|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 20.10.1989 tarihinde davalıya ait işyerinde çalıştığını kabul etmiş, ancak sigortalılık başlangıç tarihini 15.10.1990 olarak belirlemiştir. Yargıtay, sigortalı sayılabilmek için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli çalışmanın da ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, eksik inceleme ve araştırma ile karar vermiştir; bu nedenle, davacının çalıştığı işyerinin varlığı ve sigortalı çalışma niteliği konusunda yeterli delil toplanmamıştır.
Yargıtay, davacının çalıştığı döneme ilişkin tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ve komşu işyeri araştırmasının yapılmadığını belirterek, eksik inceleme nedeniyle verilen hükmü bozmuştur. Ayrıca, 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi gereğince, 18 yaşından önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/4539 E. , 2024/13294 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2151 E., 2024/358 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/32 E., 2021/215 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı 20.10.1989 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davalı adına şahıs şirketi olmadığı gibi herhangi bir işyeri de bulunmadığını, 1989 yılında davalının … ve Otomotiv Parçaları San. Ltd. Şti. yetkilisi olarak görev yaptığını, şirketin, 05.03.2003 tarihinde anonim şirkete dönüştüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen dosya davalısı Kurum vekili, çalışma olgusunun yöntemine göre kanıtlanması gerektiğini, davanın hak düşürücü süreye uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile … T.C. Kimlik numaralı 15.10.1972 doğumlu davacının 20.10.1989 tarihinde davalıya ait işyerinde çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi doğrultusunda 18 yaşını doldurduğu 15.10.1990 tarihi olarak tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerinin tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, Kurumun fer’i müdahil olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun’un 2., 6., 9., 79 ve 108. maddesi hükümleridir.
3.Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
4.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, davalı … ünvanlı işverenin 591585 sicil nolu iş yerinden davacı adına 20.10.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, plastik montaj mahiyetli işyerinin 04.07.1989-28.06.1989 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, bu işyerinden 1989 yılında bordro verilmediğinin de Kurumca bildiridiği, öte yandan davalı … beyanında, kendi şahıs şirketinin olmadığı, aslen kurucu ortağı olduğu … ve Otom. Par. Ltd. Şti.’nin (sonrasında nevi değiştirerek A.Ş.)’nin 1989 yılında yetkilisi olduğunu belirtmesi nedeniyle anılan şirketin ticaret sicil kayıtlarının da dosya kapsamına alındığı, buna göre şirketin 28.09.1981 tarihinde tescil edilmiş olduğunun ve davalı …’ın bu şirketin müdürü olduğunun bildirildiği, öte yandan anılan şirket adına da … sicil no. ile tescilli bir işyerinin de bulunduğu, bu işyerinin işe giriş bildirgesinde belirtilen … ünvanlı … sicil nolu iş yerinden farklı bir adreste kurulu olduğu, baskı ve montaj işleri mahiyetli bu işyerinin ise 01.10.1979- şeklinde kanun kapsamında olduğu, Kurum tarafından bu işyerinin de 1989 yılına ait dönem bordroları olmadığı bildirilmişse de dinlenen davacı tanıklarından … ile …’in anılan şirketin … sicil işyerinden 1989 yılına ait bildirimlerinin olduğunun hizmet döküm cetvellerinden anlaşıldığı, dinlenen davacı tanıklarının tamamının çalışılan işyerinin adresini belirtmeden davacı ile çalıştıklarını beyan ederlerken bir kısım tanıkların …’a ait işyerinde çalıştıklarını beyan ettikleri, bir kısım tanıkların ise … isimli şirkette birlikte çalıştıkları yönünde beyanda bulundukları, beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği, komşu işyeri araştırması yapılmadığı, anılan tanık beyanları ve dosyada mevcut diğer delillere dayanarak eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
6.Buna göre Mahkemece, her ne kadar Kurum tarafında gerek … ünvanlı işverenin 591585 sicil nolu iş yerinden, gerekse …Ltd. Şti. ünvanlı 286649 sicil no. ile tescilli bir işyerinden 1989 yılında bordro verilmediği bildirilmişse de dinlenen tanıklardan yukarıda belirtilenlerinin hizmet döküm cetvellerinde … şirketinden 1989 yılına ilişkin bildirimlerinin olduğu anlaşılmakla, Mahkemece bir kere daha davalı Kurumdan işe giriş bildirgesinde işveren olarak belirtilen … ünvanlı işverenin 591585 sicil nolu iş yerinden 1989 yılı dönem bordrolarının olup olmadığı bir kere daha sorulmalı, dönem bordrosunun varlığı halinde bordro tanıkları dinlenmeli, dönem bordrosunun olmadığının anlaşılması halinde, dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının, emniyet, vergi dairesi, SGK ve belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerlerinin de tespit edilememesi halinde taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek kişiler sorularak bildirilecek kişilerin sigortalık ve diğer çalışma kayıtları da getirtilerek dinlenilmeli, böylelikle dosya içinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
7. Kabule göre de;
5510 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Eldeki davada, Mahkemece 20.10.1989 tarihli işe giriş bildirgesi tarihinde 15.10.1972 doğumlu davacının 17 yaşında olduğu, buna göre davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 15.10.1990 tarihi olduğu, bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur.
8.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.