|
ÖZET: Başvuru, Şişli Belediyesi tarafından yapılan riskli yapı tespiti ile ilgili olarak, çevredeki binaların da dikkate alınarak ada bazlı kentsel dönüşüm talebini içermektedir. Başvuran, 2017 yılından bu yana yapılan karot örneklerinin eksiklikleri nedeniyle tekrar alınması gerektiğini, İmar Kanunu’nun 39. maddesi gereğince riskli yapıların tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, çevredeki diğer binaların da eski olduğunu belirterek, bina bazlı değil ada bazlı dönüşüm yapılmasını talep etmiştir. Şişli Belediyesi, başvurana verdiği yanıtta, kat maliklerinin müracaat şartı olduğunu belirtmiş, ancak İmar Kanunu’nun uygulanmasının bu şartla sınırlı olmadığını vurgulamıştır.
Şişli Belediyesi, riskli yapı tespitine dair yapılan itirazların değerlendirildiğini ve itirazın oybirliğiyle reddedildiğini açıklamıştır. İtiraz değerlendirme heyeti, tespit raporunun eksikliklerinin giderilmesi sonrasında uygun bulunduğunu belirtmiştir. Başvuranın, riskli yapı tespiti üzerinden yıkım yapılmaması ve çevredeki binaların da ele alınarak dönüşüm gerçekleştirilmesi talebi, ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka aykırı bulunmamıştır. Ayrıca, başvuranın ada bazlı dönüşüm talebinin yasal dayanağı olmadığı ve bu konuda herhangi bir müracaatının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/13435-S.22.20576
BAŞVURU NO : 2022/6104
KARAR TARİHİ : 17/10/2022
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Riskli yapı tespiti üzerinden binanın yıkılmaması ile bu hususta çevredeki binaların da ele alınarak ada bazlı kentsel dönüşümün ve
İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesinin gözetilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. 20/01/2022 tarihinde başvuranın Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda özetle, kentsel dönüşüm kapsamında Mecidiyeköy, Sokak, No: adresinde yer alan taşınmazdan 2017 yılından beri çok sayıda karot örneği alındığını, en son karot örneği alan firmanın da eksiklerinin tespit edilmesi üzerine tekrar karot örneği alındığını, İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesinde belediye ve valiliklerin riskli yapıları tespit yükümlülüğünün bulunduğunu, binanın çevresindeki diğer binaların da eski olduğunu, bu kapsamda ada bazlı kentsel dönüşümün olması gerektiğini, bina bazlı çalışmaların sonuç vermediğini ve mağdur olduklarını iddia ve ifade ederek kentsel dönüşüme bina olarak değil, ada olarak girilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını talep etmiştir. Bu kapsamda, 01/03/2022 tarihli Gönderme
Kararı verilmiştir.
1.1. tarihinde başvuranın, Kurumumuza yaptığı yeni başvurusunda özetle, ada, pafta, parseldeki taşınmazla ilgili kötüniyetli bir malik tarafından karot numuneleri aldırıldığını, bunun üzerine çevrede yeni bina bulunmamasına rağmen sadece kendi binalarının riskli yapı olduğunun tespit edildiğini, İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesi gereğince riskli eski yapıların mülki idare/belediye tarafından tespit edilerek bunlar hakkında tedbir alınması gerektiğini, Şişli Belediyesinin tarafına verdiği cevapta, kat maliklerinin müracaatının şart koşulduğunu, ancak İmar Kanunu’nun anılan maddesinin uygulanmasının müracaat şartına bağlı olmadığını, ayrıca 6306 sayılı Kanun bağlamında binanın yeniden yapılması veya yenilenmesi için maliklerin 2/3 çoğunluğunun sağlanması ve buna mukabil protokol imzalanıp müteahhit firmanın belirlenmesi gerektiğini, bunun dışında riskli bina tespiti üzerinden yapının yıkılmasının mağduriyetleri doğuracağını iddia ve ifade ederek 2/3 çoğunluk sağlanmadan riskli yapı
/
tespiti üzerinden binanın yıkılmamasını ve bu hususta çevredeki binaların da ele alınarak İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesinin gözetilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 31/05/2022 tarihli ve
S. sayılı yazı ile Şişli Belediye Başkanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup Şişli
Belediye Başkanlığının 07/06/2022 tarihli ve sayılı yazısı Kurumumuza ulaşmıştır.
