ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından emeklilik aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme borç kaydı oluşturulması nedeniyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Başvurusunda, 2007-2008 yıllarında sahte bir işyerinde çalıştığı gerekçesiyle primlerinin silindiğini ve bu durumun emeklilik aylığını etkilediğini belirtmiştir. Ayrıca, SGK’ya yaptığı dilekçelere yanıt alamadığını ifade ederek, aylığının yeniden bağlanmasını ve tahakkuk ettirilen borcun iptal edilmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 2007-2008 yıllarında 211 gün süreyle sahte bir işyerinde çalıştığını tespit etmiş ve bu nedenle emeklilik şartlarını kaybettiğini bildirmiştir. Kurum, başvuranın 4/1-(a) kapsamında emeklilik aylığına hak kazanamadığını ve bu nedenle daha önce ödenen aylıkların geri alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvuranın talepleri, Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme sonucunda hukuka uygun bulunmuş ve ret kararı verilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emeklilik şartlarını taşımadığı ve SGK’nın yersiz ödemeleri geri alma işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır. Başvuranın, sahte sigortalılık nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanmadığı ve yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durum olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/10275-S.15799

BAŞVURU NO : 2019/8956

KARAR TARİHİ : 16/10/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın primlerinin silinmesi nedeniyle emeklilik aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme borç kaydı çıkarılması hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 26/04/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, 17/01/2019 tarihinde emekli aylığını almak için bankaya gittiğinde aylığının yatmamış olduğunu gördüğünü, Konya SGK İl Müdürlüğüne gittiğinde sahte işyerinde çalışma nedeniyle 2007-2008 yıllarında 7 aylık primlerinin silindiğini ve bu nedenle aylığının kesildiğini öğrendiğini, tarafına 01/10/2010 -18/01/2019 tarihlerinde almış olduğu 109.292,97

TL emekli aylığı ve 33.988,67 TL faizi olmak üzere toplam 143.281,64 TL borç tahakkuk ettirildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna 3 adet dilekçe verdiğini ve borcunun silinmesini istediğini, bu dilekçelerine cevap alamadığını, Kurumumuza daha önce yapmış olduğu başvurusuna verilen Gönderme Kararı üzerine Sosyal Güvenlik Kurumundan 24/04/2019 tarihinde cevap geldiğini, CİMER müracaatında da bulunduğunu, … sayılı rapora istinaden primlerinin silindiği cevabını aldığını, bahse konu rapor hazırlanırken kendisini de ifadeye çağırdıklarını, görevli müfettişe ifade verdiğini, ifade esnasında rahatsızlanması nedeniyle raporu tam olarak okuyup anlayamadan imzaladığını belirterek emekli aylığının yeniden bağlanmasını, 2019/Ocak ayından itibaren ödenmeyen maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini ve tarafına tahakkuk ettirilen borcun iptal edilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 26/07/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 27/08/2019 tarihli ve … sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvurana, 01/09/2010 tarihli Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesine istinaden 01/10/2010 itibariyle 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesini (A) bendine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.2. Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları marifetiyle yapılan denetim sonucunda düzenlenen denetim raporuna istinaden, başvuranın 4/1-(a) kapsamında 13/07/2007

– 12/02/2008 süresinde geçen 211 prim gün sayısının iptal edilmesi sonucu, 2829 sayılı

Kanunun 8 inci maddesine göre son yedi yıllık hizmet süresi içerisinde en fazla hizmetinin 4/1(b) kapsamında geçtiğinin anlaşılması üzerine, sigortalının 4/1-(a) kapsamında yaşlılık aylığı bağlama koşulunu yitirmesi nedeniyle aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmiş olduğu,

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

2.3. 4/1-(a) kapsamındaki gün sayısının 1260 güne tamamlanması halinde yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olacağı, 2.4. Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanunun 5510 sayılı Kanunla yürürlükte bırakılan Geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre, sigortalıların aylığa hak kazanma koşullarının değerlendirilmesinde, 01/10/1999 tarihinde kadın ise 50, erkek ise 55 yaş ve en az 15 tam yıl için 2 yıldan daha fazla süre bulunması halinde kademeli geçiş sürecinin uygulanmakta olduğunu, erkek sigortalılar için anılan sürenin 10 yıldan fazla olması durumunda aylık bağlanması için gerekli yaş koşulunun 58 olduğu, 2.5. Başvuranın ilk defa 22/06/1971 tarihinde 4/1-(a) kapsamında çalışmaya başladığı, 2.6. 31/07/2019 tarihi itibariyle 4/1-(a) kapsamında 1230, 4/1-(b) kapsamında 4057 olmak üzere toplam 5287 prim ödeme gün sayısının bulunduğu, 2.7. 01/10/1999 tarihinde 1624 prim ödeme gün sayısının bulunması, 1479 sayılı Kanunun

Geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre 58 yaş ve 15 tam yıl (5400 gün) koşullarının yerine getirilmesi halinde 4/1-(b) kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanacak olduğu, anılan koşullardan yaş koşulunun sağlanmasına rağmen prim ödeme gün sayısı koşulunun yerine gelmediğinin anlaşıldığı, 2.8. Başvuranın aylıklarının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmesi üzerine, tarafına 01/10/2010-16/01/2019 süresinde ödenen aylıklar için 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince borç kaydı oluşturulduğu, 2.9. Sahte hizmet bildiriminin ilgili mevzuatında “kasıtlı ve kusurlu davranış” kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle sigortalı adına 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yersiz ödeme borç kaydı oluşturulduğu, 2.10. Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları marifetiyle düzenlenen 22/06/2017 tarihli ve … sayılı denetim raporuyla, başvuranın … sicil numaralı … Ltd. Şti.

unvanlı işyerinde geçen 13/07/2007-12/02/2008 süresi 211 günlük hizmetinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespiti üzerine başvuranın 2829 sayılı Kanun gereği 4/1-(a) kapsamında aylığa hak kazanamaması ve sonucunda 5510 sayılı Kanunun fazla ve yersiz ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin uygulandığı, 2.11. Borç işleminin dayanağının belirtilen denetim raporuna göre hizmetlerin iptali, iptal edilen hizmetler sonucu 2829 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda 4/1-(a) kapsamında aylığa hak kazanma koşullarının yerine getirilmediğinin tespiti olduğu, 2.12. Anılan denetim raporunun Kurum Başkanlığının 2013/5 sayılı Genelgesi kapsamında düzenlenmiş ve mevzuata uygun olduğu, 2.13. Konu hakkında başvuran ile Kurum arasında yürümekte olan herhangi bir dava ya da verilmiş bir yargı kararı olmadığı hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Geçici 81 inci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

A) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanır.” 6. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinde; “ Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”

7. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu (Bağ-Kur) Kanununun Geçici 10 uncu maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklıdır.

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren, …

e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara 56, erkeklere 58 yaşını, Doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.”

8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden başvuranın, ilk defa 22/06/1971 tarihinde 4/1(a) kapsamında çalışmaya başladığı, 01/10/2010 tarihinde 506 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, 22/06/2017 tarihli denetmen raporu ile … sicil numaralı … Mak.

Met. Otom. Nak. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinden 01/07/2007 tarihi itibariyle haksız menfaat temini maksadı sahte bildirimlerde bulunulduğu ve işyerinden sigortalı bildirimi yapılan kişilerin bu tarihten itibaren fiilen çalışmadıkları yönündeki sonuç ve kanaatin üzerine başvuranın da 13/07/2007-12/02/2008 tarihlerinde ilgili şirkette sigortalı görünmesi nedeniyle bu döneme ait primlerinin silindiği anlaşılmıştır. 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca emekli aylığı bağlanacağı yönündeki hüküm uyarınca 4/1-(a) kapsamında emekli aylığı bağlandığı ancak … Mak. Met. Otom. Nak. Tic. Ltd.

Şti. unvanlı işyerinde geçen 211 günlük primlerinin silinmesi dolayısıyla ilgili madde uyarınca 4/1-(a) kapsamındaki emeklilik şartlarını artık taşımadığı anlaşılınca, 4/1-(b) kapsamında emeklilik şartlarını taşıyıp taşımadığı değerlendirilmişse de 1479 sayılı Kanunun Geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre 58 yaş ve 5400 prim gün sayısı şartlarından yaş şartını taşımakla birlikte prim gün sayısını taşımadığından 4/1-(b) kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanamadığı anlaşılmıştır.

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın 2007-2008 yıllarında 211 günlük fiili hizmete dayanmayan çalışmaların iptal edilen primleri nedeniyle 4/1-(a) kapsamında emeklilik şartlarını taşımaması, emekliliğinin iptal edilmesi, 4/1-(b) kapsamında da prim ödeme gün sayısı eksikliği nedeniyle yeniden emekli aylığı bağlanamaması, emekli olma şartlarını taşımaması nedeniyle SGK tarafından 01/10/2010 tarihinden itibaren yapılan ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96/1-(a) maddesi kapsamında geri alınması nedeniyle başvurana 143.281,64

TL borç çıkarılması noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

12. Maaşın yeniden bağlanması ve Ocak 2019 döneminden itibaren kesilen aylıklarının faiziyle ödenmesi talepleri hakkında; 13. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir.

Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve

Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

14. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay

Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E. 2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı

Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

15. Başvuranın 211 günlük Erpalkan Mak. Met. Otom. Nak. Tic. Ltd. Şti unvanlı işyerinde geçen prim sürelerinin silinmesinin değerlendirilmesi gerekirse ilgili denetim raporuna bakmak gerekecektir. İlgili raporları kısaca özetlemek gerekirse; 15.1. Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 25/11/2011 tarih ve

VDENR-2011-2051/9 sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; …. Ltd. Şti.nin kuruluşundan itibaren gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin olmadığı ve şirketin komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurulduğu sonucuna varıldığı ve 31/08/2008 tarihi itibariyle re’sen terkin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı görülmektedir.

15.2. 22/06/2017 tarih ve 2017/MSC-40 sayılı denetmen raporunun içeriğinden; bir veya birden çok işveren tarafından hizmet akdine göre çalıştırılan kimselerin sigortalı sayılacağı, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığı, aynı zamanda o kimsenin kanunun belirlediği biçimde eylemli olarak çalışmasının da koşul olduğu, 5510 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde ve Yargıtay Hukuk Kurulunun birçok kararında (Örn.23/12/2009 gün ve E: 2009/10-581, K: 2009/619, 21/09/2011 gün ve E:2011/10-527, K:2011/522 sayılı kararlar) vurgulandığı, işyerinde fiilen çalışmadığı halde salt kayıt ve belgelerde çalışıyor gösterilen kimseler aslında sigortalı niteliği taşımadığı ve Sosyal Güvenlik anlamında “sahte sigortalı” sayıldığı, ilgili işyerinin “sahte işyeri” olup olmadığının aydınlatılması amacıyla söz konusu işyerine ait diğer kurumlardan gelen bilgi ve belgelerin incelendiği, Maliye Bakanlığından istenilen raporun da incelendiği (§14.1), sigorta bildirimi bulunan kişilerin de beyanlarına başvurulduğu, ilgili beyanlarına bakıldığında 1,5 ay çalıştım diyenin 8 aya yakın bildirildiği, kimisini işvereni tanımadığı, işyerinde 3 çalışan olmasına rağmen bu 3 çalışanın birbirini tanımadığının kişilerin beyanlarından tespit edildiği, bunun yanında adres gösterilen yerle ilgili tutarsız pek çok hususun görüldüğü gibi nedenlere dayanılarak raporun sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

15.3. İlgili denetmen raporunu ve yine rapora esas oluşturan hususlardan biri olan Maliye

Bakanlığının Vergi Tekniği Raporu incelendiğinde, bahse konu şirketin gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin olmadığı, başvuran tarafından da mevcut tespitin aksi yönünde kanaate ulaşılacak herhangi bir husus ortaya konulmadığından, raporlara konu işyerinin sahte işyeri olduğu ve dolayısıyla çalışıyor gösterilen kimselerin de sahte sigortalı olduğu hususunda anılan raporlardaki sonuçlara iştirak edilmiştir.

16. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporu çerçevesinde yapılan değerlendirmede; başvuranın 13/07/2007-12/02/2008 tarihleri arasında …Ltd. Şti unvanlı işyerinde geçen çalışmalarının, 4/1-(a) sigortalılığını doğuracak fiili çalışma olgusu ile ücret ve bağımlılık unsurlarını içermediğinden iptal edilmesi nedeniyle 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereği, 4/1-(a) kapsamında hak kazandığı yaşlılık aylığı şartlarını kaybettiği, ilgili

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

madde uyarınca 4/1-(b) kapsamında yaşlılık aylığı almaya ilişkin şartları ise prim gün sayısının yeterli olmaması nedeniyle sağlayamadığı anlaşıldığından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan emekli aylığı kesilmesi ve yeniden bağlanamaması yönündeki işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

17. Başvurana aylıklarının iptali dolayısıyla 01/10/2010 tarihinden 18/01/2019 tarihine kadar yapılmış aylık ve diğer ödemelerin geri alınması hakkında; 18. 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik

Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin

Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

19. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; “Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır (§59-60).” 20. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.

No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurucuya yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse yaklaşık 9 yıl boyunca kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

21. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 21.1. Kanunilik

Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B.

No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

21.2. Meşru Amaç

Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik

Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

21.3. Ölçülülük

Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir

(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olayda denetim raporlarında başvurucunun sahte işyerinde sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvurucunun tam yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görüldüğü, denetim raporları çerçevesinde başvurucunun iyi niyetli olamayacağı değerlendirilmektedir.

Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

22. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle emekli olma şartlarını taşımadığı

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan fazla ve yersiz ödemelerin geri alınması hususlarında idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Konya İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.