ÖZET: Bu karar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde reklam alanları ile ilgili işletme hakkı ihalesinde ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi nedeniyle tazmin hükmü tesis edilmesi üzerine yapılan bir temyiz başvurusunu incelemektedir. Temyiz dilekçesinde, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na atıfta bulunularak, verginin zamanaşımına uğramadığı ve tahsilat işlemlerinin devam ettiği belirtilmiştir. İlgili vergi alacağının 16.06.2015 tarihinde tebliğ edilmesiyle birlikte, tahsil zamanaşımının 31.12.2020 tarihine kadar uzandığı ifade edilmiştir. Sayıştay, kamu zararı tanımının oluşmadığını, çünkü verginin tahsil edilebilir hale geldiğini ve gerekli işlemlerin yapıldığını belirterek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar vermiştir. Bu durum, kamu zararının tanımına uygun bir durumun söz konusu olmadığını ve dolayısıyla tazmin hükmü verilmesinin hukuki bir isabet taşımadığını ortaya koymaktadır.

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2014
Dairesi 5
Karar No 41383
İlam No 43078
Tutanak Tarihi 17.5.2017
Kararın Konusu Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

Konu: Belediye ve mücavir alan sınırları dâhilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesi ile ilgili ilan ve reklam vergisi hakkında.

3- 190 sayılı ilamın 8 inci maddesiyle; … Belediye ve mücavir alan sınırları dâhilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesi ile ilgili olarak; ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan … İnşaat Gıda Turizm Nakliyat Ticaret Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu, Belediye Başkanı (Üst Yönetici) … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16. maddesinde “Vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirilir.” denildiği ve yine aynı kanunun 98. maddesinde “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” denildiği,

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 22. maddesinde “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” denildiği ve 29, 30 ve mükerrer 30. maddelerinde ikmalen, resen veya idarece tahakkuk yapılabileceği belirtildiği,

Yine aynı kanunun 113. maddesinde “Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.” denildiği ve 114. maddesinde “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.” denildiği,.

Olaya genel kanun / özel kanun açısından bakıldığında özel kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel kanuna bakılacağı, bu nedenle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda tahakkuk şekilleri ve tahakkuk zamanaşımından bahsedilmemesi ve kanunun 98. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununa atıfta bulunması nedeniyle genel kanun olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununda bulunan hükümlere uyulması gerektiği,

Konuyu somutlaştırmak gerekirse verginin doğduğu yıllar 2012, 2013 ve 2014 yılı olması nedeniyle 2012 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2018 ve 2014 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2019 tarihleri olacağı, dolayısı ile tahakkuk bakımından zamanaşımından bahsedilemeyeceği,

6183 sayılı A.A.T.U.H.K’nun 102. maddesinde “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılım takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” Denildiği,

Belediye tarafından … İnşaat Gıda Turizm Nakliyat Ticaret Limited Şirketine tahakkuk ettirilen … TL tutarındaki ilan ve reklam vergisinin 16.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, zamanaşımı olarak değerlendirildiğinde 31.12.2020 tarihi tahsil zamanaşımı olarak değerlendirileceği,

Ayrıca firmaya 25.02.2016 tarihinde ilama konu vergileri içeren 18.02.2016 tarihli 252666 sayılı ödeme emri tebliğ edilerek “zamanaşımının kesildiğini” ve tahsil süresinin yeniden başlayarak 31.12.2021 tarihine kadar uzadığını, kanunun 51. maddesinde vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına gecikme zammı uygulanacağı belirtildiği, kanunun kendi içinde amme alacağını vadesinde ödemeyenler için mali yaptırım getirdiği

Ayrıca firmayla ilgili … Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli 2016/75 Esas Numaralı kararı ile “İhtiyati Tedbir” kararı verilerek kayyum atandığı, ihtiyatı tedbir kararında haciz, icra vb. kararlara tedbir konulması nedeniyle Belediyece haciz işlemi başlatılamadığı, sonuca göre işlem tesis edileceği,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde kamu zararı “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” olarak tanımlandığı, (a) fıkrasında “İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması” (b) fıkrasında ise “Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında sayıldığı,

Danıştay 2. Dairesinin 31.05.2010 tarih ve 2010/2465 karar 2010/1471 esas numaralı kararı ile 21.11.2011 tarih ve 2011/5633 karar 2011/10531 esas numaralı kararlarında 5018 sayılı kanunun 71. maddesiyle ilgili olarak;

“Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir.

İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta Öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alınılan nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki “mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal…” ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir.” denildiği,

Danıştay’ın bu kararında kamu zararı kamu kaynağı kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alma sırasında fazla ödeme, gelirlerin tahsilatı sırasında mevzuata aykırı davranma ve mevzuatta öngörülmeyen ödemenin yapılması olarak tanımlanarak istikrar kazandığı, Belediye tarafından ihale edilen iş ile ilgili İlan ve Reklam Vergisi tahsil edilmemesi hususunun, verginin tahsil edilebilir hale gelmiş olmasıyla beraber zamanaşımına uğramaması ve cebren tahsilat işlemleri devam ettiği için kamu zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiği,

Danıştay 13. Dairesinin 1973/4921 Esas, 1974/1202 nolu 23.03.1974 karar tarihli kararında “Zamanaşımı süresinin vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımını kesen nedenler olması halinde zamanaşımının tekrar başlayacağı” karara bağlandığı,

Sayıştay Başkanlığı 7. Dairesinin 35023 dosya, 39752 tutanak ve 09.12.2014 tutanak tarihli kararında “Zamanaşımına uğrayan emlak vergisiyle ilgili tazmin hükmedildiği ancak temyiz kuruluna yapılan temyiz talebi ve ekleri incelendiğinde verginin zamanaşımı süresinde tahsil edilmeye çalışıldığı, zamanaşımını kesen nedenler olması nedeniyle süresinin kesilerek yeniden başladığı ve alacağın teminat altına alınması ve yukarıda açıklanan Danıştay 13. Dairesinin 1973/4921 Esas, 1974/1202 nolu 23.03.1974 tarihli kararına istinaden tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiği,

Sayıştay’ın bu kararında 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde tahsil edilmeyen alacağın kamu zararı olarak değerlendirildiği, zamanaşımını kesen veya durduran nedenler olması nedeniyle verginin tahsilat sürecinin halen devam ettiği belirtilerek kamu kaynağının artışına engel olunmaması nedeniyle kamu zararının kaldırıldığı,

Sonuç olarak vergi alacağının tahsilatı amacıyla gerekli işlemlerin yapılması, tahakkuk ve tahsilat zamanaşımının söz konusu olmaması, kamu zararı olarak tanımlanan olguların gerçekleşmemesi, konuyla ilgili gerek Sayıştay Başkanlığının gerekse Danıştay Başkanlığının yerleşik yargı kararlarında konunun kamu zararı olarak tanımlanmadığı

Belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“İlamın 8 inci maddesinde, … Belediye ve mücavir alan sınırları dahilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesinde, ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan … İnşaat Gıda Turizm Nakliyat Ticaret Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde … TL kamu zararına sebebiyet verildiği, oluşan bu kamu zararının Üst Yönetici (Belediye Başkanı) … ile Harcama Yetkilileri (Mali Hizmetler Müdürü) … ve (Mali Hizmetler Müdürü) Yaşar YILDIZ’A, müştereken ve müteselsildi işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine, karar verilmiştir.

Temyiz dilekçesinde, söz konusu vergiye ilişkin tahsil ve tahakkuk zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, ilgili firmaya ödeme emri tebliğ edilerek zamanaşımının kesildiği, ilgili firma hakkında Mersin Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 24.05.2016 tarih ve 2016/75 esas numaralı kararıyla ihtiyati tedbir kararı verildiği ifade edilerek, vergi alacağının tahsili amacıyla gerekli işlemlerin yapılmış olması ve tahsil ve tahsil zamanaşımının sözkonusu olmaması nedeniyle hükmolunan kamu zararının kaldırılması talep edilmektedir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Konu” başlıklı 12 nci maddesi, “Mükellef ve Sorumlu” başlıklı 13 üncü maddesi ve “Verginin Tarhı ve Ödenmesi” başlıklı 16 ncı maddesi hükümlerine göre maddeye konu işlemlerin ilam ve reklam vergisine tabi tutulması gerekmekte olup, idare tarafından adı geçen vergiye ilişkin gerekli tarh ve tahakkuk işlemlerin yapıldığı, kayıtlara alındığı ve takip işlemlerine başlanıldığı anlaşılmaktadır.

Belediye tarafından zamanaşımı süresi içerisinde adı geçen verginin kayıtlara alınarak gerekli takibat işlemlerine başlanılmış olunması nedeniyle tahsil edilemeyen vergi tutarının kamu zararı olma özelliğini ortadan kaldırdığı değerlendirilmektedir.

Ayrıca, Daire kararında, Katma Değer Vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsilatının yapamamasından dolayı üst yöneticinin de sorumluluğuna karar verildiği görülmekte olup, adı geçen verginin tahsil sürecinde üst yöneticinin doğrudan bir görevi bulunmadığından herhangi bir sorumluluğunun olmadığı düşünülmektedir.

Bu itibarla, temyiz talebi kabul edilerek Daire tarafından verilen tazmin kararının kaldırılması yönünde karar verilmesi uygun olur.” denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumluyu vekaleten temsil etmekle görevlendirilen … ile … ve Sayıştay Başsavcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü;

190 sayılı ilamın 8 inci maddesiyle; … Belediye ve mücavir alan sınırları dâhilinde bulunan reklam alanları, reklam teşhir ürünleri ve mobilyalarının kullanılması ve kiralanmasına ilişkin işletme hakkı ihalesi ile ilgili olarak; ihaleyi 5 yıllık süre ile yüklenimine alan … İnşaat Gıda Turizm Nakliyat Ticaret Limited Şirketinden ilan ve reklam vergisinin eksik tahsil edilmesi neticesinde … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Konu” başlıklı 12 nci maddesinde;

“Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü İlan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir” denildikten sonra, “Mükellef ve sorumlu” başlıklı 13 üncü maddesinde, “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir.

İlan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumludurlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

Kanun’un “Verginin tarhı ve ödenmesi” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirilir. Beyannameler vergi tarifesinin 1,2,3,4,5 ve 6 ncı bentlerinde yazılı ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine verilir.

İlan ve Reklam Vergisi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Şu kadar ki belediye meclisleri vergi tarifesinin 1,2 ve 4 üncü bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkilidirler.

İlan ve Reklam Vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi yönünden ilgili belediyeler gerekli usulleri ihdas edebilirler.” hükümleri yer almaktadır.

Söz konusu hükümler uyarınca Belediye tarafından gerçekleştirilen, belde sınırlarındaki reklam alanları ve reklam teşhir ürünleri ihalesinin yüklenicisi olan firmanın, kendi adına yaptığı ve yaptırdığı ilan ve reklamlardan doğan vergiyi belediyeye beyan etme ve ödeme yükümlülüğü vardır.

Diğer yandan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde:

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır.

Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.

Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.

Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” denilmekte olup anılan madde uyarınca çıkarılan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Kamu zararının oluştuğu tarih” başlıklı 17 nci maddesinde:

“(1) Kamu zararı;

a) Vezne ve ambar açıkları ile diğer muhasebe yetkilisi mutemetlerinin açıklarında, açığın meydana geldiği tarihte, bu tarihin bilinmediği durumlarda olayın tespit edildiği tarihte,

b) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak ilgili mevzuatında belirlenen veya mevzuatında öngörülen karar, onay ya da sözleşmesinde belirlenen tutardan fazla yapılan ödemeler ile transfer niteliğindeki giderlerde yapılan yersiz ve fazla ödemelerde, ödemenin yapıldığı tarihte,

c) Kayıtlı olsun veya olmasın, kamu idaresinin yönetim ve kullanımında olan ya da kullanıcılarına teslim edilen taşınırların kaybedilmesi, çalınması veya zarar görmesi hallerinde olayın meydana geldiği tarihte; bu tarihin bilinmediği durumlarda olayın tespit edildiği tarihte,

ç) İş yaptırılmadan, mal veya hizmet alınmadan ya da mevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersiz ödemelerde, ödemenin yapıldığı tarihte,

d) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte,

e) Hakedişlerden kesinti suretiyle yapılan gelir tahsilatının eksik yapılması hallerinde, tahsilat tutarının gelir kaydedilmesi gerektiği tarihte,

oluşmuş kabul edilir.”

denilmektedir.

Verginin doğduğu yıllar 2012, 2013 ve 2014 yılları olup; 2012 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2017, 2013 yılı için zamanaşımı süresi 31.12.2018 ve 2014 yılı için zamanaşımı süresinin 31.12.2019 tarihleridir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 102. maddesinde “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılım takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” Denilmekte olup tahakkuk ettirilen … TL tutarındaki İlan ve Reklam Vergisi 16.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu bakımdan tahsil zamanaşımı da 31.12.2020 tarihine uzamıştır.

İlan ve Reklam Vergisi’nin Belediyenin geliri olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak Yönetmeliğin, yukarıda aynen yer verilen 17 nci maddesinin “d” bendine göre İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde kamu zararının, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte oluştuğu kabul edilecektir.

Sayıştay yargılamasında sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususlar kesin hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile kamu zararının, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte oluşmuş kabul edileceği düzenlenmiş olması nedeniyle henüz kamu zararının doğmadığı idare gelirlerine dair uyuşmazlıklarda tazmin hükmü verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 190 sayılı İlamın 8 inci maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün BOZULARAK, dosyanın ilgili Daireye Gönderilmesine, Oy çokluğuyla,

Karşı oy gerekçesi

…. Daire Başkanı … ve Üyeler …, …, … ile …’ın karşı oy gerekçesi:

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Konu” başlıklı 12 nci maddesinde;

“Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü İlan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir” denildikten sonra, “Mükellef ve sorumlu” başlıklı 13 üncü maddesinde, “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir.

İlan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumludurlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

Kanun’un “Verginin tarhı ve ödenmesi” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirilir. Beyannameler vergi tarifesinin 1,2,3,4,5 ve 6 ncı bentlerinde yazılı ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine verilir.

İlan ve Reklam Vergisi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Şu kadar ki belediye meclisleri vergi tarifesinin 1,2 ve 4 üncü bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkilidirler.

İlan ve Reklam Vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi yönünden ilgili belediyeler gerekli usulleri ihdas edebilirler.” hükümleri yer almaktadır.

Söz konusu hükümler uyarınca Belediye tarafından gerçekleştirilen, belde sınırlarındaki reklam alanları ve reklam teşhir ürünleri ihalesinin yüklenicisi olan firmanın, kendi adına yaptığı ve yaptırdığı ilan ve reklamlardan doğan vergiyi belediyeye beyan etme ve ödeme yükümlülüğü vardır.

Rapor dosyasının incelenmesinden; Denetçisi tarafından 2012 – 2013 – 2014 yıllarına ait İlan ve Reklam Vergisi olarak ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen vergi tutarının toplam … TL olduğu, bu tutarında Belediye tarafından kabul gördüğü, bir başka ifadeyle tutara ilişkin her hangi bir itirazın bulunmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

…

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

…

Esas alınır…” hükmü yer almaktadır.

Buna göre ilgili vergiyi zamanında tarh ve tahakkuk ettirmeyerek tahsil etmeyenler açısından kamu zararının doğduğu, bu zarardan mali yılın üzerinden yıllar (2012 yılı için 3 yıl, 2013 yılı için 2 yıl ve 2014 yılı içinde 1 yıl) geçtikten sonra yapılan tarh ve tahakkuk aşamalarının henüz tahsilat ile sonuçlanamaması karşısında sorumluluktan kurtulmak için yeterli değildir. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.

Karar verildiği 17.05.2017 tarih ve 43078 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
Sorular:
1. Daire Başkanı ve Üyeler kimlerdir?
2. İlan ve Reklam Vergisi için hangi maddeler önemlidir?
3. Mükellef ne demektir?

Cevaplar:
1. Daire Başkanı ve Üyeler belediye yetkilileridir.
2. “Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü İlan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir”, “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir” maddeleri önemlidir.
3. Mükellef gerçek veya tüzel kişiye işlendiği anlamına gelir.

Tanımlar:
1. İlan: Bir ürünü veya hizmeti tanıtmak için yayımlanan metin ve görsellerdir.
2. Reklam: Fikir veya hizmetlerin tanıtımı için kullanılan görsel ve yazılı materyallerdir.
3. Vergi: Devlet tarafından oluşturulan bir harcama sistemidir, İlgili vergiye ait tutarın ödenmemesinden kaynaklanan kamu zararı için sorumluluk vardır.