2.1. Şişli Belediye Başkanlığının cevabi yazısında özetle,
Şişli ilçesi, Mecidiyeköy Mahallesi, Sokak, No: adresinde ve ada, parselde yer alan yapı kimlik numaralı bina için lisanslı kuruluş tarafından düzenlenen riskli yapı tespit raporunun, 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere 16/06/2021 tarihli ve sayılı dilekçe ile taraflarına iletildiği;
6306 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 25/06/2021 tarihli ve sayılı yazıyla
tapu müdürlüğünce riskli yapı belirtmesinin yapıldığı ve bunun tapu kütüğündeki ayni ve şahsi hak sahiplerinin Ulusal Adres Veri Tabanı’nda belirtilen adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre 02/07/2021 tarihli ve sayılı yazıyla tebliğ edildiği;
Kanuni itiraz süresi içinde riskli yapı belirtmesine itiraz edildiği; yapılan itirazlar üzerine 25/02/2022 tarihli ve sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm
Hizmetleri Genel Müdürlüğünce gönderilen cevabi yazıda, söz konusu yapı hakkındaki teknik heyet tarafından yapılan incelemenin sonuçlandırılabilmesi ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki tüm işlemlerin tamamlanarak can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla riskli yapı tespiti raporunda belirlenen eksikliklerin lisanslı kuruluş tarafından tamamlanması için belirli bir süre verildiği, bu sürede eksikliklerin tamamlanması gerektiği ve devamında işlem tesis edileceğinin belirtildiği;
Çevre, Şehircilik ve İkim Değişikliği Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel
Müdürlüğünce yazılan 07/04/2022 tarihli ve E. sayılı yazıda, riskli yapı tespit raporunun İstanbul
III No lu Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Heyetince değerlendirilerek “Yapılan teknik incelemede, söz konusu riskli yapı tespit raporunda ekte tespit edilen eksikliklerin 6306 sayılı Kanunun
Uygulama Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca adı geçen lisanslı kuruluşa düzelttirilmesi neticesinde, tespit raporunun Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlandığı anlaşılmış olup, riskli yapı tespitine karşı yapılan İTİRAZIN OY BİRLİĞİ İLE
REDDİNE karar verilmiştir” şeklinde nihai heyet kararının alındığının belirtildiği;
6306 sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası çerçevesinde,
riskli yapı ilanı kesinleşen taşınmazın nüfustan ve eşyadan tahliye edilerek yıkım iş ve işlemlerinin gerçekleştirilmesi için 60 günlük sürenin taşınmaz maliklerine tebliğ edildiği;
6306 sayılı Kanun’un ilgili hükmü gereğince yapıda hisse sahiplerinin üçte iki çoğunluğunun yapının
geleceğine dönük herhangi bir karar alıp almadığı hususunda, herhangi bir karara rastlanmadığı ve kat maliklerince taraflarına bu yönde bir beyanda bulunulmadığı;
6306 sayılı Kanun’a ilişkin Uygulama Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi
uyarınca, riskli yapı taşınmaz maliklerinden veya kanuni temsilcilerinin birinin başvurusuyla riskli yapı tespitinin yapılmasının yasal bir prosedür olduğu; ayrıca şikayete konu taşınmazın bulunduğu bölgede ada bazlı kentsel dönüşüm projesinin bulunmadığı; ekonomik ömrünü tamamlamış ve fiziksel olarak kullanışlı olmayan taşınmazların herhangi bir can ve mal kaybına sebebiyet vermemesi ve olası bir afet karşısında daha güvenli hale getirilmesi için yıkılarak yeniden yapılmasının veya güçlendirme koşullarına uygunsa güçlendirilmesinin, telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçeceği; bu sebeplerle de taraflarınca hassasiyetle çalışmalara devam edildiği;
Başvuruya konu taşınmaz hakkında riskli yapı tespiti ve sonrasındaki işlemlere yönelik yargı organları nezdinde açılan bir dava veya yargı organlarınca verilmiş bir karara arşivlerinde rastlanılmadığı
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;
4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
4.2. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,
5. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un;
5.1. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında; …
b) İdare: Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeleri, bu sınırlar dışında il özel idarelerini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi hâlinde büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyelerini,
c) Rezerv yapı alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanları,
ç) Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı,
d) Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı, …
ifade eder”,
5.2. “Tespit, taşınmaz devri ve tescil” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır”,
5.3. “Tahliye ve yıktırma” başlıklı 5’inci maddesinde, “Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. …
Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.
Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. Bakanlık veya İdare tarafından yapılan veya yaptırılan riskli yapı tespit, tahliye ve yıktırma masrafları, hisseleri oranında maliklerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir”,
5.4. “Uygulama işlemleri” başlıklı 6’ncı maddesinde, “…Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır…
Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir”,
5.5. “Uygulamaların resen yapılması” başlıklı 6/A maddesinin birinci fıkrasında, “Yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlar ile kendiliğinden çöken veya zeminin kayması, heyelan, su baskını, kaya düşmesi, yangın, patlama gibi sebeplerle ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın
Bakanlıkça resen yapılabilir veya yaptırılabilir. Uygulama yapılacak alanın sınırları uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenir”,
6. 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin;
6.1. “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5’inci maddesinde, “Riskli alan;
a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu, b) Alan sınırları içerisinde 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle
Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna göre afete maruz bölge olarak kararlaştırılan alan olup olmadığına dair bilgi ve belgeyi, c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını, ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini, d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını, e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu, f) Bu fıkra uyarınca belirlenecek riskli alanlar için Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine
İlişkin Esasların EK-A bölümüne göre hazırlanan analiz ve raporu, g) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden Bakanlıkça belirlenir ve karar alınmak üzere
Cumhurbaşkanına sunulur.
…
Riskli alan belirlenmesi için alanda taşınmaz maliki olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, riskli alan belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya ile birlikte Bakanlık veya İdareden riskli alan tespit talebinde bulunabilir. İdareye yapılacak talepler Bakanlığa iletilir. Bakanlıkça uygun görülen talepler, Cumhurbaşkanına sunulur”,
6.2. “Teknik heyetlerin teşkili” başlıklı 9’uncu maddesinde, “Riskli yapı tespitlerine karşı yapılacak itirazları değerlendirmek üzere, ihtiyaca göre Bakanlıkça gerekli görülen yerlerde yeteri kadar teknik heyet teşkil edilir.
…
Teknik heyet, üniversitelerden bildirilen dört üye ile ikisi inşaat mühendisi ve biri de jeoloji veya jeofizik mühendisi olmak üzere, Bakanlık teşkilâtında görev yapan üç üyenin iştiraki ile yedekleri ile birlikte yedi üyeli olarak teşkil edilir”,
6.3. “Teknik heyetin çalışma usul ve esasları” başlıklı 10’uncu maddesinde, “Teknik heyet, itiraz dilekçesinde gösterilen itiraz sebebi ile bağlı olmaksızın riskli yapı tespit raporunun teknik yönden bütün unsurları ile Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığını inceler. Riskli yapı tespit raporunda teknik yönden eksiklik tespit edilmesi halinde gerekli
düzeltmelerin yapılması için raporun lisanslı kurum veya kuruluşa gönderilmesine karar verilir ve rapordaki eksikliklerin tamamının düzeltilmesinin sağlanmasından sonra yapının riskli ya da risksiz olduğuna ilişkin nihai karar verilir. Teknik heyet, gerek görmesi halinde itiraza konu edilen yapıyı bizzat yerinde inceleyebilir veya yapının yerinde incelenmesini Müdürlükten veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareden isteyebilir. Ancak, yapının riskli olup olmadığına ilişkin nihai karar, yapının riskli yapı tespiti yapıldığı tarihteki durumuna ve özelliklerine göre verilir. Teknik heyetçe alınan kararlar, teknik gerekçeleri belirtilerek yazılır; başkan ve üyelerce imzalanır. Tespiti yapan veya yaptıran
İdareye teknik heyetçe alınan tüm kararlar, itiraz eden malike ise sadece nihai karar bildirilir. Teknik heyetçe alınan nihai karara göre yapının risklilik durumunun değişmesi halinde karar Bakanlığa da gönderilir. Teknik heyetçe, karara bağlanan riskli yapı tespit raporuna karşı başka bir malikçe yapılan itiraz üzerine yeniden inceleme yapılmaz”,
6.4. “Riskli yapıların bulunduğu parsellerde, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında yapılacak uygulamalar” başlıklı 15’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir”,
7. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar” başlıklı 39’uncu maddesinde, “Genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valilikçe tespit edilen metruk yapılar ile bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerinin adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adreslerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe üç gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibine bu şekilde tebligat yapılamaması hâlinde bu durum tebligat yapan idarenin internet sayfasında 30 gün süre ile ilan edilir ve tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir.
Malik dışında binada ikamet amacıyla oturanlara da ayrıca tahliye için tebligat yapılır.
Tebligatı veya ilanı müteakip 30 günü geçmemek üzere ilgili idarece belirlenen süre içinde yapı sahibi tarafından tehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması hâlinde, tehlikenin giderilmesi veya yıkım işleri belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.
Alakalının fakruhali tevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlike durumu o yapı ve civarının boşaltılmasını icabettiriyorsa mahkeme kararına lüzum kalmaksızın zabıta marifetiyle derhal tahliye ettirilir”,
8. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı” başlıklı 73’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi için ilgili belediyenin talebi ve
Cumhurbaşkanınca bu yönde karar alınması şarttır”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran özetle, ada, pafta, parseldeki taşınmazla ilgili kötüniyetli bir malik tarafından karot numuneleri aldırıldığını, bunun üzerine çevrede yeni bina bulunmamasına rağmen sadece kendi binalarının riskli yapı olduğunun tespit edildiğini, 6306 sayılı Kanun bağlamında binanın yeniden yapılması veya yenilenmesi için maliklerin 2/3 çoğunluğunun sağlanması ve buna mukabil protokol imzalanıp müteahhit firmanın belirlenmesi gerektiğini, bunun dışında riskli bina tespiti üzerinden yapının yıkılmasının mağduriyetleri doğuracağını, binanın çevresindeki diğer binaların da eski olduğunu, bu kapsamda ada bazlı kentsel dönüşümün olması gerektiğini, ayrıca İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesi gereğince riskli eski yapıların mülki idare/belediye tarafından tespit edilerek bunlar hakkında tedbir alınması gerektiğini belirterek 2/3 çoğunluk sağlanmadan riskli yapı tespiti üzerinden binanın yıkılmamasını ve bu hususta çevredeki binaların da ele alınarak ada bazlı dönüşümün ve İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesinin gözetilmesini talep etmiştir.
11. Bu kapsamda, başvuruya konu edilen hususlar ve taleplerin, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun bağlamında yapılan riskli yapı tespiti üzerine şekillendiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, başvurunun incelenmesi sırasında öncelikle başvuruya konu yapı hakkındaki riskli yapı tespitinin, 6306 sayılı Kanun ve alt düzenleyici işlemler bakımından değerlendirilmesi, ardından, maliklerin 2/3 çoğunluğu sağlanmadan doğrudan riskli yapı tespiti üzerinden yıkım iş ve işlemlerinin yapılmaması yönündeki talep hakkında riskli yapının yıkılması için maliklerin anlaşmasının ön şart olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
12. Başvuruya konu riskli yapı tespiti, lisanslı kuruluş tarafından düzenlenen 15/03/2022 tarihli riskli yapı tespit raporuna dayanmaktadır. Bu rapor sonrasında anılan tespite karşı yasal süresi içinde itiraz yoluna başvurulmuştur. 6306 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi gereğince yapılabilen itirazın usulüne ilişkin detaylar, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nde düzenlenmektedir. Hem Kanun hem de
Yönetmelik gereğince teşkil olan İstanbul III No lu Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda ilk olarak belli eksikliklerin tespit edildiği, bunların ilgili firma tarafından giderilmesi sonrasında da oybirliğiyle itirazın reddi kararı verildiği görülmektedir.
13. İtiraz incelemesini yapan teknik heyetler, Yönetmelik’in 9’uncu maddesinde de belirtildiği üzere, üniversitelerden bildirilen dört üye ile ikisi inşaat mühendisi ve biri de jeoloji veya jeofizik mühendisi olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teşkilâtında görev yapan üç üyenin iştirakiyle teşkil olunmaktadır. Bir başka deyişle, bu heyetler, sadece Bakanlık bünyesindeki personellerden oluşmayan, çoğunluğu akademisyenlerden kurulu olan ve bilimsel-teknik uzmanlığa sahip değerlendirme kurullarıdır. Ayrıca bunlar, Yönetmelik’in 15’inci maddesi gereğince, itiraz dilekçesinde gösterilen sebeple
bağlı olmaksızın riskli yapı tespit raporunun teknik yönden bütün unsurları ile Riskli Yapıların Tespit
Edilmesine İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığını incelemekte ve gerek görülmesi halinde itiraza konu edilen yapıyı bizzat yerinde de tetkik edebilmektedir. Bu yönüyle, riskli yapı tespitine dair hususların, eksik bir yön bırakılmaksızın uzman heyetler tarafından ele alınabildiği görülmektedir.
14. Başvuru özelinde ise, İstanbul III No lu Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Heyeti, yapılan itiraz üzerine öncelikle belli eksiklikler tespit etmiş, ilerleyen süreçte bunların düzeltilmesiyle tespit raporunun Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlandığı değerlendirmesinde bulunarak itirazı reddetmiştir. Üniversitelerden bildirilen dört üye ile ikisi inşaat mühendisi ve biri de jeoloji veya jeofizik mühendisi olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı teşkilâtında görev yapan üç üyeden oluşan teknik heyetlerden biri olan bu İtiraz
Değerlendirme Heyetinin bir taraftan, 6306 sayılı Kanun’un gerektirdiği iş ve işlemleri yerine getiren idare olan Şişli Belediyesinden tamamen ayrı olduğu, diğer taraftan, çoğunluğunun üniversitelerde görev alan akademisyenlerden oluştuğu, ayrıca başvuruya konu riskli yapı tespit raporunun oybirliğiyle uygun bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, bahsi geçen Heyetçe düzenlenen teknik raporun bu aşamada karara esas alınabilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
15. Riskli yapı tespiti hakkındaki bu tespitler sonrasında, maliklerin 2/3 çoğunluğu sağlanmadan riskli yapının yıkılmaması yönündeki talebe ilişkin değerlendirmelerin yapılması yerinde olacaktır. Başvuran, sadece bahse konu “riskli yapı tespiti” üzerinden yıkım yapılamayacağını iddia ederek maliklerin 2/3 çoğunluğunun anlaşmaya varması gerektiğini ifade etmektedir. 6306 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğuyla karar verileceği belirtilmesine rağmen bunun yapılar yıktırılmadan önce gerçekleştirileceği kayıt altına alınmıştır. Buna mukabil, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki “Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde…” ifadesi, maliklerin anlaşma imkanının yıkımdan sonra da olabileceği hususunu düşündürmektedir. Zira Anayasa Mahkemesi, 6306 sayılı
Kanun’un 6’ncı maddesini denetlediği 27/02/2014 tarihli ve 2012/87 E., 2014/41 K. sayılı kararında, “…Kaldı ki (2) numaralı fıkrada yer verilen ‘Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir.’ şeklindeki hükümde belirtilen süre, (1) numaralı fıkra uyarınca malikler tarafından anlaşma yapılabilmesi için belirlenen azami süreye ilişkin olup iki fıkra arasında bir çelişki de bulunmamaktadır” tespitiyle bunu açıkça ortaya koymuştu. Bununla birlikte, birinci fıkrada yapılan değişiklikle “yapılar yıktırılmadan önce” ifadesine hükümde yer verilmesi ve buna karşılık ikinci fıkrada bir düzenleme öngörülmemesi, farklı bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Her iki hükmün aynı madde içinde ayrıksı hususlara ilişkin olmadan yürürlükte olması dikkate alındığında da yıkım öncesinde anlaşma olabileceği gibi sonrasında da belli bir zamana kadar olabileceği görüşünün kabulü gerekmektedir. Nitekim aynı konuyu düzenleyen ve 27/10/2016 tarihli, 29870 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan değişiklikle Yönetmelik’in 15’inci maddesinin ikinci fıkrasına gelen “yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın” ibaresi de bu tespiti teyit eder mahiyettedir. Zaten yıkıma ilişkin 6306 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi ile Yönetmelik’in 8’inci maddesinde bir düzenleme öngörülmemesi sebebiyle bu sürelerin, maliklerin anlaşması bakımından göz önünde bulundurulacağı ve riskli yapının yıkılması açısından doğrudan bir sonuç doğurmayacağı da açıktır. Bu bakımdan, maliklerin 2/3 çoğunluğunun anlaşması olmadan riskli yapının yıkılmaması talebinin, belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca kabul edilme imkanı bulunmamaktadır.
/
16. Başvuruda dile getirilen bir diğer konu da riskli yapı tespiti gereğince olacak dönüşüm yerine ada bazlı bir kentsel dönüşüm gerekliliği iddiasıdır. Ada bazlı kentsel dönüşüm, yasal bağlamda doğrudan düzenlenmemekle birlikte, benzeri müesseselere farklı adlar altında rastlanmaktadır. Bunların en belirginleri, 6306 sayılı Kanun’daki riskli alan ile aynı Kanun’un 6/A maddesindeki resen uygulamanın yapılabileceği alanlar ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesindeki kentsel dönüşüm ve gelişim alanıdır.
17. 6306 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde, riskli alan, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ve Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Yönetmelik’in 5’inci maddesindeyse, riskli alanın tespitine dair esaslar belirlenmiştir. Buna göre, anılan 5’inci maddenin birinci fıkrasında sayılan çeşitli bilgi-belgeleri ihtiva eden bir dosyaya dayanarak riskli alan, Bakanlıkça belirlenmekle birlikte son karar Cumhurbaşkanınca verilmektedir. Ayrıca anılan maddenin dördüncü fıkrasında, riskli alan belirlenmesi için alanda taşınmaz maliki olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinin, riskli alan belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya ile birlikte
Bakanlık veya idareden riskli alan tespit talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Bir başka deyişle, riskli alan tespit sürecinde, taşınmaz maliklerine de bir imkan tanınmıştır. Bu yönüyle riskli alanın, başvuranın ada bazlı kentsel dönüşüm talebi bakımından önem kazandığı söylenebilecektir. Ancak söz konusu düzenleme, açıkça “riskli alan belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya”yı müracaat için gerekli addetmektedir. Bu bilgi-belgelerin ise, anılan maddenin birinci fıkrasında belirtilen bilgi-belgeler olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, başvuranın ada bazlı kentsel dönüşüm talebinin riskli alan ilanı üzerinden gerçekleşebilmesi için söz konusu şartı karşılayan bir müracaatı ilgili idareye yapması gerekmektedir. Oysa başvuranın, bu durumda bir müracaatına dair herhangi bir veriye başvuru özelinde ulaşılamamıştır.
18. 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi de ada bazlı kentsel dönüşüm talebi açısından ele alınabilecek bir diğer yasal düzenlemedir. Buna göre, yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlar ile kendiliğinden çöken veya zeminin kayması, heyelan, su baskını, kaya düşmesi, yangın, patlama gibi sebeplerle ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın Bakanlıkça resen yapılabilmektedir/yaptırılabilmektedir. Söz konusu maddeyle, aslında Kanun’un 6’ncı maddesindeki uygulama işlemlerinin idare eliyle doğrudan yapılabilmesi imkanı getirilerek ivedi surette hareket edilmesi gereken durumlara özgü bir düzenleme yapılmıştır. Nitekim anılan 6/A maddesini Kanun’a ekleyen 7181 sayılı Kanun’un yasalaşma sürecine ışık tutan 28/06/2019 tarihli ve 3 karar numaralı Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nda, “… Afetler veya başka nedenlerle kendiliğinden çöken binaların ve çevresindeki yapıların dönüşüm uygulamalarının ivedilikle re’sen yapılabilmesine yönelik düzenleme yapıldığı ifade edilmiştir” açıklamalarına yer verilmiş olup bahse konu düzenlemenin, afetler veya başka nedenlerle kendiliğinden çöken binaların ve çevresindeki yapıların dönüşümünün kolaylaştırılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Başvuru bağlamında ise, hem başvuruya konu bina hem de çevre binalar bakımından Kanun’un 6/A maddesinin uygulanmasını gerektirecek düzeyde yıkılacak derecede riskli olma veya belirtilen sebeplerle ağır hasar görme/ağır hasar görme riski bulunma hallerinin gerçekleştiğine dair herhangi bir veri olmadığı görülmektedir. Bu hususta, başvuranın çevredeki binalar hakkında “eski binalar, 1970-1975-1980 yıllarında yapılan binalar” şeklindeki beyanlarının tek başına söz konusu 6/A maddesinin doğrudan uygulanmasını gerektirmeyeceği değerlendirilmektedir.
19. Başvurudaki ada bazlı kentsel dönüşüm talebine ilişkin uygulama kabiliyeti bulunan düzenleme, 5393 sayılı Kanun’un 73’üncü maddesidir. Bu düzenleme, belediye meclisi kararıyla, konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal
/
donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulanabileceğini hükme bağlamaktadır. Ancak bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya birkaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Bir başka deyişle, Kanun’un 73’üncü maddesinin birinci fıkrasındaki hususlardan birinin varlığı, ilgili alanın belediye sorumluluğunda kalması ve bu konuda belediye meclisinin kararının bulunması şartları sağlandığı takdirde, kentsel dönüşüm imkanı gündeme gelebilmektedir. Bununla birlikte, bahse konu maddenin birinci fıkrasının kaleme alınış şekli, idarenin kentsel dönüşüm yapıp yapmama konusunda takdir yetkisine de işaret etmektedir. Bir bakıma, belediye, diğer şartlar sağlanıyor olsa da meclis kararı almayarak kentsel dönüşüm uygulamalarını hayata geçirmeyebilecektir. Nitekim başvuru bağlamında Şişli Belediyesi de hem Gönderme Kararı üzerine başvurana hem de bilgi-belge talebi üzerine Kurumumuza gönderdiği cevabi yazıda, bahse konu bölgede ada bazlı kentsel dönüşüm projesinin olmadığı bilgisini vererek bu konudaki iradesini açıklamıştır.
Dolayısıyla başvurudaki ada bazlı kentsel dönüşüm talebine ilişkin uygulanabilir mahiyetteki düzenleme olan 5393 sayılı Kanun’un 73’üncü maddesi bağlamında, ilgili idare takdir yetkisini kentsel dönüşüm uygulaması yapmama yönünde kullanmış olup bu kapsamda herhangi bir hukuka aykırılık tespiti yapılamamaktadır.
