|
ÖZET: Başvuran, 2018 yılından beri Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunmakta ve sağ kol ile sağ bacağından %78 ampute olduğu için bu kurumun fiziki koşullarının kendisine uygun olmadığını iddia etmektedir. Başvuru, Adalet Bakanlığı’na nakil talebiyle ilgili olup, başvuranın sağlık durumu nedeniyle yaşamını sürdürmekte zorlandığı, merdiven inip çıkmanın düşme riski taşıdığı ve bu durumun oda arkadaşlarını da olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu, başvuranın cezaevinde kalabileceğine dair rapor vermiş, ancak Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve Bakanlık, nakil talebini reddetmiştir.
İdare, başvuranın sağlık durumunu değerlendirmek için çeşitli sağlık raporları almış ve başvuranın bağımsız bir şekilde yaşamını sürdürebileceği sonucuna varmıştır. Kayseri 1 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan alınan raporlar, başvuranın ağır bir hastalığının bulunmadığını ve R tipi ceza infaz kurumuna naklinin gereksiz olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, başvuranın talebi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle birlikte değerlendirilmiş ve uygun görülmemiştir. Sonuç olarak, başvuranın R tipi kapalı ceza infaz kurumuna nakil talebi kısmen kabul edilmemiş, ancak nakil koşullarını taşıması durumunda, talep edilen kurumlarda yer açılması halinde yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. Bu karar, Adalet Bakanlığı’na iletilmiş ve gerekli işlemlerin 30 gün içinde bildirilmesi zorunlu kılınmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12711-S.24.19212
BAŞVURU NO : 2024/11097
KARAR TARİHİ : 21.11.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın sağlık durumu nedeniyle nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06.09.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan özetle, 2018 yılından beri cezaevinde olduğunu, Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunduğunu, sağ kol ve sağ bacağından
%78 ampute olması nedeniyle T tipi cezaevinin fiziki durumuna uygun olmadığını, yaşamını sürdürmekte zorlandığını, yatakhanenin üst katta mutfak ve lavabonun alt katta olmasından dolayı gün içerisinde sürekli merdiven inip çıkma durumunda kaldığını, merdiven inip çıkmasının düşme riski içerdiğini, bu durumun beraber yaşadığı oda arkadaşlarını olumsuz yönde etkilediğini, fiziki durumuna uygun ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunduğunu, buna ilişkin Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini, ancak Adli Tıp Kurumu’nun cezaevinde kalabileceğine ilişkin rapor verdiğini, ilgili Kurum tarafından raporun tahliye edilip edilmemesi hususuna ilişkin verilmesine rağmen Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve Bakanlık tarafından sevk talebinin reddi hususunda değerlendirme yapıldığını, R tipi ceza infaz kurumlarının hasta ve fiziki engelliler için uygun olduğunun bilindiğini belirterek Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na veya Gaziantep iline yakın R tipi kapalı ceza infaz kurumlarından birine sevkini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 18/09/2024 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen 25/09/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuranın 12/10/2021 tarihinde asayiş ve güvenlik nedeniyle Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu’na nakledildiği, 15/04/2022 tarihinde de Kayseri 2 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na
/
nakledildiği,
2.2. Başvuranın sağ bacak diz üstü ve sağ kol dirsek altı ampute olduğu, bu nedenle koltukaltı desteği kullandığı, Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmakta iken hükümözlü hakkında ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu kapsamda Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 03/09/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Mevcut hali ile cezaevinde kalması sağlığı açısından sakıncalıdır. Durumunu bildirir sağlık kurulu kararıdır.” denildiği,
2.3. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurul raporunun 16/09/2019 tarihinde Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından başvuranın yargılandığı mahkemeye gönderildiği, mahkemenin talimatı üzerine 28/11/2019 tarihinde Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, İstanbul
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 13/12/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda; “17/08/2018 tarihinde bomba patlaması olayı nedeniyle sağ femur proksimal 1.3 ile sağ ön kol proksimal dirsege yakın ampute olan oğlu 1997 doğumlu adına düzenlenen dosyadaki mevcut belgeleri ve kurulumuz muayene bulgularına göre halihazırda; cezaevi şartlarında hayatını yalnız başına idame ettiremeyeceği, bir başkasının yardımına muhtaç olduğu, protez açısından değerlendirilmesi gerektiği, 6 (altı) aylık süre sonunda protez açısından yapılan değerlendirme sonuçlarını içeren raporu ile birlikte muayene edilmek üzere kurulumuza gönderilmesi sonrasında sorulan hususlar hakkında görüş bildirileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde karar verildiği,
2.4. Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazmış olduğu 10/03/2020 tarihli ve / sayılı yazı ile başvuranın Adli Tıp Kurumu’nun mütalaasına istinaden protez amaçlı herhangi bir rapor düzenlenmesine ve sevkinin sağlanmasına gerek olup olmadığı yönünde görüş sorulduğu, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10/03/2020 tarihli ve / Esas sayılı cevabi yazısında; “Mahkememizin / esas sayılı dava dosyasının karara çıktığı, sanığın dosyada mevcut rapor doğrultusunda hükmen tutukluluk halinin devamına karar verildiği, kararla birlikte
Mahkememizce dosyadan el çektirildiğinden istenilen hususlarda herhangi bir değerlendirmenin yapılamayacağı” denildiği,
2.5. Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından 15/02/2021 tarihinde re’sen ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu işleme istinaden Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 09/03/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda; “Hükümlünün akıl hastalığı yoktur. Sağ femur proksimal diafiz amputasyonu ve sağ önkol dirsek ekleminin hemen altından amputasyonu yapılmıştır. Resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara özel bölümünde cezasının infazına gerek yoktur. Ağır hastalık sakatlık veya kocama hali kapsamındadır. Mevcut durumu hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmez. Ceza infaz kurumunda hayatını yalnız idame edemez. Cezasının tehirine gerek yoktur.
Durum bildirir rapordur. Sağlık kurulu kararıdır.” denildiği,
2.6. Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından başlatılan ceza tehir işlemi kapsamında başvuranın 14/12/2021 tarihinde Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edildiği ve düzenlenen sağlık kurulu raporunda, “Hastalık/özürlülüğü süreklidir. Cezasının ertelenmesine gerek yoktur. Cezasının infazı hayati tehlike teşkil etmez. Ağır hastalığı yoktur. “R” tipi cezaevine nakline gerek yoktur.” denildiği; Kayseri 1
No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından engel oranı tespiti için Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 06/10/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda engel oranının %78 olduğu ve bağımsız olduğunun belirtildiği; Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından
Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 07/10/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda; “Yapılan psikiyatrik ve fiziki muayeneye göre; hayati tehlike teşkil etmez. Hayatını yalnız başına idame ettirebilir. Cezasının tehirine gerek yoktur. Sürekli tedavi gerektirecek bir hastalığı yoktur. Durum
/
bildirir rapordur. Oy birliği ile.” denildiği,
2.7. Başvuranın 15/04/2022 tarihinde Kayseri 2 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildiği, kurum revirinde 15/04/2022 tarihinde yapılan ilk muayenesinde sağ bacak diz üstü ve sağ kol dirsek altının ampute olduğu, herhangi bir kronik ve bulaşıcı hastalığının olmadığının görüldüğü,
2.8. Kurum Müdürlüklerince 01/02/2023 tarihinde re’sen ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu kapsamda
Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 23/03/2023 tarihli sağlık kurulu raporunda; “Mahkumlara ayrılan bölümde infazına gerek olmadığı, ağır hastalığı olmadığı, hayatını yalnız başına idame ettirebileceği sakatlığı olup kocama hali yoktur oy birliği ile” yönünde karar verildiği,
2.9. Kurum Müdürlüklerince 02/10/2023 tarihinde Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlen sağlık kurulu raporunda; “Cezasını ceza infaz kurumu şartlarında çekebilir. Hayatını yalnız idame ettirebilir. Hastalığı ağır bir hastalık değildir. Kocama hali yoktur. Ağır engellilik durumu olmadığı için R tipi ceza infaz kurumunda kalmasına gerek olmadığı tıbbi kanaatine varılmıştır.” kararı verildiği,
2.10. Başvuranın özel af talebi üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği ve 3. İhtisas Kurulu’nun 07/08/2024 tarihli mütalaasında; sürekli hastalık niteliğinde olmadığı, sakatlık hali niteliğinde olduğu, kocama hali niteliğinde olmadığı yönünde oy birliği ile karar verildiği, gerekli değerlendirmeler yapılmak üzere İhtisas Kurulu’nun mütaalasının Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği,
2.11. Ceza infaz kurumunda bulunan koğuşların alt ve üst kat olmak üzere iki kısımdan oluştuğu, üst katta bulunan yatakhane bölümüne koğuş içerisinde bulunan merdivenlerden çıkıldığı, alt katta ortak yaşam alanı, mutfak, tuvalet, banyo, telefon kabini ve havalandırma avlusu bulunduğu,
2.12. Başvuranın barındırıldığı tüm kurumlar tarafından bir çok kez hastaneye ve adli tıp kurumuna sevk edilerek muayene olmasının sağlandığı, bu sevklerin tamamının “başvuranın engel durumunun tespit edilmesi, hayatını ceza infaz kurumu koşullarında tek başına idame ettirip ettiremeyeceği, R tipi ceza infaz kurumuna sevk edilmesinin gerekli olup olmadığı, özel af kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, ceza tehirine gerek olup olmadığı” hususlarının tespit edilmesi amacıyla yapıldığı,
2.13. Sağlık kurulları ve adli tıp kurumu tarafından muayene edilen başvuran hakkında düzenlenen sağlık kurul raporu ile adli tıp kurumu mütalaalarında hastalığının ağır olmadığının, ağır engellilik durumunun bulunmadığının, R tipi ceza infaz kurumunda kalmasına gerek olmadığının, %78 engelli olan başvuranın bağımsız (ikinci bir kişinin bakımına muhtaç olmayan) olduğunun ve bu sebeple ceza infaz kurumu koşullarında hayatını tek başına idame ettirebileceğinin belirtildiği, bu nedenle R tipi ceza infaz kurumuna nakledilmesinin uygun görülmediği,
2.14. Başvuranın kurumlarında kaldığı bu süre boyunca engellilik halini gerekçe göstererek sırasıyla; 03/06/2022 tarihinde Diyarbakır 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Şırnak T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu ve Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na, 07/10/2022 tarihinde Gaziantep H Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Batman M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu’na, 08/02/2023 tarihinde Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Gaziantep H Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na, 03/03/2023 tarihinde
Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Batman M
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na, 09/08/2024 tarihinde ise Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ve Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
/
Kurumu’na nakil talebinde bulunduğu,
2.15. Başvuranın 06/02/2024 tarihli dilekçesi ile herhangi bir R tipi ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunduğu, Kayseri Şehir Hastanesi’nin 14/03/2024 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Protezi ve kanedyeni kullanarak T Tipi Cezaevinde kalabilir.” şeklinde karar verildiğinden hastalık nedeniyle başka bir ceza infaz kurumuna naklinin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nce uygun görülmediği; bu kapsamda başvuranın engellilik halini gerekçe göstererek nakil gitmek istediği ceza infaz kurumu profillerine bakıldığında çoğunluğunun Kurumlarıyla benzer fiziksel özelliklere sahip olduğu,
2.16. Kurum Müdürlüğü bünyesinde başvuranın engel durumunun T tipi kapalı ceza infaz kurumuna uygun olup olmadığı konusunda kesin bir tespit yapabilecek bilgi, yetki ve donanıma sahip personel bulunmadığı, bu nedenle durumunun ceza infaz kurumunun fiziki yapısına uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı,
2.17. Bu kapsamda, başvuran bakımından herhangi bir ağır engellilik, ağır hastalık, hayatını tek başına idame ettirememe, ceza infaz kurumu koşullarında barındırılmasının hayati tehlike oluşturması gibi durumlar söz konusu olmadığından dolayı R tipi ceza infaz kurumuna nakil talebinin Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’nce uygun görülmediği, diğer ceza infaz kurumlarının ise kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil talebinin uygun görülmediği ifade edilmiştir.
3. Kurumumuz 18/09/2024 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İlgili tarafından gönderilen 30/10/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,
3.2. Hayatını yalnız başına idame ettiremeyeceği yönünde sağlık kurulu veya adli tıp kurumu raporu bulunanların rehabilitasyon tipi ceza infaz kurumlarına nakillerinin gerçekleştirildiği, bu kapsamda; İstanbul Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, İzmir Menemen R Tipi Kapalı/Açık Ceza İnfaz Kurumu ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun faaliyet göstermekte olduğu,
3.3. Başvuranın R tipi ceza infaz kurumuna nakil talebine ilişkin olarak, Kayseri Şehir Hastanesi tarafından tanzim edilen 14/03/2024 tarihli ve sağlık kurulu raporunda; “Protezi ve kanedyeni kullanarak T tipi cezaevinde kalabilir.” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle Genel Müdürlüğü’n 28/03/2024 tarihli ve sayılı yazısı ile sağlık nedeniyle naklinin uygun görülmediği,
3.4. Başvuranın sağlık durumunda bir değişiklik olması halinde belirtilen hususlar doğrultusunda aldırılacak yeni tarihli sağlık kurulu raporuna göre R tipi ceza infaz kurumuna naklinin değerlendirebileceği, ancak Gaziantep ilinde R tipi ceza infaz kurumu bulunmadığı; diğer taraftan, başvuranın halihazırda barındırıldığı Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1518, doluluk oranının %152 olduğu,
3.5. Başvuranın 09/08/2024 tarihli dilekçesinde naklini talep ettiği; Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 2819, doluluk oranı % 213, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1040, doluluk oranı % 79, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1322, mevcudunun 1092, doluluk oranı % 83 olduğu,
3.6. Öte yandan, başvuranın isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu Türkoğlu 1 ve 2 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumları, Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle hizmete kapatıldıktan sonra anılan kurumdan diğer ceza infaz kurumlara gönderilen 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesinde belirtilenler ile 3713 sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından hükümlü ve tutuklulardan iyi halli olanlar 2024 Şubat ayı itibarıyla iade edilmeye başlandığından, bu kurumlara kontrollü olarak nakil yapıldığı,
3.7. Başvuranın, 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesinde barındırılması gereken hükümlü profili olduğundan yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzeninin bozulacağının değerlendirildiği,
3.8. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği; bu kapsamda, başvuranın kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle nakil talebinin uygun görülmediği,
3.9. 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelge’nin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, hükümlülerin gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten dilekçe vermeleri gerektiğinin hüküm altına alındığı, Genel Müdürlüğü’n isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisi bulunmadığı,
3.10. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği,
3.11. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı,
3.12. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin günaşırı değişmesine yol açtığı, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, başvuranın nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.”, 4.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. …”, 4.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. ”, 4.5. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. …”, 4.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen
“Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü”nün, 6.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”, 6.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.”, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 8.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
…
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. …
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”,
8.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),
b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188),
d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308),
e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. …
Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır. …,
8.4. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
8.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;
a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,
b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,
c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması,
d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması,
e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,
f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması,
Gerekir. …”,
8.6. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57 nci maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim
tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”,
9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”,
11. Adalet Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelge’nin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;
“… h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması,
ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması,
j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” , 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek’in; 12.1. “Temel ilkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, /
12.2. “Yerleştirme ve barındırma” başlıklı 17.1 inci, 17.2 nci ve 17.3 üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 12.3. “Dış dünya ile ilişki” başlıklı 24.1 inci, 24.4 üncü ve 24.5 inci maddelerinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, 2018 yılından beri cezaevinde olduğunu, Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunduğunu, sağ kol ve sağ bacağından %78 ampute olması nedeniyle T tipi cezaevinin fiziki durumuna uygun olmadığını, yaşamını sürdürmekte zorlandığını, fiziki durumuna uygun ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunduğunu, buna ilişkin Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini, ancak Adli Tıp Kurumu’nun cezaevinde kalabileceğine ilişkin rapor verdiğini, ilgili Kurum tarafından raporun tahliye edilip edilmemesi hususuna ilişkin verilmesine rağmen Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve Bakanlık tarafından sevk talebinin reddi hususunda değerlendirme yapıldığını belirterek Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na veya
Gaziantep iline yakın R tipi kapalı ceza infaz kurumlarından birine sevkini talep etmektedir.
15. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
16. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde “Hükümlülerin nakilleri” başlığı altında, nakile ilişkin
/
hükümler düzenlenmiş, 54. maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55. maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56. maddede “Zorunlu nedenlerle nakil”, 57. maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.
17. 5275 sayılı Kanun’un 54. maddesinde; hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, iyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, istekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması gerektiği; öte yandan 57. maddesinde ise; hükümlünün sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde başka kurumlara nakledilebileceği hükme bağlanmıştır.
18. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
19. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
20. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
21. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
22. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar
/
doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
23. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
24. Başvuranın sağlık dosyasının incelenmesi neticesinde; 12/10/2021 tarihinde asayiş ve güvenlik nedeniyle Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildiği, sağ bacak diz üstü ve sağ kol dirsek altı ampute olduğu, bu nedenle koltukaltı desteği kullandığı; Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu’nda kalmakta iken hakkında ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu kapsamda Diyarbakır Gazi
Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 03/09/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Mevcut hali ile cezaevinde kalması sağlığı açısından sakıncalıdır. Durumunu bildirir sağlık kurulu kararıdır.” denildiği; Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunun 16/09/2019 tarihinde Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından yargılandığı mahkemeye gönderildiği, mahkemenin talimatı üzerine başvuranın 28/11/2019 tarihinde Adli Tıp
Kurumu’na gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 13/12/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda, “17/08/2018 tarihinde bomba patlaması olayı nedeniyle sağ femur proksimal 1.3 ile sağ ön kol proksimal dirsege yakın ampute olan oğlu 1997 doğumlu adına düzenlenen dosyadaki mevcut belgeleri ve kurulumuz muayene bulgularına göre halihazırda; cezaevi şartlarında hayatını yalnız başına idame ettiremeyeceği, bir başkasının yardımına muhtaç olduğu, protez açısından değerlendirilmesi gerektiği, 6 (altı) aylık süre sonunda protez açısından yapılan değerlendirme sonuçlarını içeren raporu ile birlikte muayene edilmek üzere kurulumuza gönderilmesi sonrasında sorulan hususlar hakkında görüş bildirileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde karar verildiği; Diyarbakır D Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurum Müdürlüğü’nün Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazmış olduğu 10/03/2020 tarihli ve / sayılı yazı ile başvuranın Adli Tıp Kurumu’nun mütalaasına istinaden protez amaçlı herhangi bir rapor düzenlenmesine ve sevkinin sağlanmasına gerek olup olmadığı yönünde görüş sorulduğu, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10/03/2020 tarihli ve / Esas sayılı cevabi yazısında, “Mahkememizin / Esas sayılı dava dosyasının karara çıktığı, sanığın dosyada mevcut rapor doğrultusunda hükmen tutukluluk halinin devamına karar verildiği, kararla birlikte Mahkememizce dosyadan el çektirildiğinden istenilen hususlarda herhangi bir değerlendirmenin yapılamayacağı” denildiği; Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından 15/02/2021 tarihinde re’sen ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu işleme istinaden Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 09/03/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Hükümlünün akıl hastalığı yoktur. Sağ femur proksimal diafiz amputasyonu ve sağ önkol dirsek ekleminin hemen altından amputasyonu yapılmıştır. Resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara özel bölümünde cezasının infazına
gerek yoktur. Ağır hastalık sakatlık veya kocama hali kapsamındadır. Mevcut durumu hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmez. Ceza infaz kurumunda hayatını yalnız idame edemez. Cezasının tehirine gerek yoktur.
Durum bildirir rapordur. Sağlık kurulu kararıdır.” denildiği; Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu tarafından başlatılan ceza tehir işlemi kapsamında 14/12/2021 tarihinde Kayseri Şehir
Hastanesi’ne sevk edildiği ve düzenlenen sağlık kurulu raporunda, “Hastalık/özürlülüğü süreklidir.
Cezasının ertelenmesine gerek yoktur. Cezasının infazı hayati tehlike teşkil etmez. Ağır hastalığı yoktur. R tipi cezaevine nakline gerek yoktur.” denildiği; Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından engel oranı tespiti için Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 06/10/2022 tarihli sağlık kurul raporunda engel oranının %78 olduğu ve bağımsız olduğunun belirtildiği; Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 07/10/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Yapılan psikiyatrik ve fiziki muayeneye göre; hayati tehlike teşkil etmez. Hayatını yalnız başına idame ettirebilir. Cezasının tehirine gerek yoktur. Sürekli tedavi gerektirecek bir hastalığı yoktur. Durum bildirir rapordur. Oy birliği ile.” denildiği; başvuranın 15/04/2022 tarihinde Kayseri 2 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildiği, başvuranın kurum revirinde 15/04/2022 tarihinde yapılan ilk muayenesinde sağ bacak diz üstü ve sağ kol dirsek altının ampute olduğunun, herhangi bir kronik ve bulaşıcı hastalığının olmadığının görüldüğü; Kurum Müdürlüğü’nce 01/02/2023 tarihinde hakkında re’sen ceza tehir işlemi başlatıldığı ve bu kapsamda
Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen 23/03/2023 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Mahkumlara ayrılan bölümde infazına gerek olmadığı, ağır hastalığı olmadığı, hayatını yalnız başına idame ettirebileceği sakatlığı olup kocama hali yoktur oy birliği ile” yönünde karar verildiği; 02/10/2023 tarihinde Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen başvuran hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunda, “Cezasını ceza infaz kurumu şartlarında çekebilir. Hayatını yalnız idame ettirebilir. Hastalığı ağır bir hastalık değildir. Kocama hali yoktur. Ağır engellilik durumu olmadığı için R tipi ceza infaz kurumunda kalmasına gerek olmadığı tıbbi kanaatine varılmıştır.” kararı verildiği; başvuranın özel af talebi üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği ve 3. İhtisas Kurulu’nun 07/08/2024 tarihli mütalaasında, “sürekli hastalık niteliğinde olmadığı, sakatlık hali niteliğinde olduğu, kocama hali niteliğinde olmadığı yönünde oy birliği ile” karar verildiği, gerekli değerlendirmeler yapılmak üzere İhtisas
Kurulu’nun mütalaasının Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği anlaşılmıştır.
25. Başvuranın daha önce bulunduğu ve barındırıldığı ceza infaz kurumları tarafından birçok kez hastaneye ve adli tıp kurumuna sevk edildiği, yapılan sevk işlemlerinin başvuranın “engel durumunun tespit edilmesi, hayatını ceza infaz kurumu koşullarında tek başına idame ettirip ettiremeyeceği, R tipi ceza infaz kurumuna sevk edilmesinin gerekli olup olmadığı, özel af kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, ceza tehirine gerek olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi” amacıyla yapıldığı, sağlık kurul raporu ile adli tıp kurumu mütalaalarında başvuranın “ağır engellilik durumunun bulunmadığının, R tipi ceza infaz kurumunda kalmasına gerek olmadığının, %78 engelli olan başvuranın bağımsız (ikinci bir kişinin bakımına muhtaç olmayan) olduğunun ve bu sebeple ceza infaz kurumu koşullarında hayatını tek başına idame ettirebileceğinin” belirtildiği; başvuranın 06/02/2024 tarihli dilekçesi ile herhangi bir R tipi ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunduğu, Kayseri Şehir Hastanesi’nin 14/03/2024 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Protezi ve kanedyeni kullanarak T Tipi Cezaevinde kalabilir.” şeklinde karar verildiği; 5275 sayılı Kanun’un 57. maddesinde, hükümlünün sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde başka kurumlara nakledilebileceğinin düzenlendiği, ayrıca başvuranın sağlık durumunda bir değişiklik olması halinde belirtilen hususlar doğrultusunda aldırılacak yeni tarihli sağlık kurulu raporuna göre R tipi ceza infaz kurumuna naklinin değerlendirebileceği dikkate alındığında başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
26. Öte yandan, başvuranın Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığı, infaz
/
edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı; başvuranın naklini talep ettiği ceza infaz kurumlarından bir kısmının doluluk oranlarının kapasitelerinin altında olduğu görülmekteyse de, Ceza ve Tevkifveleri Genel Müdürlüğü’nün “başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profili olduğundan yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzeninin bozulacağı; 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alındığı; hayatını yalnız başına idame ettiremeyeceği yönünde sağlık kurulu veya adli tıp kurumu raporu bulunanların rehabilitasyon tipi ceza infaz kurumlarına nakillerinin gerçekleştirildiği, bu kapsamda; İstanbul Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, İzmir Menemen R Tipi Kapalı/Açık Ceza
İnfaz Kurumu ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun faaliyet göstermekte olduğu; Gaziantep ilinde
R tipi ceza infaz kurumu bulunmadığı; başvuranın 09/08/2024 tarihli dilekçesinde naklini talep ettiği, Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 2819, doluluk oranı % 213, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1040, doluluk oranı
% 79, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1322, mevcudunun 1092, doluluk oranı % 83 olduğu; öte yandan, başvuranın isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu Türkoğlu 1 ve
2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları, Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle hizmete
kapatıldıktan sonra anılan kurumdan diğer ceza infaz kurumlara gönderilen 5275 sayılı Kanun’un 9.
maddesinde belirtilenler ile 3713 sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından hükümlü ve tutuklulardan iyi halli olanlar 2024 Şubat ayı itibarıyla iade edilmeye başlandığından, bu kurumlara kontrollü olarak nakil yapıldığı” yönündeki açıklamalarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
27. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı; başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin genel itibari ile dolu olduğu, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması/nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
/
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa)
dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre,
BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ VE KISMEN REDDİNE;
Başvuranın sağlık durumu nedeniyle R tipi kapalı ceza infaz kuruma nakledilmesi talebinin REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/