|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından yargılandığı bir davaya ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ve imar kirliliğine neden olma suçundan düşme kararı vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın izinsiz inşai müdahalelerde bulunduğunu tespit ederek, ilk derece mahkeme kararını kaldırmış ve sanığı 2863 sayılı Kanun’un 65/1 maddesi uyarınca mahkum etmiştir.
Mahkeme, sanığın ruhsata aykırı yapılar için yapı kayıt belgesi almasının, suçun unsurlarını etkilemeyeceğine karar vermiştir. Yargıtay, sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçunu oluşturduğunu belirterek, temyiz istemini esastan reddetmiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır. Bu karar, imar kirliliği ve kültürel varlıkların korunması açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. |
12. Ceza Dairesi 2022/1448 E. , 2024/7194 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3851 – 2021/1253
SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma
HÜKÜM : Mahkumiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın temyiz yasa yoluna tâbi olmadığı anlaşılmıştır.
2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, hüküm kurulmasına yer olmadığına, imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 184/5. maddesi uyarınca düşme kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 65/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2, 53, 51/1-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, imar kirliliğine neden olma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan iade ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlerine içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, suça konu taşınmaza ilişkin olarak yapı kayıt belgesi alındığına, ruhsata aykırı tüm imalatların ruhsata uygun hale getirildiğine, atılı suçların yasal dayanaklarının ortadan kalktığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 26.04.1984 tarih ve 242 sayılı kararı ile tescilli 3. derece arkeolojik sit alanında kalan ve mülkiyeti sanığa ait zemin kattaki taşınmazda yapılan incelemeler sonunda düzenlenen 10.05.2017 tarihli tutanak ile taşınmazın ruhsat ve eklerine aykırı olarak giriş terasının kapatıldığının, sol yan cephede büyüme yapıldığının, arka cephedeki terasa ilave yapılarak terasın pvc malzeme ile kapatıldığının, ön cephedeki terasa ilave yapıldığının, terasın pvc malzeme ve duvar ile kapatılarak, terasın sağ yanına ilave ve ilave üzerine sundurma yapıldığının tespit edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 01.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda, zemin kat sağ yan cephede yapılan ilave teras ve sundurmanın 2016 – 2017 yıllarında, dava konusu diğer müdahalelerin ise 2007 yılından önce yapıldıklarının belirtildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 07.06.2016 tarihli, ‘3. derece arkeolojik sit alanında bulunan söz konusu taşınmaza ilişkin alınan kurul kararı gereği taşınmazın temel hafriyatı sırasında herhangi bir kültür ve tabiat varlığına rastlanılmadığı belirtildiğinden ve bu doğrultuda inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin ilgili belediyesince düzenlendiği anlaşıldığından söz konusu cins tahsisi işleminin yapılmasında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası açısından Müdürlükçe sakınca bulunmadığı….’ şeklindeki yazısı karşısında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı” değerlendirilerek hüküm kurulmasına yer olmadığı kararı; “Ruhsata aykırı yapılara ilişkin yapı kayıt belgesi alınarak imar planı ve ruhsata uygun hale gitirildiği anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK’nın 184/5. maddesine gereğince 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçu nedeni ile açılan kamu davasının düşmesine” karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, “İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemi gerçekleştirdiği kabul edilip İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 66017023 – 165.02.02-E.351267 sayılı tarihsiz cevap yazısı ve eklerinde dava konusu taşınmazda cins tashihi işleminin yapılmasında sakınca olmadığına dair 07.06.2010 tarihli yazının sanki dava konusu izinsiz yapılan imalatlarla ilgili izin verilmiş gibi değerlendirilerek 2863 sayılı Yasaya Muhalefet suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilip sanığın yaptığı imalatlarla ilgili yapı kayıt belgesi aldığı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesinin dosya kapsamı ile uyuşmadığı, sanığın izinsiz yaptığı imalatlarla ilgili yapı kayıt belgesi almasının kendisine isnat olunan suçun oluşumuna bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle 10.05.2017 tarihli yapı tatil zaptında tespit edilen ve İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ruhsata tabi olduğu belirtilen inşai müdahaleyi izinsiz olarak gerçekleştiren sanığın eyleminin 2863 sayılı Yasanın 65/1 maddesi kapsamında kalan suçu oluşturduğu” değerlendirilerek ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp, sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmiş, imar kirliliğine neden olma suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1. Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına Dair Karara Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde belirtilen hüküm türleri arasında sayılmayan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın temyizinin mümkün olmadığının anlaşılması karşısında dava dosyasının, Tebliğnamaye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2. Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11.05.2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.