddiasına dayandığı, barkodlu kayıtlı gönderinin durumu ile ilgili olarak PTT tarafından araştırma yapıldığı, konu hakkında İstanbul ve Ankara Bölge Müdürlüğünden bilgi alındığı, gönderilerin sorgulaması neticesinde gönderilerin tesliminde eksiklik bulunduğu yönünde bir kayda rastlanmadığı, durumun şikayetçiye yazılı olarak bildirildiği anlaşılmıştır.

32. Dosya kapsamında başvuranın gönderisi ile ilgili; 32.1. Başvuranın 21/09/2020 tarihinde, Kırıkkale Keskin T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’ndan, AİHM’e bireysel başvuru hakkını kullanmak amacıyla posta gönderdiği, postasının barkod numarasının olduğu, 22/09/2020 tarihinde gönderinin PTT tarafından teslim alındığı, posta ile Fransa’ya sevk edilen gönderinin 25/09/2020 tarihinde Fransa’ya ulaştığı,

32.2. Bireysel başvuru formu ve eklerinin 22/12/2020 tarihinde zarfsız bir şekilde üzerinde herhangi bir kaşe ve barkod vs. olmaksızın şeffaf dosya içerisinde başvuru formunda yazılı olan ikamet adresine posta görevlileri tarafından teslim edildiği iddiasıyla 28/12/2020 tarihinde PTT A.Ş.’ye başvuru yapıldığı,

32.3. Konu ile ilgili olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda, postanın varış ülkesi olan Fransa’ya sevk edildiği, Fransa Posta İdaresi tarafından kayıt altına alındığı, 05/10/2020 tarihinde tam ve sağlam olarak alıcıya teslim edildiği bilgisinin verildiği, İstanbul PTT Bölge Başmüdürlüğünce bahse konu gönderinin varış ülkesine hasarlı ulaştığına dair herhangi bir gerçekleme olmadığının bildirildiği, Ankara PTT Başmüdürlüğünce ikametgah adresine zarfsız şekilde şeffaf dosya içerisinde teslim edildiği belirtilen evrakın Nallıhan PTT Müdürlüğüne bağlı

Çayırhan Şubesine kayıtsız olarak intikal ettiği ve dosya üzerinde bulunan adrese dağıtım personeli tarafından teslim edildiği bilgisinin verildiği görülmüştür.

33. Kırıkkale/Keskin PTT Müdürlüğü çıkışlı Fransa varışlı barkodlu kayıtlı gönderinin

PTT’nin iç izleme sistemi ile varış posta idaresi sisteminde yapılan sorgulama neticesinde her iki sorgulamada da gönderinin tam ve sağlam olarak teslim edilmediği yönünde şerhe yer verilmediği, buradan gönderinin alıcısına teslim edildiği anlamının çıktığı, gönderinin içindekilerinin ulaşmadığının kabulü için buna dair bir tespitin gerekli olduğu, şikayetçi tarafından ikamet adresine

zarfsız bir şekilde 22/12/2020 tarihinde ulaştırıldığı belirtilen gönderinin Ankara/Nallıhan PTT Merkez

Müdürlüğüne bağlı Çayırhan şubesine kayıtsız olarak teslim edilmesi ve Teslim Belgesinde 5/10/2020 tarihinde herhangi bir kesintiye uğramadan teslim edildiğinin belirtilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde zarfsız ulaştırılan gönderinin barkod kodlu kayıtlı gönderiden ayrı bir gönderi olduğu ve başvuru evrakını elinde bulunduran bir başka kimse tarafından teslim edildiği kanaatini güçlendirdiği, kayıtsız gönderinin hangi tarihte, kim tarafından teslim edildiği bilgisine ulaşılamadığı, bu nedenle gönderinin iade gelen gönderi olarak kabul etmenin mümkün olmadığı, şikayetçinin ıslak imzalı bireysel başvuru evrakını AİHM’e gönderilmek üzere teslim ettiği başka bir kimse bulunup bulunmadığı hususunun şikayetçinin Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle teyit edilemediği, ailesi tarafından gönderilme olasılığının da ailesinin irtibat bilgilerine dosya kapsamında ulaşılamaması nedeniyle teyide muhtaç olduğu değerlendirilmektedir.

34. AİHM Resmi internet sitesinde yer alan “AİHM’ye başvurunuz: Nasıl başvurulur ve başvurunuz nasıl işlem görür” başlıklı açıklamada, “Başvurunuzun güvenli bir şekilde ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmek için Mahkeme’yi aramayınız. Mahkeme, daha fazla bilgiye ihtiyaç duyması halinde sizinle irtibata geçecektir. Sonrasında başvurunuza bir numara verilir ve başvurunuz bir hukukçu tarafından incelenir. Bu durum, başvurunuzun Mahkeme tarafından kabul edildiği anlamına gelmemekte; yalnızca kayda alındığını ifade etmektedir. Mahkeme’nin sizinle irtibata geçmesi durumunda, belirtilen süren içerisinde cevap vermeniz gerekmektedir, aksi halde dosyanız reddedilebilir veya imha edilebilir.

Mahkeme, davanızı incelemek için gerekli bütün bilgilere sahip olduğunda, başvurunuz Mahkeme’nin hukuki oluşumlarından birine tahsis edilecektir. Dava sürecinin her ne kadar uzun zaman aldığı görülse dahi, Mahkeme’nin sizinle iletişime geçmesini beklemeniz gerekmektedir. Her yıl çok sayıda başvurunun alınmasından (50.000’in üzerinde) ve nezdinde derdest pek çok davanın da olmasından ötürü, Mahkeme mektuplarınızın ve belgelerinizin ulaştığına dair size cevap veremez veya davanızın takriben ne zaman inceleneceğini söyleyemez. Mahkeme’de dava usulü yazılıdır. Mahkeme’nin dikkatine sunmak istediğiniz herhangi bir bilginin yazılı şekilde iletilmesi gerekir.”; “Davamla İlgili Nasıl Bilgi Edinebilirim?” başlığı altında, “Mahkeme, nezdindeki derdest davaların durumuyla ilgili bilgi için kendisine ulaşan bütün taleplere cevap verememektedir. Mahkeme’deki prosedür yazılı olduğu için, Mahkeme ek bir bilgiye ihtiyaç duyması halinde veya yargılamanın değişik aşamalarıyla ilgili size yazılı bildirimde bulunacaktır.

İnternet sitesinden de bilgilere ulaşılabilinir (tebliğ, taraflara soru sorulması, kabul edilebilirlik kararları vs.).” ifadelerine yer verilmiştir.(https://www.echr.coe.int/Documents/Your_Application_TUR.pdf, Erişim Tarihi: 30/7/2021)

35. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden gönderinin AİHM’e eksik olarak teslim edildiği bilgisine ulaşılamadığı, bu aşamada PTT A.Ş.’nin kusurundan söz etmenin mümkün olmadığı, PTT A.Ş.’nin sağlamış olduğu posta hizmetinin yetersiz olduğuna dair bir tespit yapılamadığı, ceza infaz koruma memurları tarafından başvuranın postasının PTT A.Ş. yetkililerine teslim edildiği, başvuranın postasının

Fransa’ya ulaştığı, evrakın eksik olduğu gerekçesiyle AİHM tarafından başvurunun kabul edilemez bulunduğuna ilişkin bir bilginin mevcut olmadığı, postanın akıbeti hakkında yapılacak değerlendirmenin

AİHM tarafından verilecek karar sonucunda mümkün olduğu, keza şikayetçinin AİHM nezdinde yapmış olduğu bireysel başvurunun reddedileceği düşüncesinin varsayıma dayandığı, bu yönde ortaya çıkmış hukuki ihtilaftan söz edilemeyeceği hususları dikkate alındığında idare tarafından tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmemiştir.

36. Şikâyetçinin iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri birlikte ele alındığında; Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıdan tespit

edildiği üzere, postanın varış ülkesi olan Fransa’ya sevk edildiği, Fransa Posta İdaresi tarafından kayıt altına alındığı, 05/10/2020 tarihinde tam ve sağlam olarak alıcıya teslim edildiği bilgisinin verildiği, İstanbul PTT Bölge Başmüdürlüğünce bahse konu gönderinin varış ülkesine hasarlı ulaştığına dair herhangi bir gerçekleme olmadığının bildirildiği, dolayısıyla PTT A.Ş.’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğine ve sağlamış olduğu posta hizmetini kusurlu sunduğuna ilişkin bir tespitin mevcut olmadığı, şikâyetçinin Keskin T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu aracılığıyla AİHM’e gönderdiğini belirttiği bireysel başvuru evrakının zarfsız bir şekilde başvuru formu üzerindeki ikamet adresine bırakıldığı iddiasıyla bireysel başvurunun yapılan hatalardan dolayı yapılamadığı; bu nedenle de

634 gramlık bir gönderinin eksik gramajlı boş bir zarf içerisinde ülkemizden nasıl çıkış yapabildiğinin

araştırılması, maddi ve manevi mağduriyetinde ihmali olduğunu değerlendirdiği sorumluluk kabul etmeyen

PTT’nin kusurlu olduğunun tespiti talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddi gerektiği, bu aşamada idarenin kusurundan söz etmenin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

37. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

38. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; adli yargı mercilerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre, Başvurunun REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve POSTA ve TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİ’NE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi