ÖZET: Sayıştay kararında, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi sarf malzemesi alımının kamu zararına yol açtığı belirtilmiştir. Kamu zararının tespiti, Malzeme Kaynak Yönetimi Sistemi’nde yer alan fiyatların baz alınarak yapılması nedeniyle hatalı bulunmuştur. Bu sistemin yalnızca Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından kullanılması, üniversitelerin bu fiyatlara erişimini engellemektedir. Ayrıca, yapılan alımların kalem bazında fiyat mukayesesi ile değerlendirilmesi, toptan alımın toplam bedeli üzerinden değil, ayrı ayrı kalemler üzerinden yapılması nedeniyle yanlış bir hesaplama olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, doğrudan temin usulüyle yapılan alımların mevzuata uygun olmadığı ve bu durumun yaygın bir sorun teşkil ettiği ifade edilerek, ilgili durumun idari incelemeye tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle, verilen tazmin hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Kamu İdaresi Türü Yüksek Öğretim Kurumları
Yılı 2014
Dairesi 2
Karar No 41337
İlam No 43434
Tutanak Tarihi 11.10.2017
Kararın Konusu İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KONU: Rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla mal ve malzeme alınması.

3-182 sayılı ilamın 35 inci maddesi ile; Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi sarf malzemesi alınması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde özetle;

• Sayıştay denetçisi tarafından 10884521013179 kodlu kalıcı “Hemodiyaliz Katateri’nin” en yüksek referans fiyatının … TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın 17.02.2014, 17.04.2014 ve 25.04.2014 tarihlerinde … TL bedelle Erciyes Üniversitesi tarafından alındığı açık bir biçimde görülebileceğini, (EK-1), Kurumun “Hemodiyaliz Kataterini” … TL’ye aldığı düşünüldüğünde, sanki … TL lik bir kamu zararı var gibi görülse de üniversite tarafından alımın yapıldığı 19.12.2014 tarihindeki dolar kurunun … TL, Erciyes Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen 17.02.2014 tarihteki dolar kurunun ise 2.18 TL olduğu göz ardı edilmemesi gerektiğini (EK-2), Kur farkı dikkate alındığında idare tarafından her hangi bir kamu zararına yol açılmadığını ve ekte sunulan UBB kayıt formu incelendiğinde diğer kurumlar tarafından yapılan “Hemodiyaliz Katateri” alımlarının bir birinden farklı markalar olduğunun görüleceğini,

• Sayıştay denetçisi tarafından 4046963351946 kodlu “Enjeksiyon Valfi Safety Kanul 18 G” malzemesinin en yüksek Referans fiyatının … TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın …. Hastanesi tarafından 01.07.2010 tarihinde … TL bedelle satın alındığının görülebileceğini (EK-3), Kurumun da söz konusu malzemeyi 2014 yılı olmasına rağmen … TL bedelle aldığı düşünüldüğünde her hangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını,

• Sayıştay denetçisi tarafından 4046963351922 kodlu “Enjeksiyon Valfi Safety Kanul 20 G” malzemesinin en yüksek Referans fiyatının … TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın …. Hastanesi tarafından 01.07.2010 tarihinde … TL bedelle satın alındığının görülebileceğini, (EK-4). Kurumun söz konusu malzemeyi 2014 yılı olmasına rağmen … TL bedelle aldığı düşünüldüğünde her hangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını,

• Sayıştay denetçisi tarafından 4046963351908 kodlu “Enjeksiyon Valfi Safety Kanul 24 G” malzemesinin en yüksek Referans fiyatının .. TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın …. Hastanesi tarafından 01.07.2010 tarihinde … TL bedelle satın alındığının görülebileceğini (EK-5), Kurumun söz konusu malzemeyi 2014 yılı olmasına rağmen … TL bedelle aldığı düşünüldüğünde her hangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını,

• Sayıştay denetçisi tarafından 4046963352042 kodlu “Enjeksiyon Valfi Safety Kanul 22 G” malzemesinin en yüksek Referans fiyatının … TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın Balıkesir Devlet Hastanesi tarafından .. TL, …. Hastanesi tarafından ise .. ve .. TL bedellerle satın alındığını (EK-6), Kurumun söz konusu malzemeyi … TL bedelle aldığı düşünüldüğünde her hangi bir kamu zararının olmadığını,

• Sayıştay denetçisi tarafından 8698573031006 kodlu “Nazal Oksijen Kanulü” malzemesinin en yüksek Referans fiyatının … TL olduğu ifade edilse de, yapılan UBB sorgulamasında söz konusu cihazın Mut Devlet Hastanesi tarafından … TL ve Marmara Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü tarafından … TL bedelle satın alındığının görüleceğini (EK-7), Kurumun söz konusu malzemeyi … TL bedelle aldığı düşünüldüğünde her hangi bir kamu zararının olmadığını,

• Sayıştay raporunda kamu zararı olarak ele alman tıbbi sarf malzemelerin tamamının sorgulamasının Malzeme Kaynakları Yönetim Sistemi (MKYS)’ne girilerek gerçekleştirildiğini, üniversitelerin MKYS’ye üye olmadığını, bu nedenle de alımı yapılan tüm mal ve malzemelerin fiyat kontrollerinin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasın (TİTUBB)’dan yapılabildiğini, Üniversitenin mevzuat açısından MKYS’ye üye olma durumunun olmadığını,

Ayrıca Sayıştay ilamında belirtilen “Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine alman tıbbi sarf malzemeleri stoklanabilir nitelikte olup, acil durumlarda kullanılması ve hastaya göre belirlenmesi gerekmeyen malzemelerdir. Dolayısıyla bu malzemelerin doğrudan temin usulü ile değil açık ihale ile rekabet koşulları oluşturularak alınması gerekmektedir” ibaresine yer verilmiş olsa da, söz konusu alımın tarihi incelendiğinde 19 Aralık 2014 tarihli yani 2014 yılı bütçe döneminin son günlerine denk geldiğinin görüleceğini, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünden gelen 15 Aralık 2014 tarih ve 10973 sayılı Bakan Mehmet ŞİMŞEK imzalı yazıda belirtilen “ödenek gönderme belgesine bağlanan ve 19/12/2014 Cuma günü mesai bitimine kadar harcanmayacağı kesinleşen ödeneklere ilişkin tenkis işlemleri, harcama birimleri ve mali hizmetler birimlerince 5 sıra no’lu 2006 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği çerçevesinde yapılarak, en geç 24/12/2014 Çarşamba günü mesai bitimine kadar sonuçlandırılacaktır” (EK-9) ibaresi dikkate alındığında söz konusu malzemelerin Açık ihale Usulü ile alınmasına imkan bulunmadığından, zaruretten dolayı doğrudan temin usulünün tercih edildiğini fakat bu yöntem tercih edilmesine rağmen UBB fiyatlarının üzerine kesinlikle çıkılmayarak kamunun zarara uğratılmadığını, sonuç olarak, gerçekleştirilen alım işleminde sağlık hizmetleri aksatılmadan, kamu hizmetinin yerine getirildiğini ifade etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“35 inci maddeye ilişkin olarak da 4 üncü madde için ortaya konulanlar dile getirilmiş, alımlarla ilgili belgeler eklenilerek, bu alımlar için bir kamu zararından söz edilemeyeceği ifade edilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına hükmedilmesi talep edilmektedir.

Belirtilen durumlar karşısında adı geçenin temyiz talebinin kabulü ile iddiaların araştırılması için Dairesine Tevdiine hükmedilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir. 

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4 üncü maddesinde açık ihale usulü, “bütün isteklilerin teklif verebildiği usul”, doğrudan temin “bu kanunda belirtilen hallerde ihtiyaçların, idare tarafından davet edilen isteklilere teknik şartların ve fiyatın görüşülerek doğrudan temin edildiği usul” olarak tanımlanmış,

5 inci maddesinde;

“İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.

…

Bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü temel usullerdir. Diğer ihale usulleri Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabilir.

…” hükmüne yer verilmiştir.

Açık ihale usulü bütün isteklilerin teklif verebildiği usul olarak tanımlandığından ve tüm ihalelerin bu usule göre yapılması mümkün olduğundan açık ihale temel usul olarak belirlenmiştir.

4734 sayılı Kanunun doğrudan temini düzenleyen 22 nci maddesinde;

“Aşağıda belirlenen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir:

a) İhtiyacın sadece gerçek veya tüzel tek kişi tarafından karşılanabileceğinin tespit edilmesi.

b) Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması.

c) Mevcut mal, ekipman, teknoloji veya hizmetlerle uyumun ve standardizasyonun sağlanması için zorunlu olan mal ve hizmetlerin, asıl sözleşmeye dayalı olarak düzenlenecek ve toplam süreleri üç yılı geçmeyecek sözleşmelerle ilk alım yapılan gerçek veya tüzel kişiden alınması.

…

f) Özelliğinden ve belli süre içinde kullanılma zorunluluğundan dolayı stoklanması ekonomik olmayan veya acil durumlarda kullanılacak olan ilaç, aşı, serum, anti-serum, kan ve kan ürünleri ile ortez, protez gibi uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü tıbbî sarf malzemeleri, test ve tetkik sarf malzemeleri alımları.

…” denilmiş,

Kamu İhale Genel Tebliğinin 22 nci maddesinin 7 nci fıkrasında;

“Kanunun 22 nci maddesinin (f) bendinde yer alan hüküm çerçevesinde; özelliğinden ve belli süre içinde kullanılma zorunluluğundan dolayı stoklanması ekonomik olmayan veya acil durumlarda kullanılacak olan ilaç, aşı, serum, anti-serum, kan ve kan ürünleri ile ortez, protez gibi uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü tıbbî sarf malzemeleri, test ve tetkik sarf malzemeleri alımlarının doğrudan temin yoluyla karşılanması mümkün bulunmaktadır. Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; özellikle hayati önemi haiz olan ve acil müdahale gerektiren kalp ve ortopedi ameliyatlarında kullanılan ilaç ve malzemelerin özellikleri, boyutları ve nitelikleri kullanılacak hastaya göre değiştiğinden ya da belli bir kullanım süresi bulunmasından dolayı bu süre içinde kullanılmaları zorunlu olduğundan; hem idarenin yararı, hem de hastaların mağdur edilmemesi açısından bu gibi ilaç ve malzemelerin ihale yoluyla önceden temin edilip stoklanması yerine, ihtiyaç duyulduğunda doğrudan temin edilmesinin öngörüldüğü belirtilmektedir. Buna göre, hastaya özgü olup özelliğinden dolayı stoklama imkanı bulunmayan mal ve malzemelerin de bu madde çerçevesinde temini mümkün bulunmaktadır.” hükmü yer almıştır.

Bu hükümlere göre tıbbi malzeme ihtiyaçlarının ihale yapılmadan 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (f) fıkrasına göre temin edilebilmesi için bunların stoklanmasının ekonomik olmaması, acil durumlarda kullanılacak olması, uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü olması gerekmektedir.

Bu noktada; ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi malzeme alınması sonucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesi ile yazılan ilam hükmüne bakıldığında kamu zararının; Malzeme Kaynak Yönetim Sisteminde yer alan fiyatlar baz alınarak paket alım şeklinde tedarik edilmiş malzeme için kalem bazında fiyat mukayesesi yapılmak suretiyle tespit edildiği görülmektedir.

Oysa; Malzeme Kaynak Yönetim Sistemi, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Merkez Teşkilatı ve İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yapılan tüm mal ve malzeme alımlarının girildiği ve ortalama fiyat düzeyi tespiti yapılarak aynı mal veya malzemenin aşırı fiyatla alınmasının önlendiği, o mal veya malzemenin daha uygun fiyatla satışını yapan firmadan alınıp kullanılacak yere transferinin sağlandığı dolayısıyla Bakanlığa bağlı kurumların malzeme ve depolarındaki taşınır takibinin yapılabildiği, fiyat ve ihtiyaç fazlası malzemenin izlenebildiği bir sistemdir.

Sağlık Bakanlığının kullandığı dolayısıyla sadece Sağlık Bakanlığına bağlı kurumların girebildiği Malzeme Kaynak Yönetim Sistemine üniversitelerin giriş izinlerinin olmaması mal ve malzemelerin ortalama fiyat düzeylerinin belirlendiği bu sistemde fiyat sorgulaması yapmalarına engel olmaktadır.

Kaldı ki, kamu zararı tablosuna esas alınan sisteme ait fiyatlar, Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından yapılan alımların yüksek miktarlarda olması nedeniyle daha düşük olabilirken, söz konusu üniversitenin yeni kurulmuş Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine ait alımlarının nispeten az miktarlarda olmasından kaynaklı, daha merkezi ve sayı olarak yüksek alımlara ilişkin düşük fiyat düzeyini yakalayamadıkları tespiti ile birlikte satın alma sürecinde malzemeye ait marka, model, miktar, tedarikçi firmanın bulunduğu yer gibi koşullar da dikkate alınarak piyasa fiyat araştırması sonucunda yaklaşık maliyetin oluşturulduğu ve en düşük teklifi veren firmadan malzemenin tedarik edildiği görülmektedir.

Sonuç itibariyle; Kamu zararına esas fiyatların Malzeme Kaynak Yönetimi Sisteminden alındığı, Sağlık Bakanlığına bağlı kurumların kullandığı bu sistemin üniversitelere açık olmadığı ayrıca toptan yapılmış bir alımda fiyat mukayesesinin alıma giren malzemelerin tümü üzerinden yapılması gerekirken, veri alınan sisteme (MKYS) göre sadece fiyatın yüksek görüldüğü malzeme kalemleri bazında yapılan bir hesaplamanın hatalı olacağı göz önüne alındığında; idare tarafından tıbbi malzeme temininin en düşük teklifi veren firmadan yapılmış olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 182 sayılı ilamın 35 inci maddesi ile … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın ilgili Daireye Gönderilmesine, oy çokluğu ile,

(Farklı gerekçe

Üyeler … ve … farklı gerekçesi:

İlamdaki tazmin hükmü, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi sarf malzemesi alınması nedeniyle verilmiş ve kamu zararından yaklaşık maliyeti belirleme komisyonu üyeleri de sorumlu tutulmuştur.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Doğrudan Temin” başlıklı 22 nci maddesinin son fıkrasında;

“Bu maddeye göre yapılacak alımlarda, ihale komisyonu kurma ve 10 uncu maddede sayılan yeterlik kurallarını arama zorunluluğu bulunmaksızın, ihale yetkilisince görevlendirilecek kişi veya kişiler tarafından piyasada fiyat araştırması yapılarak ihtiyaçlar temin edilir.” hükmü yer almıştır.

04.03.2009 tarih ve 27159 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin “Yaklaşık Maliyetin Hesaplanması” başlıklı 8 inci maddesinin 3-b bendinde de;

“İdare, piyasada alım konusu malı üreten veya pazarlayan gerçek veya tüzel kişilerden de fiyat bildirimi veya proforma fatura isteyerek yaklaşık maliyeti hesaplayabilir” denilmiştir.

Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine, Başhekimlik tarafından Rektörlük makamına yazılan yazıya istinaden 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (f) fıkrası gereğince en düşük teklifi veren firmadan 80 kalem tıbbi sarf malzemesi alınmıştır.

İdarece yapılan görevlendirme gereği 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde alıma ilişkin maliyet tespitini yapan yaklaşık maliyeti tespit komisyonu üyelerinin satın alma işlemlerinde alım kararı, usulü, ilgili kanun maddesi gibi hususlarda karar verme yetkisi bulunmadığından ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi malzeme alınmasından dolayı sorumlu tutulamazlar.

Diğer taraftan, ilamda kamu zararına esas fiyatların Malzeme Kaynak Yönetimi Sisteminden alındığı görülmektedir. Sağlık Bakanlığına bağlı kurumların kullandığı bu sistem üniversitelere açık olmadığından söz konusu sistemden alınan fiyatlarla bir kamu zararı hesaplanması üstelik toptan yapılmış bir alımda fiyat mukayesesinin alıma giren malzemelerin toplam bedeli üzerinden değil de kalem bazında yapılmış olması hatalıdır. Ancak ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla tıbbi mal ve malzeme alınması üniversitelerde yaygın bir sorun olup bu konuda idari inceleme yapılması ve Yükseköğretim Kurumu Başkanlığına bildirilmesini temin için hükmün bozulması gerekir.

Karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu ve 3.Daire Başkanı … ile Üyeler …, … ve … karşı oy gerekçesi:

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4 üncü maddesinde açık ihale usulü, “bütün isteklilerin teklif verebildiği usul”, doğrudan temin “bu kanunda belirtilen hallerde ihtiyaçların, idare tarafından davet edilen isteklilere teknik şartların ve fiyatın görüşülerek doğrudan temin edildiği usul” olarak tanımlanmış,

5 inci maddesinde;

“İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.

…

Bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü temel usullerdir. Diğer ihale usulleri Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabilir.

…”, hükmü yer almıştır.

Açık ihale usulü bütün isteklilerin teklif verebildiği usul olarak tanımlandığından ve tüm ihalelerin bu usule göre yapılması mümkün olduğundan açık ihale temel usul olarak belirlenmiştir.

4734 sayılı Kanunun doğrudan temini düzenleyen 22 nci maddesinde;

“Aşağıda belirlenen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir:

a) İhtiyacın sadece gerçek veya tüzel tek kişi tarafından karşılanabileceğinin tespit edilmesi.

b) Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması.

c) Mevcut mal, ekipman, teknoloji veya hizmetlerle uyumun ve standardizasyonun sağlanması için zorunlu olan mal ve hizmetlerin, asıl sözleşmeye dayalı olarak düzenlenecek ve toplam süreleri üç yılı geçmeyecek sözleşmelerle ilk alım yapılan gerçek veya tüzel kişiden alınması.

…

f) Özelliğinden ve belli süre içinde kullanılma zorunluluğundan dolayı stoklanması ekonomik olmayan veya acil durumlarda kullanılacak olan ilaç, aşı, serum, anti-serum, kan ve kan ürünleri ile ortez, protez gibi uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü tıbbî sarf malzemeleri, test ve tetkik sarf malzemeleri alımları.

…” denilmiş,

Kamu İhale Genel Tebliğinin 22 nci maddesinin 7 nci fıkrasında;

“Kanunun 22 nci maddesinin (f) bendinde yer alan hüküm çerçevesinde; özelliğinden ve belli süre içinde kullanılma zorunluluğundan dolayı stoklanması ekonomik olmayan veya acil durumlarda kullanılacak olan ilaç, aşı, serum, anti-serum, kan ve kan ürünleri ile ortez, protez gibi uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü tıbbî sarf malzemeleri, test ve tetkik sarf malzemeleri alımlarının doğrudan temin yoluyla karşılanması mümkün bulunmaktadır. Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; özellikle hayati önemi haiz olan ve acil müdahale gerektiren kalp ve ortopedi ameliyatlarında kullanılan ilaç ve malzemelerin özellikleri, boyutları ve nitelikleri kullanılacak hastaya göre değiştiğinden ya da belli bir kullanım süresi bulunmasından dolayı bu süre içinde kullanılmaları zorunlu olduğundan; hem idarenin yararı, hem de hastaların mağdur edilmemesi açısından bu gibi ilaç ve malzemelerin ihale yoluyla önceden temin edilip stoklanması yerine, ihtiyaç duyulduğunda doğrudan temin edilmesinin öngörüldüğü belirtilmektedir. Buna göre, hastaya özgü olup özelliğinden dolayı stoklama imkanı bulunmayan mal ve malzemelerin de bu madde çerçevesinde temini mümkün bulunmaktadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre tıbbi sarf malzemesi ihtiyaçlarının ihale yapılmadan 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (f) fıkrasına göre temin edilebilmesi için bunların stoklanmasının ekonomik olmaması, acil durumlarda kullanılacak olması, uygulama esnasında hastaya göre belirlenebilen ve hastaya özgü olması gerekmektedir.

Uygulamada, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine, 15.09.2014 tarih ve 340 sayılı onay belgesine istinaden 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (f) fıkrası gereğince 80 kalem tıbbi sarf malzemesi alındığı görülmüştür.

Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine alınan tıbbi sarf malzemeleri stoklanabilir nitelikte olup, acil durumlarda kullanılması ve hastaya göre belirlenmesi gerekmeyen malzemelerdir. Dolayısıyla bu malzemelerin doğrudan temin usulü ile değil açık ihale usulü ile rekabet koşulları oluşturularak alınması gerekmektedir. Ancak söz konusu tıbbi sarf malzemeler ihale yapılmadan doğrudan temin usulüyle alınmış ve malzeme fiyatlarının rayiç bedellerin üzerinde gerçekleşmesine neden olunmuştur.

Öte yandan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 48 inci maddesinin 2 nci fıkrasında;

“Özelliğinden dolayı stoklama imkânı bulunmayan ve acil durumlarda kullanılacak olan ilaç, tıbbi tüketim malzemeleri ile test ve tetkik tüketim malzemelerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesinin (f) bendine göre alınması halinde, alımın acil bir durum sebebiyle gerçekleştirildiğine ve stoklanmasının mümkün bulunmadığına ilişkin belge de ödeme belgesine bağlanır.” denilmiştir.

Ödeme emri belgesi ekleri arasında buna ilişkin herhangi bir belgenin de yer almadığı görülmüştür. Dolayısıyla söz konusu tıbbi sarf malzemelerinin stoklanması ekonomik olmayan ve acil durumlarda kullanılacak malzeme olarak değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde;

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

…

Esas alınır.” denilmiştir.

Buna göre Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine stoklanabilir nitelikte, acil durumlarda kullanılması ve hastaya göre belirlenmesi gerekmeyen tıbbi sarf malzemelerinin açık ihale yapmadan doğrudan temin usulüyle rayiç bedellerin üzerinde fiyatlarla alınması kamu zararı oluşturmaktadır. Bu nedenle verilen tazmin hükmünün tasdiki gerekir.)