|
ÖZET: Danıştay, Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından verilen kınama cezasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Başvuran, Suriyeli öğrencilerin tespitine ilişkin eksik bilgi verdiği iddiasıyla disiplin cezasına çarptırılmış, ancak savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. İlgili idare, başvurana savunma istem yazısını tebliğ etmiş, ancak bu yazıda isnat edilen fiilin hukuki nitelendirmesi ve önerilen disiplin cezası belirtilmemiştir. Bu durum, başvuranın etkili bir savunma yapmasını engellemiştir.
Danıştay, Anayasa ve ilgili mevzuat gereği memurların savunma hakkının tanınmadığı durumlarda disiplin cezası verilemeyeceğini vurgulamıştır. Başvuranın bilgi edinme talebinin zamanında karşılanmaması ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle verilen disiplin cezasının iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, Danıştay, Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, disiplin cezasının geri alınması ve yeni bir soruşturma yapılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/81474-S.20.88637
BAŞVURU NO : 2020/90248
KARAR TARİHİ : 12/10/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ÜMRANİYE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Kınama cezasının kaldırılması talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 22/07/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 20.04.2020 tarih ve sayılı yazısı ile tarafına “l-İlçemiz okullarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerden, öğrenim gördükleri okullara 2 km. ve üzeri bir mesafeden gelenlerin tespit edilerek bildirilmesi istemi ile ilgili olarak yazılan 22/11/2018 tarih ve sayı ile 01/02/2019 tarihli ve sayılı yazılara, yeterince araştırma ve tespit yapmadan eksik/hatalı bilgileri içeren cevaplar yazdığınız anlaşılmaktadır.” şeklinde isnatta bulunulduğu, ardından savunmasının istendiğini, daha önceki yıllara ait çok sayıda ödüllendirilmeleri ve olumlu çalışmaları sebebiyle İl Disiplin
Kuruluna da itiraz etmesine rağmen “KINAMA” cezası ile tecziye edildiğini,
– MEB Tasıma Yoluyla Eğitime Taşıma Yoluyla Erişim Yönetmeliğinin Okul Müdürünün
Görevleri Başlığı Bölümünde okul müdürünün öğrenci tespit etmek gibi bir görevi bulunmadığını, öğrenci tespiti görevinin aynı Yönetmeliğin 5. Maddesinin 1. Fıkrası ile 6.
maddesinin (b) fıkrası uyarınca Milli Eğitim Planlama Komisyonuna verilmesine rağmen kendisinin yeterince işlem yapmadığı gerekçesiyle suçlanmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını,
– İfadesinde navigasyon sistemi ile 83 öğrenci arasından iki öğrenci tespit ettiğini ve bunu da navigasyon belgeleri ile de ispatlamasına ve belgeleri de teslim etmesine ve o belgeler dosyada bulunmasına rağmen soruşturmacı müfettişin bu durumu hiç dikkate almayarak, soruşturma raporunda da bu husustan söz etmeyerek soruşturma işlemlerini eksik ve yanlış yaptığını,
– İstanbul İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun aynı olaydan kınama cezası alan diğer yöneticilerin tecziyelerini bir alt cezaya düşürürken kendisinin itirazını adaletsiz bir kararla reddettiğini,
– Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün öğrenci tespiti istediği 22/11/2018 tarih ve sayı ile 01/02/2019 tarihli ve yazılarında bu tespiti yaparken 2 km ve üzeri mesafe ölçümünün nasıl ve ne şekil de yapılacağı konusunda herhangi bir ölçüm aracı önermeyerek yönlendirmede bulunmadığını, aynı şekilde İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen 05.11.2018 tarih ve sayılı yazıda da aynı böyle bir teknik emredilmediğini, kendisinin yeterince tespit ve araştırma yapmadığı iddiasının iftira olduğunu, zira kendisi ve iki müdür yardımcısının listede bulunan 83 Suriyeli öğrenciden “NAVİGASYON” tekniği ile iki tane Suriyeli öğrencinin okula 2km ve üzeri mesafede olduğunu belirlediğini,
– Kendisinin yaptığı tespitin tavsiye niteliğinde olduğunu, Milli Eğitim Planlama
Komisyonunun görevini eksik yaptığını, zira Milli Eğitim Planlama Komisyonunun MEB
Eğitime Taşıma Yoluyla Erişim Yönetmeliği’nin, 5. ve 6 maddeleri gereği taşınacak öğrencileri tespit ederken tarafına bildirmedikleri ve kendi bildikleri mesafe ölçme metot ve teknikleriyle bu öğrencileri taşıma kapsamına almayabilecekken taşıma kapsamına aldığını,
– Ayrıca Milli Eğitim Değerlendirme Komisyonunun, MEB Eğitime Taşıma Yoluyla Erişim
Yönetmeliğinin, 11. Maddesinin (b) fırkası uyarınca yönetmeliğe uymayan öğrenciyi kapsam dışına çıkarabilecekken çıkarmadığını, Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde taşınacak öğrenciler tespit etmek için Milli Eğitim Planlama Komisyonu ve ayrıca Yönetmeliğe uymayan öğrencileri taşıma kapsamından çıkarmak için görevlendirilmiş bir “Milli Eğitim
Değerlendirme Komisyonu” gibi iki komisyonun görevlerini yapmazken kendisinin görevi olmayan bir suçtan “KINAMA” cezası ile tecziye edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını,
– Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün savunmasını yapabilmesi için gerekli olan belgeleri vermeyerek eksik savunma yapmasına sebep olduğunu, Ümraniye İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğüne savunmasını verdikten ve İstanbul İl Milli Eğitim Disiplin Kuruluna yaptığı itirazdan çok sonra sadece dosyayı incelemesi için müsaade edildiğini, ancak bunun savunmasını etkili yapması açısından bir faydası olmadığını,
– İlçe Müdürlüğünün öğrenci tespit işini Yönetmeliğe aykırı olarak ve herhangi bir mülki amir izni ya da bakanlık emri de bulunmaksızın okul müdürüne yaptırdığını, dolayıyla verilen cezanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
– Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün daha önceki yıllara ait çok sayıda ödülleri ve olumlu çalışmaları olmasına rağmen “KINAMA” cezası verdiğini,
İddia ederek, kınama cezasının kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Ümraniye
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 27/8/2020 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle; İlçe İlkokulu Müdürü hakkında
Maarif Müfettişleri ile tarafından düzenlenen 10/03/2020 tarih ve sayılı Soruşturma Raporunda disiplin yönünden getirilen teklif doğrultusunda, 20/04/2020 tarih ve sayılı savunma istem yazısının ilgiliye 30/04/2020 tarihinde tebliğ edildiği, ‘nun Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince soruşturma dosyasının kendi ile alakalı bilgi ve belgelerin tarafına verilmesine ilişkin dilekçesinin 27/04/2020 tarih ve sayılı yazısıyla Müdürlüğe verildiği, ancak bu talebin soruşturmanın Maarif Müfettişleri tarafından yapılması hasebiyle 28/04/2020 tarih ve sayılı yazı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğüne iletildiği, bu esnada, adı geçen okul müdürünün 05/05/2020 tarihinde konusu olduğu soruşturma ile ilgili savunmasını Müdürlüğe verdiği, yeni savunma hazırlayabilmek için ek süre talebinde bulunmadığından ve dosya işlem sürecinin devam etmesi üzerine 06/05/2020 tarih ve sayılı yazı ile ilgilinin tecziyesinin hazırlandığı ve 15/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği, ilgili okul müdürünün Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu gereğince soruşturma dosyasının kendi ile alakalı bilgi ve belgelerin tarafına verilmesi için verdiği dilekçesine ilişkin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 15/05/2020 tarih ve sayılı cevabî yazısının 02/06/2020 tarihinde adı geçen okul müdürüne tebliğ edildiği, adı geçen okul müdürünün eksik savunma vermesine yol açacak veyahut hak gasbına yol açacak bir eylemin Müdürlükçe yapılmadığı konu ile ilgili yapılan işlemlerin zamanı içinde yapıldığı ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.2. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenir.”
3.3. “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.”
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,
5.1. “Davranış ve işbirliği” başlıklı 8 inci maddesinde; “Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”
5.2. Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde, “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…
…
B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak, …”
5.3. “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ncı maddesinde; “Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir.
…
Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”
5.4. “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde ; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, … başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
…
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
5.5. “Karar süresi” başlıklı 128 inci maddesinde; “Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar.”
5.6. “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.
5.7. “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde; Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek
Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim Müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.
5.8. “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
…”
6. 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununun, – İnceleme sonucunda, başvuranın Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce, okullarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerden, öğrenim gördükleri okullara 2 km. ve üzeri bir mesafeden gelenlerin tespit edilerek bildirilmesi istemi ile ilgili olarak yazılan 22/11/2018 tarih ve sayı ile 01/02/2019 tarihli ve sayılı yazılara, yeterince araştırma ve tespit yapmadan eksik/hatalı bilgiler içeren cevaplar yazdığı hususunun ortaya çıkmış olması sebebiyle müfettişlerce ilgili hakkında disiplin yönünden soruşturma yapılabilmesi için
Valilik Makam Oluru talep edildiği,
– Valilik Makamının 12/02/2020 tarih ve – sayılı soruşturma Oluru ile başvuran hakkında inceleme sonucunda ortaya çıkan Ümraniye İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğünce, okullarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerden, öğrenim gördükleri okullara
2 km. ve üzeri bir mesafeden gelenlerin tespit edilerek bildirilmesi istemi ile ilgili olarak yazılan
22/11/2018 tarih ve sayı ile 01/02/2019 tarihli ve sayılı yazılara, yeterince araştırma ve tespit yapmadan eksik/hatalı bilgiler içeren cevaplar yazdığı iddiası hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı,
– Yapılan soruşturma neticesinde hazırlanan 10/3/2020 tarih ve sayılı soruşturma raporunda, başvuran hakkındaki iddianın sübuta erdiği, sübuta eren eylemin ise 657 Sayılı
DMK.nın 125/B-a maddesi kapsamında belirtilen “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,” kapsamına girdiği değerlendirildiğinden 657 Sayılı DMK’nın 125/B-a maddesi gereğince “KINAMA” ile tecziyesi yönünde kanaat bildirildiği,
– İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 20/4/2020 tarih ve sayılı savunmaya davet yazısının 30/4/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği,
– Başvuranın 27/4/2020 tarihli dilekçesi ile soruşturma raporunda yer alan kendisiyle ilgili bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini talep ettiği, söz konusu dilekçesinin 28/4/2020 tarihli
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yazısı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderildiği,
– Başvuranın 5/5/2020 tarihinde savunmasını yaptığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 6/5/2020 tarih ve sayılı başvuran hakkında başvuranın geçmiş yıllardaki çalışmalarının olumlu olmadığı anlaşıldığından kınama cezası ile tecziye edildiğini konu edinen yazının 15/5/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği,
– Bu esnada, başvuranın kendisiyle ilgili soruşturma raporunda yer alan bilgi ve belgelerin tarafına verilmesi talebine ilişkin olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 15/5/2020 tarih ve E.
sayılı başvuranın söz konusu belgeleri ilgili disiplin biriminde inceleyebileceğini konu edinen yazının 2/6/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği ve söz konusu belgelerin 3/6/2020 tarihinde yerinde incelendiği,
– Başvuranın hakkında tesis edilen kınama cezasına 20/5/2020 tarihinde İl Milli Eğitim Disiplin
Kuruluna itiraz ettiği ancak itirazının Kurulun 4/6/2020 tarih ve sayılı kararıyla reddedildiği ve disiplin cezasının kesinleştiği,
anlaşılmaktadır.
10. Anılan disiplin cezasının usul ve esas yönünden incelenmesinde; Ümraniye İlçe Milli
Eğitim Müdürlüğünce, okullarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerden, öğrenim gördükleri okullara 2 km. ve üzeri bir mesafeden gelenlerin tespit edilerek bildirilmesi istemi ile ilgili olarak yazılan 22/11/2018 tarih ve sayı ile 01/02/2019 tarihli ve sayılı yazılara, yeterince araştırma ve tespit yapmadan eksik/hatalı bilgiler içeren cevaplar yazdığı iddiası ile disiplin soruşturması başlatıldığı, Suriyeli Öğrencilerin Taşınması İşi İlçe Planlama ve Değerlendirme Komisyonu tarafından hazırlanan taşınacak öğrenciler listesindeki öğrencilerin bulunduğu adreslerin taşıma merkezi okula mesafelerinin 2km.nin üzerinde olup olmadığının tespiti için bilirkişi tayin edildiği, başvuranın müdürü olduğu
İlkokulunda iki öğrencinin 2 km. ve üzeri mesafeden geldiğinin belirlendiği, ilgili okula ait bilirkişi raporunda ise taşıma kapsamına alınan 2 öğrencinin de ikamet adresi ile okul arasındaki mesafenin 2 km.’den az olduğunun, bir başka deyişle, taşıma kapsamına alınması gereken öğrencinin bulunmadığı tespit edildiği, bu itibarla, bilirkişi raporunda yer alan veriler doğrultusunda, başvurana isnat edilen fillin sübuta erdiği görülmektedir.
11. Başvuranın hakkında tesis edilen disiplin cezası için bir alt ceza uygulanmadığı iddiasına ilişkin olarak ise, 657 sayılı Kanunun 125’inci maddesi ile öngörülen geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir hükmü ile idarelere takdir yetkisi tanındığı, ancak bu yetkinin yargı içtihatları ile de kabul edildiği üzere sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri kriterleri çerçevesinde kullanılması gerektiği açık olup, başvuranın ödül ve başarı belgeleri yanında hakkında önceki tarihlerde tesis edilmiş disiplin cezaları da bulunduğu da göz önünde bulundurulduğunda, ilgili idarece 657 sayılı Kanunun 125’inci maddesi ile tanınan takdir yetkisini yargı içtihatları ile belirlenen kriterler ışığında kullandığı değerlendirilmektedir.
12. Başvuranın savunma hakkının kısıtlandığı iddiası ile ilgili olarak, başvuranın İlçe Milli
Eğitim Müdürlüğünün 20/4/2020 tarihli ve sayılı yazısı ile savunmasının istendiği, bu yazının başvurana 30/4/2020 tarihinde tebliğ edildiği, Bilgi Edinme Kanunu Kapsamında soruşturma raporunun kendisi ile ilgili bilgi ve belgelerinin tarafına verilmesi için 27/4/2020 tarihinde dilekçe verdiği, ancak sürecin devam etmekte olması nedeniyle dilekçesinin İl Milli
Eğitim Müdürlüğüne iletildiği, başvuranın 5/5/2020 tarihinde savunmasını verdiği, başvurana
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 6/5/2020 tarih ve sayılı yazısı ile geçmiş yıllardaki çalışmalarının olumlu olmadığı anlaşıldığından kınama cezası ile tecziye edildiği, bu yazının 15/5/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği, başvuranın 20/5/2020 tarihinde hakkında tesis edilen disiplin cezasına karşı İl Milli Eğitim Disiplin Kuruluna itiraz ettiği, İl Milli Eğitim
Müdürlüğünün 15/5/2020 tarih ve sayılı yazısı ile başvurana talep ettiği bilgi ve belgeleri Disiplin biriminde inceleyebileceğinin ifade edildiği, anılan yazının başvurana 2/6/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve başvuranın talep ettiği bilgi ve belgeleri 3/6/2020 tarihinde mahallinde incelediği anlaşılmaktadır.
13. Anayasanın 129’uncu maddesinde, memurlara savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hususu teminat altına alınmakta, benzer biçimde 657 sayılı Kanunun 130 uncu maddesinde ise; Devlet memurunun hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmakta ve soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memurun savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı öngörülmektedir.
14. Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin, savunma hakkının önemini ve gereğini vurgulayan 6. maddesini de dikkate alarak savunma hakkının niteliğini vurguladığı, 14/07/1998 günlü, 1997/41, 1998/47 sayılı kararında, herkesin kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek hakkına sahip olduğu; olayı, isnadın nedenini ve hukuki niteliğini bilmeyen kişinin kendisini yeterince savunamayacağının açık olduğu, bu hususun, savunma hakkının temelini oluşturduğu belirtilmiştir. (Danıştay Sekizinci Dairesinin
5.2.2018 tarih ve E. 2016/13179 K. 2018/545 sayılı kararı)
15. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17.02.2011 tarih ve E. 2007/1846 K. 2011/
66 sayılı Kararında, savunma isteme yazısında davacının üzerine atılı fillerin hukuki
nitelendirmesi ve önerilen disiplin cezasının belirtilmesi gerektiğinin önemine vurgu yapılmaktadır. Söz konusu karar uyarınca yapılan incelemede, başvurana tebliği edilen savunmaya davet yazısında, başvurana isnat edilen fiile ilişkin açıklama yapıldığı, savunma yapılması gereken sürenin belirlendiği, söz konusu sürede savunma yapılmaması halinde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ifadesine yer verildiği, ancak fiilin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının belirtilmediği görülmektedir.
