onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davalı ebe tarafından gerçekleştirilen doğum sonrasında düşük kilolu bir bebeğin ölümü nedeniyle davacı idarenin ödediği tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davalının tıbbi uygulama hatası yaptığını ve bu nedenle sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, davalının kusur oranını belirlemek için gerekli raporların alınmadığını ve eksik inceleme yapıldığını vurgulayarak kararı bozmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporlar, bebeğin ölümünün prematüre doğum ve komplikasyonlar nedeniyle gerçekleştiğini, davalının hatasının etkisinin ise sınırlı olduğunu ortaya koymuştur. Mesleki Sorumluluk Kurulu, davalıya rücu edilmemesi gerektiğine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, bu karar doğrultusunda davanın reddine hükmetmiştir.

Yargıtay, davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddederek, ilk mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir. Bu durum, rücuen tazminat taleplerinin, ilgili mesleki sorumluluk kurulu kararına bağlı olduğunu göstermektedir.

4. Hukuk Dairesi         2023/11626 E.  ,  2024/2868 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/165 E. 2023/54 K.
    DAVA TARİHİ : 29.04.2010
    HÜKÜM/KARAR : Red

    Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

    Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının… Devlet Hastanesi Kadın Doğum Servisinde ebe olarak çalıştığını, 04.03.2004 tarihinde görev yaptığı hastanede meydana gelen doğum sonrasında kendisine canlı olarak teslim edilen bebeğin ölümüne neden olduğunu, vefat eden bebeğin annesi ve babası tarafından müvekkili idare aleyhine Hatay İdare Mahkemesinde tam yargı davası açıldığını, yargılama sonucunda davacı idarenin vefat eden bebeğin anne ve babasına tazminat ödemesine karar verildiğini, tazminatın icra dosyasına ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.751,55 TL’nin davalıdan rücuen tazmini isteminde bulunmuştur.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının somut olayda kusurunun olmadığını, gereken tüm müdahalenin yapıldığını, bebeğin düşük doğum kilolu ve erken doğduğunu, yaşama şansı düşünüldüğünde ölüm ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    Mahkemenin 24.12.2014 tarih, 2013/39 esas, 2014/737 karar sayılı kararı ile; davalının tıp kurallarının kendisinden beklediği standart uygulamayı hiç uygulamadığı, mesleki beceri ve bilgisini uygulamış olsa idi zaten kendisinin tıbbi uygulamayı yerine getirmesi sonrası oluşan zarardan sorumlu olmayacağı, dolayısıyla tıbbi müdahalenin kötü uygulanması nedeniyle izin verilen riskle bağlantının koptuğu ve ihmalin ise davalının hukuki sorumluluğunu gerektirdiği, davalının tıp kurallarının davalının kendisinden beklenen sorumluluğu yerine getirmemekle tıbbi sonuca bakılmaksızın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 45.466,65 TL alacağın 11.01.2010, 5.284,90 TL alacağın 08.03.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A.Bozma Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    Dairenin 14.03.2019 tarih, 2016/5065 esas, 2019/1462 karar sayılı ilamı ile; “…Dosya kapsamından; davalının … Devlet Hastanesi Kadın Doğum Servisinde ebe olduğu, dava dışı gebe hastanın gece vakti rahatsızlanarak davalının çalıştığı hastanenin acil bölümüne başvurduğu, nöbetçi doktor tarafından gebeliğin riskli olduğunun belirtilmesi üzerine sezeryanla doğumun gerçekleştirildiği, bebeğin 6,5 aylık ve 670 gram olarak dünyaya geldiği, akabinde canlı olarak davalı ebeye teslim edildiği, davalı ebenin ise bebeğin öldüğünü söyleyerek bebeği dava dışı babaya teslim ettiği, fakat bebeğin ölmediğinin anlaşılması üzerine baba tarafından tekrar hastaneye getirildiği ve yapılan müdahalelere rağmen bebeğin kurtarılamadığı anlaşılmaktadır.Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/302 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davalı ebe hakkından görevi ihmalden dolayı kamu davası açıldığı, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden ve Yüksek Sağlık Şurasından rapor alındığı, alınan raporlarda bu kadar düşük kiloda doğan bebeklerin yaşama şanslarının çok düşük olduğu ve özensizlikle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığının bildirildiği, davalı hakkındaki görevi ihmal suçundan zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hatay İdare Mahkemesi’nin 2007/406 esas sayılı dosyası incelendiğinde ise; vefat eden bebeğin annesi ve babası tarafından … aleyhine tam yargı davası açıldığı, yargılama sırasında Mustafa Kemal Üniversitesinde görev yapan tek kişilik doktor bilirkişiden alınan raporda, davalı ebenin kişisel kusurunun olduğunun belirtildiği, yargılama sonucunda Sağlık Bakanlığının vefat edenin anne ve babasına tazminat ödemesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yargılama sırasında, davalının kusur oranını gösteren herhangi bir rapor alınmamış; ceza yargılamasında alınan raporlar ile idari yargılama sırasında alınan rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmiştir. Şu halde, davalının olaydaki kişisel kusuru, ölümle biten olaya katkısı, davalının eylemi ile meydana gelen ölüm olayı arasında uygun illiyet bağının olup olmadığı, var ise davalının kusur oranı belirlenmek üzere Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozma Sonrası Verilen Karar
    İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulu ‘ndan rapor alındığı, 25.11.2020 tarihli rapora göre, bebeğin 03.03.2004 tarihinde sezeryan ile doğduğu, davalı tarafından hekime bildirilmeden ve kayıt altına alınmadan, genel muayenesi yapılmadan, ölüm tanısı konularak babasına teslim edilmesinin tıbbi uygulama hatası olduğu, ancak ileri derecede prematüre olan bebeğe zamanında tıbbi müdahaleler yapılmış olsa dahi kurtulma ihtimalinin düşük olduğu, yapılan tıbbi uygulama hatasının etki derecesinin 1/8 oranında olduğunun belirtildiği, itirazlar üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 3. Üst Kurulu’ndan rapor alındığı, rapora göre bebeğin ölümünün ileri prematüre ve gelişen komplikasyonlar sonucunda meydana geldiği, 2004 yılında yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ventilatör sayılarının en gelişmiş merkezi ünitelerde bile çok az sayıda bulunduğu, en gelişmiş merkezlerde uygun tedavi yapılmış olsa bile yenidoğanın yaşama şansının düşük olduğu, ölüm ve uygulama arasında illiyet bağının bulunmadığının belirtildiği, bu aşamada davacıya Mesleki Sorumluluk Kurulu’na başvurması için 2 aylık süre verilmesine karar verildiği, davacının süresinde Kurula başvurduğu, Kurulun 19.01.2023 tarihli kararında, davalı ebe …’ın, kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunmadığından davalıya rücu edilmemesine karar verilmiş olduğu, davacı vekili tarafından 13.07.2023 tarihli celsede geri alma talebinde bulunduğu ve talebin davalı vekilince muvafakatlendirilmediği, bu durumda Kurul kararı olmadan rücuen tazminat talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, usulden red kararı verilerek davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davalının… Devlet Hastanesi’nde ebe olarak görev yaptığı sırada 03.03.2004 tarihinde meydana gelen doğum sonrasında düşük kilolu bebeğin ölümü olayı nedeniyle davacı idarenin ödemek zorunda kaldığı tazminatın davalıdan rücu yoluyla tahsil edilmesi talebine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK’un 427 vd. maddeleri, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 18 ve geçici 13 üncü maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası.

    3. Değerlendirme
    İlk Derece Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile mahkemece davacıya Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurulması için 2 aylık kesin süre verilmesine, davacı tarafından kesin süre içerisinde başvuru yapılmış olmasına, Kurul’un davalıya rücu edilmemesine karar vermiş olmasına, davacının davasını geri alma talebine davalının muvafakat etmemesi sonucu yargılamaya devam edilmesine, davanın reddedilmesine göre davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık olmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.