20. Başvuruya konu edilen bir diğer husus ise, riskli yapı tespiti yapılan binanın çevresindeki yapıların 3194 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesi doğrultusunda değerlendirilmesidir. Anılan madde, genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valilikçe tespit edilen metruk yapılar ile bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapılar hakkında öncelikle malikler tarafından gerekenin yapılmasını, bunun olmaması halindeyse idare tarafından tedbir alınmasını düzenlemektedir. Bu hüküm, “yıkılacak derecede tehlikeli olduğu tespit edilen yapılar” bağlamında başvuru bakımından uygulanabilecek durumdadır. Ancak maddenin düzenlenişi dikkate alındığında, idare tarafından yapılacak tespit ile ilerleyen süreçte alınacak tedbirlerin belli bir alana dair olmaktan çok tekil surette yapılara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, 6306 sayılı Kanun’un riskli alan düzenlemesi ve 6/A maddesi kapsamındaki “yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alan” halinden farklılık arz etmektedir. Bir başka deyişle, düzenlemeyi, her bir yapının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu tespitiyle uygulayabilmek mümkündür. Ayrıca bahse konu maddede “yıkılacak derecede tehlikeli olma” hali belirtildiğinden bu düzenlemenin gündeme gelebilmesi için yapıların eski olması veya yapılar hakkındaki genel-soyut tehlike iddiası yeterli olmayacaktır. Bu konuda, Danıştay 6. Dairesinin 08/03/1993 tarihli ve 1992/2066 E., 1993/913 K. sayılı kararındaki “… yıkım işlemine dayanak alınan inceleme raporunda; dava konusu yapının yıkılacak derece tehlike arzettiğinin tesbit edildiği, mahkemece mahallinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda ise, binanın taşıyıcı unsurlarının bakımsızlıktan çürümüş olduğu, taş duvarlarda çatlakların oluştuğu, duvar içindeki harcın bağlayıcı özelliğini kaybettiği, yapının tümü dikkate alındığında esaslı tadil ve onarım yapıldığı taktirde yıkılmaya meyilli, tehlike arzeden bir yapı konumunda olmadığının belirtildiği görülmektedir. Ancak esaslı bir onarımla tehlike arzetmeyecek duruma gelebileceği aksi taktirde yıkılma tehlikesine maruz bulunduğu anlaşılan yapının, yıkılacak derecede tehlike arzettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır” değerlendirmeleri, yıkılma tehlikesi olan yapıların özelliklerini göstermesi bakımından çarpıcıdır. Bu yönüyle, başvuranın riskli yapı tespiti yapılan bina dışında çevrede yer alan yapılar bakımından genel ve soyut surette yaptığı yıkılma tehlikesi iddiası ve bu yapıların sadece eski olmasından kaynaklı söz konusu tehlikeyi barındırdıkları yönündeki kabulü, 3194 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesinin uygulanabilmesi için tek başına yeterli değildir. Başvuranın çevredeki yapılar açısından yıkılma tehlikesini somut verilerle ortaya koyması ve bunlarla Şişli Belediyesi veya İstanbul
Valiliğine müracaat etmesi gerekmektedir. Buna mukabil, ilgili idarelerin her bir yapı için 3194 sayılı
Kanun gereğince gerçekleştireceği inceleme neticesinde yıkılma tehlikesi tespiti halinde anılan 39’uncu
/
maddenin uygulanması gerekliliğinde tereddüt bulunmamaktadır. Fakat başvurudaki veriler dikkate alındığında, başvuranın, eski oldukları şeklinde genel-soyut iddiaları üzerinden bahse konu yapılar hakkında herhangi bir işlem tesis edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
21. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; maliklerin 2/3 çoğunluğu sağlanmadan riskli yapı tespiti üzerinden binanın yıkılmaması ve bu hususta çevredeki binaların da ele alınarak ada bazlı kentsel dönüşüm ile İmar Kanunu’nun 39’uncu maddesinin gözetilmesi yönündeki talepler hakkında idarenin iş ve işlemlerinin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, gönderme kararı üzerine başvurana da verilen cevapta, başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdare tarafından bahse konu ilkeye riayet edilmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın şikayetçiye tebliğ tarihinden itibaren, (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili idarenin işlem ve eylemine karşı İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
REDDİNE,
Ret Kararının BAŞVURANA ve ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi