onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından beraat etmesine ilişkin hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesi tarafından bozulmasına dair bir içtihattır. Bozma ilamında, sanığın yaptığı tadilatların ruhsata tabi olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, suça konu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde bulunduğu ve bu durumun 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçunu oluşturup oluşturmadığı hususunun da irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay, imar kirliliğine neden olma suçunun oluşması durumunda, 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu çerçevede, eksik kovuşturma ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi için gerekli incelemelerin yapılması ve yargılamanın bozma öncesi aşamadan itibaren sürdürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, imar hukuku ve kültürel mirasın korunmasına yönelik düzenlemelerin uygulanmasında önem taşımaktadır.

12. Ceza Dairesi         2023/3670 E.  ,  2024/5476 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : 2020/202 E. 2022/502 K.
    SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma
    HÜKÜMLER : Beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

    Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçundan kurulan hükümlerin katılan … vekili, müşteki Kültür ve Turizm Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;

    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    1.İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2015 tarih, 2015/394 Esas, 2015/864 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.

    2. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 20.02.2020 tarih, 2019/4597 Esas, 2020/4883 Karar sayılı bozma ilamında; ” Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;
    1- 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21/3 maddesine göre “derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir”. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 14 ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre esaslı tadilat, “yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler” şeklinde tanımlanarak, esaslı tadilatın, ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.

    09/09/2014 tarihli yapı tatil zaptı ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, ruhsat ve eklerine aykırı olarak zemin kat Z18,Z17,Z16,Z15 ve Z14 nolu dükkanlar ve Z13 nolu WC birleştirilerek tek kullanışlı hale getirildiği ve merdiven yapılarak 101,118 ve 117 nolu dükkanların birleştirilmesi sonucu oluşan alana çıkış yapıldığı, Z16 nolu dükkana servis penceresi açıldığı, çatı katına çıkış merdiveni yapıldığının tespit edilmiş olması karşısında, yapılan bu tadilatın, taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler olup olmadığı ve sanığın savunmasında suça konu yeri mevcut haliyle Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiraladığına ilişkin savunması ve dosya içerisinde Vakıflar Genel Müdürlüğü İzmir Bölge Müdürlüğü’nün 02/12/2010 tarihli yazısına göre yapılan değişikliklerdeki eskime, yıpranma, kabarma, dökülme ve korozyon durumları gibi yıpranma oranını da içeren teknik verilere göre aykırılıkların yapım tarihi hususlarında bilirkişiden ek rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde olmayan ve eksik kovuşturmaya dayanan gerekçeyle karar verilmesi,

    2- Dosya içerisindeki belge ve bilgilerden suça konu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığının anlaşılması karşısında 2863 sayılı Kanuna muhalafet suçundan suç duyurusunda bulunularak, dava açılması halinde söz konusu davaların birleştirilmesi suretiyle TCK’nın 44. maddesine göre, sanığın eyleminin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nun 65. maddesinde belirtilen nitelikte olup olmadığı hususu da irdelenerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik kovuşturmayla hüküm kurulması,

    3- İmar kirliliğine neden olma suçunun oluştuğunun kabulü durumunda ise, hükümden sonra 18/05/2018 tarihinde 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Kanuna aykırı ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
    ” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    3.Bozma ilamı sonrasında sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması istemi ile açılan İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/210 Esas ve İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/252 Esas sayılı dosyalarının ana dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
    4.İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarih, 2020/202 Esas, 2022/502 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 04.04.2023 tarih, 2022/132936 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.

    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Katılan … vekilinin temyiz isteği; sanığın her iki suçtan da mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

    Müşteki Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

    III. OLAY VE OLGULAR
    Mahkemece, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde sanığın beraatına dair verilen hükmün katılan … vekilince temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesince hükmün bilirkişiden ek rapor alınması ve 2863 sayılı Yasa uyarınca durumun değerlendirilmesi yönünden bozulmasına karar verildiği, sanık hakkında mahkememizin 2021/210 esas 2021/263 karar sayılı dosyası ile 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, açılan bu davanın mahkememiz dosyası ile birleştirildiği görülmüş olmakla 2863 sayılı Yasa yönünden sanığın yargılaması yapıldığı, bu yönde bilirkişi raporu alındığı, yine imar kirliliğine neden olmak suçundan ilk raporu düzenleyen bilirkişiden Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ek rapor alındığı, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda işlem yapıldığı, sanık hakkında İzmir ili … İlçesi … Caddesinde bulunan … iş hanında bulunan taşınmazlarla ilgili olarak imar kirliliğine neden olmadan dolayı yapı tatil zaptı düzenlenerek inşaatın mühürlendiği, yapılan yargılama neticesinde sanığın müsnet suçtan dolayı beraatına karar verildiği, hükmün katılan vekilince temyiz üzerine yargıtay 18. Ceza Dairesi tarafından hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alındığı, ek rapor kapsamında keşif tarihi itibarı ile yapılan tadilatlarla ilgili onaylı projenin bulunmadığı, yapılan bu değişikliklerdeki, eskime, yıpranma, kabarma ve korozyon durumuna göre ve yıpranma oranını da içeren teknik verilerek göre yapılan aykırılıkların yapım tarihinin tespiti için mümkün olmadığı, bu imalatların binanın iç kısmın kapsadığı için hava fotoğraflarında da görünmediğinden suça konu yapılan imalatların 12/10/2004 tarihinden önce mi sonra mı yapıldığının tespit edilemeyeceği belirtilmiş 2863 sayılı Kanun uyarınca bilirkişiden rapor alınmış olup, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu inşai işlemlerin niteliği yapı bütünlüğündeki konumu, mimari ve kentsel etkisi sebebi ile 2863 sayılı Kanun yerine 3194 sayılı Yasa uyarınca değerlendirilmesinin uygun olduğu, bu eylem 3194 sayılı Yasa kapsamında ele alınabilse de işlem süreci 2863 sayılı yasa hükümleri gereği oluşturulacağı ancak dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler doğrultusunda söz konusu eylemlerin davalı tarafından yaptırılmış olduğunun kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazısında da inşai eylemlerin mülklerin sanığa kiralanmasından önce gerçekleştirildiğinin belirtildiği hususları da göz önüne alındığında 2863 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu haliyle eylemin 3194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, TCK nun 184. maddesinde yer alan imar kirliliğine sebebiyet verme eyleminin kanuna giriş tarihinin 30/10/2004 olduğu, bu tarihten sonrası için suç olarak düzenlendiği, bilirkişi ek raporuna göre de yapılan tadilatların hangi tarihte yapıldığının tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiş olmakla şüpheden sanık yararlanır kuralı uyarınca sanığın imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından ayrı ayrı beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

    IV.GEREKÇE VE KARAR

    Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilinin, 27.07.2020 tarihli dilekçe ile davaya katılma talebinde bulunduğu halde, adı geçen kurumun katılan olarak kabulüne yönelik bir karar verilmediği anlaşılmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.11.2006 tarihli, 2006/2-249-247 sayılı, 15.07.2008 tarihli, 2008/9-95-195 sayılı ve 19.10.2010 tarihli, 2010/9-149-105 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, Kültür ve Turizm Bakanlığının suçtan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, açılan davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;

    1-Katılan … Vekilinin 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Açısından;
    Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;

    …’nın , 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmaması karşısında; … vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,

    2-Katılan … Bakanlığı Vekilinin 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Açısından;
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

    3-Katılan … Vekilinin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Açısından;
    Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 09.07.2015 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 09.05.2023 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,17.10.2024 tarihinde karar verildi.