ÖZET: Başvuru, Şehit Danış Tunalıgil İlkokulu’ndaki 1. sınıf şubelerinin kalabalıklığı nedeniyle eğitimin kalitesinin artırılması amacıyla sınıf mevcutlarının düşürülmesi ve ikili eğitime geçilmesi talebini içermektedir. Başvuran, kızı için daha verimli bir eğitim ortamı sağlanmasını istemekte ve mevcut sınıf mevcudunun 32 olduğunu, bunun eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini belirtmektedir. Ermenek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, sınıf mevcutlarının 40 kişiyi geçmediğini ve ikili eğitime geçişin fiziki koşullar nedeniyle mümkün olmadığını ifade etmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı, başvurunun değerlendirilmesinde, mevcut öğrenci sayısının kalabalık olmadığını ve ikili eğitimin başarıya katkısının düşük olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, okulun fiziki kapasitesinin artırılması ve ilkokul ile ortaokulun ayrılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde bir karar alarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na sınıf mevcutlarının azaltılması için gerekli planlamaların yapılması tavsiyesinde bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın ikili eğitime geçilmesi talebi reddedilmiş, ancak öğrenci sayısının azaltılması ve eğitim kalitesinin artırılması için gerekli adımların atılması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, okul ve derslik sayısını artırarak eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması önem arz etmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/3638-S.24.5772

BAŞVURU NO : 2023/16917

KARAR TARİHİ : 02.04.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Şehit Danış Tunalıgil İlkokulu 1. sınıf şubelerinin kalabalık olduğundan bahisle eğitimin verimli ve kaliteli olması adına sınıf mevcutlarının düşürülmesi için ikili eğitime geçilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23.10.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; kızı ’ın bu sene 1. sınıfa başladığını, Karaman ili ilçesi

İlkokuluna kayıtlı olduğunu, verimli ve sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamı sağlanması gerektiğini, Milli Eğitim Bakanlığının bir sınıfın azami 25 kişi olmasına özen gösterdiğini, kendisinin ve birçok ebeveynin üç sınıf açılarak sınıfların 25 kişilik gruplar halinde olması için sabahçı-öğlenci gruplara ayrılmasını talep ettiğini, CİMER üzerinden yaptığı başvuruya Ermenek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Bahsi geçen okulda sınıflar 40 kişilik değildir. 3. sınıf açılması için fiziki kapasite mümkün değildir. Öğrencilerin eğitimi için gerekli tedbirler alınmaktadır.” şeklinde yanıt verildiğini, ancak bu yanıtın talebine karşılık taşımadığını, daha verimli ve kaliteli eğitim için sabahçı öğlenci grubu yapılmasını ve sınıf mevcudunun 25’e düşürülmesini talep ettiğini, Ermenek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bu konuda bir açıklama yapmadığını, anılan okulda 1. sınıfın iki şubesi olduğunu ve sınıf mevcutlarının 32 olduğunu, geçen sene sınıfların 22 kişilik olduğunu, ikamet, göç, tayin gibi sebeplerle sınıf mevcutlarının artabileceğini, üç sınıf açılması fiziken mümkün değilse sabahçı-öğlenci grup yapılabileceğini, önce sabahçı-öğlenci grup ayarlandığını ancak bazı velilerin itirazı üzerine tekrar tam güne çekildiğini, sınıf mevcudunun eğitim-öğretimin verimi açısından daha önemli olduğunu ileri sürerek sınıf mevcutlarının düşürülmesi için sabahçı-öğlenci grup sistemine geçilerek üç şube açılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi ve belge talebi üzerine, Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 12/12/2023 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Okul Öncesi ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu kapsamında bir öğretmene düşen öğrenci sayısının 40’ı geçemeyeceği, 2.2. Bahse konu olan sınıflardan bir şubenin 29 öğrenci, diğer şubenin ise 33 öğrenci ile eğitim öğretime devam etmekte olduğu, diğer bütün sınıf şubelerinde ise öğrenci sayısının 30’un altında olduğu, 2.3. Okulun hem ilkokul hem ortaokul olarak eğitim öğretime devam etmekte olduğu, 1. sınıfların üç şube yapıldıktan sonraki dönemlerde, şubelerden herhangi birinde ya da bir kaçında nakil kapsamında sayının düşmesi ve toplam öğrenci sayısının 60’ın altına düşmesi durumunda kamu zararı oluşmaması için şubelerden birinin kapatılarak birleştirme yapılması gerektiği, 2.4. Mevcut öğrenci sayısının afaki şekilde kalabalık olmaması, hem ilkokulun hem ortaokulun birlikte eğitim öğretim görüyor olması ve sonraki dönemlerde şube birleştirme durumu da göz önünde bulundurularak normal eğitim öğretime devam edilmesinin uygun görüldüğü, eğitim öğretim süreçleri açısından herhangi bir aksaklık bulunmadığı, 2.5. Okulun bulunduğu bölgeye 150 TOKİ konutu yapılmış olup ev teslimatlarının 2023 yılı Ağustos ayında yapılacağı, bu yüzden okulun mevcudunun 60-70 civarı olacağının tespit edildiği, okulun fiziki koşulları el vermeyeceği için sabahçı-öğrenci yapmaya karar verildiği, ancak TOKİ konutlarının teslimi 3 ay ertelendiği için sabahçı-öğrenci durumu iptal edilerek tekrar normal eğitime geçildiği, 2.6. Şikâyetçinin ısrar ettiği ikili eğitime, fiziki kapasitenin yetersiz olduğu yerlerde geçildiği, ikili eğitimde öğrencilerin sabah 07.00’de ders başı yaptığı ve akşam 19.00’da son dersin bittiği, normal eğitime göre ikili eğitimin başarıya katkısının düşük olduğu, yine ikili eğitimlerde DYS-Egzersiz vb. eğitim faaliyetlerinin yapılamadığı, il çapında hiçbir okulda ikili eğitim yapılmadığı, 2.7. Müdürlüğün, öğrencilerinin eğitimi için en uygun eğitim ve öğretim şeklini seçtiği, şikâyetçinin yeni sınıf açılması talebinin, boş alan olmadığı için yerine getirilemediği, öğrencilerin eğitimi için her türlü tedbirin alındığı bildirilerek ilgili belgeler sunulmuştur.

3. Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün 18/12/2023 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 3.1. 5/1/1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 50’nci maddesinde “Birleştirilmiş sınıflar da dahil olmak üzere bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 40 dan fazla olamaz.” hükmünün yer aldığı, 3.2. Şehit Danış Tunalıgil İlkokulunda ikili eğitime geçilmesi yönünde ‘ın 2023/14335 sayılı başvurusu haricinde taraflarına ulaşan bir başvuru bulunmadığı, konu birden fazla öğrenciyi ilgilendirdiği için diğer velilerin görüşleri bilinmeksizin bütün çocukları ilgilendiren bir konuda yalnız bir velinin görüşü ile uygulama değişikliğine gidilmesinin eğitim öğretimin sağlıklı yürütülebilmesi adına uygun olmadığı,

3.3. Bu bağlamda İlkokulunda sınıf mevcutlarının Kanun maddesindeki üst sınıra ulaşmadığı ve Karaman Valiliğinin açıklaması göz önünde bulundurularak tekli eğitime devam edilmesi yönünde karar verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği belirtilerek ilgili belgeler sunulmuştur.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. T.C. Anayasası’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesi:

“Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”

4.1. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesi:

“Kimse eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.” 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” kenar başlıklı 74’üncü maddesinin

dördüncü ve beşinci fıkraları:

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. […]” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” kenar başlıklı 5’inci maddesinin

birinci fıkrası:

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrası:

“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.”

6.1. 4’üncü maddesi:

“Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.”

6.2. 28’inci maddesi:

“Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen

gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:

İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;

Ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar; Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler; Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler; Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.

Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu

Sözleşme’ye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.

Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.”

6.3. 29’uncu maddesi:

“Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:

Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi; İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi; Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi; Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması; Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.

Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.”

7. Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2’nci maddesi:

“Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, […] 2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; İlgi, istidat ve kabiliyetlerini

geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; […].”

7.1. “Planlılık” başlıklı 14’üncü maddesi:

“Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim – insan gücü

– istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.

Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın mesleki eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak düzenlenir. Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç, gereç ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır.”

7.2. “Okul yapıları ve taşınmazları” başlıklı 51’inci maddesi:

“Her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ait bina ve tesisler çevrenin ihtiyaçlarına ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca planlanır ve yaptırılır. Bu maksatla her yıl Milli

Eğitim Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konur. Arsa temini ile okul bina ve tesislerin yapım ve donatımında, Devletin azami imkanlarının kullanılması yanında vatandaşların her türlü yardımlarından da yararlanılır ve yardımlar teşvik edilir ve değerlendirilir. […]” 8. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Okulları Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı

4’üncü maddesinin (ı) bendi:

“İkili eğitim, okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında ayrı gruplarla sabah ve öğleden sonra yapılan eğitimi, ifade eder.” hükümlerini haizdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuru, Şehit Danış Tunalıgil İlkokulu 1. sınıf şubelerinin kalabalık olduğundan bahisle eğitimin verimli ve kaliteli olması adına sınıf mevcutlarının düşürülmesi için ikili eğitime geçilmesi talebi hakkındadır.

11. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, bizzat çocuklar tarafından veya çocukların haklarını gözeterek yetişkinler tarafından yapılan başvurularda, çocukların haklarının bütüncül olarak güvence altına alınması amaçlandığından, yapılacak olan araştırma ve incelemelerin, çocukların üstün yararını gözeten perspektifle, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de güvence altına alınan tüm haklar açısından yapılması gerekmektedir.

Dolayısıyla, çocuk odaklı ve çocuğun üstün yararını gözeten bir inceleme ve araştırma hiç şüphesiz her vaka özelinde ayrı değerlendirmeye tabi tutularak bir çocuğun haklarını gözetecek şekilde yapılabileceği gibi bir grup çocuğun veya genel olarak bütün çocukların haklarını gözetecek şekilde değerlendirmeye de tabi tutulabilecektir (bkz. Kamu Denetçiliği Kurumu, 23/03/2023, B. No: 2022/14483, Kısmen Tavsiye

Kısmen Ret Kararı).

12. Bu kapsamda, başvuru konusunun da, başvuranın bireysel talebinin ötesinde, Çocuk Haklarına Dair

Sözleşme’de güvence altına alınan haklar ve çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilmesi suretiyle değerlendirildiği ifade edilmelidir.

13. Bilindiği üzere, Anayasanın 90’ıncı maddesine göre; yöntemince yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir; hatta normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına, uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulama önceliği bulunmaktadır. Bu bağlamda; ülkemizde 1995 yılında 22184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile ülkemizdeki tüm çocukların hakları öncelikle güvence altına alınmıştır.

14. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28’inci maddesinde taraf devletler, çocuğun eğitim hakkı ve eğitim hakkının fırsat eşitliği temelinde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemleri almayı taahhüt etmiştir. Çocuk

Hakları Sözleşmesi’nin 29’uncu maddesinde ise, taraf devletlerin çocuklara eğitim hakkını tesis ederken hangi amaçlar doğrultusunda hareket edecekleri düzenlenmiştir (§ 6.2, 6.3).

15. Söz konusu hükümlere yalnızca çocuğun eğitime erişim hakkı ile sınırlı bakılması mümkün değildir; günümüz dünyasında “eğitime erişim hakkı”, “nitelikli eğitime erişim hakkı”na evrilmiş durumdadır.

Nitekim Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin “Eğitimin Amaçları” başlıklı 1 no’lu Genel

Yorumunda; 15.1. 28’inci ve 29’uncu maddelerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği, 28’inci maddede devletlerin eğitim sistemlerinin oluşturulması ve bu sistemlere erişim sağlanması alanındaki yükümlülüklerine odaklanırken, 29’uncu maddede belirli bir kalitedeki eğitime bireysel ve öznel erişim hakkının vurgulandığı, eğitim kalitesinin çocuğun özel gelişim ihtiyaçlarını ve farklı gelişen kapasitelerini dikkate alarak, çocuğun insan haysiyetinin ve haklarının gerçekleştirilmesi ile doğrudan bağlantılı olduğu, sözleşmede çocuğun yüksek yararı gözetilerek hareket edilmesinin öneminin vurgulanmasıyla tutarlılık taşıyan bu maddenin, çocuk merkezli eğitim mesajını vermekte olduğu, buna göre, eğitimin temel amacının, birey olarak çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin ve becerilerinin geliştirilmesi olduğu; bu arada her çocuğun kendine özgü özelliklere, ilgi alanlarına, becerilerine ve öğrenme gereksinimlerine sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ayrıca eğitimin, temel yaşam becerilerinin her çocuk tarafından öğrenilmesini ve hiçbir çocuğun yaşamında karşılaşabileceği durumlarla baş edebileceği donanımı kazanmadan okuldan ayrılmamasını hedeflemesi gerektiği, temel becerilerden kastedilenin salt sayısal ve sözel becerilerin ötesine geçen yaşam becerileri olduğu, bu tür beceriler arasında dengeli karar verebilme ve uyuşmazlıkları şiddete başvurmaksızın çözebilme becerilerinin yanı sıra, çocuklara yaşamlarında kendi tercihleri doğrultusunda yol alma imkânları sağlayan sağlıklı yaşam tarzları, olumlu sosyal ilişkiler ve sorumluluk anlayışı, eleştirel düşünme, yaratıcı yetenekler vb. yer aldığı, bunun sağlanması için okullarda çocuk dostu bir ortamın teşvik edilmesi ve çocukların gereksinimlerine ve kapasitelerine göre gelişmelerine olanak sağlanması, uygun öğretme ve öğrenme yöntemlerine başvurulması, diğer ifadeyle eğitimde çocuğun gereksinimlerinin her koşulda merkeze alınmasının ve tüm çocukların nitelikli eğitime erişiminin aksamadan devam etmesinin eğitimin ana odağı olması hususlarına vurgu yapılmıştır.

16. Dolayısıyla Sözleşme’nin tam anlamıyla hayata geçirilmesi, çocukların nitelikli eğitim alma haklarını gözetecek şekilde önlemler alınmasına bağlıdır. Bu çerçevede, başvuru konusu değerlendirildiğinde; sınıf mevcudunun hem çocukların okula uyumlarının sağlanmasında ve öğrenme miktarlarında hem de öğretmenin iş doyumunda son derece önemli bir faktör olduğu; kalabalık sınıfların öğretmenin çocukları tek tek tanımasını, onların özel yönlerini, zorluklarını, güçlü taraflarını fark etmesini zorlaştırdığına yönelik akademik çalışmalar da göz önünde bulundurulduğunda; kalabalık sınıflarda verilen eğitimin niteliğinin

sorgulanmaya açık bir konu olduğu anlaşılmaktadır (Kamu Denetçiliği Kurumu, 27/04/2018, B. No:

2018/2558, Gönderme Kararı).

17. On Birinci Kalkınma Planı’nda (2019-2023) bu konuya ayrı bir parantez açılmış ve tüm eğitim kademelerinde okulların niteliği ve imkânları artırılarak okullar arası başarı farkının azaltılması; bu amaçla, tüm eğitim kademeleri itibarıyla Plan döneminde tekli eğitime geçilmesi; ilave dersliklerin yapılması, yeni derslik yapımı planlamasında, derslik inşa edilmesi planlanan yerdeki diğer eğitim binalarının verimli kullanımının dikkate alınması yönünde politika ve tedbirler belirlenmiş; Milli Eğitim Bakanlığı 2019-2023

Stratejik Planı’nda yer alan Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler analizinde (GZFT) ise; “derslik başına düşen öğrenci sayısında bölgesel farklılıklar ve ikili eğitim uygulamalarının olması” tespitlerinin zayıf yönler arasında sayıldığı, okullar ve bölgeler arasındaki başarı farklılıkların azaltılarak eşit bir eğitim sunmak için bu konuda iyileştirmeler yapılmasına ihtiyaç duyulduğu tespit edilerek, Sözleşme ile uyumlu olacak şekilde, öğrencilerin bilişsel, duygusal ve fiziksel olarak çok boyutlu gelişimini önemseyen, bilimsel düşünme, tutum ve değerleri içselleştirebilecekleri bir temel eğitim yapısına geçilerek okullaşma oranının artırılacağı hedefinin belirlendiği, (Hedef: 3.2.) ve yurt içi nüfus hareketleri sonucunda bazı bölgelerde sürekli olarak derslik ihtiyacının oluşması ve ikili eğitim yapılması; ilkokul ve ortaokullarda öğretim programları eğitim etkinlikleri ve ders sürelerinin öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun olarak güncelleme ihtiyacı bulunduğu belirtilerek, ders, teneffüs ve serbest etkinlik sürelerinin yeniden düzenlenmesi, öğretim programlarının çocuğun gelişimsel özelliklerine göre güncellenmesi, ikili eğitimin sonlandırılması için finansman sağlanması ihtiyaçlarının bulunduğuna işaret edilmişti.

18. On İkinci Kalkınma Planı’nda (2024-2028) da, çocuğun iyi olma halini destekleyecek mekanizmalar ve standartlar oluşturularak okulların bu standartlar çerçevesinde izlenmesi, tüm okullarda nitelikli ve kapsayıcı eğitim hizmet sunumu sağlanması, kaliteli eğitime erişimde fırsat eşitliğinin sağlanması yönünde politika ve tedbirler belirleneceği kararlaştırılmış olup On İkinci Kalkınma Planı ile uyumlu şekilde belirlenen Milli Eğitim Bakanlığı 2024-2028 Stratejik Planı’nın Temel Eğitim Programı analizinde; okul öncesi eğitim ve ilköğretim alt programına ilişkin hedefe ulaşma düzeyinin 2023 Performans Programı ile yayımlanan sonuçlara göre “ilkokulda öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranı”, “tekli eğitimdeki öğrenci oranı (ilkokul-ortaokul)” performans göstergeleriyle belirlenen hedeflere makul düzeyde ulaşıldığı, alt programa ilişkin hem tekli eğitim gören öğrenci oranını artırmak hem de ilkokulda öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube sayılarını azaltmak için okul ve derslik sayısının artırılması, yatırımların buna göre planlanması gerektiği, yine GZTF analizinde, “ikili eğitim uygulamaları, derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısında okullar arasındaki farklılıklar” tespitlerinin zayıf yönler arasında sayıldığı, “temel eğitimde fırsat eşitliği ve eğitime erişimin sağlandığı, öğretim süreçleri ve eğitim ortamlarının etkin kullanıldığı bir ekosistem inşa ederek öğrencileri çağın gerektirdiği evrensel yeterliliklere sahip, millî ve manevi değerleri benimsemiş sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetiştirmek” amacı çerçevesinde sınıf mevcudunun fazla olmasının çocuğun bütüncül gelişim ihtiyaçlarına cevap vermeyi güçleştirmesi riskine binaen öğrencilerin şubelere dağılımına yönelik mevcut durum analizi yapılacağı ve okulların fiziki mekân kapasitesi artırılacağının planlandığı görülmektedir.

Be

19. Başvuruya konu olaya ilişkin idare tarafından; bahse konu olan sınıflardan bir şubenin 29 öğrenci, diğer şubenin ise 33 öğrenci ile eğitim öğretime devam etmekte olduğu, diğer bütün sınıf şubelerinde ise öğrenci sayısının 30’un altında olduğu, mevcut öğrenci sayısının afaki şekilde kalabalık olmadığı, okulun bulunduğu bölgeye 150 TOKİ konutu yapıldığı ve ev teslimatlarının 2023 yılı Ağustos ayında yapılacağı öngörüldüğünden okulun mevcudunun 60-70 civarı olacağının tespit edildiği, okulun fiziki koşulları el vermeyeceği için sabahçı-öğrenci yapmaya karar verildiği, ancak TOKİ konutlarının teslimi 3 ay ertelendiği için sabahçı-öğrenci durumu iptal edilerek normal eğitim öğretime devam edilmesinin uygun görüldüğü, ilkokul ve ortaokulun birlikte eğitim öğretim görmekte olduğu, yeni sınıf açılması talebinin boş alan olmadığı için yerine getirilemediği, ikili eğitimde öğrencilerin sabah 07.00’de ders başı yaptığı ve akşam 19.00’da son dersin bittiği, normal eğitime göre ikili eğitimin başarıya katkısının düşük olduğu, yine ikili eğitimlerde DYS, Egzersiz vb. eğitim faaliyetlerinin yapılamadığı, il çapında hiçbir okulda ikili eğitim yapılmadığı açıklanmıştır.

20. Günümüzde, özellikle, yangın, deprem, sel gibi doğal afet, kentsel dönüşüm veya göç gibi zorunlu nedenlerle nüfus hareketleri sürekli olarak değişmekte ve bazı bölgelerde nüfus zorunlu olarak artmakta ve nüfus hareketlerinin kontrolü fiili olarak da mümkün olamamakta; okullarda öğrenci sayısı artabilmektedir.

21. Dolayısıyla, başvuruya konu sorunun kaynağının tespit edilmesi sürecinde daha çok odaklanılması gereken konunun Kalkınma Planında ve Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı’nda vurgulandığı üzere, okullar ve bölgeler arasındaki başarı farklılıklarının azaltılması için eğitimin niteliğinin artırılması ve planlı yönetim anlayışının benimsenmesi olduğu değerlendirilmektedir.

22. Bu doğrultuda, Şehit Danış Tunalıgil İlkokulunda mevcut öğrenci sayısı ve beklenen nüfus hareketi dolayısıyla öğrenci sayısında oluşacak artış da gözetilerek öncelikli hedefin; Milli Eğitim Bakanlığı 2019-

2023 ve 2024-2028 Stratejik Planlarında belirtildiği üzere ilkokulda öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube

oranının azaltılması ve tekli eğitim gören öğrenci oranının arttırılması için okul ve derslik sayısının arttırılması ve bu yönde yatırımlar planlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Sınıf mevcutlarını azaltmaya ve tekli eğitime geçmeye yönelik geliştirilen politikaların gerçekleştirilebilmesi için yeterli kaynak ve planlamaya sahip olunması oldukça önem taşımaktadır.

23. Bununla birlikte, söz konusu hedeflerin gerçekleşmesine dek, çocukların, öğrenme ve haklardan yararlanma süreçlerinin birer parçası haline gelerek iyi olma hallerinin temini için öğretim programlarının, ders planları ve saatlerinin, öğrenciyle öğretmeni özne olarak merkeze alacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Nitekim yapılan incelemede, mevcut şartlar altında Şehit Danış Tunalıgil İlkokulunda derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasına öncelik verilerek çözüm olarak ikili eğitime geçecek şekilde yeniden planlanabileceği önerilerinin sunulduğu, ancak öğrenci sayısında beklenen artışın gerçekleşmemesi ve sınıf mevcutlarının afaki şekilde kalabalık olmaması nedeniyle diğer bir hedef olan tekli eğitime öncelik verildiği görülmektedir.

24. Tüm bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın ikili eğitime geçilmesi talebinin reddi gerektiği, bununla birlikte öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranının azaltılmasına yönelik geliştirilen politikalar ve temel eğitimdeki bütün okulların tekli eğitime geçirilmesi hedefi doğrultusunda Şehit Danış Tunalıgil İlkokulunda öğrenci sayısında beklenen artış da gözetilerek okulun fiziki kapasitesinin arttırılması, ilkokul ile ortaokulun ayrılması gibi hususların değerlendirilerek bu amaçla gerekli planlama ve kaynak tahsisinin yapılmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

25. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir.

26. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın 2023/14335 numarasına kayıtlı ilk başvurusu hakkında verilen 20/09/2023 tarihli Gönderme Kararına istinaden başvurana ve

Kurumumuza herhangi bir cevap verilmediği, bu durumun “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uyarlık taşımadığı anlaşılmış olup bahse konu ilkelere uygun davranılması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

27. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa)

dava açma süresinden arta kalan sürede Konya İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, başvurunun KISMEN REDDİ ve KISMEN

KABULÜNE,

Başvuranın ikili eğitime geçilmesi talebinin REDDİNE, Öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranının azaltılmasına yönelik geliştirilen politikalar ve temel eğitimdeki bütün okulların tekli eğitime geçirilmesi hedefi doğrultusunda Şehit Danış Tunalıgil

İlkokulunda öğrenci sayısında beklenen artış da gözetilerek okulun fiziki kapasitesinin arttırılması, ilkokul ile ortaokulun ayrılması gibi hususların değerlendirilerek bu amaçla gerekli planlama ve kaynak tahsisinin yapılması yönünde MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ

EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi