TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 12945-12945 |sayi|95802452-101.07.05-E.95802452-101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2017/16060 2017/ 16060
KARAR TARİHİ : 18/07/2018 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Yıldırım Belediye Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın sakallı olması nedeniyle işe alınmamasından kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 18/12/2017 18.12.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; 1997- 1999 yıllarında Spor Kulübünde tekvando sporcusuyken Yıldırım
Belediyesinin Spor Kulübünü bünyesine katarak 14 arkadaşını belediyenin çeşitli birimlerinde kadroya aldığını, kendisinin ise 28/ 02/ 1999 tarihinde sakallı olmasından dolayı kadroya alınmayarak mağdur edildiğini belirterek elinden alınan haklarının geri verilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuruya konu iddia hakkında 08/ 02/ 2018 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep
yazımıza istinaden Yıldırım Belediye Başkanlığının 14/ 02/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; 1999 yılında İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla Belediyelerine işçi alımı yapıldığı, başvuranın herhangi bir başvurusu bulunmadığı gerekçesiyle işe alınmadığı, başvuran ile ilgili olarak tutulmuş herhangi bir tutanak veya kayda rastlanmadığı açıklamasına yer verilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
1 / 63) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu
maddesinde, “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar .”
4) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
5) 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında , “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
6) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Temel ilkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Bu
kanunun temel ilkeleri şunlardır : … Kariyer :
B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânını sağlamaktır .
Liyakat :
C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır .” hükümleri yer almaktadır .
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın Belediye
bünyesinde istihdam edilmeyerek mağdur edilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak hazırlanan “ Tavsiye Karar Önerisi ” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Başvuran; 1997- 1999 yıllarında Spor Kulübünde tekvando sporcusuyken Yıldırım
Belediyesinin, Spor Kulübünü bünyesine katarak 14 arkadaşını belediyenin çeşitli birimlerinde kadroya aldığını, kendisinin ise 28/ 02/ 1999 tarihinde sakallı olmasından dolayı kadroya alınmayarak mağdur edildiğini belirterek elinden alınan haklarının geri verilmesini talep etmektedir .
9) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en
büyük engel askeri darbeler olmuştur . Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli
2 / 6iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır . Askeri darbeler devletle
millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir .
Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir .
Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir . 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur . Nihayet 15
Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah
Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa
Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır .
10) Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve
kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır . Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuştur . Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır . Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır .
11) Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi
için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir . Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir . Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır . (Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s. 647)
12) 28 Şubat postmodern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her
muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür . Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır .
13) 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında
Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır . Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı
3 / 6olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak
kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir . Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18
Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır .
14) Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve
hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır . Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış ; çeşitli haksızlıklara uğramıştır . Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır .
15) Başvuru dosyası incelendiğinde başvuranın tekvando branşında ferdi lisans sahibi olarak spor
yaptığı, Yıldırım Belediye Başkanlığı Sporcu Kimlik Kartı ile Belediyenin spor kompleksinden yararlandığı, ancak daha sonra sakallı olmasından dolayı spor tesislerinden faydalanmasının engellendiği, dini hassasiyetlerinden ötürü sakallı olarak spor yapan başvuranın da 28 Şubat sürecinde genel olarak hâkim olan yaklaşımın hedefi olduğu, bu durumun Bursa Valiliği İl İnsan
Hakları Kurulu Başkanlığınca da incelenerek 13/ 02/ 2015 tarihi ve sayılı karar ile hak ihlali oluştuğuna karar verildiği görülmüştür . 01/ 01/ 2000- 02/ 01/ 2000 tarihleri arasında Bursa ilinde düzenlenen Türkiye seçmeleri yarışmasına katılarak üçüncü olan başvuranın başarı göstermesine rağmen sadece sakallı olması nedeniyle spor komplekslerinden bile yararlandırılmaması başvurana karşı ayrımcı bir bakış açısının olduğunu göstermektedir . Ancak bu durum Bursa Valiliği İl İnsan
Hakları Kurulu Başkanlığınca karara bağlanmış olduğundan başvuran tarafından bu hususta bir talepte bulunulmamıştır .
16) Başvuranın talebine konu olan sakallı olduğu gerekçesiyle Belediye bünyesinde kadroya
alınmaması iddiası ile ilgili olarak Yıldırım Belediye Başkanlığının 1999 yılında yapmış olduğu personel alımı incelendiğinde, Yıldırım Bele diye Başkanlığının 26/ 10/ 1999 tarih ve sayılı yazı ile Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanlığı veya diğer Federasyon Başkanlığınca verilen diplomaya sahip olma şartına sahip geçici olarak çalıştırılmak üzere 5 adet eleman gönderilmesi talebiyle İş ve İşçi Bulma Kurumu Bursa Şube Müdürlüğüne talepte bulunulduğu, daha sonra 04/ 11/ 1999 tarihli ve sayılı yazıyla söz konusu şarttan vazgeçilerek Büro işçisi olarak çalıştırılmak üzere yeteri kadar eleman talebinde bulunulduğu, büro işçisi talebinin karşılanmaması üzerine 11/ 11/ 1999 tarihli ve sayılı yazı ile yeniden büro işçisi talep edildiği, 07/ 12/ 1999 tarihli ve sayılı yazısında ise geçici olarak çalıştırılmak üzere 5 adet eleman istenilmesine rağmen 20 adet elemanın istihdam edildiği, ilgili yazının ekinde yer alan listede istihdam edilmeyen 34 kişinin adının bulunduğu, ancak başvuranın adının listede yer almadığı anlaşılmıştır .
17) Yukarda ifade edilen personel alım sürecinde de görüldüğü gibi ilk talep yazısında Türkiye
Taekwondo Federasyonu Başkanlığı veya diğer Federasyon Başkanlığınca verilen diplomaya sahip
4 / 6olma şartına sahip kişilerin geçici olarak istihdam edilmesi öngörülse de bu alım yapılmamış ve büro
işçisi olarak çalıştırılmak üzere 20 kişi istihdam edilmiştir . İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla gönderilen 54 işçiden 34 kişi işe alınmamıştır . Başvuran tarafından gönderilen belgelerde isimleri yer alan kişiler Kurumumuzca aranmış ve görüşülen hususlar tutanağa bağlanmıştır . Her iki kişi de başvuranın işe alınmamış olması konusundan ziyade daha önce Belediye sporcusu iken spor salonuna alınmayarak başvuranın hakemlik belgesi almasının önüne geçildiği şeklinde beyanda bulundukları görüldüğünden başvuranın iş başvurusunda bulunduğunu doğrulayan bilgilere ulaşılamamıştır .
18) Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili
mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Başvuranın işe başvurduğuna ve başvurusunun reddedildiğine dair bir tespit yapılamadığı, başvuranın da buna ilişkin somut bilge ve belge sunamadığı hususu dikkate alındığında başvuranın talebinin idarece yerine getirilmemesinde idareye isnat edilebilecek herhangi bir kusur tespit edilemediği, idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin, başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve
“kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin göstermemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye
başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ile dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 18/ 6/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelere ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve YILDIRIM BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
5 / 6Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi