|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının trafik kazası sonucu ödediği tedavi giderlerinin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yönünden kabulüne karar verirken, diğer davalılar Groupama Sigorta A.Ş. ve … yönünden davanın reddine hükmetmiştir. Yargıtay, SGK’nın sorumluluğunu belirleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine dayanarak, SGK’nın tedavi giderlerinden sorumlu olduğunu ve sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını vurgulamıştır.
Yargıtay, mahkemenin bozma kararına uyması gerektiğini, aksi takdirde davacının usulî kazanılmış hakkının ihlal edileceğini belirtmiştir. Mahkeme, önceki kararın aksine davacı aleyhine bir hüküm vermiştir ki bu durum, usulî kazanılmış hak ilkesine aykırıdır. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının kazanılmış hakkını korumak amacıyla mahkeme kararını bozmuş ve SGK’nın sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Bu karar, usul hukukunun temel ilkeleri ve hukuki istikrar açısından önem taşımaktadır. |
4. Hukuk Dairesi 2023/8248 E. , 2024/2629 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/541 E., 2022/680 K.
DAVALILAR : 1- …
2- Groupama Sigorta A.Ş. vekili Avukat …
3- Sosyal Güvenlik Kurumunu Temsilen SGK İstanbul İl Müdürlüğü vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 04.07.2012
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairece bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı … …’in sağlık sigorta poliçesi ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, 28.09.2011 tarihinde yolda yürürken davalı …’ın maliki ve sürücüsü olduğu davalı … tarafından sigortalı bulunan aracın çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalının tedavisi için… Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ye müvekkili şirketin 06.12.2011 tarihinde 11.308,53 TL, 06.03.2012 tarihinde 29.999,97 TL ödediğini, müvekkili şirketin halef olduğunu ve bu nedenlerle 11.308,53 TL’nin 06.12.2011 tarihinden, 29.999,97 TL’nin 06.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; trafik kazasından kaynaklanan tüm sağlık hizmetleri bedellerinin müvekkili idare tarafından karşılandığını, bunun kanunda düzenlendiğini, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davaya konu masraflar için müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını, trafik kazalarında meydana gelen sağlık giderlerinin Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılandığını, kendi sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2014 tarihli ve 2012 / 227 Esas, 2014 / 617 Karar sayılı kararıyla, “… Davacının davasının kabulüne, rücuen tazminat olarak, 41.308,50 TL nin 4.918,96 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı SGK’dan alınıp davacı tarafa ödenmesine, kalan 36.389,54 TL’nin davalılardan Groupama Sigorta A.Ş. ve …’ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine…” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili ile davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.02.2018 tarihli ve 2015/7503 Esas, 2018/943 Karar sayılı ilamıyla; “… 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59 uncu maddesi ile değişik 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesinin açık lafzından da anlaşıldığı üzere, yapılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erecektir. Kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından karşılanmaya devam edecektir. Yukarıda açıklanan yasa hükümleri kapsamında 6111 Sayılı Yasanın 59 uncu maddesi ile değişik KTK 98 inci maddesi gereğince resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan faturaya bağlanmış tüm belgeli tedavi giderlerinden SGK sorumlu olup, 25.02.2011 tarihinden itibaren davalı … şirketinin tedavi giderlerinden sorumluluğu kalmadığı için, talep edilen tedavi giderlerinin tamamından SGK’nın sorumlu tutulması ve davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 03.09.2020 tarih ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; “… Davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden kabulü ile rucüen tazminat olarak 11.308,53 TL’nin 06.12.2011 tarihinden itibaren, 29.999,97 TL’nin 06.03.2012 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın diğer davalılar Grupama Sigorta ve … yönünden reddine…” karar verilmiştir.
C. Dairenin İkinci Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/2422 Esas, 2021/8363 Karar sayılı ilamıyla; “… yerel mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmesine rağmen, davacının aleyhine olarak bozma sonrasında, ilk kararı temyiz etmeyen ve hakkında verilen hüküm kesinleşen davalı … yönünden de davacının usulî kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; “…davalı …’nun TBK 49 hükmü gereği kusuru sebebiyle, Sosyal Güvenlik Kurumunun ise 2918 sayılı kanunun 98 inci maddesi gereği sorumlu olduğu, ilgililer yönünden yerinde görülen davanın kabulü ile, mahkememizce davalı … hakkında verilen hükmün ilgili tarafından temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleştiği ve diğer davalılar yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu, iş bu sebeple mahkememizce verilen ilk kararda … hakkındaki 36.389,54TL’nin tahsiline toplam bedelden arta kalan 4.918,18 TL’nin SGK Başkanlığından tahsiline, diğer davalıya yönelik davanın ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun değişik 98 inci maddesi gereği sorumluluğu bulunmadığı …” gerekçesiyle, “… Davacının SGK ve …’ na yönelik davasının kabulü ile 41.308,50 TL’ in 4.918,18 TL’lik kısmının SGK’dan, kalan 36.389,54 TL’nin davalı … Düzgünoğlun’dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı Groupama Sigortaya yönelik davanın reddine …” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı SGK vekili ve davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; SGK yönünden verilen bir önceki kararın kesinleştiğini, buna rağmen mahkemece davacı aleyhine olacak şekilde davalı SGK’nın sorumlu olduğu miktarın düşürüldüğünü, mahkemenin davalı … yönünden kesinleşen ilk karara oranla davacının daha aleyhine olacak şekilde hüküm kurduğunu, her iki davalı yönünden de davacının kazanılmış hakkının ihlal edildiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … temyiz dilekçesinde; tedavi giderinden SGK’nın sorumlu olduğunu, olayda davalıya husumet düşmediğini, bu durumun kamu düzeni kapsamında olduğunu ve usulî kazanılmış hakkın söz konusu olmadığını, hakkında açılan davanın reddi gerektiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, hesaplanan zarardan davalının sorumlu olmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının sigortalısının trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle ödediği tedavi giderlerinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı …’nun tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas ve 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir.” (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt;5, 2001, s; 4732 -4737).
Mahkemenin 03.09.2020 tarih ve 2020/108 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; “…Davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden kabulü ile rucüen tazminat olarak 11.308,53 TL’nin 06.12.2011 tarihinden itibaren, 29.999,97 TL’nin 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş olup davalının tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının Dairece reddedilmesi ve mahkemenin de bozma ilamına uyması ile davacı yararına usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece, davacının kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden davanın kısmen kabulü ile “4.918,18 TL” tazminatın davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı …’nun tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan harç alınmamasına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı …’na yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.