16. Öte yandan, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla çıkarılmış olup, 5’inci maddesinde kurum ve kuruluşların bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları hükme bağlanmakta, 19’uncu maddesinde ise Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; anılan madde metninde sayılan sakıncalı durumların ortaya çıkmasına sebep olacak haller dışındaki bilgi ve belgelerin ilgili Kurum ve kuruluşlarca ilgilisinin yararlanmasına sunmakla yükümlü oldukları anlaşılmaktadır. 4982 sayılı Kanunun anılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idari aşamada dahi kişilerin bilgi ve belgelere erişmelerinin bir hak olarak kabul edilmek suretiyle yasal güvenceye kavuşturulduğu, bu hakkın ancak Yasada belirtilen hallerde sınırlanabileceği anlaşılmakta; bilgi edinme hakkı demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereği olarak kabul edilmektedir.
17. Somut olayda, her ne kadar ilgili idarece, başvuranın ek savunma süresi talep etmediği ve başvuranın bilgi ve belge talep ettiği tarihte sürecin devam ettiği ifade edilmiş olsa da, başvuranın soruşturma raporunda yer alan kendisi ile ilgili bilgi ve belgelerin tarafına verilmesi talebini konu edinen 27/4/2020 tarihli dilekçesinin savunma hakkını tam olarak kullanmaya yönelik olduğunun açık olduğu, idari soruşturma sürecinin devam etmesinin 4982 sayılı Kanun uyarınca bilgi edinme hakkının kullanımına engel teşkil etmediği, kaldı ki ilgili idarece tanzim olunan anılan Kanunun 19’uncu maddesinde sayılan sakıncalı durumlardan birinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin dosya içerisinde sunulmadığı, 4982 sayılı
Kanunda, Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları öngörülmesine rağmen başvuranca talep edilen bilgi ve belgelerin başvuranın savunma hakkını kullandığı 5/5/2020 tarihinde başvuranın yararlanmasına sunulmadığı gibi, başvuranın hakkında tesis edilen disiplin cezasına karşı İl Milli Eğitim Disiplin Kuruluna itiraz ettiği 20/5/2020 tarihinde de başvuranın yararlanmasına sunulmadığı, bir başka deyişle, bilgi edinme taleplerinin 4982 sayılı Kanunda öngörülen süratli bir biçimde sonuçlandırma yükümlülüğünün ilgili idarece yerine getirilmediği görülmektedir. Bununla beraber, ilgili idarece anılan bilgi ve belgelerin başvuranın disiplin biriminde incelemesine sunulmasının başvuranın savunma hakkını ve itiraz hakkını kullandığı tarihlerden sonraki bir tarih olan 3/6/2020 tarihine tekabül ettiğini de ayrıca belirtmek gerekmektedir.
18. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, yukarıda yer alan mevzuat hükümleri, yargı içtihatları birlikte göz önünde bulundurularak, başvuranın bilgi ve belge taleplerinin başvuranın savunma hakkını kullandığı tarihlerde söz konusu belgelerden yararlanabileceği şekilde yerine getirilmediği, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 30/4/2020 tarihinde başvurana tebliğ edildiği görülen savunmaya davet yazının ise, yargı içtihatlarınca savunmaya davet yazısında bulunması gereken unsurlardan olan fiilin hukuki nitelendirmesi ve önerilen disiplin cezası unsurlarını içermediği, kendisine isnat edilen fiili ve bu fiil için istenen cezayı bilmeyen davacının etkili bir savunma yapabileceğinden söz etmenin mümkün olmadığı değerlendirildiğinden, Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkı kısıtlanarak verildiği görülen disiplin cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” , ayrıca başvuru sahibine verilen cevapta “idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğinin gösterilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkı kısıtlanarak verildiği görülen disiplin cezasının geri alınması ve usul kuralları göz önünde bulundurularak yeni bir soruşturma yapılması yönünde ÜMRANİYE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, ÜMRANİYE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNCE bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için ÜMRANİYE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi