|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu kaydının sahtecilik nedeniyle iptal edilmesi sonucu tazminat talebine ilişkindir. Davacı, sahte vekaletname ile yapılan satış işlemi nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiştir. Mahkeme, davanın bazı davalılar yönünden kabulüne, bazıları yönünden ise reddine karar vermiştir. Yargıtay, davacının sahtecilikten haberdar olmadığını ve bu nedenle Devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı tazminat talep edemeyeceğini belirterek, Hazine aleyhine açılan davanın reddine hükmetmiştir.
Kararda, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğu, tapu işlemlerinin güvenilirliğini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Davacının sahte vekaletname ile yapılan satışta iyiniyetli olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, davacının zararının tazmini için Hazineye karşı talepte bulunma hakkını ortadan kaldırmıştır. Yargıtay, hukuki değerlendirmesinde, tapu kaydının iptali nedeniyle oluşan zararın tazmininde, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4725 E. , 2024/10481 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/206 Esas, 2023/437 Karar
DAVA TARİHİ : 24.09.2013
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının sahtecilik nedeniyle Mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca ve haksız fiil nedeniyle tazminine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın davalı … yönünden kabulüne, davalılar …, …, Gaziantep 4. Noteri … ve Axa Oyak Sigorta Anonim Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gaziantep ili, …, Deniz Mahallesi 4646 ada 6 parsel sayılı taşınmazı 09.09.2005 tarihinde satın aldığını, ancak taşınmazın önceki malikinin 25.04.2007 tarihinde Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açtığını, bu davanın 18.07.2013 tarihinde 2013/246 Esas, 494 Karar sayılı karar ile sonuçlandığını, kararda dava konusu taşınmazın satışı sırasında kullanılan vekâletnamenin sahte olduğu, bu nedenle tapunun iptali ile Abdulkadir Ağaoğlu adına tesciline karar verildiğini ve bu kararın 10.09.2013 tarihinde kesinleştiğini, Abdulkadir Ağaoğlu’nun şikayeti üzerine Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/35 Esas sayılı dosyasında davalı …’nun ikrarı ve dosyadaki deliller ile mahkum edildiğini, davalı …’nun kardeşi Abdullah Ağaoğlunun kimlik bilgilerini kullanarak kendi resmini kullanarak nüfus cüzdanı edindiğini bu sahte nüfus cüzdanı ile 01.08.2005 tarihinde Gaziantep 4. Noterliğine giderek kendi fotoğrafı yapışık bulunan ancak Abdulkadir Ağaoğlu’nun kimlik bilgilerine göre düzenlenen nüfus cüzdanını ibraz ederek 24183 yevmiye nolu vekaletname düzenlettiğini ve dava konusu taşınmazı 09.09.2005 tarihinde davacı müvekkiline devrettiğini, davalılardan Nüfus Müdürlüğünde görevli memurların nüfus cüzdanını tanzimi sırasında gerekli araştırma dikkat ve özeni göstermemeleri, Gaziantep 4. Noteri İsmet Ankan’ın ise gerekli dikkat ve özeni göstermediği, davalı … şirketinin 4. Noterliğin hukukî ve mali mesuliyet şirketi olduğunu ve bu olay ile ilgili olarak Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/294 Esas sayılı dosyasında da dava ihbar olduğu için davalı olarak gösterildiklerini, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/246 Esas sayılı dosyasında 20.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın 25.04.2007 tarihi itibarıyla değerinin 129.780,00 TL olduğu, 20.09.2005 tarihi itibarıyla 115.389,00 TL olarak belirlendiğini dava sırasında yapılacak keşif ile ortaya çıkacak dava tarihi itibari ile değer artışı saklı kalmak kaydıyla 300,000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Gaziantep 4.Noteri … verdiği cevap dilekçesinde özetle davalıların kullanmış olduğu sahte nüfus cüzdanının Türkiye Cumhuriyeti Gaziantep Nüfus Müdürlüğünden verilmiş olması, nüfus cüzdanının da Üçoklar mahallesi muhtarının ilmühaberine dayanarak tanzim edilmiş olması nedeniyle noterlikleri ile illiyet rabıtasının kesildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.07.2015 tarihli ve 2013/527 Esas, 2015/671 Karar sayılı kararı ile davalı …, Gaziantep 4. Noteri ve Axa Oyak Sigorta Anonim Şirketi yönünden davanın reddine, davalı Hazine ve … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 08.07.2015 tarihli ve 2013/527 Esas, 2015/671 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar … ile Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; davalı olarak Hazinenin taraf gösterilmesi gerekirken, dava tapu müdürlüğüne izafeten Hazineye husumet yöneltilerek açılmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin, Hazine olduğu belirgin olup, temsilde yanılma hali bulunduğundan, bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın üşülünce gerçek hasıma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak sağlanması, Hazine davaya dahil edilerek taraf teşkili oluşturulup, savunma ve delilleri sorulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.07.2018 tarihli ve 2018/223 Esas, 2018/315 Karar sayılı kararı ile davalı …,Gaziantep 4. Noteri ve Axa Oyak Sigorta Anonim Şirketi yönünden davanın reddine, davalı Hazine ve … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 17.07.2018 tarihli ve 2018/223 Esas, 2018/315 Karar sayılı karanna karşı süresi içinde davacı, davalı … ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; sahte nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle elde edilen sahte vekaletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış işleminde, üçüncü el konumunda olan davacı …’nin yapılan satış işleminde iyiniyetli olmadığı ve bu nedenle 4721 sayılı Kanun’un 1023 üncü maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/246 Esas, 2013/494 Karar sayılı kararı ile sabit olup, kendi kusurlu durumu nedeniyle davacının 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak tazminat isteyemeyeceği şüphesiz olduğundan davalı Hazine hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi, davalı … hakkında açılan davanın haksız fiil sorumluluğu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması, kararda herhangi bir gerekçe göstermeksizin noter hakkındaki davanın reddine karar verilmesi, dava tarihinin 24.09.2013 olmasına rağmen karar başlığına 09.05.2018 olarak yazılması, temsilcide yanılma hali düzeltilmesine rağmen Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Maliye Hazinesinin de karar başlığında davalı olarak gösterilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı … yönünden kabulüne, davalılar …, …, Gaziantep 4. Noteri ve Axa Oyak Sigorta Anonim Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusurun varlığı ya da yokluğu Devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece devletin memuruna rücu halinde iç ilişkide etkili olacağını, sahtecilik yapılması nedeniyle davacının yolsuz tescili bildiğine dair sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığına göre davacının uğradığı zarardan 4271 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince Hazinenin sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkillerinin murisinin kendisine satanın yeğeni olması sebebiyle bilmesi, bilebilmesi gerekir düşüncesiyle tapunun iptal edildiği belirtilerek illiyet bağının koptuğu iddiasıyla bozma yapılmışsa da ilk elden alan için uygulanan tazminat kararı ondan bu taşınmazı almış olan ikinci el için sadece akraba olması nedeniyle bilmesi ve bilebilmesi mümkündür karinesi esas alınarak dava konusu tapunun iptal edildiğini, fakat birinci alanın bilmeyeceği sahteciliği ondan alanın sırf akraba olduğu, bilmesi ve bilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.