ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan sahte sigortalılık tespiti sonucu emekli maaşının kesildiğini ve geçmişe dönük yersiz ödeme borcu çıkarıldığını iddia ederek itirazda bulunmuştur. Başvuru, 5 Mayıs 2023 tarihinde yapılmış olup, başvuran, iptal edilen 87 günlük sürenin askerlik hizmetine dayandığını ve geçmişteki pancar ekimi nedeniyle prim ödemeleri olduğunu belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın söz konusu sürelerdeki hizmetlerinin sahte olduğunu tespit etmiş ve bu nedenle emekli aylığını iptal etmiştir.

Kurum, başvuranın 2017 yılında bağlanan emekli maaşının, fiili çalışmaya dayanmayan hizmetler nedeniyle iptal edildiğini, bu durumun yersiz ödemelere yol açtığını ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın askerlik süresinin başka birine aktarıldığı ve geçmişteki tarımsal faaliyetlerine ilişkin prim sürelerinin de dikkate alınmadığı belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum tespit edilemediği sonucuna vararak başvurunun reddine karar vermiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli aylığının iptali ve yersiz ödemelerin geri alınması yönündeki işlemler, hukuka uygun bulunmuş ve başvurunun reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/13748-S.23.21738

BAŞVURU NO : 2023/6374

KARAR TARİHİ : 27/10/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın sigorta bildirimlerinin sahte sigortalılık tespiti sonucu iptal

BAŞVURUNUN KONUSU :

edilmesi, emekli maaşının kesilmesi ve tarafına yersiz ödeme borcu çıkarılması işlemlerine karşı itirazı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/05/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; almakta olduğu emekli maaşının kendisinden ifade alınmadan sahte sigortalılık gerekçesiyle 87 gününün iptal edilmesi nedeniyle kesildiğini ve geçmişe dönük maaş ödemeleri için tarafına borç çıkarıldığını, oysa söz konusu sürede sahte sigortalılığının söz konusu olmadığını, nitekim iptal edilen 87 günlük süreyi tamamlayacak askerlik süresi olduğunu, askerlik süresinin 2 aylık kısmına ilişkin sürenin başka bir sigortalıya aktarıldığını, diğer yandan 1996-1999 yılları arasında pancar ekimine bağlı olarak prim ödemesi olduğunu, 1999 yılına ait prim ödemesine rağmen kurumun söz konusu dönemi sigorta süresine dâhil etmediğini belirterek emekli maaşının iptali işlemi ile ödenmiş emekli maaşlarının geri istenmesi işleminin kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 19/06/2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 10/09/2023 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde ilgili mevzuatına da yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Adı geçen sigortalıya ilk kez 28/04/2017 tarihli talebine istinaden 01.05.2017 tarihinden itibaren,

506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-(c) bendine göre, 25 yıl sigortalılık süresi 46 yaş ve 5075 gün koşulunu

sağlaması nedeniyle 4/1-(a) kapsamında 5077 gün üzerinden aylık bağlandığı,

2.2. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olup bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmadığı, 2.3. Diğer taraftan, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca düzenlenen denetim raporlarının incelenmesinde; sigortalıların aylık bağlama işlemleri sırasında dikkate alınan hizmetlerin sahte olduğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hizmetler için hizmet bildirimi ve hizmet birleştirmesi yapılmaması nedenleriyle, sigortalıların gerek aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde gerekse gelir/aylık bağlama işlemlerinde anılan hizmetler dikkate alınmadığı, 2.4. 5510 sayılı Kanun’un “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinin; Kurumca sigortalılara fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen ödemeler, sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemelerin bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı hükmünü amir olduğu, 2.5. Bu kapsamda 13.01.2021 tarihli ve sayılı denetim raporuyla anılan sigortalının sicil numaralı ünvanlı iş yerinde geçen 4/1-(a) çalışmalarının (30 gün) iptal edildiğinden toplamda 5047 günü kaldığı ve aylığa hak kazanma için gerekli olan 5075 gün koşulunu sağlamadığı gerekçesi ile yaşlılık aylığının iptal edildiği, buna bağlı olarak 01/05/2017-19/08/2022 süresi içinde gerçekleştirilen yersiz ödemeler nedeniyle 104.668,77 TL tutarın tarafına borç çıkarıldığı, 2.6. Bunun dışında ilgilinin 01/03/1984-01/09/1985 tarihleri arasında silahaltında bulunduğu, bu dönemde kendisinin herhangi bir işe girişi mevcut olmayıp yanlış sicil numarasıyla farklı bir kişinin 120 günlük hizmetinin sehven anılan adına sisteme işlendiğinin tespit edildiği, bahsi geçen dönemde sigortalıya ait iki aylık hizmet bulunmadığı, başka bir sigortalıya ait hizmetlerin başvuru sahibinin hizmet dökümünde görülmesinin sebebinin o dönemlerin bilgisayar ortamına aktarılırken işveren tarafından aylık hizmet prim belgesine sehven yanlış sicil numarasına yazılması olduğu, bahse konu sigortalının hizmet dökümünde başka bir sigortalının isminin görülmesi üzerine bu ismin karşısında bulunan iş yeri dönem bordrolarının kontrol edilmesi sonucu hizmet dökümünde ismi geçen hizmetlerin doğru sicil numarasına aktarılmasının gerçekleştirildiği, 2.7. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 01/04/1994 tarihli ve 4 Seri No.lu “2926 sayılı

Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği”nin “I- Prim

Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlığı ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 17’nci maddesi uyarınca; başvuranın 4/1-(b) dosyasında yapılan incelemede görüldüğü üzere 1996 ve 1999 yılları arasında pancar ekiciliği yaptığı ve 29/02/1996 tarihinde başlayan PANLOBİRLİK kaydı nedeniyle 15/03/2011 tarihli talebi esas alınarak 01/05/1997 tarihinde tarım Bağ-Kur tescili yapıldığı, 4 Seri No.lu uygulama Tebliği’ne göre kesintilerin Kurumları hesaplarına aktarıldığı tarihi (22/04/1997) takip eden aybaşı itibarıyla kendisine tarım Bağ-Kur tescili yapıldığı, ilgilinin 01/03/1999-30/04/2008 tarihleri arasındaki süreye ait prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Kanun’un geçici 17’nci maddesine istinaden 28/02/1999 tarihi itibarıyla sigortalılığının durdurulduğu, 01/05/2008 tarihi itibarıyla yeniden başlatıldığı ve muafiyet belgesine istinaden de 01/06/2011 tarihinde sigortalılığının sonlandırıldığı,

2.8. Sigortalıya ilk kez 01/05/2017 tarihinden itibaren 5077 gün üzerinden aylık bağlanmış olup denetim raporu ile fiili olmadığı tespit edilen çalışmalarının iptal edilmesi sonrası anılanın tahsis talep tarihi itibarıyla prim ödeme gün sayısı koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle (5047 gün) aylığa hak kazanma şartlarını kaybettiği, daha sonra 24/08/2022 tarihinde yaptığı 35 günlük askerlik borçlanması ile prim ödeme gün sayısını 5082 güne tamamlayan sigortalının aylığa hak kazanma koşullarını sağlayarak 22/09/2022 tarihinde yeniden talepte bulunması nedeniyle 01/10/2022 tarihinden itibaren yeniden aylık bağlandığı, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Geçici 81/B maddesinde; “B) (Yeniden düzenleme:

23/5/2002-4759/3 md.) 23.5.2002 tarihinde; a) (A) bendi kapsamında olanlar hariç sigortalılık süresi 18 (dahil) yıldan fazla olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 40 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 23 yıldan (dahil) fazla olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 44 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün, b) Sigortalılık süresi 17 (dahil) yıldan fazla, 18 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 41 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 21 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 23 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün, c) Sigortalılık süresi 16 (dahil) yıldan fazla, 17 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve

42 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 20 yıl (dahil) dan fazla, 21 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık

sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları ve en az 5075 gün, d) Sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla, 16 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 43 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 18 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 20 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 47 yaşını doldurmaları ve en az 5150 gün, e) Sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 44 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 17 yıl (dahil) dan fazla, 18 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 48 yaşını doldurmaları ve en az 5225 gün, f) Sigortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla, 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün,

g) Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün, h) Sigortalılık süresi 11 (dahil) yıldan fazla, 12 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 47 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 12 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 14 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 51 yaşını doldurmaları ve en az 5450 gün, ı) Sigortalılık süresi 10 (dahil) yıldan fazla, 11 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 48 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 11 (dahil) yıldan fazla, 12 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları ve en az 5525 gün, j) Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla, 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 9 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 11 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün, k) Sigortalılık süresi 8 (dahil) yıldan fazla, 9 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 8 (dahil) yıldan fazla, 9 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları ve en az 5675 gün, l) Sigortalılık süresi 7 (dahil) yıldan fazla, 8 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 51 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 6 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 8 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 55 yaşını doldurmaları ve en az 5750 gün, m) Sigortalılık süresi 6 (dahil) yıldan fazla, 7 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 5 (dahil) yıldan fazla, 6 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 56 yaşını doldurmaları ve en az 5825 gün, n) Sigortalılık süresi 5 (dahil) yıldan fazla, 6 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 3 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 5 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 57 yaşını doldurmaları ve en az 5900 gün, o) Sigortalılık süresi 4 (dahil) yıldan fazla, 5 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 2 yıl 8 ay 15 (dahil) günden fazla, 3 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 58 yaşını doldurmaları ve en az 5975 gün, p) Sigortalılık süresi 3 (dahil) yıldan fazla, 4 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 55 yaşını doldurmaları ve en az 5975 gün, r) Sigortalılık süresi 2 yıl 8 ay 15 (dahil) günden fazla, 3 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 56 yaşını doldurmaları ve en az 5975 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.”, 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 6.1. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59’uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askerî işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askerî iş müfettişleri tarafından da yapılabilir.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İşverenler ve sigortalılar ile işyeri sahipleri, tasfiye ve iflâs idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar.”, 6.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, 6.3. “Kendi adına ve hesabına çalışanların sigortalılıklarının durdurulmasına ilişkin hükümler” başlıklı Geçici 17’nci maddesinde (Yürürlük tarihi: 30/04/2008); “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.

Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.”, 7. 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli 27010 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in; 7.1. “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde

Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.”, 7.2. “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler

Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur.”, 8. 26/03/1994 tarihli ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığının 4 Seri No.lu “2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal

Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği”nin “I- Prim Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın

Başlangıcı” başlığında; 2926 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun

7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil

işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re’sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.

Ancak, Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış ve bu Tebliğ uyarınca sattıkları ürün bedellerinden 1/4/1994 tarihinden itibaren prim tevkifatı yapılan

çiftçilerin, tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle Kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde, tevkifat tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla, tevkifat yapılan tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılıkları başlatılır. Sigortalılıkları bu şekilde başlatılan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini devam ettirmeleri koşuluyla, sigortalılıkları devam ettirilir. Tarımsal faaliyetin tespitinde ziraat odası kayıtları esas alınır. Ziraat odası kaydı olmaması halinde, tevkifata esas ürüne ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, kooperatif veya birliklerin, kayıtları esas alınır.

Sigortalının Kurumca re’sen tescili yapılmış ise, sigortalılık tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılır.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, Ret Kararı verilmesine ilişkin hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle; fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle hizmetinin iptal edilmesi sonucu aylığa hak kazanma koşulunu taşımadığından aylığının kesildiğini ve 2017 yılından beri tarafına ödenen 5 yıllık emekli maaşının geri alındığını, aylığa hak kazanma koşulunu sağlayacak askerlik süresi olduğunu ancak

2 aylık askerlik süresinin bir başkası adına aktarıldığını, ayrıca pancar ekimine bağlı olarak prim ödemesi

olmasına rağmen söz konusu dönemin sigorta süresine dâhil edilmediğini belirterek emekli maaşının iptali ile 5 yıl boyunca tarafına ödenen aylık miktarının borç çıkarılması işleminin kaldırılmasını ve emeklilik hakkının verilmesini talep etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 13/01/2021 tarihli denetim raporu ile başvuran adına 04/06/2012-31/08/2012 tarihleri arasında sigorta primi bildirimi yapılan iş yerinin sahte iş yeri olduğunun tespit edildiği, denetim raporuna istinaden başvuranın anılan tarihler arasındaki 30 günlük hizmet süresinin iptal edildiği, iptal edilen hizmetleri nedeniyle emekli aylığı bağlama şartlarını yerine getirmediği anlaşılan başvuranın emekli aylığının bağlandığı tarihten itibaren iptal edildiği ve bu kapsamda 01/05/201719/08/2022 tarihleri arasında başvurana yersiz yapıldığı anlaşılan ödemelerin borç çıkarıldığı, başvuranın askerlik yaptığı dönemde herhangi bir işe girişi mevcut olmayıp yanlış sicil numarasıyla farklı bir kişinin

120 günlük hizmetinin sehven başvuran adına sisteme işlendiğinin tespit edildiği, bahsi geçen dönemde

sigortalıya ait iki aylık hizmet bulunmadığı, ayrıca başvurana 1997 yılı itibarıyla tarım Bağ-Kur tescili yapıldığı, kendisinin 01/03/1999-30/04/2008 tarihleri arasındaki süreye ait prim borcu bulunduğundan

5510 sayılı Kanun’un geçici 17’nci maddesi gereğince 28/02/1999 tarihi itibarıyla sigortalılığının

durdurulduğu, 01/05/2008 tarihi itibarıyla yeniden başlatıldığı ve muafiyet belgesine istinaden de 01/06/2011 tarihinde sigortalılığının sonlandırıldığı ifade edilmiştir.

12. Bu çerçevede uyuşmazlığın temel olarak; başvuranın ünvanlı iş yerinden bildirilen hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığı hususunda ortaya çıktığı görülmekte olup buna dayanarak tesis edilen başvuranın emekli aylığının iptali ile ödenmiş emekli aylıklarının borç çıkarılması

işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk incelemesi yapılmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede şikâyet başvurusu bu üç ana başlık altında ele alınmıştır.

13. Bunun dışında başvuranın askerlik dönemi içerisinde iki aylık süresinin bir başka kişi adına aktarıldığı ve 1996-1999 yıllarında gerçekleştirdiği tarım faaliyetine ilişkin Bağ-Kur prim sürelerinin toplam hizmet süresine dâhil edilmediği iddialarına yönelik değerlendirmeler ise emekli aylığının iptali işleminin ele alındığı başlık altında yapılacaktır.

Başvuranın hizmetlerinden bir kısmının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi işlemine yönelik olarak; 14. Fiili çalışmaya dayanmayan sigortalılık sürelerinin iptali üzerine kesilen emekli aylıklarının yeniden bağlanması ve çıkarılan borçların iptal edilmesi talebiyle Kurumumuza yapılan başvurular üzerine yapılan inceleme ve araştırmada, öncelikle hizmetlerin iptaline dayanak olan denetim raporları titizlikle incelenmekte ve her somut olay özelinde denetim raporunun gerek usul gerekse içerik yönünden, idarece yapılan işleme dayanak olacak sonuca ulaşmaya yeterli nitelikte bulgu, tespit ve açıklama içerip içermediği değerlendirilmektedir. Nitekim tesis edilen işlemin sigortalılar yönünden ortaya çıkardığı sonucun etkileri göz önüne alındığında, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olmadığı değerlendirilen denetim raporları üzerine tesis edilen işlemler hakkında, öncelikle yeniden ve sağlıklı bir denetim yapılması, ardından bu denetim sonucuna göre işlem tesis edilmesi tavsiyesinde bulunulurken, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olduğu değerlendirilen denetim raporları üzerine tesis edilen işlemlere yönelik başvurular hakkında ret kararı verilmektedir (Bkz. Tavsiye Kararları için: 30/11/2018 tarihli ve Başvuru

No: 2018/7475; 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/6374 2019/8250; 04/08/2020 tarihli ve Başvuru No : 2023/6374 2020/69440; Ret Kararları için: 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/6374 2019/8956; 11/12/2019 tarihli ve

Başvuru No : 2023/63742019/12852).

15. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’da hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunu’nda tanımlanmıştır. Borçlar Kanunu’na göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir. Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir (Anayasa

Mahkemesi, Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031).

16. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı

Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile

5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-

448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E.

2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan

sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı Yasa’nın 59’uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

17. Başvuranın ünvanlı iş yerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi için anılan sigortalılık bildirimlerinin iptaline dayanak teşkil eden 13/01/2021 tarihli ve sayılı denetim raporunun incelenmesi gerekmektedir.

18. Buna göre 13/01/2021 tarihli ve sayılı rapora bakıldığında; 18.1. Anılan raporun konusunu, Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezindeki dosyada işlem gören

Çankaya/Ankara adresli ve ünvanlı iş yeri hakkında sosyal güvenlik denetmenince düzenlenen sayılı rapora istinaden bahsi geçen iş yerinin sahte olup olmadığının araştırılması hususundaki 20/08/2020 tarihli ve sayılı görev emri oluşturmaktadır.

18.2. Başvuruya konu mevcut denetim kapsamında; işveren ve sigorta bildirimleri yapılan ilgililerin ifadesine başvurulduğu, Çankaya Vergi Dairesi ile gerekli yazışmaların yapıldığı, Çankaya Vergi

Dairesinden gelen yazıda anılan iş yerinin Çorum Vergi Dairesi mükellefi olduğunun belirtildiği, bunun üzerine Çorum Vergi Dairesinden ilgili bilgilerin istendiği, iş yeri adresinde çevre soruşturmasının gerçekleştirildiği, bahse konu iş yerinin 01/06/2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve 30/06/2013 tarihinde otomatik kanun kapsamından çıkarıldığı, aynı zamanda 66.056,71 TL prim borcunun olduğu, 18.3. Denetim raporunda özetle; a. Çorum Vergi Dairesinden gelen yazıda ifade edildiği kadarıyla mükellefin 22/06/2011-31/12/2014 tarihleri arasında mükellef kaydının olduğu, ayrıca 01/05/2012-02/06/2013 tarihleri arasında ise

Çankaya Vergi Dairesinde şube mükellefiyet kaydının bulunduğu, 22/05/2012 tarihli Çankaya Vergi

Dairesi yoklama fişinde şubenin 01/05/2012 tarihinde açıldığı, reklam ajansı ve grafik tasarım ofisi faaliyeti yapıldığı, merkez adresin Çorum olduğu, çalışanının olmadığının belirtildiği, 16/01/2012 tarihli Çorum Vergi Dairesi yoklama fişinde adı geçen iş yerinin reklamcılık faaliyetine devam edildiğinin ve çalışanının olmadığının belirtildiği, en sonuncusu 23/07/2013 tarihli olmak üzere sonraki çeşitli tarihli Çankaya ve Başkent Vergi Dairesi yoklama fişlerinde; iş yeri sahibi olan ’nin adreste bulunamadığı, ilgili apartman yönetimi ile yapılan konuşmada anılanın tanınmadığı ve iş yerinin boş olduğu, şube adres değişikliğine dair yapılmak istenen tespit amacıyla adı geçen işveren görüşme mektubu bırakıldığı ancak görüşmeye icabet edilmediği, yeni adresteki apartman yönetimiyle yapılan görüşmede .’nin adresi terk ettiği, söz konusu adresteki iş yerinin faaliyet göstermediği ve ilgili adresin ikametgâh adresi olduğunun belirtildiği vb. tespitlerin yer aldığı, b. İfadesine başvurulan işveren tarafından özetle; söz konusu iş yerini 2011-2012 senesinde açtığı, iş yeri merkezinin Çorum olduğu, Ankara’daki şubede 6-8 ay kaldıktan sonra hedeflediği verimi alamadığı için orayı kapattığı, bu şubede birkaç isimle birlikte araç kiralama, oto alım satım, toptan ve perakende telefon satışı, reklam organizasyon, logo tasarımı vs. işler yaptığı, diye birisini tanımadığı, kendisine sorulan isimleri (içerisinde ’ın da bulunduğu Ankara şubesindeki iş yerinden sigortalı bildirilenler) hatırlamadığının ifade edildiği,

c. Başvuran ’ın vermiş olduğu ifadede; mesleğinin inşaat işçiliği olduğu, Çorum dışında farklı illerde ve Ankara’da da çalıştığı, ancak 2010 yılından sonra Ankara’da hiç çalışmasının olmadığı, . adlı kişiyi (iş yerinin sahibi) tanımadığı, 2012 yılında tam hatırlayamamış olsa da büyük ihtimalle çiftçilik yapıyor olduğu, kendisine sorulan kişileri (Ankara şubesindeki iş yerinden sigortalı bildirilenler) tanımadığı, . adlı kişinin ise daha öncesinde primlerini hesaplatmak için yanına gittiği ve o sırada ücret karşılığı sigortasını yapan kişi olduğu, ancak daha sonrasında emekli olmadan önce bu sigortalarının iptal edildiği, bu kişinin bildiği kadarıyla kendisiyle birlikte birçok başka kişinin de sigortasını yaptığının dile getirildiği, d. Denetime konu Ankara şubesindeki iş yerinden sigortalı bildirilen diğer kişilerin ifadelerinde ise; bir kısmının ilgili tarihlerde Ankara’da çalışmalarının bulunmadığı, bazısının ise Ankara’da belirtilen tarihlerde çalıştığı ancak sorulan isimleri hatırlayamadıkları (Ankara şubesindeki iş yerinden sigortalı bildirilenler), genelinin işveren olarak . adlı birisini tanımadıkları, çoğunun kimseye para karşılığı sigorta primlerinin yatırılmasına dair bir talepte bulunmadığı, ancak adlı kişinin kendisini sigortacı olarak tanıtıp sigortalılık açısından yardımda bulunduğu, bununla birlikte adlı kişinin adlı sigortalı bildirilenin ücret karşılığı primlerini yatırdığı, bazıları açısından ise . adlı kişinin kendilerine iş bulup sigortalarının yatırılmasını sağladığının belirtildiği, e. Söz konusu iş yerine dair 03/09/2020 tarihinde yapılan çevre soruşturmasında adreste kimsenin bulunmadığı, adreste bulunan ilgili iş merkezi yöneticiliği ile yapılan görüşmede adında birisinin tanınmadığı, bu adreste daha önce grafik ve tasarım işinin yapılmadığının beyan edildiği, f. Denetim raporunun sonuç kısmında özetle; alınan beyanlara ve yapılan araştırmalara istinaden

Çankaya/Ankara adresindeki . ünvanlı iş yerinden sigorta bildirimi yapılan kişilerin çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı yönünde tespit yapıldığı, dolayısıyla bu bildirimlerin yersiz olduğunun görüldüğü, o nedenle söz konusu iş yerinden yapılan tüm bildirimlerin iptal edilmesi ve bu kişilere ilişkin tescil işlemlerinin yok hükmünde sayılması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, 18.4. Buna göre, anılan rapor kapsamında iş yerinden sigortalı bildirilenlerden aralarında başvuranın da olduğu kişilerin beyanlarına başvurulduğu, iş yeri adresinde çevre soruşturması yapıldığı, işverenin beyanına başvurulduğu, Çankaya, Başkent ve Çorum Vergi Dairesi Müdürlüklerinden konuya ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği anlaşılmaktadır.

19. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporu çerçevesinde yapılan incelemede; başvuran adına 04/06/2012-31/08/2012 tarihleri arasında ünvanlı iş yerinden bildirilen hizmetlerin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi ve anılan diğer işlemlerin dayanağı denetim raporunun açık bir kanaate ulaşmaya yeterli bulgu, tespit ve açıklamaya dayandığı değerlendirildiğinden, başvuruya konu hizmetlerin idarece iptal edilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Başvuranın emekli aylığının iptal edilmesi işlemine yönelik olarak; 20. 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-(c) maddesine göre başvurana yaşlılık aylığı bağlama koşullarının

46 yaşın dolumu ile en az 25 yıl sigortalılık süresi ve 5075 prim ödeme gün sayısı bulunması olduğu, bu

çerçevede başvurana 01/05/2017 tarihi itibarıyla 5077 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı görülmektedir. Diğer taraftan 04/06/2012-31/08/2012 tarihleri arasında 87 güne denk gelen sürenin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, ancak söz konusu tarih aralığında

başvuranın başka iş yerlerinde geçen ve iptal edilen hizmetleriyle çakışan hizmetinin de bulunduğundan toplam hizmet süresi içerisinden yalnızca 30 gün hizmetinin eksildiği, buna bağlı olarak başvuranın toplam prim ödeme gün sayısının 5047 güne düştüğü, dolayısıyla tarafına aylık bağlandığı tarih itibarıyla anılan

Kanun’da aranan yaşlılık aylığı bağlama şartlarını taşımıyor durumuna düştüğü görülmektedir.

21. Bu durumda, Kanun’da aranan yaşlılık aylığı şartlarını taşımayan başvurana yaşlılık aylığı bağlanamayacağı, bağlanmış olan aylığının ise iptal edilmesi gerektiği anlaşıldığından başvuranın yaşlılık aylığının iptali yönünde idarece tesis edilmiş işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

22. Bununla birlikte her ne kadar başvuran, askerlik yaptığı dönem içerisinde iki aylık süresinin bir başka kişi adına aktarıldığı ve 1996-1999 yıllarında gerçekleştirdiği tarım faaliyetine ilişkin Bağ-Kur prim sürelerinin toplam hizmet süresine dâhil edilmediği iddialarında bulunsa da her iki durumun başvurana ilk olarak aylık bağlandığı 01/05/2017 tarihinde de var olduğu, haliyle başvuranın emekli aylığının kesilmesi işlemiyle söz konusu durumlar arasında doğrudan bir alaka bulunmadığı görülmektedir. Kaldı ki idarenin

Kurumumuza iletmiş olduğu cevap yazısından da anlaşıldığı üzere anılan durumlara ilişkin başvuran hakkında kurulan işlemlerde ilk görünüşte bir hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

Başvurana ödenmiş emekli aylıklarının borç çıkarılması işlemlerine yönelik olarak; 23. Hizmetlerinin bir kısmının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine aylık bağlanma tarihi itibarıyla aylık bağlanma koşullarını taşımayan başvuranın yaşlılık aylığı iptal edilmiştir.

Bunun yanında, idarece yapılan değerlendirmede başvurana hâlihazırda ödenmiş olan aylıkların Fazla veya

Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinin (ç) bendindeki “sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması” kapsamında olduğu sonucuna varılmış ve başvurana 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hatalı işlemin tespiti tarihinden geriye doğru yaklaşık beş yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birlikte borç çıkarılmıştır.

24. 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine yönelik olarak Anayasa

Mahkemesinin 2017/44 E., ve 2017/118 K. sayılı kararında; Bakırköy 2. İş Mahkemesince itiraz yoluyla

Mahkeme önüne getirilen anılan bent, Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60’ıncı maddesine aykırılığı yönünden incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığı ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Mahkeme kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

25. Yine, geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri alınmasının mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuruyu kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük esasları çerçvesinde aldığı 20/04/2016 tarihli ve

Başvuru numaralı kararında başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; “Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenebileceği kanaatine varılmıştır” (§59-60).

26. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi

Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından

ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:

2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının iptaline ve geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.

Geçmişte yapılmış usulsüz prim bildiriminin sorumluluğunun başvurucuya yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse yaklaşık 5 yıl boyunca kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

27. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın talepleri değerlendirildiğinde; Kanunilik ilkesi

28. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13’üncü maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35’inci maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın

Anayasa’nın 13’üncü maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Anayasa’nın 35’inci maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (AYM, Bekir Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

29. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

30. Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin geri alınmasına 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Meşru amaç ilkesi 31. Anayasanın 13’üncü ve 35’inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

32. 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

33. Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Ölçülülük ilkesi

34. Anayasa Mahkemesi ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

35. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

36. Diğer taraftan “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir durum söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam

ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:

2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

37. Başvuru konusu olaydaki denetim raporunda başvuran, sigortalı bildirildiği iş yerindeki fiili çalışmasına yönelik somut herhangi bir bulgu ortaya koyamadığı ve aynı zamanda konuya dair kesin bir iddiada da bulunmadığı gibi raporda bunun aksine ele alınan bulguların çok daha güçlü olduğu, bu nedenle bahse konu iş yerinde geçen hizmet süresinin sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvurucunun yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görüldüğü, denetim raporu çerçevesinde başvurucunun iyi niyetli olamayacağı değerlendirilmektedir.

38. Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

39. Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

40. Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı

Kanun’un 96’ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

41. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sırasıyla başvuranın fiili çalışmaya dayanmayan hizmet süresinin iptali, buna bağlı olarak emekli aylığı bağlama şartını taşımadığı anlaşıldığından bağlanmış emekli aylığının iptali ve son olarak emekli aylığının iptali nedeniyle tarafına yapılmış her türlü yersiz ödemenin geri alınması yönünde idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 42. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

43. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararı’nın başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi