ÖZET: Başvuru, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı’na yönelik olup, sabit telefon hizmetinin kablo hattındaki arıza nedeniyle sağlanamaması üzerine yapılmıştır. Başvuran, yaklaşık bir buçuk yıldır yaşadığı arızayı Türk Telekom’a defalarca bildirmesine rağmen sorunun çözülmediğini, bu durumun kendisi ve yaşlı annesi için iletişim sorunlarına yol açtığını belirtmiştir.

İlgili idare, başvurunun incelenmesi sonucunda, Türk Telekom’un bölgedeki kablo arızalarının geçmişteki kazı çalışmaları ve hırsızlıklar nedeniyle meydana geldiğini ifade etmiştir. Ayrıca, bu tür kesintilerin mücbir sebepler kapsamında değerlendirildiği ve hizmetin devamlılığının sağlanamadığı yerlerde Türk Telekom’un sorumluluğunun bulunduğu vurgulanmıştır. Başvuruya ilişkin yapılan değerlendirmelerde, evrensel hizmet fonunun bu tür durumlarda kullanılabileceği ve gerekli yatırımların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ve benzer sorunların çözümü için yatırımların netleştirilmesi ve sabit telefon hizmetinin sağlanması yönünde tedbirlerin alınması gerektiğini tavsiye etmiştir. Bu karar, ilgili bakanlıklara iletilmiş ve 30 gün içinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/74585-S.20.81065

BAŞVURU NO : 2020/4547

KARAR TARİHİ : 08/09/2020

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Kablo hattı arızası nedeniyle sabit telefon hizmetinin verilememesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyetçi, yaklaşık bir buçuk yıldır ev telefonu hattında arıza olduğunu, Türk Telekom’a

defalarca bildirmesine ve “2 ay içerisinde sorunun çözüleceğini” söylemelerine rağmen problemin halen devam ettiğini, şeker hastası ve yaşlı annesi ile iletişim kaynağının ev telefonu olduğunu ancak söz konusu problem nedeniyle mağdur olduklarını ifade ederek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Başvuruya konu iddialar hakkında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup adı geçen idarenin 31/08/2020 tarihli ve

E. sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Kurumlarının elektronik haberleşme sektöründe düzenleyici ve denetleyici Kurum

olduklarını, tüketicilerin hizmet alımına ilişkin şikayetlerin doğrudan Kurumlarınca yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, Kurumlarınca tüketicilerin işletmecilerden aldıkları hizmetlerle ilgili şikayetleri üzerine işletmeciler tarafından ne tür işlemlerde bulunulduğu, eğer bir işlemde bulunulamıyorsa şikayetlerin çözümlenmesine engel olan hususların neler olduğunun ortaya konulması ve gerekiyorsa işletmeci nezdinde şikayetin çözümünün yerine getirilmesinin talep edilebildiği, bu çerçevede bir tür kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetlerinin devamlılığına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri hatırlatılarak Türk

Telekomünikasyon A.Ş.’den (Türk Telekom) şikayetçinin başvurusuna ve konuya ilişkin açıklamalarının talep edildiği, İşletmeciden alınan cevabi yazıda özetle; söz konusu mahallede geçmiş yıllarda Karayolları ve ASKİ tarafından yapılan çalışmalarda birçok noktada kablo hasarı gerçekleştiği, hasar gören altyapıda meydana gelen kablo arızaları nedeniyle hizmetin muhtelif dönemlerde kesintiye uğradığı, şikayet sahibinin mukim olduğu adreste halihazırda ses ve internet hizmetinin verilemediğinin bildirildiği,

2.1.1) Bununla birlikte, kesinti tarihinde mezkur bölgede 2 adet PSTN abonelerinin bulunduğu,

talebin karşılanmasına yönelik yatırım/bakım-onarım/arıza ıslah planlarına ilişkin bölgedeki maliyetin 652.000 TL, Türkiye geneli FTTC sistemleri için kişi başı maliyeti 126 TL iken ilgili bölgede kişi başı maliyetin 7.671 TL (TÜİK 2019 verilerine göre bölgedeki hane sayısı 85 olarak hesaplanmaktadır.) abone başı maliyetin ise 326.000 TL olduğunun ifade edildiği, ayrıca bölgede 2018 yılında “Ankara İli Evrensel Projesi” kapsamında mobil baz istasyonu kurulumu yapıldığı bilgisinin verildiği,

2.2) Kurumları tarafından daha önce hizmet gitmekte iken çeşitli gerekçelerle hizmette

devamlılığın sağlanamadığı yerleşim yerlerinde hizmetin devamlılığının bizzat Türk

Telekom tarafından sağlanması gerektiğinin değerlendirilmekte olduğu, söz konusu talep ve benzeri taleplere yönelik hizmet sunumunun başlayacağı tarihlerin Kurumlarına bildirilmesinin istenildiği,

2.3) Türk Telekom’dan alınan 22/05/2020 tarihli ve sayılı yazıda; maliyet ve

verimlilik temelli analizlere ve kapsamlı açıklamalara yer verilerek; bahsedilen talebin evrensel hizmet fonundan karşılanmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı, bu çözümün 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu’nun temel amacına da uygun olacağının değerlendirildiği, nitekim bu kapsamda Kurumun (Kamu Denetçiliği Kurumu’nun)

23/12/2016 tarihli ve sayılı yazısında “… kırsal alanlarda kablo hırsızlığının yaygın olduğu, bu alanların yatırım güçlüğü yaşanan bölgeler dahilinde olması nedeniyle 5369 sayılı

Evrensel Hizmet Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesinin hizmet kesintisinin önüne geçilmesi yolunda bir adım olabileceği…” nin ifade edildiği belirtildiği sonuç olarak; – Hırsızlık, Karayolları ve Belediyeler tarafından yapılan kazı çalışmaları kaynaklı kesintilerin mücbir sebep ve umulmayan haller kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; Şirketlerinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle hizmetin kısmen veya tamamen geçici veya sürekli olarak durabileceği ve bu doğrultuda hükümlerin de abonelerin sözleşmelerinde de yer aldığı

– Kesintilerin önemli bir kısmının hırsızlık vakaları nedeniyle gerçekleştiği ve Şirketlerince alınabilecek herhangi bir önlemin bulunmadığı, özellikle kırsal kesimde gerçekleşen hırsızlık olaylarının faillerinin yakalanamamış olması nedeniyle tekrar etme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, – Kurumun da objektif nedenlerden dolayı kesinti yaşanan yerleşim yerlerinin Evrensel Hizmet

Kanunu çerçevesinde değerlendirebileceğini ifade ettiği, – Yaşanan problemlerin Şirketlerinin kontrol alanı dışında gerçekleştiği ve İmtiyaz

Sözleşmesi’nde yer verilen objektif nedenler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, – Sabit ses hizmetine yönelik talebin azaldığı ve yatırımların geri dönüşünün mümkün olmadığı, yatırım yapılması halinde 5369 sayılı Kanun’da yer alan kaynakların etkin ve verimli kullanılması prensibine aykırılık teşkil edeceği, – Penetrasyonu düşük yerleşim yerleri yerine düşük yerlere yapılan atıl yatırımlar nedeniyle yatırım başına oluşması beklenen vergi ve katkı payları gibi kamu gelirinden mahrum kalınacağı, – Mobil kapsama bulunan yerlerde, sabit-mobil ikamesinden dolayı sabite yönelik hizmetin devamlılığı şartının aranmaması gerektiği önemli olan hususun iletişim sağlanabilmesi olduğu, – Mobil hizmetlerindeki tarifelerin, Şirketlerinin sunacağı sabit ses hizmeti tarifelerine kıyasla toplam faydasının daha fazla olduğu, – Şirketlerinin ortalama yatırım maliyetleri ve talep edilen bölgeye yönelik yatırım maliyetlerinin yüksek oluşundan dolayı yapılacak olan altyapı çalışmalarının Evrensel Hizmet

Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1 inci maddeside yer alan “Bu Kanunun amacı, kamu hizmeti niteliğini haiz ancak işletmeciler tarafından karşılanmasında mali güçlük bulunan evrensel hizmetin sağlanması, yürütülmesi…” kapsamında değerlendirilerek evrensel hizmet fonu ile karşılanabileceği hususları dikkate alınarak bahse konu yerleşim yeri için Şirketlerinin yatırım yapma zorunluluğunun bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte, yukarıda yer verilen hususları detaylı olarak izah edebilmek, evrensel fon uygulamaları ve doğru teknoloji uygulamalarını içeren sürdürülebilir çözümler oluşturabilmek ve talep edilen bilgilere yönelik yapılacak işlemlere yön verebilmek amacıyla Kurumları ile bir toplantı yapılması talebinde bulunulduğu,

2.4) Öte yandan 28/10/2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektronik

Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliğinin (Tüketici Hakları Yönetmeliği)

“Abonelik sözleşmelerinin uygulanması” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan hüküm kapsamında adı geçenin Türk Telekom ile abonelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve daha önce hizmet aldığı anlaşılmakla birlikte, Türk Telekom’un şikayet başvurularına Kurumun Tüketici

Şikayet Yönetim Sistemi (TŞYS) üzerinden verdiği cevaplarda abonenin hizmet alamadığı süre içinde tahakkuk eden faturalar üzerinden fatura düzletme işlemi gerçekleştiği bilgisine yer verildiğinden faturalandırmaya ilişkin bir mağduriyetin bulunmadığının değerlendirildiği,

2.5) 02/09/2010 tarihli ve 27697 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Elektronik Haberleşme

Sektöründe Hizmet kalitesi Yönetmeliği (Hizmet Kalitesi Yönetmeliği) ve mezkur

Yönetmelikle eş doğrultuda olmak üzere 27/08/20111 tarihli ve 28038 sayılı resmi Gazetede yayımlanan Sabit Telefon Hizmetine İlişkin Hizmet Kalitesi Tebliğinde yer alan hükümler kapsamında evrensel hizmet yükümlüsü sabit telefon hizmeti sunan işletmeciler; Kurumlarına üçer aylık raporlamalar ile arıza giderme süresini raporladıklarını, ilgili mevzuat kapsamında

Kurumlarına yapılan raporlamalarda Ülkemiz genelinde yapılan ölçümler sonucu elde edilen arıza giderme süresi “Tüm arızaların en hızlı karşılanan %95’inin giderildiği süre ≤ 90 saat” olarak belirlendiği,

2.5.1) Evrensel Hizmet Yükümlüsü Sabit Telefon Hizmeti Sunan İşletmecisinin (Türk

Telekom) Kurumumuza bildirmiş olduğu, arıza giderme süresi dahil olan, raporların kontrolü sonucu hizmet kalitesi hedef değerinin sağlanmadığının tespiti halinde Hizmet Kalitesi

Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hüküm ile 15/02/2014 tarihli ve 28914 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar

Yönetmeliğinin 15 inci maddesinin birinci fıkrasındaki hükmü kapsamında idari yaptırım uygulandığı,

2.5.2) Ayrıca işletmecilere yerinde denetim yapılarak Kurumlarına bildirilen raporlamaların

doğruluğu ve hizmet kalitesi ölçüm metotlarının mevzuata uygunluğunun kontrol edildiği, yapılan denetleme neticesinde hizmet kalitesi mevzuatına uyum sağlanmayan hususların tespiti halinde de idari yaptırım cezası uygulandığı,

2.5.3) Bununla birlikte Türk Telekom da dahil olmak üzere sabit telefon hizmeti sunan

işletmeciler tarafından taraflarına gönderilen ve Kurumlarınca kontrolü yapılan ilgili raporlamalarda arıza giderme süresi bireysel olmayıp Hizmet Kalitesi Yönetmeliği ve ilgili

Tebliğlerde belirtildiği şekilde Ülke Genelindeki ortalama değerler üzerinden yapıldığı,

2.6) Söz konusu alanda konuyla ilgili başkaca bir şikayet başvurusuna rastlanılmadığı,

2.7) Ayrıca ilgili mevzuatın emredici hükümleri çerçevesinde Türk Telekom hakkında Bilgi

Teknoloji ve İletişim Kurumunun denetim Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü kapsamında başlatılan idari sürecin devam ettiği,

2.8) Tüketici şikayetlerinin Kurumları tarafından yapılacak düzenleme ve denetlemelerde

dikkate alındığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Devletin temel amaç ve görevleri”

başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 16/06/2005 tarihli ve 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunun “Tanımlar” başlıklı 2 nci

maddesinde; “Bu Kanunda geçen; Bakanlık: Ulaştırma Bakanlığını, Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu, Elektronik haberleşme: İşaret, sembol, ses, görüntü ve elektrik işaretlerine dönüştürülebilen her türlü verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesini, gönderilmesini ve alınmasını, Evrensel hizmet: Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde coğrafi konumlarından bağımsız olarak herkes tarafından erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak olan, internet erişimi de dahil elektronik haberleşme hizmetleri ile bu Kanun kapsamında belirlenecek olan diğer hizmetleri, Evrensel hizmet yükümlüsü: Elektronik haberleşme sektöründe, ilgili mevzuatına göre

Kurumca yetkilendirilmiş ve bu Kanun kapsamındaki hizmetleri sağlamakla yükümlü kılınan işletmeciyi, Evrensel hizmetin net maliyeti: Bir işletmecinin, evrensel hizmet yükümlülüğünün gereklerini yerine getirmek için sağladığı durum ile hiç yükümlü olmasaydı içinde bulunacağı durum arasındaki net maliyet farkını, İşletmeci: İlgili mevzuatına göre Kurumca veya bu Kanun kapsamına alınmış hizmetler bakımından ilgili diğer mercilerce yetkilendirilmiş olan işletmecileri, Alt yapı: Evrensel hizmetin sağlanmasını teminen hizmetin verilebilmesi için gerektiğinde öncelikle fiziki ortamın oluşturulmasına yönelik her türlü teçhizat, ekipman, bilgisayar, yazılım ve donanımı, … ifade eder.”

5.1) “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “ Evrensel hizmetin sağlanmasında ve bu hususta

yapılacak düzenlemelerde aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır:

a) Evrensel hizmetten, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes, bölge ve yaşadığı yer ayırımı gözetilmeksizin yararlanır.

b) Evrensel hizmet, fert başına gayrisafi yurt içi hasıla tutarı da göz önünde bulundurularak karşılanabilir ve makul fiyat seviyesinde sunulur.

c) Düşük gelirliler, engelliler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların da evrensel hizmetten yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçeneklerinin uygulanabilmesine yönelik tedbirler alınır.

d) Evrensel hizmet, önceden belirlenmiş hizmet kalitesi standartlarında sunulur.

e) Evrensel hizmetin sunulmasında ve ulaşılmasında devamlılık esastır.”

5.2) “İşletmecinin yükümlülüğü” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“İşletmeciler, bu Kanunda belirlenen evrensel hizmeti sağlamakla yükümlüdür. İmtiyaz ve görev sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izinlerde her ne ad altında olursa olsun 3 üncü maddede belirtilen ilkelere aykırı düzenlemeler yapılamaz”,

5.3) “Evrensel hizmetin kapsamı” başlıklı 5 inci maddesinde; “Evrensel hizmet;

a) Sabit telefon hizmetlerini, b) Ankesörlü telefon hizmetlerini, (…) kapsar”

5.4) “Evrensel hizmetin gelirleri” başlıklı 6 ncı maddesinde;

“a) Hazine Müsteşarlığı, Kurumca yapılan yetkilendirme nedeniyle hesaplarına yatırılan yetkilendirme ücretinin % 2’sini yatırıldığı tarihi takip eden ayın sonuna kadar, b) Türk Telekom yıllık net satış hasılatının %1’ini, izleyen yılın Nisan ayı sonuna kadar, Hazine payı ödemekle yükümlü işletmeciler dışındaki işletmeciler yıllık net satış hasılatının %1’ini, izleyen yılın Haziran ayı sonuna kadar ve faaliyetleri gereği Hazine payı ödemekle yükümlü olduğu halde Hazine payı ödemeyi gerektirmeyen hizmetleri de yürüten işletmeciler Hazine payına esas teşkil etmeyen yıllık net satış hasılatının %1’ini, evrensel hizmet katkı payı olarak

Kurum hesabına izleyen yılın Haziran ayı sonuna kadar yatırır ve Kurum takip eden ayın sonuna kadar, c) Kurum, Hazine payı ödemekle yükümlü işletmecilerin ödediği payın %10’unu, ödendiği ayı izleyen ayın sonuna kadar, d) Kurum, (…) verdiği idari para cezalarının % 20’sini, tahsil edildiği ayı takip eden ayın sonuna kadar, e) Kurum, her üç ayda bir giderlerinin karşılanmasından sonra kalan miktarın % 20’sini, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği genel bütçeye yapılacak ödemeden önce takip eden ayın onbeşine kadar, Bakanlığa bildirir. Bu meblağ aynı süre içinde Bakanlığın Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına aktarılır ve bütçeye “Evrensel hizmet gelirleri” adı altında gelir kaydedilir….

İşletmecilerin evrensel hizmet sağlama yükümlülükleri nedeniyle ortaya çıkan evrensel hizmetin net maliyetinin karşılanması ve bu Kanun gereğince yapılacak diğer harcamaları karşılamak için Bakanlık bütçesine her yıl evrensel hizmet gelirleri tahmini kadar ödenek öngörülür. Evrensel hizmetler için ödenek ihtiyacı bu hizmet gelirleri tahmininden fazla olması halinde yeterli ödenek Bakanlık bütçesine öngörülür. Bu amaçla konulan ödenek münhasıran, bu Kanun ile Bakanlığa verilen görevlerin yerine getirilmesi için kullanılır. Evrensel hizmet gelirlerinin tahsili ve giderlerin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ile Maliye

Bakanlığının müştereken hazırlayacağı yönetmelikle belirlenir.”

6) 05/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “İlkeler” başlıklı

4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; “Bu Kanunda aksi belirtilmedikçe ya da objektif nedenler aksini gerektirmedikçe, niteliksel ve niceliksel devamlılık, düzenlilik, güvenilirlik, verimlilik, açıklık, şeffaflık ve kaynakların verimli kullanılmasının gözetilmesi.”

6.1) “Bakanlığın görev ve yetkileri” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Bakanlığın elektronik haberleşme sektörüne ilişkin yetki ve görevleri şunlardır:

a) Numaralandırma, internet alan adları, uydu pozisyonu, frekans tahsisi gibi kıt kaynaklara dayalı elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin strateji ve politikaları belirlemek.

b) Elektronik haberleşme sektörünün; serbest rekabet ortamında gelişimini teşvik etmeye ve bilgi toplumuna dönüşümün desteklenmesini sağlamaya yönelik hedef, ilke ve politikaları belirlemek ve bu amaçla teşvik edici tedbirleri almak.

c) Elektronik haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmetlerinin; teknik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara, kamu yararına ve milli güvenlik amaçlarına uygun olarak kurulması, geliştirilmesi ve birbirlerini tamamlayıcı şekilde yürütülmesini sağlamaya yönelik politikaları belirlemek.

ç) Elektronik haberleşme cihazları sanayisinin gelişmesine ilişkin politikaların oluşumuna ve elektronik haberleşme cihazları bakımından yerli üretimi özendirici tedbirleri almaya yönelik politikaları belirlemeye katkıda bulunmak…”

6.2) “Kurumun görev ve yetkileri” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kurumun

görev ve yetkileri şunlardır:

c) Abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak.

f) Bu Kanunun 5 inci maddesinin (a) bendini de göz önünde bulundurarak, elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması ve elektronik haberleşme şebeke ve altyapılarının tesis ve işletilmesi için gerekli olan frekans, uydu pozisyonu ve numaralandırma planlamasını ve tahsisini yapmak.

j) Kullanıcılara ve erişim kapsamında diğer işletmecilere uygulanacak tarifelere, sözleşme hükümlerine, teknik hususlara ve görev alanına giren diğer konulara ilişkin genel kriterler ile uygulama usul ve esaslarını belirlemek, tarifeleri onaylamak, tarifelerin denetlenmesine ilişkin düzenlemeleri yapmak.

s) Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak.”

7) İmtiyaz Sözleşmesi’nin (İmtiyaz) 6’ncı maddesinin (g) fıkrasında; “Sunduğu

hizmetlerde bu sözleşmede aksi belirtilmedikçe ya da objektif nedenler aksini gerektirmedikçe niteliksel ve niceliksel devamlılık, düzenlilik, güvenilirlik, verimlilik, açıklık, şeffaflık ve kaynakların verimli kullanılması esasları gözetilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

8) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın ve benzeri sorunların çözümünde

yatırımların işletmeci ya da devlet tarafından yapılması yönündeki belirsizliğin netleştirilerek bir buçuk senedir yerine getirilemeyen sabit telefon hizmetinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, yaklaşık bir buçuk yıldır ev telefonu

hattında arıza olduğunu, Türk Telekom’a defalarca bildirmesine ve “2 ay içerisinde sorunun çözüleceğini” söylemelerine rağmen problemin halen devam ettiğini, şeker hastası ve yaşlı annesi ile iletişim kaynağının ev telefonu olduğunu ancak söz konusu problem nedeniyle mağdur olduklarını ifade ederek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

10) Yapılan incelemede; başvuranın ikamet ettiği bölgedeki kablo arızası dolayısıyla

başvuranın yaklaşık bir buçuk yıldır sabit telefon hizmetinden yararlanamadığı, başvuranın bu kapsamda Türk Telekom, Kaymakamlık ve BTK’ya başvuruda bulunduğu ancak sorunun çözüme kavuşturamadığı anlaşılmaktadır. Başvurana verilen cevapların incelenmesinde; Yaşanan kablo hırsızlığı/kablo arızası sebepleri ile 01/01/2019 tarihinden itibaren hizmet verilemediği, Yaşanan kablo arızası sebebi ile 18/05/2018 tarihinden itibaren hizmet verilemediği yönünde bilgi verildiği anlaşılmıştır.

11) Türk Telekom tarafından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na 27/04/2020 tarihinde

gönderilen cevabi yazıda ise; söz konusu mahallede geçmiş yıllarda Karayolları ve ASKİ tarafından yapılan çalışmalarda birçok noktada kablo hasarı gerçekleştiği, bu kazı çalışmalarının sonrasında hasar gören altyapıda meydana gelen kablo arızaları nedeniyle hizmetin muhtelif dönemlerde kesintiye uğramış olduğu, bahsi geçen hasar nedeniyle şikâyet sahibinin mukim olduğu adreste hâlihazırda ses ve internet hizmet verilemediği, bununla birlikte şirket tarafından yapılan incelemelerde mezkur bölgede hırsızlık olayı yaşanmadığı tespit edilmiştir.

12) Adı geçen Şirketin 22/05/2020 tarihli cevabi yazısında da; kablo arızası olan, Ankara İli

Kalecik İlçesi Eskiköy Mahallesinde, TÜİK 2019 verilerine göre 258 kişi ve toplam hane sayısının 85 olduğu, kesinti tarihinde mezkûr bölgede 2 adet PSTN abonesi bulunduğu, FTTC teknolojisi ile yatırım yapılması halinde yaklaşık 652.000 TL maliyet hesaplandığı, bahse konu yerleşim yerinde 2 PSTN abonesi olmasından dolayı yaklaşık 326.000 TL abone başına yatırım maliyetinin oluştuğu belirtilmiştir. Aynı zamanda Elektronik Haberleşme Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, İmtiyaz Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin g fıkrası, Türk

Telekom Çerçeve Abonelik Sözleşmesinin 2 ve 4.26 ncı maddeleri kapsamında hizmetin devamlılığının mutlak bir yükümlülük olmadığı, objektif nedenlerin varlığı durumunda hizmetin devamlılığının aranmayacağı; bahse konu somut gerekçelerin Kanun ve İmtiyaz’da belirtilen objektif nedenler kapsamına girdiği, bu açıdan, hizmetin yeniden götürülmesi talep edilen yerlere ilişkin olarak yatırım yapılmadan önce objektif nedenlere göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, objektif nedenlerin mevcudiyeti durumunda ise işletmecinin yatırım yapmaya zorlanmamasının gerek Kanun’un gerekse İmtiyaz’ın ilgili hükümlerinin gereği olduğu belirtilmiştir.

13) Bilindiği üzere telekomünikasyon sektörünü düzenleme ve denetleme fonksiyonunun

bağımsız bir idari otorite tarafından yürütülmesi amacıyla kurulan Telekomünikasyon Kurumu

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile yeni bir düzenlemeye tabi olmuş ve adı Bilgi

Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmiştir. (https://www.btk.gov.tr/kurulus)

Bağımsız idari otorite olarak adlandırılan söz konusu kuruluşlar; bir yandan görevli olduğu alanda düzenleme yetkisi kapsamında kurallar koyarken, bir yandan da bu kurallara uygun hareket edilmesini gözetip denetlemekte ve gerektiğinde önemli parasal ve idari yaptırımlar uygulayabilmektedir. (Turgut TAN, “Bağımsız İdari Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar”, Amme

İdaresi Dergisi, Cilt 35, Sayı 2, Haziran 2002, s.26) Bu çerçevede elektronik haberleşme sektöründe düzenleyici ve denetleyici bir Kurum olan

BTK tarafından mevzuat kapsamında yer alan yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilip getirilmediğinin tespiti yapılarak yükümlülüklerin ihlali halinde Kuruma verilen yetkiler kapsamında gerekli yaptırım işlemleri uygulanmaktadır. Nitekim somut olayda da sabit telefon hizmetine yönelik finansmanın kim tarafından karşılanacağı, sabit telefon hizmetinin yerine getirilememesinde devamlılık ilkesine uygun davranıp davranılmadığının kontrol edilmesi gibi hususların açıklığa kavuşturulması gerektiği değerlendirilmektedir.

14) Evrensel Hizmet Kanunun 2 nci maddesinde evrensel hizmet; “Türkiye Cumhuriyeti

sınırları içinde coğrafi konumlarından bağımsız olarak herkes tarafından erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak olan, internet erişimi de dahil elektronik haberleşme hizmetleri ile bu Kanun kapsamında belirlenecek olan diğer hizmetler” olarak tanımlanmıştır. Söz konusu

Kanunun “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde de; evrensel hizmetin sağlanmasında ve yapılacak düzenlemelerde; ülke sınırları içerisinde yaşayan herkesin bölge ve yaşadığı yer ayrımı gözetilmeksizin bu hizmetlerden karşılanabilir ve makul fiyatlar seviyesinde ve önceden belirlenmiş hizmet kalitesi standartlarında yararlanabileceği, düşük gelirliler ile özürlüler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan gruplar için uygun fiyatlandırma ve teknolojik seçeneklerin uygulanabilmesine yönelik tedbirlerin alınacağı vurgulanarak, hizmetlerin sunulmasında ve ulaşılmasında devamlılık sağlanacağı belirtilmiştir. DOLAYISIYLA EVRENSEL HİZMET

KAPSAMINDA YER ALAN; SABİT TELEFON HİZMETLERİ, İNTERNET

HİZMETLERİ GİBİ KANUNDA YER ALAN BİR TAKIM HİZMETLERİN COĞRAFİ

BÖLGE VEYA EKONOMİK KOŞULLAR GEREKÇE GÖSTERİLMEKSİZİN

İSTİSNASIZ HERKESE MAKUL BİR BEDELLE ASGARİ HİZMET

STANDARTLARINDA SAĞLANMASI GEREKTİĞİ DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR.

Diğer bir ifadeyle söz konusu hizmetlerden ülke sınırları içerisinde yaşayan herkesin herhangi bir ayırım (coğrafi bölge/maliyet) gözetilmeksizin yararlanması için gerekli çalışmaların yapılması sağlanmalıdır.

15) Somut olayda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından gönderilen cevabi

yazıda; daha önce hizmet gitmekte iken çeşitli gerekçelerle hizmette devamlılığın sağlanamadığı yerleşim yerlerinde hizmetin devamlılığının bizzat Türk Telekom tarafından sağlanması gerektiğinin değerlendirmesine yer vererek, söz konusu talep ve benzeri taleplere yönelik hizmet sunumunun başlayacağı tarihlerin Kurumlarına bildirilmesinin istenildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

16) Diğer taraftan Türk Telekom tarafından yapılan açıklamalarda ise; başta hırsızlık

olmak üzere doğal afet, toplumsal olaylar, kamu kurumlarının çalışmaları gibi nedenlerle

Şirketlerine kusur atfı mümkün olmayan sebeplerden ötürü hizmetin kesintiye uğradığı yerleşim yerlerine ilişkin olarak yatırım yapılmadan önce objektif nedenlere göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, objektif nedenlerin mevcudiyeti durumunda ise işletmecinin yatırım yapmaya zorlanmamasının gerek Kanun’un gerekse İmtiyaz’ın ilgili hükümlerinin gereği olduğu belirtilerek talebin çok sınırlı olduğu ve altyapı kurulum maliyetinin çok yüksek olduğu yerleşim yerlerine iki farklı erişim teknolojisi ile hizmet verilmesinin, ülke kaynaklarının israf edilmesine sebebiyet vereceği, bu alandaki uluslararası ülke uygulamaları incelendiğinde de, sabit şebeke taleplerinin makul olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle mobil kapsamanın bulunmaması şartının arandığı, bu minvalde,

16.1) Avrupa Komisyonu Evrensel Hizmet Direktifinde yer alan “sektör yüklenicilerine

dengesiz bir yük oluşturulmaması için hizmet sunumunda belli bir teknoloji zorunluluğunun dayatılmaması” hükmünden hareketle 2009 yılından beri teknoloji bağımsız ve kaynakların verimli kullanılmasını gözeten çözümlerin desteklendiği, hali hazırda haberleşme imkânı sunulan aynı yerleşim yerlerinde iki farklı erişim teknolojisi ile hizmet verilmesi durumunda ülke kaynaklarının israf edilmesine sebebiyet verileceği, mobil kapsama altında olan yerleşim yerlerinin hizmetin devamlılığı ilkesi kapsamı dışında tutulması gerektiği, esasen amacın tüketicilerin iletişiminin sağlanması olduğu, hizmetin türü ya da hangi işletmeci eliyle veya hangi teknoloji ile götürülmekte olduğunun önem arz etmediği ifade edilmiştir.

16.2) Diğer taraftan Evrensel Hizmet Kanunu’nun 1 inci maddesinde evrensel hizmetin

amacının, evrensel hizmetin kapsamına giren hizmetlerden işletmeciler tarafından mali güçlükler nedeniyle karşılanamayanların vatandaşlara sağlanması olduğu hükme bağlandığı, Evrensel Hizmet Kanunu kapsamındaki söz konusu yerlere elektronik haberleşme hizmetlerinin götürülmesi için evrensel hizmet fonu oluşturulduğu, Şirketleri tarafından bu fona yılda yaklaşık 90 milyon TL olmak üzere toplamda yaklaşık 1,1 Milyar TL katkıda bulunulduğu, söz konusu fonun evrensel hizmetin sağlanması için kullanımına başlandığı hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bahsedilen taleplerin evrensel hizmet fonundan karşılanmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı ve kanunun temel amacına uygun olacağı değerlendirmelerine de yer verilmiştir.

17) Anayasa’nın 5 inci maddesinde, “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak” devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış, 17 nci maddesinde de; herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Kamu hizmeti niteliğini haiz, ancak işletmeciler tarafından karşılanmasında mali güçlük bulunan evrensel hizmetin sağlanması, yürütülmesi ve elektronik haberleşme sektörü ile bu Kanun kapsamında belirlenen diğer alanlarda evrensel hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Evrensel Hizmet Kanunun 3 üncü maddesinde evrensel hizmetin sağlanmasında göz önünde bulundurulacak ilkeler sayılmış olup söz konusu ilkelerden birini de “Evrensel hizmetin sunulmasında ve ulaşılmasında devamlılık esastır.” İlkesi oluşturmaktadır. Söz konusu ilke kapsamında evrensel kamu hizmetlerinin kamu yararını sağlayan faaliyetler oldukları için sürekli yapılması gereken hizmetler içinde yer aldığı, düzenli ve yeterli olarak yerine getirmesini gerektiği, bununla birlikte devamlılık ihtiyaçlarla bağlantılı ve orantılı olduğu ancak ihtiyacın kendini her an hissettirdiği telekomünikasyon hizmetlerinde faaliyetin süreklilik ve kesintisizlik bağlamında sağlanmasının daha açık olduğu değerlendirilmektedir.

(Bülent Kent, Telekomünikasyon Sektöründe Evrensel Hizmet Kanunu, Gazi Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVI, Y. 2012, Sa. 2, s.187.)

18) Bu çerçevede; ilgili şirket tarafından sabit ses hizmetine yönelik talebin azaldığı ve

yatırımların geri dönüşünün mümkün olmadığı, yatırım yapılması halinde Kanun’da yer alan kaynakların etkin ve verimli kullanılması prensibine aykırılık teşkil edeceği, penetrasyonu yüksek yerleşim yerleri yerine düşük yerlere yapılan atıl yatırımlar nedeniyle yatırım başına oluşması beklenen vergi ve katkı payları gibi kamu gelirinden mahrum kalınacağı, mobil kapsama bulunan yerlerde, sabit-mobil ikamesinden dolayı sabite yönelik hizmetin devamlılığı şartının aranmaması gerektiği önemli olan hususun iletişimin sağlanabilmesi olduğu hususları belirtilerek başvuranın ve benzeri taleplerin evrensel hizmet fonundan karşılanmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı ve kanunun temel amacına uygun olacağı ifade edilmiştir. BTK

TARAFINDAN DA DAHA ÖNCE HİZMET GİTMEKTE İKEN ÇEŞİTLİ

GEREKÇELERLE HİZMETTE DEVAMLILIĞIN SAĞLANAMADIĞI YERLEŞİM

YERLERİNDE HİZMETİN DEVAMLILIĞININ BİZZAT TÜRK TELEKOM

TARAFINDAN SAĞLANMASI GEREKTİĞİ DEĞERLENDİRİLMİŞTİR.

19) Ancak sonuç itibariyle daha önceden sabit telefon hizmeti alabilen vatandaşın bir takım

nedenlerle yaklaşık bir buçuk yıldır bu hizmeti alamadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda ekonomik ve mali gerekçelerle bir kısım vatandaşın kamu hizmeti niteliğindeki elektronik haberleşme hizmetlerinden mahrum bırakılmamasına yönelik olarak; kablo arızası/kablo hırsızlığı gibi nedenlerle yatırım yapmaktan imtina edilen yerlere de bu hizmetlerin götürülmesinin sağlanması ve söz konusu sorunların tekrar yaşanmaması adına ilgili kurumlar arasında işbirliği yapılarak gerekli önlemlerin alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

20) Dolayısıyla işletmecilerin Evrensel Hizmet Kanununda belirtilen evrensel hizmeti

sağlamakla yükümlü olduğu bununla birlikte evrensel hizmet niteliği bulunan hizmetlerin, sağlanması, yürütülmesi ve bu yükümlülüğün yerine getirilmesine ilişkin yatırım yapmaktan kaçınılan coğrafi alanlara da hizmetlerin götürülmesi gerektiği, bu gerekliliğin sağlanması ve kaynaklarının oluşturulmasının Devletin görevleri arasında yer aldığı söz konusu hususun

Kanunun amacında da belirtildiği tespit edilmektedir.

21) Bu doğrultuda; başvuran ve benzer şikâyetlere sürdürülebilir çözümler sağlanması

amacıyla söz konusu hususlara yönelik yapılacak işlemler tereddütte bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasının önem arz ettiği değerlendirilmektedir. Nitekim evrensel hizmet alanında faaliyet gösteren işletmecilere yükümlülük olarak getirilen evrensel hizmetin işletmeciler üzerinde ağır bir yük oluşturmaması ile ekonomik ve coğrafi açıdan dezavantajlı kesimlere evrensel hizmetlerin gecikmeden sağlanarak toplumun her kesimine eşit bir şekilde hizmetlerin götürülmesi arasında denge sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu kapsamda aynı bölgede yaygın hale gelen kablo hırsızlığı gibi nedenlerle yatırım güçlüğü yaşanan bölgelerde 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu çerçevesinde değerlendirilme yapılarak hizmet kesintisinin önüne geçilebileceği, diğer taraftan benzeri şikayetlere yönelik hem işletmeciye ileriki süreçlerde ağır bir yük getirilmemesi hem de toplumun bazı kesimlerin dışlanmışlığının önlenmesi ve hukuk devletinin bir gereği olarak, işletmeciler tarafından yatırım yapılmasından imtina edilen hangi durumlarda söz konusu Kanunun uygulanabileceğine yönelik kriterlerin belirli olmasının önemli olduğu değerlendirilmiştir.

22) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin

incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın ve benzeri sorunların çözümünde yatırımların işletmeci ya da devlet tarafından yapılması yönündeki belirsizlik nedeniyle şikayete konu alanda sabit telefon hizmetinin sağlanmasında gecikmeler yaşandığı, BU ÇERÇEVEDE BU BELİRSİZLİĞİN EN KISA SÜREDE

NETLEŞTİRİLEREK BİR BUÇUK SENEDİR YERİNE GETİRİLEMEYEN SABİT

TELEFON HİZMETİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK TEDBİRLERİN ALINMASI

GEREKTİĞİ SONUCUNA ULAŞILMIŞTIR.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara

İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın ve benzeri sorunların çözümünde yatırımların işletmeci ya da devlet tarafından yapılması yönündeki belirsizliğin netleştirilerek bir buçuk senedir yerine getirilemeyen sabit telefon hizmetinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması yönünde ULAŞTIRMA VE

ALTYAPI BAKANLIĞINA ve BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞINA ve BİLGİ

TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi