ÖZET: Başvuran, 1974-1979 yılları arasında Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu’nda memur olarak çalıştıktan sonra 2013 yılında bir mali müşavirlik ofisinde temizlik işleri yaparak yeniden çalışmaya başlamıştır. Ancak, 2013’teki çalışmasının 35 günü, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sahte sigortalılık gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu durum, başvuranın emekli maaşının kesilmesine ve yersiz ödeme borcu çıkarılmasına yol açmıştır. Başvuran, bu işlemlere itiraz ederek emeklilik maaşının yeniden bağlanmasını ve çıkarılan borcun iptalini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 2013 tarihli çalışmasının sahte sigortalılık tespiti nedeniyle iptal edildiğini ve bu durumun emekli maaşını etkilediğini belirtmiştir. Başvuranın, 2015’te 3611 prim günü üzerinden emekli maaşı bağlanmışken, iptal edilen günler sonucunda bu sayı 3576’ya düşmüştür. Dolayısıyla, başvuran emeklilik şartlarını taşımadığı için maaşı iptal edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığına karar vermiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddedilmesine ve SGK’nın yaptığı yersiz ödemelerin geri alınmasına yönelik işlemlerin geçerli olduğuna hükmedilmiştir. Başvuranın, yersiz ödemelerin geri alınması ve emeklilik maaşının iptali konusundaki talepleri, hukuki çerçevede değerlendirilmiş ve uygun bulunmamıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/9910-S.23.15954

BAŞVURU NO : 2023/2810

KARAR TARİHİ : 08/08/2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın sigorta bildirimlerinin sahte sigortalılık tespiti sonucu iptal

BAŞVURUNUN KONUSU :

edilmesi, emekli maaşının kesilmesi ve tarafına yersiz ödeme borcu çıkarılması işlemlerine karşı itirazı hk.

BAŞVURU TARİHİ : 27/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 1974 yılından evlilik nedeniyle çalışma hayatından çekildiği 1979 yılına kadar Türkiye Süt Endüstrisi Kurumunda memur olarak çalıştığını, 2013 yılında bir mali müşavirlik ofisinde yeniden çalışmaya başladığını, 4 ay süre ile ofisin temizlik vb. işlerini yapmak suretiyle çalıştığını, aynı yıl 2160 gün doğum borçlanması hakkı olmasına rağmen kendisine emeklilik için yeterli olduğu söylendiğinden 1750 gün doğum borçlanması yaparak 60 yaşında emekli olduğunu, ancak 2013 yılındaki çalışmasının 35 gününün iptal edilerek emeklilik şartlarını taşımadığı gerekçesiyle SGK tarafından emekli maaşının kesildiğini ve adına geçmişe dönük borç çıkarıldığını belirterek söz konusu işlemlere itiraz etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 31/03/2023 tarihli ve – – sayılı bilgi ve belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 04/05/2023 tarihli ve – – sayılı yazı ve eklerinde ilgili mevzuatına da yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olup bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmadığı,

2.2. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesinde Kurumun denetmenleri eliyle tespit edilen ve Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği, aynı Kanun’un 96’ncı maddesinde ise yersiz ödemeye ilişkin hükümlerin yer aldığı, ayrıca Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinde sayılan ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları arasında “sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması”nın bulunduğu, 2.3. Başvuranın 08/04/2015 tarihli tahsis talebine istinaden kendisine 1750 günlük doğum borçlanması ile birlikte 3611 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01/05/2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.4. Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 04/08/2022 tarihli ve sayılı rapora istinaden başvuranın iş yeri nolu, Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film Yapım

Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı iş yerinde geçen 28/02/201304/04/2013 tarihleri arası 35 günlük çalışmasının sahte sigortalılık bildirimi tespiti yapılması üzerine iptal edildiği, başvuranın ilk aylık bağlama kararında 3611 olan toplam gün sayısının 3576 güne düşmesi sebebiyle emekliliğe hak kazanamadığından yaşlılık aylığının kesildiği, bununla beraber kendisine ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre borç çıkarıldığı, 2.5. Daha sonrasında başvuranın 22/02/2023 tarihli tahsis talebine istinaden 60 günlük doğum borçlanması ile birlikte kendisine 3636 gün sayısı üzerinden 01/03/2023 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, başvuranın hâlihazırda toplamda 1810 gün doğum borçlanması bulunup 350 gün daha borçlanma yapabileceği, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59’uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askerî işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askerî iş müfettişleri tarafından da yapılabilir.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İşverenler ve sigortalılar ile işyeri

sahipleri, tasfiye ve iflâs idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar.”, 5.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, 6. 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli 27010 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in; 6.1. “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde

Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması,

d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.”, 6.2. “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler

Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden ret kararı verilmesine ilişkin hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle; fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle hizmetinin iptal edildiği 28/02/201304/04/2013 tarihleri arasında bahse konu iş yerinde fiilen çalıştığını belirterek emekli aylığının yeniden bağlanmasını ve tarafına çıkarılan yersiz ödeme borcunun iptal edilmesini talep etmektedir.

9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 04/08/2022 tarihli denetim raporu ile başvuran adına 28/02/2013-04/04/2013 tarihleri arasında sigorta primi bildirimi yapılan iş yerinin sahte işyeri olduğunun tespit edildiği, denetim raporuna istinaden başvuranın anılan tarihler arasındaki hizmet süresinin iptal edildiği, iptal edilen hizmetleri nedeniyle emekli aylığı bağlama şartlarını yerine getirmediği anlaşılan başvuranın emekli aylığının bağlandığı tarihten itibaren iptal edildiği ve bu kapsamda 01/05/201526/03/2023 tarihleri arasında başvurana yersiz yapıldığı anlaşılan ödemelerin borç çıkarıldığı ifade edilmiştir.

10. Somut olaydaki uyuşmazlığın belirlenmesine geçmeden önce sürecin gidişatında gerçekleşen olay ve olgulara bakıldığında; 10.1. Başvuranın 28/02/2013-04/04/2013 tarihleri arasında iş yeri nolu iş yerinde geçen 35 gün ve 05/04/2013-31/05/2013 tarihleri arasında ise iş yeri nolu iş yerinde geçen 56 gün toplam 91 günlük 4/1-(a) sigorta prim ücretlerinin yatırıldığı, daha sonrasında başvuranın 28/11/2014 tarihli borçlanma dilekçesinde doğumdan sonra geçen sürelere ilişkin 3 çocuk borçlanmasına yönelik talepte bulunduğu, ancak borçlanmanın 3 çocuk üzerinden 2160 gün olarak değil 1750 gün olarak ödendiği,

10.2. Böylelikle başvuranın daha önce 01/08/1974-30/06/1979 tarihleri arasındaki 1770 günlük Emekli

Sandığı çalışmasıyla birlikte 1750 günlük doğumdan sonra geçen borçlanma süresi ve 91 günlük 4/1-(a)

çalışmaları da bir araya getirildiğinde 3611 prim ödeme gün sayısı üzerinden 506 sayılı Kanun’un 81/A maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı, 08/04/2015 tarihli tahsis talebine istinaden ise başvurana 01/05/2015 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, 10.3. Ne var ki Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 04/08/2022 tarih ve sayılı rapora istinaden başvuranın iş yeri nolu Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film

Yapım Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti ünvanlı iş yerinde geçen 35 günlük çalışmasının sahte sigortalılık tespiti üzerine iptal edildiği, bu durumda ilk aylık bağlama kararında toplam

3611 olan prim ödeme gün sayısının 3576 güne düştüğü, böylece emekliliğe hak kazanma halinin devam

etmediğinden almakta olduğu yaşlılık aylığının başlangıç tarihi olan 01/05/2015 tarihinden itibaren iptal edildiği, 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ilgili Yönetmelik hükmü gereğince 01/05/2015-26/03/2023 tarihleri arası yersiz olarak aldığı aylıkların (236.176,28 TL) tarafına borç çıkarıldığı, 10.4. Bunun üzerine başvuranın 20/02/2023 tarihinde 60 günlük doğum sonrası geçen süre için borçlanma talebinde bulunduğu, bu sayede 3600 gün şartını sağlayarak 22/02/2023 tarihli tahsis talebiyle 3636 gün sayısı üzerinden 01/03/2023 tarihinden itibaren yeniden tarafına aylık bağlandığı görülmektedir.

10.5. Öte yandan Çankaya Sosyal Güvenlik Merkezinin 12/04/2023 tarihinde Sıhhiye Sosyal Güvenlik

Merkezine ilettiği yazısında; daha öncesinde 04/08/2022 tarih ve sayılı rapor kapsamında başvuranın da aralarında bulunduğu ilgililerin raporda bahsi geçen iş yerinden bildirilen hizmet sürelerinin iptal edilmesi yönünde yapılan değerlendirmeye karşın 03/03/2023 tarih ve sayılı raporda daha önceki rapora dayalı yapılan bütün işlemlerin iptal edilmesi gerektiği ve belirtilen sigortalılıkların sahte olmadığı, ancak başvuranın da yer aldığı kişiler yapılan bildirimlerin sahte olduğu belirtildiğinden sayılan isimler harici bir önceki raporda bahsi geçen kişilere işlem yapılmaması, yapılan işlem varsa geri alınması hususları ifade edilmiştir.

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın temel olarak; başvuranın Tasfiye Halinde Temizlik ve

Uluslararası Film Yapım Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti ünvanlı iş yerinden bildirilen hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığı hususunda ortaya çıktığı görülmekte olup buna dayanarak tesis edilen başvuranın emekli aylığının iptali ile ödenmiş emekli aylıklarının borç çıkarılması işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk incelemesi yapılmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede şikâyet başvurusu bu üç ana başlık altında ele alınmıştır.

Başvuranın hizmetlerinden bir kısmının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi işlemine yönelik olarak; 12. Fiili çalışmaya dayanmayan sigortalılık sürelerinin iptali üzerine kesilen emekli aylıklarının yeniden bağlanması ve çıkarılan borçların iptal edilmesi talebiyle Kurumumuza yapılan başvurular üzerine yapılan inceleme ve araştırmada, öncelikle hizmetlerin iptaline dayanak olan denetim raporları titizlikle incelenmekte ve her somut olay özelinde denetim raporunun gerek usul gerekse içerik yönünden, idarece yapılan işleme dayanak olacak sonuca ulaşmaya yeterli nitelikte bulgu, tespit ve açıklama içerip içermediği değerlendirilmektedir. Nitekim tesis edilen işlemin sigortalılar yönünden ortaya çıkardığı sonucun etkileri göz önüne alındığında, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olmadığı değerlendirilen denetim

raporları üzerine tesis edilen işlemler hakkında, öncelikle yeniden ve sağlıklı bir denetim yapılması, ardından bu denetim sonucuna göre işlem tesis edilmesi tavsiyesinde bulunulurken, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olduğu değerlendirilen denetim raporları üzerine tesis edilen işlemlere yönelik başvurular hakkında ret kararı verilmektedir (Bkz. Tavsiye Kararları için: 30/11/2018 tarihli ve Başvuru

No: 2018/7475; 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/2810 2019/8250; 4/8/2020 tarihli ve Başvuru No : 2023/2810 2020/69440; Ret Kararları için: 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/2810 2019/8956; 11/12/2019 tarihli ve

Başvuru No : 2023/28102019/12852).

13. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’da hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunu’nda tanımlanmıştır. Borçlar Kanunu’na göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir. Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir (Anayasa

Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031).

14. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı

Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile

5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-

448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E.

2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı Yasa’nın 59’uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

15. Başvuranın Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film Yapım Prodüksiyon Reklam

Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti’den yapılan sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi için anılan sigortalılık bildirimlerinin iptaline dayanak teşkil eden 04/08/2022 tarih ve sayılı denetim raporu ile 03/03/2023 tarih ve sayılı denetim raporunun incelenmesi gerekmektedir.

16. Buna göre öncelikle 04/08/2022 tarih ve sayılı rapora bakıldığında; 16.1. Anılan raporun konusunu Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezinin 09/03/2021 tarih sayılı denetim gerekçesine istinaden Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film Yapım Prodüksiyon

Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti ünvanlı iş yerinin sahte olup olmadığının araştırılması hususu oluşturmaktadır.

16.2. Başvuruya konu mevcut denetim kapsamında; Kurumun iş yerine ilişkin kendi kayıtları ve

Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezinin denetim gerekçesi ekinde yer alan belgelerin incelendiği, Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünden ilgili belgelerin toplandığı, bahse konu iş yerinin 31/12/2017 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamından çıktığı ve gayri faal olduğu tespit edilmiş olup 13/04/2018 tarihinde yapılan son yoklamada adresin kapalı olduğu ve mükellef şirketin faaliyetini çoktan bitirdiği beyan edildiğinden ayrıca çevresel soruşturmaya gerek duyulmadığı, 16.3. Denetim raporunda özetle; a. Kurum kayıtlarından yapılan araştırma sonucunda Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film

Yapım Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti ünvanlı iş yerinin Ulucanlar Sosyal

Güvenlik Merkezinde “Danışmanlık Hizmeti” kodunda 28/10/2011 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alınmış olduğu, 31/12/2017 tarihinde Kanun kapsamından çıkarıldığı, iş yeri tarafından verilen ilk bildirgenin 2011/10, son bildirgenin 2017/12 dönemine ait aylık prim ve hizmet belgesi olduğu, anılan iş yerinin rapor tarihi itibariyle toplam 1.894.731,88 TL tutarında Kuruma borcu bulunduğu, b. Denetim gerekçesi ekinde yer alan 21/07/2017 tarih ve sayılı raporda adı geçen şikâyetçi . .’nin ifadesinde kendisinin denetime konu iş yerinde çalışmamasına rağmen buradan sigorta primi ödemelerinin yapıldığını belirttiği, c. Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgeler incelendiğinde mükellefin 26/04/2011 tarihi itibariyle adı geçen daireye bağlı olarak işe başladığı, 05/11/2018 tarihi itibariyle terk ettirildiği, d. Şirket ortaklarının . . ve . . isimli kişiler olduğu, . .’nın şirketin aynı zamanda kanuni temsilcisi olduğu ve denetime konu iş yeri dışında 7 adet şirkette ortaklığı ile 4 adet şirkette daha temsilci sıfatı bulunduğu, . .’nin ise söz konusu iş yeri dışında 2 adet şirkette ortaklığı olduğu, e. İş yeri tescilinde işin mahiyetinin danışmanlık hizmeti olarak belirtilmesine rağmen vergi müfettişliğince yapılan incelemelerde çalışanların temizlik işi yaptıklarını belirttiği, f. Mükellefin ticari faaliyetlerini yürüttüğü iş yeri sahibi . .’nün iş yeri olarak kullanılan taşınmazının

55 m2 olduğunu, iş yerinde temizlik malzemeleri olduğu ancak satış yapacak kadar malzemenin

olmadığını, 05/01/2016 tarihinden itibaren taşınmazı . .’ye kiraladığını fakat sözleşme yapmadığını belirttiği, bununla beraber temizlik malzemesi satışı yapan bir firma olmasına rağmen mükellef kurum adına kayıtlı hiçbir aracın olmadığı, g. Çalışanların verdiği ifadelerde görüldüğü kadarıyla kendilerinin firma ismini bilmedikleri, sadece yaptıkları kontroller sırasında primlerinin buradan yatırıldığını fark ettikleri, şirket ortağı ve yetkilisi bulunan . .’yı tanımayıp . . adlı kişiyi işveren olarak bildikleri, h. Mükellef Kurumun alış ve satışlarının büyük çoğunluğunun şirket yetkilisi . .’nın kendisinin ilişkili olduğu şirketlerle yapılmış olması sebebiyle gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığının anlaşıldığı, hesap dönemleri içerisinde alış satış rakamları arasında çok fazla fark olmasına rağmen banka hesaplarında hareketliliğin bulunmadığından hareketle bu durumun hiçbir mal ve hizmet teslimine dayanmayan sahte belge düzenlendiğinin göstergesi olduğu,

i. Vergi müfettişliğince düzenlenen vergi suçu raporu ve vergi inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere yasalardan kaynaklı yükümlülüklere uymamak ve sahte belge düzenlemek gibi nedenlerle şirket ortakları adına suç duyurusunda bulunulması ve mükellef kuruma ise ilgili cezaların kesilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulduğu, j. Denetim raporunun sonuç kısmında özetle; Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası Film Yapım

Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti ünvanlı iş yerinin baştan itibaren sahte işyeri olduğu, iş yeri fiziken var olmakla birlikte göstermelik olduğu, mal ve hizmet ticaretine dayanan gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı, anılan işyerinden yapılan sigortalılığa ilişkin tüm bildirimlerin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, 17. Bahsi geçen rapora istinaden söz konusu iş yerinden hizmet iptali yapılan kişilerin iş yerinde çalıştıkları yönünde başvuruda bulunmaları üzerine iş yerinin sahteliği konusunda şüphe oluştuğundan 03/03/2023 tarih ve sayılı denetim raporunun düzenlendiği, bu itibarla 03/03/2023 tarih ve sayılı rapora bakıldığında; 17.1. Denetim raporunda özetle; a. Ticaret Sicili Gazetesinden görüldüğü kadarıyla denetime konu olan şirketin Uluslararası

Film Yapım Prodüksiyon Organizasyon Reklam Tasarım Danışmanlık San. ve Dış Tic. Ltd. Şti ünvanıyla 29/04/2011 tarihinde . . ve . . . tarafından kurulduğu, 28/09/2011 tarihinde şirket hisselerinin . . ve . .’ye devredildiği, b. Diğer taraftan Temizlik Eğitim Kırtasiye İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketin 11/06/2013 tarihinde . . ve . . tarafından kurulduğu, c. İşveren . .’nın beyanında; şirketin temizlik işi alım ve temizlik malzemesi satışı yaptığı, genellikle okullarla hizmet alımı yapıldığı, inşaat ve toplu konut temizlik işlerini de yaptıkları, bunun dışında

Temizlik ve Kurumsal Temizlik şirketlerini de kurdukları, bu şirketlere kendisiyle birlikte

. .’nin de ortak olduğu ve bunların ile aynı işi yaptığı, diğer firmalar adına aldıkları işleri adına da bildirmiş olabilecekleri, şirket çalışanlarının iş alınan yerlere gittiği, ofiste kalan çok az kişi olduğu, bu nedenle çalışanların şirket ünvanını bilmemelerinin normal olduğu, Ankara dışında işler de aldıkları, işe başlayan herkesin sigortasını sağladığı, çalışmadığı halde sigortalı bildirilen kimsenin olmadığı, iş yaptığı yerlerden düzenli tahsilat yapamadığı için Kuruma prim ödemelerini yapamadığı, d. Denetime konu iş yerinden sigortalı bildirilenlerin ifadelerinde; sigortalıların neredeyse tamamının okullarda, binalarda veya inşaat temizliğinde çalıştıkları, söz konusu şirketin tam ünvanını bilmedikleri, büyük bir çoğunluğunun şirket yetkilisi . . veya Temizlik firmasının diğer ortağı . .’yi tanıdıkları, e. Sigortalı bildirilen ’ın beyanında; şirketin adını veya yetkilisinin adını hatırlamadığı, kendisine muhasebe bürosunda temizlik işi yaptırıldığı, buradaki çalışmasının karşılığında ücret alamadığı, ücret bordrosunu imzalamadığı, ayrıca şirkete ait kayıt ve belgelerde isminin veya imzasının yer almadığı, şirketin sahiplerini tanımadığı ve onlarla herhangi bir akrabalık bağı veya yakınlığının bulunmadığı, söz konusu iş yerinden sigortalı bildirilmek için kimseye para ödemediği veya ricada bulunmadığı, çalışmasının fiili olduğu,

f. İncelenen belgelerden görüldüğü kadarıyla denetime konu iş yerinden sigortalı bildirilen kişilerin ibraz ettiği banka dökümleri incelendiğinde maaş ödemelerinin Temizlik Şirketi veya . . tarafından yapıldığı, söz konusu iş yerinden sigortalı bildirilenlerin neredeyse tamamının resmi okullarda hizmet alım yöntemiyle şirket personeli olarak çalıştığı, hizmet alım sözleşmelerinin Temizlik firması ile yapıldığı, g. Temizlik Eğitim Kırtasiye İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketin kurulması üzerine esas faaliyetin bu şirket üzerinden yürütüldüğü, sigorta bildirimlerinin ise denetime konu şirketin üzerinden yapılarak Kuruma prim ödemesi yapılmadığı, h. Her ne kadar iş yeri hakkında daha önce 04/08/2022 tarih ve sayılı raporda iş yeri tescil tarihi itibariyle iptal edilmişse de denetime konu iş yerinin tescilinin yerinde olduğu, ancak Temizlik

Eğitim Kırtasiye İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketin tescil edildiği 21/06/2013 tarihinden sonra denetime konu şirketin işçi çalıştırmadığı, söz konusu şirket çalışanlarının denetime konu şirket üzerinden sigortalı bildirildiği, bu nedenle denetime konu şirketin 20/06/2013 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkarılarak bu tarihten sonraki tüm bildirimlerin Temizlik şirketine aktarılması gerektiği, i. İş yerinde sigortalı bildirilen hakkındaki değerlendirmede; kendisinin en son sigorta bildirimi yapılan iş yerinin denetime konu iş yeri olmasına rağmen iş yerini ve işverenleri bilmediği, hizmet dökümü incelendiğinde daha önce 4/1-(c) kapsamında sigortalı süresi bulunduğu, uzun süre denetime konu iş yerinden 4/1-(a) kapsamında sigorta bildirimi yapıldığı, buradan bildirilen sigortası üzerine doğum borçlanması yaparak 4/1-(a) kapsamında 3600 günden emekli olduğu, bu nedenle ilgili kişinin denetime konu iş yerinde fiilen çalışmadığı, 4/1-(a) kapsamında emekli edilmek üzere gerçeği yansıtmayan sigorta bildiriminin yapıldığı, j. Denetim raporunun sonuç kısmında özetle; daha önce düzenlenen 04/08/2022 tarih ve sayılı raporun sonuç ve kanısında belirtilen tüm iş ve işlemlerin iptal edilmesi gerektiği, denetime konu iş yerinin tescil tarihinden 20/06/2013 tarihine kadar yapılan sigortalı bildirimlerin dosyasına bırakılması ve söz konusu iş yerinden sigortalı bildirilen . ., . ., . ., . ., . . ve adlı kişiler adına yapılan tüm bildirimlerin iptal edilmesinin uygun olacağı, iş yerinin 20/06/2013 tarihi itibariyle

5510 sayılı Kanun kapsamından çıkarılması ve iş yeri üzerindeki şüpheli şerhinin kaldırılmasının uygun

olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı, görülmüştür.

17.2. Buna göre, anılan rapor kapsamında denetim gerekçesi ve ekleriyle Kurum kayıtlarının incelendiği, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi istendiği, iş yerinden sigortalı bildirilenlerden aralarında başvuranın da olduğu 230 kişinin beyanlarına başvurulduğu, iş yeri kayıt ve belgelerinin incelenmek üzere işverenden istendiği, işverenin beyanına başvurulduğu, Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünden konuya ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği anlaşılmaktadır.

18. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporu çerçevesinde yapılan incelemede; başvuran adına 28/02/2013-04/04/2013 tarihleri arasında Tasfiye Halinde Temizlik ve Uluslararası

Film Yapım Prodüksiyon Reklam Tasarım Dan. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.’den başvuran adına bildirilen hizmetlerin 4/1-(a) kapsamında emekli edilmek üzere yapıldığı ve fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi ve anılan diğer işlemlerin dayanağı denetim raporunun açık bir kanaate ulaşmaya yeterli

bulgu, tespit ve açıklamaya dayandığı değerlendirildiğinden, başvuruya konu hizmetlerin idarece iptal edilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Başvuranın emekli aylığının iptal edilmesi işlemine yönelik olarak; 19. 506 sayılı Kanun’un Geçici 81’inci maddesinin (A) bendine göre başvuranın yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 50 yaşın dolumu ile en az 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı bulunması olduğu, bu çerçevede başvurana 01/05/2015 tarihi itibarıyla 3611 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı görülmektedir. Diğer taraftan, 28/02/2013-04/04/2013 tarihleri arasındaki 35 gün hizmetinin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi sonucunda başvuranın toplam prim ödeme gün sayısının 3576 güne düştüğü, dolayısıyla tarafına aylık bağlandığı tarih itibarıyla anılan Kanun’da aranan yaşlılık aylığı bağlama şartlarını taşımıyor durumuna düştüğü görülmektedir.

20. Bu durumda, Kanun’da aranan yaşlılık aylığı şartlarını taşımayan başvurana yaşlılık aylığı bağlanamayacağı, bağlanmış olan aylığının ise iptal edilmesi gerektiği anlaşıldığından başvuranın yaşlılık aylığının iptali yönünde idarece tesis edilmiş işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Başvurana ödenmiş emekli aylıklarının borç çıkarılması işlemlerine yönelik olarak; 21. Hizmetlerinin bir kısmının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine aylık bağlanma tarihi itibarıyla aylık bağlanma koşullarını taşımayan başvuranın yaşlılık aylığı iptal edilmiştir.

Bunun yanında, idarece yapılan değerlendirmede başvurana hâlihazırda ödenmiş olan aylıkların Fazla veya

Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinin (ç) bendindeki “sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması” kapsamında olduğu sonucuna varılmış ve başvurana 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hatalı işlemin tespiti tarihinden geriye doğru yaklaşık sekiz yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birlikte borç çıkarılmıştır.

22. 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine yönelik olarak Anayasa

Mahkemesinin 2017/44 E., ve 2017/118 K. sayılı kararında; Bakırköy 2. İş Mahkemesince itiraz yoluyla

Mahkeme önüne getirilen anılan bent, Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60’ıncı maddesine aykırılığı yönünden incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığı ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Mahkeme kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

23. Yine, geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri alınmasının mülkiyet hakkı ihlali olduğu

yönündeki başvuruyu kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük esasları çerçvesinde aldığı 20/04/2016 tarihli ve 2013/673 Başvuru numaralı kararında başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; “Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenebileceği kanaatine varılmıştır” (§59-60).

24. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi

Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından

ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:

2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının iptaline ve geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.

Geçmişte yapılmış usulsüz prim bildiriminin sorumluluğunun başvurucuya yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse yaklaşık 8 yıl boyunca kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

25. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın talepleri değerlendirildiğinde; Kanunilik ilkesi 26. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13’üncü maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35’inci maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın

Anayasa’nın 13’üncü maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Anayasa’nın 35’inci maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (AYM, Bekir Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

27. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

28. Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin geri alınmasına 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Meşru amaç ilkesi 29. Anayasanın 13’üncü ve 35’inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

30. 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

31. Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Ölçülülük ilkesi 32. Anayasa Mahkemesi ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

33. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

34. Diğer taraftan “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir durum söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam

ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:

2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

35. Başvuru konusu olaydaki denetim raporlarında başvurucunun sigortalı bildirildiği iş yerindeki fiili çalışmasına dair somut herhangi bir gösterge ortaya koyamadığı, bu nedenle bahse konu iş yerinde geçen hizmet süresinin sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvurucunun yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görüldüğü, denetim raporları çerçevesinde başvurucunun iyi niyetli olamayacağı değerlendirilmektedir.

36. Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

37. Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

38. Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı

Kanun’un 96’ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

39. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sırasıyla başvuranın fiili çalışmaya dayanmayan hizmet süresinin iptali, buna bağlı olarak emekli aylığı bağlama şartını taşımadığı anlaşıldığından bağlanmış emekli aylığının iptali ve son olarak emekli aylığının iptali nedeniyle tarafına yapılmış her türlü yersiz ödemenin geri alınması yönünde idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 40. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi”

ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

41. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararı’nın başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi