ÖZET: Başvuran, sağlık durumu ve aile hayatı gerekçesiyle İzmir’de bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ancak, yapılan değerlendirmede, başvuranın hastalık nedeniyle nakil koşullarının oluşmadığı ve talep edilen ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. İdare, başvuranın sağlık durumu ile ilgili gerekli tedavi ve kontrollerin yapıldığını belirtmiş, dolayısıyla nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir.

Bununla birlikte, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, talep ettiği kurumlarda boşalma olması veya ailesine daha yakın illerde uygun kapasitede infaz kurumlarının bulunması halinde nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede, Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulması kararı alınmıştır. Başvuranın sağlık durumu ve ailevi koşulları göz önünde bulundurularak, nakil taleplerinin daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiği ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/12961-S.22.19859

BAŞVURU NO : 2022/5720

KARAR TARİHİ : 07/10/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Hükümlü ‘nin sağlık durumuna ve aile hayatına

BAŞVURUNUN KONUSU :

bağlı olarak ailesinin yaşadığı yer yakınında bir infaz kurumuna nakli istemine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 15/04/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. vekili Av. tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; başvuranın, İzmir 4 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırılmakta iken zorunlu nedenlerle Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, astım ve iltihaplı romatizma hastası olduğu, nakledildiği Antalya ilinin havasının nemli olduğu, nemin sağlık durumunu olumsuz etkilediği, hastalığının ilerlediği ve başvuranın şu an günlük aktiviteleri gerçekleştirirken zorlandığı, nakil geldiği kurumda benzer hastalığa sahip mahkûmlarla aynı koğuşu paylaştığı için koğuşun tüm iç düzenini hastalığın gerektirdiği şekilde düzenleme imkânına sahip iken, şu an bu imkâna da sahip olmadığı, başvuranın, Antalya ilinde derdest davası bulunmadığı, yüzde kırk engelli olan oğlu, yatağa bağımlı olan annesi, vasisi olan kardeşi ve yeğenlerinin İzmir ilinde yaşadığı, mesafe ve maddi kriterler de göz önüne alındığında ailenin Antalya iline nakledilen başvuranı ziyaret etmesinin güç olduğu ifade edilerek başvuranın ivedilikle İzmir iline naklinin yapılması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 03.06.2022 tarih, sayılı ve 12.09.2022 tarih, sayılı yazıları ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 20.09.2022 tarih, – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 56 ncı maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin “Zorunlu Nedenlerle Nakil” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Kapsama gücü aşımı nedeniyle” Genel Müdürlüğün 18.12.2020 tarihli ve sayılı yazısı uyarınca, Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü, 23.12.2020 tarihinde de anılan Kuruma nakledildiği, 2.2. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, 2.3. Mevzuata göre; hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, bu kapsamda, adı geçenin

01.03.2021 ve 22.03.2021 tarihli dilekçelerine istinaden kurum revirine çıkartıldığı, yapılan muayene

sonucunda hastaneye sevkinin uygun görüldüğü, 2.4. 16.03.2021 tarihinde Elmalı Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde yapılan muayenesinde, “Hastanın solunum muayenesi normal, akciğer grafisi normal, SFT cihazı bozuk olması sebebiyle yapılamamıştır. İnhaler kullandığını ifade eden hastada Akut Pulmoner Patoloji saptanmadı.” ifadelerine yer verildiği, 2.5. 08.04.2021 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine tedavi ve kontrol amacı ile sevk edildiği, 2.6. 30.04.2021 tarihinde yine anılan Hastaneye sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda, astım bronşit tedavisine devam edilmesine karar verildiği, ayrıca iltihaplı romatizma olup olmadığı ile ilgili olarak tetkikleri sonuçlanmadığından 07.05.2021 tarihinde MR çekilmesinden sonra hastalığın olup olmadığına dair karar verileceğine dair bilgi verildiği, 2.7. 07.05.2021 tarihinde çekilen MR sonucu Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin İç Hastalıkları

Uzman Doktoru tarafından 21.05.2021 tarihinde rapor edildiği ve raporda, “Hastanın muayenesinde şiş eklemi olmadığı, MR sonucunun normal olduğu, bu bulgular ile hastada somut olarak patoloji romatoit artrid (iltihaplı eklem romatizması) düşünülmediği” ifadelerine yer verildiği, 2.8. 08.06.2022 tarihinde kurum revirine çıkartıldığı, yapılan muayene sonucunda tanzim edilen Durum

Bildirir Tek Hekim Sağlık Raporunda “Hükümlünün belirtmiş olduğu rahatsızlıklara istinaden Antalya EA

Hastanesi Romatoloji Polikliniğine sevki sağlanmış yapılan muayene ve tetkikler sonucu Romatoid Artrit hastalığı saptanmamıştır. Astımla ilgili tedavi ve kontrolleri düzenli olarak yapılmaktadır.” ifadelerine yer verildiği,

2.9. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin de sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı, 2.10. Hükümlü ve tutukluların tedavi nedeniyle başka ceza infaz kurumlarına nakilleri ise 5275 sayılı

Kanun’un 57 nci maddesinde yer alan hükümler uyarınca yapıldığı, bu kapsamda, adı geçenin yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca gerekli şartları taşımadığı tespit edildiğinden herhangi bir işlem başlatılmadığı, ayrıca adı geçenin de 5275 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi uyarınca herhangi bir talepte bulunmadığının tespit edildiği, 2.11. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.12. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.13. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, bu kapsamda, kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayı, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayının sistem tarafından otomatik olarak verildiği, 2.14. Diğer yandan, adı geçenin naklini talep ettiği; Bergama M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 442, kapasitesinin 470, doluluk oranının %134, İzmir 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza

İnfaz Kurumu mevcudunun 344, kapasitesinin 368, doluluk oranının %93 İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu mevcudunun 1593, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %159, İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 376, kapasitesinin 368, doluluk oranının %102, İzmir 2 No.lu

T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1688, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %169, İzmir 3

No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1679, kapasitesinin 1000, doluluk oranının % 168, İzmir 4 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1717, kapasitesinin 1000, doluluk oranının

% 172, İzmir/Aliağa Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 71, kapasitesinin 80, doluluk oranının %89, Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (Rehabilitasyon Merkezi) mevcudunun 83, kapasitenin 156, doluluk oranının % 53, Menemen R/Açık Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 242, kapasitesinin 296, doluluk oranının %173, Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1496, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %150, Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 477, kapasitesinin 400, doluluk oranının %119, Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1138, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %114, Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 652, kapasitesinin 1200, doluluk oranının % 54 olduğu, 2.15. Başvuranın kurumda barındırıldığı son 6 ay içerisinde (01/01/2022 – 07/06/2022) ailesi ve yakınları tarafından ziyaret edilmediği, telefon ile görüşme hakkından düzenli olarak faydalandırıldığı bilgilerinin

verildiği ve cevabi yazı ekinde başvuran adına, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevkine ilişkin işlemler ile adı geçenin sevki sonrası hakkında düzenlenen rapor örneğinin yer aldığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1.“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

3.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19. Maddesi; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 3.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkraları; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükümlerine amirdir.

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1. maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 4.1. “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesi; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 4.2. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” düzenlemelerine yer vermiştir.

5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” düzenlemesine yer vermiştir.

6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün

‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve

sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.

Düzenlemesine yer vermektedir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.

8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesi birinci fıkrası; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 8.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentleri; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 8.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesi; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308),

e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”, 8.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesi; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 8.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”, 8.5. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesi; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 8.6. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. Maddesinde; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, hükmüne amirdir 9. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrası;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı

Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.

9.1. Yönetmeliğin “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 79. Maddesi; “Hükümlü beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbi araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması halinde Devlet veya üniversite hastalnelerinin mahkum koğuşlarında tedavi ettirilir.” düzenlemesini içermektedir.

10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” düzenlemelerini içermektedir.

11.01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların

Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle

Nakiller, Ceza Tehir İşlemleri konulu Genelgenin “Hükümlü ve Tutukluların Tedavi Nedeni İle Nakil

İşlemleri Ve Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı 3. Kısım 4. Bölümü “ A. Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesi; “1. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya Üniversitesi hastanesine sevk edilicektir.”, 11.1. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesi; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir.

2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.

3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” düzenlemelerini içermektedir.

12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. Maddesi; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddeleri; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , düzenlemelerini içermektedir.

13. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela

Kuralları) ‘nın 42. maddesi; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hastalık nedeniyle nakil koşullarının oluşmadığı, başvuran tarafından talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin üzerinde dolu olduğu görülmekle, başvuranın nakil talebinin reddi; diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda

Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvuruda; aile hayatına ve sağlık durumuna bağlı olarak başvuranın İzmir ilinde bulunan bir ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesi talep edilmektedir.

16. Hastalık nedeni ile nakil talebine ilişkin olarak; 16.1. Anayasa’nın 17 nci maddesi 1inci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 nci ve Medeni ve

Siyasi Haklar Sözleşmesi 6 ncı maddesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.

16.2. Devlet, her mahkûmun insan onuruna uygun koşullarda tutulması ve tedbirin icra yöntemlerinin ilgilinin, tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması ve hapis cezasının uygulama gerekleri bakımından gerekli tıbbi bakım ve uygun şekilde beslenmesi de dâhil olmak üzere, mahkûmun sağlık ve esenliğinin güvence altına alarak, fiziki bütünlüğünü koruma hususunda pozitif yükümlülük altındadır (AİHM, Kudła/Polonya, B. No: 30210/96, AİHM, Mouisel/Fransa, B.No: 22277/93, AİHM Tekin Yıldız/Türkiye, B.No: 22913/93).

16.3. Devletin mahkûmun sağlık ve rahatını sağlama yükümlülüğü kapsamında ve Ceza İnfaz Kurum koşulları, Kurum iç ve dış koşullarının hastalığın tedavisinde yetersiz kalması, Kurumda ilgili tıbbi servislerin olmaması, hastanelerin ise uzak olması gibi nedenlerle mahkûmun sağlığının olumsuz etkilendiği hallerde, 5275 sayılı Kanun, 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

Genelgesi ilgili hükümlerine göre, başvuranın sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde tedavi nedeniyle başvuranın başka kurumlara naklinin sağlanması mümkün kılınmıştır.

16.4. Başvuruda, adı geçenin, “astım ve iltihaplı romatizma” hastalıkları olduğu beyan edilmiştir. İdare tarafından dosya içeriğine sunulan cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinde; başvuranın 01.03.2021 ve

22.03.2021 tarihli dilekçelerine binaen kurum revirinde muayene edildiği, muayene sonucu hastaneye sevk

edilmesinin uygun görüldüğü, 16.03.2021 tarihinde Elmalı Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları

Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayenesinde, “Hastanın solunum muayenesi normal, akciğer grafisi normal, SFT cihazı bozuk olması sebebiyle yapılamamıştır. İnhaler kullandığını ifade eden hastada Akut

Pulmoner Patoloji saptanmadı.” değerlendirmesine yer verildiği, başvuranın 08.04.2021 ve 20.04.2021 tarihlerinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda, astım bronşit tedavisine devam edilmesinin uygun görüldüğü, iltihaplı romatizma hastalığının saptanabilmesi için

MR (Emar) görüntülemesi önerildiği, 07.05.2021 tarihinde gerçekleştirilen MR görüntülemesi neticesinde

İç Hastalıkları Uzman Doktoru tarafından düzenlenen 21.05.2021 tarihli rapor içeriğinde, başvuranın muayenesinde şiş eklemi olmadığı, MR sonucunun normal olduğu, bu bulgular ile hastada somut olarak patoloji romatoit artrid (iltihaplı eklem romatizması) düşünülmediği tespitine yer verildiği görülmüştür.

Başvuran, son olarak 08.06.2022 tarihinde kurum revirinde muayene edilmiş, düzenlenen sağlık raporunda, başvuranın belirtmiş olduğu rahatsızlıklara istinaden Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi Romatoloji

Polikliniğine sevkinin sağlandığı, yapılan muayene ve tetkikler sonucu Romatoid Artrit hastalığı saptanmadığı, astımla ilgili tedavi ve kontrollerinin düzenli olarak yapılmakta olduğu yönünde sağlık raporu düzenlenmiştir.

16.5. Yukarıda izah edildiği üzere mevzuata göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle nakil edilebilmesi için bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olması esas koşuldur. Geçmiş ve aktif şikâyetleri doğrultusunda yapılan muayene ve tetkiklere göre, uzman hekimlerce, başvuranda Romatoit Artrid (iltihaplı eklem romatizması) hastalığı saptanmadığı, astımla ilgili tedavi ve kontrollerinin düzenli olarak yapılmakta olduğunun değerlendirildiği,

bu nedenle idarenin başvuranı, sağlık durumu nedeniyle nakil ile ilgili hukuki düzenlemeler kapsamında değerlendirmediği, başvuranın tedavi ve kontrollerinin gerçekleştirilmesi bakımından, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması adına gereken tedbirlerin idare tarafından alındığı, yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği, bu bakımdan başvuranın hastalık nedeniyle nakil talebinin reddedilmesinde, hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir.

17. Başvuranın aile hayatına bağlı nakil talebine ilişkin olarak; 17.1. Anayasanın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. ( AİHM, Messina v.

Italy, B.No: 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No:

2013/4708).

17.2. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).

17.3. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir 17.4. Somut olayda başvuranın bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunun, ailesinin yaşadığı İzmir ilinden uzak olduğu, bu ilde yaşamakta olan oğlunun sağlık kurulu raporuyla %40 kırk engelli, annesinin yatağa bağımlı olduğu, başvuranı ziyaret edemedikleri gerekçeleri ile nakil talebinde bulunulmaktadır. 5275 sayılı

Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı Maddesi gereği, idarenin hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü “kurum kapasitesi” nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin,

ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

17.5. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844, 2020/1571, 2021/9224 ve 2021/12725 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740-S.20.12162 sayılı, 17/04/2020 tarih, 2020/6272-S.20.9914, 06/08/2021 tarih, 2021/11395S.21.18333 ve 17/01/2022 tarih, 2022/706-S.22.1105 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.

17.6. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmamaktadır. Bununla birlikte, sağlık raporu ile, başvuranın oğlu %40 oranında engelli, annesi ise yatağa bağımlıdır. Kendilerine yakın bir yerde barındırılması durumunda adı geçenlerin başvuranı ziyaret edebilmeleri kolaylaşacaktır.

Başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının kapasitesi ise oldukça doludur. Talep edilen kurumların tamamı %100 doluluk oranında değilse de ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar da dikkate alınarak değerlendirme yapılmaktadır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın yakın aile bireylerinin sağlık durumu da gözetildiğinde, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Hastalık nedeniyle nakil koşullarının oluşmadığı, başvuran tarafından talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin üzerinde dolu olduğu görülmekle, başvuranın nakil talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvuran vekiline ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi