onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, sanığın görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve hakaret suçlarından mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurusunu incelemiştir. Kamu malına zarar verme suçundan zarar gören İçişleri Bakanlığı’nın katılma talebi kabul edilerek, temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve hüküm onanmıştır. Ancak, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve tehdit suçları yönünden yapılan temyiz incelemesinde, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iptal kararları doğrultusunda basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği belirlenmiştir.

Sanığın, trafik işlemleri sırasında polis memurlarına yönelik tehditte bulunması ve bu eylemlerin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sanığın eylemleri hem tehdit hem de görevi yaptırmamak için direnme suçlarının unsurlarını taşımaktadır. Yargıtay, sanığın temyiz itirazlarını yerinde bularak, hükümlerin bozulmasına karar vermiştir. Bu karar, sanığın eylemlerinin hukuki niteliği ve yargılama usulü açısından önemli bir içtihat teşkil etmektedir.

2. Ceza Dairesi         2021/23753 E.  ,  2024/8771 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SUÇTAN ZARAR GÖREN :İçişleri Bakanlığı
    SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, tehdit, hakaret, kamu malına zarar verme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
    HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
    TEMYİZ EDENLER : Sanık ve suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

    Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

    I- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
    Kamu malına zarar verme suçundan, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca kamu malına zarar verme suçundan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen suçtan zarar gören kurum vekilinin 07.06.2021 tarihli dilekçesinde katılma talebinde bulunduğu anlaşıldığından; 5271 sayılı Kanun’un 237/2. maddesi gereğince suçtan zarar gören şikâyetçi kurumun davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
    Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
    II- Sanık hakkında tehdit, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
    1- Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun’un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun’un 179/2-3. maddesindeki suç yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
    2- TCK’nın 265. maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla “seçenekli hareketli” ve “amaçlı bir fiil” olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının “cebir veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü göz önüne alındığında somut olayda ,sanığın katılan polis memurlarının yol üzerinde rutin trafik işlemleri yaptıkları sırada motosikleti ile yoldan geçerken daha önce hakkında trafik ceza işlemi uygulaması nedeni ile katılan …’e tehdit içerikli sözler sarf ettikten sonra katılanlarca durdurulmasının akabinde katılan …’e tehdit içerikli sözler sarf etmeye devam edip ekip aracı ile hastaneye götürülürken her iki katılanın boyunlarını tuttuğunun anlaşılması karşısında, aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen tehdit ve
    cebir eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal unsurunu oluşturması nedeni ile sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin istem gibi BOZULMASINA, 28.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.